Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

Güney ve Güneydoğu Asya’yı, öncelikle Hindistan’ı sömürmek amacıyla 1600 yılında kurulmuş olan İngiliz Batı Hint Şirketi (English East India Company), 1760’lı yıllarda, Kerim Kağan Zand (Karim Khan Zand, 1705- 79; yönetimi, 1747- 79) iktidarı yıllarında İran’a girecek, bu ülkede özgürce ticaret yapma hakkını elde edecekti. Ve giderek İngiltere’nin İran üzerindeki etkisi artacaktı... 

İran’da, Türkmen Kaçar aşiretinden Kaçar Hanedanı’nın (Qajar Hanedanı, 1794- 1925) son yıllarında, 1900’lü yılların başında, Büyük Britanya’nın İran üzerindeki etkisi daha da artacaktı...

 

İngiliz devlet şirketi Anglo- Persian Oil Company, Ltd., 1909 yılında, İran petrollerini işletmeye başlayacaktı. İran petrol sahaları daha 1901 yılında İngiliz yatırımcılara verilmişti... Sözkonusu şirket, 1935 yılında adını Anglo- Iranian Oil Company, Ltd. Olarak değiştirecekti. Yine aynı şirket, 1954 yılında, British Petroleum Company Limited (BP) olarak adını yenileyecekti. Günümüzde devasa bir kuruluş olan şirket, 1980’de özelleştirilecek ve 1981 yılında British Petroleum Company PLC (BP) olarak adlandırılacaktı... Sözkonusu şirket, kuruluşundan itibaren İran’dan olağanüstü kazançlar sağlayacaktı ama, petrol gelirlerinin en ufacık bir bölümü bile yoksul İran halkına ulaşmayacaktı. İran halkı kendi petrolünden yararlanamıyordu...

 

Iran, I.Dünya Savaşı yıllarında, İngiltere- Rusya- ve Osmanlı İmparatorluğu’nun işgali altında kalacaktı. İşgalden sonra, Kaçar Hanedanı’nın son temsilcisi Ahmed Şah’ı (yönetimi, 1909- 25), kendisini toparlayamayacaktı. Ahmed Şah, Pahlavi aşiretinden -ordu subayı- Rıza Pahlavi’nin (Reza Kağan; yönetimi, 1925- 41)askeri darbesi ile 1925 yılında iktidarı yitirecekti. Bu kansız darbeyi planlayanlar İngilizler’den başkası değildi. İran’ın Sovyet etkisine girmesinden korkmuşlar, ve kendilerine bağlı birileri ile bu ülkede güçlü merkezi bir yönetim kurmayı planlamışlardı. Rıza Pahlavi, emrindeki 1500 kadar askerle -İngilizler tarafından ustaca planlanmış- darbeyi kansız biçimde gerçekleştirecekti...  Askeri darbe ile iktidarı yitiren Kaçar Hanedanı’nın yerine, -kısa ömürlü- Pahlavi Hanedanı (1925- 79) kurulacaktı. Böylece İran, yapılan ekonomik ve politik reformlarla göreceli güçlü merkezi bir yönetime kavuşurken, giderek gerçek anlamı ile bir İngiliz sataliti haline gelecekti... 

 

İran, II. Dünya Savaşı yıllarında Sovyet ve İngiliz işgali altında kalacaktı. İngilizler, Rıza Pahlavi’yi 1941 yılında İktidardan indirip ülke dışına süreceklerdi. O’nun Nazi Almanyası’na yakınlaşmasından çekinmişlerdi... Yine İngilizler, Rıza Pahlavi’nin yerine tahta, İsviçre’de eğitim görmüş ve bir ordu subayı olan oğlu Muhammed Rıza Pahlavi’yi (yönetimi, 1941- 79) oturtacaklardı. Kısacası İngilizler, İran’ın hem ekonomisi ve hem de politikası üzerinde egemendiler... Fakat bu gidiş, İran’da varolan İngiliz düzeni, 1951- 53 yıllarında sarsıntı geçirecekti... Milliyetçi yurtsever bir politikacı olan Muhammed Musaddık’ın iktidarı (1951- 53), Musaddık’ın İran petrollerini millileştirmesi, Anglo- Amerikan emperyalizmini, ve işbirlikçilerini teleşlandıracaktı... Muhammed Musaddık (1880- 1967; yönetimi, 1951- 53) ile İran şahı Muhammed Rıza Pahlavi arasındaki iktidar mücadelesi 1950 yılında başlayacaktı...

 

Anayasal bir monarşi olan İran’da, Muhammed Musaddık önderliğindeki Ulusal Cephe Partisi, 1951 yılında yapılan parlemento seçimlerini, hatırısayılır bir çoğunlukla ve tamamen adaletli demokratik yöntemlerle kazanacaktı. İran petrol yataklarından olağanüstü kazançlar sağlayan, ve bu kazançlardan yoksul İran halkına pay vermeyen Anglo- Iranian Oil Company, Ltd., 1952 yılında, yurtsever Başbakan Muhammed Musaddık tarafından millileştirecekti. Kesinlikle komünist olmayan, halkı tarafından çok sevilen yaşlı ve hastalıklı başbakan Musaddık, aslında, ABD’nin bir önceki aşırı sağcı Başkanı Truman (Harry S. Truman, 1884- 1972; başkanlığı, 1945- 53) ile kişisel dostluğu olan birisiydi. Musaddık’ın en önemli özelliği, rüşvet yemeyen ender namuslu politikacılardan biri olması, ve ülkesini sevmesiydi. Ayrıca, ABD tarafından başlatılmış olan  “Soğuk Savaş” sürecinin egemen olduğu 1950’li yılların başlangıcında, uluslararası arenada, anti-emperyalist devrimci örgütlenmeler ve eylemler yükselişe geçmişlerdi...

 

Güney Kore’nin ilk cumhurbaşkanı olan ABD destekli Syngman Ree (1875- 1965) tarafından Haziran 1950’de başlatılmış olan Kuzey Kore’yi işgal operasyonu, -1949 yılında bağımsızlığına kavuşmuş olan- Çin’den gelen gönüllülerin yardımları ile, üç ay içinde geriye püskürtülmüştü... Fransız sömürgesi konumundaki Vietnam’da -Hindiçini Komünist Partisi’nin kurucusu- Ho Chi Minh (Aydınlatan kişi anlamına, 1890- 1969) tarafından 1941 yılında kurulmuş olan Viet Minh (Vietnam’ın Kurtuluşu İçin Birlik), 1950 yılına gelindiğinde, kuzeyden güneye doğru 1000 km mesafede bir alanı kurtarmıştı. Sovyetler Birliği ve Çin, Viet Minh’i desteklemekteydiler... Kısacası, dünya da yükselişte olan anti- emperyalist dalga, İran’ı da etkilemekteydi, ve 1951 yılında İran’da yapılan 1 Mayıs kutlamasına, Tahran’da 50 bin işçi, memur, asker, genç, köylü katılmıştı. Ve bunlar, Anglo- Iranian Oil Company’nin millileştirilmesi gerektiği mesajını vermişlerdi... Aynı yıllarda Türkiye halkı, 1 Mayıs’ın İşçi sınıfının birlik-dayanışma ve mücadele günü olduğundan tamamen habersizdi, ve İran gibi bir ülke için ve özellikle o yıllarda, sözkonusu 50 bin sayısı olağanüstü büyüktü...

 

Muhammed Musaddık, halkını içine sürüklenmiş olduğu acıklı durumdan kurtarmak amacıyla, 1952 yılında Anglo- Iranian Oil Company’yi millileştirecekti. O sadece millileştirmekle kalmayacak, kent kent, köy köy dolaşarak sömürgeciliğe karşı halkını aydınlatan konuşmalar yapacaktı. Musaddık, “Onyıllardır yapıcı diyalog kurma çabalarımız Anglo- Iranian Oil Company tarafından reddedildi. İngiliz hükümeti tarafından ulusal haklarımız ayaklar altına alındı...”, diyerek halka gerçekleri anlatacaktı. Günümüzde bir ölçüde Irak’a, Libya’ya ve daha başka bazı ülkelere yapılmakta olduğu gibi, Musaddık hükümetini devirmek amacıyla, öncelikle İngiltere ve ABD karşı saldırıya geçecekler, ve Bankalar İran’a karşı bir mali boykot başlatacaklardı. Dünya petrol piyasasını kontrol eden ve yedi devasa şirkettin birliğinden oluşan “Seven Sisters” (“Yedi Kızkardeşler”) korperasyonu, sözkonusu emperyalist merkezlerle birlikte, Musaddık hükümetini devirmek için gizli karanlık komplolar örgütlemeye başlayacaktı. Anglo- Iranian Oil Company, teknisiyenlerini çekme ve İran’ın petrol yataklarına sabotajlar yapma girişiminde bulunacaktı ama, petrol işçileri bu girişimleri engelleyeceklerdi...

 

İran komünist partisi olan güçlü Tudeh Partisi, Musaddık’a dışarıdan destek verecekti... İran’da komünist örgütlenmeler 1920’li yılların başına, Sovyet devriminin başlangıç yıllarına uzanmakla birlikte, Tudeh Partisi, II. Dünya Savaşı yıllarında, İran, Sovyet-İngiliz ortak işgalini yaşarken, Eylül 1941’de legal bir parti olarak güçlü biçimde doğmuştu. Gerçekten’de İran’ın toplumsal yapısı, koşulları dikkate alınırsa, Tudeh, -aynı yıllardaki TKP ve diğer komşu ülkelerin komünist örgütlenmeleri ile kıyas kabuletmeyecek biçimde- çok güçlü bir parti idi.

 

Musaddık’ın bir diğer “günahı”da, İran’da çok güçlü olan büyük toprak sahiplerini tasviye etmeye kalkışması olacaktı. Musaddık, büyük toprak sahiplerinin ellerindeki geniş toprakların birkısmını köylülere dağıtıp, onları üretim kooperatiplerinde birleştirerek kollektif tarıma geçme projesi başlatmıştı. Sonuçta, İngiltere ile birlikte büyük toprak sahipleri de -1970’li ve 1980’li yıllarda Afganistan’da olduğu gibi- Musaddık rejiminin karşısında saf tutacaklardı... Anglo- Iranian Oil Company’nin millileştirilmesi karşısında, Churchill (Muhafazakar Parti’nin önderi; başbakanlığı, 1940- 45 ve 1951- 55) başkanlığındaki İngiliz hükümeti, -Washington’u, ABD Başkanı Dwight (David) Eisenhower’i de yanına alarak- hemen harekete geçecekti...

 

ABD’nin 34ncü başkanı ve D-Day (D-Günü) olarakta anılan Normandiya Çıkartması’nda (6 Haziran 1944) müttefik kuvvetlerin komutanı olan eski ünlü general Dwight Eisenhower (1890- 1969; başkanlığı, 1953- 61), koltuğuna oturduktan hemen sonra, açıkça adını vererek, yeni bir “Haçlı Seferi” ilanetmişti. Bu seferin ilk kurbanı İran halkı olacaktı... Dwight Eisenhower’in Dışileri Bakanı olan John Foster Dulles (Dışişleri Bakanlığı, 1953- 59) ve o sırada CIA Direktörü olan küçük kardeş Allen Dulles (CIA direktörlüğü, 1953- 61; savaş sırasında OSS ajanı ve savaş sonrası 1947’de CIA kurucularından), bu iki eski Nazi işbirlikçisi kardeşler, Musaddık’ı devirmek için harekete geçeceklerdi... İngiliz dış istihbarat örgütü MI-6, Musaddık operasyonu için CIA’dan yardım istemişti...

 

Kod adı “Ajax Operasyonu” olan musaddık karşıtı CIA- MI-6 darbesinin merkez karargahı Kıbrıs adası olacaktı. Homeros’un Iliad (Ilyada) destanında adı geçen Ajax, Troja (Truva) kentine saldıran ve gücü Achilles’ten (Aşil) sonra gelen bir Grek kahramanı, suç işlemekten çekinmeyen kaba bir karakterdi. Darbe planlayanların operasyonlarına böyle bir ad vermeleri, Ajax adını vermeleri, onların saldırgan talancı ve kriminal düşünce yapılarını, yaşama bakış açılarını anlayabilmek açısından ilginçtir... Musaddık’a karşı operasyonu, CIA’nın Ortadoğu masası şefi Kermit “Kim” Roosevelt (1916- 2000) yönetecekti. Operasyonu yönetecek olan Kermit “Kim” Roosevelt’in bir numaralı yardımcısı ise, 1991 yılında Irak’a yönelik olarak başlatılmış olan ve -nükleer ve kimyasal silah katagorisi içine giren- yasadışı seyreltilmiş uranyumlu (DU) mermilerin gizlice kullanıldıkları “Çöl Fırtınası” adlı operasyonu yöneten General Norman Schwarzkoph’un babası Norman Schwarzkoph’tan başkası değildi. Kötülük, emperyalist saldırganlık, talan ve yağma geleneği, sanki babadan oğula miras kalmaktaydı...

 

“Ajax Operasyonu”nu yöneten Kermit “Kim” Roosevelt, ABD tarihinde aynı aileden gelen iki ünlü başkandan 24ncü başkan olan Cumhuriyetçi Parti’den Theodore Roosevelt’in (1858- 1919; başkanlığı, 1901- 1909) torunu idi. Yine O, Kermit “Kim” Roosevelt, ABD’nin 32nci başkanı olan Demokrat Parti’den Franklin D. Roosevelt’in (başkanlığı, 1933- 45) uzaktan yeğeni olmaktaydı. Franklin D. Roosevelt, kendisinden önce ABD başkanlığı yapmış olan Theodore Roosevelt’in beşinci dereceden kuzeni idi... Kermit “Kim” Roosevelt’in -Cumhuriyetçi Parti’den ABD Başkanı olan Theodore Roosevelt’in oğlu olan- babasının adı da Kermit Roosevelt (1889- 1943) idi. Bu son anılan ve Theodore Roosevelt’in oğlu, ve Kermit “Kim” Roosevelt’in babası olan Kermit Roosevelt, 1939- 42 yıllarında İngiliz ordusunda, 1942- 43 yıllarında ise ABD ordusunda subaylık yapmıştı. O, ABD ordusunda subaylık yapmakta olduğu 1943 yılında intehar ederek yaşamına sonvermişti. Anlamış olacağınız gibi, Kermit “Kim” Roosevelt, gözü yükseklerde oldukça ilginç bir aileden gelmekteydi, ve babasının inteharının O’nun ruhsal yapısı üzerinde olumsuz etkilerinin olmadığı düşünülemezdi... Anlaşılan O, herhangi vicdani bir rahatsızlık duymadan acımasızca suç işlemeye uygun bir ruhsal yapıya sahipti...

 

Kermit “Kim” Roosevelt’in ajanlık kariyeri CIA öncesinde, Franklin D. Roosevelt’in emri ile 1942 yılında kurulan dış istihbarat ve operasyon örgütü Office of Strategic Services (OSS) içinde başlamıştı. Ordu, donanma ve FBI işbirliği ile şekillenmiş olan OSS’in 12 bin kadar kadrolu ajanı vardı. OSS, kökleri I. Elizabeth İngilteresi’ne (1558- 1603), 1569 yılına dek uzanan İngiliz dış istihbarat servisi MI-6’ten yardım almaktaydı. OSS, 1947 yılında yerini, -Nazi askeri istibaratından General Reinhard Gehlen’in büyük yardımları ile kurulan- CIA’ya devredecekti. Allen Dulles gibi, Kermit “Kim” Roosevelt gibi birçok eski OSS ajanı, CIA içinde çalışmaya başlayacaktı...

 

Şah Muhammed Rıza Pahlavi, önce, Musaddık’ı görevden almaya yeltenecek, fakat sonra, 16 Ağustos 1953 günü İran’dan kaçarak Irak’a, bağdat’a sığınmak zorunda kalacaktı... Musaddık karşıtı darbeyi örgütleyen Kermit “Kim” Roosevelt, kilit mevkilerdeki ordu subaylarına ve polislere para (ABD doları) dağıtmakla, onları satınalmakla işe başlayacaktı. Vaktiye, II. Dünya Savaşı yıllarında para karşılığında Nazi Almanyası yararına çalışmış, onlardan maaş almış olan ve sözkonusu olaylar sırasında İran ordusunun kilit mevkilerinden birinde olan General Feyzullah Zahidi’ye elden 3- 5 milyon dolar kadar para ödenecekti. Bu arada, -bir ölçüde günümüz Suriyesi’nde olduğu gibi- bazı kanaat önderleri ve mollalar satınalınarak sokak gösterileri kışkırtılacaktı. Bu gösteriler sırasında kısa sürede 300’ü aşkın insan ölecekti... Sonuçta, CIA’nın ve MI-6’in ortak çabaları ile politik destabilizasyon üretilmiş, bir darbe için elverişli “meşru” mazeret yaratılmıştı... Satınalınmış generallerle askeri darbeyi gerçekleştirmek zor olmayacaktı. Musaddık, bakanları, ve yandaşları tutuklanacaklardı. Şah Muhammed Rıza Pahlavi, kaçışından üç gün sonra, 19 Ağustos 1953 günü İran’a dönecekti...

 

Anlaşılmış olacağı gibi bu askeri darbe, -halka ve İran’ın ulusal yararlarına karşı olsa da- silahlı kuvvetlerin, ordunun ne ölçüde politikanın merkezinde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı. Hükümetler, özellikle mevcut ekonomik ve siyasi düzeni halktan yana değiştirmeye çalışan göreceli devrimci yönetimler, orduları kendi ideolojileri ve politikaları yönünde yeniden şekillendirmek zorunda idiler. “Silahlı kuvvetler politikanın dışındadır, ve politikanın dışında kalmalıdır”, demekle orduların politikanın dışında kalmaları olanaksızdı. Varlık nedenleri politik olan ve politikayı -belirli sınıfsal yararlar yönünde- zor kullanrak sürdürmekle görevli olan ordular, -günlük politikanın önemli ölçüde dışında olsalar da- doğaları geregi politikanın dışında kalamazlardı...

 

Başarılı darbenin bedeli olarak İngiltere’nin, ortağı ABD’ye borcu vardı, ve darbenin ardından Anglo- Iranian Oil Company’nin İran’da varolan petrol tekeli 1955 yılında sonbulacaktı. İran petrollerinden sağlanan petrol gelirlerinin yüzde 40’ı, Gulf Oil, Standart of New Jersey, Standart of California, Texaco, ve Socony-Mobil adlarındaki beş ABD şirketine devredilecekti. Yine İran petrollerinden elde edilen kazancın yüzde 20 kadarı, bir Hollanda-İngiliz ortaklığı olan devasa transport ve ticaret korporasyonu Royal Dutch Shell ile birlikte bir Fransız şirketine gidecekti...

 

Dünyaya sözde “demokrasi” dersi veren ABD ve İngiltere, tamamen demokratik seçimle iktidara gelmiş olan ve halkının istekleri doğrultusunda sözkonusu petrol tekelini millileştiren, ve yine ülkede demokrasinin önünü açacak biçimde büyük toprak sahiplerinin birkısım topraklarını köylüye dağıtmaya hazırlanan demokratik bir iktidarı, yukarıda adları geçen şirketlerin tatlı kazançları için, askeri darbe ile devirmekten çekinmemişti. Aslında halk düşmanı darbeler, emperyalist savaşlar, yıkımlar, ve talanlar onların olağan işlerindendi. İran’da yapmış olduklarından çok daha korkunçlarını yapmaktan bir an için bile çekinmeyeceklerdi. Yine de onlar, “demokrasi” dersi vermeyi, “demokrasi” bahanesi ile ülkeleri yıkmayı, halkları acımasız felaketlere uğratmayı sürdüreceklerdi...

 

Kermit “Kim” Roosevelt’e gelince... Musaddık’a karşı darbeyi örgütlemiş olan Kermit “Kim” Roosevelt, 1958 yılına gelindiğine CIA’daki görevinden istifa edecekti. Önce O, altı yıl kadar Gulf Oil için çalışacaktı. Ardından yine O, Ortadoğu’da iş yapan ABD şirketleri için aranan bir danışman haline gelecekti. Aynızamanda Kermit “Kim” Roosevelt, Ortadoğu yönetimlerine de ABD içinde danışmanlık yapacaktı. Yani O, çifttaraflı bir danışmanlık görevi yürüterek büyük paralar kazanacak, politik manipülasyonlarda rol oynayacaktı... Anlaşıldığı kadarıyla O, Ortadoğu’da işyapan ABD şirletlerinin kazançlarını arttırmalarına yardımcı olurken, yol gösterdiği Ortadoğu yönetimlerini de ustaca aldatacak ve bu arada kasasını dolduracaktı...

Yusuf Küpeli

16 Ağustos 2011

yusufk@telia.com

 Başa dön                                                                        sonraki bölüm

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e karşı CIA dabesi

 

6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

6- e) Yunanistan, anti-Nazist mücadele, İngiliz tuzağı ve içsavaş,NATO ve yasadışı Kontragerilla, Lambrakis cinayeti, CIA-Papadapoulos darbesi

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

6- g) Pakistan, Zülfikar Ali Butto, Zia-ul-Hak darbesi, CIA ve ISI’nin Afganistan işleri üzerine kısa notlar  

 

6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar  (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar bir ay içinde yüklenecektir.)

 

 

Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

1) Genel bir bakış ve Clausewitz

 

2) Fransız devrimi, Paris Komünü, ve ordu

 

3) Amerikan kurtuluş savaşı, içsavaş, ve ordu

 

4) Sovyet devrimi ve ordu

 

5) Çin devrimi, ve silahlı kuvvetler

 

6) Askeri müdahaleler üzerine kısa notlar

 

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e karşı CIA dabesi

 

6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

6- e) Yunanistan, anti-Nazist mücadele, İngiliz tuzağı ve içsavaş,NATO ve yasadışı Kontragerilla, Lambrakis cinayeti, CIA-Papadapoulos darbesi

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

6- g) Pakistan, Zülfikar Ali Butto, Zia-ul-Hak darbesi, CIA ve ISI’nin Afganistan işleri üzerine kısa notlar  

 

6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar  (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar bir ay içinde yüklenecektir.)

 

http://www.sinbad.nu/