not: Aşağıdaki metin, değişik Türk halkları ve bu halkların dilleri üzerine bilgiler veren bir kitabın küçük parçalarındandır. Umarım işinize yarar. İyi okumalar dileğiyle- Yusuf Küpeli, 28 Temmuz 2012

 

Yusuf Küpeli, OĞUZ TÜRKÇESİ KONUŞAN “AZERBEYCAN” HALKINA NEDEN “AZERİ” DENİLMEKTEDİR?, VE “AZERBEYCAN” ADININ ANLAMI ÜZERİNE KISA NOTLAR 

(...) Sonuçta bu coğrafi ad, “ateş toprağı” veya “ateş ülkesi”, veya “Ateşin Bekçisi’nin Ülkesi” anlamına gelmektedir ama, günümüzde aynı topraklar üzerinde yaşamakta olan halk, yaklaşık 900’lü yıllardan itibaren bölgeye yerleşmiş olan Oğuz Türkleri’dir... 

 

OĞUZ TÜRKÇESİ KONUŞAN “AZERBEYCAN” HALKINA NEDEN “AZERİ” DENİLMEKTEDİR?, VE “AZERBEYCAN” ADININ ANLAMI ÜZERİNE KISA NOTLAR 

Oğuz türkçesi konuşulan diğer halklardan ileride kısaca sözedilecektir ama, burada yeri gelmişken, “Azerbeycan” hakkında kısaca bazı bilgiler vereyim... Oğuz türkçesi ile bağlantılı olarak yukarıda adı geçmiş olan “Azerbeycan” adının, veya “Azerbeycan” sözcüğünün türkçe ile bir ilgisi yoktur. Farsça veya persçe kökenli bu ad, sözkonusu coğrafyaya, Türk-Oğuz aşiretleri yerleşmeden çok önce verilmiştir. “Azerbeycan” adı, -Hinduizm’in de ilk basamağı olan Veda dininden üretilme- eski düalist İran dini Zoroastrianism’in “Akıllı Efendisi”ni (“Ahura Mazda”yı) sembolize eden “kutsal ateş” olayı ile doğrudan doğruya bağlantılıdır.

 

“Azerbeycan” sözcüğünün parçalarından “Azer”, İran dilinde veya farsçada “ateş” anlamına gelmektedir. Aslında İranlılar kendi dillerinde bu ülkeyi “Azerbaygan” olarak adlandırmakta imişler ama, “g” harfinin bulunmadığı arabçada aynı ad  “Azerbeycan” olmuştur... Sözkonusu adın ikinci bölümü olan “baygan” veya “baycan” ise, yine farsçada “yer” veya belirli bir “toprak” parçası anlamına gelmektedir. Sonuçta Azerbeycan adı, “ateş yeri” veya “ateş toprağı” veya “ateş ülkesi” anlamınadır. Bu ad, “ateş ülkesi” adı, bölgedeki Zoroastrian tapınaklarında sürekli yanan “kutsal” ateşler ile bağlantılıdır...

 

Azerbeycan’ın daha eski adı olan Atropatene’nin başkenti Tebriz (tab-riz) ise, “ısı yaratan akıntı, dalga” anlamına gelmektedir. Tebriz’in (Tabriz) daha eski adı ise, Gazaca’dır... Atropatene, İ. Ö. 330 yılında Pers ülkesini (eski adıyla Media) fethetmiş olan Büyük İskender’in generallerinden birinin adıdır. O yıllarda bu ad, Azerbeycan’a verilmiştir. Yine bir İran topluluğu olan ve Kuzeydoğu İran’dan gelerek Helen egemenliğine sonveren Parth (İ.Ö. 247- İ.S. 224) aşiretleri, Ermeniler, ve Romalılar zaman zaman Azerbeycan (Atropatene) üzerinde egemenlik kurmuşlardır...

 

Tebriz (Tabriz), İran’a egemen olan Moğol Il Kağanlığı (İlhanlı) Kağanı Mahmud Ghazan (1295- 1304) döneminde, Il Kağanlığı’nın başkenti olmuştur. Aynı kent, Timurlenk, ve ardından Türkler tarafından fethedilmiştir. Yine Tebriz, Karakoyunlu Türkmenlerine, ve Şah Büyük Abbas (I. Abbas, yönetimi, 1588- 1629) dönemine dek Türk Safavi Hanedanı’na  başkent olmuştur. Tebriz, Safavi Hanedanı ile Osmanlılar arasında birkaç kez el değiştirmiştir. Çarlık Rusyası, 1826 yılında Tebriz’i işgaletmiştir... Sonuçta, Tebriz (Tabriz, Gazaca) ve Azerbaycan (Azerbaygan) adları, Zoroastrian tapınaklarında sürekli yanan kutsal ateş ile ve aynızamanda -muhtemelen- topraktan sızarak yanan doğal gaz ve petrolün ateşi ile, yani bölgeye özgü doğa olayları ile bağlantılıdırlar. Ve tekrarlamak gerekirse, tüm sözkonusu adların kaynağında, içlerinde sürekli ateş yanan Zoroastrian tapınakları bulunmaktadır... Sonuçta, Zoroastrian tapınaklarının yoğun olduğu bu tarihi coğrafyanın günümüzdeki adı, tapınaklarda sürekli yanan “kutsal ateş”ten ve bu “ateşin bekçileri”nden gelmektedir.

 

Azerbaycan adını bir kaynağa daha dayanarak azıcık farklı biçimde açıklamak gerekirse... Mustafa Nihat Özün tarafından hazırlanmış olan “Büyük Osmanlıca-Türkçe Sözlük”e göre, farsça “Azerbadgân” kelimesinin parçalarından olan “badgân” sözcüğü, “gözetici, bekçi” anlamına gelmektedir. Aynı sözlüğe göre yine farsça kökkenli “baygân” sözcüğü de “bekçi, koruyucu” anlamına gelmektedir. Bu açıklamadan kalkarak, “Azerbaygân”da dense, veya “Azerbadgân”da dense, sonuç değişmemektedir...

 

Sonuçta, “Azerbeycan” adlı ülkenin adı, “ateşin bekçisi” veya daha önceki açıklamada olduğu gibi “ateş ülkesi”, “ateş yeri” veya “ateş toprağı” anlamına gelmektedir. Ya da, daha doğrusu, bu coğrafyaya “Ateşin Bekçisi’nin Ülkesi”de denebilir belki. Ve sanırım, bu sonuncusu, “Ateşin Bekçisi’nin Ülkesi”, en doğru olanıdır. Sonuçta bu coğrafi ad, “ateş toprağı” veya “ateş ülkesi”, veya “Ateşin Bekçisi’nin Ülkesi” anlamına gelmektedir ama, günümüzde aynı topraklar üzerinde yaşamakta olan halk, yaklaşık 900’lü yıllardan itibaren bölgeye yerleşmiş olan Oğuz Türkleri’dir... 

Yusuf Küpeli

yusufk@telia.com

2012-07-28