Sonradan not: Aslında, Türkiye'nin politik yaşamı üzerine yazmak içimden gelmiyor... Yaklaşık 34,5 yıldır Türkiye dışında olmama karşın, bu iletişim çağında, olanları tüm ayrıntıları ile izleyebiliyorum ve giderek miğdem daha fazla bulanıyor. "Balık baştan kokar" özdeyişine uygun biçimde toplumsal çürümenin, kokuşmanın tepeden aşağıya doğru artan bir hızla gün be gün daha fazla yayıldığını rahatca görebiliyorum. Birçok namuslu insan da bunu görüyor ve henüz onurunu yitirmemiş aydınlar, kalemlerini satmamış, dürüst kalabilmiş gazeteciler gerçekleri yazmaya çalışıyorlar. Sözü ve yazıyı onlara bırakarak, şukadarını söylemek istiyorum... Bir ülkede, hırsızlıkları, rüşvetcilikleri, iş bitiricilikleri bukadar belli birtakım bakanlar yargıya yollanamıyorlarsa eğer, sözkonusu bakanlarla ilgili somut delilleri toplamış olan polisler tutuklanabiliyorlarsa ve deliller yokediliyorsa eğer, cumhurbaşkanı ve gerisindeki gizli karanlık gücün baskısı ile birtakım yargıçlar ve savcılar satınalınıp kriminal unsurlar yararına kullanılabiliyorlarsa eğer, yasama erki yürütmenin emrine sokulabiliyorsa eğer, o ülke, adım adım kanlı karanlık bir kaosa doğru sürükleniyor demektir... Bakanların hırsızlıkları, rüşvetcilikleri açıkça belli olduğu halde, ve bu bakanlar herhangi bir yargı organında aklanmadan sadece bir savcı tarafından, devletin çekirdeğindeki kriminal unsurlarca kullanılan bir savcı tarafından -mevcut yasalara rağmen- haklarında takipsizlik kararı verilerek yargıdan kurtarılabilmişlerse eğer, ve cumhurbaşkanı TV kameraları karşısında, sözkonusu bakanların "yargı tarafından aklanmış oldukları" yalanını rahatca söylüyebiliyorsa eğer, o ülke kanlı bir kaosa doğru hızla sürükleniyor demektir... Tüm toplumsal dengeleri yokeden diktatörlükler, özellikle faşist diktatörlükler, toplumlardaki zıtlıkları uzlaşmaz biçimde derinleştirerek, yalanı ve ikiyüzlülüğü alabildiğine yayarak, sonunda büyük toplumsal trajedilere yol açarlar... Elimde belgeler yok ama, kimse sanmasın ki cumhurbaşkanı "karizmatik" kişiliği ile tüm bu gidişi yönlendirmektedir. Aslında o, ruhsal bakımdan rahatsız bir kişilik olarak devletin çekirdeğindeki halk düşmanı gizli bir güç tarafından seçilmiştir ve kullanılmaktadır- ve tabii bu arada O'da, iktidarını kendisi ve ailesi yararına ve ayrıca devletin önemli kurumlarına karşı kullanmaktadır... Yarın işler çıkmaza girdiğinde, onu kullananlar, tüm suçu onun üzerine yıkarak yıkıntının altından kurtulmaya çalışacaklardır- aynen Alman mali-sermayesinin ve onların ortağı birtakım ABD tekellerinin Hitler'e "deli" deyip işin içinden sıyrılmaları ve düzenlerini sürdürmeleri gibi... Bu gidiş gelmekte olan seçimlerle durdurulamazsa eğer, Türkiye'yi karanlık günler beklemektedir...

Yusuf Küpeli, 2015.01.06

 

Aslında Türkye'de yeni birşey yok. Toplumu 12 yılı aşkın süredir yönetenler, özünde, gerçek kimliklerini hiç gizlemediler. Buna karşın, iktidardan şu veya bu şekilde yarar umanlar, onların gerçek kimliklerini görmezlikten geldiler... Yukarıdaki tablo, 2008 ve 2009 yıllarında sinbad.nu'de yayınlanmış olanların karışık bir bileşimidir. Tümünü buraya almadığım bu tablolardan birisinde, iktidarın başındaki kişiyi, Mussolini ve Hitler ile yanyana göstermiş olduğum için, cemaatin havuzunda kulaç atan liberal maskeli garip bir akademisyenin saldırısına uğramıştım. Bu tuhaf tip, yapmış olduğuma "pornografi" damgasını vurmuştu. Adı anılmaya değmez bu kişi ve benzerleri, şimdi, feryad figan siyasi iktidara saldırıyorlar... Diğer yandan, Batı'nın patronlarının Türkiye'de yaşanan anti-demokratik gelişmeleri eleştirmeleri, şüphesiz, olumlu bir tavır. Fakat buna aldanmamak ve güvenmemek lazım... Çünkü, bir ülkede yaşanan kötülüklerden birinci derecede o ülkenin yönetim kadroları ve en geniş anlamı ile ülkenin toplumsal yapısı sorumlu olmakla birlikte, farklı ülke pazarlarının bu ölçüde iç-içe geçmiş olduğu bir dünyada, olanlardan tüm devletler ve en başta da militarist ABD ve zengin Batı yönetimleri sorumludur... Başta Irak'ta ve tüm Ortadoğu'da olmak üzere Afrika'da ve Asya ülkeleride yaşanan kanlı olayların, anti-demokratik süreçlerin, büyük toplumsal trajedilerin birinci derece de sorumluları, ABD ve zengin Batı yönetimleridir. Bu nedenle, sözkonusu yönetimlerin "demokrasi" söylemlerinin içi boştur, bunlar daha çok sureti haktan gözükme tiyatrolarıdır... Şüphesiz Batı'da iyi insanlar vardır ama, Batı'nın yönetimlerinin Türkiye demokrasisi için yapacakları birşey yoktur. Türkiye NATO üyesidir ve birçok noktadan batı ile sımsıkı bağlıdır; Batı yönetimlerinin halen Türkiye'ye gereksinimleri vardır... Toplumu bu cendereden ancak ülkenin ilericileri ve onlar tarafından aydınlatılacak halk kurtaracaktır... Aslında fazla söze gerek yoktur...

Yusuf Küpeli, 2014-12-17

 

simdi aşağıya, geçmişte yazılmış olmasına karşın günümüzde olanlarla uyumlu bazı metinlerin başlıklarını yerleştiriyorum

 

- Yusuf Küpeli, Führer dedi: "İşte bu kuvvetler ayrılığı denen olay var ya, o geliyor, sizin önünüze engel olarak dikiliyor!"

 

Yusuf Küpeli, HALK TÜRBANLA OYALANIRKEN, İŞÇİLER VE TOPLUMUN TÜMÜ ÜZERİNDEKİ FAŞİST BASKILAR YOĞUNLAŞIYOR!

 

- Yusuf  Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı

 

- Yusuf Küpeli, “Türklüğü, cumhuriyeti, ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni korumak” yalanı üzerine

 

- Yusuf Küpeli, Zehir, yavaş yavaş zehirlenen toplumlar anlaşılabilir gerçeklerdir... ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

 

- Yusuf Küpeli, “YÜZ TEMEL ESER” VE YOZLAŞMA ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ bak: Kültür

 

- Yusuf Küpeli, Laiklik, Cumhuriyet’in en trajik açmazı ve çürütülen Cumhuriyet üzerine

 

 

2008'den

http://www.sinbad.nu/