ana sayfaya, diğer tüm metinlere ulaşmak için tıkla: http://www.sinbad.nu/ 

COCA-COLA’NIN SUÇ DOSYASI ve NATO’ya DİRENİŞ

 

Kaya Karan  e- posta: kaya karan

 

Coca Cola ilk olarak ABD’nin GEORGIA ayaletindeki Atalanta  kentinde üretilmeye başlandı. Georgia  Çocuk işçikullanımını yasaklayan yasayı en son imzalayan ABD  ayaletidir. Coca Cola’nın ilk patronu  ASA CHANDLER çocukları köle gibi kullanmayı savunuyordu. “Çocuk emeği  Dünya üzerindeki bütün ülkelerde  başarının ölçüsüdür.’’, diyor ve ekliyordu; “çocuk nekadar erken çalışmaya başlarsa hayatı okadar güzel ve yararlı olur.’’

 

Coca Cola çocuk emeğini sömürmekle kalmadı, 1970 de Güney Afrika’da ırkçı rejimin hapse attığı siyah mahkumları ayda 7.5 dolara  çalıştırdı.

 

İkinci Dünya savaşına giden ABD askerlerinin  yanlarında, pazar genişletmek için Coca Cola temsilcileri de gidiyordu. COKE temsilcileri teknik gözlemci ünvanı altında  savaşta resmi üniforma giyiyorlardı. Bu arada  Alman ve Japon savaş esirleri de Coca Cola  fabrikalarında çalışıyorlardı. Bu “yurtsever” şirket Nazi Almanya’ sında iş yaparken gamalı haç ile Coca Cola arması yan yana asılıyordu.

 

1930 larda  Coca Cola,  Hitler Gençliği üyelerini  yıllarca  kendi kamyonları ile mitinglere  taşıyorlardı..

 

Nisan 1939 da  Coca Cola’nın Almanya’daki patronu  şirketin 10. Yılını kutlarken  "Büyük Önderimiz  Hitler’e Hayranlığımızı ifade  Etmek İçin" adlı yığınsal bir  "Heil Hitler" gösterisi düzenledi.

 

1954 te Coca Cola’nın yerel şişeleme şirketi United Fruit Co. Guetamala’da Faşist askeri darbeyi destekledi.

 

Israel Marquez, Guatemala’da sendika temsilcisi. Üç kez suikastten kurulmuş.  Guetamala’da ölüm Coca Cola olarak adlandırılır diyor.

COCA COLA NIN SAHIBI, CNN DE YAPTIGI AÇIKLAMA ILE TEMMUZ    AYININ TÜM  GELIRINI VE BUNDAN SONRAKI AYLARIN KAR PAYLARINI ISRAIL DONANMASINA DEVRETTIGINI AÇIKLADI!

Her Coca Cola Alışınızda,

Her McDonalds'a girişinizde,

Her CareFour Marketlerindeki alışverişinizde,

Her Nestle çikolata yediğinizde ya da Nescafe yudumladığınızda

Her Ariel Matik kullanışınızda yukardaki ve aşağıdaki görüntülere ortak olacağınızı unutmayın!

Bugün başka halklara bunları yapanların Yarın aynı şeyleri bizlere yapabileceklerini unutmayın!!! 

 

Coca Cola, emperyalist ABD'nin Başkanlık seçimlerinde rüşvet kabilinden bağışlar yaptı. EISENHOWER, KENNEDY, JOHNSON,CARTER, CLINTON  ve  son olarak da BUSH’un seçim kampanyasına 1 milyon dolar ödedi.

 

Coca Cola’nın halka karşı bilinen suçlarının dışında bilinmeyen, gizlenen birçok suçlarının daha olduğu kesindir. Bu gün balta girmemiş ormanlardan, Arap çöllerine kadar  dünyanın her ülkesinde karşılaştığımız Emperyalist küreselleşmenin en önemli markalarından biri olan COCA COLA  1980lerde özel bir formulle üretilmiş.. Formülü asla açıklanmamıştır. Kafein içeren meyan kökü,şeker, asit  ve ne olduğu bilinmeyen  pek çok bileşeni olan bir içecektir COLA. Bu içeceğin dünya pazarına sunuluş şeklide çok ilginçtir. Kutu yada şişe her ne ise üzerinde ne menem şey olduğu bilinmeyen "Coca Cola Özütü*" yazılıdır.

 

Coca Cola'nın insan sağlığı ile ilgili zararlı içeriği bir yana, bu marka herzaman ABD Emperyalizminin en büyük silahı olmayı sürdürmektedir. Amerika Afganistana girmeden çok önce Coca Cola girmiştir oralara. İzlediğimiz Ortadoğu Hint filimlerini, ikinci dünya savaşını anlatan filimleri bir göz önüne getirin. 

 

Coca Cola görüntüsü Amerika’nın oradaki varlığını sembolüdür. Son Irak savaşında da farklı olmadı.  Irak’a giden İnsani yardım  konvoylarında da, Amerikan askerlerinin kumanya paketlerinde de karşımıza hep Coca cola çıkıyor.

 

Amerika Coca Cola'yı herzaman çok iyi pazarladı. Coca Cola sürekli kültür emperyalizminin en yararlı malzemesi oldu.. Pazarlama piyasalarını çok iyi bilen şirket her nabza göre şerbet vermeyi başardı.. İşbirlikçi "İslami" yönetim ve sermaye ile Cola TURKA birlikte gündeme geldiler. Reklamlarda islami motif , tema ve söylemler kullanıldı, kullanılıyor.. "Paranın dini imanı olmadığını"söyleyenler, bu söylemlerini halkımızın inançlarını, İslamiyeti pazarlayarak pratiğe çoktan döktüler bile. 

 

Geçtiğimiz ramazan aylarında, halkın müslüman kimliği dikkate alınarak, sofrasına oturmuş romantik mutlu aile ortamını yansıtan reklam filimleri içinde Coca Cola gözlerimize sokuldu. İki litre Coca Cola karşılığında İmsakiye bile dağıttığı oldu. Bu din ticaretinin altında yatan gücün AKP olduğunu, ABD emperyalizmi bağlantılı İslami sermaye olduğunu farketmek çok güç olmasa gerekir. 

 

Coca Cola’nın  günümüz Türkiye’si  ile ilgili politik yatırımları, stratejileri bunlardır herhalde.

 

Coca Cola Stratejikortağı McDonalds ile birlikte çalışmaktadır. McDonalds, The Coca Cola Co.. ile birlikte ™ ürünleri kullanmaktadır. Bu iki Amerikan şirketi yıllardır kendi çaplarında "sosyal sorumluluk" kampanyaları örgütlemektedirler. Yıllar boyunca göz boyamak, çocukları katleden rejimlere, kanlı faşist darbelere yaptıkları mali yardımları gizlemek amacıyla lösemili çocuklar için hastahanelerde özel odalar inşaa etmişlerdir. Utanmadan, cinayetlerinin yanında devede kulak bile olmayacak bu küçük yardımlarını, hasta çocukları reklamlarının aracı yapmışlardır. Sözkonusu odaların kapılarına Coca Cola markasını yerleştirmişlerdir. 

 

COCA COLA- Mc Donalds ortaklığı, Mc.Donalds’in sunduğu hızlı yemek kültürünün insan sağlığına verdiği zararları özellikle gizlemeye çalışmıştır. Buna karşın, başta ABD olmak üzere birçok ülkede hızla yayılmakta olan obezite, aşırı şişmanlık ve bununla bağlı sağlık problemlerinin baş sorumluları arasında bu iki şirketin ürünleri vardır...

 

Aslında geçen 2003 Eylülünde durup duruken Coca Cola ortalığa bir festival havası yaymasa idi ve Temmuz 2003 de Dünya Sosyal Forumu'nda Coca Cola’yı boykot kararı alınmasaydı, halen Coca Cola’nın midemize ve sağlığımıza ne haltlar yaptığı ile ilgili olarak düşünme fırsatı bulamayacaktık. Sanal dünyamızda e- postalar ile vakit geçirip COCA COLA’nın gezegenimizdeki insanlara karşı işlediği suçlara ilgisiz kalacaktık.

 

Geçtiğimiz Haziran ayında  coca cola  Türkiye yetkilileri İSTANBUL HEZARFEN havaalanında 4 milyon dolar harcayarak  bir müzik festivali yapacaklarını duyurdular.

 

Hezarfen Hava alanı Coca Cola tarafından kiralanarak küçük bir kasaba haline getirildi.. İstanbul’daki ATATÜRK HAVA ALANI  dışında kalan hava alanlarının KADERİ de böylece belli oldu. Bu hava alanları yolcu taşımak için değil,  NATO şemsiyesi altında bölgede bulunan ABD ordusuna  ait personele, farklı ABD şirketlerine fuar  festival vs..kamuflajları ile kiralanmak için inşa edilmişlerdi. SABİHA GÖKÇEN HAVA ALANıAmerikalılarca çoktan kiralanmışken bu kez de COCA COLA  Hezarfen’ikiraladı.

 

COCA COLA'nın ROCK’N COKE  adlı festivaline katılan isimler ve guruplar açıkladığı zaman şaşırmamak elde değildi... Küreselleşme ve düzen karşıtı olduğunu ilaneden bazı guruplar bu dünyanın en büyük uluslarüstü sermaye kuruluşunun "festival" kamuflajı ile düzenlediği reklam kampanyasında rol almışlardı. Fiyatları nekadardı acaba?

 

Buna ikiyüzlülüğe tepki çabuk gelişdi. KÜRESEL BARIŞ VE ADALET KOMİSYONU, 6-7 Eylül tarihlerinde ROCK’N COKE gösterisine karşı BARIŞA ROCK festivalini örgütlediler. Arkasında 4 milyon dolar sermaye desteği olan Rock’n Coke reklam festivaline karşı mücadele eden yaklaşık 30 yerli  müzisyen ve grup, Lübnan, İngiltere, Gürcistan’ dan  BARIŞA ROCK gösterileri yaptılar ve bunlara yığınsal katılım oldu. En önemli gelişme, MOR ÖTESİ adlı gurubun Rock’n Coke dan ayrılıp BARIŞA ROCK festivaline katılacağını açıklaması ve ardından katılmasıydı.

 

HEZARFEN’de düzenlenen ROCK’N COKE festivaline karşı Sarıyer BAHARSUYU piknik alanında düzenlenen BARIŞA ROCK festivaline onbinlerce barışsever müzisyen sanatçı ve dinleyici katıldı. Festivalde temiz hava,bol gıda iyi müzik vardı. Baharsuyun’da yok yoktu ama, sadece COKE yoktu.  

 

23 Nisan’da Çocuklar barış türküleri söylediler.

 

19 Mayıs da gençlik, ulusal bağımsızlık kıvılcımlarının atıldığı, anti -emperyalist savaş günlerini andı.

 

Çanakkale’de  ANZAK gününde konuşan yarbayın gözleri çakmak çakmak ve ağlamaklı idi.

 

Daha tüm bu ulusal anti- emperyalist anmalar sıcaklıklarını korurken, aradan çok geçmeden, 28-29 Haziran’da İstanbulda NATO toplantısı hazırlıkları yapılmaktadır. NATO toplantısında ILIMLI İSLAM düzeninin kurulması tartışılacak herhalde. Açıkçası, Orta Asya’dan Afrika’ya kadar olan ülkelere nasıl yön verileceği, Türkiye'nin bunlara nasıl örnek olabileceği gündemin baş maddesi olacak. Bu ülkeler Türkiye’ye benzer bir şekilde IMF, DUNYA BANKASI, OECD gibi   küresel sömürü düzeninin parasal örgütlerine kolaylıkla yamanabilecek.

 

COCA COLA, McDONALDS, Disney DANONE, NESTLE, CAREFOUR, L’OREAL, FANTA, SCHWEPPES, TIMBERLAND....vb gibi emperyalizmin küresel halk düşmanı markaları bu coğrafyaya aranan ürünler olarak sorunsuz  bir şekilde sokulacaklardır. Aynı ülkelerin nasıl ABD ve Batı  emperyalizminin daha kapsamlı kontrollu altına sokulabileceği planlanacaktır. BOP, bölgedeki islam ülkelerine karşı planlanan POSTMODERN SÖMÜRGECİLİĞİN yeni adıdır.

 

COCA COLA ve benzeri mali sermaye güçlerinin bekçisi saldırgan yayılmacı NATO'nun toplantısı  İstanbul'da

 

Ortadoğu için yazılan senaryoda ABD, baş aktörün Türkiye olmasını istiyor.

 

BOP toplantılarının ilki ABD beslemesi ve Faşist MHP çıkışlı FETTULLAH GÜLEN’in  kurduğu vakfının finansörlüğünde ve ABANT  TOPLANTISI adı altında ABD de yapıldı. Toplantıya Türkiye’den Bakan AYDIN, KEMAL DERVİŞ, önemli siyaset adamları ve bürokratlar katıldı..

 

Önümüzdeki günlerde Amerika’da G8 denilen Emperyalist birlik ülkeleri BOP gündemli bir toplantı daha yapacaklar. Arap ülkelerinin eksiksiz olarak katılmayı redettikleri  toplantıya, Türkiye'nin  gelmiş geçmiş hükümetlerin en işbirlikçisi olan AKP hükümetinin başbakanı Tayyip Erdoğan katılacak. Ayrıca ERDOĞAN hükümeti, NATO toplantısına canla başla  ev sahibi  olmanın hazırlıklarını da hızlandırdı. Sermayenin kolluk güçleri ile burjuva kalemşorları elele verip, provakatif  şaiyalar yayarak, korku salarak ve alınacak önlemleri hergün yazılı ve sözlü medyada yayınlayarak, İSTANBUL,  ANKARA ve Türkiye’nin birçok ilinde gelişen tepkileri gemlemeye çalışıyorlar.  NATO’ya karşı direnişlerin  giderek yığınsallaşmasından korktuklarını gizleyemiyorlar.  

 

NATO, BOP’nin uygulanmasında projenin askeri organı olarak rol almayı planlıyor. Bu kapsamda Türk askerlerinin  Afganistan ve yeniden Irak bataklığına sokulmaları planlanıyor. Suriye'ye ve diğer  komşu ülkelere yönelik ABD saldırılarına Türk askerlerinin de katılmaları hesaplanıyor. Planlanan yeni saldırılarda  İncirlik'ten başka Hezarfen, Sabiha Gökçen ,Konya Hava alanlarının kullanılmaları gündemde. Ayrıca, Samsun, Trabzon gibi uygun limanları olan ve Van  gibi Kafkaslar'a ve İran'a köprü olabilecek illerde, Türkiye toprakları içinde "NATO komutanlığı" adı altında ABD'ye üsler kiralanması düşünülüyor, bu yönde baskılar yapılıyor... Anadolu toprakları, ABD'nin ve emperyalist orduların askeri birliklerinin konuşlandığı,  silah deposu olarak kullandığı bir bölge haline gelecektir ve bu emperyalist üslerinden komşularımıza askeri operasyonlar düzenlenecektir. 

 

TEHLİKE göründüğünden ve basın tarafından yansıtılandan çok daha büyüktür. Bu projenin uygulamaya konulması ile birlikte Anadolu Emperyalist orduların işgali altında bir savaş üssü olacaktır. Mustafa Kemal’in "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesi yok sayılacak, ayaklar altına alınacaktır. Tüm Arap-İslam dünyasının kin ve nefreti üzerimize çekilecektir. Her tarafta kışkırtmaların ve terörist eylemlerin ardı arkası kesilmeyecektir. Türkiye halkları sonu belirsiz bir maceranın içerisine sürüklenecektir.

 

Korkunun Ecele Faydası yoktur... Direnişlerin yığınsallığından korkan yönetim, sonunda baskısını gevçetmiştir. Avrupa’nın birçok ülkesinden Barış yanlısı Anti-Emperyalist ve Anti-ABD ve Nato karşıtı eylemcilerinde geleceğinin kesinleşmesi üzerine direnişlerin önlenemeyeceğini anlaşılmıştır. HÜKÜMET, İstanbul’un 16 yerinde gösteriye müsaade ettiğini açıklayarak 1 adım geriye atmıştır. Ve ayrıca aklınca, AB çevrelerine de ne ölçüde demokrat olduğunu göstermek istemiştir.

 

Entrikalar ANTI EMPERYALIST  güçleri, BARIŞ yanlılarını, İŞÇİ SINIFINI, DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ’ni ilgilendirmiyor. Hiç kuşku duyulmamalıdır ki 1968 lerde NATO ve 6. Filo'ya karşı verilen Anti Emperyalist savaşımlardan daha yığınsal gösteriler yapılacaktır. Geçen yıl  ROCK’N COKE karşı BARIŞA ROCK da olduğundan çok daha yığınsal bir direniş İstanbul’da ki NATO  toplantısına karşı da verilecektir. NATOYA karşı direnişe dönüşen l Mayıs 2004 mitinglerindeki gösterilerden sonra,  "15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININ  EYLEM BİRLİĞİ" gösterileri de  NATO’ya karşı direnişin son  büyük provası olacaktır. BUSH – BLAIR ve NATOCULAR  geldikleri gibi gideceklerdir. Yerli İşbirlikçileri -Hükümet, basın İkinci Cumhuriyetçiler ABD hayranları-  hüsrana uğrayacaklardır.

 

Unutulmaması gereken tek şey, halkların daha güzel, dengeli, mutlu bir yaşama kavuşmaları için verilecek savaşımın direngenliğidir. Emperyalizmin adım adım geriletilmesi ve kazanılacak safların kalıcılığının sağlanması gereklidir. 

 

Kaya Karan

e- posta: kaya karan

5 Haziran 2004

 

Kaynak Yerine

 

Amerikan emperyalizminin simgesi olan COCA COLA, ABD'de en çok vergi veren tekellerin başında gelmektedir. ABD yönetimlerinin devlet terörünü, köleleştirme operasyonşarını, hertürlü işkence ve pasifikasyon politikalarını destekleyen kuruluşların başında COCA COLA vardır. Zengin enerji kaynakları veya enerji yolları üzerinde yaşamakta olan yoksul Müslüman halklara, Irak, Afganistan, Filistin ve diğer ülkelerin halklarına yönelik yağma saldırılarının destekçisi olan uluslarüstü mali- sermaye guruplarının en önünde COCA COLA vardır !

 

ninoquemado

 

image-dead-child-iraq

 

5cc3bd00

 

1_146617_1_6

 

 

 

Her Cola Coca alışınızda,

 

Her Mac Donalds'a girişinizde,

 

Her Carrefour marketlerindeki alışverişinizde,

Her Nestle çikolata yediğinizde ya da Nescafe yudumladığınızda

 

Her Ariel Matik kullanışınızda yukardaki görüntülere ortak olacağınızı unutmayın!

 

Bugün  diğer halklara bunları yapanların yarın aynı şeyleri bizlere de yapacaklarını unutmayın!!! 

 

Bu haberi mümkün oldugunca yaygınlaştırın!...

 

     

Kaynak yerine:

 

2003 yılı içinde Coca Cola' nın insan sağlığına verdigi zararları anlatan birçok e- posta aldım. Bu tip mektuplar e- posta yoluyla kişiden kişiye ulaşıyor, yaygınlaşıyordu. COCA COLA içilmemesini içeren çağrılar ve bu tavrın gerekçelerini açıklayan metinler çoğalmıştı. ABD'nin Irak'a saldırısı ile birlikte, Amerikan ürunlerine boykot cagrıları başlamıştı. O günlerden beri, ve özellikle son 4- 5 aydır biriktirdiğim mektuplardaki bilgileri, tümünün adını ve tarihlerini kaydetmediğim dergilerden ve gazetelerden topladığım COCA COLA ile ilgili haberleri ve notlarımı birleştirerek yukarıdaki yazıyı hazırladım... Yararlandığım başlıca kaynaklar arasında  SİYASI GAZETE,  ATILIM, KOMUNIST, BARIKAT, BIRIKIM gibi yayınlar bulunmaktadır. Bunlarda COCA COLA ve McDONALDS ile ilgili bol miktarda aydınlatıcı metin bulmak olanaklıdır. Bildiğiniz gibi, yayılan bu bilgilerin etkisiyle  OTTU'de McDONALDS restoranı kapatıldı.

 

Kaya Karan

e- posta: kaya karan

Türkiye- politika- ekonomi- tarih 

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz! Ya Siz? ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

 

Filistin'den korkunç görüntüler. 21.YY'da Nablus ve Cenin katliamları. Yüreği kaldırabilenler baksın.

 

Yusuf Küpeli, Yasir Arafat için farklı bir anma yazısı.

- Yasir Arafat’ın ölümünü biraz farklı biçimde, 1970 yılında kaleme alınmış aşağıdaki yazı ile anmaya karar verdim. Aslında Filistin ve Filistin halkının savaşımı hakkında çok daha zengin bilgiler veren bir metni kaleme almak isterdim ama...

 

Asıl İsrail yönetimi Hitler'in izinde yürümektedir...

Hem suçlu ve hemde güçlü ırkçı siyonistlere çok kısa bir yanıt!

Yusuf Küpeli

Şüphesiz insanlığa büyük hizmetleri dokunmuş ilerici aydın Yahudiler'de vardır ama, onların düşünce sistemleri Yahudi olma kalıbının dışında şekillenmiştir. Yahudi olmak demek, bir milletten olmaktan ziyadde, Tevrat'ın (Eski Ahit) verileri ile düşünmek anlamına gelmektedir. Tevrat ise -İslamiyet'te ve Hıristiyanlık'ta olmayan bir biçimde- ırkçı pasajlarla doludur.

 

Bir yazı, bir çeviri:  

Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış

 

Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

 

Bir çeviri ve oniki not

Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

Yusuf Küpeli, İsrail lobisi üzerine rapor hakkında ve ABD’nin Ortadoğu’da yeni politika arayışlarının işaretleri üzerine

(...) Kısacası aynı profösörler, “antisemitiz” suçlamalarını dikkate almadan artık açıkça Yahudi politikalarına karşı konuşabilmek gerektiğini ve Yahudi lobisinin ABD’ye ihanet ettiğini söylemektedirler. (...) Adettendir, eski ortakların ayrılıkları kirli karalamalarla ve derinleşen nefretlerle ortaya çıkmaya başlar. Çünkü, doğalarında derin bir egoizm bulunan kişiler, kurumlar ve devletler, geçmişle ilgili sorumlulukların tümünü kendi dışlarında olanların, eski ortaklarının veya hasımlarının omuzlarına yükleyerek rahatça yeni işlere başlama eğilimi taşırlar. Bunu, diğer kişileri ve kitlelerini yeni politikaları yönünde manupule edebilmek için de yaparlar... İleride tarih gerçeği şu veya bu ölçüde yazacak olsa bile, yaşanan günde tüm suçlar başkalarının omuzlarına yüklenip yeni yollar çizilir. Bu nedenle, aşağıda özetini okuyacağınız iki Amerikalı profösörün İsrail lobisinin işlerini sorgulayan raporları, hem ABD’nin ileride değişecek Ortadoğu politikalarının işaretlerini verirken, hem de çanların İsrail için çalmakta olduğunu göstermektedir.

 

Nasrin Hoseini, İsrail yanlısı lobi ABD dışpolitikası için tehdit oluşturuyor

Şikago Üniversitesi’nden Profösör John Mearsheimer ve Harward Üniversitesi’nden Profösör Stefhen Walt, 10 Mart günü yayınladıkları ortak raporda, İsrail lobisinin ABD’nin Ortadoğu politikası üzerindeki negatif etkilerine dikkatleri çektiler.  (...) İsrail’e yardım ve Ortadoğu’da “demokrasiyi geliştirme” politikalarının beraberliği, Arab dünyasında ABD’ye karşı güçlü duyguların uyanmasına neden olmuş ve ABD’nin bölgedeki güvenliği için tehlike yaratmaya başlamıştır. Diğer yandan, İsrail lobisinin antisemitizm kalkanı, İsrail’i eleştiriden muaf tutmaya yaramaktadır- İsrail’i eleştirenler antisemitizm ile damgalanabilmektedirler. Ve İsrail lobiciliği açıkça tartışılamamaktadır. Bu durumun sonucu olarak Amerika’nın dışpolitikası, ülkeye ihanet boyutlarını alacak biçimde İsrail lobisi tarafından şekillendirilmektedir. Hatta insanlar bir İsrail lobisinin bulunduğunu

bile söyleyememektedirler. 

 

John Mearsheimer'in ve Stephen Walt'in birlikte kaleme aldıkları İsrail yanlısı lobi üzerine raporun ingilizce orjinaline ulaşmak için tıklayın- The Israel Lobby ( John Mearsheimer and Stephen Walt)  

 

Shamir: Amerika'yı İsrail yönlendiriyor

İstanbul'da bir konferans veren Musevi entellektüel İsrael Shamir, Irak'tan sonra operasyonun İran, Suudi Arabistan ve Pakistan'la devam edeceğini belirterek, ABD'yi İsrail'in yönlendirdiğini söyledi.

 

bir yazı & bir çeviri:

Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

Filistih halkının ve bölgenin diğer halklarının sularını gaspeden ve Arap halklarının  yaşadıkları toprakların çölleşmelerinin yolunu açan İsrail’in haydutluğu üzerine bir çeviri ve bir not:

Nasrin Hoseini, SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR + Yusuf Küpeli’nin notu: İsrail’in su savaşları  

(...) Batı Yakası’nın suyunun yüzde 73’ünü İsrail, yüzde 17’sini Filistin halkı ve yüzde 10’unu da -nüfusları çok daha düşük olan- illegal Yahudi yerleşimciler kullanmaktadırlar... (...) Filistin bölgesini derinlemesine bölen İsrail duvarı öyle hileli inşa edilmektedirki, tüm su kaynakları duvarın İsrail tarafında kalmaktadırlar... Batı Yakasında 50 tane yeraltı su kaynağı vardır ve duvar çekilirken 200 tane su haznesi Filistinli sahiplerinden kopartılmışlar veya tahrip edilmişlerdir. Bu durum Filistinli köylüler için yıkıcı sonuçlara yolaçmaktadır.

11 Eylül yalanıyla ilgili sorular ve yalanı açık eden video gösterisi, 18 Ağustos 2006 tarihli Akşam gazetesinde ilk haber: Dünya bu filmi konuşuyor: LOOSE CHANGE videoplay-docid=7866929448192753501&hl=en

ayrıca bak: pentagon'a boeing çarpti yalanı ve sansürle ilgili görüntüler

 

Not: Aşağıdaki metin atom bombasının üretiliş sürecini ve yayılmasını anlatan bir kitapçığın alt notudur. Bu metnin, yakında Sinbad’a yerleştirilecek olan sözkonusu kitapçıktan önce ve bağımsız bir yazı olarak basılabileceği düşünülmüştür. Umarım yararlı olur.- Y. Küpeli

Yusuf Küpeli, ABD yönetiminin İran politikaları ve İsrail devletinin rolü üzerine kısa not  

İsrail Genelkurmay Başkanı’nın 2006 başındaki Türkiye ziyareti ile birlikte, “karlı kış koşullarında operasyon yapabilecek dağ komandosu eğitimi için İsrail ordusunun Türkiye coğrafyasını kullanma istemleri” üzerine bazı haberler Türk basınına yansıdı... Bu haberler, II. Dünya Savaşı yıllarında Norveç’te, dağların arasındaki Rjukan’da kurulu Alman ağır su üretim tesisine yönelik olarak SOE komandolarının operasyonlarını akla getirmektedir. (...) ABD’nin enerji kaynakları ve yollarıyla ilgili egemenlik planları içinde en önemli pürüzlerden birini halen İran oluşturmaktadır ama, bu durum onların İran’a karşı kaçınılamaz mutlak bir saldırı gerçekleştirecekleri anlamına gelmemektedir... Aslında İran ile anlaşabilmeleri, sınırlı tavizlerle İran’ı kendi saflarına çekebilmeleri, ABD’nin yararınadır ve İran’a yönelik kesintisiz askeri tehditler bu pazarlıkta fiyat düşürmek için de gündemde tutulmaktadır. ABD’nin İran ile anlaşması demek, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya, Rusya, Pakistan, Hindistan ve Çin üzerindeki etkilerini güçlendirmesi anlamına gelmektedir ve bu anlaşma kartı masada sürekli durmaktadır. "Eğri oturup doğru konuşmak" gerekirse, sözkonusu süreçte eli güçlü olan egemen ABD değil, çok daha zayıf konumdaki İran’dır...

 

Kısa bir yorum: Yusuf Küpeli, Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar  

 

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine  

 

İsrail devleti çocukların yaşamlarını söndürüyor İkinci İntifada’nın başladığı eylül 2000’den bu yana İsrail ordusu 400’ü aşkın Filistinli çocuğu öldürmüştür. İsrailli askerlerin uyguladıkları şiddetin sonucu olarak 500 çocuk sakat kalmıştır ve 200 civarında Filistinli çocuk İsrail cezaevlerindedir. Anna Wester

 

Aras Ozgün anlatıyor: İsrailli mimar Eyal Weizman'ın haritaları ve Yahudi yerleşimcilerin işgal hilesi + Simbad'ın notu

 

'Irak'ta barış İsrail'in çıkarlarına aykırıdır'

Bercan Tutar: ABD dış politikasını "İsrail güdümlü" bir politika olarak yorumlayan Carl Estabrook,

 

COCA COLA FİRMASININ REKLAM RESMİ (gönderen, Saadet Geliyor)

+  Hindistan okullarında Coca Cola yasağı

+  kârı yoksul halkların kafasına bomba olarak yağan, çocuk katıllerini besleyen ve formülü belirsiz olan sağlığa zararlı Coca Cola'yı içme

 +   saldırganlık ve ikiyüzlülükle ilgili diğer yazılar, yorumlar, yazarlar, BM, ABD, İsrail ve tepkiler

 +  Sevgili Okuyucular, Lübnanda ve Filistinde hergün yüzlerce sivil, saldırgan ABD- İsrail ittifakı tarafından öldürülmektedir.

 + Coca Cola ve Pepsi 1 milyarlık pazarda çöküyor

 +  İnsan olan bu vahşeti nasıl görmezden gelir?

 +  İsmet Berkan, Savaşa sessiz kalmak

 +  İsrail saldırıyı çok önceden planladı

+  İsrail için savaşmak Türkiye'ye yakışmaz

 +  İncirlik'ten çıkan süpheli 15 TIR heyecan yarattı!  

 + CHP: ABD Türkiye üzerinden İsrail'e silah gönderdi mi

 +  ABD ve Fransa'nın tasarısı hile kokuyor

 + Murat Aksoy, İsrail’e susan BM’nin, İran karşısında inandırıcılığı olabilir mi?

 

ana sayfaya, diğer tüm metinlere ulaşmak için tıkla: http://www.sinbad.nu/ 

 http://www.sinbad.nu/