Kadın cinayetleri ne kadar arttı?

Şiddet gören kadının kalabileceği sığınma evi yok

Kadınların 3'te 1'i şiddet görüyor

7 ayda 246 kadın cinayeti kadınları ayağa kaldırdı

DİYARBAKIR: 2010 yılında 72 kadın öldürüldü 113'ü intihar etti

Bir şansım daha olsa kadın olmazdım!

 

Kadın cinayetleri ne kadar arttı?

Ankara Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Müge Yetener, Türkiye'de Kadın cinayetlerinin yüzde bin 400 arttığını ve günde ortalama 5 kadının cinayete kurban gittiğini söyledi.

05 Mart 2011 Cumartesi http://www.yenisafak.com.tr/Gundem/?t=05.03.2011&i=306679

ADANA (İHA)
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Sürekli Mesleki Gelişim Etkinlikleri çerçevesinde, Türkiye'de işlenen kadın cinayetleri, Balcalı Hastanesi Hipokrat Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansla masaya yatırıldı.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Fazilet Aksu'nun yaptığı konferansa Ankara Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Müge Yetener konuşmacı olarak katıldı. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Behnan Alper, Akademisyenler ve Sağlık çalışanlarının katıldığı konferansta konuşan Ankara Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi Dr. Müge Yetener, Türkiye'de Kadın cinayetlerinin yüzde bin 400 arttığını ve günde ortalama 5 kadının cinayete kurban gittiğini söyledi. Yetener, "Bu cinayeti işleyenlerin çoğunlukla es,baba, kardeş veya sevgilidirler. Kadınlara yönelik cinayetler katliam boyutlarına ulaşmışken bu konuda alınan önlemler ve yaptırımlar son derece yetersiz. Katiller yargıdan haksız tahrik indirimi alarak çok az cezalarla kurtuluyorlar ve öldürmek için cesaret buluyorlar" diye konuştu.

Yetener konuşmasına devamla; "Bilinmelidir ki kadın cinayetleri ve tecavüz münferit değil, sistematiktir. Neden, eğitimsizlik, sapıklık veya kültürel değil, erkek egemenliğidir. Kadına yönelik şiddet, kadınların emeklerini ve bedenlerini baskı altına almak ve denetlemenin en doğrudan aracıdır. Kadınların emeklerini ve bedenlerini denetlemeye yönelik egemenlik mekanizması medya ve yargının desteği ile güçlenmekte, kadınların yaşamlarına kastetmektedir" dedi. Kadın sığınma evlerinin yetersiz olduğunu, kadın cinayetlerinin kadın emeğinin değersizleştirmesi ile paralellik gösterdiğini belirten Yetener, toplumsal değer yargılarının kadını hep erkekten değersiz gördüğünü ve bu nedenle kadın cinayetlerinin aslında politik olduğunu, hükümetin kadın cinayetlerine sessiz kaldığını, kadın hekimler olarak kadına yönelik şiddetin aynı zamanda bir sağlık sorunu olduğunu belirtti.

Yetener, meslektaşlarını, tecavüz mağdurlarının muayenelerinde destekleyici bir yaklaşımla mağdurların kendine güvenini kazanmasına yardımcı olmaya davet ederken, şiddet olgularında adli rapor düzenlemenin ve doğru yönlendirmenin önemine vurgu yaptı. YAYIN TARİHİ: 05.03.2011

Günde ortalama 3 kadının öldürüldüğü Türkiye'de çok sınırlı sayıda kadın sığınma evi bulunuyor. Bu nedenle gidecek bir yeri olmayan bir çok kadın eşinden şiddet görmeye devam ediyor.

Şiddet gören kadının kalabileceği sığınma evi yok

Aydın Hızlıca Konya   -   03.03.2011 http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1101611

Son aylarda ardı ardına yaşanan kadın cinayetleri Türkiye'nin bu konudaki hukuki ve yapısal sorunlarını gündeme taşıdı.

Birçok kadın eşinden şiddet gördüğü halde maddi imkansızlar ya da ailesinin desteği olmadığı için göz göre göre hayatını kaybediyor. Aslında kanunlara göre nüfusu 50 binden fazla olan 250 belediyenin koruma evi açması gerekiyor. Ancak bu sayı 23 ile sınırlı durumda. Uzmanlar, her 3 kadından 2'sinin şiddete maruz kaldığına dikkat çekiyor. Günde ortalama 3 kadının öldürüldüğü ülkemizde, 2010 yılının ilk 7 ayında 226 kadın çeşitli nedenlerle cinayete kurban gitti. Hayatı tehlike altında olan kadınlar, devlet koruma evlerinin yetersiz olması nedeniyle öldürülüyor.

Kadın cinayetlerine her gün bir yenisi eklenirken Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan ilginç bir öneride bulundu. Genel Başkan Bulan, kanunen sığınma evi açmayan belediyelerin cinayete kurban giden her kadının vebaline ortak olduğunu söyledi. Şefkat-Der Genel Başkanı, işlenen her kadın cinayetinden belediyelerin de sorumlu tutulması teklifinde bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Hayrettin Bulan, "5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelerin kadın ve çocuk sığınma evi açmasını zorunlu hale getiriyor.

46 ilde sığınma evi bulunmuyor

Türkiye'de kanun kapsamında olan belediye sayısı 250 civarında. Ancak 2010 yılı sonu itibarıyla ülke genelinde belediyelerin açtığı sığınma evi sayısı 23 adet. Türkiye genelinde bazı illerde belediyenin açmadığı illerde Sosyal Hizmetler'in sığınma evi var. Ancak Türkiye'nin 46 şehrinde hiç kadın sığınma evi yok." şeklinde konuştu. Sığınma evinin olmamasının risk altındaki kadınlar için büyük bir sorun teşkil ettiğinin altını çizen Hayrettin Bulan, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Risk altındaki kadınların gidecek evleri yok. Cinayetlere kurban gidiyor. Belediyeler bu görevi yapmadığı için adli ve idari soruşturma açılmalı. İdari yönden İçişleri Bakanlığı, görevini yapmadığı için soruşturmalı. Adli yönden de cumhuriyet savcılıkları görev ihmali suçundan soruşturma açmalı. Belediyeler, ölen kadınların suç ortağıdır. Müracaatlara rağmen koruma vermeyen savcılıklar da bu cinayetlerde kusurludur. Savcılığa müracaat eden kadına polis verilmeli."

Kurumlar, şiddetin önlenmesinde yetersiz kalıyor

Diyarbakır Bağlar Belediyesi'nin kadına yönelik şiddetin belirlenmesi amacıyla yaptırdığı araştırma, yaşanan tablonun ağırlığını ortaya koydu. Çalışmayı yapan A&G şirketi sahibi Adil Gür, araştırmanın 16 yaş ve üstü kadın nüfusunu temsil eden bin 802 kadınla yüz yüze görüşme metoduyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Gür, "Diyarbakırlı kadınların yüzde 65,3'ü şiddetin erkeklerin kadını baskı altında tutma aracı olduğunu düşünüyor. Yüzde 18,2'si kadınların kendi hatalarından dolayı şiddet gördüğü fikrinde. Her 100 kadından 67'si erkeklerin eğitilerek şiddetin önlenebileceğini kaydetti. Kadınlar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda kurumların üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmede yetersiz kaldıklarını düşünmektedir. Evli her 100 kadından 51'i eşinden şiddet görmüş veya görmektedir. Evli 10 kadından biri her zaman şiddet gördüğünü söylüyor. Evlendiğinde 18 yaş altında olan kadınların yüzde 58,7'si eşinden şiddet görürken, daha büyük yaşlarda evlenenlerde bu oran azalmakta. Resmi nikâhı olmayan kadın daha fazla şiddet görüyor. Görücü usulüyle evlenen her 100 kadından 54'ü eşinden şiddet görmekte." ifadelerini kullandı.

Kadınların 3'te 1'i şiddet görüyor
12 Aralık 2010 Pazar http://www.haberx.com/kadinlarin_3te_1i_siddet_goruyor(17,n,10526707,933).aspx
Türkiye'de bölgesel olarak farklılıklar yaşansa da, ortalama her 3 kadından birinin şiddet gördüğü bildirildi. 12.12.2010 12:04


AA - Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Dönmez, yaptığı açıklamada, şiddeti, güç, baskı uygulayarak, bedene ve ruha zarar veren hareketler olarak tanımladı.
     Kadına yönelik şiddetin ev içinde görülen şiddetten başlayıp, namus cinayetlerine kadar geniş bir yelpazeyi içine aldığını ifade eden Doç. Dr. Vardar, şunları kaydetti:
     ''Kadınların 3'te biri şiddete maruz kalıyor. Bölgesel olarak oranda yoğunluk yada seyreklik olabilir. Güneydoğu'da, doğuda fazla ama bu Trakya'da olmadığı anlamına gelmiyor. Trakya'da da var, özellikle Roman vatandaşların kadınlara şiddet uyguladığı görülüyor. Doğu illeri ile batı illerinde farklılık var ama batı illeri de masum değil. Şiddet uygulamada ekonomik ve sosyal özelliklerde geri kalınmışlık sebep olabiliyor.
     Yapılan araştırmalarda kadınların yüzde 85'i ev işlerinde eşlerinin kendilerine yardım etmesini hatta eşit olarak paylaşmayı istiyor, kadınlar kız çocuklarının en az 8 yıl okuması gerektiğini söylüyor. Bir işte çalışmayı ve kazandığı parayı kendi tasarrufunda harcayabilmeyi arzuluyor. Şiddetin eğitimle ilgili bağlantısı araştırıldığında da kadının eğitim seviyesi yükseldikçe şiddet görme oranının düştüğü izleniyor. 1520 kadın arasında yapılan araştırmada okur yazar olmayanların yüzde 43'ünün üniversite mezunlarının da yüzde 11'inin şiddet gördüğü tespit ediliyor. İl ve köylerin şiddet noktasındaki karşılaştırmalarında illerde kadına uygulanan şiddetin köylerdekinden daha fazla çıktığı tespiti yapılıyor.''
    
     -2010'DA 400'E YAKIN KADIN NAMUS CİNAYETİNDEN ÖLDÜRÜLDÜ
    
     Kadına şiddetin her türlüsüne karşı olunmakla birlikte namus cinayetlerinin kadına şiddetin içindeki en kara leke olduğunun altını çizen Vardar, ''2010 yılında 400'e yakın kadının namus cinayetinden öldürülüğünü görüyoruz. Namus cinayetleri kadına yönelik şiddetin için de yer alan önemli bir sorun olarak duruyor. Namus yalnızca kadın namusu değil, erkek namusu olarak da algılanmalı. Namusun sadece kadında olacağı kanısı var, bu kanı yıkılmalı. Güney doğuda, doğuda hala namus cinayetlerinin nesneleri halinde kadınlar duruyor. Namus meselesi yüzünden ya kadınlar öldürülüyor, yada tecavüzcüsüyle evlendiriliyor'' dedi.
     Kadınları koruyan yasaların varlığından bir çok kadının habersiz olduğunu bildiren Vardar, şöyle sürdürdü:
     ''Bir çok kadın şiddet görmesine rağmen bu konunun üstünü örtüyor. İnkar etme ve yok sayma yöntemine başvuruyor. Geçmiş yıllardaki 'kadının sırtından sopayı eksik etmeyeceksin' anlayışının 1970'li yıllardan sonra değiştiğini görüyoruz. Türkiye'de kadına yönelik şiddetin önlenmesi için bir çok yasal düzenleme var, bu yönde adımlar atılıyor, yol alınıyor ancak yeterli değil. Bir çok kadın yasaların koruyuculuğundan habersiz kadınlara hakları anlatılmalı ve yasal haklarının varlığından kadınlar haberdar edilmeli.''
    
     -''KADINLAR ATATÜRK'E ÇOK ŞEY BORÇLU''
    
     Kadın haklarının gündeme gelmesinin Sanayi Devrimi ile başladığını vurgulayan Doç. Dr. Vardar, ''Kadınların özgürlüklerinin artması Sanayi Devrimi'nin ardından başlıyor. Türk kadınının özgürleşmesinde Mustafa Kemal Atatürk'ün önemli adımları var. Atatürk döneminde kadın haklarına yönelik yapılan bazı çalışmalar dünya kadınına örnek olabilecek nitelikleri de taşıyor. Kadınlarımız bu yüzden Atatürk'e çok şey borçlu. 1970'ler sonrasında kadın derneklerinin eşitlik ve özgürlük konusundaki çalışmaları da kadınların hak elde etmesinde büyük aşamalar kaydetmesinde etkin oldu. Bu tür çalışmalar erkek ve kadının yaşamlarının ve kaderlerinin ortak olduğu algısının çoğalmasına neden oldu'' dedi.
    
     -SIĞINMA EVİ OLMADIĞI İÇİN KLİNİĞE SIĞINANLAR VAR
    
     Kadın sığınma evlerinin varlığının önemine dikkati çeken Vardar, Edirne'de kadın sığınma evi olmadığı için psikiyatri kliniğinde kalan şiddet görmüş hastaların olduğunu belirtti.
     Vardar, toplumun bu konuda hassasiyet göstermesinin gerekliliğine işaret ederek, ''Kadına şiddetin sonunda boşanmalar meydana gelebiliyor ancak boşanmalarda sonuç olamayabiliyor. Boşanmanın ardından toplumsal baskı başlıyor. Boşandığı eski eşi kadını kontrol etmek istiyor, toplumsal bakış rahatsız edebiliyor. Bölgede sığınma evi olmadığı için kocası tarafından zarar verildiğinden korkup, kliniğimizde yatan hastalarımız var. Nüfusu 50 bini geçen illerde yasal zorunluluk olarak kadın sığınma evleri kurulmalı, bu yasal bir zorunluluk. Buna hassasiyet gösterilmeli. Her 3 kadından birinin şiddete maruz kaldığı Türkiye'de Sosyal Hizmetlere ait 19, valiliklere ait 12 ve belediyelere ait 4 olmak üzere toplam sadece 35 kadın sığınma evi var.'' diye konuştu.

 

7 ayda 246 kadın cinayeti kadınları ayağa kaldırdı. Kadın örgütleri Başbakan Erdoğan'dan randevu istedi



02 Mart 2011 Çarşamba 10:28 http://www.internethaber.com/kadinlarin-basbakandan-bir-talebi-var-331755h.htm

 

7 ay içinde 246 kadının 'eşleri, eski eşleri, sevgilileri ya da aile üyeleri' tarafından öldürülmesi üzerine harekete geçen Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), 'acil yardım masaları' kurulması talebiyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan randevu istedi.

Kaynak : http://www.internethaber.com/kadinlarin-basbakandan-bir-talebi-var-331755h.htm#ixzz1Flf7hhdd

TKDF Başkanı Canan Güllü, 7 ay içinde 246 kadının sevdikleri ve en güvendikleri tarafından öldürüldüğünü, ancak basına yansımayan pek çok olayın da olduğunu söyledi. Kadın cinayetlerinin artık Türkiye'de içselleştiğini söyleyen Güllü, "Son 10 gün neredeyse ana haber bültenleri kadın cinayeti haberi olmadan yayımlanmıyor" dedi.

Güllü, şiddet gören kadınların boşanarak korunma istediğini, ancak korunmadığı için öldürüldüğünü belirterek, emniyet görevlilerini suçladı. Güllü, kadına karşı şiddetle ilgili bir yasa hazırlığı olduğunu anımsatarak şöyle devam etti:

"Ancak bunu bekleyecek gücümüz kalmadı. Kâğıt üzerinde yasalar değişti ama uygulama eksikliği kadınlara kâğıt üzerinde verilen hakların kullanılması sırasında öldürülmelerine yol açıyor. En basitinden kadına şiddet uygulayan kocanın serbest bırakılması öncesinde kadının oturduğu mahallenin karakoluna haber verilmesi, kadına yaklaşmasının engellenmesi gerekiyor. Çünkü erkek içerden çıktıktan sonra en geç 3-4 gün içinde gelip kadını öldürüyor" diye konuştu.

Kadınlara Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sahip çıkması gerektiğini belirten Güllü, cinayetlerdeki artışla ilgili görüşmek için Başbakan Erdoğan'dan randevu istedi. Canan Güllü görüşmede Erdoğan'a kadın cinayetleri ve geride kalan çocukların durumuyla ilgili bilgi vererek, "Tüm bu acılar yaşanırken devletin en yüksek yönetim kademesinden acil yardım masası kurulmasını bekliyoruz. Kadına uzanan ellerin cezasını göreceğini dillendirmelerini istiyoruz" diyecek.


 

2010 yılında 72 kadın öldürüldü 113'ü intihar etti

05.03.2011 12:42 http://www.dha.com.tr/kadina-siddet-flashaber_146243.html b

İHD Diyarbakır Şubesi’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayan ‘2010 yılı Kadınların Yaşam Haklarına Yönelik İhlaller Raporu’nu açıklayan Avukat Rehşan Bataray, bir yılda 72 kadının çeşitli nedenlerle cinayetlere kurban gittiği, 113 kadının da intihar ederek yaşamlarına son verdiğini açıkladı. Bataray, “Özellikle son bir yıl içerisinde ‘namus cinayeti’ veya ‘aşk cinayeti’ gibi kavramlarla tabir edilen olaylar nedeni ile yaşamını yitiren kadınlar kamuoyunda geniş yer bulmuş, ancak bu konuda henüz yasal veya idari hiçbir düzenleme yapılmamıştır” dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayan ‘2010 Yılı Kadınların Yaşam Haklarına Yönelik İhlaller Raporu’nu açıkladı. İHD binasında düzenlenen basın toplantısında raporu açıklayan İHD MYK üyesi Rehşan Bataray, kadınların evlerinde ve sosyal hayatın tüm alanlarında maruz kaldığı şiddet ve ayrımcılığın yanında; toplumun öncelikli sorunları olan yoksulluk, çatışmalı ortam ve zorunlu göç gibi sorunların da en büyük mağdurları olduklarını söyledi.

‘YASAL DÜZENLEME YAPILMADI’
Bataray, “İnsan Hakları Derneği olarak hazırladığımız ihlal raporlarında kadına yönelik ihlallerdeki artışlar dikkat çekmektedir. Özellikle son bir yıl içerisinde ‘namus cinayeti’ veya ‘aşk cinayeti’ gibi kavramlarla tabir edilen olaylar nedeni ile yaşamını yitiren kadınlar kamuoyunda geniş yer bulmuş, ancak bu konuda henüz yasal veya idari hiçbir düzenleme yapılmamıştır” dedi.

‘72 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ, 113’Ü İNTİHAR ETTİ’
Batarak, 2010 yılı içerisinde bölgede öldürülen kadınların sayısının 72 olduğunu belirterek “Yine 2010 yılı içerisinde 113 kadın intihar etmek sureti ile yaşamını yitirmiş, 73 kadın ise intihar teşebbüsünde bulunmuştur. Kadınlara yönelik taciz ve tecavüz olayları gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir” diye konuştu.

N.Ç. DAVASI ÖRNEĞİ
Kadın ölümleri ve kadınlara karşı taciz ve tecavüz olaylarındaki artışın en büyük nedenlerinden birinin yasal düzenlemeler ile yasaların uygulanmasında yaşanan sıkıntılar olduğunu ifade eden Bataray şöyle dedi:

“Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların maruz kaldıkları taciz ve tecavüz olaylarında yargının çocuklara karşı yaklaşımı ve sanıklara yönelik adeta aklama niteliğindeki kararları, bu konuda uzun yıllardır yürütülen cezasızlık politikaları bu alandaki ihlallerin artarak devam etmesinin en büyük nedenlerindendir. N.Ç. dosyasında mahkemenin, çocuğun rızasını dayanak göstererek sanıklar hakkında vermiş olduğu karar, yargının kadına ve çocuğa bakışını özetleyen ve akıllarda yer edinen kararlardandır. Şiddet mağduru kadının başvurabileceği mercilerde, muhatap olduğu yetkililerin de kendisine şiddet uygulayan erkek ile aynı zihniyette oluşu, kadın hakları alanında hiçbir eğitime tabi tutulmamış olması sorunun çözümünü engelleyen önemli noktalardan biridir.”

SİYASET YAPAN KADIN DA HEDEFTE
İHD yönetici Rehşan Bataray, kadın hakları alanında mücadele yürüten, siyasal ve sosyal hayatta aktif rol alan kadınlara da baskıların arttığını savundu. Bölgede siyaset yapan kadınların yargı eli ile baskıların artığını ileri süren Bataray, “Çok sayıda kadın tutuklanmıştır. Tutuklu kadın sayısında yaşanan artış cezaevlerinde kadınların maruz kaldıkları ihlallerde de artışa neden olmuştur. En son 3 Mart 2011 tarihinde derneğimize başvuruda bulunan tutuklu H.K. başvurusunda, 8 kişi kapasiteli odada 20 kişi kaldıklarını, yasalarca kendilerine tanınan sosyal faaliyetleri hiçbir şekilde kullanamadıklarını beyan etmiştir” diye konuştu.

‘ÖLDÜRÜLEN KADINLARDAN 10’U 18 YAŞINDAN KÜÇÜK’
Namus cinayetleri, aile içi şiddet ve kuşkulu bir şekilde öldürülen kadın sayısının 2010 yılı içerisinde 72 olduğunu belirten Bataray, şöyle devam etti:

“Öldürülen bu kadınlardan 10’u 18 yaşın altında kız çocukları. En korkutucu rakamlardan biri de kadın intiharları. Rakamlara baktığımızda bir yıl içerisinde 113 kadın intihar etmek suretiyle yaşamını yitirirken, 73 kadın da intihar teşebbüsünde bulunmuştur. İntihar eden kadınlardan 28’i ve intihar teşebbüsünde bulunanlardan da 10’u 18 yaşın altındaki kız çocuklardan oluşuyor. Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve taciz olaylarında da ürkütücü rakamlar karşımıza çıkıyor. 2010 yılı içerisinde gerek aile içerisinde olsun, gerekse toplumsal alanda 123 kadın şiddete maruz kalırken, 76 kadın da tecavüze uğramıştır. Yine 45 kadın da tacize maruz kalırken, 7 kadın da fuhuşa zorlanarak şiddete maruz kalmıştır. Bu rakamlar içerisinde 18 yaşından küçük kız çocuklarının yaşadığı tecavüz, taciz ve şiddet oranları da ciddi boyutlarda. Verilere göre, 14 kız çocuğu şiddete maruz kalırken, 47 kız çocuğu da tecavüze maruz kaldı. Ayrıca 24 kız çocuğu da taciz edildi. Kadınların aile içerisinde ve toplumsal alanda uğradıkları cinayetler, şiddet, taciz ve tecavüzlerin yanında bir de güvenlik güçleri tarafından ihlale uğrayan kadınlar var. Yansıyan rakamlara göre, bu süre içerisinde 8 kadın güvenlik güçlerinin şiddetine maruz kalırken, 9 kadın da güvenlik güçlerinin taciz veya tecavüzüne uğradı.” Cem EMİR/DİYARBAKIR, (DHA)

Bir şansım daha olsa kadın olmazdım! / Kadına Şiddete Son!

Filed under: İNSAN HAKLARI/ MEMLEKETİM/GÜNCEL by timurugan

03/03/2011 http://timurugan.wordpress.com/2011/03/03/bir-sansim-daha-olsa-kadin-olmazdim-kadina-siddete-son/

Bir şansım daha olsa kadın olmazdım!

Diyarbakır’daki 16 yaş ve üstü bin 802 kadına, eğitilmiş kadın anketörler şiddetin fotoğrafını çekmek için sordu. Araştırmada dikkat çeken pek çok nokta bulunurken, eşinden şiddet gören her 100 kadından 52′si dünyaya yeniden gelse kadın olmak istemediğini ifade etti.

AA

Güncelleme: 19:33 TSİ 02 Mart. 2011 Çarşamba

DİYARBAKIR – Art arda gelen kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddeti Türkiye’nin en sıcak gündem maddlerinden biri haline getirdi.

Diyarbakır Bağlar Belediyesi ve Bağlar Kadın Kooperatifi ve Diyarbakır Kadın Akademisi Derneği, bu şiddetin fotoğrafını çekmek amacıyla A&G’ye bir araştırma yaptırttı.

16 yaş ve üstü kadın nüfusunu temsil eden kadınlarla yüz yüze görüşme metoduyla yapılan ve özel eğitimden geçirilmiş kadın anketörlerin kullanıldığı araştırmanın sonuçlarını, A&G şirketinin sahibi Adil Gür, Diyarbakır’da açıkladı:

 — Her 100 kadından 36′sı okur yazar değil ve kadınların yüzde 12,7′si çalışan, yüzde 78,1′in ev kadını, yüzde 8,6′sı öğrenci.

— Evli kadınların yüzde 53,1′i görücü usulüyle, yüzde 35,4′ün tanıyarak severek evlendi.

— Her 100 kadından 45′i akrabasıyla evli, kadınların yüzde 39,4′ü evlendiğinde 18 yaş ve daha altında.

NAMUS NEDİR?
— Kadınların yüzde 48,8′i namusu doğruluk dürüstlük diye tanımlarken, yüzde 28,6′sı kadınların ‘namus’ olduğunu ifade etti.

— Diyarbakırlı kadınların yüzde 65,3′ü şiddetin erkeklerin kadını baskı altında tutma aracı olduğunu düşünürken, yüzde 18,2 ise kadınlar kendi hatalarından dolayı şiddet gördüğü fikrinde.

— Her 100 kadından 67′si erkeklerin eğitilerek şiddetin önlenebileceğini kaydetti.

— Kadınlar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda kurumların üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmede yetersiz kaldıklarını düşünmekte.

— Evli her 100 kadından 51′i eşinden şiddet görmüş veya görmekte. Evli 10 kadından biri her zaman şiddet gördüğünü söyledi.

— Evlendiğinde 18 yaş altında olan kadınların yüzde 58,7′si eşinden şiddet görürken, daha büyük yaşlarda evlenenlerde bu oran azalmakta.

— Resmi nikahı olmayan kadın daha fazla şiddet görürken, görücü usulüyle evlenen her 100 kadından 54′ü eşinden şiddet görmekte.

ŞİDDET VE EĞİTİM
— İlkokul ve daha alt eğitim gruplarında yer alan kadınların yüzde 54,4′ü eşinden şiddet görürken, üniversite mezunu eğitimli kadınlarda bu oran yüzde 21,6′da.

— Aylık hane geliri 1000 liranın altında olan her 100 kadından 54′ü eşinden şiddet görürken, aylık gelirin yükselmesiyle eşinden şiddet görenlerin oranı düşüyor.

— Çalışmayan her 100 kadından 52′si eşinden şiddet görmekte, işsiz ya da gündelik işlerde çalışan her 100 erkekten 57′si eşine şiddet uygulamakta.

— Anadili Kürtçe olan kadınların yüzde 53,3′ü eşinden şiddet görürken, anadili Türkçe olan kadınların yüzde 39,2′si şiddet görüyor.

— Eşinden şiddet gören her 100 kadından 17′si erkeklerin bazı durumlarda eşlerini dövebileceklerini düşünmekte. Eşinden şiddet gören kadınların yüzde 18,8′i kadının kendi hatasından dolayı erkek tarafından şiddete maruz kaldığını düşünmekte. Yüzde 10,4′ü (Erkek döver de söver de) diyor.

KADIN OLMAK İSTEMİYORUM!
— Eşinden şiddet gören her 100 kadından 52′si dünyaya yeniden gelse kadın olmak istemediğini ifade etti.

— Eşinden şiddet gören her 100 kadından 27′si bu olaydan kimseye bahsetmezken, eşinden şiddet gören kadınların en büyük dert ortağı kız kardeşleri.

— Şiddet gören kadınların yüzde 38,1′i şiddet olayını kız kardeşiyle yüzde 31,4′ü annesiyle ve yüzde 23′ü komşularıyla paylaşmakta.

— Evli her 100 kadından 29′u kayınvalidesinden, yüzde 13′ü kayınpederinden sözlü şiddet görmekte. Her 100 kadından 8′i kayınvalidesinden, yüzde 6′sı kayınpederinden fiziksel şiddet görmekte. Kadınların yüzde 20,5′i çocukluğunda babasından, yüzde 29,7′si annesinden, yüzde 15,4′ü ise erkek kardeşi tarafından dövülüyor. Kadınların yüzde 29,2′si (Babam, annemi döverdi) diyor.

CİNSEL ŞİDDET DE VAR
— Eşinden fiziksel şiddet gören her 100 kadından 39′u cinsel şiddete de maruz kalıyor. Eşinden şiddet görmeyen kadınlarda bu oran yüzde 6,7. Eşinden şiddet gören her 100 kadından 52′si, eşine şiddet uygulayan her 100 erkekten 35′i çocuğuna da şiddet uyguluyor. Eşine şiddet uygulamayan her 100 erkekten 91′i çocuğuna da şiddet uygulamıyor.

— Eşine şiddet uygulayan her 100 erkekten 35′i çocukluğunda ailesinden şiddet görmüş. Eşinden şiddet gören kadınların yüzde 25,7′si çocukluğunda da babasından şiddet görmüş.

— Her 100 kadından 70′i genel olarak mutlu, 22′si ne mutlu, ne de mutsuz olduğunu ifade ederken, mutsuzum diyenlerin oranı ise yüzde 8 civarında.

— Kadınlara; ‘Gelecekle ilgili ne düşünüyorsunuz?’ diye sorulduğunda, yüzde 56,2′si çok daha iyi olacağını, yüzde 36′sı aynı kalacağını değişmeyeceğini, yüzde 7,9′u ise daha kötü olacağını düşündüğünü söyledi.

— Her 100 kadından 17′si intihar aşamasına geldiğini söylerken, eşinin kendisine hakaret ettiğini söyleyen kadınların yüzde 27′si intiharı düşündüğünü belirtti.

— Her 100 kadından 7′si intihara teşebbüs ettiğini söylerken, kadınların yüzde 43,2′si hiçbir zaman kuaföre gitmediğini, yüzde 47,5′i hiçbir zaman makyaj yapmadığını, yüzde 51,6′sı ailesiyle hiçbir zaman dışarıda veya lokantada yemek yemediğini, yüzde 58,3′ü hiçbir zaman tatile gitmediğini, yüzde 65,5′i doğum gününü hiçbir zaman kutlamadığını ifade etti.

 ŞUBAT AYINDA ÖLDÜRÜLEN KADINLAR

Maltepe’de bir kadın cinayeti daha
Bir kadın daha sokak ortasında öldürüldü
Bir kadın daha namus kurbanı
  Bir kadın cinayeti daha
  Bir kadın daha feci şekilde öldürüldü
  Hamile kadın 9 bilezik için öldürüldü
CHP: Kadın cinayetleri araştırılsın

 

http://www.sinbad.nu/