Aşağıdaki 12 punto ile 6 A-4 sayfası tutan metin, 2019 yılının yaz sonunda tamamlanmış ve yayını beklemekte olan geniş hacimli bir kitabın bölümüdür…- Y. Küpeli

Yusuf Küpeli, Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 ortak darbesi

(…)Endonezya darbesi bir günde başlayıp bitmiş bir olay olmamıştır. Kanlı operasyonlar, 1966 baharına dek sürmüşlerdir. Darbeci General Suharto’nun tüm iktidarı elinde toplayabilmesi ise 1967 yılını bulmuştur...

(…)Kısacası, Endonezya’da gerçekleşen Suharto darbesini, İngiliz dış istihbarat örgütü MI-6 ile birlikte CIA örgütlemiştir… Haziran 1999 tarihli İngiliz The Independent gazetesi, General Suharto’nun kanlı darbesinde MI-6’in oynadığı rolü belgelemiştir... Gazetenin haberine göre, Ingiliz Dışişleri Bakanlığı’nda propoganda uzmanı olarak çalışan Norman Reddaway, 1965 yılı sonbaharında, cebine 100 bin sterlin koyarak Endonezya’ya uçmuştur…

 

Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 ortak darbesi

 

Yusuf Küpeli

 

Endonezya (Indonesia), Ekvator çizgisinin azıcık kuzeyinde ve güneyinde, Pasifik Okyanusu ile Hint okyanusu’nu birleştiren su geçitlerinin olduğu coğrafya da yeralan ve toplam yüzülçümü iki milyon kilometre kareye yaklaşan irili ufaklı adalardan oluşan ülkesinin adıdır. Sözkonusu adaların en büyüğü Borneo’dur ve bu adanın güneyindeki büyük parça Endonezya’ya aittir. Yine büyük adalardan olan Yeni Gine’nin batı yarısı Endonezya’ya aittir. Resmi adı Endonezya Cumhuriyeti olan ülkenin, ayrıca, Sumatra, Java gibi büyük adaları, ve Molukkalar (Moluccas) gibi göreceli daha küçük birsürü adası vardır. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın (State Department) verilerine göre, 2009 yılı itibariylr bu ülkenin nüfusu 240 milyonu bulmuştur... Endonezya halkının yaklaşık yüzde 90 kadarı Müslümandır... Sözkonusu Endonezya (Indonesia) adı, bölgenin geçmişteki ticari adı olan Indos Nesos (Indian Islands) isminden türetilmedir (Hint Adaları veya Indos Nesos derken, buradaki “nesos” sözcüğü grekçe de ada anlamınadır). Alman coğrafyacılar, 1884 yılında burayı, Indonesia (Endonezya) olarak adlandırmaya başlamışlardır. Bilindiği gibi ülkenin başkenti, Java adasındaki Jakarta kentidir.

 

Portekizli denizciler 1511 yılında bölgeye ulaşmışlardır. Bunları, İspanyollar, Hollandalılar, ve İngilizler izlemişlerdir. Bölgeye, daha doğrusu bölgenin ekonomik kaynaklarına egemen olmak amacıyla Hollanda yönetimi tarafından kurmuş olan Dutch East India Company (Hollanda Doğu Hint Şirketi), kısa sürede Java, Sumatra, ve Moluccas üzerinde kontrolu sağlamıştır. Şirketin merkezi, o yıllarda adı Batavia olan şimdiki başkent Jakarta’ya yerleşmiştir. Sonuçta, 1600’lü yılların sonunda Hollanda, yaklaşık tüm adalarda egemenliğini sağlamıştır, ve bölge Hollanda sömürgesi haline gelmiştir... Hollanda, 1800’lü yılların başından, ülkede milliyetçi anti-emperyalist ve komünist akımların gelişeceği 1900’lü yılların ilk yarısına dek sözkonusu adaları sorunsuz kontrol etmiştir. Hollanda, kendi idari sistemini buraya yerleştirmiştir...

 

Yoksul bir öğretmenin oğlu olarak 1901 yılında Surabaya’da doğmuş olan Sukarno’nun (1901- 1970) önderliğinde, 1927 yılında, Endonezya Milliyetçi Partisi (Partai Nasional IndonesiaPNI) kurulmuştur. Fakat bu partiden önce, 1924 yılında, Edonezya Komünist Partisi (Partai Komunis Indonesia; PKI) doğum yapmıştır. Edonezya Komünist Partisi’nin başlatmış olduğu ayaklanmanın 1926 yılıda yenilgiye uğramasının ardından, bu partinin üyelerinin birçoğu, özellikle üniversite çevrelerinden aydın üyeler, yeni kurulan Endonezya Milliyetçi Partisi’ne katılmışlardır...

 

Endonezya Milliyetçi Partisi’nin önderi Sukarno, 1929- 31 yıllarını bir Hollanda hapishanesinde geçirmiş, ve bundan sonra sekiz yılı aşkın süre politik göçmen olarak yaşamıştır. II. Dünya Savaşı yıllarında, Mart 1942’de Japonlar Endonezya adalarını işgaledip, Hollanda yönetimini dağıtınca, Sukarno’nun ve diğer milliyetçilerin önleri açılmıştır. Japonlar, ülkesine dönen Sukarno’yu, baş danışman ve propogandist olarak kullanmışlardır. Japonya’nın teslim olmasından iki gün sonra, 17 Ağustos 1945 günü Sukarno, ülkenin bağımsızlığını ilanetmiş ve ertesi gün, 18 Ağustos günü Endonezya’nın cumhurbaşkanlığına atanmıştır. Hollanda, savaş sonrası Endonezya’ya asker sokup kendi idaresini yeniden kurmaya kalkışmışsa da, bunda başarılı olamamıştır. Sonuçta, taraflar arasındaki silahlı ve diplomatik mücadele, Aralık 1949’da Endonezya halkı yararına sonuçlanmıştır. Ülkenin Hollanda’dan bağımsızlığı, 27 Aralık 1949 günü uluslararası arena da resmen tanınmıştır. Aynı yıl, 1949 sonunda yapılan seçimde, Endonezya’nın ilk cumhurbaşkanı (1949- 67) Sukarno olmuştur. Sukarno, 18 Ağustos 1945’den 12 Mart 1967’ye dek toplam olarak 22 yıl cumhurbaşkanlığı yapmıştır... Emperyalist dünyanın, özellikle anti-komünist Amerikalı ve İngiliz analizcilerin ifadeleri ile O, Sukarno, yeni-Marksist, gizli komünist bir ekonomi politikası izlemiştir...

 

Darbeci General Suharto’ya gelince... Ustaca planlanmış bir CIA ve MI-6 ortak darbesinin aleti olan General Suharto, bir milyon kadar insanı “komünist oldukları” gerekçesi ile katletmiş ve 1967 yılından 1998 yılına dek Endonezya’yı cumhurbaşkanı olarak yönetmiştir. General Suharto, (1921- 2008), 8 Haziran 1921 günü küçük bir köyde doğmuştur. O, henüz 18 yaşına geldiğinde, II. Dünya Savaşı başlarken, Doğu Hint Adaları Hollanda Kraliyet Ordusu’nda asker olmaya zorlanmıştır. Japon işgali sırasında O, Japonlar tarafından örgütlenmiş Endonezya Güvenlik Güçleri’nde görev yapmıştır. Endonezya halkının bağımsızlık mücadelesi, Suharto’yu da içine almıştır. Ülkenin bağımsızlığı ile birlikte Suharto, tümgeneralliğe yükselmiştir... Suharto, gücünü, -ileride darbe ile devireceği- ülkenin kurucu cumhurbaşkanı Sukarno’dan almıştır. Koyu bir anti-komünist olan Suharto, 1965 yılında ordunun 8nci Genelkurmay Başkanı yapılınca, CIA ve MI-6 tarafından planlanan darbe işi kolaylaşmıştır... Bu arada hemen belirteyim, ayrıntılarını ve inanca bağlılık ölçülerini bilmemekle birlikte, hem Suharto ve hem de Sukarno İslam dininden idiler...

 

Clinton Fernandes’in “Indonesia, the Massacre of Socialist” başlıklı makalesine göre, ABD yandaşı General Suharto’nun darbesinden önce, 1965 yılında, Endonezya Komünist Partisi (PKI), Sovyetler Birliği ve Çin komünist partilerinin ardından, 3 (üç) milyon üyesi ile dünyanın üçüncü büyük komünist partisi idi. Buna ek olarak -aralarında köylü birliğinin de olduğu- değişik örgütlenmelerden 15 milyon insan aynı komünist partisini desteklemekteydi. ABD servislerinin aynı yıl (1965) oluşan kanaatlerine göre, sözkonusu parti, “en iyi örgütlenmiş ve en dinamik varlık” konumundaydı. Darbe mahkumlarından birisinin kızı olan ve bu konuda bir de dökümanter filmi bulunan Rossie Indira’nın “Indonesia: The Crimes against Humanity of 1965 and Their Impact on Today’s Indonesia”, başlıklı uzun makalesine göre PKI, Çin ve Sovyetler Birliği partileri dışında dünyanın en büyük komünist partisi idi. PKI’nın 3.5 (üçbuçuk) milyon üyesi olduğu gibi, partinin gençlik örgütünün de 3 (üç) milyon üyesi bulunmaktaydı. Bunlar, 3.5 (üçbuçuk) milyon üyesi olan sendika örgütlenmesi SOBSI’yi, ve 9 (dokuz) milyon üyeye sahip güçlü köylü hareketi BTI’yi kontrol etmekteydiler. Kadın hareketini, yazar ve artist örgütlenmelerini de hesaba katacak olursak, PKI (Endonezya Komünist Partisi), 20 milyonu aşkın üyeye ve aktif destekçiye sahipti...

 

U.S. Department of State’in (ABD Dışişleri Bakanlığı) kendi sitesinde “Bureau of East Asian and Pacific Affairs” (Doğu Asya ve Pasifik İşleri Büroso) tarafında 3 Haziran 2011 tarihinde yayınlanmış olan “Backgraund Note: Indonesia” başlıklı ve Endonezya hakkında göreceli uzun bilgi veren metinde, “(...) 1950’li yılların sonlarında ve 1960’lı yılların başlarında Cumhurbaşkanı Sukarno, Asya’nın komünist devletlerine ve iç işlerinde de Endonezya Komünist Partisi’ne (PKI) yaklaştı. PKI, Sovyetler Birliği ve Çin dışındaki en büyük komünist partisi idi.”, diye yazılmaktadır. Bu yazılanlara ek olarak aynı metinde, biraz aşağıda, PKI’nın kontrol ettiği birçok kitle örgütünün Sukarno rejimini desteklemek amacıyla mobilize edildikleri, ve parti üyelerinin silahlandırılmaları amacıyla kampanya başlatıldığı, ifade edilmektedir. Ordu komutanlarının bu kampanyaya karşı çıktıkları, bunun ardından, açıklaması tam olmayan biçimde, 1 Ekim 1965 günü, aralarında Sukarno’nun saray muhafızlarından unsurların da bulunduğu PKI’nın silahlı kuvvetler içindeki sempatizanlarının, Jakarta’da altı öndegelen generali öldürdükleri, anlatılmaktadır. Sözkonusu gelişmenin ardından, ordu içindeki sağcı unsurların binlerce, onbinlerce komünisti öldürdükleri yazılmaktadır...

 

Şüphesiz öldürülenler binlerce, onbinlerce değil, herkesin bildiği gibi bir milyon kişi idi. Bu olanlar, II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleşmiş olan soykırımların ardından yapılmış en büyük planlı ve örgütlü kitle katliamı idi. İleride benzer bir kitle katliamı, Birleşmiş Milletler’in, Beyaz Saray’ın, Fransız askeri birliklerinin gözleri önünde, ve Belçika hükümetinin ve Belçika Katolik Kilisesi’nin dahli ile Ruanda’da da yaşanacaktı... ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sitesindeki sözkonusu anlatıdan, Endonezya’da yapılmış olan askeri darbenin “haklı gerekçeleri” olduğu izlenimini almamak olanaksızdır. Yine aynı anlatıdan, aradan 46 yıl geçmesine karşın ABD yönetiminin kanlı Suharto darbesini “haklı gerekçelere” dayandırmaya çalıştığı gözlemlenmektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı, General Suharto’nun darbesini haklı gerekçelere dayandırmaya çalışmaktadır, çünkü, aynı darbenin içinde ABD servislerinin, CIA’nın olduğu bilinen bir gerçektir. ABD ve İngiliz servisleri, kanlı Suharto darbesinin gerisinde, darbenin planlanmasında, ve uygulanmasında yeralmışlardır. Öldürülen altı general olayı, mükemmel biçimde organize edilmiş bir provokasyondan başka birşey değildi... Komünistlerin generalleri ödürmeleri için mantıklı bir gerekçeleri olmadığı gibi, ABD Dışileri Bakanlığı’na ait metinde de, sözkonusu olayın, “açıklaması tam olmayan biçimde geliştiği”, gibi bir ifade yeralmaktadır. Sonuçta onlar, kanıtlayamadıkları yalanları çin böyle yazmak zorunda kalmışlardır...

 

Yukarıdaki paragrafta, altı generalin öldürülmesi olayının planlı bir provokasyon olduğunu ifade etmiştim, ve bu düşüncemde şüphesiz yalnız değilim... Rossie Indira, daha önce alıntı yapmış olduğum makalesinde, Suharto darbesinden hemen önce gerçekleşen altı generalin öldürülmeleri ile ilgili olayı şu şekilde anlatmaktadır: “30 Eylül 1965 akşamı, bir CIA provokasyonu örgütlendi. En az içlerinden birisinin General Suharto ile yakın kişisel bağı olan bir grup orta rütbeli ordu subayı, ordu komutanı Org. Ahmad  Yani’yi ve diğer yüksek rütbeli beş generali tutuklayıp idam ettiler. Ardından, İhtilalci Konsülün (Meclisin) kurulduğunu ilanettiler...” Anlaşılmış olacağı gibi, -babası darbenin ardından hapse girmiş olan- yazar, sözkonusu altı generalin öldürülmesi olayının gerisinde, sağcı darbeyi gerçekleştiren General Suharto’nun ve dolayısı ile CIA’nın bulunduğunu açıkça ifade etmektedir... İlginç bir olay da, ölüm listesinde adı olan savunma bakanı Genral Nasution’un kaçmayı başararak olayı açıklaması, ve ordu komutanı Genral Suharto ile birlikte ertesi gün, 1 Ekim günü darbeyi başlatmasıdır. Endonezya darbesi bir günde başlayıp bitmiş bir olay olmamıştır. Kanlı operasyonlar, 1966 baharına dek sürmüşlerdir. Darbeci General Suharto’nun tüm iktidarı elinde toplayabilmesi ise 1967 yılını bulmuştur...

 

Türkiye’de 12 Mart 1971 askeri darbesi sürecinde öldürülmek istenen Jandarma Kuvvetleri Komutanı Org. Kemalettin Eken’in, darbe karşıtı tek kuvvet komutanı, ve İsmet İnönü’ye (1884- 1973) sadakatla bağlı bir general olduğunu, kesinlikle ifade edebilirim. Bir “sol” gurubun alet edildiği sözkonusu süikast teşebbüsü ile hem darbe karşıtı Org. Eken safdışı bırakılması, hem de Jandarma Kuvvetleri’ni CIA bağlantılı darbeci bir generale teslim etme hesabı vardı kanımca. Olaya alet edilen naylon ”solcu” örgütle birlikte süikast girişimine adı karışmış olanlardan birisinin ağabeyi, ileride askerliğini Genelkurmay’da yapacaktı. Genelkurmay’da askerlik yapan kişinin eşinin babası, eski Roma Askeri Ateşelerinden birisi olup, Genelkurmay’da çalışmaktaydı. Org. Eken’i öldürtmek isteyen bu kadının dayısı ise, Hava Kuvvetleri’nde General idi… Endonezya’da yaşanmış olan sözkonusu altı generalin öldürmeleri olayı ile darbe karşıtı Jandarma Kuvvetleri Komutanı Kemalettin Eken’e yönelik süikast girişiminin paralel yanları olduğu açıktır. Yine, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un pasifize edilmesi ve Erim Kabinesi’nin devrilmesi operasyonunda kullanılmış olan Elrom cinayeti ile ilgili tezgahın ve yine bu olayla ilgili yalanların, Endonezya darbesi sırasında kurgulanmış olan tezgahla paralellikleri vardır. Çünkü, altı generalin öldürülmeleri ile Endonezya ordusu içindeki ve dışındaki sosyalist unsurlar köşeye sıkışmışlar, bu güçlere dayanma eğilimi gösteren Cumhurbaşkanı Sukarno teslim alınmış, ve sağ darbenin önü açılmıştır...

 

Enver Masud tarafından 15 Eylül 1999’da kaleme alınmış olan “One Million Indonesians Died In U.S. Backed Coup” (“U. S. Destekli Darbe’de Bir Milyon Endonezyalı Öldü”) başlıklı makalede yazar, Mrs. Griswold kaynak göstererek, “Sukarno yönetiminin, devrilmeden önce, dışpolitika da, Batı kapitalizmini şoka sokan bazı kendine güvenli adımlar attığını”, yazmaktadır. Sözkonusu yazar, aynı kaynağa atfen, “Jakarta’da bulunan ABD askeri üssünde, sağcı bir askeri darbe için konferans örgütlendiğini”, ifade etmektedir. Yine aynı makalede, “ABD’nin 1958 yılında Sukarno’yu düşürmeye teşebbüs ettiği”, bilgisi de vardır. Enver Masud , Thomas Ross ve David Wise adlı iki Amerikalı gazetecinin kitaplarına atıfla, “sözkonusu başarısız 1958 darbesi ile bağlantılı olarak ABD’nin, Endonezya’da isyancı sağcı güçleri desteklediği, bunları silahlandırdığı, ve B-26 bombardıman uçaklarından bunlara küçük bir hava filosu kurduğu” bilgisini vermektedir...

 

Kısacası, ABD Dışişleri Bakanlığı ve darbecilerin, Suharto darbesine bahane olarak göstermeye çalıştıkları altı generalin öldürülmesi olayı, ve diğer gerekçeler, gerçeği gizlemeye yarayan yalanlardan başka birşey değildir. CIA ve MI-6 bağlantılı Suharto darbesinin asıl gerekçesi, Endonezya’nın iç ve dış politikasında, ekonomi politikasında atılan yeni adımlardır... Cumhurbaşkanı Sukarno’nun asıl “günahı”, bazı endüstri ve finans kuruluşlarını yoksul halk yararına millileştirmeye kalkmış olmasıdır. Diğer yandan, emperyalist merkezlerin güdümünde olduğu gerekçesi ile Kuzey Kore’nin (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) ve Endonezya’nın 1964 Tokyo Olimpiyatları’ndan birlikte çekilmeleri, bu olimpiyatları protesto etmeleri, darbenin gerekçelerinden birisidir. Emperyalizm karşıtı bir gösteriye dönüşen olimpiyatlardan çekilme eylemi ve Endonezya’nın dışpolitikadaki bazı yeni yaklaşımlar, Sukarno’ya yönelik darbe hazırlıklarını hızlandırmıştır. Sukarno’nun bu dışpolitikası ülkedeki millileştirme gerçeği ile birleşince, emperyalist Batı’nın politik merkezleri ve Batı merkezli tekeller, Endonezya’nın sosyalist blok ile bütünleşme yolunda olduğunu düşünmeye başlamışlardır... Bu arada hemen belirtmekte yarar vardır; Pasifik Okyanusu ile Hint Okyanusu arasındaki adalar ülkesi Endonezya, bu iki okyanus arasındaki su geçitlerini kontrol eden Endonezya, sadece Batı kapitalizmi açısından, sadece ekonomik açıdan değil, bunun çok ötesinde askeri-stratejik açıdan da önem taşımaktaydı ve taşımaktadır. Endonezya, ABD’nin, Çin’i, Hindiçini’yi, ve Sovyetler Birliği’ni çembere alma politikası açısından hayati önem taşımaktaydı ve taşımaktadır... ABD, ve en yakın ortağı Britanya, böyle bir ülkenin Sovyet ve Çin etkisi altına girmesine izin vermek istememişlerdir...

 

Kısacası, Endonezya’da gerçekleşen Suharto darbesini, İngiliz dış istihbarat örgütü MI-6 ile birlikte CIA örgütlemiştir… Haziran 1999 tarihli İngiliz The Independent gazetesi, General Suharto’nun kanlı darbesinde MI-6’in oynadığı rolü belgelemiştir... Gazetenin haberine göre, Ingiliz Dışişleri Bakanlığı’nda propoganda uzmanı olarak çalışan Norman Reddaway, 1965 yılı sonbaharında, cebine 100 bin sterlin koyarak Endonezya’ya uçmuştur. Bu olayı ilk kez yazmış olduğum 2005 yılı baharında 80 yaşını aşmış olan Reddaway, Endonezya darbesini, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın “en başarılı operasyonu” olarak tanımlamaktadır... Kendi anlatımıyla ReddawayJakarta’da toprağa ayağını basar basmaz, cebindeki 100 bin sterlinin yardımı ile, devrilecek cumhurbaşkanı Sukarno için büyük bir karalama kampanyası başlatmıştır. 

 

Reddaway’ın tüm övünmelerine karşın, olaya akıllıca yaklaşılırsa, böyle bir darbenin tekbaşına O’nun işi olamayacağı kolayca anlaşılır. Reddaway, çok daha büyük bir mekanizmanın aletlerinden birisidir sadece. O, darbedeki İngiliz rolünü deşifre etmesi açısından önem taşımaktadır... Diğer yandan, CIA’nın sözkonusu Suharto darbesindeki rolünü kanıtlayan olaylardan birisi de, Endonezya’daki eski ABD elçilerinden Francis J. Galbraith’in, 9 Şubat 1978 tarihli New York Rewiev of Books’da yayınlanan, ve Uluslararası Af Örgütü’nün insan hakları ihlalleri ile ilgili tavrını eleştiren yazısıdır. Francis J. Galbraith, mektubunda, Suharto’nun 1965 darbesinin, yıkıcı komünist darbeye karşı bir yansıma olduğunu belirtmektedir... 

 

CIA’nın, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın ve MI-6’in büyük yardımları ile 1 Ekim 1965 günü başlayan ve 1966 yılının ilk ayları boyunca süren Suharto- Nasution darbesi, başlangıçta Sukarno’yu devre dışı bırakmamış, darbenin “meşruiyeti”ni sağlama ve politik gücün Suharto’nun elinde giderek  daha fazla toplanabilmesi amacıyla Sukarno’yu kullanmıştır. Anlaşılan, altı generalin öldürülmesi olayı ile Sukarno köşeye sıkıştırılıp kolayca kullanılmıştır. Sukarno pasifize edilip kullanılarak, Sukarno’yu desteklemiş olan sosyalist taban adım adım devletten temizlenmiş ve bu tabanın önderleri ile birlikte önemli bir kitle yokedilmiştir…

 

Şubat 1966’da, -kullanım süresini doldurmuş olan- General Nasution, savunma bakanlığından alınarak devre dışı bırakılırken, Suharto daha da güçlenmiştir. Aynı yılın (1966) 11 Mart günü Sukarno’nun parlemento ve ordu üzerindeki gücü General Suharto’ya devredilmiştir. Endonezya’nın Geçici Parlementosu, 12 Mart 1967 günü, Sukarno’nun kalan iktidarını da elinden alıp, Suharto’yu Eylem (Yürütme) Cumhurbaşkanı olarak ilanetmiştir. Ardından, 27 Mart 1968 günü, Geçici Halk Temsilcileri Meclisi, beş yıllık bir dönem için, Suharto’yu ülkenin cumhurbaşkanlığına resmen tayinetmiştir. Suharto, ABD’nin ve İngiltere’nin desteği ile Endonezya’yı, 1967’den 1998 yılına dek 31 yıl demirden bir elle yönetmiştir... Suharto, ve şüphesiz gerisindeki emperyalist merkezler, “demokrasi aşığı” ABD ve İngiltere, sadece bir milyon Endonezyalının katledilmesinden değil, aynızamanda 1,5 (birbuçuk) milyon insanın da hapishanelerde, ve izolasyon (tecrit) kamplarında ağır baskılar altında acılar çekmesinden sorumludurlar...

 

Günlük satışı 600 bine ulaşan İsveç’in Dagens Nyheter (Günün Haberleri) gazetesinde, 1990’lı yılların ilk yarısında yayınlanmış bir habere göre, öldürülmeleri istenen dört bin kişinin isim listeleri, ABD elçiliği tarafından Endonezya ordusunun darbeci generallerine verilmiştir. O yıllarda ABD’nin Endonezya elçiliğinde görev yapanlardan olan Morton Abromovitz, Türkiye’de gerçekleşen 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesinin ardından, deneyim sahibi biri olarak Ankara büyükelçiliğine atanmıştır... Yine -Dagens Nyheter’deki haberi doğrular biçimde kaleme alınmış olan bir başka makaledeki, Enver Masud’un makalesindeki bilgiye göre, Endonezya’daki ABD elçisi Marshall Green, Endonezya Cumhurbaşkanı General Suharto için bir ölüm listesi derlemiştir. ABD elçisi, köy düzeyindeki eylemciler dahil CIA tarafından fişlenmiş olan binlerce sosyalist eylemcinin adlarını, yokedilmeleri amacıyla Suharto’ya teslim etmiştir. Suharto’da bunları ya öldürmüş, ya da hapsetmiştir...  ABD elçisi Marshall Green’in öldürülmeleri için Suharto’ya vermiş olduğu binlerce isim ile ilgili bilgiler, Endonezya Komünist Partisi (PKI) üyelerine ait isimlerin listesi ile ilgili bilgi, World Socialist Web Site’de yayınlanmış olan “Lessons of the 1965 Indonesian Coup” başlıklı uzun metnin “The historical Background” başlıklı birinci bölümünde de bulunmaktadır...

 

General Suharto, “demokrasi aşığı” ABD ve Britanya yönetimlerinden herhangi bir tepki almadan, 1975 yılında, içinde Aceh(Acheh) halkının yaşamakta olduğu Doğu Timor’u işgaletmiş ve bu göreceli ufak ada ülkesini Endonezya’nın 27nci bölgesi olarak ilanetmiştir. Hernekadar bu durum Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamış olsa da, sözkonusu işgal, ABD ile Endonezya arasındaki ilişkileri etkilememiştir. Suharto, ABD silahları ile 1998 yılına dek 200 bini aşkın Aceh (Acheh) insanını öldürmüştür. Aceh (Acheh) halkının nüfusu dikkate alındığında, bu yapılan, basbayağı büyük bir genocide (soykırım) olmuştur...

 

Ekonomik bir ortak pazar oluşturma ve politik işbirliği amacıyla Endonezya, Malaysia, Filipinler, Singapor, ve Tayland tarafından 8 Ağustos 1967’de kurulan ASEAN’ın  (Güneydoğu Asya Milletleri Birliği’nin) Çin Halk Cumhuriyeti ile yakınlaşması, Suharto’nun sonunu hazırlamıştır. ASEAN ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleşmesi, Çin’in ASEAN ülkeleri için farklı bir güvenlik sistemi önermesi, ve General Suharto’nun da bu öneriye olumlu yaklaşması, ABD’yi ve İngiltere’yi tedirgin etmiştir. Bu iki ülke, birden, Doğu Timor’da yaşananları anımsamışlardır. Washington ve Londra, Endonezya yönetiminin 1975 yılından beri Doğu Timor’da yapmakta olduğu baskıları, sonunda, 1990’lı yıllarda anımsanmışlar, ve Suharto aleyhine “insan hakları” kampanyası başlatmışlardır. Sonuçta, 21 mayıs 1998’de Suharta iktidarı sonlandırılırken, B. J. Habibe, Endonezya’nın üçüncü cumhurbaşkanı olmuştur...

 

Pasifik Okyanusu ile Hint Okyanusu arasındaki su geçitlerini kontrol eden adalardan biri konumundaki Doğu Timor’a, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında, ABD ve İngiliz askerleri girmişlerdir... (bak: Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar http://www.sinbad.nu/darbeler.htm ; 6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi)

 

Yusuf Küpeli

 

2019- 09- 22

 

yusufk@telia.com

 

www.sinbad.nu

 

 

http://www.sinbad.nu/