Bolivar’dan Chávez’e Latin Amerika, ABD’nin Latin Amerika’ya müdahaleleri, ABD’nin dünyadaki müdahalelerinden bazı örnekler, emperyalist saldırganlıkların emrinde bilim dışı jeopolitik “teori”leri, Venezuela halkına yönelik emperyalist saldırı ve ABD’nin nükleer, biyolojil  ve kimyasal savaş suçlarından bazı örnekler 

 

 

Yusuf Küpeli, Şili, Allende, CIA ve Pinochet

(…) Bill Clinton döneminde, 1 temmuz 1999 günün Washington, 5 800 sayfa tutan gizli Pinochet belgelerini yayınlayacaktı. Sözkonusu CIA belgeleri, Şili’de öldürülen muhalif sayısını 10 bin civarında gösteriyordu. Gerçek sayının gösterilenin üzerinde olduğunu herkes biliyordu. Binlerce insan da kayıptı. Binlerce ceset Pasifik Okyanusu’na atılmıştı. Öldürülenlerin birkısmı, katledildikten sonra kuzeydeki Atacama çölünün tuzlu toprağına gömülmüşlerdi. Sözkonus tuzlu ve kuru toprak nedeniyle tam bozulmamış cesetlerden birkısmının kimliğini tayinetmek mümkün olacaktı. Katolik Kilisesi’nde yapılan ayinlerle

 

 

Şili, Allende, CIA ve Pinochet

 

Yusuf Küpeli

 

Pasifik kıyısında 20nci paralelin biraz kuzeyinden itibaren Latin Amerika’nın en güney ucuna dek 4 350 kilometrelik ince bir şerit gibi uzanan, eni batıdan doğuya 177 kilometre kadar olan, Antartisk’ten küçük bir bölümü de sınırları içine alan ve adaları ile birlikte 756 626 kilometre kare yüzülçüme sahibolan Şili (Chile), 1818’de İspanya’dan bağımsızlığını elde etmişti... Şili (Chile), Mapuçi (Mapuche) yerlilerinin dilinde, bir çeşit acı biberin adıdır... Değişik iklim kuşaklarını içinde barındıran ülkenin günümüzde 17 milyonu aşan nüfusunun yüzde 89.7 kadarı Avrupa kökenlidir. Ülkenin yüzde 9.6 kadarı yerli Mapuci (Mapuche) halkından, yüzde 0.5 kadarı yerli Aymara halkından, yüzde 0.2 kadarı ise Polinesyalı Rapa Nui halkındandır. Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı olanlar, yüzde 76.7’lik bir oranla en büyük dini gurubu oluşturmaktadırlar...

 

Şili Komünist Partisi 2 Ocak 1922’de kurulmuştu. Şili Sosyalist Partisi ise, aralarında Salvador Allende’nin de (1908- 1973) bulunduğu bir grup aydın tarafından 9 Nisan 1933’de kurulacaktı. Allende o sırada henüz 25 yaşında idi... Sözkonusu parti, “Sosyalist Enternasyonal”in Batılı partilerinden çok daha solda, Marksizme çok daha yakın durmakta idi. Toplumsal çelişkilerin çok daha keskin olduğu, güçlü bir işçi aristokrasisinin bulunmadığı Şili ve benzeri ülkeler için bu durum, sonderce anlaşılabilir bir gerçekti...

 

Şili Komünist Partisi ile Allende’nin başında olduğu Şili Sosyalist Partisi önderliğinde, solda ve merkezde duran partiler biraraya gelecekler ve 1969 yılında “Halk Birliği” (“Unidad Popular”, UP) adlı bir cephe örgütlenmesi yaratacaklardı. UP içinde, “Sosyalist Parti”; “Komünist Parti”, Radikal Parti, işçilerin ve köylülerin partisi “MAPU”, ya da tam adıyla “Birleşik Halk Eylem Hareketi”, (“Movimiento de Acción Popular Unitario”); “Sosyal Demokrat Parti”; 1971’de cepheyi terkedecek olan “Hiristiyan Sol”, “Şili Hiristiyan Demokrat Partisi”nin Radomiro Tomic önderliğindeki sol kanadı bulunmakta idi. Radikal Parti’nin bir bölümü 1972’de cepheden kopacaktı. Bunlar, darbenin etkisinin sonlanmasının ardından, 1994 yılında, “Sosyal Demokrat Parti”  ile birleşerek “Sosyal Demokrat Radikal Parti” adını alacaklardı… Kurulan cephenin, “Unidad Popular”ın önderi, Marksist ideolojiye sahip Salvador Allende idi... Ekstrem “sol” sayılabilecek bir çizgide 12 Ekim 1965’de kurulmuş olan MIR’in (“Movimiento de Izquierda Revolucionaria”) dört üyesinin parti merkezinden habersiz olarak gerçekleştirmiş oldukları şiddet içerikli bir saldırının ardından, iktidardaki Hiristiyan Demokrat Parti hükümeti, 1969 yılında MIR’i yasaklanmıştı. Sonradan reorganize edilecek olan MIR, sözkonusu “Unidad Popular” adlı koalisyonun dışında kalmakla birlikte, iktidarı boyunca Salvador Allende’yi destekleyecekti...

 

 “Unidad Popular”ın adayı olarak 1970 yılı seçimlerine katılan Salvador Allende’nin programında, aralarında zengin bakır madenlerinin de olduğu birkısım büyük endüstriyi millileştirme vaadi bulunmaktaydı. Bakır madenlerinin millileştirilmesi, -dünyanın en büyük uluslarüstü tekelleri arasında yeralan- 1920 doğumlu ve ABD merkezli ITT (International Telephone & Telegraph) korporasyonunun yararlarına saldırı anlamına gelmekteydi. Çünkü ITT Korparasyonu, Şili’nin bakır madenlerinin önemli kısmını elinde tutmaktaydı... ITT (International Telephone & Telegraph ve 1983’den itibaren International Telephone and Telegraph Corporation), 1920 yılında Karaib merkezli bir telekominikasyon şirketi olak doğmuş ve 1924- 25 yıllarında 11 ülkenin telekominikaston ağını kontrol eden bir korporasyona evrilmişti. Kuba’da 1959 yılbaşında gerçekleşmiş olan devrimin ardından, 3 mart 1959 günü bir millileştirme yaşamıştı ve millileştirilenler arasında ITT’de bulunmaktaydı... ITT, Kuba’da olana benzer ve maliyeti kendisi için çok daha yüksek olacak bir olayı Şili’de de yaşamak istemiyordu... Diğer yandan Allende’nin sözkonusu programında, kamuyu ilgilendiren sektörlerin, sağlık ve eğitim sistemlerinin devletleştirilmeleri yeralmaktaydı... Sonuçta Allende, 4 Eylül 1970’de, yüzde 36,6 oy oranı ile seçimi kazanacak, ve 3 Kasım 1970 günü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı...

 

CIA’nın Şili seçimlerine müdahaleleri, “Unidad Popular”ın seçimleri kazanmasından çok önce başlamıştı... CIA’ya bağlı “Özel Grup”, “Komite 303” ve “Komite 40”, ABD Başkanı’na ve CIA’ya bağlı kişiler tarafından yönetilen aynı örgütün döneme göre değişen adları idi. Sözkonusu CIA örgütlenmesi, 1964 seçimlerinde, Hiristiyan Demokrat Parti’nin adayı Eduarda Frei Montavla’nın kazanması için çaba sarfetmiş, bu amaca yönelik olarak Nisan 1964’de 3 milyon dolar yatırmıştı. ABD’nin siyasi terminolojisinde bunun adı, “Dolar Diplomasisi” olmaktaydı...

 

Sözkonusu CIA örgütlenmesi, “Komite 303” veya “Komite 40”, Mayıs 1964’de, aynı parti için (Hiristiyan Demokrat Parti için), kentlerde ve kırsal kesimde değişik örgütlere 160 bin dolar yedirmişti. CIA’nın sözkonusu yatırımları sonucu, Hiristiyan Demokrat Parti’nin adayı Eduarda Frei, yüzde 55.7 oy oranıyla seçilmişti... Hiristiyan Demokrat Parti’nin seçilmişlerini desteklemek amacıyla CIA, 1965 yılında 175 bin, 1967 yılında 30 bin, 1968 yılında 150 bin doları değişik çevrelere dağıtmıştı...

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlanmasının hemen ardından, 25 Ekim 1970’de gerçekleşecek olan Kongre seçimlerini etkilemek amacıyla sözkonusu CIA komitesi (“Komite 303” veya “Komite 40”), 8 Eylül 1970 günü, ABD’nin Şili elçisi Korry’e 250 bin dolar verecekti. Ertesi gün, 9 Eylül günü New York’ta gerçekleşen ITT yönetim kurulu toplantısında, ITT direktörü Harold Geneen, “Şili Kongresi’nde Allende’yi durdurabilecek bir koalisyonu şekillendirebilmek için herşeyi yapmaya hazır olduğunu, bu iş için bir milyon dolar ayırdığını”, söyleyecekti… Şili’nin iki kamaralı Kongresi veya Meclisi, 4 Temmuz 1811’de şekillenmişti. Kongre’nin Alt Kamarası’nda, dört yıl için seçilmiş 120 vekil bulunmaktaydı. Üst Kamara’da bulunan 47 üyenin 38 tanesi, sekiz yıl için seçimle gelirken, beş tanesi cumhurbaşkanı ve yüksek mahkeme tarafından atanmaktaydı. Geriye kalan dört üye ise, silahlı kuvvetlerin kuvvet komutanlarından oluşmaktaydı. Yalnız, 2017 yılından itibaren alt kamaranın üye sayısı 155’e, üst kamaranın üye sayısı ise 50’ye çıkartılmıştı. Daha önce yazmış olduğum gibi, bu çift kamaralı sistem, Simon Bolivar’ın düşüncelerine uygundu ve İngiliz sisteminden etkilenmişti. Alt Kamara, “Avam Kamarası”na, Üst Kamara ise “Lordlar Kamarası”na benzetilmişti…

 

ABD Başkanı Richar Nixon (başkanlığı, 1969- 74), 15 Eylül 1970’de, Allende’nin devrilmesi için CIA direktörüRichard Helms’e emir verecekti. CIA direktörü, ispanyolcası “29 Eylül”, ingilizcesi “II. Adım” olan plan çerçevesinde askeri darbe hazırlıklarına başlayacaktı… CIA, Ekim 1970’den itibaren Şili Savunma Bakanlığı içindeki komplocularla ilişkiler geliştirme adımları atacaktı. Beyaz Saray’da yapılan bir toplantının ardından CIA, eylemlerini yavaşlatacaktı ama, sonlandırmayacaktı. Darbe olasılığı herzaman el altında tutulacak ve bu konuda çalışmalar sürecekti. CIA, Şili içindeki komploculara, gözyaşartıcı bombalar ve ateş hızı yüksek son model makineli tabancalar sağlayacaktı... Yine CIA komitesi, ABD’nin Şili elçisi Korry’e, 14 Ekim 1970 günü, bir radyo istasyonu alması için 60 bin dolar verecekti ama, bu para kullanılmayacaktı...

 

CIA’nın Şili Kongresi’ni etkileme, Kongre’de Allende’nin yolunu kesme çabası boşa gidecekti. Kongre’de 24 Ekim 1970 günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde, ITT ’nin ve CIA’nın desteklediği Alessandri için çıkan oyların yaklaşık üç katı  Allende için çıkacaktı. Allende, Hristiyan Demokrat Parti’nin yapmak istediği on anayasa değişikliği talebine destek vereceğini açıklayarak seçimi kazanmıştı... Sonuçta Allende, resmen Şili’nin yeni cumhurbaşkanı olarak ilanedilecekti. Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi Allende, 3 Kasım 1970 günü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı... Farklı adları yukarıda yazılı olan aynı CIA komitesi, Allende karşıtı kampanya için -giderek artan ölçülerde- para dağıtımını sürdürecekti. Önce, 13 Kasım 1970 günü, Hristiyan Demokratlar’a 40 bin dolar verilecek, ardından, 19 Kasım günü gizli eylemler için 725 bin dolar dağıtılacaktı...

 

Aynı CIA komitesi, “Komite 40”, 28 Ocak 1971’de, Allende karşıtı radyo istasyonları, yine Allende karşıtı günlük gazeteler ve ayrıca komün politikacıları ve diğer politikacılar için bir milyon 240 bin dolar (1 240 000) ayıracaktı. Bu para, kurumların ve kişilerin satınalınmaları amacıyla ayrılmıştı. Sözkonusu para ve daha önce verilmiş olanlar, günümüzün değeri ile çok daha büyük bir miktarı ifade etmektedirler... Ardından, 22 Mart 1971 günü, Hristiyan Demokrat Parti’yi destek amacıyla fazladan bir 185 bin dolar daha ödeme yapılacaktı. Tüm bu Allende karşıtı CIA çabalarına karşın, 4 Nisan günü yapılan belediye seçimlerini, Allende’nin başında olduğu cephe, “Unidad Popular” kazanacaktı. “Unidad Popular”, oyların yüzde 49,7 sini alarak belediye seçimlerinin galibi olmuştu...

 

CIA komitesi, “Komite 40”, 10 Mayıs günü, Hristiyan Demokrat Parti’nin gazetesinin basılacağı modern baskı makineleri için 77 bin dolar ödeyecekti. On gün sonra, 20 Mayıs 1971 günü, “Komite 40”, acil ödenmesi gereken borçları için Hristiyan Demokrat Parti’ye 100 bin dolar verecekti. “Komite 40”, 26 Mayıs günü, aynı partiye, borçları için bir 150 bin dolar daha verecekti. Yine “Komite 40”, 6 Temmuz günü, Senato’da bir seçim için Allende muhaliflerine 150 bin dolar dağıtacaktı. Diğer yandan ABD İhracat-İthalat Bankası, Şili hükümetinin Şili ulusal uçak şirketi LAN-Chile için gerekli 21 milyon dolar kredi ve kredi garantisi başvurusunu geri çevirecekti. Allende’yi devirmek amacıyla gizlice milyonlar yatırılırken, Şili hükümetinin resmi kredi başvurusu reddediliyordu. Aynızamanda Şili ekonomisini zora sokacak sabotaj eylemleri başlatılıyordu (Benzer operasyonlar, günümüzde, Venezuela için geçerlidir.- Y. K.)... “Komite 40”, 9 Eylül 1971 günü, Santiago’nun en büyük günlük gazetesi El Mercurio’ya gizlice 700 bin dolar ödeyecekti. Allende aleyhtarı yayınlar için basın satınalınmaktaydı... Yine “Komite 40”, 5 Ekim 1971 günü, Allende’nin lideri olduğu “Unidad Popular”ı parçalayabilmek ve muhalif politikacıları destekleyebilmek amacıyla 815 bin dolar verecekti. Aynı CIA komitesi, Ocak 1972’de olacak parlemento seçimlerinde Allende muhalifi adayları desteklemek amacıyla, 15 Aralık 1971 günü, 160 bin dolar ayıracaktı... “Dolar Diplomasisi”, iğmesi artan bir hızla sürmekteydi...

 

“Komite 40”, 11 Nisan 1972 günü, Santiago’nun en büyük günlük gazetesi El Mercurio’ya, 965 bin dolar daha verecekti. Allende aleytarlığı, bol kazançlı meslek haline gelmişti. Sözkonusu CIA komitesi, 24 Nisan günü, “Unidad Popular”ı parçalayabilmek amacıyla 50 bin dolar daha dağıtacaktı. “Komite 40”, 16 Haziran 1972 günü, parlementoya seçilecek Allende karşıtı adaylar için 46 bin 500 dolar verecekti. Aynı yılın (1972) 21 Elül günü “Komite 40”, Allende düşmanı şirketler ve “işveren” örgütü için 24 bin dolar ödeme yapacaktı. Yine aynı yıl, 26 Ekim 1972 günü sözkonusu CIA komitesi, Mart 1973’de gerçekleşecek Kongre seçimleri için Allende muhalifi politik partilere ve özel sektör örgütlerine 1 milyon 427 bin 666 dolar yardım yapacaktı... Aslında, millileştirmeler olmasın diye cömertce dağıtılan bu dolarlar, başta ITT olmak üzere birtakım ABD merkezli şirketlerin Şili halkını nasıl acımasızca sömürdüklerinin en somut kanıtı idi. Bir Türk özdeyişine göre, “Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezdi!”...

 

Tüm yedirilen paralara, satınalınan politikacılara ve dernek yöneticilerine rağmen, ekonomiye yönelik sabotajlara karşın, Allende’yi devirmek mümkün olmuyordu. “Dolar diplomasisi”nin yetersiz kaldığı durumlarda  “savaş gemisi diplomasisi”ni devreye sokmak gerekmekteydi ve bunun bir biçimi Şili’de uygulanacaktı. Artık askeri müdahale alternatifini devreye sokma zamanı gelmişti...

 

Askeri müdahalenin ayak seslerinin duyulmaya başlandığı 1973 yılının 12 şubat günü “Komite 40”, Kongre seçimleri için muhalif partilere 200 bin dolar yardım yapacaktı. CIA’nın Allende muhaliflerine yapmış olduğu tüm yardımlara ve Allende’ye yönelik karalama kampanyalarına ve dağıtılan dolarlara karşın, 4 Mart 1973 günü gerçekleşen Kongre seçimlerini, Allende’nin önderi olduğu “Unidad Popular” kazanacaktı. Oyların yüzde 43,4’ünü toplayan “Unidad Popular”, sözkonusu seçimden güçlenmiş biçimde çıkmıştı... Olanlara karşın CIA’ya bağlı “Komite 40”ın provokasyonları sürecek ve 2 Ağustos 1973 günü 110 bin otobüs ve taksi sahibi greve gidecekti. (Aynı oyun günümüzde Venezuela’da oynanmaya çalışılmaktadır.) Bu gelişmenin hemen ardından, 20 Ağustos günü “Komite 40”, muhalefet partilerine ve özel sektör örgütlerine 1 milyon dolar verecekti ama, bu paralar kullanılmayacaktı. CIA tarafından yönlendirilen askeri darbe, 11 Eylül 1973 günü gelecekti. Allende o gün yaşamını yitirecekti...

 

CIA’nın ve ITT’nin Allende’yi devirmek için yapmış olduğu harcamalar hakkındaki sayılar, bu metinde verilmiş olan sistematik bilgiler, Şili’de İnsan Hakları İçin Komisyon (DDHH) tarafından yayınlanmıştır. Aynı bilgiler DDHH’den alınıp, “Ekonomiska bidrag frċn USA till Chile 1962- 75” başlığıyla isveççe olarak yeniden yayınlanmıştır. Sözkonusu raporun ispanyolca tam metni de mevcuttur...

 

Aslında, Salvador Allende’nin iktidarının ilk yılında Şili ekonomisi gayet iyi işleyecekti. Programda yeralan millileştirmeler gerçekleşecek, işçi ücretlerinde dikkate değer bir artış olacaktı. Her çocuğa sabahları bir bardak süt içme olanağı sağlanacaktı... Bazı yasalarda halktan yana değişiklikler gerçekleştirilir, bakır endüstrisinde millileştirmeler yapılır, latifunda sistemi, yani devasa çiftlikler parçalanarak yoksul köylüler toprakla buluşturulurken, ulusal gelirde de kişi başına yüzde 1,2’lik  bir yükselme yaşanacaktı... Çin ve Küba ile diplomatik ilişkiler geliştirilecek, ekonomik ve kültürel bağlar kurulmaya başlanacktı. Fidel Kastro, Ekim 1971’de Şili’yi ziyaret edip, bu ülkede bir ay kalacaktı. O, Kastro, ziyareti sırasında, 24 Ekim günü, Concepcion Universitesi’nde yapmış olduğu konuşmada, “nasıl komünist olduğunu”, anlatacaktı... (bak: Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar  http://www.sinbad.nu/kubadevr.htm ) Tüm bunlar, özellikle Kastro ile Allende arasındaki dostluk ilişkileri, ABD üst sınıfları, ABD başkanları ve CIA tarafından kabuledilebilir işler değildi...

 

Şili ekonomisine yönelik sabotajlar, uluslararası kredi kurumlarının Şili’ye vereceği kredilerin ABD tarafından bloke edilmesi, Şili’nin gereksinim duyduğu makine parçalarının ithalatının engellenmesi, Şili ekonomisinde kötüleşmeye neden olacaktı. Buna ek olarak -günümüzde aynen Venezuela’da uygulanmaya konulmuş olduğu gibi- CIA destekli muhalefetin yıkıcı eylemleri, yürütülen ticari engellemelerin sonuçlarına tüy dikecekti. Sonuçta, Şili’de yaşam yaklaşık yüzde 50 pahalılaşacaktı. Ağır kamyon, TIR sürücülerinin 23 bin tanesinin başlatmış olduğu grev, Şili ekonomisini çok kötü vuracaktı. Değişik kaynaklara göre, 9 Ekim 1971 günü -sonu belirsiz biçimde- başlatılmış olan kamyon sahiplerinin ve sürücülerinin grevini CIA kışkırtmış ve finanse etmişti. CIA, “Eylül planı” adını verdiği proje çerçevesinde grevcilere 2 milyon dolar vermiş ve onları kışkırtılıp desteklenmişti. Sözkonusu grev, 165 kamyon sahibinin 40 bin üyeli ve 56 bin araçlı sendikası tarafından yürütülmüştü... Karaborsanın, vergi dışı ekonominin kışkırttığı enflasyon, yüzde 140 oranına ulaşacaktı. Aynı yılın (1972) sonbaharında grevler artacak, küçük iş sahipleri, ve bazı satınalınmış sendikalar grevlere başlıyacaklardı... Tüm bu olanlara karşın Mart 1973 seçimlerinde “Unidad Popular”, oylarını yüzde 43,4’e çıkartmayı başaracaktı. CIA kaynaklı tüm bu haydutça uygulamaların sonucu olarak ekonomide kötüleşme, 1972 yılında başlayacaktı. Buna karşın, yukarıda da ifade edilmiş olduğu gibi, 1973 seçimlerinde “Unidad Popular”ın oyları yine de artacaktı...

 

 “Unidad Popular”ın bu ikinci zaferinin ardından, Allende muhalifi ve CIA bağlantılı Hiristiyan Demokrat Parti ile aşırı sağcı Ulusal Parti, “Demokratik Koalisyon” (“Confederación Democraática”, CODE) adında bir birlik oluşturacaktı. Allende hükümetini zayıflatabilmeleri, politik yaşamda destabilizasyon (dengesizlik, kargaşa) yaratabilmeleri amacıyla CIA, sözkonusu birliğe, sağcı partilere ve örgütlere, 8 milyon dolar verecekti... Olaylar durulmuyordu ve Ağustos 1973’de, 100 bin kadar şilili kadın, yükselen fiyatları ve artan gıda yokluğunu protesto etmek amacıyla öfkeli biçimde “Anayasa Meydanı”nda (Plaza de la Constitución) toplanacaktı... Sonuçta Allende, yavaş yavaş kontrolu yitirmekteydi, ve mevcut “Soğuk Savaş” koşulları içinde ABD’nin arka bahçesi konumundaki Latin Amerika’da, Allende’nin, Kuba dışında dayanışma içinde olabileceği güç kalmamıştı... Zaten Kuba’da ağır ABD ambargosu altındaydı...

 

Anlaşıldığı kadarıyla Allende’nin en büyük zaafı, gizli servis ve silahlı kuvvetler üzerinde denetim kuramamış olmasıydı. Aslında, kısa iktidarı boyunca bunu başarabilmesi de olanaklı gözükmemekteydi. Ne ölçüde doğrudur bilemem ama, bazı anlatılara göre, “Allende, Şili ordusunun ve gizli servisinin yeniden organize edilmesi gerektiğini düşünmüştü ve bu konuda Sovyetler Birliği’nden yardım istemişti.  Sovyetler Birliği, sözkonusu reorganizasyon için Allende’ye mali ve teknik yardım sağlamaktan kaçınmıştı...” Bu bilgi, Sovyetler’i karalama amacıyla yayılmıyorsa, doğruluk payına sahipse eğer, Sovyet yönetimi, CIA ve Pentagon ile iç içe geçmiş bu tip yapıların, Şili’nin askeri ve istihbari örgütlenmelerinin hemen öyle kolayca değiştirilemiyeceğini bildiği için, sözkonusu teklife soğuk bakmış olabilirdi. Muhtemelen Sovyet yönetimi, Allende’nin kısa sürede devrileceğini tahmin edebiliyordu ve bu nedenle başına dert olabilecek bir işe girişmek istemedi. Yine muhtemelen Sovyet yönetimi, böyle bir işe girişerek büyük emek vermiş olduğu uluslararası ilişkilerde “Detand” (“Détente”) olarak anılan yumuşama sürecine zarar vermek istememiş olabilirdi ama, kısa süre sonra ABD bu süreci baltalayacaktı...

 

Allende’nin öngördüdüğü devrim niteliğindeki toplumsal-ekomik değişiklikler, halk desteğinin yanında, ideolojik olarak hükümete bağlı, hükümetle birlikte davranan güçlü bir ordu ve istihbarat örgütü olmadan gerçekleşemezdi. Yararları zedelenecek olan tekeller ve Beyaz Saray, böyle bir değişime izin vermezdi. Şili’nin güvenlik güçleri, Pentagon’un ve CIA’nın kontrolu altındaydılar... Bu şartlar altında yapılmaya çalışılan devrim niteliğindeki reformların ve ABD’yi olağanüstü rahatsız edecek biçimde Çin ve Küba ile kurulan yakın ilişkilerin, herhangi bir güvenliğinin olamayacağı ortadaydı...

 

Allende’nin kalemi daha seçimi kazanır kazanmaz kırılmıştı.  “FUBELT Projesi” çerçevesinde ABD Başkanı Nixon, 1970 sonbaharında, Allende seçimi kazanır kazanmaz, “Allende’nin hemen devrilmesi” için CIA’ya emir vermişti. Sözkonusu “FUBELT Projesi” çerçevesinde Şili’de ekonomik kriz üretilecekti. CIA direktörü Richard Helms’e yollanmış 15 Eylül 1970 tarihli yazılı bir emirde Nixon, Şili’yi kastederek, “Allende’nin iktidarı elde etmesini, ya da koltuktan devrilmesini sağlamak acıyla ekonomiyi dehşet yüklü bir çığlığa döndür!”, diye yazmaktaydı (Aynı ekonomik saldırı, ekonomiyi yıkma eylemi, günümüzde Venezuela’da yürürlüğe konmuştur.)... Nixon’un Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in (secretary of state, 1969- 76) ifadesi ile Nixon, “eylem için tetiğe basmıştı”. Şili’de bakır madenlerinin önemli kısmının işletmesini ve ülkenin telefon sistemini elinde tutan ITT, Allende’nin devrilmesi için milyon dolar vadeder ve bu konuda hertürlü yardım için sözverirken, Allende’nin devrilmesi konusunda, Pepsi-Cola’da en üst düzeyde Başkan Nixon’a başvurmaktaydı...

 

Allende’nin zaferi ile sonuçlanmış olan 4 Eylül 1970 seçimlerinin hemen ardından, 24 Ekim 1970 günü, CIA tarafından finanse edilen ve techizatları sağlanan General Roberto Viaux ve General Camilo Valenzuela, birlikte, Allende’nin emirlerine uyabilecek General René Schneider’i öldüreceklerdi. Bu suikastin ardından, öldürülen General René Schneider’in yerini almış olan General Carlos Prats, sağcı muhalefeti yatıştırma düşüncesi ile, Allende tarfından Kabine’de İçişleri Bakanı yapılacaktı. General Carlos Prats, açıklıktan yana idi ve Allende’ye yönelik bir askeri darbe planına katılmayı reddedecekti. Fakat böyle bir komploya hazır başkaları vardı...

 

Sağcı-faşist güçlerin provokasyonları giderek güç kazanmaktaydı... Albay Roberto Souper komutasındaki tanklarla dolu bir zırhlı alay, 29 Haziran 1973 günü, Cumhurbaşkanlığı Sarayı La Moneda’yı çembere alacaktı. Bu başarısız tank darbesi, “Patriay Libertad” adlı milliyetçi paramiliter bir grup tarafından örgütlenmişti. Allende yönetimini devirmeye yönelik bu başarısız müdahaleyi, başka olaylar izleyecekti. El Teniente’de bulunan bakır madenlerinde, 1973 yılının Temmuz ayının başında genel grev başlayacaktı. Ağustos 1973’de anayasa krizi yaşanacaktı. Yüksek yargı ile Allende hükümeti karşı karşıya gelecekti... Yukarıda anılmış olan CIA bağlantılı Hiristiyan Demokrat Parti ile aşırı sağcı Ulusal Parti arasında kurulmuş “Demokratik Koalisyon”, Allende’yi anayasayı çiğnemekle suçlayacak, orduyu göreve çağıracak, açıkça askeri darbe daveti yapacaktı...

 

Cumhurbaşkanı Allende, daha önce, 9 Ağustos 1973 günü Kabine’de İçişleri Bakanı yapmış olduğu General Carlos Prats’ı Savunma Bakanlığı’na getirecekti. Fakat O, Prats, 24 Ağustos 1973 günü, hem Savunma Bakanlığı’nı ve hem de ordu kumandanlığını bırakacaktı. Anlaşılan O, gelmekte olan fırtınayı sezmiş, ya da haber almış ve görevlerini bırakmıştı. Fakat, görevlerini önceden terketmiş olması bile O’nu, Carlos Prats’ı ölümden kurtaramıyacaktı. Carlos Prats, 1974 yılında, Buenos Aires kentinde, “Kondor Operasyonu” (“Operation Condor”) çerçevesinde Şili servisi DINA tarafından öldürülecekti. Arjantin’de henüz faşist askeri darbe olmamıştı, “Kondor Operasyonu” henüz resmiyet kazanmamıştı, darbeye daha iki yıl vardı ama, anlaşılan, Arjantin servisleri faşist Şili’nin servislerine kapıları sonuna dek açmışlardı...

 

Üst orta sınıflardan gelen ve Santiago’nun 140 kilometre kadar kuzeybatısındaki liman kenti Valparaíso’da 1918 yılında doğmuş olan Augusto Pinochet, General Carlos Prats’ın görevini bıraktığı gün, Allende tarafından ordu kumandanlığına atanacaktı... Allende, farkında olmadan, kısa süre sonra katili olacak kişiyi kendi elleriyle olabilecek en güçlü konuma taşımıştı... Ordu kumandanlığına atanmasından 18 gün sonra, 11 Eylül 1973 günü Allende yönetimini devirecek olan General Augusto Pinochet, 1990 yılına dek, askeri yönetimin başı olarak Şili’yi yönetecek ve 2006 yılında yaşama veda edecekti...

 

Başarısız “tank-darbesi” girişiminden iki ay kadar sonra, 11 Eylül 1973 günü sabah saat 07:00 sularında, -bizzat Allende tarafından göreve atanmış- Augusto Pinochet’in emrinde, Kara Kuvvetleri, Donanma, Hava Kuvvetleri, ve “Carabineros” adı verilen üniformalı polis gücü, işbirliği içinde Allende karşıtı askeri darbeyi başlatacaktı... Önce Donanma, deniz piyadeleri, Başkent Santiago’nun hemen kuzeybatısındaki liman kenti ve liman işçilerinin kenti Valparaíso’da denetimi sağlayacaktı. Anlaşılan generaller, ülkenin en önemli limanındaki trafiği kontrol altına almak istemişlerdi. Bu ilk eylemle birlikte askerler, tüm radyo ve televizyon bağlantılarını kesecekti. Yine anlaşılan darbeciler, Allende’nin halk yığınları ile, ülkenin farklı merkezleri ile ve dünya ile iletişimini kopartmak istemişlerdi... Donanma’nın operasyonundan haberdar olan Allende, sabahın 08:00’inde, “Kişisel Dostlar Grubu (GAP)” adı verilen muhafızları ile birlikte, Başkanlık sarayı La Moneda’ya gelecekti. Ordu, Santiago’da bulunan radyo ve TV istasyonlarının çoğunu susturarak haberlerin yayılmasını engellemekteydi. Yayına devameden radyo istasyonlarını Hava Kuvvetleri bombalayacaktı...

 

Eksik bilgi alan Allende, başlangıçta, sadece Donanma’nın bir operasyon yapmakta olduğunu sanmıştı... Cumhurbaşkanı Allende ve Savunma Bakanı Orlando Letelier, kendilerine sadık bildikleri askeri kumandanlarla iletişim kuramaya çalışacaklardı ama, bunların telefon hatları kesilmiş olduğu gibi, iletişim için gerekli araçlar da sabote edilmişlerdi... Şüphesiz, Allende’in darbe hazırlıklarından önceden haberdar olmaması da, CIA denetimindeki gizli servisin darbeci generallerle birlikte olduğunu, istihbaratın önemini ve bu konuda Allende hükümetinin nekadar zayıf olduğunu göstermekteydi... Yapılan, sonderece ayrıntılı planlanmış usta işi bir askeri darbeydi...

 

Ordu kumandanı General Pinochet ve Hava Kuvvetleri’den General Gustavo Leigh, Allende’nin telefonlarına yanıt vermeyeceklerdi. Üniformalı polis olan “Carabineros”un genel direktörü José María Sepúlveda ve dedektiflik yapan polislerin yöneticisi Alfredo Joignant, Allende’ye yanıt verecekler ve acele cumhurbaşkanlığı sarayı La Moneda’ya geleceklerdi... Savunma Bakanı Orlando Letelier, kendi bakanlığına gelir gelmez tutuklanacak ve darbenin ilk tutuklusu olacaktı... Saat 08:30’da darbeciler, tüm Şili’de kontrolu sağladıklarını ilanedeceklerdi... Aslında darbeciler, saat 09:00 olduğunda tüm Şili’de kontrolu sağlayabilmişlerdi ama, başkent Santiago’da bu kontrolun tam olduğu söylenemezdi... Allende, Santiago’yu terketme, bir uçakla kaçma teklifini reddedecek, anayasal görevinin Başkanlık Sarayı’nda kalmak olduğunu bildirecekti. Allende, halka son konuşmasını yaparak askeri darbeyi mahkum edecekti...

 

Allende ile görüşmeyi reddetmiş olan Hava Kuvvetleri’nden General Gustavo Leigh, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bombalanması emrini verecekti. Bu emirden 40 dakika kadar sonra, erken nesil jet savaş uçaklarından olan İngiliz yapımı Hawker Hunter uçakları, hedefe ulaşıp Cumhurbaşkanlığı Sarayı La Moneda’nın üzerine bombalarını yağdırmaya başlayacaklardı… Sözkonusu bombardımanın ardından, Pinochet’in emri ile zırhlı birlikler ve piyade birlikleri, La Moneda’yı çembere alacaktı. Allende’nin muhafızları ve Allende, bu saldırılara direnecekti. Saat 14:30 sularında, Allende’nin vurularak yaşamını yitirdiği haberi gelecekti. Allende’ye düşman çevreler, polis, hatta Britannica ansiklopedisi, bunun bir intehar olduğunu, Allende’nin kendisine ateş etmiş olduğunu yayacaklardı ama, gerçek böyle değildi...

 

İlk ağızda binlerce, bir bilgiye göre 3 bine yakın sosyalist ve şüpheli darbeciler tarafından öldürülecekti. Askerler, Şili Ulusal Stadyumu’na 40 bin kişiyi tutsak olarak toplayacaklardı. Bunların arasındaki bazı ünlü kişiler, hatta ABD vatandaşı Charles Horman ve Frank Teruggi gibi kişiler dahi vardı. Adları anılan bu iki kişi öldürüleceklerdi. Vahşice öldürülenler arasında, ünlü Şilili müzisyen, şarkıcı, Víctor Jara’da vardı. Anlatılanlara göre, Víctor Jara’nın gitar çalan elleri bileklerinden kesilmişti ve ünlü müzisyen bundan sonra öldürülmüştü… Bir demiryolu işçisinin oğlu olarak 1904 yılında dünyaya gelmiş ve 1971 yılında Nobel edebiyat ödülünü almış olan ünlü Şilili şair Pablo Neruda, Amerikancı faşist askeri darbenin hemen ardından, 23 Eylül 1973 günü, 69 yaşında yaşama veda edecekti. Halbuki O’nun daha yazacakları vardı ama, yapılanlara kalbi dayanmamış olmalıydı…

 

Darbenin ardından geçen üç yıl içinde 130 bin kadar birey tutuklanacak, işkencelerden geçirilecekti... Askeri darbeden beş gün sonra, ABD Başkanı Nixon ile Dışileri Bakanı (secretary of state) Kissinger arasında şu konuşma geçmişti… Nixon, “Orada yeni önemli birşeyler varmı?”, diye sormuştu. Kissinger, “Önemli sonuçları olan birşey yok. Şili’ye ait şeyler pekişmekte ve komünist yanlısı hükümet devrildiği için gazeteler üzülmekteler.”, diye yanıt vermişti. Nixon, “Bu birşey değilmi, bu birşey değilmi?”, demişti. Kissinger, “Demek istediğim, kutlayacaklarına... Eisenhower döneminde olsa, kahraman olurduk.”, demişti. Nixon, “Biz yapmadık, seninde bildiğin gibi, onun içinde bizim elimiz gözükmüyor mamafi.”, diye yanıt vermişti. Kissinger, “Onu biz yapmadık. Demek istediğim, biz onlara yardım ettik.Olabildiğince güçlü biçimde şartları hazırladık.”, diyerek Nixon’u onaylamıştı. Nixon, “Bu doğru. Ve bu, oyunda izlenmesi gereken yol. Fakat dinle...”, diye sürdürmüştü… Nixon ile Kissinger arasındaki diyalogların da gösterdiği gibi, ABD’nin darbenin içinde olduğu su götürmez bir gerçekti. Fakat yine de ABD yönetimi, sözkonusu diyaloglardan anlaşıldığı kadarıyla, darbedeki rolünü gizleme çabası içindeydi.. ABD, darbe sonrasında da süreçlerin içinde olacaktı. Artık Şili pazarının ve doğal kaynaklarının ABD merkezli tekeller için “dikensiz gül bahçesi” olma zamanı gelmişti. Bundan böyle Şili’den bazı iktisatçılar, Milton Friedmans çizgisindeki yeni-liberal iktisatçılar tarafından, “Şikago oğlanları” (“Chicago Boys”) adı verilen iktisatçılar tarafından  Şikago (Chicago) Üniversitesi’nde eğitileceklerdi...

 

Retting-Raporu’na göre, darbenin ardından bir yıl içinde en az 3 000 (üç bin) kişi öldürülmüştü.  Bağımsız Valech Komisyonu’na (2004) göre, 88 tanesi çocuk olan yaklaşık 30 bin kişi işkenceden geçirilmişti. Fazlası da vardı ve 2009 yılında basılan verilere göre, darbenin gerçekleştiği 1973 yılından sonbulduğu 1990 yılına dek -politik görüşleri nedeniyle- 3 200 kişi öldürülmüş, 50 bin kişi işkenceden geçirilmişti. Aslında, bu sayılar gerçeği olduğundan az göstermekteydi... Yaklaşık 200 bin kişi darbeciler tarafından bir dönem için tutuklanmıştı, ve o yıllarda 16 milyon nüfusu olan bir ülke için bu sayı az değildi... Bir milyona yakın Şilili ülkesini terketmek zorunda kalmıştı ve muhalefet illegaliteye itilmişti... Daha önce de ayrıntıya girmeden ifade ettiğim gibi, 16 Eylül günü ünlü müzisyen Víctor Jara’nın önce elleri bileklerinden kesilecek, kürek kemiği kırılacak, ve bundan sonra ünlü şarkıcı, Şili Ulusal Stadyumu’nun bir köşesinde 41 kurşun ile infaz edilecekti...

 

Bill Clinton döneminde, 1 temmuz 1999 günün Washington, 5 800 sayfa tutan gizli Pinochet belgelerini yayınlayacaktı. Sözkonusu CIA belgeleri, Şili’de öldürülen muhalif sayısını 10 bin civarında gösteriyordu. Gerçek sayının gösterilenin üzerinde olduğunu herkes biliyordu. Binlerce insan da kayıptı. Binlerce ceset Pasifik Okyanusu’na atılmıştı. Öldürülenlerin birkısmı, katledildikten sonra kuzeydeki Atacama çölünün tuzlu toprağına gömülmüşlerdi. Sözkonusu tuzlu ve kuru toprak nedeniyle tam bozulmamış cesetlerden birkısmının kimliğini tayinetmek mümkün olacaktı. Katolik Kilisesi’nde yapılan ayinlerle yaralar sarılmaya çalışılacaktı... Allende’ye karşı darbenin geriye sayımını başlatan Kamyon Şöförleri Sendikası’na greve gitmesi için paraları CIA’nın ödedigi kanıtları ile ortaya çıkmıştı...

 

Pinochet’in İspanyaya iadesini isteyen yargıc Baltazar Gazron, ABD arşivlerinde cinayetlerle ilgili 1 500 sayfalık kanıt bulunduğunu anlatıyordu. Bunlar arasında Paraguay diktatörü General Alfredo Stroessner’in karşıtlarını yoketme planları, Bolivya diktatörü Hugo Benzer’e ait bilgiler vardı. ABD ile yakın işbirliği içerisinde olan altı Latin Amerika diktatörü, “Condor Operasyonu” adını taşıyan gizli bir plan çerçevesinde rakiplerini yoketmeye çalışmışlardı. ABD Senatosu’nun 1979 tarihli Dış İlişkiler Raporu, Şilili General Carlos Prats’ın ve Bolivyalı General Juan Jose Tores’in, “Condor Operasyonu” çerçevesinde katledildiklerini açığa çıkartıyordu (Carlos Prats, Allende’nin önce içişleri, ve sonra savunma bakanı yapmış olduğu general). General Carlos Prats, yukarıda yazmış olduğum gibi, tam darbe öncesi görevlerinden istifa ederek sorumluluklarından kaçmıştı ama, yine de infaz edilmekten kurtulamamıştı… Aynı arşivde sayısız işkence ve cinayet olaylarının kayıtları vardı...

 

Yusuf Küpeli

 

2019- 09- 22

 

yusufk@telia.com

 

www.sinbad.nu

 

 önceki                                                                                 sonraki

 

http://www.sinbad.nu/