Simbad'ın notu:

Aşağıdaki anlatımdan çıkan gerçek, ırkçı İsrailli Siyonistlerinin daha İsrail devleti kurulmadan önce başlatmış oldukları kanlı etnik temizlik politikasının yarım asrı aşkın zamandır dozajını arttirarak ve yeni gelişmiş yöntemler kullanarak sürmekte olduğudur.

Siyonistler, dinlerinden kaynaklanan ırkçılıklarının ve Batı'nın Hıristiyan dünyası içinde asırlardır yaşamış oldukları soykırımların bilinç altlarında kazımış olduğu derin korkularla, ölçüsüz paranoyaları ile henüz göçettiremedikleri yoksul Filistin halkının üzerine üst üste kanlı bir duvar örmektedirler. Yurtlarında kalmış olan yoksul insanları kat kat askeri çember içine almaya çalışmaktadırlar ve almaktadırlar.

ABD emperyalizminden aldığı güçle hiçbir uluslararası hukuku tanımayan ve Birleşmiş Milletler kararlarını dünyada en çok çiğneyen devlet olmakla ünlenen militarist israil, kendi ırkçı yasalarınıda çiğnemekte, barışçı gösterilere en modern silahlarla saldırmakta veya taş atan çocuklara tank ateşiyle yanıt vermektedir. Aşağıdaki metinde bu gerçeklere değinilmemiştir ama, aynı ırkçı İsrail, TV kameralarının karşısında yoksul filistinlilerin evlerini buldozerlerle, tanklarla, uçaklardan ve helikopterlerden attığı roketlerle yerlebir etmektedir.

Irkçı İsrail yönetimi, birinci derecede düşman ilanettiği Filistinli örgüt yöneticilerini yargısız biçimde katletmekte, helikopterlerden attığı roketlerle bu kişileri öldürmekte veye öldürmeye çalışmaktadır. Sözkonusu saldırılar sırasında aralarında çocukların ve kadınların olduğu birsürü sivil insanda ölmekte veya sakat kalmaktadır. Aynı ırkçı israil yönetimi, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Filistin Cumhurbaşkanı Yaser Arafat'ı tamamen yasadışı olarak bürosunda hapsetmekte, hareket özgürlüğünü tamamen kısıtlamakta ve mafya babalarına özgü üslubuyla Arafat'ı öldüreceğini ilanetmektedir.

İnsan haklarını sürekli ve açıkça ayaklar altına alan militarist ırkçı İsrail devleti faşist ABD yönetimi tarafından korunurken, "insan haklarını koruma" yalanı ile ABD- İsrail ikilisi ve diğer ortakları yoksul Müslüman Ortadoğu halklarına ve zenginliklerine gözdikmiş oldukları tüm halklara açıkça saldırmaktadırlar...

Aşağıdaki metinde utangaçça özetlendiği gibi yoksul Filistin halkını üst üste militarist bir çember içine almaya çalışan ırkçı İsrail devletinin göremediği gerçek, aynı militarist düğümlerin kendi ayaklarını ve ellerinide bağlamakta olduğudur. İsrail devleti örmüş olduğu ve örmeyi sürdürdüğü kanlı militarist ağının esiridir ve aynı ağın düğümleriyle boğulmaya mahkumdur.

Yusuf Küpeli

Sonbahar, 2003

yusuf@comhem.se  www.simbad@sida.nu

Eyal Weizman'ın Haritaları ve Yahudi yerleşimcilerin İşgal Hilesi

Eyal Weizman Israilli bir mimar. Subat ayinda bu projenin bir parcasi olan bir fotograf sergisini gormustum  ilk olarak, sonra gecenlerde cok ilginc bir sunusunu seyrettim.

"Dikeylik politikalari" dedigi seyi gozonune almadigimiz surece Filistin-Israil catismasini kafamizda
canlandiramayacagimizi soyluyor.

Bu "dikeylik politikalari" ise soyle; Isgal altindaki topraklarda hala Osmanli zamanindan kalma bir toprak
hukuku uygulaniyor, buna gore de tarla olarak islenmemis ya da uzerine yerlesim kurulmamis topraklar "sahipsiz" kabul ediliyor. Israil yahudi yerlesimcileri bu sahipsiz topraklara yerlestiriyor.

Tipki Anadolu'daki gibi bir toprak kulturu oldugundan, bu islenmemis, sahipsiz topraklar sadece corak tepeler. Bu sekilde Yahudi yerlesimleri tepeleri isgal
etmeye basliyor, aradaki vadilerde ise Filistinlilere ait tarlalar ve yerlesimler kaliyor. Boylelikle zaman icerisinde tepeler Yahudi "savunma mimarisi"yle insa edilmis yerlesimlerle doluyor, bu yerlesimler yayilma egiliminde oldugu icin FIlistinliler yayilmalarini
engellemek icin yerlesimlerin bittigi noktadan itibaren topragi ekip bicmeye basliyorlar.
 

Fakat "dikeysellik politikalari" bu tepelere kurulan kaleciklerle kalmiyor. Tarlalarin arasindan gecen yollar "guvensiz" oldugu icin Israil bu yerlesimleri birbirine baglayan, aradaki vadileri viyaduklerle ve tunellerle dogrudan gecen otoyollar insa ediyor, ve bu otoyollari "Israil topragi" kabul ediyor (bu otoyollarin kontrolu onerilen hicbir baris planinda Filistin'e birakilmiyor).

Bunun da otesinde (yani yukarisinda) buyuk yerlesimlerdeki
havaalanlarini Israile baglayan hava koridorlari ve "stratejik onem"e sahip hava sahasi var. Bu hava koridorlari ve hava sahasi da Israil denetimde kaliyor ve "Israil topragi" sayiliyor.

Bunun da otesinde (yani altinda) Israille Filistin ayni yeralti su havzasi uzerinde bulunuyor, ve Israil bu su havzasinin kullanimi ve kontrolunu de kendinde tutmaya kararli.
 

Sonucta, Filistin'lilere birakilan "yer" gercek anlamda yeryuzu, yani yerlesimlerle, otoyollarla dantel gibi delinmis bir yuzey alani, bu yuzey alaninin alti, ustu, otesi berisi "Israil topragi".

Weizman'in haritalari cok ilginc, bu haritalari ustuste bindirdiginizde bir kamuflaj deseni cikiyor, Israil devletinin askeri mantiginin bir metaforu gibi. Bu aslinda bir hareket kontrolu tabi ki; Filistin'e birakilan uzerinde hareket etmenin mumkun olmadigi bir "yer", ote yandan Israil hem bu yer uzerinde ve altindaki hareket hatlarini kendinde tutuyor, hem de mekan uzerinde kontrolunu saglayan tepebaslarini.

Yerlesimlerin mimarisi hakkindaki fotograf sergisi ise
Israil'de devlet tarafindan kapatilmis.
Bu sergi de cok ilginc, yerlesimlerin askeri mimarisini ve kentlesmesini desifre ediyor. Bos tepelere yerlesimleri "askeri toplu konut" mantigiyla yapan devlet sonrasinda bunlari gazetereklamlariyla falan yeni gocmenlere satiyor. "Bize bu guzel vadi manzarisini gostererek bu evi sattilar" diyor bir tanesi, "ve bir gun manzara uzerimize ates acmaya basladi".

Weizman'in "Politics of Verticality" calismasi ve haritalari su adreste
var;
http://www.opendemocracy.net/debates/article-2-45-801.jsp

Surda ise "Spatial Warfare: West Bank Settlement Architecture and Urban
Design" yazisi var:
http://www.between-lines.org/archives/2002/dec/Eyal_Weizman.htm

sevgiler,
aras


Aras Ozgun  |  aries@pyromedia.org  | 
http://www.pyromedia.org

http://www.sinbad.nu/