Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

Asırlardır talan edilen, toplumsal yapısı bozulan, halkı yoksulluğa, çatışmalara, büyük çözümsüzlüklere, trajedilere sürüklenmiş olan Afrika, halen olağanüstü yeraltı zenginliklerine, stratejik öneme sahip minerallere, ve tüm bunların yanında büyük yerüstü zenginliklerine, paha biçilmez orman ve su kaynaklarına sahiptir. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir Afrika kıtası. Diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt) rezervlerinin yarıdan fazlası yine Afrika kıtasındadır.  Halkı yoksul kendi zengin Afrika’nın en zengin ülkesi de, Orta-Batı Afrika’da, Evator çizgisi üzerinde yeralan ve yüzölçümü itibariyle Afrika’nın üçüncü büyük ülkesi olan Kongo’dan (Kongo Cumhuriyeti, yeni adıyla Zaire, en yeni adıyla Kongo-Kinshasa) başkası değildir. Kongo Cumhuriyeti’nin, ya da Zaire’nin yüzölçümü, 2 milyon 345 bin kilometre kareden biraz daha fazladır...

 

Bu eski Belçika sömürgesinin, Kongo-Kinshasa’nın hemen batısında ve kuzeyinde, eski Fransız sömürgesi olan, 342 bin kilometre kare yüzölçüme sahip daha küçük bir Kongo, Kongo- Brazzaville, ya da Kongo Halk Cumhuriyeti bulunmaktadır. Her iki Kongo’nun karşılıklı duran başkentlerini, Brazzaville’yi ve Kinshasa’yı, iki ülke arasındaki sınırı oluşturan Kongo Nehri ayırmaktadır. Sözkonusu iki başkent, bu nehre açılan birer iç limandırlar...

 

Diğeryandan, yine aynı coğrafyanın bir devamı olarak, Kongo- Brazzaville’nin batısında, yüzölçümü 267 bin kilometre kareden biraz daha büyük olan -eski Fransız sömürgesi- Gabon Cumhuriyeti uzanmaktadır. Gabon Cumhuriyeti’nin hemen batısında, Atlantik Okyanusunda, Ekvator çizgisinin üzerinde, -eski Portekiz sömürgesi olan- São Tomé ve Príncipe adalari bulunmaktadir. Resmi adı São Tomé ve Príncipe Demokratik Cumhuriyeti olan ve toplam yüzölçümü bin kilometre kareyi azıcık aşan bu küçük ada ülkesi, 12 Temmuz 1975 günü Portekiz’den bağımsızlığını elde etmiştir... São Tomé ve Príncipe adalarından sözetmemin nedeni, son yıllarda buraya kurulan, ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olan stratejik B-52 bombardıman uçaklarının iniş-kalkışlarına uygun yapıdaki ABD askeri hava üssü ve ayrıca deniz üssü nedeniyledir. ABD, Guinea Körfezi’ndeki bu stratejik öneme haiz üssü sayesinde, sadece -kaynakları itibariyle- çok zengin her iki Kongo’yu ve bunların coğrafi devamı Gabon’u, ve yine aynı körfeze kıyısı olan Nigeria’nın petrollerini değil, aynızamanda tüm Batı ve Orta Afrika’yı, hatta tüm Afrika’yı kontrol edebilecek güce sahibolmaktadır... Şüphesiz ABD’nin Afrika’daki askeri üsleri, São Tomé ve Príncipe’de Olanla sınırlı değildir. Hem Doğu ve hem de Batı Afrika, -kuzeyden güneye- ABD’nin bir seri askeri üssü ile çembere alınmıştır...

 

Burada bizim konumuz, yüzölçümü 2 milyon 345 bin kilometre kareyi biraz aşan ve olağanüstü zenginliklere sahibolmasına karşın içinde yeryüzünün en yoksul halklarınadan birinin yaşadığı -eski Belçika sömürgesi- Kongo Cumhuriyeti, ya da Zaire, ya da Kongo-Kinshasa’dır... Kongo-Kinshasa, dünyadaki kobalt (cobalt) minerali (madeni) rezervlerinin yüzde 60 kadarına sahiptir. ABD’nin stratejik madenler (minaraller) katagorisi içine sokarak depoladığı kobalt (cobalt) madeni alaşımlarından, çok yüksek ısılara dayanıklı gaz türbinleri, jet motorları yapılmakta, ve sözkonusu mineral uzay endütrisinde kullanılmaktadır...

 

Olağanüstü değerli zengin kobalt yatakları dışında, Kongo-Kinshasa’da ayrıca, zengin bakır yatakları, endüstri de kullanılan zengin elmas (diamond) yatakları, baterilerde ve nükleer reaktörlerde kullanılan kimyasal bir elemen konumundaki cadmium yatakları, zengin çinko ve kalay yatakları, asıl olarak çelik yapımında kullanılan ve gümüş beyazlığında kimyasal sert bir element olan manganese (manganez) yatakları, zengin altın ve gümüş yatakları, uranium yatakları, ve petrol rezervleri mevcuttur. Kongo’nun coğrafi bir uzantısı olan Gabon’da da zengin uranium rezervleri bulunmaktadır. Herhalde bukadarı, ABD’nin neden São Tomé ve Príncipe adalarına neden stratejik bir askeri hava üssü kurduğunu anlamaya yeter... Afrika, emperyalist bir çember içindedir. Kongo Cumhuriyeti, ya da Zaire, bağımsızlığın kazanılmış olduğu 1960 yılından bu yana, sürekli askeri çatışmalar, politik istikrarsızlıklar içindedir. Bu ülkede, emperyalist müdahaleler ve kışkırtmalar sonucu yaşanan çatışmalarda, 12 milyonu aşkın insan yaşamını yitirmiştir. Bu, I. Dünya Savaşı sırasında tüm dünyada ölenlerin sayısından daha fazladır...

 

Kongo, 30 Haziran 1960 günü Belçika’dan bağımsızlığını kazanmıştır, ve olaylar aslında özet olarak şu şekilde gelişmişlerdir... Belçika hükümeti, önce, Aralık 1959’da başlayacak lokal seçimlerle birlikte beş yıl içinde bağımsızlığa gidecek bir program duyurmuştur. Kongolu ulusalcılar, bu seçimlerin Belçika kuklalarının yerlerine oturtulmaları için bir oyun olduğunu ilanedip, seçimi boykot etmişlerdir. Belçika makamları, boykot eylemi bastırmak amacıyla harekete geçmişlerdir. Stanleyville’de 30 Ekim 1959 günü yaşanan olaylarda 30 kişi yaşamını yitirmiştir (Stanleyville, Kongo’nun başkenti Kinshasa’nın 1966’dan önceki adıdır.). Aynı Olaylar sırasında, bağımsızlık mücadelesini yürüten ulusalcı partinin (MNC) önderi Patrice Lumumba (1925- 1961) hapse atılmıştır.  İkili bir taktik izleyen -Ekim 1958 doğumlu- MNC (Mouvement National Congolais), türkçe adıyla Kongoluların Ulusal Eylemi adlı parti, Aralık 1959 seçimlerine katılmış ve yüzde 90’ı bulan bir oy çokluğu ile seçimi kazanmıştır. Belçika hükümeti, Ocak 1960’da Bruksel’de, tüm Kongolu partilerin katılacakları ve politik değişikliğin tartışılacağı bir yuvarlak masa konferansı örgütlemiştir. MNC, Patrice Lumumba olmadan bu toplantıya katılmayı reddetmiştir. Hapisten serbest brakılan Lumumba, Bruksel’e uçmuştur. Toplantı sürecinde tüm Kongolu partiler, Mayıs 1960’da ulusal seçimlerin yapılmasına, ve 30 Haziran 1960’da bağımsızlığın ilanedilmesine karar vermişlerdir.

 

Yapılan seçimleri, Kongo’nun öndegelen ulusalcı politikacısı Lumumba’nın önderliğindeki MNC, diğer partilere fark atarak kazanmıştır. Kongo’nun ilk hükümetini kurma görevi, 23 Haziran 1960 günü Patrice Lumumba’ya verilmiştir... Bağımsızlıktan 5-6 gün kadar sonra bazı askeri birlikler, başlarındaki Belçikalı kumandanların yönetiminde başkaldırmışlardır. Belçika hükümeti, Kongodaki ulusal yararlarını koruma bahanesi ile askeri birlikler yollamıştır, ve bu birlikler Kongo’nun güneydoğusundaki mineral zengini Katanga bölgesine indirilmişlerdir. Ardından, Belçika’nın desteği ile Katanga’nın etkili kişisi Moiz Çombe (Moise Tshombe, 1919- 69), merkezi yönetime karşı başkaldırıp bölgenin bağımsızlığını ilanetmiştir... Bir misyoner okulunda eğitim görmüş ve tüccarlık yapmakta olan -Belçika işbirlikçisi- Moiz Çombe, Katanga’nın cumhurbaşkanı seçilmiştir... Daha iktidarının ilk günlerinde, kısa süre içinde başlatılan sözkonusu Lumumba aleytarı gelişmeler, Washington ve Belçika yönetimleri tarafından bilinçli olarak yaratılan bu politik destabilizasyon, Lumumba’yı en kısa sürede devirebilmek için idi. Sömürgeciliğe duyduğu nefreti ve satınalınamaz bir karakter olduğunu önceden açıkça belli etmiş olan Patrice Lumumba’nın idam hükmü, Washington ve Brüksel gibi emperyalist merkezlerce çoktan verilmişti.

 

Kongo’nun (Zaire) ilk başbakanı olarak Patrice Lumumba’nın 30 Haziran 1960 bağımsızlık gününde yapmış olduğu konuşmadan bazı cümleleri biraz kısaltarak buraya aktaracak olursak, neden Lumumba hakkında ölüm kararı verilmiş oldunu daha iyi kavrayabiliriz. Hiç te diplomatik olmayan, ve doğrudan beyaz sömürgecileri hedef alan sözkonusu konuşma, özellikle Belçika Kralı’nı çok kızdıracaktı... O, Lumumba, konuşmasında, kan, ateş, ve gözyaşlarıyla yüklü mücadelelerinden dolayı mağrur olduklarını ifade edecek, ve köleliğin kendilerine zorla dayatılmış olduğu, gerçeğinin altını çizecekti. O, Yasaların beyazlar ve siyahlar karşısında aynı olmadığı, gerçeğine vurgu yapacaktı. O, güzel kentlerdeki mükemmel evlerin beyazlar, döküntü kulübelerin ise siyahlar için olduğu gerçeğini, ve yaşamın her alanındaki ırk ayrımcılığını belirtecekti. O, birçok kardeşinin yokedildiği soykırımların ve hücrelerde rejimle anlaşmayı reddedenlerin başlarına gelenlerin unutulmadığını ifade edecekti. Yine O, Kongo Cumhuriyeti’nin artık kendi çocuklarının ellerinde olduğunu, birlikte toplumsal adaleti kuracaklarını, söyleyecekti...

 

O’nun, Patrice Lumumba’nın tüm bu sözleri ve aynı konuşmasındaki diğer ifadeleri, başta Belçika yönetimi ve Washington olmak üzere emperyalist merkezleri ürkütmüştü. O’na, Lumumba’ya, Kongo Cumhuriyeti’nin halen gerçekte kimin ellerinde olduğunu en kısa zamanda göstermeye karar vermişlerdi. Kongo’nun (Zaire) politik yaşamında ön planda olan yerli karakterler ve Belçikalı sömürgecilerinin denetiminden tam çıkmamış Kongo silahlı kuvvetleri içinde, emperyalist merkezler tarafından satın alınabilecek çok sayıda kişi bulunmaktaydı... Lumumba, sözkonusu güzel konuşmasında gerçekleri ifade etmiş, özgürlüğe ve adalete duyduğu derin özlemi dile getirmişti. Geniş halk yığınları da O’nun safında idiler ama, O henüz, tüm bu özlemleri gerçek yaşamda savunabilecek silahlı organize bir güce, emperyalist merkezlere direnebilecek bir orduya sahip değildi. Devrimin gerçekleşmesi ve yaşayabilmesi için, halkın desteğini almış silahlı bir güçün, gerçek bir ordunun önemi bir kez daha kendisini gösterecekti...

 

Kongo yönetimi, Belçika birliklerinin ülkeden atılmaları ve iç düzenin kurulabilmesine yardımcı olunması talebiyle Birleşmiş Milletler’e başvuracaktı. Kongo ordusu, gücü yeni ulusal hükümete verebilecek bir aygıt durumunda olmadığı gibi, sivil bürokrasi de eğitimsiz ve deneyimsizdi. Birleşmiş milletler gücü bu talepleri yaşama geçirmekten uzak yapıdaydı. Sonuçta, Belçika birlikleri Kantanga’da olan varlıklarını sürdürecekler, ve emperyalist güçlerin desteğindeki karşı-devrimci isyan devamedecekti... Birleşmiş Milletler Katanga’da başlayan isyanın bastırılmasına yardımcı olmayı reddedince, Lumumba, emrindeki birliklerin Katanga’ya sevkedilmelerine yardımcı olması amacıyla Sovyetler Birliği’ne başvuracaktı. Aynızamanda O, Lumumba, topluca desteklerini alabilmek amacıyla, Ağustos 1960’da, bağımsız Afrika devletlerini, o yıllarda adı Léopoldville olan şimdiki Kinshasa’da, ülkesinin başkentinde toplantıya çağıracaktı. Fakat Kongo’nun (Zaire) cumhurbaşkanı konumunda olan Kasavubu (1910?- 1969), emperyalist merkezlerin adamıydı, ve aynı merkezler tarafından Lumumba’nın eylemleri nedeniyle uyarılacaktı. Kasavubu, Kongo’nun değişik bölgelerinin birtakım lokal otonomilere sahip olmaları gerektiği görüşündeydi...

 

Lumumba’nın bağımsız Afrika devletlerine yapmış olduğu çağrının hemen ardından, 5 Eylül 1960 günü, Cumhurbaşkanı Kasavubu, Lumumba’yı başbakanlık görevinden uzaklaştırdığını duyuracaktı. Emperyalist merkezler, Kongo (Zaire) ordusu komutanı Joseph –Désiré Mobutu (1930- 1997) ile Cumhurbaşkanı Kasavubu’yu, Lumumba’ya karşı birleştirmişlerdi. Her ikisi de Katolik misyoner okullarında yetişmiş olan bu karakterler, ve daha öndegelen bazı politikacılar, yapacakları kirli iş için satınalınmışlar, emperyalist merkezlerden yüklü miktarda rüşvet almışlardı... Albay Joseph Mobutu, 14 Eylül 1960 günü askeri darbeyi gerçekleştirecek, ve ardından Kasavubu ile ortak çalışma anlaşması yapacaktı. Ülkenin Parlementosu ve uluslararası kamuoyu Lumumba’yı destekleyecekti. Fakat, emperyalist merkezlerin baskısı ve kontrolu altındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kasavubu’nun yeni hükümetini tanımakta gecikmeyecekti. Bağımsız Afrika devletleri, yaşananlar hakkında keskin görüş farklılıklarına sürüklenip bölünmüşlerdi...

 

Başlangıçta Birleşmiş Milletler birlikleri Lumumba’yı koruma altına alacaklardı. Fakat daha sonra bu durum Lumumba için ev hapsine dönüşecekti. Lumumba, gözaltında tutulduğu evinden 27 Kasım 1960 günü kaçacaktı. O, Léopoldville’den (şimdiki Kinshasa), ülkenin kuzeydoğusundaki Stanleyville’ye (şimdiki Kisangani) doğru yola çıkacaktı. Stanleyville (1966’dan beri, Kisangani), Lumumba’nın taraftarlarının kontrolu altındaydı... Emperyalist dış istihbarat servislerinin aktif desteği ile Mobutu, askeri birliklerini Lumumba’nın peşine takacaktı. Ve birkaç gün süren kaçıp-kovalamacanın ardından, Lumumba, yakalanacak, düşmanlarının ellerine düşecek, hakaretlere uğrayıp hırpalanacaktı...

 

İleride, 1972’den sonra adı Mobutu Sese Seko Koko olarak anılacak olmasına karşın, halen, 1960’lı yıllarda Joseph –Désiré Mobutu olarak çağrılan darbeci ordu kumandanının, ayrıca Cumhurbaşkanı Kasavubu’nun, ve bunların gerisinde duran CIA’nın ve Belçika servisinin eline düşen Patrice Lumumba, önce üç aya yakın hapiste tutulacaktı. Hapiste tutulduğu sürece Lumumba’nın güç kazandığı anlaşılacaktı. Sonuçta, Lumumba’nın öldürülmesinin darbeciler ve emperyalist merkezler açısından daha elverişli olacağı kararına varılacaktı. O, Lumumba, 17 Ocak 1961 günü, canine ödürüleceği Katanga’ya, Washington’un ve Brüksel’in en hain kuklası Moiz Çombe’nin (Moise Tshombe) iktidar alanına yollanacaktı... Lumumba, bindirildiği uçakta işkence görecekti. Aynı uçağa, Lumumba’nın yoldaşları olan Mpola ve Okito adlarında iki yurtsever devrimci insan daha konmuştu. Lumumba, Mpola ve Okito, üçü de, mineral zengini Katanga’da uçaktan indirildikten kısa süre sonra, aynı gün öldürüleceklerdi. Bu, sonderece vahşice bir cinayet olacaktı...

 

Dr. Weissman, 1986- 91 yıllarında, ABD Temsilciler Meclisi Afrika Alt Komitesi kurmay başkanlığını yapmaktaydı, ve arşivdeki dökümanları inceleme hakkına sahipti... ABD hükümetine ait dökümanları incelemiş olan Dr. Stephen R. Weissman’ın anlatımına göre, Lumumba’ya yönelik askeri darbeye ABD yönetimi, National Security Council (NSC) dahil olmuştu. Lumumba’nın öldürülmesindeki asıl sorumluluk, 1953- 61 yıllarında ABD başkanlığı yapmış olan Dwight (David) Eisenhower’e ve O’nun yönetimine aitti... Hatırlarsanız daha önce, İran’ın yurtsever başbakanı Musaddık’a ve yine Guatemala’nın halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e yönelik darbelerin sorumlularının da Dwight (David) Eisenhower ile birlikte eski Nazi işbirlikçisi dışişleri bakanı John Foster Dulles ve bu kişinin CIA Direktörü olan küçük kardeş Allen Dulles olduklarını yazmıştım. Demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Patrice Lumumba’nın askeri bir darbe ile iktidardan indirilip vahşice katledilmesi işinde de aynı üçlü başrolde idi. Lumumba, bizzat Eisenhower’in gizli emri ile öldürülecekti... Belçika polisi de bu canice suçta yardımcı, uygulayıcı rolünde idi...

 

Dr. Weissman tarafından incelenmiş olan dökümanlara göre, Lumumba’nın devrilmesi operasyonunun adı “Project Wizard” (“Büyücü Projesi”) idi, ve bunda,  “Project Wizard”da rol almış olan Kongolu liderler, CIA’nın satınalma eylem programı içinde idiler. Sözkonusu görevlilere, yüzbinlerce dolar ve askeri malzeme verilmişti. Ayrıntılara göre, Lumumba devrilmeden dört gün önce, Kongo cumhurbaşkanı Kasavubu’ya ödeme yapılmıştı. Ordu kumandanı Mobutu’ya hem para ve hem de Lumumba yanlılarına karşı savaşması için silah ve mühimmat verilmişti. Gerçekte satınalınanlar daha fazla idi. CIA, Cumhurbaşkanı Kasavubu, ordu kumandanı Mobutu ile birlikte, Dışişleri Bakanı Justin Bomboko’ya, mali yardım başkanı Albert Ndele’ye, Senato Başkanı Joseph Ileo’ya, ve işçi lideri Cyrille Adoula’ya el altından ödeme yapmıştı. Tüm bu kişiler, Lumumba’nın devrilmesinde kendilerine düşen rolü oynamışlardı... Aynı dökümanlara göre, Eisenhower iktidarı en üst düzeyde operasyonun içindeydi. NSC içindeki özel bir grup, CIA direktörü, politik işlerden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı, ve savunma bakan yardımcısı, doğrudan operasyonda rol almışlardı... “Project Wizard” (“Büyücü Projesi”) yürürlüğe konduğunda, Kongo’nun (Zaire) bağımsızlığını kazanalı henüz bir ay olmuştu...

 

Yukarıda özetlenmiş olan gerçeklerin ötesinde, Lumumba iktidara geldikten kısa süre sonra Afrika İşleri’nden sorumlu Belçikalı bakan Count d’Aspremont Lynden’in, Katanga’nın başkenti Elizabethville’ye yolladığı özel mesaj, Lumumba’nın iktidardan kesin biçimde indirilmesi gerektiği üzerineydi. Aynı bakan, Lumumba’nın Katanga’da yokedilmesi işinin Moiz Çombe’ye sorulmasını isteyecekti. Moiz Çombe, teklifi tereddütsüz kabuledecekti... Kısacası, Lumumba’nın devrilmesi ve yokedilmesi komplosunda, Washington ve Brüksel tam bir işbirliği içindeydiler... Ayrıca, Britanya (İngiltere) iç istihbarat servisi MI-5’da aynı komplonun içinde yeralmaktaydı. MI-5, sorunun kökten çözülebilmesi için Lumumba’nın öldürülmesi gerektiği görüşündeydi...

 

Sonderece tehlikeli bir suç örgütünden çok çok daha tehlikeli uluslararası bir suç örgütü olan CIA, aslında, Lumumba cinayetini başlangıçta biraz daha farklı biçimde planlamıştı... CIA’nın Kongo’da (Zaire) görev yapan istasyon şefi Larry Devlin’in sonradan anlattığına göre, Devlin, Washington’dan bir mesaj alacaktı. Mesajda, “Paris’ten Joe”nin geleceği bildirilmekteydi. Daha O uçaktan inip arabasına yürürken, Devlin, “Paris’ten Joe”nun gerçek kimliğini bilecekti. “Paris’ten Joe”, CIA’nın baş teknik subayı Dr. Sidney Gottlieb’den başkası değildi. Teknik uzman Dr. Sidney Gottlieb, beraberinde bir tüp zehirli dişmacunu getirmişti. Görevi, bu zehirli macunu (pastayı) Lumumba’nın banyosuna yerleştirmekti. Lumumba dişlerini fırçalayınca, zehirlenecek ve ölecekti... Sözkonusu komplo, Kastro için yapılan onlarca cinayet planından bazılarını çağrıştırmaktaydı. Fakat sonunda Lumumba, çok daha vahşice ve çok daha tepki uyandıracak biçimde katledilecekti...

 

Belçikalı görevliler, 14 Ocak 1961 günü, Cumhurbaşkanı Kasavubu’ya, Lumumba’nın hiç kurtulamayacağı daha güvenlikli biryere, Katanga’ya nakledilmesi sorununu ileteceklerdi. Darbeci ordu kumandanı Mobutu’da bu konuda hemfikir olacaktı... Cumhurbaşkanı Kasavubu, Güvenlik şefi Nendaka’ya, Lumumba’yı tedbirli biçimde -ülkenin güneydoğusundaki- Katanga’ya nakletmesi emrini verecekti. Ve Lumumba, -daha önce adları verilmiş olan iki yoldaşı ile birlikte- bir uçağa bindirilerek 17 Ocak 1961 günü Katanga’ya, bu bölgenin başkenti Elizabethville’ye (yeni adı, Lubumbashi) götürülecekti. Aynı günün gecesi, Lumumba ve iki yoldaşı, Moiz Çombe’nin ve Katanga hükümeti üyelerinin huzurunda işkece edilip öldürüleceklerdi. Aradan geçen dört hafta boyunca herhangi resmi bir açıklama yapılmayacak, bu vahşi cinayet gizlenecekti... CIA’nın Kongo’da görevli istasyon şefi Larry Delvin, Kongo yönetimine yolgöstericilik yapmaktaydı. O, Larry Delvin, Lumumba’nın 17 Ocak günü Katanga’ya, yeminli düşmanı Moiz Çombe’nin eline yollanması komplosunda işin içindeydi...

 

CIA, ancak 11 Şubat 1961 günü Lumumba’nın öldürülmüş olduğunu rapor edecekti. CIA raporuna göre, bu cinayet için yapılan harcama 500 bin dolar idi. Sözkonusu miktar, politikacılara yapılan ödemelerin, silah ve malzeme harcamalarının, ve cinayete bizzat katılanlara verilen paraların toplamı idi... Bundan sonra yaşanacak olan içsavaşta ve bölgesel savaşlarda milyonlar ölecekti... O zamanın 500 bin doları, günümüzde çok daha büyük bir değeri ifade etmektedir. Fakat yine de, bir bütün olarak Kongo’nun (Zaire) ve Kongo’nun güneydoğusunda yeralan mineral zengini Katanga’nın (1972’den itibaren adı, Shaba) sahibolduğu zenginlikler gözönüne alınırsa, Kongo’nun köleliğinin, sömürge statüsünün sürdürülmesi anlamına gelen bu cinayetin, emperyalist servislerce oldukça ucuza maledildiği söylenebilir. Lumumba’yı üç-beş dolara satanlar, O’na ihanet edenler, aslında kendilerine, tüm ülkeye, tüm Kongo halkına, hatta tüm Afrika’ya ihanet etmekte idiler...

 

Lumumba, Katanga bölgesinin başkenti Elizabethville’nin (Lubumbashi) havaalanında Katangalı askerler tarafından dövülecekti. Askerlere, Belçikalı subaylar kumanda etmekteydiler... Lumumba ve yanındaki iki yoldaşı, başkaldırdıktan sonra kendisini Katanga’nın cumhurbaşkanı yapmış olam Moiz Çombe’nin ve O’nun kabinesinin kararlaştırmış olduğu yere, Belçikalı ve Katangalı birlikler tarafından korunan Villa Brouwe’ye nakledileceklerdi. Oradan aynı gece Lumumba, bir başka konvoy ile birlikte ormana taşınacaktı. Lumumba ve aynı hükümetten O’nun diğer iki yoldaşı, geniş bir ağaca bağlanacaklardı. İşlenecek cinayeti, Belçikalı subaylar yönetmekteydiler. Moiz Çombe ile O’nun kabine üyeleri, cinayeti izlemekteydiler... Lumumba ve yoldaşları orada hemen öldürülecekti ama, daha başlarına gelecekler bitmemişti. Ölülerine yapılacak korkunç işlemler vardı...

 

Ertesi gün Katanga’nın içişleri bakanı, Belçikalı polis şefi Gerard Soerte’yi bürosuna çağıracak ve O’na, “Nasıl yaparsan yap ama, ölüleri yok et!”, emrini verecekti. Gerard Soerte ve teşkilattan bir arkadaşı, Ölüleri mezardan çıkartıp küçük küçük parçalara ayıracaklardı. Aynı polisler, işletilmeyen bir eski Belçika maden ocağının yanında, küçük parçalara ayrılmış Lumumba’nın ve yoldaşlarının gövdelerini, asit içinde eriteceklerdi. Soerte’nin anlatımına göre, bu işlem iki günlerini alacaktı. Bu pis işi yaparlarken, içip sarhoş olacaklardı. Asitte eritme işleminin ardından, kalanları ateşe verip yakacaklardı. Artık ortada herhangi maddi bir iz kalmamıştı ama, yaşananlar cinayette kullanılmış kişilerin hafızalarında idi. Sonunda bu taşınılamaz ağır yükü bir ölçüde boşaltmak, birşeyleri itiraf etmek gereksinimi duyacaklardı... Emekli polis şefi, TV kamerası karşısında, hastalıklı bir sırıtma ile, Lumumba’yı kastederek, önce öndeki iki altın dişini söküp aldığını, söylemekteydi. Dişleri sökülürken, cansız Lumumba hareket eder gibi olmuştu, ve polis şefi bir an için O’nun dirildiğini sanmıştı... Aslında Lumumba ölmemişti; O, başta Kongo halkı olmak üzere tüm Afrika’nın ve ezilen diğer dünya halklarının hafızalarında yaşamını sürdürmekteydi...

 

İhanetin merkezi Katanga (Shaba), bütünüyle Belçika’ya giden, getirisi Belçika ve ABD merkezli birtakım tekellerin kasalarını dolduran zengin bakır, kobalt (cobalt), uranium, altın, ve gümüş yataklarından başka, zengin çinko, baterilerde ve nükleer reaktörlerde kullanılan cadmium, daha çok elektronikle ilgili teknolojilerde kullanılan germanium, ayrıca yine zengin kömür, demir, daha çok kaliteli çelik yapımında kullanılan manganese, ve kalay gibi minerallere sahipti, ve sahiptir... Katanga olmazsa eğer, Kongo ekonomisi çok ağır bir darbe yiyebilirdi. Ve zaten bu nedenle, Lumumba başbakan seçilir seçilmez, Belçika yönetimi Katanga’ya asker indirmişti. Onlar, satınalmış oldukları Moiz Çombe’yi (Moise Tshombe) isyana teşviketmişlerdi...

 

Lumumba’nın işkenceli canice bir ölüme yollanmasının ardından ülkedeki politik destabilizasyon sonbulmayacaktı... Birleşmiş Milletler güçleri 1963’de Katanga birliklerini yeneceklerdi, ve Moiz Çombe Katanga dışına kaçarak politik göçmen konumuna sürüklenecekti. Kongo’nun Cumhurbaşkanı Kasavubu, 1964 yılında Moiz Çombe’yi ülkesine davet edecek ve O’na hükümet kurma görevini verecekti. Moiz Çombe, artık yeniden birleşmiş olan Kongo ile Katanga’nın başbakanı olacaktı. Ordu kumandanı Joseph –Désiré Mobutu, 24 Kasım 1965 günü, -birincisine benzer- ikinci bir darbe ile Cumhurbaşkanı Kasavubu ile O’nun cani başbakanı Moiz Çombe’yi (Moise Tshombe) iktidardan indirecekti... Bu tarihten itibaren tüm iktidarı elinde toplayacak olan Joseph Mobutu, 1972 yılında adını değiştirecek, ve Mobutu Sese Seko Koko Ngbendu Wa Za Banga adını alacaktı. Bundan böyle O, kısaca, Mobutu Sese Seko Koko olarak anılacaktı...

 

O’nun bu yeni uzun adı, “Dayanıklılığı ve kırılmazlığı ile tam iktidar sahibi, gerisinde ateşten bir iz bırakarak fetihten fethe koşan zafere susamış savaşcı” anlamına gelmekteydi. Aslında bir akıl hastahanesinde tedavi görmesi gereken bu kişi, onyıllarca Kongo’yu (Zaire) yönetecekti. Mobutu Sese Seko Koko, Kongo’dan (Zaire) kaçmaya zorlanacağı 16 Mayıs 1997’ye dek, Afrika’nın bu en zengin ülkesini Batı’nın emperyalist merkezlerine soydurtacaktı. O, ülkesini Batılı tekellere soydurturken, aldığı 10 milyarlarca dolar komisyonu yine Batı bankalarındaki kişisel hesaplarına aktaracaktı... Kongo Cumhuriyeti, 1971 yılında Zaire adını alacaktı...

 

Mobutu Sese Seko, milyonlarca Kongolunun kanıyla ellerini yıkayacaktı... Alçaklığın, ihanetin, emperyalist merkezlere uşaklığın deri rengi ile, pigmentler ile değil, düşünce yapısı ile ve insan karakterinin nasıl şekillenmiş olduğu ile bağı vardı... Emperyalist merkezler, uluslarüstü tekeller, yalnız Afrika’da değil, diğer tüm kıtalarda, aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelerde, -entellektüel olarak- toplumun en geri kesimlerinden gelen ve kişisel yararlarını toplumsal yararın önüne rahatça koyanilen kişileri bulmakta usta idiler. Entellektüel ve ruhsal olarak gelişmemiş bu para ve kariyer tutkunu en açgözlü ve ilkel anti-sosyal yaratıklar, “paranın dini imanı olmaz” parolasını kendilerine ilke edinmiş sahte kimlikli kişiler, kullanılmaya en uygunları olmaktaydı...

 

New York’ta, Harlem’de 7 Mart 1997 günü konuşan Patrice Lumumba’nın oğlu Francois Lumumba, babasını kastederek, “(...) O, CIA’nın planlayıp örgütlediği bir darbe ile 1961 yılında koltuğundan indirildi.”, diyecekti. Şüphesiz CIA bu kirli operasyonunu tek başına yapmamış, satınalmış olduğu ordu komutanı Mobutu’yu, ve Belçikalı subayları kullanmıştı...

 

Sınıflı toplumlarda, halkın, çalışan insanların perspektifleri ile haklı veya haksız her politik operasyonda, en önemli rolü askerler, elinde silah olan eğitimli organize güçler oynamakta idiler ve oynamaktadırlar. Askerler, günlük politikanın içinde olmasalar da, zora giren politikada onlar, tayinedici bir güç olarak herzaman politikanın içinde idiler, ve öyledirler. Eğer Lumumba, kendisine bağlı, ideolojik olarak (düşünce sistemi olarak) anti-emperyalist yapıda güçlü bir orduya sahibolsa idi, O’nun ve Kongo’nun başına gelenler yaşanmayabilirdi...

Yusuf Küpeli

24 Ağustos 2011

yusufk@telia.com

 Başa dön                                                                   sonraki bölüm

 

 

Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

1) Genel bir bakış ve Clausewitz

 

2) Fransız devrimi, Paris Komünü, ve ordu

 

3) Amerikan kurtuluş savaşı, içsavaş, ve ordu

 

4) Sovyet devrimi ve ordu

 

5) Çin devrimi, ve silahlı kuvvetler

 

6) Askeri müdahaleler üzerine kısa notlar

 

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e karşı CIA dabesi

 

6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

6- e) Yunanistan, anti-Nazist mücadele, İngiliz tuzağı ve içsavaş,NATO ve yasadışı Kontragerilla, Lambrakis cinayeti, CIA-Papadapoulos darbesi

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

6- g) Pakistan, Zülfikar Ali Butto, Zia-ul-Hak darbesi, CIA ve ISI’nin Afganistan işleri üzerine kısa notlar  

 

6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar  (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar bir ay içinde yüklenecektir.)

 

http://www.sinbad.nu/