Gizli mektup, gizli gerçek

FİLİPİNLER Devlet Başkanı Arroyo'nun Bush'a yazdığı mektup, İslam dünyasına yönelik saldırıların gerçek yüzünü ortaya koydu. Bugünlerde ABD askerine ev sahipliği yapan Türkiye kamuoyu bu mektubu ibretle okumalı.

Amerika'nın Ortadoğu ve Asya'daki gerçek amaçlarını ortaya çıkaran dehşet bir mektup kamuoyuna yansıdı. Filipinler Devlet Başkanı Gloria Macapagal Arroyo'nun ABD Başkanı George Bush'a gönderdiği gizli resmi mektup, Kuveyt'te yayımlanan el-Muctema dergisince ele geçirildi. Amerika'nın Afganistan ve Irak'a saldırıları dahil, 11 Eylül sonrası başlattığı küresel savaşın aslında İslam dünyasına yönelik bir savaş olduğunu ortaya koyan bu mektup, oynanan büyük oyunu gözler önüne seriyor. Mektup, Hıristiyan dünyasının, Asya başta olmak üzere Ortadoğu'daki hedeflerini bir Hıristiyan Devlet Başkanı'nın eliyle tüm yönleriyle meydana çıkarıyor. Komünizmin çöküşünden sonra Hıristiyan dünyası için asıl hedefin İslam olduğu iddia edilen mektupta, Arroyo, Selamet Haşimi liderliğindeki Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin tasfiyesinin bölgedeki İslami dirilişi tamamen yok edeceğini belirtiyor. Arroyo, Müslüman Mindano Özerk Bölgesi'nin bazı yetkililerinin ve Ebu Seyyaf grubununun, ABD ve Filipin istihbaratının bir ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Mektupta ayrıca, Asya'daki Hıristiyan gruplara yönelik ABD yardımlarına geniş yer veriliyor. Arroyo, Doğu Timor'da kurulan Hıristiyan devletin ABD'nin yardımlarıyla gerçekleştiğini ve bundan sonraki amaçlarının Hıristiyanların azınlıkta bile olsalar yeni devletler kurmak olduğunu ifade ediyor. ABD'nin hedefleri arasında Maluku (Baharat) adalarının da olduğu belirten Arroyo, Asya ve Pasifik ülkelerinin sosyal ve ekonomik kalkınması için kurulan COMMONWEALTH örgütünün İslam aleyhine kurulduğunu ve bölgedeki Hıristiyan devlet ve gruplara büyük yardımlar yaptığını açıklıyor.

Zengin kaynaklar ve İslam tehdidi

İşte mektuptan bazı satırlar: "Aziz Dostum. Dünya'nın en büyük lideri ile yazışmak benim için büyük şeref. Hükümetimize şartsız sunduğunuz yardımlar ve el-Kaide olarak bilinen terörist islami harekete karşı dünya çapında "terörizmle savaş" adı altında gösterdiğiniz güçlü siyasi iradenizden dolayı sizi kutlarım. 'Dünyanın bölgelere ayırılıp yeniden yapılanması ve terörizmle savaş' adlı programınıza baktım ve gerçekten her devlet tarafından desteklenmesi gereken bir program olduğunu gördüm. Filipinler her zaman siyasi ve askeri olarak ABD'nin yardımlarına ihtiyaç duymuştur. Böylece, Filipinler devleti olarak programınızı destekliyoruz. Bu sebeple, Afganistan'daki operasyonunuzu destekledik. Stratejik öneme sahip ülkelerde askeri üsler kurmanıza da desteklerimiz sürüyor. Bu çabalarınızın ekonominizi düzelteceğini düşünüyorum. Büyük çoğunluğu Asya'daki ve Kara Afrika'daki üçüncü dünya ülkelerinde oluşan bu stratejik ülkeler, henüz işlenmemiş zengin doğal kaynaklara sahip. Kazakistan, Afganistan, Tacikistan ve diğer stratejik ülkelerde kurduğunuz üsler dünyadaki askeri ve ekonomik gücü elinize geçirecektir. Bu, aynı zamanda Asya ve Pasifik ülkelerinin üyesi bulunduğu COMMONWEALTH örgütünü çok güçlendirecektir. Hükümet olarak bunu çok iyi idrak ediyoruz ki, Orta Asya'daki, Ortadoğu'daki ve Hazar Denizi böglesinde bulunan Müslüman ülkeler, dünyadaki petrol ve doğal gaz rezervlerinin büyük çoğunluğunu elinde bulunduruyor. Afganistan'ı ele geçirmeniz doğalgaz boru hatlarının en kısa yoldan size ulaşmasını sağlamak olduğunu da biliyoruz.

Hedef: Türkiye ve İslam ülkeleri

Sayın Başkan. Stratejik bölgelerde askeri üsler kurmanız dünyadaki tüm İslami hareketleri harekete geçirecek ve bir çok demokratik rejimleri tehdit edecektir. Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından İslam artık komünizmin yerine demokratik ülkeleri tehdit eden bir düşman haline gelmiştir. Meclisimizin Manila'daki Amerikan büyük elçiliğinden aldığı istihbarat da bu dinin dünya çapında ne kadar hızlı yayıldığını çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. İslami hareketlerin güçlendiğine dair verilen bu bilgilerde, Endonezya, Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Mısır, Türkiye ve Sovyetler Birliğin'den ayrılıp bağımsızlığını kazanan ülkeler üzerinde özellikle duruluyor. Güney Asya'daki İslami grupların büyümesi de Müslüman ülkeler için büyük tehdit oluşturuyor. Özellikle Endonezya, Malezya, Buruney ve Burma ülkeleri için. Vatikan'ın Asya-Pasifik'teki merkezi olan Filipinler de aynı zamanda Küresel İslami hareketlerin tehdidi altındadır.

"Gelin ve İslami hareketleri bitirin"

Endonezya'da Hıristiyanların çoğunlukta bulunduğu, Doğu Timor, bölgedeki Hıristiyan ülkeler ve gruplarla dayanışma içindeyiz. Ancak Amerika'nın Asya ülkeleri üzerinde hakimiyeti tam yerleşmedikçe ittifakımız zayıflayabilir. Onun için, ABD'nin Güneydoğu Asya'da üsleri bulunmalıdır. Hükümetimiz Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi'nden iki yetkili ile sıkı ilişkiler içindedir. Mindanao Özerk Bölgesi (ARMM)'in yetkilileri arasında da 15 yetkili arkadaşımız bulunmaktadır. Bu sayede Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi'ni bölmeyi başardık. Ebu Seyyaf grubu ve Filipinler'deki silahlı Komünist grup, Amerikan ve Filipin istihbaratlarının başarılı çalışmaları sayesinde oluşturuldu. MİLF'e yönelik ortak saldırılarımızda devam etmektedir. Moro İslami Kurtuluş Cephesi ile yaptığım anlaşmalar bir taktik icabıydı bunun sayesinde epey zaman kazandık." (11.03.2003, Yeni Şafak)

Erdoğan’ın ikinci tezkere sinyali ABD’yi umutlandırdı

AK Parti lideri Erdoğan, “Irak’taki gelişmelere seyirci kalınmayacak.” diyerek ABD’ye mesaj gönderdi. Başbakan Gül’le sürpriz bir görüşme yapan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Pearson ise, “Her zaman bir umudumuz var.” dedi.

AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, hükümet tezkeresiin yeniden Meclis’e geleceği sinyalini verirken, Türkiye’nin, komşusundaki gelişmelere seyirci kalamayacağını söyledi. Başbakan Abdullah Gül’e sürpriz bir ziyarette bulunarak ‘nabız yoklayan’ ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson da, ‘ikinci tezkere’ umudunu koruduklarını vurguladı. Gül, görüşmeden sonra İslam Konferansı Örgütü’nün Irak Zirvesi’ne katılmak üzere Katar’a gitti.

Muhtemel ikinci tezkereye tepkisini dile getiren CHP lideri Deniz Baykal ise, Meclis’in yaz–boz tahtası olmadığını kaydetti. İkinci tezkere için Washington’dan ‘elinin güçlendirilmesini’ isteyen AK Parti hükümeti ile ABD yetkilileri arasındaki değerlendirmeler sürüyor.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan AK Parti lideri Erdoğan, tezkereye ‘hayır’ diyenleri anlayışla karşıladığını belirterek, “Meseleye bütün yönleriyle bakamazsak, halkın bize yüklediği sorumluluğu ve görevi yerine getiremeyiz. Yüz yüze olduğumuz sorun basit bir ‘evet’ veya ‘hayır’la çözülemez. Türkiye, Norveç değildir.” sözleriyle tezkerenin yenileneceği işaretini verdi. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki gelişmelere seyirci kalmayacağını açıklayan Erdoğan, ABD yönetimini de Türkiye’nin bölgeye dönük hassasiyetlerini anlamaya çağırdı.

Erdoğan, Türkiye’nin, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da ABD ile ilişkilerinin devam edeceğine dikkat çekti. Erdoğan, “Kimi çevreler mevcut durumdan yararlanarak tehlikeli bir oyun oynamaktadır. Kimse Türkiye’nin iyi niyetini istismar etmesin. Türkiye, her zamanki gibi Türkmen'iyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Keldani'siyle, Süryani'siyle ve diğer tüm unsurlarıyla bütün Irak halkının esenliğini önemsemektedir.” şeklinde konuştu.

TBMM’nin reddettiği tezkere konusunda halkın tepkisini ve milletvekillerinin hassasiyetini anlayışla karşıladığını söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin Irak’taki gelişmelerden doğrudan etkileneceğini ve gelişmelere uzak kalmamamak için nasıl davranılacağının önümüzdeki günlerde belirleneceğini aktardı. Erdoğan, Kuzey Irak’taki gelişmelerin Kıbrıs görüşmelerini olumsuz noktaya sevk etmemesi gerektiğini de ifade ederek, “Kıbrıs’ta oldu bittilere boyun eğmeyeceğiz.” dedi.

Dün Başbakan Gül’e sürpriz bir ziyarette bulunan ABD Büyükelçisi Pearson da, “Önümüzdeki günlere ilişkin bilgi aldım. Bunları yetkililerimize ileteceğim.” dedi. Kuzey Irak’ta Türkiye’nin çıkarlarının korunması, Türkiye–ABD ekonomik işbirliğinin önemi konularının ele alındığı Gül–Pearson görüşmesini Başbakanlık kaynakları ‘nabız yoklama’ olarak nitelerken, ABD tarafına tezkerenin TBMM’de reddedilmesinin gerekçeleri hakkında bilgi verildiğini belirttiler. Görüşmede ayrıca ABD tarafına, tezkerenin reddedilmesinde “hükümetin elinin yeteri kadar güçlendirilmediği” hatırlatıldı. ABD askerinin Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a geçişi ve belli sayıda ABD askerinin Türk topraklarında konuşlanmasına ilişkin ikinci bir tezkerenin TBMM’ye sevki konusunda umutlu olduklarını belirten Pearson, ‘’Her zaman bir umudumuz var. Türkiye ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Salih Boztaş - Emine Dolmacı / Ankara

05.03.2003 (Zaman)

Pearson, Erdoğan'la görüşmesinden güle-oynaya çıktı
'Bazı yanlış anlamalara açıklık getirdik'

Pearson, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ı ziyaretinde 3 konuyla ilgili detayları görüştüklerini bildirdi. Pearson, "görüşmede bazı yanlış anlamalara açıklık getirdiğini" söyledi

ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, AKP Genel Merkezinde, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile 3.5 saat süren bir görüşme yaptı. Devlet Bakanı Ali Babacan ile Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın da katıldığı görüşmenin ardından bir açıklama yapan Pearson'ın, çok neşeli olduğu gözlenirken, "Çok iyi bir toplantı oldu" dedi. Erdoğan'ın bazı soruları bulunduğunu, görüşmede "bazı yanlış anlamalara açıklık getirdiğini" söyleyen Pearson, "Onları, ABD'ye bildireceğim" dedi.

AKP Genel Merkezi'ne herhangi bir müzakere için gelmediğini ifade eden Pearson, "Buraya herhangi bir müzakere için gelmedim. Sadece hükümet ile müzakere yapıyoruz. Ve gelecekteki herhangi bir hareket için de Başkan'dan herhangi bir şey istemedim" diye konuştu.

GAYRETLERİMİZ DEVAM EDECEK

Pearson, görüşmede çok açık ve net bir anlayış ortaya koyduğunu söylerken, Türk tarafına kendilerine verdiği zaman için teşekkür etti. Pearson, "Ve bu iyi bir ortam yarattı.

Gayretlerimiz devam edecek umarım bunun sonunda bir anlaşmaya varırız" diye konuştu.

Pearson, bir gazetecinin "Yanlış anlamaları düzeltmek için mi burada geldiniz? Yanlış anlamalar çok muydu?" sorusu üzerine, gülerek "Sadece detaylara girmek gerekiyor. Bazı dokümanlarda bir sürü detaylar var. Herhangi bir şeyi tartışmak için değil, detayları açıklığa kavuşturduk" karşılığını verdi.

"Müzakerelerin yarınını etkileyecek yanlış anlaşılmalar var mı?" sorusu üzerine Pearson, "Birinci tezkereyle ilgili herhangi bir referansta zaten bulunmadım, kimse de bununmadı. Üç konu var bunlarla ilgili detaylara girdik" dedi.
KAYNAK: Anadolu Ajansı (10.03.2003, Net Haber)

Dış basına göre Erdoğan’ın seçilmesi en çok Washington’u sevindirdi

Bush’un umudu Erdoğan

WASHINGTON/ ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekilliğine seçilmesinin, muhtemel Irak savaşı sırasında Amerikan askerlerinin Türkiye’yi bir üs olarak kullanmasına izin verecek tezkerinin yeniden düşünülmesinde yeni bir aşama olduğunu yazdı.

Gazetenin Dexter Filkins imzasıyla verdiği haberde, “Türk lider seçildi ve ABD umutları canlandı” başlığı kullanıldı. AKP için “İslami temellere dayanan siyasi parti” ifadesini kullanan gazete, Erdoğan’ın zaferinin zaten beklendiğini ifade etti.

Amerikalı diplomatların tezkereyi yeniden düşünmesi için Türk hükümetine baskı yapmaya devam ettiğini yazan gazete, Erdoğan’ın da tezkerenin yeniden TBMM’ye getilmesini isteyebileceğinin işaretlerini verdiği yazdı.

Gazeteye açıklamada bulunan Erdoğan’a yakın kaynaklar ise, Erdoğan’ın tezkereyi yakında yeniden Meclis’e getirmeye istekli olduğunu söyledi. Gazete, askeri harekat ihtimali büyürken Erdoğan’ın tezkereyi yeterince çabuk Meclis’e getirip getiremeyeceğinin belirsiz olduğu yorumunu yaptı.

Washington Post gazetesinde Philip P. Pan imzasıyla yer alan haberde ise, “AKP lideri, ABD askerlerinin konuşlanması için şartlar ileri sürdü” başlığı kullanıldı. Gazete, Erdoğan’ın seçim zaferinin ardından yaptığı açıklamalarda, ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlanması için Washington’dan Türkiye’ye Irak konusunda daha güçlü güvenceler vermesini istediğini yazdı.

Erdoğan’ın ayrıca ABD’den gelen baskıya rağmen tezkerenin TBMM’ye yeniden getirilmesi konusunda aceleci davranmadığının işaretlerini verdiğini yazan gazete, tank ve ekipman taşıyan ABD gemilerinin Türk limanlarında beklemeyi sürdürdüğü ve ABD yetkililerin Türkiye seçeneğinden vazgeçmek ve gemileri Kuveyt’te göndermekle tehdit ettiğini ifade etti.

Gazete ayrıca Erdoğan’a yakın bir kaynağın ifadelerine yer verdi. Gazeteye göre yetkili, Bush yönetiminin Türkiye’nin endişelerine yanıt konusunda çok hızlı davranmaması halinde tezkerenin TBMM’de ikinci kez oylanmasının 19 Mart’a kadar ertelenebileeceğini söyledi. Gazete, bu tarihin Irak’ın silahsızlanması için ABD’nin verdiği tarihin iki sonrasına denk geldiğine dikkat çekti.

Gazete, Erdoğan’ın Bush yönetiminden daha fazla güvence istediği iki konunun, Irak’taki Türkmenlerin konumu ile Irak’ın geleceğinde Türkiye’nin rolü olduğuna dikkat çekti.

Başbakan Abdullah Gül için “Erdoğan’ın müttefiği” ifadesini kullanan gazete, Gül’in kısa süre içinde istifa ederek Erdoğan’a başbakanlık yolunu açmasının beklendiğini ifade etti. Gazete ayrıca, Erdoğan’ın tezkereye karşı çıkan bakanları kabineden temizlemesinin beklendiğini yazdı.

İtalyan medyası

La Repubblica’da yayımlanan haberde ise “Ilımlı İslami parti Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, milletvekili seçildi ve Erdoğan’ın partisinin basına geçmesini engelleyen bir durum kalmadı. Şimdiye kadar Abdullah Gül’e emanet edilmiş görevi devralacak. Şimdi Washington’un tüm ümidi Erdoğan’ın milletvekillerini ikna edebilmesi” denildi.

Corriere della Sera gazetesi de Erdoğan’ın 1997 yılında Siirt’te bir miting sırasında okuduğu şiir yüzünden 1 yıl hapis ve politik haklarının alınması cezasına çarptırılmış olduğunu hatırlattı ve, “Erdoğan’ın Siirt’ten milletvekili seçilerek Meclis’e girmesi çok anlamlı” yorumunu yaptı.

Erdoğan’ın 5 yıldır politik haklarını geri almak için mücadele verdiğini belirten gazete, “Erdoğan, Türk Amerikan sorunları nedeniyle zaferinin tadını çıkaramadı” diyerek Erdoğan’ın Amerika Başkonsolosu Pearson’la yaptığı olağanüstü görüşmeye değindi. Gazetede, “Toplantı sonrası konsolosun yüzündeki tuhaf gülümseme Türiye ve Amerika arasında hala soğuk rüzgarlar estiğinin bir işareti olabilir” denildi. (iha) (11.03.2003, Mıllı Gazete)

‘Askerlerinizi ticari uçakla gönderin!..’


İsrail istihbaratına yakın olan Debkafile adlı internet sitesine göre Tayyip Erdoğan, ABD’ye "Askerleriniz ortalığı ayağa kaldırmadan sivil giysiler içinde, ticari uçaklarla Türkiye’ye gelsin" dedi...


     DIŞ HABERLER SERVİSİ

     Ankara ve Washington’daki kaynaklara dayandığını vurgulayan Debkafile adlı internet sitesi, haberinde AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye "Başbakan olduktan sonra bana bir hafta süre tanıyın, tezkereyi geçireyim" dediğini yazdı. Debkafiles’ye göre Erdoğan’ın başbakanlık koltuğuna oturması bir hafta, tezkerenin Meclis’ten geçirilmesi de yine bir hafta alacak ve böylelikle Irak’a kuzeyden bir cephe açılması 2 hafta içinde, yani mart ayının ikinci yarısından sonra mümkün hale gelecek.
     
     ‘SAVAŞIRIZ’
     Yine aynı habere göre, Erdoğan, ABD askerleriyle ilgili planlarını ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad’a açıkladı. İşbaşına gelir gelmez retçi 5 bakanı azledeceğini söyleyen Erdoğan, siyasi prosedürün uzaması halinde bile Washington’u Türk siyasetine rehin olma durumuna sokmayacağını ifade etti. Böyle bir durumda Erdoğan, Amerikan askerlerinin Türkiye ile ABD arasında daha önce imzalanmış bulunan stratejik anlaşmalara dayanarak konuşlanabileceğini belirtti. Erdoğan, ayrıca, Türk askerlerinin ABD’yle birlikte savaşacağını ve ABD birliklerinin Türk üslerinden yararlanacağını söyledi.
     
  ‘SESSİZ OLMALISINIZ’
   Bu planın uygulanabilmesi için ABD tarafının ortalığı ayağa kaldırmaması ve sessiz olması gerektiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’ye konuşlanacak ABD askerlerinin, halen 36. paralelin kuzeyini denetleyen Kuzeyden Keşif Operasyonu’nda görevliymiş gibi gösterilebileceğini belirtti. Erdoğan, Amerikan askerlerinin sivil kıyafetle ticari uçaklara binerek Türkiye’deki üslere gelebileceklerini kaydetti. Debkafile, Washington’un AKP liderinin yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ten de güvence aldığını iddia etti. (11.03.2003, Milliyet)

İkmal, bakım ve destek için ABD 9 üs kuracak


Bush yönetimi, modernizasyonla ilgili tezkere kapsamında varılan mutabakata dayanarak, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır’da 9 yeni üs oluşturacak...
BARKIN ŞIK Ankara, 11 Mart 2003 Salı

ABD, Meclis’e sunulacak ikinci tezkerenin değişmemesi durumunda Güneydoğu’daki askeri hazırlıklarını sürdürecek. Meclis’ten geçen modernizasyonla ilgili tezkerenin mutabakatına göre ABD, kara birliklerini Güneydoğu’da oluşturulacak 9 üste konuşlandıracak. Lojistik ve destek üssü olarak hizmet verecek tesislere 40 bin Amerikan askerinin yerleştirilmesi planlanırken, hazırlıkları sürdürülen üsler şu noktalarda kurulacak:
•  Gaziantep: Merkez ve Oğuzeli
•  Şanlıurfa: Birecik ve Viranşehir
•  Mardin: Kızıltepe, Dicle, Nusaybin ve Oyalı
•  Diyarbakır

     MARDİN LOJİSTİK ÜSSÜ
     Tezkerenin TBMM’den çıkması durumunda 62 bin askerini Türkiye’ye getirecek olan ABD, Mardin’e ana lojistik üssü kurma çalışmalarını sürdürüyor. Nusaybin, Kızıltepe, Dicle ve Oyalı bölgelerinde kurulacak askeri tesislerden Kuzey Irak’taki muharip birliklere ikmal ve bakım hizmetleri verilecek. 40 bin ABD askerini barındıracak tesislere ilişkin kiralama ve satın alma işlemleri ise sürdürülüyor.
     
     MERSİN’E MÜHİMMAT
     ABD, Mersin Taşucu Limanı’na mühimmat, İskenderun Limanı’na ise araç ve teçhizat indirecek. Gaziantep Havaalanı’ndan personel sevkıyatı yapacak olan ABD, Sabiha Gökçen, Çorlu ve Afyon havaalanlarına ise ağır nakliye uçaklarını indirecek. Diyarbakır, Batman ve İncirlik üslerine ise Bağdat’a yönelik harekâta aktif olarak katılacak savaş uçakları konuşlanacak. ABD, Şanlıurfa’ya hava araçları için yakıt ikmal noktası kuracak. (Milliyet)

İşte ABD’nin üsleri (11.03.01, Hürriyet) Mutabakat muhtırasına göre Mardin ve Gaziantep kent merkezleri dışında, Dicle (Diyarbakır), Oyalı (Şırnak), Nusaybin (Mardin), Oğuzeli (Gaziantep), Şanlıurfa merkez ile Birecik ve Viranşehir ilçelerinde ABD kara üsleri kuracak. Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde de daha çok deniz yoluyla gelen Amerikan askerleri için savaş alanına yakın ayrı bir mücavir bölge kurulması planlanıyor. 2. tezkerenin Meclis'ten çıkması halinde ise ABD'li muharip askerler ile savaş uçakları Malatya Erhaç, Diyarbakır, Batman ve İncirlik hava

üslerinde konuşlanacak. 

Savaşa karşı barış konvoyu

İSTANBUL/ İstanbul’un Anadolu yakasında toplanarak konvoy halinde şehri turlayan ve AKP İl Başkanlığı binası önünde hükümeti protesto eden savaş karşıtları, barış güvercinlerini gökyüzüne saldı.

Saadet Partisi (SP) ve Milli Gençlik Vakfı üyelerinin oluşturduğu yaklaşık 40 araçlık konvoy, bir süre Anadolu yakasında dolaştıktan sonra, Okmeydanı’nda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul İl Başkanlığı binası önüne geldi. Bina önünde, ABD’nin muhtemel Irak operasyonunu protesto eden göstericiler, sık sık slogan attı. Pankartlar açan grup adına açıklama yapan Milli Gençlik Vakfı üyesi Hasan Taşçı, hükümete seslenerek, AKP’yi, Irak’ın yanında olmaya çağırdı. Taşçı, hükümetin izlediği politikayı eleştirdiği açıklamasında, tüm dünyayı savaşa karşı olmaya davet etti. Çocukların da yer aldığı eylemin sonunda, muhtemel operasyona karşı barış güvercinleri gökyüzüne salındı. Güvenlik önlemlerinin alındığı gösteri, olaysız sona erdi. (İHA) (10.03.2003, Milli Gazete)

 

...Erbakan, ABD askerlerinin bölgeye yerleşmesine imkân sağlayacak tezkerenin reddedildiğini hatırlatarak, bu harekatın uzun vadeli sonucunda Türkiye’nin parçalanması gayesinin yattığını vurguladı.

Demokrasilerde milletin kararına rağmen ‘yine de biz bildiğimizi yaparız’ anlayışının yanlış olduğunu kaydeden Erbakan, asker bulundurma ve gönderme tezkeresinin Meclis’e tekrar getirilmemesi gerektiğini yineledi.

D-8 ülkelerine Rusya, Çin, Meksika, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin de katılmasıyla Türkiye’nin kalkınmakta olan ve nüfusu toplam 5 milyarı bulan ülkelerin lideri olabileceğine işaret eden Erbakan, bu ülkelerin kendi aralarında işbirliği yapabileceği gibi, ekonomik bağımsızlığı da sağlayabileceğini ifade etti. Erbakan, “Gelişmiş ülkelerin sömürüsüne karşılık huzur, barış ve sükun dünyada bu şekilde sağlanabilir.” dedi.

Kalkınmakta olan ülkelerin birliğinden oluşan D-8’lere bu savaş ortamında büyük görev düştüğünü ifade eden Erbakan, “ABD savaştan başka hiçbir şey bilmez. Çünkü o İsrail’in güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapıyor. ABD’ye dur demek için bir müeyyide gerekiyor. Bu da ABD mallarını boykot etmek şeklinde gerçekleştirilebilir. 5 milyar insanın tarihi, kültürü ve coğrafyası ile Türkiye lideri olabilir. ABD’ye karşı durmak görevi Türkiye’ye düşüyor. Çünkü bu görev kuvveti üstün tutan değil, hakkı üstün tutacak bir zihniyetin görevidir.” Şeklinde konuştu. (10.03.2003, Milli Gazete)

 

Kalbinizde masumlara yer var mı?

M. Ocaktan, 28 Şubat 2003, Yeni Şafak

Yazık oluyor bu ülkeye, yazık oluyor umutlarımıza. Oysa siz başkaydınız, küresel Naziler'in değil, mazlumların yanında yer alacaktınız. Yıllardır bu topraklarda adam yerine konulmayan, hesaba katılmayan halk sizinle yeni bir başlangıç yapacak ve başını daha dik tutacaktı.

Ankara'nın "ikna odaları"ndan yansıyan görüntü o ki, siz de diğerlerinden farklı olamayacaksınız.

Nedense kalbinizin değil, "develetin âli menfaatleri"nin sesini dinleyerek Amerikan yapımı bir tecavüzün gözcülüğüne soyunmak üzeresiniz.

Cumartesi gelmeden işin rengi belli oldu ki artık "Bu savaşı istemiyoruz, Iraklı çocukların kanı üzerinde yükselecek bir küresel lanete ortak olmak istemiyoruz" diyemeyeceksiniz. Hem de bütün dünyanın, halkımızın karşı olduğu, hiçbir hukuki meşruiyeti olmayan Amerikan işgaline rıza göstererek...

Çok yazık! Anlaşılan yolumuz sonunda yine "Amerikan çavuşluğu"na düşecek. BM kararı bile olmadan Türkiye, gayri meşru bir saldırganlığın işbirlikçisi konumuna düşecek.

İçimiz acıyarak söylemek zorundayız ki, eğer yarın kalbiniz değil, "stratejik çıkarlar" galip gelirse bu parlamento Müslüman bir halkın bombalanması için Amerikan askerini Türkiye'ye çağıran bir parlamento olarak tarihe geçecek. Ve gelecek nesiller bu utancı asla unutmayacak.

Evet bir kez daha yenilmek üzereyiz. Dünyayı ateşe vermeye çalışan "IQ fukarası" bir delinin korku tellallarının gözü aydın olsun! Şu trajik manzaraya bakın ki, savaşa evet demezseniz "ekonomi çöker", "Kürt devleti kurulur" gibi emperyal dayatmalarla bir medeniyetin çocukları teslim alınıyor. Oysa bu dünyada ölümden daha beter ne olabilir ki...

Çok değil, savaşın hemen ertesinde Amerikan tecavüzünün yakıp yıktığı bu kanlı ve acılı coğrafyada tek başınıza kaldığınızda yanınızda kimse olmayacak. Şimdi o çok güvendiğiniz "stratejik müttefik"iniz Amerika başınıza öyle belalar açacak ki, o zaman teselli için elinize tutuşturulan üç kuruşluk kredi bile yetmeyecek.

Ayrıca unutmayın ki, yarın "kovboy çeteleri"nin paralelinde atacağınız bir imza, bu ülkeyi de sizi de gayri meşru bir savaşın suç ortağı olmaktan kurtaramayacaktır.

Biliyorum artık "söz"ün ve yazının bir anlamı kalmadı. Muhtemelen, "ikna seansları"nda kafalarını büyük staretejik hesaplara ve devletin âli menfaatlerine emanet etmiş olan çoğu milletvekili bu uyarılara gülüp geçecekler.

Ama biz yine de bu dünyada yaşayan bir insan olarak, "beyler hep birlikte bir bataklığa doğru sürükleniyoruz, lütfen insan olmanın onurunu zedelemeyin" diyerek AK Partili milletvekillerini vicdanlarıyla başbaşa bırakıyoruz.

Eğer hâlâ kalbinizde masumlar için bir yer kalmışsa, lütfen bu Amerikan yapımı fuhuşa ortak olmayın.


 

 

http://www.sinbad.nu/