Hepsi tesadüf

Taha Kıvanç, 25.02.2003

Bir tanıdığım, hem de çok uzaklardan, "İnanılacak gibi değil" diye yazmış. Telefon ve e-posta ile ulaşan okurların "Mektup deyip geçmeyin" başlıklı Kulis'e gösterdikleri tepki de aynıydı: "İnanılacak gibi değil..."

Uzaklardan ulaşan tanıdığım, gün boyu üç kez üzerinde değişiklik yaptığım için, yazının erken internet versiyonunda yeralan -sonradan düzelttiğimiz- bir maddi yanlışa takılmıştı. Diğer okurlar ise, "Irak'a savaş açın" diye kendilerine mektup yazılan politikacıların başına gelenlerden dehşete kapılmışlar...

Bugün Washington'da ipleri elinde tutan 'şahinler grubu'nun öndegelen isimleri Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz ve Richard Perle... Cumhuriyetçi Parti'ye yakın bu üç isim, Demokrat Bill Clinton döneminde kendileri gibilerle birlikte bir düşünce üretim kuruluşu çatısı altında buluşmuşlardı.

Bu kuruluş, 2000 yılı eylül ayında yayımladığı "Rebuilding America's Defences" adlı raporla çok ünlendi. Raporun girişinde, hazırlayanlar, çalışmalarına 1992 öncesinde, dönemin savunma bakanı Dick Cheney'in tâlimatıyla başladıklarını belirtiyorlar... Tezi "Amerika rakip tanımayan bir hipergüç olmalıdır" olarak özetlenebilecek rapor, Türkiye'deki üslerin modernizasyonundan, Doğu'da çok büyük yeni bir üs yapılması gereğinden de söz ediyor. Ama esas hedefi, "Irak'a saldırıp rejimi değiştirmek" raporun...

George W. Bush yönetiminin şimdi yapmaya çalıştığı şeyler yani... Zaten, 11 Eylül'den bir yıl önce yayımlanan rapora imzalarını koyanların hemen bütünü, Bush yönetiminde önemli koltukları işgal ediyorlar... Sanki biri "Gelin, raporda savunduklarınızı gerçekleştirin" demiş gibi... Adamlar, o rapora ne yazmışlarsa, bugün aynısını hayata geçirmeye çalışıyorlar...

İlginç olan nokta şu: Düşünce üretim kuruluşu, kuruluşundan (1997) sonra ilk iş olarak, dönemin ABD başkanı Bill Clinton'a bir mektup yazarak, "Irak politikanı değiştir, Saddam'ı devirene kadar sürecek bir savaş aç" taleplerini iletmiş... Ardından, kendilerine yakın gördükleri iki 'muhafazakâr' politikacıya ulaşmışlar. Biri Meclis başkanı Newt Gingrich, diğeri CP grup başkanı Trent Lott... Raporcular, onlara da, "Kongre'deki konumunuzu kullanıp Irak politikası üzerinde daha aktif olun" aklını vermiş...

Rakip partiden başkan seçilmiş Clinton da, kendilerine yakın gördükleri Gingrich ve Lott da, okuyunca dehşete kapıldıkları bu mektuplara yüz vermemişler... Ekip, seçimde, George W. Bush için çalıştı zaten. Destekledikleri Bush, ülke genelinde rakibinden daha az oy aldığı halde, kardeşinin vali olduğu Florida eyaletindeki oy sayımının 'yapılmaması' sayesinde, Beyaz Saray'a yerleşmeyi başardı...

Pek çok okura, "İnanılır gibi değil" dedirten bunlar değil, başka tesadüfler...

Mektubu aldığında (26 Ocak 1998), Bill Clinton, popülerliğinin zirvesindeydi. Hakkındaki söylentilere kulak asan yoktu. Tam o günlerde, Monica Lewinsky adlı bir stajyerin iddiaları ortaya atılmıştı. Mektubu kulak ardı ettiği günlerde gelişti Monica Olayı ve Clinton'u başkanlıktan etmeyi hedefleyen büyük bir kampanyaya dönüştü... Başkanın eşi Hillary'e, "Bu sağcı bir komplo" dedirten gelişmeler yaşandı...

Trent Lott ve Newt Gingrich, temelde 'Project Grubu'ndan farklı düşünmeyen politikacılar... Ancak, 29 Mayıs 1998 tarihli mektupta kendilerinden beklenenlere kulaklarını tıkadıkları anlaşıldıktan sonra onların da yaldızları dökülmeye yüz tuttu.

1995 yılbaşında, TIME dergisi, "Dünyada yılın adamı" olarak onu seçmişti; üç yıl sonra, Gingrich, "Politikaya elvada" demek zorunda kaldı. Cumhuriyetçi Parti'nin en güçlü adamı bilinen Trent Lott'un suyu ise şu yakınlarda kaynadı. 1948'de kendi eyaletinden çıkmış başkan adayı Strum Thurmord'un vefatı ardından "Seçilseydi ülke bugün daha iyi durumda olurdu" gibi olumlu görüşler serd etmesi Lott'un sonunu getirdi. Meğer, Thurmord, 'ırkçı' biriymiş; onu destekleyici sözleri, Lott'un da benzer düşüncelere sahip olduğu anlamına gelirmiş... "Ördek Hüsnü" öyküsünü nasıl hatırlamazsınız?

İki politikacının sonlarına dair haberleri CNN'den okuyalım:

"Gingrich veda ediyor- Cumhuriyetçi parti'nin yarı-dönem seçimindeki başarısızlığını takiben çıkan isyanı gören Meclis başkanı Gingrich, yalnız başkanlığı bırakmakla kalmadı, Kongre'yi de terk etmeye hazırlanıyor..."
(
6 Kasım 1998) CNN, başkanın bu âni kararı için 'şok' deyimini kullanıyor...

"Lott çoğunluk lideri görevini bırakıyor- Çok kişinin ırkçı-bölücü bulduğu görüşleri yüzünden patlayan politik kasırganın yaraladığı Sen. Lott, CP Senato liderliğini bıraktığını açıkladı." (20 Aralık 2002)

Bunlar, tesadüfi gelişmeler tabii...

Tıpkı, başkanlığa adaylık koyması beklenen Newt Gingrich'le ilgili olarak, âniden istifa etmesinden epey sonra, Hürriyet'te çıkan şu haber gibi: "ABD Temsilciler Meclisi'nin eski ve karizmatik lideri Newt Gingrich'in, ahlâkî değerlerini eleştirdiği Başkan Bill Clinton gibi evli olmasına rağmen genç sarışın sevgilisiyle 'telefonda seks' yaptığı ortaya çıktı. Gingrich'in sevgilisi Callista Bisek ile yaptığı konuşmaların gizlice kayda alındığı bildirildi." (18 Ağustos 1999)

"Jacques Chirac ve Gerhard Shroeder aile saadetlerine dikkat etsinler" diyeceğim, ama... Daha öncekilerin hepsi tesadüf olduğu için dilimi tutup demiyorum...

(Yeni Şafak gazetesinden)

http://www.sinbad.nu/