Doğan Medya Neden savaş İstiyor ?
Mustafa Sönmez, 06.03.2003, http://www.ekohaber.net/

Non passaran!..
Faşizmle mücadele için üretilmiş en güzel sloganlardan birini TBMM, 1 Mart 2003 Cumartesi günü yineledi. Okullardan, işyerlerinden, tarlalardan, evlerden, kışlalardan yükselen ve halkın yüzde 95’inin eğilimi olan Savaşa Hayır!. talebi yansımasını Meclis’te buldu.
Türkiye bu kararla, kendine saygısını kazandı. Mutlu oldu. Rahatladı. Bu karara ABD dahil olmak üzere tüm dünya şapka çıkardı.
Buna karşılık bazıları İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’te yazdığı gibi, "Eşşekten düşmüş karpuza döndü!.."
Selçuk o tarihi köşeyazısında büyük bir keyifle şu satırları yazmış,
"- Tezkere Meclis'te reddedilince, eşşekten düşmüş karpuza döndü!.. Kim ?…
Gazetecilikte çoktan sabahı selamı kesmiş tetikçiler de o biçim karpuza döndüler...
Şimdi küfür müfürle karışık barışçılara lanet okuyup felaket tellallığı yapıyorlar;…"
Selçuk, o tetikçilerden kimleri kasdediyor bilmem ama, verdiği tarife birisi çok uyuyor.. Ertugrul Özkök, o tarihi "Non passaran" kararından bu yana köşesinde nasıl köpükler saçıyor ağzından, neler yazıyor, okumadıysanız, dönüp internet sitesinden okumalısınız…Benim alıntı yapacak halim yok!.
Sadece Özkök mü? Başından bu yana Hürriyet’i , Milliyet’i , tv kanalları ile Grup olarak Doğan Medya, savaştan yana tavır alıyor. Birkaç köşeyazarının barış yanlı yazmasına izin verildiğine aldanmayın. Zevahiri kurtarmak için..O konuda da ne kadar tahammüllü olduklarını yakında görürüz.
Genel Yayın Yönetmenleri, televizyon kanallarının haber müdürleri, çok sayıda köşe yazarı, ‘Savaş istemiyoruz ama Türkiye’nin ulusal çıkarları gereği..’ esaslı, tuhaf bir ruh hali yaratmaya çalıştılar. Onlara göre, ‘Savaşın dışında kalmaktansa katılıp zararlarımızı en aza indirmeliydik"..
Nedir Doğan’I bu kadar savaş histerisine kaptıran ?
Grup olarak savaştan bir çıkarları mı var?
Petrol Ofisi’ni almak, "petrol" iştahlarını mı kabarttı diye sorarsanız, ilgisi yok. Onlarınki, "tamamen sınıfsal!…"
Filmi başa saralım…
Doğan Grubu’nun temel yaklaşımlarında Koç Grubu etkilidir. İlk sinyali ve eğilim işaretini Rahmi Koç, 2002 sonunda, Rusya’da, Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir tesis açılışında verdi ve , eveleyip gevelemeyelim ,Türkiye bu savaşa ABD’nin yanında girmelidir. Doğrusa da budur, dedi. Milliyet’te şöyle yer aldı Koç’un demeci:
"Hükümetimizin Amerikalılarla İngilizlerle, müttefiklerimizle ne konuştuğunu bilmiyorum, fakat 1. Çöl Fırtınası’nda yaptıkları hatayı yapmayacaklardır. Bu işe başında ‘evet’ diyeceklerdir. Ve bu işin avantajlarını paylaşırken bizim de parmağımız içinde olacak diye tahmin ediyorum. Dolayısıyla kısa vadede belki bize biraz tesir edecek ama uzun vadede mutlaka Türkiye’nin lehinde olacak. Çünkü bizim Irak’la yapacağımız çok iş var. Doğalgaz almaktan tutun müthiş bir ihracat ithalat olacaktır. En başından itibaren ABD’nin yanında olmalıyız çünkü Amerika bütün dünyaya ‘Ya bizim tarafımızdansınız ya da değilsiniz’ dedi. Bu konuda Condoleezza Rice Sayın Erdoğan’a ABD’de, ‘Siz gelseniz de, gelmeseniz de biz gidiyoruz’ dedi. Dolayısıyla bizim başka alternatifimiz yok.
Rahmi Koç’un bu eğilimi, TÜSİAD’ da da kabul gördü kısa sürede. Bunu da anlamak mümkün. Birincisi Türkiye burjuvazisinin karakterini anımsarsanız, buna şaşmamak gerekir. Cılız, omurgasız, ürkek ve kişiliksiz bir burjuvazidir bizimki. Ortaya çıkışı ve palazlanmasında da ABD sermayesi etkilidir. Şimdi, gövdesine sarılarak büyüdüğü ve onunla göbek bağı olan ABD’nin arzusu hilafına davranmaya nasıl cesaret eder?
İkincisi komşuyu satmanın, kapıyı saldırgan hırsıza açmanın rüşveti olarak ucu gösterilen dolarlar, krizden krize sürüklenen büyük burjuvazinin rüyalarını süslemiştir. O hibelerle, o kredilerle, hiç olmazsa bir yılı kurtarmak belki mümkündür. O zaman neden almayacakmışız o parayı ?
Hiç aklından çıkmamakta ve "Non passaran!" tokatını yemiş olmasına karşın, yine, yine!… diye tepinmekte ve tezkerenin tekrar Meclis’e getirilmesi için savaş tamtamlarını histerik biçimde çalmaya devam etmektedir.
TÜSİAD’da cisimleşen bu ABD muhipliği, Doğan Medya ile propogandaya dönmektedir. Bunu da anlamak mümkün. Aydın Doğan, TÜSİAD’ın önemli bir üyesidir, ayrıca Yeni Harman’da yer alan söyleşisinde açıkça ABD’nin yanında savaşa katılmak gerektiğini ifade etmişti.
Yine Aydın Doğan’ın kızlarından biri bu yıl TÜSİAD yönetim kuruluna girmiştir ve Ertugrul Bey, tabi ki üyesi olduğu TÜSİAD’ın hislerine tercüman olacaktır…
Türkiye, Meclis'in tezkereye red kararıyla, onurunu kurtardı, barışçılığını dile getirdi...
Ertuğrul Özkök diyor ki, "Ben bu olayda Türkiye'nin çok ciddi bir ‘‘karakter imtihanından’’ geçtiğini ve ne yazık ki çok başarılı bir sonuç almadığını düşünüyorum."
Karakter ve Ertuğrul Özkök…
Sizce yanyana iyi duruyorlar mı ?
(Eko Haber'den alindi)

 

http://www.sinbad.nu/