Türkiye- politika- ekonomi- tarih 

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

Türkiyeli maden işçilerinin mücadelesi

Yusuf Küpeli

Bolu’ya bağlı Mengen- Gökçesu kömür ocaklarında yeraltında çalışan 2000 civarında işçi ayda en çok 250 milyon TL kazanmaktadır. Aynı işçiler işlerinin ağırlığı nedeniyle yasalara göre 7.5 saat çalışmaları gerekirken, fazla mesai ödenmeden günde 10- 12 saat çalıştırılmaktadırlar.

 

 +

 

GÖKÇESU MADEN İŞÇİLERİ SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ İÇİN YENİDEN YOLLARDA Direnişlerini 4 Nisan’dan itibaren kurdukları çadırda sürdüren Gökçesu Maden İşçileri, işverenin ocağı... Ayrıca İsveç’te Yusuf Küpeli kendi çabasıyla bir kampanya yürütmekte, bu kampanyayı İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’da yayınlanan gazetelere makale yazarak ve... Bugüne kadar gerçekleşen kampanyalar içinde SES Ankara Şubenin yaptığı

 

Yusuf Küpeli, Çalışanların sorunları politik mücadele arenasında çözülebilir Kamu emekçilerinin 14 Aralık 2006’da başlattıkları grevlerle birlikte, sendikal mücadelenin yükselişe geçtiği günümüz koşullarında, çalışanların sorunlarının çözüm yolu ile ilgili temel önermeleri anımsamakta yarar vardır. Sendikal mücadele, veya işçilerin yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla işpazarında verdikleri kavga haklı ve doğru olmakla birlikte, çalışanların sorunlarının çözülebilmesi için yeterli değildir. Sorun ancak politik mücadele arenasında daha kalıcı çözümlere ulaşabilir. Bu ise, işçilerin kendilerine yönelik bir haksızlığa karşı çıkmalarının ötesinde, toplumdaki tüm haksızlıklara karşı mücadeleleri ile mümkündür. İşçilerin sorunlarının çözümü, tüm haksızlıklara birleşik, örgütlü ve demokratik yöntemlerle yığınsal olarak karşı çıkmaları ve toplumda haksızlığa uğramış diğer insanlarla, kesimlerle, sınıflarla birleşmeleri ile mümkündür...

Bağlantılı sendikal haberler:

 

TÜRK-İŞ Haber Bülteni

26 Kasım 2008

AÇLIK ve YOKSULLUK SINIRI

“ARTIK YOKSUL DEĞİL AÇIZ”

AÇLIK SINIRI 738.- YTL, YOKSULLUK SINIRI 2.404.- YTL

GIDA FİYATLARINDA DURGUNLUK VAR AMA HALKIN ALIM GÜCÜ YOK…

MUTFAK ENFLASYONU BU AY YÜZDE -0,52 ORANINDA GERİLERKEN YILLIK ARTIŞ YÜZDE 12,63 OLDU.

GEÇİM DARLIĞINDAN HALK KARNINI DOYURAMIYOR!.. ESNAF DURGUNLUKTAN ŞİKAYETÇİ…

 

İş güvencesi yasası ertelendi, işverenler memnun 

 

Halkın durumu, G Uras 

 

Bir kilo kıyma için 8 saat iş

 

Yoksullaşma, sürekli yükselen açlık sınırı, bozulan gelir dağıllımı

Türk- İş'in 27 nisan 2002 tarihli açıklamasına göre, Türkiye'de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 987 milyon TL ve açlık sınırıda 325 milyon TL olarak belirlenmişti. Şüphesiz bu daha önceki tarihlere göre artan bir sayı idi ve artış sürekliliğini korudu. Aynı sendikanın son 27 mayıs 2003 tarihli açıklamasına göre ise yoksulluk sınırı 1 milyar 378 milyon TL'ye ve açlık sınırıda 451 milyon TL'ye yükselmiştir. Bunun temel nedeni, herşeyden önce Türkiye'deki demokratik süreçlerin yemiş olduğu ağır darbedir.

 

haber & video: ONBİN MİMAR MÜHENDİS YÜRÜDÜ

 

Tamer Uysal, KÜBA HAKKINDA VE KÜBA'YI GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN BAZI YARARLI BİLGİLER  ABD'de binde 12, Türkiye'de binde 80 olan çocuk ölüm oranlarını binde 6'ya kadar düşürmüş bir ülke. Koruyucu hekimlik dalında çok ileri bir noktada olan Küba'da, ortalama yaşam süresi erkeklerde 75, kadınlarda 77'ye kadar yükselmiştir. Küba'da okuma yazma oranı %100 olup, dokuzuncu sınıfa kadar okumak zorunludur. Oy verme yaşı 16, sendikalaşma oranı yüzde 95'tir.

 

HALKIN DURUMU: Güngör Uras, 14 milyon aç + yoksullaşma + hırsızlar

 

Kaçak işçiye sıkı takip (haber x)

Türkiye'de yaklaşık 11 milyon kişi, sigortasız çalışıyor...

 

ILO: Hergün 5 bin kişi iş kazası nedeniyle ölüyor     

 

İş sağlığı ile ilgili gelişmeler, açıklamalar

 

Rahmi Yıldırım, SERMAYENİN 1 MAYIS KİNİ

(...) Türkiye’de ise bugüne değin tatil şöyle dursun, 1 Mayıs anısına ve anlamına uygun şekilde kutlanamadı. Sermayedar sınıfın tüm etkinliklerine alabildiğine açık olan meydanlar emekçilerin bayramına kapalı tutuldu, işçilerin bayramı sermayedar sınıfın resmi - gayri resmi örgütlerince korku ve dehşet günü haline getirildi. 1 Mayıs dendiğinde hâlâ akıllara 1977 yılında Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilen katliam geliyor. O günden bugüne işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama istekleri terörle karşılanıyor. Emekçilerin bayramını terörize etme çabalarına bu yıl hakaret de eklendi. Başbakan Tayyip Erdoğan 1 Mayıs'ı anısına ve anlamına uygun şekilde kutlamak isteyen emekçileri provokatörlükle suçlarken, “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” dedi…

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,  KÖY ENSTİTÜLERİ Ve ÜRETKEN İNSAN YETİŞTİRMEK

Türkiye'nin Eğitim Sorunu Ciddi Olarak Yeniden Tanımlanmalıdır

Planlı Yaşamı Sağlayamadık

Enstitüler Vizyon Kazandırıyor

Enstitü Sorumluluk Kazandırmaktadır

Enstitüler Coşkulu ve Mutlu İnsanlar Yetiştirmiştir

Üretici Olmayan Hiçbir Kişi ve Toplum Başarılı Olamaz

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAS, Nasıl Bir Üniversite Toplantısı ve Hacettepe Üniversitesi

Özet:
12 Kasım 2009 tarihince Hacettepe Üniversitesinde "Nasıl Bir Üniversite" konulu bir panel düzenlendi. Panele katılan konuşmacılar üniversite yöneticilerinden öğrenci temsilcisine kadar herkes üniversitelerin sorunlarını kendi penceresinde işlediler. Hacettepe üniversitesi yöneticileri, öğrenci kontenjanlarının artırılması ve uzman yetiştirmede yaşadıkları sorunları işlediler. Özellikle TUS'ta başarılı olan uzman adaylarının üniversite yerine Araştırma hastanelerini tercih etmeleri geleceğe yönelik kaliteli eğitim ve bilim insanı bulma konusunda kaygıları olduğu görülüyor. Panele dinleyici olarak katılan değişik üniversitelerden öğretim üyeleri ve öğrenciler ile üniversitelerin sorunlarını dinleme ve tartışma fırsatı duyduk. Üniversitelilerin artan düzeyde idari ve maili özerklik konusunun önemi konuşuldu. Üniversitelerin iradelerine saygı duyulması, yeni bir yüksek öğretim yasasının artık zorunlu olduğu ifade ediliyor. Panelin katılımcılarından Prof. Dr. Taner Timur üniversite kavramı ve özerkliğinin önemin…

 

Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli  http://www.sinbad.nu/ 

Sonunda “demokratik devrim” gerçekleşti, polisler 1 Mayıs 2008’i Taksim meydanında kutladı

 

“Elemterefiş kem gözlere şiş” Türkiye başbakanının, 1 Mayıs’ın işçi bayramı olduğunu telaffuz etmesinin ardından, polisler, Taksim meydanını 1.80 metre yüksekliğinde çelik barikatlarla çevirip, gaz bombaları ve tazzikli-boyalı sularla kutlamalarını eğlenceli biçimde gerçekleştirdiler. AKP iktidarı ile birlikte “demokratik devrimin gerçekleşmekte olduğunu” herkesten önce görmüş olan aşırı “birikim”li birtakım ünlü sosyalist düşünürler, bu “kutlu devrim” gününde yaktıkları kınalarla kızıla boyandılar. Ve zaten günün önemine ve anlamına uygun olarak, polisin fışkırttığı sular da kırmızı boyalı idi... (metnin tamamı için tıkla)

 

basından 1 Mayıs 2008 haberleri:

- Bekir Coşkun, Bu Vali’yi ne yapmalı?..

- AKP'nin demokratlığı buraya kadarmış

- Hükümet şimdi 1 Mayıs'ı kazanmış mı oldu?

- "Aklıselimin hakimiyetinde" en az 100 yaralı, 500 gözaltı

- Şanlı Taksim müdafaası

- Dünya 1 Mayıs'ı 'İşçi Bayramı' gibi kutladı

- Cerrah: Olumsuzluk yok

- Gaz bombasını kargoyla Güler'e gönderdi

- İstanbul'un 1 Mayıs faturası 1 milyar YTL

bağlantılı metinler:

Yusuf Küpeli, İlk gösteriden 121 yıl, ve 1 Mayıs 1977’den 30 yıl sonra 1 Mayıs işçi bayramı ve işçilerin mücadeleleri üzerine kısa notlar

1- kanlı trajedi ve başlangıç üzerine kısa not

Bir Mayıs, 1890 yılından beri tüm çalışanların uluslararası bayramı olarak kutlanmaktadır. İkinci Enternasyonal’in insiyatifi ile, 4 Mayıs 1886 günü Şikago’da gerçekleşmiş olan Haymarket-katliamı anısına böyle bir kutlama kararı alınmıştır...

2- Türkiye’de 1 Mayıs ve işçi sınıfının bilinç sorunu üzerine kısa notlar

(...) Yani Lenin, işçi sınıfının toplumdaki diğer tüm ezilen sınıfların, yığınların sorunları ile ilgilenerek, onların yönetimle olan mücadelelerine katılarak politik bilince sahip olabileceklerini ve öncü rollerini oynayabilecekleri en anlaşılır biçimde ifade etmektedir...

 

İşçilerin günü 1 mayıs

1889 yılında Pariste toplanan İkinci Enternasyonal’in  kongresinde alınan kararla 1 mayıs işçilerin uluslararası dayanışma ve gösteri günü olarak kabuledildi ve aynızamanda 8 saatlik işgünü talep edildi. Olayın kökü, Amerikan işçi hareketi AFL’in 8 saatlik işgünü için 1884 yılında Şikago’da başlatmış olduğu greve uzanmaktadır.

 

Sonunda “demokratik devrim” gerçekleşti, polisler 1 Mayıs 2008’i Taksim meydanında kutladı

 

“Elemterefiş kem gözlere şiş” Türkiye başbakanının, 1 Mayıs’ın işçi bayramı olduğunu telaffuz etmesinin ardından, polisler, Taksim meydanını 1.80 metre yüksekliğinde çelik barikatlarla çevirip, gaz bombaları ve tazzikli-boyalı sularla kutlamalarını eğlenceli biçimde gerçekleştirdiler. AKP iktidarı ile birlikte “demokratik devrimin gerçekleşmekte olduğunu” herkesten önce görmüş olan aşırı “birikim”li birtakım ünlü sosyalist düşünürler, bu “kutlu devrim” gününde yaktıkları kınalarla kızıla boyandılar. Ve zaten günün önemine ve anlamına uygun olarak, polisin fışkırttığı sular da kırmızı boyalı idi. AKP’ye yönelik kapatma davası karşısında tepkisiz kalmayacaklarını açıklamış olan “demokrat” ve liberal AB önderleri, bu eğlenceli iktidar-polis kutlaması karşısında herhangi bir tepki vermediler. Önce türbana özgürlük, ardından Fener'i yenen Galatasaray'ın onbinlerce yandaşına Taksim'de izinsiz gösteri özgürlüğü ve şimdi de polislerin aynı alanda özgürce eğleniyor olmaları, AB yöneticilerini sevindirmiş olmalıydı... Hitler-Mussolini-RTE fotoğraflarını yanyana görünce, kendisine en uygun “bilimsel” bir dille belden aşağı vuran ve hatta “pornografik” bir eylemle karşı karşıya olduğunu iddiaya kalkışan Fethullahcı bir liberal doçent ve izleyicileri, belki polis kutlamasına katılmadılar ama, anlaşılan böyle bir günde kendilerini çok rahat ve güvenlikte hissettiler… Belediye başkanının açıklamalarına göre, bu büyük kutlama için hiçbir masraftan kaçınılmadı ve masraflar 1 milyar yeni Türk lirasını aştı. Tazzikli gösteriler sırasında çılgınca eğlenen 100’ü aşkın kişi yaralandı, 500’ü aşkın kişi ise gözaltına alındı ve bunlardan bazıları tutuklandı. Hatta genç bir hanım, aşırı heyecanını bastırmak, sakinleşmek için, suratını, eğlenen polislerin tekmelerine uzattı. Vali ve polis şefi, kariyerlerinin en parlak ve mutlu gününü yaşadıklarını belirtip, işlerin nekadar yolunda gittiğini görüntülü belgelerle açıkladılar. “S” rumuzlu bazı TV kanalları, polisin başarısının büyüklüğünü bilimsel biçimde açıklayan programlar yaptılar. Haremi muhteşem Suudi kıralının yeğeni ve Körfez emirlerinin biraderi ve “aklıselimin şaşmaz temsilci” iş takipçisi cumhurbaşkanı, “bu eğlenceli kutlamadan dersler çıkartmak gerektiğini” vakur ifadelerle dillendirdi… Dünyanın diğer ülkelerinde ise 1 Mayıs son derece "ruhsuz" ve sakin biçimde kutlandı.

 

sinbad.nu

1 Mayıs 2008

bak: Yusuf Küpeli, HALK TÜRBANLA OYALANIRKEN, İŞÇİLER VE TOPLUMUN TÜMÜ ÜZERİNDEKİ FAŞİST BASKILAR YOĞUNLAŞIYOR!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, işçilerin birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta demokratik gösteri hakkı işteyen sendikacılara, “Ayakların başları yönettiği bir yerde kıyamet kopar!”, yanıtını verdi.  Bu yanıtıyla başbakan, tüm çalışanları, oy aldığı yığınları ve demokratik sistemi ne ölçüde ciddiye aldığını, aslında yığınları nekadar aşağıladığını, gerçek safını belgelemiş oldu. Yine O, dünyanın 135 ülkesinde tatil olan 1 Mayıs gününün Türkiye’de de tatil olmasına ve 1 Mayıs’ın geleneksel kutlama alanı Taksim Meydanı’nda kutlanmasına kesin ifadelerle karşı çıktı.

23 Mayıs 2008 tarihli gazete haberlerinden aktaran: www.sinbd.nu 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr

Bu Vali’yi ne yapmalı?..

03 Mayıs 2008 Cumartesi 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8846868.asp?yazarid=2&gid=61&sz=14333

"İŞÇİLER geliyor" dediklerinde Vali, "Koş Cerrah..." dedi:

"Koş geliyorlar..."

(.........)

Doğrusunu isterseniz ben işçilerin dayak yiyeceklerini kaç gün önceden bilmiştim.

Başbakan’ın, "İşçiler kardeşimizdir, 1 Mayıs’ı emek ve dayanışma günü yapmış bulunuyoruz" dediği an anladım.

İşçiler dayak yiyecekler.

(.........)

Vali, iktidarın emir kuludur. İktidarın istemi-bilgisi dışında yapamazdı bu işi.

Ve "Koş Cerrah..." dedi Vali:

"Koş geliyorlar..."

*

Ben "Vali istifa" tepkilerine katılmıyorum. Bence ondan daha çok yararlanılmalı.

Misal; PKK ile mücadele ona bırakılmalı.

Kandil Dağı’na paraşütle indirildiklerinde ikisi, PKK gözünü dahi açamayacaktır.

Yanlarına yeterince gaz bidonu...

"Koş geliyorlar Cerrah..." diyecektir Vali:

"Koş geliyorlar..."


Ve kısa zamanda Avustralya’ya kaçmış PKK teröristlerinin telsizlerinden "İki bi şey gelmiştir, bu ne iştir başımıza gelmiştir?.." konuşmalarını dinleyeceksiniz.

Başka?...

Başka, Türkiye’nin dış tanıtım ve enformasyon işi de verilebilir bu arkadaşlara.

Bakın; tam 135 ülkede işçiler 1 Mayıs’ı kutladılar. Hiçbirisi dünya medyasında yer almadı.

Ama İstanbul’daki 1 Mayıs’ı tüm dünya duydu.

Batı medyasında gaz bombaları altında kafası tekmelenen kadın işçilerin görüntüleri, biber gazı atılan hastaneler, dehşet verici İstanbul görüntüleri yayınlandı.

*

Olmadı, İstanbul’da kalsınlar.

Bu iktidara, bu döneme, bu gidişe yakışıyorlar.

Türkiye yuvarlanırken muhtemel yürekli tepkiler olduğunda... Namuslu, bilinçli insanlar seslerini yükselttiğinde...

"Koş Cerrah..." der Vali:

"Koş geliyorlar..."

AKP'nin demokratlığı buraya kadarmış

02 Mayıs 2008 Cuma http://www.radikal.com.tr/
Başbakan işçiyi 'ayaktakımı', AdaletBakanı evrensel gösteri hakkını 'Anayasa'ya başkaldırı' diye tanımlayınca polis Taksim'i korumak uğruna 'savaş mantığı'yla çalıştı

'Önlemler', gün ağarmadan işçi döverek başladı

 


Dövdürttüler...
Sendikaların ve destekçilerinin Taksim'e yürümesine karşı alınan önlemlerin ekseninde adeta savaş mantığı yatıyordu. Polis, sabah saat 06.30'da, 'Düşmanı uykuda etkisizleştiriyoruz' dercesine DİSK Genel Merkezi binasına saldırdı. İşçiler saat 09.30-10.00 arası buluşacaktı, bu saate kadar polis defalarca genel merkeze saldırdığı gibi, binaya yaklaşan gruplar da dayaklardan ve tazyikli sudan payını aldı.


Gazlattılar...
Polisin hiçbir ölçü tanımadan kullandığı silahlarından biri de gaz bombasıydı. Yaklaşık 1500 kişinin bulunduğu DİSK binasına yönelik ilk saldırıdan başlayarak, eylemle ilişkili ilişkisiz herkese bomba atıldı. Hızını alamayan polis, Şişli Etfal Hastanesi'nin bahçesine kaçan eylemcilerin arkasından, biri acil servise, biri hasta çocukların da bulunduğu bölgeye, iki defa bomba atmakta bir sakınca görmedi.


Ve Taksim'i kurtardılar!
Başbakan Erdoğan'ın deyimiyle 'Ayaklar' miting yapmasın diye geceden tahkim edilen Taksim'de gün boyu sadece polis vardı. Adalet
Bakanı Şahin'in, "Anayasa'ya başkaldırı, devlete meydan okuma" dediği eylem girişimlerine sert müdahaleler, DİSK'i Taksim'e gitmekten vazgeçirdi.
Emniyet Müdürü Cerrah: "İstanbul'da olumsuz bir durum yaşanmadı."


Dünya ise coşkuluydu
Cerrah, "Olumsuz bir durum yaşanmadı" derken herhalde dayak, tazyikli su ve copları değil, mitingleri kast ediyordu. İstanbul'da engellenen bu 'durum'lar, Roma, Moskova, Paris (üstte), Londra, Atina New York dahil dünyanın hemen hemen bütün büyük şehirlerinde yaşandı: İşçiler ve dostlarından oluşan milyonlar coşku içinde yürüdü, polisin ana görevi de eylemcileri olası saldırılardan korumaktı...

 

Hükümet şimdi 1 Mayıs'ı kazanmış mı oldu?

Murat Yetkin

Çelebi: 12 Eylül bile sendikamızı böyle tahrip etmedi. Hükümet uluslararası sözleşmeleri ihlal etti

02/05/2008 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=254585

'Her şeyi göze alıp Taksim'e çıkmayı bilirdik" diye yakınıyordu DİSK Başkanı Süleyman Çelebi; "Ama kan dökülebilirdi. Bunu gördük, geri çekildik. Türkiye dün bir faciadan döndü."
Hükümet dün İstanbul'da çok kötü bir sınav verdi. Akla gelebilecek her nedenle, herkese açık olan Taksim Meydan'ını, 1 Mayıs kutlamaları için kapatarak olmayacak bir iş yaptı. Böylece kendisiyle de çelişti. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın izin vermeme gerekçelerinden olan "ticaret, oteller, turizm" gibi faaliyetin, herhalde dünkü manzaradan olumlu etkilendiğini kimse söyleyemez.
Ama çelişki yalnızca bu da değildi. Kendisi Anayasa'yı ihlal suçlamasıyla kapatılma davasıyla karşı karşıyayken, 1 Mayıs nedeniyle alanlara çıkmak isteyen çalışan örgütlerini Anayasa'yı ihlal ile suçlamak bu çalişkilerden bir başkası. Bir başka çelişki, kapatma davasına karşı verdiği savunmada Avrupa Birliği standartları ve Batı demokrasisini örnek gösteren AK Parti hükümetinin, konu çalışanların hak ve özgürlüklerine gelince bunları kolaylıkla bir kenara bırakıp bir Ortadoğu otokrasisi gibi davranmaya başlaması.
Dünkü olaylarda hedef konumunda olan Devrimci İşçi Sendikaları Konferederasyonu'nun (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi, bu duruma örnek olarak, Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler'in Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesini gösteriyordu. Çelebi, "ILO sözleşmesi, 'Sendikalar izin almadan 1 Mayıs'ı özgürce kutlama hakkına sahiptir' diyor. Bu Türkiye'yi de bağlıyor. Üstelik Anayasa'nın 90'ıncı maddesi bu uluslararası sözleşmenin Türkiye'deki mevzuat sayılmasını da gerekli kılıyor. Hükümet uluslararası sözleşmeleri ihlal etti" diyor ve şu ağır suçlamada bulunuyor: "Hükümet hak ve özgürlükleri türban söz konusu olunca hatırlıyor."
Yine de Çelebi'nin idare aleyhinde suç duyurusunda bulunma nedeni farklı: Haneye tecavüz, saldırı, darp gibi suçlamalar.
"DİSK 41 yıl önce kurulduğundan bu yana ikinci defa böyle saldırıya uğradı. İlki 12 Eylül 1980 askeri darbesindeydi. Ama 12 Eylül baskını bile sendikamızı böyle tahrip etmedi. Doğrudan DİSK'i hedef alan bir talimat verildiğini anlıyoruz. Baskın olduğu sırada içeride üyelerimizin yanı sıra milletvekillerimiz ve Avrupa Parlamentosu'nun üç üyesi de vardı. Bütün yapılanlara onlar da tanıktır."

Erdoğan ile pazarlıklar
Çelebi, 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması konusunda Başbakan Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmelerin nasıl tıkandığı konusunda da şu açıklamada bulundu:

·  "Başbakan 'Elimizde provokasyon yapılacağı yolunda bilgiler var' deyince, yanımızda Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve bir danışman da vardı, kendisine şunu söyledim: Biz her şeyi sizin belirlediğiniz şekilde yapmaya hazırız. Alana üç koldan girmek riskli diyorsanız, tek koldan girelim. Güzergâhını da siz belirleyin, saatini de siz belirleyin. Kutlamayı bir saatle sınırlı tutalım.
Tek slogan, örneğin 'Yaşasın 1 Mayıs' sloganı ve tek pankart olsun. Siz izin verin, biz her türlü sorumluluğu alacağız."

·  "Başbakan 'Saat 14-15'e kadar bekleyelim, çalışma ve içişleri bakanları görüşsünler' dedi. Saat 15 oldu, 16 oldu, 17 oldu, nihayet Çalışma Bakanı 'Geri adım atmayız' diye açıklama yaptı. Bugünkü (dünkü) tabloyu bütün Türkiye gördü. Biz bütün riskleri göze alıp alana girerdik. Ama çok daha kötü olaylar yaşanabilirdi, kan dökülebilirdi. 'Dağılalım' dedik, diğer çalışan örgütleri de sağ olsunlar uydular, geri çekildik. Türkiye dün bir başka faciadan döndü."

·  "Başbakan 'provokasyon' diyordu. Kimin provokasyon yaptığını gördük; bu iktidarın provokasyonuydu. Ne yazık ki Türkiye'de bütün siyasi partilerin iktidara gelince yüzleri değişiyor. Ama şunu da kimse unutmamalı: İktidarlar yolcu, biz hancı oluyoruz. Bu iktidar da bu yaptıklarının faturasını bir şekilde ödeyecektir."
Dün İstanbul polisi, Başbakan Erdoğan ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dan aldığı talimat uyarınca çalışan örgütlerinin Taksim'e girmesini engelledi. Hükümet böylece 1 Mayıs hamlesinden kazançlı mı çıkmış oldu? Yoksa dün yaşananlar Türkiye'deki demokrasi ayıpları hanesine atılan yeni bir çentik mi oldu? Ne dersiniz?

 

'Aklıselimin hakimiyetinde' en az 100 yaralı, 500 gözaltı

Sendika binası kuşatıldı, işçiler coplarla ve tazyikli suyla püskürtüldü. Gaz bombalarının etkisiyle kalp krizi geçirenler oldu

02/05/2008 http://213.243.28.21/haber.php?haberno=254652

İSTANBUL - İşçiler 1 Mayıs Bayramı'nı İstanbul'da kutlayamadı. Taksim'e çıkmak isteyenlere müdahale edileceğini açıklayan Vali Muammer Güler, 'sözünde' durdu: İşçiler gaz bombasına ve tazyikli suya boğulup, coplarla dövüldü. DİSK binası ablukaya alındı, içeride milletvekilleri olduğu halde içeriye gaz bombası atıldı. Şişli Etfal Hastanesi'nin avlusuna bile gaz bombası atıldı. Vali Güler'in 'turizm merkezi' diye işçilere yar etmediği Taksim Meydanı'nda polis panzerleri gezinirken, İstanbul için Taksim'i 'sessizliğe gömmenin' bedeli acı oldu: 100'ü aşkın yaralı, 500'den fazla gözaltı...
1 Mayıs işçiler ve polisler için de önceki gece saatlerinde başladı. İki grup da uyumadı. Polisler Taksim Meydanı ve çevresinde eksiklerini tamamladı. Aynı saatlerde Anadolu illerinden işçiler, Şişli'deki DİSK Genel Merkezi önündeydi. Bazıları bina içindeki kanepelerde, bazıları sokakta uyudu. Sendika binasının duvarına yansıtılan barkovizyondan 'sendikal mücadele' ve 1 Mayıs'la ilgili filmler izledi.
Gün ağardığında, DİSK önündeki işçiler 'Yaşasın 1 Mayıs' ve 'Ayaklar baş olsun, Tayyip defolsun' diye slogan atınca gaz bombaları patladı, coplar inip kalktı, kırmızı renkte sular sıkıldı, gaz bombaları atıldı.
Yaşlı işçiler, gazdan baygın halde kendilerini kapı önüne bırakırken, duman üst katları da sardı. Ziyarete gelen CHP'li milletvekillerinin bulunduğu yedinci kata da ulaştı. İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, kalp spazmı geçirdi. Özpolat'a kalp masajı yapıldı.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, bina önüne geldiğinde, hayli üzgün görünüyordu:
"Türkiye'de sıkıyönetim koşullarının ötesine geçen bir ceberrut anlayış var."
Bu arada Anadolu Yakası'ndan, Avrupa Yakası'nın birçok mahallesinden ve il dışından gelen işçiler de Şişli'yi ulaşmaya çalışıyordu. Ancak, polis gördüğü en küçük grubu bile Şişli'ye veya DİSK binasına erişemeden dağıttı. Malzeme aynıydı: Gaz bombaları, cop, tazyikli su.

'İllegal' grup CHP!
Abide- i Hürriyet ve Halaskargazi Caddeleri, sabah saatlerinin aksine trafiğe kapandı, caddelerde sadece polis panzerleri dolaştı. Polis, 'illegal eylemi' gerekçe gösterip izin vermediği 1 Mayıs'ta, pankartlarıyla Şişli İlçe Örgütü'ne yürüyen 15 CHP'liye bile tazyikli su sıktı.
Gelişi güzel sokaklara atılan gaz bombaları yüzünden birçok vatandaş, baygınlık geçirdi. Bu yetmedi; polis eylemcilerin sığındığı iddiasıyla Şişli Etfal Hastanesi'nin kantinine dahi gaz bombaları attı. Halaskargazi Caddesi'nde bir türlü kortej oluşturulamıyordu. Şişli Adliyesi önünde yürüyüşe geçen Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlar, iddiaya göre, polis çemberine alınarak dövüldü. İki avukat hastanelik oldu. Gruplar çareyi Osmanbey, Nişantaşı, Bomonti, Pangaltı, Kurtuluş ve Dolapdere'de toplanmakta buldu. Gaz bombaları ve tazyikli sular da onları izledi.

Çelenkten de vazgeçildi
Artan gerilime rağmen DİSK'e siyasi destek yağıyordu: CHP'li Mehmet Sevigen, Algan Hacaloğlu, Mehmet Ali Özpolat, Nur Serter, Çetin Soysal, DTP'li Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Aysel Tuğluk, Akın Birdal ve Sabahat Tuncel, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve bu gruplara ait çok sayıda heyet... Ancak bu siyasi destek ne polisin şiddetini azaltabildi ne de DİSK'in Taksim'e çıkmasına yardımcı olabildi. Saatler kortej oluşturmak için önceden duyurulan 11.00'e yaklaşırken, Taksim'e yürümekten vazgeçildi.
Hükümetin, '150 kişi gidip çelenk koysun' önerisi de kabul edilmedi. Sendikalar 1977 'kanlı 1 Mayıs'tan beri tekrarlanan çelenk koyma törenini yapamadı. Taksim yerine, DİSK binası çevresi ve CHP Şişli İlçe Örgütü önünde toplanıp bir türlü buluşamayan iki ayrı grup önünde kitlesel basın açıklaması yapıldı. CHP'den 1 Mayıs Marşı çalınıyordu. Gruplar Taksim'e doğru dağıldı. 'Bayram' bittiğinde 100'ü aşkın yaralı, 500'ü aşkın gözaltı vardı...

1 MAYIS HABERLERİ: İSMAİL SAYMAZ-UMAY AKTAŞ SALMAN-SERKAN OCAK-YONCA CİNGÖZ-YURDAGÜL ŞİMŞEK-AHMET KIVANÇ-RİFAT BAŞARAN-ZİHNİ ERDEM-TOLGA AKINER-BEHZAT MİSER

 

Şanlı Taksim müdafaası

03 Mayıs 2008 Cumartesi http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=116961,3

Türkiye dün tarihine kara leke olarak geçecek bir 1 Mayıs’ı daha yaşadı. Sendikaların geri adım atmasına rağmen, hükümet yumuşamadı. İşçilere adeta savaş açan polis, Taksim’e çıkan tüm yolları kesti. Cop, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale ederek 530 kişiyi gözaltına aldı

Günlerdir hükümet ile sendikalar arasında yaşanan karşılıklı restleşmeler yüzünden 1 Mayıs kutlamalarında yine utandıran sahneler yaşandı. Valiliğin ‘Çıkanı dağıtırız’ açıklamaları ile gerilen ortamda sendikalar bir adım atarak, ‘Taksim’e tek koldan çıkma’ kararı aldı. Ancak sağduyunun tek yönlü olması işe yaramadı. Sabahın ilk ışıklarıyla Taksim meydanı 10 bine yakın polis ve jandarma tarafından adeta kuşatıldı. Ortaya çıkan görüntüler Türkiye’ye hiç de yabancısı olmadığı darbe sabahlarını anımsattı.

Ardından DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ’e bağlı çalışanlar Şişli’deki DİSK binası önünde toplanamadan polis ilk müdahaleye yaptı. Saat 06.30’da daha işçiler yola çıkmadan cop darbeleri, boyalı ve tazyikli su, biber gazı altında neye uğradığını şaşırdı.

CHP’li Milletvekillerinin de içeride bulunduğu sırada DİSK binasına polis gözyaşartıcı bomba ve biber gazıyla müdahale etti. CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat kalp spazmı geçirdi. Aynı anda, ara sokaklardan Osmanbey’e, Harbiye’ye, Şişli’ye çıkmaya çalışan işçilerin önü kesilerek, sert müdahalede bulunuldu. Polis değil 500 bin işçinin, beş kişinin bir araya gelmesini engelledi.

Saat 07.45’te DİSK binasına gelen Genel Başkan Süleyman Çelebi, Taksim’e çıkmakta kararlı olduklarını söyledi.

CHP İstanbul İl örgütü Taksim’e yürümek için Şişli CHP ilçe binası önünde toplandı. 250 kişilik grubun en önünde İstanbul Milletvekilleri Mehmet Sevigen, Mehmet Ali Özpolat, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ve CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin yer aldı. Şişli CHP önüne gelen İstanbul Emniyet Müdürü Celallettin Cerrah, polise, “Milletvekillerini koruyun, diğerlerini dağıtın” emri verdi. Ortalık savaş alanına döndü.

38 KİŞİ YARALANDI

Polisin sadece sendika temsilcilerine çelenk bırakmak için Taksim’e çıkmasına izin vermesinin ardından süren görüşmeler sonuçsuz kaldı. Hükümet kanadından yapılan ‘100 kişilik grubun çıkmasına izin var’ açıklamasına sendika yöneticileri tepki gösterdi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, “Bu hükümetin provokasyonuna alet olmamak için sağduyu ile burada eylemi noktalıyoruz’’ dedi. Çelebi, bu olayları uluslararası emek hareketinin, çalışma örgütünün ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin gündemine taşıyacaklarını belirtti. KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul “Yapılan adı konulmamış bir savaş hali. Sanki düşman işgaline karşı Taksim’e yığınak yapıldı” dedi.

Öte yandan, İstanbul Valisi Muammer Güler, 530 kişinin gözaltına alındığını açık-larken, 8’i polis 38 kişinin yaralandığını bildirdi.

ÇELENK HATIRA KALDI

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, yaşananların devlet terörü olduğunu belirterek, “Gaz bombaları, tazyikli sular haneye tecavüz denilen bir olaydır” dedi. Anıta koyacakları karafillerle hazırlanan çelengi genel merkezde gazetecilere gösteren Çelebi bunu bir anı olarak saklayacaklarını söyledi. Vali Muammer Güler’e yüklenen sendika başkanı “Görülmüştür ki, Vali İstanbul’u bir saat bile yönetememiştir” diye konuştu.

04.30: SANKİ DARBE SABAHI

TAKSİM Gezi Parkı’nda dün sabah saat 04.30’da 75. Tümen’e bağlı 2 bin asker konuşlandı. Çocuk parkının önünde ‘karargah çadırları’ kuruldu.
Yaklaşık 2 bin jandarma gerektiğinde polise destek olmak için hazır bekletildi. Ortaya çıkan görüntüler darbe sabahlarını anımsattı.

POLİS VERDİ GAZI!

Polisin 1 Mayısçılara müdahalesi sırasında adeta savaş görüntüleri yaşandı. Çok sayıda kişi hastaneye kaldırıldı.



Müdür Cerrah’a göre olumsuzluk yaşanmadı

·  Şişli ve Osmanbey adeta savaş alanına dönerken İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’tan hayrete düşüren bir açıklama geldi. Cerrah,

1 Mayıs’a kapatılan Taksim’de denetimlerde bulundu, esnafla sohbet etti ve durumun nasıl olduğunu sordu. Cerrah, İstanbul’da olumsuz bir durum yaşanmadığını söyledi ve açıklamanın valilikteki kriz merkezinden yapılacağını bildirdi.

·  Hastane tam isabet: Polis, öğle saatlerinde Şişli Etfal Hastanesi’ne doğru giden gruba da gaz bombalarıyla müdahale etti. Bu sırada hastanenin acil servisine düşen gaz bombası yüzünden hastalar ve yakınları gazdan etkilenerek kendisini dışarı attı.

·  Tabana kuvvet: Abluka altına alınan Taksim'e çıkan yollar trafiğe kapatılınca özellikle Taksim ve çevresindeki işyerlerine gitmek isteyen vatandaşlar yürümek zorunda kaldı. Şehir hatları vapurları Kabataş, Beşiktaş ve Karaköy iskelelerine yanaşmadı.

·  Gazetecinin kolu copla kırıldı: Basın mensupları dün en zorlu günlerinden birini atlattı. TGC Yönetim Kurulu’nun yazılı açıklamasına göre, Şişli Camiyi civarında polisin kalabalığı dağıtmak için yaptığı müdahale sırasında Reuters ve Anadolu Ajansı kameramanlarının kameraları zarar gördü. Mecidiyeköy’de Cumhuriyet gazetesinin bulunduğu sokakta olayları izleyen gazetenin editörlerinden Ali Deniz Uslu’nun kolu coplanarak kırıldı. Uslu ameliyata alındı. Muhabir Esra Açıkgöz copla başından yaralandı. Çok sayıda gazeteci biber gazından etkilendi.

·  Gayriresmi tatil: Geçtiğimiz yıl saatlerce yolda kalan vatandaşlar dün de zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmadı. Bazı özel şirketler ise tam ya da yarım gün tatil kararı aldı. Bir bölümü ise mesaiye erken başladı. Vatandaşların işe giderken özel araçlarını kullanmaması da trafik yoğunluğunun önüne geçti. Sabah saatlerinde Anadolu’dan Avrupa’ya geçişin normal günlerin aksine daha akıcı olması dikkat çekti




 

 

Orantılı güç 5 bin bomba 15 sapan

İstanbul polisi gösterileri bastırmak için 5 bin gaz bombası kullandı. Biber gazından etkilenenler zor anlar yaşadı. Politikacı ve vekiller de biber gazından nasibini alıp gözyaşlarını tutamadı. İstanbul Emniyeti’nin akşam yaptığı açıklama ise şöyleydi: “İlimizde polise karşı kullanılmak üzere 2 adet tabanca,15 adet sapan ve bu sapanlarda kullanılmak üzere hazırlanmış çok miktarda çelik bilye ele geçirilmiştir.”




Dağıtın üç kişi oldular-Murat Seçkin’in izlenimleri

·  GÜZERGAH POLEMİĞİ: 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na çıkamayan işçiler, belki de en büyük darbeyi bir işçi sendikasından yedi. Eylemcilerin büyük kısmının ortak görüşü, “Türk-İş’in oyununa geldik” şeklindeydi. Peki neydi bu oyun. Hatırlarsanız birkaç gün önce İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlama kararı alan sendikalar, meydana üç koldan gireceklerini açıklamıştı. Sonrasında bu karara sıcak bakmayan Türk-İş yönetimi, Şişli üzerinden Taksim’e çıkma konusunda (Yani tek güzergahtan) diğer sendikalarla anlaştı. Emniyet güçleri de ağırlıklı olarak önlemlerinin büyük kısmını Şişli-Taksim istikametinde aldı. Sonuç olarak Taksim’i hedefleyen gruplar, “tek güzergah” kararı nedeniyle polis ablukasının da içinde kalmış oldu.

·  ÖNÜNE GELENE BİBER GAZI: 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlerin eleştirileri bununla da sınırlı değil. Yine herkesin dile getirdiği, güvenlik güçlerinin biraraya geldiğini hissettiği küçük gruplara anında su ve gazla müdahale etmesi. Üstelik bu konuda her hangi bir ayrım da söz konusu değil. Kalabalığın arasına girdiğinizde, “3 kişiyi birarada gördüklerinde gazla müdahale ettiler” sözlerini duyuyorsunuz.

·  ESNAF ÖNLEMİNİ ALDI: Taksim’e çıkmak isteyen grupların olası güzergahlarında geniş güvenlik önlemleri alan polis, öğle saatlerine doğru gücünün büyük bölümünü yürüyüşün hareket noktası olarak belirlenen Şişli’ye kaydırdı. Taksim ve Harbiye’deki genel sakinlik de polisin bu hamlesiyle bozuldu. Bu konuda tek önlemini alan işyerlerini kapatan Taksim esnafı olsa gerek. Şişli’deki kalabalık grubun geçişini Osmanbey girişinde önlemeye çalışan polislerle, Taksim tüneline kadar olan alanda, irili ufaklı grupların eylemleri oldu. “3 kişiyi görünce müdahale” tespitinin hafife alınmaması gerektiği de bu gruplara yapılanlarla gözler önüne serildi.

·  PEKİ YA SIRADAN İNSANLAR: Eylemlerin ve “önlemlerin” en acı faturasını ise, sıradan insanlar ödedi. İstiklal Caddesi ve Taksim-Osmanbey arasında belli noktalarda sıradan vatandaşlara, geçiş izni veren polis, bu noktalarda küçük grupların gerçekleştirdiği eylemler sırasında, geçişine izin verdiği vatandaşlara da eylemci muamelesi yaptı. Oluşan karışıklıktan korkan ve uzaklaşmak isteyen insanlara geri dönüş şansı dahi verilmedi ve aralarında yaşlı kadınların da olduğu bu insanlar, gaz ve tazyikli sulu müdahaleden nasibini aldı.

·  TEK TESELLİM CERRAH: Polisin gruplara gazlı müdahalesi sırasında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da yanlışlıkla gazdan etkilenmesi, yaşanan bütün gerginliğe rağmen eylemciler arasında espri konusu oldu. Gözleri gaz nedeniyle sulanmış bir eylemci, “Cerrah da gazdan etkilendi. Tesellim Cerrah oldu” dedi.

Bülent ÇAMCI-Süleyman ARIOĞLU-Mete YILMAZ-Cem TÜRKEL-Bülent ŞANLIKAN-Hasan AY-Zana YAVUZ-Celal YILDIZ-Ercan ÖZTÜRK-Sinan KAL-Emin BABACAN-Levent ALBAYRAK-Barış ENGİN-Devrim TOSUNOĞLU-Erdinç AKKOYUNLU-Barış YILDIRIM-Özner BERBER

 

Dünya 1 Mayıs'ı 'İşçi Bayramı' gibi kutladı

 

Endonezya Cakarta'da polisin müdahale etmediği gösteride işçiler, özelleştirmeye son verilmesini ve sosyal haklarının artırılmasını istedi.

1 Mayıs İşçi Bayramı çoğu ülkede yüz binlerce insanın katılımıyla kutlandı. İşçiler ekonomik gidişat, çalışma koşulları, ücret hakkında şikâyetlerini topluca dile getirdi

02/05/2008 http://213.243.28.21/haber.php?haberno=254636

İSTANBUL - İstanbul'da sert müdahaleler nedeniyle kutlanamayan 1 Mayıs, dünyanın pek çok ülkesinde meydanları dolduran yüz binlerce insanın barışçıl gösterilerine sahne oldu. Rusya ve Almanya'daki gözaltına alınmalar bile toplu coşkuya gölge düşüremedi.
Rusya: Polis başkent Moskova'daki gösterilere yaklaşık 30 bin, diğer kentlerdeki gösterilere on binlerce kişinin katıldığını duyurdu. Devlet Başkanı Vladimir Putin liderliğindeki Birleşik Rusya Partisi ve sendikaların Moskova merkezindeki ortak mitingine 20 binden fazla kişi katılırken, St. Petersburg'da yaklaşık 2 bin kişi Kremlin karşıtı gösteri düzenledi. İzinsiz gösteri yapmak istediği belirtilen 35 kişi gözaltına alındı.
Almanya: Hamburg'da önceki gece yaklaşık 1000 kişinin katıldığı gösterilerde anti-kapitalist eylemcilerle polis arasında çatışma çıktı. 24 gösterici gözaltına alındı. Dün kutlamalar başta başkent Berlin'de olmak üzere sokak festivalleri ve etkinliklerle sürdü.
Yunanistan: 1 Mayıs'a sendikaların çağrısıyla hükümetin özelleştirme harekâtı ve emeklilik reformuna karşı yapılan 24 saatlik grev damgasını vurdu. Feribot ve şehirlerarası tren seferleri minimum düzeyde yapılırken, ülke dışına tüm tren seferleri iptal edildi, devlete ait Olimpik Havayolları seferleri durma noktasına geldi. Gazeteler basılmadı, radyo ve TV kanalları az sayıda çalışanla yayın yaptı. Devlet daireleri ve çok sayıda özel işyerinin kapalı olduğu başkent Atina'da sendikaların örgütlediği iki ayrı yürüyüşe binlerce kişi katıldı.
Fransa: Strasbourg'da hükümetin emeklilik haklarını budayacak reform hazırlıkları protesto edildi. Başkent Paris'te aşırı sağcı ve ırkçı lider Jean-Marie Le Pen destekçileriyle eylem düzenledi. Elysee Sarayı'ndaysa resmi kutlama gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye resmi kutlamadan önce, İşçi Bayramı'nın Fransa'daki simgesi olan zambaklarla donatılmış gitar verildi.
Avusturya: Sosyal Demokrat Parti'nin girişimiyle Viyana'da kutlandı.
Sırbistan: Belgrad'da yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı gösteriye destek için katılan Devlet Başkanı Boris
Tadiç bir grup işçinin yuhalamalarıyla karşılaştı. İşçiler ve korumalar arasında arbede çıktı.
Küba: Yüz binlerce kişi Havana'daki Devrim Meydanı'nda buluştu.
Venezüella:
Solcu Devlet Başkanı Hugo Chavez, 1 Mayıs şerefine asgari ücreti yüzde 30 artırıp 372 dolara çıkardı. Latin Amerika'daki en yüksek asgari ücrete ulaşıldığını söyleyen Chavez, "İşçi sınıfı olmadan sosyalizm olmaz" dedi.
Japonya:
Başkent Tokyo'da yaklaşık 44 bin kişi yürüyüş düzenledi.
Tayvan: Başkent Taipei işçilerin eylemlerine sahne oldu.
Pakistan: Karaçi'de işçi federasyonlarının katılımıyla gösteri düzenlendi.
Malezya: Başbakan Ahmed Bedevi, 1 Mayıs'ta işçilere ülkenin rekabet edebilen düzeyde kalmasını sağlamak için daha yaratıcı olmaları uyarısı yaptı.
Lübnan: 2 bin 500'den fazla Komünist Parti üyesi Lübnan bayrakları ve Che Guevara posterleriyle başkent Beyrut'ta yürüdü. Gösteride ülkede kötüye giden ekonomik koşullar protesto edildi.
Hindistan: Kalküta'da yüzlerce seks işçisi daha iyi ve eğlence sektöründe çalışanlarınkine benzer çalışma koşulları talebiyle yürüdü. (Dış Haberler)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in liderliğini üstlendiğiBirleşik Rusya Partisi ve sendikaların ortak mitingine 20 binden fazla kişi katılırken, St. Petersburg'da yaklaşık 2 bin kişi Kremlin karşıtı gösteri düzenledi.
Yunanistan Sendikaların çağrısıyla hükümetin özelleştirme harekâtı ve
emeklilik reformuna karşı 24 saatlik grev vardı. Devlet daireleri ve çok sayıda işyerinin kapalı olduğu Atina'da sendikalar iki ayrı yürüyüş düzenledi.
Çin Resmi tatil günü olması nedeniyle iş yaşamı durma noktasına geldi, gösterilerde hükümet karşıtı sloganlar atıldı. Kilometrelerce kuyruk oluşturan yoğun trafik nedeniyle bazı anayollar kapandı.
Pakistan Karaçi'de birçok işçi federasyonunun katılımıyla gösteri düzenlendi. Diğer şehirlerden gelen işçilerse Lahor'da sabah 10.00'da başlayan gösterilere katılmak için kent meydanına doluştu.
Fransa Strasbourg'da hükümetin emeklilik haklarını budayacak reform hazırlıkları protesto edildi. Resmi kutlama öncesi Cumhurbaşkanı'na bayramın simgesi zambaklarla donatılmış gitar verildi.
Filipinler Başkent Manila'da binlerce işçi kızıl bayraklar ve pankartlarla yürüyüş yapıp meydanda toplandı. Daha sonra Malacanang Başkanlık Sarayı'na doğru yürüyüşe geçen işçiler pirinç, gıda ve yakıt fiyatları hızla yükselirken, ücretlerinde artış yapmayan Devlet Başkanı Gloria Macapagal Arroyo'nun istifasını istedi.
 

Cerrah: Olumsuzluk yok

Cerrah: Olumsuzluk yok

FOTOĞRAFAR: AFP

02/05/2008 http://213.243.28.21/haber.php?haberno=254593

İSTANBUL - Polisler Şişli'yi savaş alanına çevirmişken 1 Mayıs'a kapatılan Taksim'de denetimlerde bulunan İstanbul

Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah kentte 'olumsuz bir durum yaşanmadığını' söyledi. Cerrah 1 Mayıs'a ilişkin detaylı

açıklamanın valilikteki kriz merkezinden yapılacağını da kaydetti.

 

Gaz bombasını kargoyla Güler'e gönderdi

Ahmet BAYRAK/MUĞLA, (DHA)

02 Mayıs 2008 Cuma http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8844428.asp?gid=229&sz=83105 

İstanbul polisinin dün Şişli-Taksim civarında binlerce insanı sokağa çıkamaz hale getiren gaz bombalarının üzerinde trajikomik bir ibare olduğu ortaya çıktı. Bombaların aynen şu ifade yazıyor “Toplumsal olaylarda kullanılmaz”, “Bulduğunuz yerde polise teslim edin”.

İstanbul'daki 1 Mayıs olaylarında polisin Şişli Etfal Hastanesi bahçesine attığı öne sürülen gaz bombalardan biri Muğla'da ortaya çıktı. Kutlamalara katılmak için İstanbul'a giden Muğla Yurtsever Cephe üyeleri, önlerine düşen patlamış bombayı Muğla'ya getirdi, ardından tepki amacıyla kargoyla İstanbul Valisi Muammer Güler'e gönderdi. Yurtsever Cephe, Vali Güler'i istifaya çağırdı.     

Şişli Etfal Hastanesi bahçesine atılan üç gaz bombasından biri Muğla'dan giden göstericilerin önüne düştü. Gaz bombasını alarak Muğla'ya getiren Muğla Yurtsever Cephe üyeleri, daha sonra bir mektupla birlikte İstanbul Valisi Muammer Güler'e gönderme kararı aldı. Yurtsever Cephe Üyeleri, PTT önünde basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirdi. Yurtsever Cephe Sözcüsü Ayhan Karahan, şöyle konuştu:   

“Gaz bombasını hastaneye attıran, azmettirici ellere yani sahibine gönderiyoruz. Bu bomba Şişli Etfal Hastanesi Acil Servisi'ne atılan bombalardan birisi. Yani Vali Muammer Güler'in yanlışlıkla düştüğünü söylediği bombalardan biri. Bombanın üzerinde ‘Bulduğunuz yerde polise teslim ediniz’ yazıyor. İstanbul'da bulduğumuz bombayı orada polise teslim etmemiz mümkün görünmüyordu. Çünkü orada can güvenliğimizi bizzat polisin kendisi tehdit ediyordu. İstanbul dünyada en barbar karşılanan 1 Mayıs'lardan birisine tanık oldu. 1 Mayıs öncesi sürekli bahsettiği provokasyon gerçekleşmedi. Provoke eden Vali'nin emrindeki kolluk güçleri oldu. Ayrıca bay Güler ‘orantılı güç kullanımı’ sözlerini 1 Mayıs öncesi hiç dilinden düşürmemişti. Biz Yurtseverler soruyoruz; Görevini yapan bir gazetecinin kolunu kırmanın, hastane acil servisine gaz bombası atmanın orantısı neresinde? Ancak bizler bay Güler'in orantı koordinatlarının nerelere dayandığını biliyoruz. 1 Mayıs'ta emekçilere, halka uygulanan barbarlık için de suçduyurusunda bulunacağız. 1 Mayıs 2009'da da Taksim'de olacağımızı şimdiden kamuoyuna duyuruyoruz.”

Bombanın üstüne eklenen, Vali Muammer Güler'e hitaben yazılan mektupta ise şu cümleler yer aldı:

“Bay Muammer Güler dün 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'nde yaşananlar sadece ülke değil, dünya kamuoyunun malumudur. Yaşanan insanlık dışı barbarlık sizin azmettiriciliğinizde, emrinizdeki kolluk güçlerinin marifetiyle gerçekleşti. Siz 2004 yılındaki NATO zirvesi yapılırken İstanbul'da Taksim'i de içine alan bölgeyi ülkemiz insanına NATO'cuların güvenliği gerekçesiyle yasaklamıştınız. Yani NATO'cuların güvenliği için yine ülke yurtseverleri benzer bir azgın saldırı ile karşı karşıya kalmıştı. Bu iki tezat durum dahi aslında kime hizmet ettiğinizi açıkça ortaya çıkarıyor. Uluslararası emperyalist efendilere yaranma adına hiçbir kurum işgalcisi kendi halkına böylesi bir zulüm yapamaz. Kamu görevi hiç yürütemez. Bay Güler'in akıl ve ruh sağlığından şüphelenmek bizlerin ve kamuoyunun düşünebileceği en masumane pozisyon. Bay Güler sizin en kısa sürede bağımsız bir bilim tıp kurulu tarafından akıl ve ruh sağlığınızın durumu konusunda testten geçmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Bizleri bu konuda zorlamayın. Bunu özgür iradenizle yapmaz iseniz akıl ve ruh sağlığınızın testini bizler hukuksal yollardan isteyeceğiz. Sizi aynı zamanda istifa etmeye çağırıyoruz. Çünkü siz görevde olduğunuz sürece İstanbul halkının can güvenliği olmayacak. Ayrıca hakkınızda suç duyurusunda bulunuyoruz. Bir konuda da uyarıyoruz.”

Ancak PTT, mevzuat gereği patlamış da olsa bombayı alamayacağını belirtti. Yurtsever Cephe üyeleri de özel kargo şirketi şubesine giderek, kargoyla paketi gönderdi.

 

İstanbul'un 1 Mayıs faturası 1 milyar YTL
02 Mayıs 2008 Cuma http://www.haberx.com/n/1103938/istanbulun-1-mayis-faturasi-1.htm

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle dün yaşanan olayların İstanbul'a genel olarak zararının 1 milyar YTL civarında olduğunun tahmin edildiğini söyledi. İstanbul Valiliği'nin tedbirlerini aldığını ve tavrını ortaya koyduğunu belirten Kadir Topbaş, Taksim'in bir miting alanı olmadığını, 500 bin insanı çekemeyeceğini savundu. Topbaş, Taksim Cumhuriyet Anıtı'nın bulunduğu yerdeki etkinliklerin, o bölgenin durumuna ve güzelliğine uygun olması gerektiğini ifade ederken, "1 Mayıs Bayramı istismar edilmemeli. Bunun gerçek anlamda bir bayrama dönüştürülmesinin sorumluluğu sendikalara, hepimize düşmektedir. Birtakım sıkıntılara fırsat tanımamak görevlerimiz arasındadır" görüşünü ifade etti.

(ANKA)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle dün yaşanan olayların İstanbul'a genel olarak zararının 1 milyar YTL civarında olduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Sarıyer-Çayırbaşı tünel yol projesi kazı çalışmalarında incelemelerde bulunan Topbaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı. İstanbul'da dün yaşanan olayların turizm ve yaşam alanlarının ciddi anlamda etkilediğini belirten Topbaş, Taksim'in büyük ölçekli toplantıları kaldıramayacak bir bölge olduğunu söyledi. Topbaş, "1 Mayıs nedeniyle İstanbul'un genel olarak zararının 1 milyar YTL civarında olduğu tahmin ediliyor. İstanbulluların, esnafın günlük durgunluğu ve hareketsizliğinin getirdiği yansımalar bunlar. Bu yansımalar vergilere de iş hacmine de intikal edecektir" dedi.

Topbaş, Taksim Cumhuriyet Anıtı'nın bulunduğu yerdeki etkinliklerin, o bölgenin durumuna ve güzelliğine uygun olması gerektiğini ifade ederken, "1 Mayıs Bayramı istismar edilmemeli. Bunun gerçek anlamda bir bayrama dönüştürülmesinin sorumluluğu sendikalara, hepimize düşmektedir. Birtakım sıkıntılara fırsat tanımamak görevlerimiz arasındadır" görüşünü ifade etti.

İstanbul Valiliği'nin tedbirlerini aldığını ve tavrını ortaya koyduğunu belirten Kadir Topbaş, Taksim'in bir miting alanı olmadığını, 500 bin insanı çekemeyeceğini savundu.

Türk-İş bu konuda hassasiyetini gösterdiği yönünde görüşlerini de dile getiren Topbaş, "Diğer sendikalar da zorlamadılar. Bundan dolayı da teşekkür ediyorum ama bu boyuta da gelmemeliydi" değerlendirmesi yaptı.

Topbaş,1 Mayıs nedeniyle Taksim'deki bazı MOBESE kameralarının valilikten gelen talep doğrultusunda emniyetin kullanımına verildiğini kaydetti. (ANKA)

(EYL/ZG)

http://www.sinbad.nu/