Başkaldırının halkın ortak iradesi ile planlı, düzenli ve örgütlü biçimde yürütülmesi için, Mustafa Kemal’in insiyatifi ile 23 Nisan 1920 günü TBMM’si Ankara’da ilk kez toplandı. Mustafa Kemal, bu en önemli başkaldırı gününü çocuklara, gelecek nesillere armağan etti... Fakat günümüzde uluslarüstü tekeller, emperyalist güçler yalnız Türkiye’de değil, neredeyse dünyamızın tüm köşelerinde egemen konumdalar. Özellikle çocukların ve kadınların durumları gittikçe daha da kötüleşmekte. O nedenle 23 Nisan’ın bir bayram olarak değil, bir mücadele günü olarak, yaşanan kötülüklerin anımsanması günü olarak algılanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, ayrıntılı bir metin hazırlama olanağı bulamamış olsamda, çocukların gerçek durumları üzerine dikkatleri toplayan 25 Nisan 2000 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni ve Meclis sayfasından alınmış Meclis tarihi ile ilgili kısa bir metni Sinbad’a yerleştiriyorum- Yusuf Küpeli, 23 Nisan 2007

 

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu ve Pornografisi Konusundaki İsteğe Bağlı Protokol

 

yukarıdaki ile bağlantılı metin:

Yusuf Küpeli, Demokrasi, faşizm, inanç sömürüsü, Köşk'te türban ve Mango, ve kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine notlar

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi

 

 

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu  
ve Pornografisi Konusundaki İsteğe Bağlı Protokol

http://209.85.129.104/search?q=cache:HE5GP94w3-MJ:www.bianet.org/2004/12/01_c/cocuk_haklarina_dair_sozlesme_ek_1.doc+%C3%A7ocuklar%C4%B1n+ger%C3%A7ek+durumu&hl=sv&ct=clnk&cd=30

Genel Kurul’un 25 Mayıs 2000 tarih ve 54/263 sayılı kararıyla kabul edilmiştir 

Genel Kurul,

Çocuk haklarına ilişkin daha önceki bütün kararlarını, bu arada özellikle açık uçlu ve oturumlar arası çalışma gruplarının çalışmalarını hareketle destekleyen ve bu çalışma gruplarının Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinin onuncu yıldönümüne kadar çalışmalarını tamamlamalarını öngören kararını anımsatarak,

İnsan Hakları Komisyonu’na, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye, biri çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarına, diğeri ise çocuk satışı, fuhşu ve pornografisine ilişkin olmak üzere konulacak iki İsteğe Bağlı Protokol’ün metinlerini son haline getirdiği için teşekkürlerini sunarak,

2000 yılının, Çocuklar İçin Dünya Zirvesi’nin ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinin onuncu yıl dönümüne denk geldiğini; Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ilişkin iki İsteğe Bağlı Protokol’ün Çocuklar İçin Dünya Zirvesi’nin takibi amacıyla 2001 yılında toplanacak Genel Kurul özel oturumu öncesinde kabul edilmesinin sembolik ve pratik önemini dikkate alarak,

Çocuğun yüksek yararının, çocuklarla ilgili her konuda gözetilecek başlıca ilke olduğu yolundaki ilkeye sadık kalarak,

Çocuk haklarının yaşamın her alanında korunması ve geliştirilmesi için çaba gösterme taahhüdünü teyit ederek, ve

İki İsteğe Bağlı Protokol’ün benimsenmesinin ve uygulanmasının çocuk haklarının korunmasına ve geliştirilmesine önemli katkılarda bulunacağını idrak ederek,

1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye konulacak, metinleri bu karara ek olarak verilen, biri çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarına, diğeri de çocuk satışı, fuhşu ve pornografisi ile ilgili iki İsteğe Bağlı Protokol’ü kabul etmekte ve bu belgeleri kabul, onay ve imza sürecine açmakta;

2. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi imzalayan, onaylayan ya da kabul eden bütün Devletler’i, bir an önce yürürlüğe girebilmeleri için bu iki İsteğe Bağlı Protokol’ü mümkün olan en kısa sürede imzalamaya, onaylamaya ya da kabule davet etmekte,

3. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin bu iki İsteğe Bağlı Protokolü’nün, önce Kurul’un 5-9 Haziran tarihlerinde New York’ta toplanacak “2000’de Kadınlar: 21. yüzyılda toplumsal cinsiyet eşitliği, kalkınma ve barış” başlıklı özel oturumunda, daha sonra ise Birleşmiş Milletler Merkezi’nde, Genel Kurul’un 26-30 Haziran 2000 tarihlerinde Cenevre’de yapılacak “Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi ve ötesi: Küreselleşen dünyada herkes için sosyal kalkınma” başlıklı özel oturumunda ve nihayet Birleşmiş Milletler’in 6-8 Eylül 2000 tarihlerinde New York’ta yapılacak Binyıl Zirvesi’nde imzaya açılmasını kararlaştırmakta, ve

4. Genel Sekreter’den, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin durumu ile ilgili olarak Genel Kurul’a sunacağı raporda, iki İsteğe Bağlı Protokol’ün durumuna ilişkin bilgilere de yer vermesini talep etmektedir.

Bu Protokol’ün Tarafı olan Devletler,

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin amaçlarının daha ileri düzeyde gerçekleştirilmesi ve Sözleşme’nin hükümlerinin, özellikle de 1., 11., 21., 32., 33., 34., 35. ve 36. maddelerinin uygulanması açısından, Taraf Devletler’in çocukları alınıp satılmadan, fuhuştan ve pornografiden korunmalarını güvence altına almak üzere benimsemeleri gereken önlemleri artırmalarının uygun olacağı düşüncesiyle,

Ayrıca Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çocuğun ekonomik sömürüden; eğitimi açısından zararlı olan veya eğitimini engelleyen ya da sağlığına; fiziksel, zihinsel, manevî, ahlâkî ya da sosyal gelişmesine zarar verebilecek işlerden korunma hakkını tanıdığını dikkate alarak.

Çocukların alınıp satılma, fuhuş ve pornografi amaçlarıyla uluslararası planda kaçırılmaları olaylarının önemli ölçüde yaygınlaştığı gerçeğinden duydukları derin endişelerle,

Çocuk satışını, fuhşunu ve pornografisini doğrudan doğruya yaygınlaştıran ve çocukların özellikle maruz kaldıkları bir fiil olarak seks turizminin yaygın biçimde sürmekte oluşundan duyduğu kaygılarla,

Kız çocuklar dahil olmak üzere bu konularda savunmasız bir dizi çocuk kesiminin cinsel sömürüye maruz kalma riskinin daha fazla olduğunu ve kız çocukların cinsel sömürünün ağırlıklı mağdurları olduğu gerçeğini dikkate alarak,

Gerek İnternet’te gerekse yeni gelişen diğer teknolojilerde çocuk pornografisinin giderek yaygınlaşmasından duyduğu kaygılarla, İnternet’te Çocuk Pornografisine Karşı Mücadele Konferansı’na (Viyana, 1999) ve özellikle bu Konferans’ın çocuk pornografisi kapsamına giren üretim, dağıtım, ihraç, aktarım, ithal, bilinçli olarak yanında bulundurma ve reklam gibi işlemlerin tüm dünyada suç sayılmasına ilişkin kararı ile bu konuda Hükümetlerin ve İnternet sanayiinin daha yakın bir işbirliği ve ortaklık içine girmelerinin önemine ilişkin vurgularına atıfta bulunarak,

Çocuk satışının, fuhşunun ve pornografisinin ortadan kaldırılmasının, bu tür işlere katkıda bulunan etmenleri, bu arada azgelişmişliği, yoksulluğu, ekonomik eşitsizlikleri, sosyo-ekonomik yapıdaki adaletsizlikleri, görevlerini yerine getiremeyen aileleri, eğitimsizliği, kırdan kente göçü, toplumsal cinsiyet ayrımcılığını, yetişkinlerin sorumsuz cinsel davranışlarını, zararlı geleneksel uygulamaları, silahlı çatışmaları ve çocuk kaçakçılığını ele alan bütüncül bir yaklaşımla daha kolaylaşacağına inanarak,

Çocuk satışına, fuhşuna ve pornografisine yönelik talebin azaltılması amacıyla kamuoyunu duyarlılaştırma çabalarına gerek olduğuna, bu alanda bütün tarafların küresel ortaklığının geliştirilmesinin önem taşıdığına ve ulusal ölçekte yasaların gerektiği gibi uygulanmasının zorunlu olduğuna inanarak,

Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinmeye İlişkin İşbirliği Hakkındaki Lahey Sözleşmesi; Çocuk İstismarının Medeni Hukuku İlgilendiren Yönleriyle İlgili Lahey Sözleşmesi; Ana-babaların Sorumluluklarıyla İlgili Yargı, Uygulanan Yasalar, İnfaz ve İşbirliği ile Çocukların Korunmalarına Yönelik Önlemlerle İlgili Lahey Sözleşmesi ve En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin 182 Sayılı ILO Acil Eylem Sözleşmesi dahil olmak üzere çocukların korunmalarıyla ilgili uluslararası hukukî belgelerde yer alan hükümleri dikkate alarak,

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin, çocuğun haklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik yaygın kararlılığın bir ifadesi olacak biçimde sağladığı belirgin destekten cesaret alarak,

Çocuk Satışının, Çocuk Fuhşunun ve Çocuk Pornografisinin Önlenmesi Eylem Programı’nın, Çocukların Ticarî Amaçlı Cinsel Sömürüsüne Karşı 1996 Stockholm Kongresi Bildirgesi ve Eylem Planı’nın ve ilgili diğer uluslararası organların konuya ilişkin diğer kararlarını ve tavsiyelerini tanıyarak,

Her halkın çocukların korunması ve uyumlu gelişmelerinin sağlanması açısından sahip oldukları kendi geleneklerinin ve kültürel değerlerinin önemini de gözeterek,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmaya varmışlardır:

  • Madde 1

Taraf Devletler, çocuk satışını, çocuk fuhşunu ve çocuk pornografisini bu Protokol’de yer aldığı biçimde yasaklayacaklardır.

  • Madde 2

Bu Protokol’ün amaçları açısından

ÇOCUK SATIŞI

(a) Çocuk satışı, çocuğun bir kişi ya da grup tarafından, maddî ya da başka bir yarar karşılığı bir başkasına verildiği herhangi bir fiil ya da işlem anlamına gelir.

ÇOCUK FUHŞU

(b) Çocuk fuhşu, çocuğun maddî ya da başka bir yarar karşılığı cinsel etkinliklerde kullanılması anlamına gelir.

ÇOCUK PORNOGRAFİSİ

(c) Çocuk pornografisi, hangi yoldan olursa olsun, belirleyici özelliği cinsel amaçlı bir betimleme olmak üzere, çocuğu gerçek fiille ya da benzeştirme yoluyla cinsel etkinlik içinde gösterme ya da çocuğun cinsel organlarını herhangi bir biçimde teşhir anlamına gelir.

  • Madde 3

1. Taraf Devletler’in her biri, asgarî bir zorunluluk olarak, aşağıda belirtilen fiillerin ve etkinliklerin, bu fiil ve etkinliklerin ülke içinde ya da dışında, bireysel olarak ya da organize biçimde gerçekleştirilsin, ceza yasası kapsamında yer almasını sağlayacaktır:

(a) Madde 2(a)’da tanımlandığı biçimiyle çocuk satışı bağlamında:

(i) Bir çocuğun aşağıdaki amaçlara yönelik olarak hangi biçim ve yoldan olursa olsun teklifi, teslimi ve kabulü:

Çocuğun cinsel sömürüsü;

Çocuğun organlarının kâr amacıyla başkalarına aktarımı;

Çocuğun zorla çalıştırılması;

(ii) Evlat edinmeyle ilgili geçerli uluslararası belgelere aykırı olarak, bir çocuğun evlat edinilebilmesi için aracı olarak uygunsuz yollardan onay sağlanması;

(b) Madde 2(b)’de tanımlandığı biçimiyle bir çocuğu fuhuş amacıyla teklif etme, elde etme, temin etme ya da sağlama; ve

(c) Madde 2(c)’de tanımlandığı biçimiyle çocuk pornografisinin yukarıdaki amaçlara yönelik olarak üretilmesi, dağıtılması, yayılması, ithali, ihracı, teklifi, satışı ya da bulundurulması.

2. Taraf Devlet’in ulusal yasalarındaki hükümlere tâbi olmak üzere ilgili yaptırımlar, bu tür fiillerin herhangi birine yönelik teşebbüsler ve yine bu fiillerde suç ortaklığı ve yer alma durumları için de geçerli olacaktır.

3. Taraf Devletler’den her biri bu tür fiillere, ağır niteliklerini de gözeterek, uygun cezalar getirecektir.

4. Taraf Devletler’den her biri, kendi ulusal yasalarının hükümlerine tâbi olmak üzere ve gerekli olduğu durumlarda, bu maddenin 1. paragrafında belirtilen ihlâllerde hükmî şahısların sorumlu tutulabilmelerini sağlayacak önlemleri alacaktır. Taraf Devlet’in benimsediği hukuk ilkeleri açısından hükmî şahısların bu sorumlulukları cezaî, hukukî ya da idarî olabilir.

5. Taraf Devletler, evlat edinme işlemlerinde yer alan bütün kişilerin, bu alanda geçerli uluslararası hukukî belgelere uygun davranmalarını sağlamak için gerekli bütün hukukî ve idarî önlemleri alacaklardır.

  • Madde 4

1. Taraf Devletler’den her biri, yukarıdaki madde 3.1 kapsamına giren ihlâllerin kendi topraklarında, kendisine kayıtlı gemi ya da uçakta ortaya çıkması halinde, bu ihlâller üzerinde yargı yetkisini kullanmak için gerekli önlemleri alacaktır.

2. Taraf Devletler’den her biri, madde 3.1’de belirtilen ihlâllerin aşağıdaki durumlarda gerçekleşmesi halinde bu ihlâller üzerinde yargı yetkisini kullanmak üzere gerekli önlemleri alabilir:

(a) İhlalle suçlananın o Devlet’in vatandaşı ya da mukimi olduğu durumlar;

(b) Mağdurun o Devlet’in vatandaşı olduğu durumlar.

3. Taraf Devletler’den her biri, ihlâlle suçlanan kişi kendi topraklarında bulunduğu ve ihlâlin kendi vatandaşlarından biri tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle bu kişinin bir başka Taraf Devlet’e suçluların iadesi çerçevesinde gönderilmediği durumlarda, söz konusu ihlâller üzerinde yargı yetkisini kullanmak için gerekli önlemleri alacaktır.

4. Bu Protokol, iç hukuka göre uygulanan cezaî herhangi bir yargı yetkisini dışlamaz.

  • Madde 5

1. Madde 3.1’de tarif edilen ihlâller, Taraf Devletler arasında suçluların iadesi ile ilgili herhangi bir antlaşma çerçevesinde suçluların iadesini mümkün kılan ihlâller olarak değerlendirilecek, ayrıca suçluların iadesi konusunda aralarında daha sonra akdedilecek diğer bütün antlaşmalarda da yine bu nitelikteki ihlâller olarak ele alınacaktır.

2. Suçluların iadesini bu konuda bir antlaşmanın bulunması koşuluna bağlı gören herhangi bir Taraf Devlet, aralarında bu konuda bir antlaşma bulunmayan bir başka Taraf Devlet’ten suçlunun iadesi yönünde bir talebe muhatap olursa, bu Protokol’ü, belirtilen ihlâllerde suçlu iadesinin hukukî temeli olarak ele alabilir. Suçlu iadesi, kendisine bu yönde talepte bulunulan Devlet’in belirleyeceği koşullara tâbi olacaktır.

3. Suçluların iadesini bu yönde bir antlaşmanın varlığına bağlı kılmayan Taraf Devletler, kendisinden talepte bulunulan Devlet’in belirleyeceği koşullara tâbi olmak üzere, bu Protokol’de belirtilen ihlâlleri kendi aralarında suçlu iadesini mümkün kılan ihlâller olarak değerlendireceklerdir.

4. Taraf Devletler arasındaki suçlu iadesi açısından bu tür ihlâller, yalnızca fiilen ortaya çıktığı yerde değil, aynı zamanda madde 4 uyarınca bu alanda yargı yetkisi oluşturması istenen Devletler’de de gerçekleşmiş ihlâller sayılacaktır.

5. Madde 3.1’de tanımlanan bir ihlâle ilişkin suçlu iadesi talebi yapılmışsa ve bu talebe muhatap olan Devlet ihlâli yapan kişinin vatandaşlığı nedeniyle bu iadeyi gerçekleştirmezse veya gerçekleştirmeyecekse, konunun kovuşturma amacıyla yetkili mercilere sevki için gerekli önlemleri alacaktır.

  • Madde 6

1. Taraf Devletler, kovuşturma için gerekli kanıtların ortaya çıkartılması dahil olmak üzere, madde 3.1’de yer alan ihlâllerle ilgili soruşturmalarda, cezaî kovuşturmalarda ya da suçlu iadelerinde birbirlerine mümkün olan azamî yardımı yapacaklardır.

2. Taraflar, bu maddenin yukarıdaki 1. paragrafı altındaki yükümlülüklerini, aralarında mevcut karşılıklı hukukî yardım antlaşmaları ya da diğer düzenlemeler uyarınca yerine getireceklerdir. Bu tür antlaşma ya da düzenlemelerin olmadığı durumlarda ise Taraf Devletler birbirlerine kendi ulusal yasaları çerçevesinde yardımcı olacaklardır.

  • Madde 7

Taraf Devletler, kendi ulusal yasalarına tâbi olmak kaydıyla:

(a) Aşağıda belirtilenlere el konulmasını ve bunların müsaderesini sağlayacak önlemleri alacaklardır:

(i) Bu Protokol çerçevesinde tanımlanan ihlâllere doğrudan yönelik olan ya da bu ihlâllere zemin hazırlayan materyaller, varlıklar ve diğer araçlar;

Bu tür ihlâllerden sağlanan kazançlar;

(b) Yukarıdaki paragraf (i)’de belirtilen materyal, varlık, araç ve kazançların zaptı ve müsaderesi için bir başka Taraf Devlet’ten gelecek talepleri yerine getireceklerdir;

(c) Bu tür ihlâllerin gerçekleştirilmesi için kullanılan tesislerin geçici ya da sürekli biçimde kapatılmasını amaçlayan önlemler alacaklardır.

  • Madde 8

1. Taraf Devletler, bu Protokol çerçevesinde yasaklanan uygulamaların çocuk mağdurlarının haklarını ve yararlarını cezaî kovuşturma sürecinin bütün aşamalarında korumak için gerekli önlemleri özellikle aşağıdaki yollardan alacaklardır:

(a) Çocuk mağdurların olumsuz etkilere açık yanlarının göz önüne alınması; bu konumdaki çocukların tanık olarak özel gereksinimleri dahil gereksinimlerinin gözetilmesi için mevcut prosedürlerin uyarlanması;

(b) Çocuk mağdurların, ilgili kovuşturma sürecindeki hakları ve rolleri; kovuşturma sürecinin kapsamı, zamanlaması, ilerlemesi ve sonuçları konusunda bilgilendirilmeleri;

(c) Çocuk mağdurların görüşlerinin, gereksinimlerinin ve duyarlılıklarının, kişisel yararları söz konusu olduğu durumlarda, ulusal yasalarda yer alan usullere uygun biçimde dile getirilmesine imkân tanınması;

(d) Hukukî süreç boyunca çocuk mağdurlara gerekli destek hizmetlerinin sağlanması;

(e) Çocuk mağdurların özel yaşamlarının ve kimliklerinin gerektiği biçimde korunması; çocuk mağdurların kimliklerinin bilinmesine yol açabilecek sakıncalı bilgilerin yaygınlaşmasına karşı ulusal yasalar çerçevesinde gerekli önlemlerin alınması;

(f) Gerektiği durumlarda çocukların, ailelerinin ve tanıkların tehdit ve misillemelere karşı korunmaları;

(g) Davaların sonuçlandırılmasında, kararların tebliğinde ve çocuk mağdurlara tazminat ödenmesinde gereksiz gecikmelerden kaçınılması.

2. Taraf Devletler, mağdurun gerçek yaşına ilişkin belirsizliğin, mağdurun yaşının belirlenmesine ilişkin araştırmalar dahil olmak üzere cezaî soruşturma sürecinin başlatılmasını engellememesini sağlayacaklardır.

3. Taraf Devletler, bu Protokol’de belirtilen fiillerin mağduru olan çocuklara ceza hukuku çerçevesinde gösterilecek davranışların çocuğun yüksek yararını birincil derecede gözetmesini sağlayacaklardır.

4. Taraf Devletler, bu Protokol ile yasaklanan fiillerin çocuk mağdurlarıyla ilgili işlerde görev yapanların, özellikle hukuk ve psikoloji alanlarındaki eğitim olmak üzere, gerekli eğitimden geçmeleri için önlemler alacaklardır.

Taraf Devletler, gerektiği durumlarda, bu tür ihlâllere karşı mücadele eden, bu tür ihlâllerin mağduru olan çocukların korunmaları ve rehabilitasyonu için çalışan kişilerin ve/veya kuruluşların güvenliğini sağlayacak önlemleri alacaklardır.

5. Bu maddedeki herhangi bir husus, suçlama altında olanların adil ve tarafsız biçimde yargılanma haklarıyla çelişmez ve bu hakkı dışlamaz.

  • Madde 9

1. Taraf Devletler, bu Protokol’de tanımlanan ihlâllerin önlenmesi amacıyla yasalar, idarî önlemler, sosyal politikalar ve programlar geliştirecekler, var olanları güçlendirecekler, uygulayacaklar ve yaygınlaştıracaklardır. Söz konusu ihlâller karşısında savunmasız ve güç durumda olan çocuklara özel bir dikkat gösterilecektir.

2. Taraf Devletler, bu Protokol’de tanımlanan ihlâllerin zararlı sonuçlarına ve bu tür ihlâlleri önleyecek girişimlere ilişkin bilgilendirme ve eğitim yoluyla çocuklar dahil olmak üzere genel kamu oyunda bu konuya ilişkin bilinç ve duyarlılık oluşmasını sağlayacaklardır. Taraf Devletler, bu madde altındaki yükümlülüklerini yerine getirirken, başta çocuklar ve çocuk mağdurlar olmak üzere genel olarak toplumun söz konusu bilgilendirme ve eğitim çalışmalarına uluslararası düzeyde olanlar dahil katılmasını teşvik edecektir.

3. Taraf Devletler, bu tür ihlâllerin mağduru olan kişilerin toplumla tam anlamda yeniden bütünleşmeleri, fiziksel ve psikolojik anlamda iyileşmeleri dahil, kendilerine gerekli yardımı sağlamak üzere bütün önlemleri alacaklardır.

4. Taraf Devletler, bu Protokol’de tanımlanan ihlâllerin bütün çocuk mağdurlarının, ortaya çıkan durumdan yasal olarak sorumlu bulunanlardan ayrım gözetmeksizin tazminat talep edebilmelerini sağlayacaklardır.

5. Taraf Devletler, bu Protokol’de tanımlanan ihlâlleri içeren tanıtıcı materyallerin üretilmesini ve dağıtılmasını etkili biçimde önlemek üzere gerekli bütün önlemleri alacaklardır.

  • Madde 10

1. Taraf Devletler, çocuk satışı, çocuk fuhşu, çocuk pornografisi ve çocuklara yönelik seks turizmi gibi fiillerin ve bu fillerin gerçekleşmesinden sorumlu kişilerin araştırılması, kovuşturulması ve cezalandırılması ve söz konusu fiillerin önlenmesi alanındaki uluslararası işbirliğini çok taraflı, bölgesel ve iki taraflı anlaşmalarla sağlamak üzere gerekli bütün önlemleri alacaklardır.

Taraf Devletler, ayrıca, kendi yetkili mercileri, ulusal ve uluslararası hükümet dışı kuruluşlar ve uluslararası kuruluşlar arasındaki uluslararası işbirliğini ve eşgüdümü de geliştireceklerdir.

2. Taraf Devletler, çocuk mağdurların fiziksel ve psikolojik tedavileri, toplumla yeniden bütünleşmeleri ve ülkelerine iade edilmeleri konusunda karşılıklı olarak yardımlaşacaklar ve bu alandaki uluslararası işbirliğini geliştireceklerdir.

3. Taraf Devletler, çocukları alınıp satılma, fuhuş, pornografi ve seks turizmi gibi fiillere açık kılan, örneğin yoksulluk ve azgelişmişlik gibi temel nedenlerin ele alınabilmesi için gerekli uluslararası işbirliğini geliştireceklerdir.

4. Bunu yapabilecek durumda olan Taraf Devletler, halen mevcut çok taraflı, bölgesel, iki taraflı ya da diğer programlar aracılığıyla bu alanda malî, teknik ve diğer yardımlarda bulunacaklardır.

  • Madde 11

Bu Protokol’de yer alan hiçbir husus,

(a) Taraf Devlet’in yasalarında; ya da

(b) belirli bir Devlet’te geçerli olan uluslararası yasalarda

yer alıp çocuk haklarının geliştirilmesi açısından daha elverişli nitelik taşıyan hükümleri etkilemeyecektir.

  • Madde 12

1. Taraf Devletler’den her biri, bu Protokol’ün kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde, Protokol’de yer alan hükümlerin yaşama geçirilmesi için alınan önlemler konusunda kapsamlı bilgiler veren bir raporu Çocuk Hakları Komitesi’ne sunacaktır.

2. Sözü edilen bu kapsamlı raporun sunulmasının ardından, Taraf Devletler’den her biri, Sözleşme’nin 44. maddesi uyarınca Çocuk Hakları Komitesi’ne sunacakları raporlarda Protokol’ün uygulanmasına ilişkin diğer bilgileri verecektir. Protokol’ün diğer Taraf Devletler’i her beş yılda bir rapor vereceklerdir.

3. Çocuk Hakları Komitesi, bu Protokol’ün uygulanmasına ilişkin olarak Taraf Devletler’den ek bilgi talep edebilir.

  • Madde 13

1. Bu Protokol, Sözleşme’ye taraf olan ya da Sözleşme’yi imzalayan herhangi bir Devlet’in imzasına açıktır.

2. Bu Protokol, Sözleşme’ye taraf olan ya da Sözleşme’yi imzalayan herhangi bir Devlet’in onayına ya da kabulüne açıktır. Protokol’ün onayına ya da kabulüne ilişkin belgelerin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletilmesi gerekir.

  • Madde 14

1. Bu Protokol, onuncu onay ya da kabul belgesinin tesliminden üç ay sonra yürürlüğe girer.

2. Bu Protokol’ü onaylayan ya da Protokol yürürlüğe girdikten sonra kabul eden her Devlet için, Protokol, bu Devlet’in kendi onay ya da kabul belgesinin tesliminden bir ay sonra yürürlüğe girer.

  • Madde 15

1. Herhangi bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne herhangi bir zaman yazılı bildirimde bulunarak bu Protokol’den çekilebilir. Bunun üzerine Genel Sekreter durumu, Sözleşme’yi onaylayan ya da kabul eden bütün Devletler’e bildirir. Protokol’den geri çekilme, ilgili bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından alınmasından bir yıl sonra geçerlilik kazanır.

2. Protokol’den geri çekilme, Taraf Devlet’i, geri çekilme işleminin geçerlilik kazanmasından önce ortaya çıkan herhangi bir duruma ilişkin olarak bu Protokol uyarınca üstlenmiş bulunduğu yükümlülüklerden kurtarmaz. Ayrıca, böyle bir geri çekilme, geri çekilme işleminin geçerlilik kazanmasından önce Komite’nin gündemine alıp görüştüğü herhangi bir konuya ilişkin görüşmelerin sürmesini engellemez.

  • Madde 16

1. Taraf Devletler’den herhangi biri, Protokol’de değişiklik önerip bu önerisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletebilir. Genel Sekreter bunun üzerine değişiklik önerisini diğer Taraf Devletler’e ileterek, önerinin görüşülüp oylanması için bir Taraf Devletler Konferansı toplanmasını uygun görüp görmediklerini sorar. Taraf Devletler’e bu konuda bilgi verilmesinin ardından dört ay içinde Taraf Devletler’den en az üçte birinin böyle bir Konferans’ı uygun bulması halinde, Genel Sekreter Konferans’ı Birleşmiş Milletler himayesinde toplar. Toplanan Konferans’ta hazır bulunan ve oy veren Taraf Devletler’in çoğunluğunun benimsediği değişiklik önerileri onay için Genel Kurul’a sunulur.

2. Bu maddenin 1. paragrafına uygun olarak kabul edilen herhangi bir değişiklik önerisi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylanıp Taraf Devletler’in üçte iki çoğunluğu tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.

Herhangi bir değişiklik yürürlüğe girdiğinde, bu değişikliği kabul eden Taraf Devletler için bağlayıcılık kazanır; diğer Taraf Devletler içinse, kabul ettikleri bu Protokol’ün ve daha önceki değişikliklerin bağlayıcılığı devam eder.

  • Madde 17

1. Bu Protokol’ün her biri asıl sayılan Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri Birleşmiş Milletler’in arşivlerinde muhafaza edilecektir.

2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Protokol’ün onaylanmış kopyalarını, Sözleşme’ye taraf olan ve Sözleşme’yi imzalayan Devletler’e gönderecektir.

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi (*)

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/23nisan_2002/tbmm.htm

   İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,"olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin en geç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.

   Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor.
İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın
bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler.

   Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in
23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

   23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde
gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.

   Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.

   "Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar,
İstanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum."

   Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

   TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı.
Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

   2 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı.
11 Bakandan oluşan "Meclis Hükümeti", 5 Mayıs'da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı. TBMM'nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM'nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

   3 Aralık 1920'de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrü Barış Andlaşması, TBMM'nin yaptığı ilk uluslararası andlaşmaydı. Böylece Doğu cephesi kapandı.
16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Andlaşması ile Rusya, yeni Türk Devletini ve Misak-ı Millî ilkelerini tanıdı. 6-11 Ocak 1921'de Birinci İnönü, 23-31 Mart 1921'de İkinci İnönü ve 13 Eylül 1921'de Sakarya Zaferleri sonucunda,
20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Andlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi.
Aynı yılın sonunda İtalyanlar da TBMM hükümetiyle işbirliğine giriştiler.
1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, TBMM, tüm ülkelerle iyi ilişkiler içindeydi,TBMM Orduları, 26 Ağustos 1922'de Büyük Zaferi kazandılar.
9 Eylül'de İzmir kurtarıldı.

   18 Eylül'de ise Anadolu'da hiçbir yabancı askerî güç kalmamıştı. Yeni Türk Devleti'nin bu başarıları karşısında İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf Devletleri ile 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim'de Lozan'da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdılar. Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan Barış Andlaşması 24 Ağustos 1923'de TBMM'de onaylandı. Yeni Türk Devleti, askerî, siyasî ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu.

 

(*) TBMM Web Sitesi'nden alınmıştır.

http://www.sinbad.nu/