Çevirmenin ön notu: Yusuf Küpeli, “ayak öpme gösterileri” ile birlikte yürütülen yalan kampanyası hakkında

(...) Bergoglio’nun görevi, Katolik inancına bağlı yoksul Latin Amerika halklarını ABD dış politikasının ve Wall Street’in hesaplarına uygun olarak yönlendirmektir. Bu nedenle, rolünü iyi oynayabilmek amacıyla O, tutucu Cizvit kimliğini geri plana iterek -hem erkeklerin ve hem de kadınların tarikatı olan ve yoksullara yakın duran- Franciskan (Franciscan) mezhebinin kurucusu St. (Aziz) Francis’in (1181/ 82- 1226) adını almıştır. Rolünü daha iyi oynayabilmek, yoksul halkı aldatarak Washington’a daha iyi hizmetler sunabilmek için O, kameralar önünde ayak yıkama gösterileri yapmaktadır...

 

“Washinton’un Papası”? Papa I. Francis Kimdir? Kardinal Jorge Mario Bergoglio ve Argentin’in “Kirli Savaşı”

yazar: Prof Michel Chossudovsky

Global Research, 14 Mart 2013

türkçesi: Yusuf Küpeli

Vatikan, Papayı seçen Kardinaller Kurulu’nun özel toplantısında (conclave), Kardinal Jorge Mario Bergoglio’yu Papa I. Francis adıyla seçti.

 

Jorge Mario Bergoglio kimdir?

“Kondor Operasyonu”

Wall Street ve Ulusal Ekonomik Gündem

Wall Street ve Katolik Kilisesi Hiyerarşisi

“Kirli Savaş”: Kardinal Jorge Mario Bergoglio’ya yönelik Suçlamalar

Diktatörler için kutsal ilişki

Katolik Kilisesi: Şili karşıtı Arjantin

“Kondor Operasyonu” ve Katolik Kilisesi

Jorge Mario Bergoglio: “Vatikan’da Washington’un Papası”

Washington’un ve Wall Street’in Papası Vatikan’da?

Yazarın Notu

 

çevirmenin bilgi notları:

 

Çevirmenin ön notu: “ayak öpme gösterileri” ile birlikte yürütülen yalan kampanyası hakkında

 

Yahudi tapınağındaki tefeciliğe, sömürüye karşı çıktığı için, iyi yürekli İsa’yı bizzat yakalayıp bölgenin Romalı valisi Pilatus’un karşısına çıkartarak yalana dayalı suçlamalarla ve valiye baskı yaparak O’nu (İsa’yı) çarmıhta acılı bir ölüme yollamış olan varlıklı Yahudi rahipleri ne ölçüde Vatikan’ın efendilerine benziyorlarsa, İsa’da aynı Vatikan’ın efendilerinden, Papa’lık koltuğunda oturanlardan ve kardinallerden okadar uzaktır. Pilatus, Yahudi rahiplerinin baskılarına boyun eğerek istemeden İsa’yı çarmıha yollamak zorunda kalmıştı; çünkü, nasıl günümüzde Vatikan ABD’nin en büyük işbirlikçisi ise, Yahudiler de o günlerde Roma İmparatorluğu’nun bölgedeki en sağlam işbirlikçileri idi ve Roma henüz onlara gereksinim duymaktaydı...

 

“(...) İsa’yı Pilatus’un önüne götürdüler. 2Ve: Biz bu adamı milletimizi ayartmakta, Kaysere vergi verilmesine mani olmakta ve kendisinin Mesih, Kıral olduğunu söylemekte bulduk, diye itham etmeye başladılar...” (bak: İncili Şarif, Yeni Ahit, Luka 23, Bab 23)

 

“(...) 4yemekten kalkıp esvabını bir yana koydu, ve bir peşkir alıp kuşandı. 5sonra leğene su koyup şakirtlerinin (öğrencilerinin, havarilerinin) ayaklarını yıkamağa, ve kuşandığı peşkirle silmeğe başladı. 6İmdi Simun Petrus’a geldi; ve o İsa’ya: Ya Rab sen mi ayaklarımı yıkayacaksın?, dedi. 7İsa cevap verip ona dedi: benim yaptığımı sen şimdi bilmezsin; fakat sonra anlayacaksın. 8Petrus ona dedi: Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın. İsa ona cevap verdi: Eğer seni yıkamazsam, benimle payın olmaz. 9Simun Petrus ona dedi: Ya Rab, yalnız ayaklarımı değil, fakat ellerimi ve başımı da yıka. 10İsa ona dedi: Yıkanmış olan, ayaklarının yıkanmasından başka ihtiyacı yoktur; fakat tamamen temizdir; sizde temizsiniz, fakat hepiniz değil. 11Çünkü onu eleverecek olanı (ihanet edecek havariyi) biliyordu; bunun için: Hepiniz temiz değilsiniz, dedi. 12Böylece onların ayaklarını yıkayıp esvabını aldıktan sonra, yine sofraya oturunca, onlara dedi: Benim size ne yaptığımı biliyormusunuz? 13Siz beni muallim (öğretmen), ve Rab diye çağırıyorsunuz; ve iyi diyorsunuz, zira ben oyum. 14Mademki ben Rab ve muallim olduğum halde ayaklarınızı yıkadım, siz de birbirinizin ayaklarını yıkamağa borçlusunuz. 15Çünkü benim size ettiğim gibi siz de edesiniz diye size bir örnek verdim. 16Doğrusu ve doğrusu size derim: Kul efendisinden büyük değildir; gönderilen de onu gönderenden daha büyük değildir. 17Mademki bu şeyleri biliyorsunuz, eğer onları yaparsanız mutlu olursunuz. (bak: İncili Şarif, Yeni Ahit, Yuhanna 13, Bab 13)

 

Yukarıda, Yuhanna Bab 13’de anlatılmış olduğu gibi geçen İsa’nın ayak yıkama eylemi, Papa’nın kameralar karşısında yaptığı alabildiğine propoganda yüklü “ayak yıkama” gösterisinden tamamen farklı olarak samimi duyguları içermekte ve derin sembolik bir anlam taşımaktadır. İsa havarilerine, öğrencilerine, onların ayaklarını yıkayarak, kimseden üstün olmadığını ve bu dünyaya hizmet edilmek amacıyla değil, tam tersine hizmet etmek amacıyla geldiğini göstermek, onlara güçlü bir ahlak dersi vermek istemiştir. İsa onlara, görevlerinin insan soyuna hizmet etmek olduğunu bu davranışı ile anlatmaya çalışmıştır. Zaten O, İsa, yoksullara, halka hizmet sunmaya çalıştığı, Yahudi tapınağındaki sömürüye karşı çıktığı için çarmıhta acılı bir ölüme yollanmıştır... İsa’nın adını kullanarak talancı kanlı Haçlı Seferleri’ni kışkırtan, en zalim krallarla işbirliği yapan, Mussolini’nin ve Hitler’in emrine giren, kısacası İsa’nın yapmış olduklarının tam tersini yapan papalar ve Vatikan hiyerarşisi, İsa’ya bu ihanetleri nedeniyle iktidar sahibi olarak dünyevi zenginliklerin içinde yüzmüşler, “bir elleri balda, diğeri yağda” yaşamışlardır ve yaşamaktadırlar...

 

Verilebilecek binlerce örnekten sadece birini, yakın döneme ait bir örneği vereyim:

“(...) Papa XI. Pius (= XI. “inanmış”, veya XI. “mu’tekid”), 1935 yılında Thomas More’i Vatikan’ın “azizler” listesine almıştır. Papa tarafından inancın kutsal “şehidi” mertebesi ile taçlanan More’in “küçük altın kitabı” Ütopya, asıl bundan sonra ön plana çıkartılarak milyonlarca nüsha basılıp dağıtılmaya başlamıştır. Bu olaydan sonra Thomas More, Ütopya adlı yapıtıyla dünyamızda tanınmıştır. Çünkü bu yapıtta resmedilen dünya, Hitler politikaları ve düşleriyle tam bir uyum içerisindeydiler. Hitler’de, ‘yönetmek için yaratılmış üstün ariler’den oluşan ve dış dünyanın kirletici etkilerinden izole edilmiş olan anavatanından dünyayı yönetmeyi, sömürmeyi ve gerekli olduğu zamanlar dışındaki ilkel yaratıklara yönelik cezalandırma seferleri örgütlemeyi düşlemekteydi...

 

“Thomas More’i 1935 yılında Vatikan’ın ‘azizler’ listesine alan Papa XI. Pius’un kimliği ve nasıl bir politik iklim içinde bu kararını vermiş olduğu önemlidir şüphesiz... İtalya’da 31 Ekim 1922’den beri faşist Mussolini iktidardaydı. Mussolini rejimine vermiş olduğu desteğin ödülü olarak Vatikan, Şubat 1929’da faşist Mussolini hükümeti tarafından bağımsız Vatikan Şehir Devleti olarak ilanedilip tanınmıştı. Ve Thomas More’in aziz ilanedildiği 1935 yılında Mussolini, iktidarının en güçlü dönemini yaşamaktaydı. Çünkü, 27 Şubat 1933’de Reichstag’ı (Alman meclisini) ateşe verip provokasyonun sorumluluğunu komünistlerin omuzlarına yıkmaya çalışan Alman Nazi partisi, 5 mart 1933’den itibaren iktidarın tek sahibi haline gelmişti. Almanya’nın elini kolunu bağlamış olan Versailes (Versay) anlaşması ise 1935 yılında Hitler tarafından bütünüyle geçersiz hale getirilmişti. Hitler’in verdiği cesaretle aynı yıl, Thomas More’in aziz ilanedildiği yıl Benito Mussolini, yoksul Ethiopia (Habeşistan) halkının kafasına zehirli gaz bombaları yağdırarak saldırıya geçmişti. Faşistlerin ilk büyük sınırdışı saldırıları idi bu, ve kısa süre sonra, 1936 yazında General Franko’nun Kuzey Afrika'dan getirdiği faşist güçleri Mussolini İtalyası’nın ve Hitler Almanyası’nın destekleriyle İspanya’nın seçilmiş demokratik hükümetine, İspanya’nın emekçi halkına saldıracaklardı...

 

“Thomas More’un ‘aziz’ ilanedilmesinden ve O’nun Ütopya adlı sözkonusu kitapçığı milyonlarca nüsha çoğaltılıp dağıtılmaya başlamasından sadece iki yıl önce, 10 Mayıs 1933 günü, Nazi Partisi’nin haydutları Berlin’de yüzbinlerce kitabı, dünya klasiklerinin en insancıl örneklerini sokak ortalarında dinsel bir tören havasında yakmışlardı. Yakılanlar sadece sosyalizmin klasikleri değildi. Bunların arasında onlarca ve onlarca uluslararası ün sahibi büyük insancıl roman ve öykü yazarının ürünleri, romanları, öykü kitapları, dünya klasiklerinin en değerli ürünleri vardı. Ve Papa XI. Pius, Thomas More’i ‘aziz’ ilanetmeden sadece bir yıl önce, 1934’de Hitler ile anlaşma imzalamıştı. XI. Pius, Nazi partisine ayakbağı olmayacağı, tam tersine yardımcı olacağı, konusunda Hitler’e garanti vermişti. Thomas More’un ‘aziz’ ilanedilmesi, ve Ütopya adlı yapıtının milyonlarca nüsha çoğaltılarak dağıtılması, Hitler’e verilmiş olan destek sözünün pratiğe geçirilmesinden başka birşey değildi.. XI. Pius’un yerine geçecek olan Papa XII. Pius (yönetimi 1939- 58) ise, ‘Hitler’in Papası’ olarak ün yapacaktı...” (bak: John Cornwell, Hitler’s Pope, The Secret History of Pius XII, USA 1999; ayrıca bak: Bazı yerli faşist yalanlar, Thomas More, Ütopya, Vatikan ve Hitler üzerine kısa notlar ).

 

“Hitler’in Papası” olarak ünlenmiş olan Papa XII. Pius Vatikan’ın başında iken, Naziler, Katolik Polonya’da 6 milyon sivili katletmekteydiler. Naziler, Alman garnizonunun yerleşmiş olduğu bölge dışında Varşova (Warszawa) kentinde taş üstünde taş bırakmayacaklardı. Milyonların planlı olarak yokedildikleri toplama, izolasyon, çalışma ve yoketme kamplarının en büyükleri Polonya’da kurulmuştu... Savaş sonrası da görevini sürdüren Papa XII. Pius, bu kez de aranan en önemli Nazi savaş suçlularının sahte pasaportlarla Arjantin’e ve diğer Latin Amerika ülkelerine kaçırılmalarında başrolü oynayacaktı. Vatikan bu yasadışı karanlık işini büyük bir rahatlıkla sürdürmekteydi; çünkü artık Vatikan’ın yeni patronu ABD idi ve ABD’nin o dönemdeki gizli servisi OSS (Ofice of Strategic Services) aynı işi yapmakta, Nazi katillerini kurtararak örgütlemeye ve kullanmaya çalışmaktaydı. Bunların en ünlülerinden olan doğu cephesindeki Nazi askeri istihbaratının şefi General Reinhard Gehlen, Nazi destekçisi Wall Street avukatı Allen Dulles ile birlikte 1947 yılında, CIA’nın kuruluşunda başrolü oynayacaktı... Aynı kişi, ABD destekli General Reinhard Gehlen, 1956 yılında Federal Almanya’da, eski Gestapo üyelerinden, Nazi savaş suçlularından yararlanarak “Federal İstihbarat Servisi” BND’yi (BUNDESNACHRICHTENDIENST) örgütleyecek ve bu servisi 1968 yılına dek yönetecekti... CIA ve ardından BND kurulurken, “Hitler’in Papası” XII. Pius, halen Vatikan’ın başında idi. Vatikan’ın dostları bu eski Nazi suçluları, CIA ve BND gibi servislerin yöneticileri, mali-sermaye güçlerinin patronları idi, ve halen de öyledir...

 

Bu metni yazmaya beni zorlamış olan gerçek, türkçe yayın yapan tanınmış büyük haber kanallarında ve yazılı basında son Papa ile ilgili olarak, Papa I. Francis (Jorge Mario Bergoglio) ile ilgili olarak tamamen yalan ve övücü haberlerin yayınlanıyor olmasıdır. Şüphesiz bu yalan rüzgarını estirenler, medyayı, haber kanallarını denetleyebilen mali-sermaye güçleri, ABD Dışişleri Bakanlığı (State Department) ve Beyaz Saray’dan başkası değildir. Ve malesef tanınmış birçok gazeteci, gerçeği araştırma zahmetine girmeden bu yalanları TV haberlerinde ve yazılı basında papağan gibi tekrarlamaktadır... I. Francis’in (Jorge Mario Bergoglio) ayak yıkama sahneleri TV kanallarında üst üste gösterilmektedir. Halbuki, sözde Müslüman olan bu habercilerin, “İslam’da ibadetin gizli olduğunu” biliyor olmaları ve bu gösterinin arkasındaki şeytani hesabı araştırmaları gerekir...

 

Jorge Mario Bergoglio, Arjantin’de Cizvit tarikatının önderi olduğu sırada, Pentagon ve Wall Street destekli askeri darbeyi, General Jorge Videla liderliğindeki askeri diktatörlüğü (1976- 1983) tüm gücüyle desteklemiş, “ölüm mangaları”na sol eğilimli genç rahipleri teslim etmiştir. Yani O, herşeyden önce ve asıl olarak askeri diktatörlüğün önderlerinin, Arjantin ekonomisini talan eden Wall Street’in patronlarının, askeri diktatörlüğün gerisinde duran Pentagon’un, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve Beyaz Saray’ın patronlarının ayaklarını yıkamıştır. Ve zaten bu nedenle O, Jorge Mario Bergoglio, aynı işini tüm Latin Amerika düzeyinde sürdürebilmesi amacıyla Vatikan’ın başına oturtulmuştur...

 

Jorge Mario Bergoglio’nun görevi, ALBA (Alternativa Bolivariana para los Pueblos de Nuestra América) adıyla Venezuella, Cuba, Bolivya, Nicaragua gibi daha birtakım Latin Amerika ülkelerinin oluşturdukları ekonomik ve politik işbirliği örgütlenmesinin ve ilerici halkcı hükümetlerin temellerini dinamitlemektir. O’nun görevi, Kıtadaki ABD baskısını frenlemeye, durdurmaya, Latin Amerika halklarını emperyalist sömürüden kurtulmaya çalışan halkcı hükümetlerin temellerine dinamit koymaktır. Bergoglio’nun görevi, Katolik inancına bağlı yoksul Latin Amerika halklarını ABD dış politikasının ve Wall Street’in hesaplarına uygun olarak yönlendirmektir. Bu nedenle, rolünü iyi oynayabilmek amacıyla O, tutucu Cizvit kimliğini geri plana iterek -hem erkeklerin ve hem de kadınların tarikatı olan ve yoksullara yakın duran- Franciskan (Franciscan) mezhebinin kurucusu St. (Aziz) Francis’in (1181/ 82- 1226) adını almıştır. Rolünü daha iyi oynayabilmek, yoksul halkı aldatarak Washington’a daha iyi hizmetler sunabilmek için O, kameralar önünde ayak yıkama gösterileri yapmaktadır...

 

Dürüst, haksever, iyi ve sonderece aydın bir Amerikalı olan Prof. Michel Chossudovsky’den çevirdiğim aşağıdaki “Washinton’un Papası”? Papa I. Francis Kimdir? Kardinal Jorge Mario Bergoglio ve Argentin’in “Kirli Savaşı” (“Washington’s Pope”? Who is Pope Francis I? Cardinal Jorge Mario Bergoglio and Argentina’s “Dirty War”) başlıklı metinde, Jorge Mario Bergoglio’nun (Papa I. Francis) gerçek kimliği mükemmel biçimde anlatılmaktadır. Umarım metni sonuna dek okursunuz.

 

(Rab, İslam edebiyatında yaratıcı güc, Allah anlamında kullanılıyor olsa da, Yahudi terminolojisinde bu, rabbi sözcüğü ile dini lider, veya dini öğretmen anlamına kullanılmaktadır. İsa ve havarileri Yahudi asıllı olduklarına göre, bu sözcüğü Yahudilikteki anlamı ile kullanmaktadırlar.)

 

Yusuf Küpeli

30 Mart 2013 (2013-03-30)

yusufk@telia.com

 

“Washinton’un Papası”? Papa I. Francis Kimdir? Kardinal Jorge Mario Bergoglio ve Argentin’in “Kirli Savaşı”

 

yazar: Prof Michel Chossudovsky

Global Research, 14 Mart 2013

türkçesi: Yusuf Küpeli

 

Vatikan, Papayı seçen Kardinaller Kurulu’nun özel toplantısında (conclave), Kardinal Jorge Mario Bergoglio’yu Papa I. Francis adıyla seçti.

 

Jorge Mario Bergoglio kimdir?

 

O, 1973 yılında Arjantin Bölgesi’nin (Taşrası’nın) İsa Topluluğu’nun başına atandı (Jesus Sosyetesi, veya Jesuit, türkçe söylenişi ile Cizvit. Cizvit için bak)

 

Arjantin’de General Jorge Videla liderliğindeki askeri diktatörlük sırasında (1976- 1983) Bergoglio, mevcut konumu ile Arjantin’deki en yüksek rütbeli Cizvit idi.

 

Daha sonra O, Buenos Aires’in bishopu ve archbishopu olacaktı. 2001 yılında Papa II. John Paul (II. John Paul için bak) O’nu Kardinalliğe yükseltecekti.

 

Askeri cunta 1983 yılında gücünü yitirdiği zaman, doğru biçimde seçilmiş cumhurbaşkanı Raúl Alfonsín, “Kirli Savaş” sırasında işlenmiş suçları açığa çıkartabilmek amacıyla bir Gerçek Komisyonu oluşturdu.

 

ABD Dışişleri Bakanı (Secretary of State) Henry Kissinger, 1976 askeri darbesinde perde arkasından rol oynamıştı. Kissinger’in Latin Amerika konusundaki en üst bakan yardımcısı William Rogers, darbeden iki gün sonra ona şunları söyleyecekti: “Arjantin’de beklentimiz, çok geçmeden uygun bir tıkanıklık, muhtemelen bir miktar kanlı olaylar yaşanmasıydı.”... (National Security Archive, March 23, 2006)

 

“Kondor Operasyonu”

 

Buenos Aires’de en büyük mahkeme, ironik olarak, 5 mart 2013 günü, Kardinal Bergoglio’nun Papa olarak atanmasından bir hafta önce açıldı. Buenos Aires’de sürmekte olan mahkemede araştırılanlar: “Kondor Operasyonu sırasında işlenmiş olan suçların tümünün ortaya çıkartılması, 1970’lerde ABD tarafından desteklenen Latin Amerikalı diktatörlerle yürütülen koordineli işbirliği ve 1980’lerde onbinlerce rejim muhalifine uygulanan işkence, işlenen cinayetler.”

 

Daha fazla ayrıntı için bak Operation Condor: Trial On Latin American Rendition And Assassination Program by Carlos Osono and Peter Kornluh, March 10, 2013

Photo above: Henry Kissinger and General Jorge Videla (1970s)

 

General Jorge Videla’nın önderlik ettiği askeri cunta, Isabel Peron hükümetini deviren CIA destekli 24 Mart 1976 darbesi, aralarında muhalif papazların ve rahibelerin de bulunduğu sayısız cinayetten sorumludur:

 

“Videla, 1985 yılında, ‘kayıplar’, işkenceler, cinayetler, ve kaçırmalar dahil olmak üzere insan haklarına karşı işlemiş olduğu belirlenmiş suçları nedeniyle Magdalena askeri cezaevinde hapsedilmek üzere ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.”

 

Wall Street ve Ulusal Ekonomik Gündem

 

Askeri cuntanın anahtar atamalarından biri (Wall Street’in buyruğuna uygun olarak) Arjantin’in iş alanındaki yatırım yaşamının üyelerinden ve David Rockefeller’in yakın arkadaşlarından olan Ekonomi Bakanı Jose Alfredo Martinez de Hoz idi.                                                                                              

 

Martinez de Hoz tarafından adapte edilmiş olan neoliberal makro-ekonomik politika paketi, 11 Eylül 1973 darbesinin ve cumhurbaşkanı Salvador Allende’nin öldürülmesinin ardından, “Chicago Boys” (“Şikago Oğlanları”) tarafından Pinoche diktatörlüğü tarafından yönetilen Şili’ye Ekim 1973’de empoze edilmiş programın “karbon kopyası” idi.

 

Bir emirle aylıklar ve ücretler acil olarak donduruldular. 24 mart 1976’yı izleyen üç ay içinde halkın gerçek satınalma gücü yüzde 30’dan fazla çöktü. (Autor’s estimates, Cordoba, Argentina, July 1976). Arjantin halkı yoksullaştı.

 

Ekonomi Bakanı Jose Alfredo Martinez de Hoz yönetimi altında merkez bankasının para politikaları ile ilgili kararları, büyük ölçüde Wall Street ve IMF tarafından alındı. Dış pazar amaçlı olarak para sistemi yönlendirildi. Zorlanan dış büroyu yönetebilmek için Peso bilinçli olarak yüksek değerde gösterildi.

 

Wall Street ve Katolik Kilisesi Hiyerarşisi

 

Kendi adına “Kirli Savaş”ı başlatmış olan askeri Junta’nın arkasında Wall Street güçlü biçimde durmaktaydı. Sırasıyla Katolik Kilisesi hiyerarşisi, askeri Cunta’ya güven kazandırma ve onu legalize etme (meşrulaştırma) işinde merkezi bir rol oynadı.

 

Jesus Sosyetesi (Cizvitler), Katolik Kilisesi içinde konsarvatizmi (tutuculuğu) temsileden en etkili gurup olarak Arjantin’in ekonomik eliti ile sıkı bağlar içindeki Cizvitler, Peronist hareketin içinde “solcular” olarak adlandırılanlara karşı askeri Cunta’nın gerisinde güçlü biçimde durdular.

 

“Kirli Savaş”: Kardinal Jorge Mario Bergoglio’ya yönelik Suçlamalar

 

İnsan hakları ihlalleri dahil askeri diktatörlüğü eleştirmek, Katolik Kilisesi içinde bir tabu idi (yasaklı birşeydi). Kilisenin üst yöneticileri askeri Cunta’yı desteklerlerken, aynı Kilise’nin sıradan üyeleri insafsız askeri baskılara güçlü biçimde muhalefet etmekteydiler.

 

İnsan hakları avukatı (savunucusu) Myriam Bregman, 2005 yılı içinde, Kardinal Jorge Bergoglio’ya karşı, iki Cizvit papazının 1976 yılında alınıp kaçırılmaları ile ilgili olarak askeri Cunta ile gizli işbirliği yapma suçlaması içeren kriminal bir dosya hazırladı.

 

Birkaç yıl sonra, “Kirli Savaş”ın sağ kalanları, papaz Francisco Jalics ve Orlando Yorio ile birlikte onların bölgelerinden daha altı kişinin alınıp kaçırılması ile ilgili olarak Kardinal Jorge Bergoglio’yu, kaçırma eylemine yardımcı olduğu konusunda açıkça suçladılar. (El Mundo, 8 November 1010)

 

Sol Imaj (resim): Jorge Mario Bergoglio ve General Jorge Videla

 

Bergoglio, Jesus Sosyetesi’nin (Cizvitler’in) bölgesel başkanı olduğu sırada, iki “solcu” papaza “dini görevlerini terketmeleri” için emir verdi (i.e. onlar kovuldular). Jesus Sosyetesi’nin (Cizvitler’in) kalan bölümü, Katolik Kilisesi’nin darbedeki rolüne ve askeri Cunta ile ilişkilerine saygı göstermekteydi.

 

İki papaz, Francisco Jalics ve Orlando Yorio, kaçırılmalarından beş ay sonra, işkence görmelerinin ardından salıverildiler. Fakat, aynı operasyonun parçası olarak onların gurubundan olup ta kaçırılmış olan diğer altı kişi, “kayboldular”. Buna dört catechist (din dersi öğretmeni) ve onların iki kocası dahildir.

 

Bu salıverilme üzerine Orlondo Yorio, “diğer altı kişi ile birlikte ölüm mangalarının eline teslim edilmeleri ile ilgili olarak Bergoglio’yu etkili biçimde suçladı. ... Jalics, inziva amacıyla bir Alman manastırına çekilmesinin ardından, yaşamış olduğu acılar üzerine konuşmayı reddetti.” (Associated Press, March 13, 2013)

 

Ölüm mangaları tarafından “kaybedilenler” arasında yeralan Mónica Candelaria Mignone ve Maria Marta Vázquez Ocampo, CELS’in (Centro de Estudios y Sociales) kurucusu Emilio Mignone ile Madres de Plaza de Mayo’nun başkanı Martha Ocampo de Vazquez’in saygıdeğer kızları idi. (El Periodista Online, March 2013).

 

Arjantin’in Kirli Savaşı’nda Washington tarafından gizlice desteklenen “Kondor Operasyonu” (“Operation Condor”) sırasında kaybolanlar arasında Maria Marta Vásquez, onun kocası César Lugones ve Mónica Candelaria Mignone’de bulunmaktaydı.

 

2005’de başlamış olan yargılamalar sürecinde:

 

Bergoglio (Papa I. Francis), açık duruşmada bulunmamak için hakını kullanarak iki kez Arjantin yasalarına sığındı, ve sonunda 2010 yılında tanıklık yapmak zorunda kaldığında, yanıtları kaçamaktı: Bergoglio en az iki davanın doğrudan parçası oldu. Birincisi, 1976’da işkenceye uğramış olan iki cizvit papazının, Orlando Yorio’nun ve Francisco Jalics’in, kurtuluş teolojisini (din bilgisini) savundukları gecekondulardan alınıp kaçırılmaları ile ilgili olarak. Yorio, Bergoglio’yu, kendilerini ölüm mangalarına teslim ettiği için etkili biçimde suçladı... o (Bergoglio) rejimin çöküşüne dek işini sürdürdü. Jalics, inziva amacıyla bir Alman manastırına çekilmesinin ardından konu üzerine konuşmayı reddetti. ( Los Angeles Times, April 1, 2005)

 

Diktatörler için kutsal ilişki

 

Kaçırılmış olan iki Cizvit papazı ve onların bölgesinden altı kişi hakkında doğrudan Bergoglio’ya yöneltilen suçlamalar, buz dağının sadece görünen kısmı idi. Bergoglio’nun Katolik Kilisesi’nde önemli bir kişilik olduğu yıllarda Askeri Cunta’yı destekleyen tek kişi kesinlikle o değildi.

 

Avukat Myriam Bregman’a göre: Bergoglio’nun kendi konumu, henüz toplum diktatörleri kabulettiği sırada Kilise görevlilerinin Cunta’nın vatandaşlara yönelik işkence ve cinayetlerinden erken zamanda haberdar olduklarını kanıtlamaktaydı. “Bu anahtar yardım olmadan diktatörlük operasyonlarını gerçekleştiremezdi.” (Los Angeles Times, April 1, 2005 emphaisis added)

  

Katolik hiyerarşisinin tümü, ABD destekli askeri diktatörlüğün arkasında durdu. Askeri darbeden bir gün önce, 23 Mart 1976 günü, onun değeri hatırlandı: Videla ve diğer komplocular, aynızamanda papaz olarak silahlı kuvvetlere hizmet eden Paraná Baş Piskoposu (Archbishop) Adolfo Tortolo’nun hayırlı dualarını aldılar (çevirenin notu: Archbishop= bir bölgedeki tüm kiliselerden sorumlu kişi- Y. K.). Darbenin gerçekleştiği gün, askeri önderler, piskoposların kongresi ile uzun uzadıya toplantı yaptılar. Hernekadar Baş Piskopos Tortolo’nun bildirdiğine göre toplantıdan açığa çıkan, “kilisenin kendine özgü görev konferansı yaptığı ise de... yaşananlar, devletin özel görevleri ile ilgili problemlerine müdahil olmaktan ayrı davranılmadığını gizleyemezdi.” O, Arjantin’in yeni hükümeti ile “pozitif işbirliği” içinde olunacağı konusunda israrcı oldu. (The Humanist.org, January 2011, emphasis  added)

 

El Sur’da yeralan söyleşinin gösterdiği, insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle ömür boyu hapis cezası onaylanan General Jorge Videla:

 

“O, politik muhaliflerinin ‘kaybedilmeleri’ ile ilgili rejiminin politikasından ülkenin Katolik hiyerarşisini haberdar etti, ve Katolik liderler de bu politikasının nasıl ‘başarılı’ olacağı konusunda tavsiyelerde bulundular

 

Jorge Videla, Arjantin’in baş piskoposu ile, Kardinal Raúl Francisco Primatesta ile rejiminin sol-tandanslı eylemcilere karşı yürüttüğü kirli savaş hakkında birçok “görüşmesi (fikir alışverişi) olduğunu” söyledi. O aynızamanda Papa’nın elçisi Pio Laghi ile olduğu kadar, piskoposluğa ait toplantılarda Arjantin’in diğer öndegelen piskoposları ile de görüş alışverişi yaptığını bildirdi.

 

“Onlar, mevcut sorunları çözme yöntemleri üzerine bize yol gösterdiler,” dedi Videla. (Arjantin’in önceki diktatörü Tom Henningan, kayıpları Katolik Kilisesi’ne bildirdiğini vurgu yaparak ekledi, Irish Times, July 24, 2012)

 

1976- 78 yıllarında gerçekleşen işkence ve kayıplarda, ortalama “22 bin ölüm ve kayıp olayında ve bundan sonra ek olarak 1978’den 1983’e dek, askerler güç yitirinceye dek gerçekleşen binlerce cinayetin kurbanında,” bu yaşananlardan, Askeri diktatörlüğü onaylayan Katolik hiyerarşisi suç ortaklığı yaptı. (National Security Archive, March 23, 2006) (çevirenin notu: 1970’li yılların ikinci yarısında Arjantin’in nüfusunun azami 30 milyon kadar olduğu düşünülürse, iki yıl içinde yaşanmış olan sözkonusu 22 bin ölümün ve kayıbın hiç te küçümsenmeyecek bir sayı olduğu görülür.- Y. K.)

 

Katolik Kilisesi: Şili karşıtı Arjantin

 

Santiago de Chile’nin (Şili’nin Santiagosu’nun) Kardinali Raul Silva Henriquez, askeri darbenin ardından, herhangi bir karşılığı olmadan, General Augusto Pinochet önderliğindeki askeri cuntayı açıkça mahkum etti. Arjantin ile olan dikkat çekici farklılık, bu Katolik hiyerarşisinin Şili kamuoyunun yaratılmasındaki etkisi, Salvador Allende yanlılarına ve askeri rejim karşıtlarına yönelik politik infazlar ve insan hakları ihlalleri dalgasını frenlemek oldu.

 

Eğer Jorge Mario Bergoglio, Kardinal Raul Silva Henriquez’e karşı benzer bir görüş ifade etse idi, binlerce hayat kurtarılabilirdi.

 

“Kondor Operasyonu” ve Katolik Kilisesi

 

Papa I. Francis olarak olarak hizmet eden Kardinal Bergoglio’nun Papa’yı seçen Kardinaller Kurulu’na (conclave) Vatikan tarafından seçilmesi, Buenos Aires’de sürmekte olan “Kondor Operasyonu” davasının hemen arkasından bir tepki olarak gelişti.

 

Kilise, askeri Junta destekçiliğine bulaşmıştı. Bu durum mahkemenin ileri safhalarında açığa çıkabilirdi. Şüphe yokki, Katolik hiyerarşisinin ve askeri diktatörlük sırasında Arjantin’deki Cizvit tarikatının başı olarak görev yapmış olan yeni atanmış Papa I. Francis’in (Jorge Mario Bergoglio) darbe sürecinde oynamış olduğu rolü karartmaya, anlaşılamaz hale getirmeye yönelik teşebbüsler olacaktı.

 

Jorge Mario Bergoglio: “Vatikan’da Washington’un Papası”

 

Papa I. Francis’in seçimi, Latin Amerika bölgesinin tümünü kapsayan geniş perspektifli jeopolitik bir tercihti.

 

Jorge Mario Bergoglio, 1970’li yıllarda, ABD dayanaklı askeri diktatörlüğün destekçisi idi.

 

Arjantin’in Katolik hiyerarşisi, askeri hükümeti destekledi.

 

Wall Street’in sürekli ilgisi, Jose Alfredo Martinez de Hoz’un Ekonomi Bakanlığı’ndaki ofisinin derinliklerinde idi.

 

Latin Amerikadaki Katolik Kilisesi, politik olarak etkindir. Keza onun kamuoyunu elinde tutma gücü vardır. Bu durum, ABD dışpolitikasının mimarları tarafından bilinmekte ve anlaşılmaktadır.

 

İçinde olduğumuz durumda Latin Amerika’da birseri hükümet ABD hegomonyasına karşı savaşmaktadır. Umut edilen, Katolik Kilisesi’nin yeni Ruhani Önderi (Papa) I. Francis’in, herhangi bir karar verilmeden, Bergoglio’nun belirgin izinde diğerlerinden bağımsız olarak “gizlice” Washington’un komutasında rolünü oynamasıdır.

 

Vatikan’daki Jorge Bergoglio, ya da Papa I. Francis ile (ki O, sözünün eri olarak, General Jorge Videla’nın en parlak günlerinde ABD yararlarına hizmet etmiştir.) Katolik hiyerarşisi, sadece Arjantin’de (Cristina Kirschner hükümeti ile bağlantılı) değil, Venezuella, Ekvator ve Bolivya dahil bölgenin tümünde yeniden “ilerici” (solcu) hükümetlerin temellerini dinamitlemeyi (ya da baltalamayı) sürdürme yolunda kiliseyi yönlendirilebilir.

 

“ABD yandaşı Papa”nın atanması, cumhurbaşkanı Hugo Chavez’in ölümünden bir hafta sonra gerçekleşti.

 

Washington’un ve Wall Street’in Papası Vatikan’da?

 

Güvenlik Konseyi’nin kararları ile ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Güvenlik Konseyi üyelerini rutin olarak baskı altına alır. ABD’nin gizli operasyonları ve propoganda kampanyaları, rutin olarak dünyanın değişik ülkelerinde ulusal seçimlerle ilgili görüşleri biçimler.

 

ABD hükümeti yeni Papa seçimini etkilemeye teşebbüs ettimi? Jorge Mario Bergoglio, Washington’un tercih ettiği aday idi. Washington’un Katolik Kilisesi içindeki farklı tipte gizli baskıları, Papa’yı seçmekle yükümlü 115 kardinalin seciminde, Latin Amerika’da ABD dışpolitikasının yararlarına sadık Papa’nın seçilmesinde doğrudan veya dolaylı olarak etkili oldu mu?

 

Yazarın Notu

 

Askeri rejimin başlangıcında, 1976 yılında, Arjantin’in Ulusal Kordoba Üniversitesi’nin (Universidad Nacional de Cordoba) Sosyal Politika Enstitüsü’de (Social Policy institute) Ziyaretci Profösör idim. O günlerde üzerinde yoğunlaşmış olduğum temel araştırmam, askeri cunta tarafından adapte edilmiş olan sosyal çatışmaların ölümcül makroekonomik reformlar yatırımı üzerineydi.

 

Cinayetler ve keza sıradan ilerici Katolik papazları hedef alan dalganın başlangıcında Kordoba Üniversitesi’nde ders veriyordum.

 

Kuzeyin endüstri kenti Kordoba, direnişin merkezi idi. Katolik hiyerarşisinin ülke boyunca korku ve kaygı yayarak askeri cuntayı aktif biçimde ve rutin olarak nasıl desteklediğine tanık oldum. O günlerin genel hissiyetı, Arjantin’in Katolik Kilisesi’nin üst yönetimi tarafından ihanete uğramış olduğu yönündeydi.

 

Üç yılönce, 11 Eylül 1973 tarihli Şili askeri darbesi sırasında, Salvador Allende’nin yönetici Halk Cephesi hükümetinin devrilişi sırasında, Santiago de Şili’nin Katolik Üniversitesi’nin Ekonomi Enstütüsü’nde Ziyaretçi Profösör idim.

 

Şili darbesinin hemen ardından –Katolik Kilisesi’nin lideri rolündeki- Santiago Kardinali Raul Silva Henriquez’in askeri diktatörlük ile nasıl yüzleştiğine tanık oldum.

 

Yazar: Prof Michel Chossudovsky

 

Türkçesi: Yusuf Küpeli

30 Mart 2013 (2013-03-30)

yusufk@telia.com

 

ingilizce orjinal metne ulaşmak için tıkla  

 

(“Washington’s Pope”? Who is Pope Francis I? Cardinal Jorge Mario Bergoglio and Argentina’s “Dirty War”)

 

çevirmenin bilgi notları:

 

Cizvit (Jesus Sosyetesi, veya Jesuit) hakkında:

 

Jesus Sosyetesi veya Cizvitlik, 1500’lü yıllarda, Katolik reformu sırasında, bir İspanyol teoloğu olan Loyola’dan St. (Aziz) Ignatius (1491- 1556) tarafından 1534’de Paris’te kurulan en etkili ve sonderece tutucu bir Katolik mezhebidir... Ignatius’un doğum yeri olan Loyola, İspanya’nın Bask bölgesindedir. Ignatius, soylu ve varlıklı bir ailenin en genç oğlu olarak dünyaya gelmiştir...

 

Hızla gelişen Jesus Sosyetesi, Papa III. Paul (Alessandro Farnese; yönetimi, 1534- 49) tarafından 27 Eylül 1540’da onanmış, kabuledilmiştir. Üyeleri için zorunlu ünüformalara sahibolan Cizvit mezhebi, dünyanın heryerinde önemli politik roller oynamıştır. Sözkonusu mezhep, reform karşıtı ve Katolikliği yeniden diriltmeye çalışan bir rol üstlenmiş, kanlı baskıcı yönetimlere imza atmıştır. Çin’den Japonya’ya dek faaliyet göstermiş olan Cizvit misyonerleri, özellikle Latin Amerika’nın kolonileştirilip sömürülmesinde ve bu kıtanın yerli halklarının kanlı tarihlerinde önemli karanlık roller üstlenmişlerdir.- Yusuf Küpeli

 

Papa II. John Paul hakkında:

 

Polonya, Wadowice doğumlu Papa II. John Paul (Karol Wojtyla, 1920- 2005; papalığı, 1978- 2005), -aynızamanda tanınmış gazeteci Abdi İpekçi’nin katili olan- Mehmed Ali Ağca’nın 13 Mayıs 1981 günü giriştiği başarısız süikast sonucu Türkiye toplumu tarafından tanındı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin arifesinde işlenmiş olan Abdi İpekçi cinayetinin ardından II. Zırhlı Tugay’ın ortasındaki Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırılan Mehmet Ali Ağca, 13 Mayıs 1981 günü, St. (Aziz) Peter Meydanı’nda Papa II. John Paul’a ateş etti ise de, O’nu ancak ağır yaralayabildi...

 

Tetikçi olarak kullanıldığı anlaşılan Mehmet Ali Ağca, muhtemelen bu süikast girişiminin gerçek nedenini bilmiyordu ama, O’nu kullananların hedeflerinin Polonya’yı karıştırmak, Avrupa’nın doğusundaki Sovyet sisteminde gedik açmak olduğu ortadaydı... Katolik inancının çok güçlü olduğu Polonya’dan gelen ve tutucu papalar katagorisi içinde yeralan II. John Paul’un papalık koltuğuna oturtulması da, o günlerin “soğuk savaş” politikasının dışında düşünülemez şüphesiz... II. John Paul, Pentagon’un, askeri-endüstri komplekslerin adamı olan ve faşist düşüncelere sahibolan 40. ABD başkanı Ronald Reagan (başkanlığı, 1981- 89) ile işbirliği halinde Polonya’nın yeraltındaki muhaliflerine milyarlar akıtmıştır... Askeri-endüstri komplekslerin kazançlarını katlayacak “Yıldız Savaşları” projesini yaşama geçirerek silahsızlanma sürecini durduran, silahlanma yarışını ve “soğuk savaş”ı yeniden tüm hızı ile başlatarak dünyamızı bir nükleer felaketin eşiğine taşıyan Reagan yönetimi, aynızamanda gizlice İran-kontra işine de imza atarak Nicaragua halkına karşı cinayetler işleyen kriminal unsurları beslemiştir...

 

“(...) Polonya halkı katledilirken kılını kıpırdatmayan ve çoktan Hitler’in emrine girmiş olan Vatikan, savaş sonrasında Polonya’da Batı yanlısı muhalefet örgütlemek amacıyla elinden geleni yapmıştır. Balkanlar’da Ustaşa faşistlerine en büyük desteği sağlayan ve yine Nazi savaş suçlularının başta Arjantin olmak üzere Latin Amerika’ya kaçışlarına aracı olan Vatikan, Polonya’da gizli örgütlenen muhalefete özellikle 1970- 80’li yıllarda milyarlarca dolar akıtmıştır. Eski Polis Bakanı Miecshlawf Rakowsky, Vatikan’dan gelen para dolu çantaları skandal olmaması, işlerin karmaşık bir hal almaması için açmadıklarını günümüzde anlatmaktadır...” (bak: Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar + e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır) Evet, Papa XI. Pius ve ardından “Hitler’in Papası” olarak ünlenen Papa XII. Pius eliyle Mussolini’nin ve Hitler’in emrine girmiş olan Vatikan (bak: Bazı yerli faşist yalanlar, Thomas More, Ütopya, Vatikan ve Hitler üzerine kısa notlar), savaş sonrasının en büyük gücü olan ABD’nin emrine girmekte sıkıntı çekmemiştir... “Hitler’in Papası” olarak ünlenmiş olan Papa XII. Pius Vatikan’ın başında iken, Naziler, Katolik Polonya’da 6 milyon sivili katletmişler, Alman garnizonunun yerleşmiş olduğu bölge dışında Varşova (Warszawa) kentinde taş üstünde taş bırakmamışlardır. Milyonların planlı olarak yokedildikleri toplama, izolasyon, çalışma ve yoketme kamplarının en büyükleri Polonya’da kurulmuştur...

 

Diğer yandan, silah endüstrisinden otomotiv endüstrisine dek birçok alanda ve bankacılık sektöründe egemen ABD merkezli uluslarüstü tekellerin, mali-sermaye guruplarının hisse senetlerinin nekadarının Vatikan’ın kasalarında durduğunu araştırmakta da yarar vardır. Yoksulların, ezilenlerin adamı İsa’nın adını istismar ederek yoksul kitleleri kontrol altında tutmaya, çoğu yoksul 1.2 milyar Katoliği yönetmeye çalışan Vatikan, gerçekte halk düşmanı mali-sermaye guruplarının, faşist nitelikteki iktidar odaklarının ortağıdır. Yoksulların sevgilisi iyi yürekli İsa (Jesus), Vatikan’ın elinde yeniden ve yeniden çarmıha gerilmektedir...

 

“ (...) ‘Yumuşama’ ve ‘birlikte varolma’ sürecine sonveren, kapsamlı bir nükleler silahsızlanmayı içeren SALT II anlaşmasını çöpe atan, ‘Yıldız Savaşları’ projesi ile dünyada silahlanmayı tüm hızı ile yeniden başlatan silah tekellerinin ve Pentagon’un Başkanı Reagan, 8 Haziran 1983 günü Londra’da, İngiliz Parlementosu’nda bir konuşma yapmıştır. Vatikan’ı, Papa II. Jean Paul’ü ve Polonya muhalefetini göklere çıkartmış, açık çek vermiştir... Aradan sadece 10 gün geçtikten sonra, 18 Haziran 1982 günü Londra’daki Blackfrias Brige’in (Blackfrias Köprüsü’nün) bacaklarından birine asılı vaziyette, vücudunun alt kısmı suların içinde duran bir ceset bulunmuştur. İnteher ederek ölmüş süsü verilmeye çalışılan cesedin, kara para aklamakla ünlü Vatikan bankası Banko Ambrosiano’nun başındaki Roberto Calvi’ye ait olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştır...” (bak: Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar  +e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır)

 

“(...) Son zamanlarda oğlancılık skandalları ile ünlenen Amerikan Katolik Kilisesi’nden CIA ajanı Piskopos Paul Marcinkus, 1970’li yıllardan itibaren Banko Ambrosiano ile yakın bağ kurmuş ve Roberto Calvi’ye mafya paralarını nasıl kullanacağı konusunda yolgöstermeye başlamıştır... Şüphesiz bu paraların önemli birkısmı CIA’nın bilgisi dahilinde Polonya muhalefetine akmıştır. Ve sonuçta, Vatikan bankası Banko Ambrosiano’nun hesaplarında ne olduğu birtürlü açıklanamayan 1.3 milyar Dolar tutarında bir açık doğmuştur. Şüphesiz bu para Polonya’ya akanın hesaba katılmayacak kadar küçük bir miktarıdır ama, Calvi okka altına gitmiş, Vergi Komisyonu’nun elinden yakasını kurtaramamıştır. Tüm kariyerini yitirdiği gibi, birde dört yıl hapis cezası almıştır...” (bak: Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar  + e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır) Vatikan’ın bankası Banko Ambrosiano’nun zora sürüklenmiş başkanı Roberto Calvi, banka ile ilgili belgeleri açıklamaması amacıyla, Papa II. John Paul ile Reagan’ın görüşmesi sırasında Londra’da yokedilmiştir...

 

Yukarıda özetlenmiş olan gerçeklerin yanında, Papa II. John Paul’ün, Jorge Mario Bergoglio’yu (Papa I. Francis) 2001 yılında Kardinalliğe yükselterek Papa’yı seçecek olan kurula alması, bir tesadüf, veya II. John Paul’ün özgür iradesi ile yapılmış bir iş olarak düşünülemez. Arjantin’de varolan General Videla önderliğindeki Pentagon ve Wall Street destekli askeri rejimin baş dayanaklarından olan Washington’un adamı Jorge Mario Bergoglio, özellikle ABD’nin Latin Amerika politikasında oynayacağı rol nedeniyle seçtirilmişti... Ve O’nun yukarıdaki asıl metinde özetlenmiş olan rolü, artık, denetim altındaki medya organlarında estirilen bir yalan rüzgarıyla birlikte başlamıştır...- Yusuf Küpeli

 

 

http://www.sinbad.nu/