Yusuf Küpeli, "Malumun ilanı": Gazze halkına ait doğal gazın gaspedilip pazarlanmasında ortaklık

 

"Malumun ilanı", diyorum, çünkü, Michel Chossudovsky'nin 8 Ocak 2009 tarihinde Global Research sitesinde yayınlanmış olan "War and Natural Gas: The Israeli Invasion and Gaza’s Offshore Gas Fields" başlıklı yazısını, "Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları" başlığı ile çevirip bundan tam iki yıl önce, 19 Tmmuz 2014 tarihinde, sinbad.nu adresinde, yani bu sitede yayınlamıştım. Aynızamanda ingilizce orjinalini de yayınlamış olduğum bu metne ek olarak, "ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ" başlığı ile bir metin hazırlayıp yapmış olduğum çevirinin yanına yerleştirmiştim... Sözkonusu her iki metinde de, İsrail'in Gazze halkınının doğal gazına -şiddet yoluyla- nasıl karşılıksız elkoymuş olduğu ve bu gazı Türkiye üzerinden Batı'ya ulaştırma planlarının nasıl yapıldığı, anlatılmaktaydı. Şimdi olan ise, 2000 yılında keşfedilen Gazze gaz yataklarının ve en az 2008 yılında beri Türkiye ile sürdürülen gaz nakli pazarlıklarının ilanedilmesidir...  metnin tamamı için tıkla

 

Bağlantılı metinler

 

"Malumun ilanı": Gazze halkına ait doğal gazın gaspedilip pazarlanmasında ortaklık

 

"Malumun ilanı", diyorum, çünkü, Michel Chossudovsky'nin 8 Ocak 2009 tarihinde Global Research sitesinde yayınlanmış olan "War and Natural Gas: The Israeli Invasion and Gaza’s Offshore Gas Fields" başlıklı yazısını, "Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları" başlığı ile çevirip bundan tam iki yıl önce, 19 Tmmuz 2014 tarihinde, sinbad.nu adresinde, yani bu sitede yayınlamıştım. Aynızamanda ingilizce orjinalini de yayınlamış olduğum bu metne ek olarak, "ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ" başlığı ile bir metin hazırlayıp yapmış olduğum çevirinin yanına yerleştirmiştim... Sözkonusu her iki metinde de, İsrail'in Gazze halkınının doğal gazına -şiddet yoluyla- nasıl karşılıksız elkoymuş olduğu ve bu gazı Türkiye üzerinden Batı'ya ulaştırma planlarının nasıl yapıldığı, anlatılmaktaydı. Şimdi olan, 2000 yılında keşfedilen Gazze gaz yataklarının ve en az 2008 yılında beri Türkiye ile sürdürülen gaz nakli pazarlıklarının ilanedilmesidir...

 

Bu son ifade ettiğim bana ait metindeki cümlelerden biri şöyleydi... "(...) Bu satırlar yazılırken, İsrail ordusunun Gazze şeridindeki Filistin halkına karşı başlatmış olduğu “Bıçağın Koruyucu Ağzı Operasyonu” adındaki saldırısı, ağır bonbardımanları, 12nci gününü, kara harekatı ise 2nci gününü doldurmuş durumda..."... Gazze halkına ait doğal gaz alanlarını gaspetme amacıyla yapılan sözkonusu operasyonu anlatan aynı metinde, Filistin halkının, Gazze halkının, -içinde Türkiye'yi yönetenlerinde bulundukları- Batılı güçler tarafından nasıl satıldığını, bu yoksul halkın üç kuruşluk petrol ve doğal gaz uğruna nasıl satıldığı anlatılmakta idi. Aynı metinde, ırkçı-siyonist İsrail devletinin savaş suçlarına, Nazi Almanyası'nın yapmış olduklarına benzeyen işlerine nasıl gözyumulduğu, gözyumulmakla kalınmayıp İsrail yönetiminin nasıl desteklenmiş olduğu anlatılmakta idi...

 

Bundan tam iki yıl önce Michel  Chossudovsky'den çevirmiş olduğum 8 Ocak 2009 tarihli metinde, Gazze kıyılarında ve Gazze toprakları içinde olan Gazze halkına ait doğal gaz yataklarının İsrail yönetimi tarafından nasıl gaspedildiği anlatılmaktaydı. Yine aynı çeviride, bonbardımanlar ve karadan işgal yolu ile gaspedilen Gazze gazının Türkiye üzerinden Batı'ya pazarlanmasının nasıl planlandığı anlatılmakta idi. Anlaşılmış olacağı gibi sözkonusu plan, İsrail'in Filistin halkına ait gaza elkoyup bunu Türkiye üzerinden Batı pazarlarına satma planı, en azından 2009 yılının başından beri biliniyordu ve ben bunu 2014 yılının yazında, bundan iki yıl önce sinbad.nu okuyucularına duyurmuştum... Sözkonusu olaylar yaşanırken, AKP yanlısı basın ve diğerleri, AKP'yi yöneten "laf ebesi" yalancı kişinin halka verdiği "İsrail karşıtı" "gazı" duyurmakla meşguldü. Kapıların ardında siyonist Irkçı İsrail yönetimi ile gizli pazarlıklar yapılır, Gazze halkına ve uluslararası sularda gerçekleşmiş olan "Mavi Marmara" baskınının kurbanlarına yönelik ihanetin formülü aranırken, kendisini "ulusun önderi" ("führer") olarak pazarlamaya çalışan kişi, İsrail'i "lanetleyen" nutuklar atmakta idi. Çünkü, halkın İsrail ırkçılığına ve şiddetine yönelik öfkesi, ancak böyle oya tahvil edilebilirdi...

 

N. Gogol'ün  "Ölü Canlar" adlı romanındaki baş kahramanı Çiçikov'u, ya da Orhan Kemal'in "Müfettişler Müfettişi"ni arka cebinden çıkartacak ustalıktaki aldatıcı yalancı, "ulusun önderi" ("führer"), Batı'nın asıl patronlarının kendisine biçmiş oldukları göreve uygun olarak "İslam dünyası"nın birleştirici lideri, başta Gazze halkı olmak üzere Filistin halkının "koruyucu meleği" olma rolünü bu şekilde, yukarıda özetlenmiş olan biçimde oynamakta idi... O, rolü icabı ve halkın ırkçı siyonist saldırgan İsrail politikalarına duyduğu tepkileri oya dönüştürme hesapları ile, her fırsatta, İsrail'e sözlü olarak saldırıyor, Gazze toplumunun hakları için çırpınıyor tiyastrosunu sahneliyordu...

 

Halk, İsrail karşıtı tiyatro oynanırken, İsrail ile gizli görüşmeler yapılmakta olduğundan, Gazze gazının İsrail'in Gazze sınırında olan Ashkelon limanından Türkiye'nin Ceyhan hattına bağlanması ile ilgili pazarlıklar yapılmakta olduğundan habersizdi. Çünkü, halkı aldatanların başındaki kişi ülke yönetiminin başında gözüken kişi olsa da, dışişlerinden dışpolitika enstütüsü yöneticilerine ve basının patronlarına dek herkes bu mafya düzeninin bir parçası haline gelmişti, hepsi suç ortakları olmuştu. İşin içinde pastadan küçüklü-büyüklü paylar almak varsa, "ser verilir, sır verilmez"di... Şimdi artık, bu satırlar yazılırken, "takke düştü kel göründü". İsrail ile süregiden gaz pazarlığı, "çok başarılı bir anlaşma yapılmış havasında", halka duyuruldu... Bu nedenle zaten "malumun ilanı" diyorum... Halka yapılan ihanet "çok başarılı" bir iş olarak duyurulacak, çünkü, acıtmaması veya az acıtması için atılan kazığın yağlanması gerekiyor...

 

Ne Türkiye'nin aldatılmış yoksul halkına, ve ne de -açık bir hapishane de yaşatılan- korkunç baskılar altındaki Gazze halkına, Filistin halkına ve ezilen diğer dünya halklarına karşı en ufacık bir sorumluluk taşımayan, "vicdan" denen şeyden habersiz olan karanlık ruhlu ve kariyerist birtakım dışişleri patronları, "gerçekçi politikalar" ürettikleri savında olan emperyalist Batı özentisi diplomatlar, yapılan ihanet görüşmelerini ve anlaşmalarını böbürlenerek göklere çıkartabilirler. "Gerçekçi politika" yaptığını sananlar, ya da olayı böyle göstermek isteyenler, yaptıkları ihaneti yaldızlı parlak bir amapalaj içinde sunabilirler... Fakat herşeye karşın asıl gerçek, hem AKP'yi yönetenlerin, hem onlara yalakalık yaparak beslenenlerin ve hem de bu mafya sisteminin derin bir krize doğru sürüklenmekte olduğu gerçeğidir...

 

Bakın, 2014-07-19 tarihinde sinbad.nu adresinde yayınlamış olduğum "ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ" yazımdan ve Michel  Chossudovsky'den yapmış olduğum "Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları" başlıklı çeviriden bazı bölümleri aşağıya alıyorum...

 

Önce, 2014-07-19 tarihinde yayınlamış olduğum "ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ" yazımdan bazı alıntılar...

 

"(...) Bu satırlar yazılırken, İsrail ordusunun Gazze şeridindeki Filistin halkına karşı başlatmış olduğu “Bıçağın Koruyucu Ağzı Operasyonu” adındaki saldırısı, ağır bonbardımanları, 12nci gününü, kara harekatı ise 2nci gününü doldurmuş durumda. Akşam haberlerine göre, ezici çoğunluğunu silahsız sivillerin, kadınların ve çocukların oluşturduğu kayıpların sayısı 350’ye ulaşmış durumda. Aynı haberlere göre öldürülenlerin beşte birini çocuklar oluşturuyor. Yaralıların sayıları ise binleri aşmış durumda. Hastahaneler ve ilaçlar yetersiz olduğu için, yaralıların birçoğu da yaşamlarını yitirmekte. İşlerine gelince “insan hakları savunucusu” maskeleri takan, bu konuda raporlar hazırlayan Washington ve Londra gibi merkezler, ırkçı-faşist İsrail’in saldırısını açıkça desteklerlerken, “aman dikkat edin, fazla sivil öldürmeyin” gibisinden trajikomik, miğde bulandırıcı uyarılar yapmaktadırlar…" Y. K. 2014-07-19

 

"(...) Prof  Michel Chossudovsky’nin Global Research sitesinde 13 Temmuz 2014 tarihinde yayınlanmış olan “‘Justified Vengeance’ The Pretext for Bonbing Gaza: Was the Netenyahu Government Behind the Killings of the Tree Israeli Teenagers?” başlıklı yazısında belirtmiş olduğu gibi, İsrail’in ahlaksızca hainane saldırısı için bahane yapılmış olan üç gencin ölümlerinin arkasında da, büyük ihtimalle, İsrail gizli servisi MOSSAD vardır. Çünkü, Gazze’in tamamen dışında işlenmiş bu cinayetin sahibi olarak gözüken El Kaide bağlantılı kökten dinci örgütün MOSSAD ile kurmuş olduğu ilişkiler bilinmektedir… Yine aynı yazarın gerekçeleri ile belirttiği gibi, Gazze Şeridi’ne yönelik bu son saldırı, -daha önceki saldırılarda da yapılmış olduğu gibi- çok önceden, sonuçları da hesabedilerek inceden inceye planlanmıştır. Bukadar kapsamlı, 40 bin yedeğin askere çağrılmış olduğu bir saldırı, öyle aniden, kendiliğinden başlamaz… Önceden planlanmış bu İsrail saldırısı için, aynen Hitler’in Polonya saldırısı öncesi üretmiş olduğu bahane gibi, MOSSAD eliyle üç İsrailli genç katledilerek bir bahane üretilmiştir… Şüphesiz evdeki hesap çarşıya uymayabilir…

 

"Halkı yoksul Gazze şeridindeki yıkım ve katliam karşısında, hastahanelerin bonbalanması karşısında, kıyıda oynayan, ya da damda güvercinlerini yemleyen çocukların öldürülmeleri karşısında, neden Birleşmiş Milletler harekete geçmemektedir? Neden -50 küsur halkı Müslüman devlet dahil- dünyadaki irili-ufaklı devletler, olanlar karşısında ya sessiz kalmakta, ya da Türkiye’yi yönetenlerin yapmış oldukları gibi artık klişeleşmiş yuvarlak “insan hakları” söylemleri ile işi geçiştirmektedirler? Neden kimse İsrail’i durdurabilecek, en azından  rahatsız edebilecek birtakım eylemlerin içine girmemektedir?

 

"Bunun yanıtı basittir… Prof  Michel Chossudovsky’nin aşağıda çevirisini bulacağınız “Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları” başlıklı aydınlatıcı yazısında nedenleri ile anlattığı 2008 sonunda ve 2009 başında gerçekleşmiş olan “Dökme Kurşun Operasyonu” sırasında olduğu gibi, günümüzdeki operasyonun gerçek nedeni, uluslararası yasaları çiğneyerek Gazze’nin doğal gaz ve petrol alanlarına elkoyabilmektir..." aynı metin, Y. K. 2014-07-19

 

"(...) Bu gün (19 Temmuz 2014), Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, Kuzey Kıbrıs’ta idi ve Kuzey Kıbrıs cumhurbaşkanı ile basının karşısına çıktı. Diğer bazı suallerinin yanında genç bir gazeteci, Gül’e, “İsrail’i eleştiriyorsunuz ama, İsrail ile olan askeri ve ticari ilişkileriniz sürüyor; bu ilişkiler konusunda yeni bir durum sözkonusu olacakmı?”, biçiminde bir sual yöneltti. Diğer suallere yanıt veren gül, İsrail ile ilgili “askeri ve ticari ilişkileri” hiç duymamış gibi davrandı…

 

"Gül, kalkıp ta, “NATO’nun önemli ortağı olan ve özellikle ileri silah teknolojileri konusunda İsrail ile yakın işbirliği yapan Türkiye; öncelikle İsrail’i korumak için Malatya’da radar üssü kurulmasına izin veren Türkiye; Kuzey Irak petrolünü Ceyhan üzerinden İsrail’e sevkeden, İsrail’e uçak yakıtı sağlayan Türkiye, nasıl olur da İsrail’e karşı ciddi bir tavır alır”, diyemezdi herhalde. Bir de O, Gazze petrolünün de zorla dahil edilmeye çalışıldığı İsrail Boyu petrol boru hattının Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile birleştirilmesinin planlandığını hiç anlatamazdı, herhalde… Yine O, “Ne yapsın, ’Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı Kardeşim Tayyip, gerçek ilişkilerini gizleyebilmek, halkın oyunu alabilmek için, İsrail’e karşı atıp-tutmak zorunda; İsrail’de bunu bildiği için, olanları ciddiye almıyor!”, diyemezdi herhalde…

 

"Uluslarüstü tekellerin egemenliği altına girmiş böyle bir dünyada, malesef, sözkonusu tekellerin egemenliklerinden kaynaklanan bir faşizm, değişik ülkelerde, değişik ölçülerde kendisini hissettirmekte ve faşist iktidarlara özgü en derin ikiyüzlülükler, yalanların en iğrençleri, politikacılar arasında, toplumların içinde egemen olmaktadır. Uluslararası arenadan “ulusal” arenalara dek yasadışılık, yasa tanımazlık egemen olmakta, devletler ile kriminal mafya örgütleri arasındaki sınırlar giderek daha fazla yokolmaktadır…" aynı metin, Y. K. 2014-07-19

 

Şimdi de Michel Chossudovsky'nin 8 Ocak 2009 tarihinde Global Research sitesinde yayınlanmış ve benim türkçeye çevirip 19 Temmuz 2014 günü "Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları" başlığı ile sinbad.nu adresinde yayınlamış olduğum metinden bazı alıntılar... Yalnız önce, Michel Chossudovsky'nin Global Research sitesinde ilk kez 8 Ocak 2009 günü yayınlanmış bu yazısını 10 Temmuz 2014 günü yeniden aynı sitede yayınlarken düşmüş olduğu ön nottan bir bölümü aşağıya yerleştireyim...

 

"Aşağıdaki metin, “Dökme Kurşun Operasyonu” (Operation Cast Lead) adı altında İsrail bonbardımanlarının ve işgalinin zirvesine ulaştığu günlerde, Ocak 2009’da, ilk kez, Global Research sitesinde basıldı.

 

"Filistin’in doğal gaz alanları, işgal süreci içinde, uluslararası yasalar çiğnenerek İsrail tarafından de facto (emrivaki ile, illegal olarak) elegeçirildi.

 

“Dökme Kurşun Operasyonu”nun ardından gelen yıl, Tel Aviv, Doğu Akdeniz’in “İsrail kıyıları”nda, Leviathan(Doğu Akdeniz) doğal gaz alanının keşfedildiğini duyurdu..." M. C., 10 Temmuz 2014 (çeviri, Y. K.)

 

"İsrail güçlerinin Gazze Şeridi boyunca Aralık 2008’de gerçekleştirmiş oldukları işgalin hedefi, karanın hemen açığındaki ve karadaki stratejik gaz rezervlerinin kontrolunu doğrudan sağlamak ve bunları sahiplenmekti.

 

"Bu bir fetih (elegeçirme) savaşıydı. Gazze kıyısı boyunca zengin gaz yatakları olduğu 2000 yılında keşfedilmişti..." M. C., 8 Ocak 2009  (çeviri, Y. K.)

 

"Ariel Sharon’un 2001 yılında Başbakan seçilmesi, asıl dönüm noktası oldu. İsrail Yüksek Mahkemesi, kıyı boyu gaz alanları üzerindeki Filistin egemenliğine karşı çıktı. Gazze’in kıyı boyu gaz rezervleri İsrail’e aittir beyanında bulunan Sharon, “İsrail, Filistin’den asla gaz satınalmayacaktır” diye açıkça ifade etti." " M. C., 8 Ocak 2009  (çeviri, Y. K.)

 

"Uluslararası yasaları çiğneyerek gaz alanları üzerindeki egemenliği elegeçirebilmek amacıyla Gazze’ye yönelik İsrail askeri işgali, büyük bir dikkatle hazırlanmıştı." M. C., 8 Ocak 2009  (çeviri, Y. K.)

 

"Keza, kıyıya yakın denizdeki çeşitli kuyular, İsrail enerji nakil koridoru ile bağlanarak Kızıl Deniz kıyısında petrol boru hattı terminali (üssü, istasyonu) olan Eilat limanına dek uzatılabilir. Ayrıca aynı boru hattı, Ashkelon petrol boru terminali ve kuzeye doğru Haifa (Hayfa) ile bağlanabilir (Eilat, İsrail’in en güney ucunda, Kızıl Deniz’in kuzey ucunda bir liman; Ashkelon, Gazze’nin hemen kuzeyinde, Akdeniz kıyısında bir İsrail limanı; Hayfa ise İsrail’in kuzeyinde çok daha büyük bir liman kenti- Y. K.). Önerilene, düşünülene göre, Türkiye limanı Ceyhan’a uzanması planlanan İsrail-Türkiye boru hattı, sonunda, -Gazze kıyı petrolünü de kendisine katmış İsrail’deki- bu hatla bağlanacaktır.

 

"Ceyhan, Hazar boyunca Tiflis-Ceyhan boru hattının, Baku’nun terminalidir (Baku petrolünün son dağıtım istasyonudur). ”BTC boru hattı (Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattı) ile, İsrail’in Tipline (Trans İsrail boru hattı) olarak ta tanınan İsrail boyunca Eilat-Ashkelon boru hattının birbirine bağlandığını düşününüz.” M. C., 8 Ocak 2009  (çeviri, Y. K.)

 

Evet, bundan tam iki yıl önce sinbad. nu adresinde yayınlanmış olan yazımdan ve çevirimden yapılan alıntılar, günümüzdeki İsrail-Türkiye anlaşmasının bir sürpriz olmadığını göstermektedir. Diğer yandan yukarıdaki aynı alıntılar, muhalif roldeki politikacıların ve yine muhalif roldeki aydınların ve basının sözkonusu ikiyüzlü politikaları göremediği, görmek için çaba sarfetmediği, bu yalanlara vaktinde doğru tepkiler veremediği, gerçeğini açık etmektedir. "Atı alanın Üsküdar'ı geçmesinin ardından" -yalan yanlış ve eksik- yaygara kopartmanın halk nezdinde etkisi nekadar olur, göreceğiz, ama bunun ne İsrail'i, ne AKP yönetimini ve ne da Batı'nın patronlarını etkilemiyeceği açıktır...

 

Ortada -herkesin gördüğü gibi- yapılan anlaşma Türkiye yönetimi açısından bir zafer değildir. Doğal gazın bulunduğu kıyı şeridinde blokadı sürdüreceğini açıklamış olan İsrail, sadece insani birtakım yardımlara kendisi aracılığı ile izin verecektir. Sonuçta, yapılan anlaşma ile ortaya çıkan, İsrail yönetiminin sürmekte olan ırkçı faşist politikalarının Türkiye tarafından tanınmış ve onaylanmış olmasıdır... Açıkça gözüken bu büyük ihaneti sözde karartma, gözlerden gizleme amacıyla, Gazze'ye yapılacak olan "insani yardım" üzerine gürültü kopartılmaktadır. Bu İsrail üzerinden, İsrail'in denetimi altında "insani yardım" mavalı, soyduğun, haklarını gasbettiğin kişinin eline sadaka verircesine üç-beş kuruş tutuşturarak onun avutmaya çalışmak gibi utanç verici bir iştir. Bu ayrıca, İsrail'in Gazze halkı ile doğrudan ilişki kurulmasını engelleme politikasını onaylamaktır, sürdürülen blokatı onaylamak anlamına gelmektedir.... Türkiye'yi yönetenlerin bol bol reklamını yaparak -İsrail aracılığıyla- Gazze halkına verecekleri iane, Gazze'nin çalınan petrolünden alınacak komisyonun milyonda biri bile olmayacaktır... Bir de İsrail, Gazze'nin yıkılan, İsrail tarafından yıkılan ekonomik alt yapısını, elektrik santrallarını, su şebekesini, hastahanelerini, okullarını vs. yeniden yapma işini Türkiye'ye yüklemiştir. Anlaşılan, yapılacak olanların maliyeti, gaz naklinden alınacak komisyonun çok azı kadar, "devede kulak" kadar birşey olacaktır. Ayrıca böyle bir iş, ihaneti gizlemeye yarıyacaktır...

 

Kısacası, doğal gaz naklinden üç kuruşluk komisyon alabilmek ve ayrıca dışpolitikada, Ermeni ve Kürt sorunları konusunda Yahudi lobisinin ve MOSSAD'ın desteği sağlayabilmek uğruna Filistin halkı, Gazze halkı satılmıştır. Davaları düşürülmek ve 20 milyon dolar ile avutulmak istenen "Mavi marmara" kurbanları, satılmıştır... Gazze halkı sadece satılmakla kalmamış, İsrail'in yaptığı haydutluğa, Gazze gazının gaspına ortak olunmuştur... Çalıntı İsrail gazını Batıya ulaştırmanın, İsrail ile kurulacak böyle bir ortaklığın, hırsızlık ürünü mücevher satan bir kuyumcunun yaptığı işten, hırsızlık mal satan bir tüccarın yaptığı işten ne farkı vardır? Aslında bir farkı yoktur, ama malesef günümüzün uluslararası düzeni haydutluk temelinde işlediği için, en büyük cinayetleri işleyenler, en büyük soygunları yapanlar, "muteber" politikacılar, "muteber" devlet adamları rolünü oynayabilmektedirler...

 

Umarım Türkiye toplumunun gözü yavaş yavaş açılır...

 

Yusuf Küpeli

 

2016- 06- 28

 

yusufk@telia.com  

 

Bağlantılı metinler

 

Yusuf Küpeli, ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ

(...) Bu satırlar yazılırken, İsrail ordusunun Gazze şeridindeki Filistin halkına karşı başlatmış olduğu “Bıçağın Koruyucu Ağzı Operasyonu” adındaki saldırısı, ağır bonbardımanları, 12nci gününü, kara harekatı ise 2nci gününü doldurmuş durumda. (metnin tamamı için tıkla)

 

Prof Michel  Chossudovsky, Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları

(...) Ocak 2009’da, ilk kez, Global Research sitesinde basıldı.

Filistin’in doğal gaz alanları, işgal süreci içinde, uluslararası yasalar çiğnenerek İsrail tarafından de facto (emrivaki ile, illegal olarak) elegeçirildi... Türkçesi: Yusuf Küpeli

( metnin tamamı için tıkla )

ayrıca bak: Filistin Memleketimdir

 

War and Natural Gas: The Israeli Invasion and Gaza’s Offshore Gas Fields

 

Yusuf Küpeli, Irkçı Siyonist ve faşist İsrail devletinin Filistin halkını sistematik olarak yoketme ve kalanını anayurdundan kaçırma eylemleri üzerine notlar

(...) Albert Einstein ve arkadaşı Hannah Arendet, İsrail devletinin kuruluş aşamasında, 4 Aralık 1948 günü, ünlü New York Times’in editörlerine yazdıkları mektupla, “İsrail’de faşizmin yükselebileceği” konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Onlar, İsrail’de Menachem Begin önderliğinde yeni kurulan “Özgürlük Partisi”nin (Tnuat Haherut), felsefesi ve kullandığı yöntemlerle Nazi ve Faşist partilere benzediğinin altını çizmişlerdir...

 

Prof Michel Chossudovsky, İsrail Askeri Stratejisi: “Onları Tamamen Yoketmek”. Ezici Soykırımın Kanıtları, Gazze’deki Tüm Kesin Ölüm ve Yıkım Verileri  (türkçesi: Yusuf Küpeli)

“ (...) Gazze ülkemizin bir parçasıdır ve biz oraya sonsuza dek yerleşeceğiz,... Ardından, Gazze’den kaynaklanan terörü yokedebilme amacıyla, orası (Gazze), egemen İsrail’in bir parçası olacak ve Yahudilerin yerleşimine açılacaktır. Keza bu durum İsrail’in konut krizine rahatlık, çözüm sağlayacaltır.”

 

Prof Michel Chossudovsky, Israel’s Military Strategy:”Obliterate Them Completely”. Overwhelming Evidence of Genocide, Precise Data on Death and Destruction in Gaza

 

Yusuf Küpeli, GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

Irkçı-faşist İsrail yönetiminin Gazze'nin yoksul halkına yönelik olarak sürdürdüğü 22 günlük kanlı saldırının ardından, 18 ve 19 Ocak 2009 tarihli gazetelerde, ve TV yayınlarında, İsrail ordusunun bilinmeyen esrarengiz yeni bir silah kullandığı, ve bu silahın iyileşmeyen yararlar açıtığı yazılıp söylenmektedir... Aslında, bu sözkonusu esrarengiz yeni silah, İsrail'in Gazze halkına yönelik bir önceki saldırısında da kullanılmıştı. Sinbad'da, sözkonusu silah ve etkileri hakkında bir çeviri ve bir orjinal metin yayınlanmıştı. Günlük basında Sinbad gibi siteler -bilinçli olarak- görmemezlikten gelindiği için olmalı, zaten bilinen bu esrarengiz yeni silah olayı, son saldırı ile ortaya çıkmış yepyeni bir gelişme gibi yansıtılmakta, ve tabii aynı silahın ne olduğu konusunda da bilgi verilmemektedir.. İşte şimdi, daha önce yayınlanmış olan ve bu yeni silahın özelliklerine açıklık getiren iki metni yeniden Sinbad'ın başına alıp yayınlıyorum. İyi okumalar dileğiyle.- Y. Küpeli

bir yazı & bir çeviri:

Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

Bir çeviri ve oniki not

İsveç Komünist Partisi (SKP) adlı örgütün Riktpunkt adlı merkezi yayın organının 16 Ağustos 2006 tarihli 4ncü sayısında yayınlanmış olan aşağıdaki metin, anti-semitizm ile karalanmaya kalkılabilecek birisine ait değildir. Bunları yazan, demokratik düşüncelere sahip anti-sionist bir yahudi aydınıdır... “Demokrasi ve insan hakları” şampiyonu zengin Batı’nın gözleri önünde ve aynı emperyalist Batı’nın desteğiyle İsrail’in Gazza halkına yönelik saldırılarının, cinayetlerinin artarak sürdüğü günümüzde, bu metin güncelliğini korumaktadır. Zengin Batı tarafından uygulanan ambargolarla baskı altına alınan Filistin toplumu içinde bir iç savaşın kışkırtıldığı koşullarda bu metin güncelliğini herzamankinden daha fazla korumaktadır... Aşağıdaki metinde sizlere inanılmaz gibi gelecek olan birtakım bilgilerle tanışacağınızı sanıyorum. Fakat inanın, bunların hepsi de gerçektir. Ve ayrıca bu metin İsrail’in hiç bitmeyen ve akıldışı gözüken saldırganlığının, cinayetlerinin nedenlerine de açıklık getirmektedir. İsrail devletinin -öncelikle bölge halkları ve tüm insan soyu için tehlikeli- ırkçı ideolojisi ve suçları bir Yahudi aydını tarafından aşağıdaki metinle bir kez daha belgelenirken, hangi millet olursa olsun bir milleti toptan karalayan ırkçı düşüncelerin yanlışlıkları da yine bir kez daha anlaşılmaktadır... Metnin sonuna yerleştirilmiş olan ve metindeki anlatımı zenginleştiren bazı açıklayıcı notlar, çeviriyi yapan Küpeli'ye aittir. Çevrilen metin 12 punto ile yaklaşık 5 sayfa tutarken, aynı metni zenginleştiren toplam 12 not 10 sayfa tutmaktadır. Kanımca sözkonusu notların metinle birlikte okunmalarında yarar vardır.- Yusuf Küpeli, 18/ 11/ 2006

 

Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

SAHTE GÖZ YAŞLARI İLE SİYONİST CELLATLARLA SUÇ ORTAKLIĞININ ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

ikili savunma anlaşmaları ve İsaril'e verilen ihalelerin parasal boyutu ortada iken, sahte gözyaşları ile siyonist cellatlarla suç ortaklığının üstü örtülemez ! (metnin tamamı için tıkla)

 

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

“Fakat gerçekte yokedilen, Filistin devleti, buna duyulan umut.”

(...) Gerçek şudur ki, İsrail barış istemiyor...

 

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

(...) “Alman sionist derneğinin daha 1933 yılında Nazi Partisi’ne yazdığı mektupla birlikte sionistlerle nazistlerin işbirliği başladı. Alman sionist derneğinin mektubunda şunlar yazılıydı: ‘(...) temel kural, prensip olarak ‘soy/ ırk’ inancını yerleştirmiş, kurmuş olan bizler de, yahudi gurubunun saflığını koruyabilmek amacıyla, sizler gibi karışık evliliklere, yahudi olanlarla olmayanlar arasındaki evliliklere karşıyız...’

 

ayrıca bak: Filistin Memleketimdir

 

http://www.sinbad.nu/