Rahmi Yıldırım,  İNANILIR  GİBİ  DEĞİL!

 

Yalçın BAYER, TCK’yı bu ülkeye kimler hazırladı

 

  İNANILIR  GİBİ  DEĞİL!

 

Rahmi Yıldırım

 

Türkiye’de inanılması zor olaylar yaşanıyor.

Aslında  alışılmış şeyler, hiçbir olağandışılık yok; ama, yine de inanılır gibi değil.

Belki de, 50 yıla yaklaşan ömür boyunca hep benzer olaylarla  karşılaşmanın, 20 yıla yaklaşan meslek yaşamında hep benzer türden olayların haberini yazmak zorunda kalmanın verdiği bıkkınlıkla tahammül etme gücü azaldı, o yüzden artık ‘inanılır gibi değil’.

En basitinden ağız alışkanlığıyla ‘yeni’ denilen Türk Ceza Yasası.

Geçen Eylül ayında Avrupa Birliği,  ‘Çabuk bu yasayı çıkarın, yoksa ilerleme raporunda kötü şeyler yazarız, sizin için iyi olmaz’ diye bastırınca, tatildeki  Meclis olağanüstü toplantıya çağrıldı.

Yasa yüzlerce maddeden oluşuyor ve birkaç milletvekili iç tüzüğe uygun engelleme yapsalar görüşülmesi aylar sürerdi.

Ancak CHP engelleme yapmadı. Hatta engelleyen bizzat tasarının sahibi Başbakan Erdoğan oldu. “Ben inançlı müslümanım. Anadolu kadını öyle istiyor. Zina hapislik suç olacak” diye tutturdu; Brüksel’de zılgıtı yiyince, inançlı müslüman olduğunu unuttu, zina önergesinden vazgeçti. Sonuçta Erdoğan’ın danışmanlarınca hazırlanan tasarı, hemen hemen hiç görüşülmeden Meclis’ten geçti.

AB Komisyonu, “Bravo valla, reform dediğin ancak bu kadar olur” diyerek yasayı alkışladı. Aralık ayında toplanan Brüksel zirvesi de “Kopenhag Kriterleri tamam, artık müzakereler başlasın” diyerek Başbakan Erdoğan’ı ödüllendirdi.

Ekonomik ve siyasi yapıyla zina halindeki Türk medyası, ‘AB ile zinanın önünde engel kalmadı’ sanarak sevinçten çıldırdı; “Atatürk bile bu kadar Atatürkçü olamazdı” diyerek, yasanın mimarı Erdoğan’ı göklere çıkardı.

Nihayet, Türkiye’nin 80 yıllık eza ve ceza yasasını tümüyle değiştiren yasanın 1 Nisan’da yürürlüğe girmesi gerekiyordu. Ancak, aradan geçen zamanda anlaşıldı ki, eğri cetvelden doğru çizgi,  tramvay demokratının kafasından da özgürlükçü bir yasa çıkmaz. Çıkan yasa, reform olmak şöyle dursun, eskisinden daha kötü bir yasadır.

Yasa yürürlüğe girerse, örneğin bazı yolsuzluklar suç olmaktan çıkacak, Amerika’yı ve Bush’u eleştirenler hapsedilebilecek, cezaevleri gazeteciyle düşünce mahkumlarıyla dolacaktır.

Yasa böylesine berbat, ama ne Meclis çıkardığı yasanın farkında,

ne Avrupa Birliği  yasayı ‘reform’ diye alkışlarken dürüst davranıyor,

ne de yasayı ‘tarihi adım, devrim’ diye duyuran gazeteciler yasanın kendilerini cezaevine sokacağından haberdar.

Hele de gazeteci örgütleri.

Orhan Erinç başkanlığındaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne göre,  yasanın sakıncalarına ilişkin görüşler “zina tartışmasına kurban gitti”.

Oktay Ekşi başkanlığındaki Basın Konseyi’ne göre, “yasanın sakıncalarının konuşulmasına zina tartışması engel oldu”.

Sözümona solcu örgüt Çağdaş Gazeteciler Derneği ise, kendisine yönetici seçtiği fikir hırsızını ve adi hırsızı kollamak aklamak dışında bir konuyla ilgilenemeyecek derecede mecalsiz, tamamen iptal.

Ceza Yasası yürürlüğe girdi girecek. Toplumu uyaran üç beş iyi niyetli hukukçu ve bazı gazeteciler oldu. Hukukçuların hazırladığı raporlar sayesinde, yasanın berbat maddeleri fark edilebildiği kadarıyla medyada tartışılmaya başlandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası, İstanbul’da ve Ankara’da “Türkiye habersiz kalmasın, gazeteciler hapse girmesin” yürüyüşleri düzenledi. (Bu vesileyle anlaşıldı ki, Türkiye’yi habersiz bırakmak istemeyen gazeteci sayısı pek de öyle iktidarı korkutacak kadar değildir!)

Sonunda, çıkardığı berbat yasanın toplumu kargaşaya sürükleyeceğinden çekinmiş olmalı ki, Başbakan Erdoğan bile yasanın düzeltilmesi gerektiğini kabul etti.

Ve bu anda Adalet Bakanı’nın içine düştüğü zavallılılık.

Bakan Cemil Çiçek, televizyonda canlı yayında, yürürlüğe girmesine saatler kalan yasayla ilgili soruları yanıtlıyor. Eleştirilere kulaklarını tıkamış, Kenan Evren’in anayasaya sahip çıktığı gibi “yasayı deldirmem, erteletmem” havasında.

Tam o anda Başbakan Erdoğan Kuzey Afrika’da Fas’ta basın toplantısı düzenliyor, yasanın erteleneceğini söylüyor.

Erdoğan’ın bunu söylediği anda, yasayı deldirmem erteletmem havasındaki Adalet Bakanı istifayı aklına  getirmiyor, alelacele stüdyodan çıkıp erteleme tasarısını hazırlıyor. Milletvekilleri, maaş artışı dışında belki de en süratli yasaya parmak kaldırıyorlar ve Ceza Yasası, yürürlüğe girmesine saatler kala erteleniyor.

Bütün bu  politik sefalete inanmak gerçekten zor, ama burası Türkiye!

İnanılması zor işler ceza yasasıyla ilgili politik sefaletten ibaret değil.

 

İntihalci Başbakanlık Müsteşarı

 

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in hâlâ koltuğunda oturabilmesi de inanılır gibi değil.

Başbakanlık Müsteşarı, devletin bir numaralı memurudur. Müsteşar  Ömer Dinçer, aynı zamanda ‘Ilımlı İslam’ teorisyenleri arasında hatırı sayılır bir isme sahiptir.

Doç. Dr. Ömer Dinçer’in adı bugünlerde “fikir hırsızı” olarak da dillere düştü. Dinçer Bey, arkadaşı Yrd. Doç. Dr. Yahya Fidan’la birlikte ‘İşletme Yönetimi’ adlı kitap yazmış. Ama, Sivas Üniversitesi ile Marmara Üniversitesi’nin ayrı ayrı hazırladıkları raporlara göre, kitap, Prof. Tamer Koçel’in  ‘İşletme Yöneticiliği’ kitabından çalıntıdır.

Çalıntıyı  Müsteşar da kabul ediyor; ama kendisi çalmamış. Kitabı beraber yazdığı arkadaşı, acemilikten ve dalgınlıktan bazı alıntıların kaynağını belirtmemiş, çalıntı burdan kaynaklanmış.

Sonuç: Çalıntı suçu sabit, Ömer Bey’in akademik unvanının elinden alınması gerekiyor; ama alınamıyor. Çünkü, suç zaman aşımına girmiş. Ömer Bey, hâlâ Başbakanlık Müsteşarı.

Başbakan’ın partideki ve devletteki en yakın fikir ve akıl hocalarının fikir hırsızı çıkması  gerçekten inanılır gibi değil. Ama Burası Türkiye.  Başbakan, yine inanılmaz bir biçimde, ‘Müsteşarıma inanıyor ve güveniyorum’ diyerek, intihalci müsteşarına kefil oluyor.

 

Hitler Sütçüler’de hortladı

 

İnanılması zor bir olay da Isparta’nın Sütçüler İlçesi’nde meydana geldi. Kaymakam Mustafa Altınpınar, tutturmuş, Ermeni ve Kürt sorunlarında görüşlerini beğenmediği yazar Orhan Pamuk’un kitaplarını yaktıracak. Emir veriyor ilçe kütüphanesindeki ve kamu kurumlarındaki Orhan Pamuk romanlarının toplatılması için. Allah’tan ilçede bir tek Orhan Pamuk romanı yok. Bir üniversiteli kızın çantasında görüldüğü rivayet ediliyor. Bereket kız da bulunamıyor. Sonuçta, Türkiye’yi Nazi Almanya’sıyla aynı kefeye koyup ağır bir utanca sürükleyecek kitap soykırımı, kaymakamın ve ilçe halkının okuma alışkanlığına sahip olmaması sayesinde önleniyor.

Bu şartlarda Hitler’in ‘Kavgam’ adlı kitabının Türkiye’de en çok satan kitaplar listesinin en başına yerleşmesi inanılır gibi olmasa da artık şaşırtıcı gelmiyor.

Burası Türkiye!

Rahmi Yıldırım

1 Nisan 2005

 

 

Yalçın BAYER TCK’yı bu ülkeye kimler hazırladı

01 Nisan 2005 Cuma http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~42@sid~9@nvid~557253,00.asp

YÜRÜRLÜĞE girmesi 1 Haziran’a ertelenen Türk Ceza Yasası’nı hazırlayan ve isimleri ‘TCK Tasarısı Alt Komisyon uzman danışmanı’ olarak geçen doçentler Adem Sözüer, İzzet Özgenç ve Ahmet Gökçen kimdir?

Üçünün de ortak özelliği Başbakan Tayyip Erdoğan’a yakın olmaları ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde ‘danışmanları’ olması...

Düne kadar başta basın mensupları olmak üzere herkesin kábusu olan tasarının 20 yıllık bir geçmişi var. Başta Sulhi Dönmezer olmak üzere Faruk Erem, Sahir Erman, Çetin Özek, Duygu Yarsuvat, Feridun Yenisey, İsmet Kürümoğlu ve Köksal Bayraktar gibi ünlü ‘ceza hocaları’ baştan tasarının hazırlanmasında büyük emek verdiler. Daha birçok öğretim üyesi, barolar ve yargı mensubu komisyon çalışmalarına katıldı.

İlk çalışmalar 1985 yılında başladı; AKP iktidarına kadar üç taslak hazırlandı. Son taslak 1998’de hazırlanmıştı. 2000-2001’de hükümet tasarısı olarak Meclis’e sunuldu. Ecevit hükümetinin Adalet Bakanı Prof. H. Sami Türk, tasarıyı yeniden incelettirdi. AKP iktidarı tasarıyı hazır buldu ve ‘tartışmaya’ açtı. Tasarıyı Meclis’ten çıkarmak AKP döneminde gerçekleşti.

Bazı hukukçulara göre, ceza yasası Anayasa’dan bile daha önemlidir; çünkü rejimi belirleyen bir kanundur. Bu nedenle yasanın bütün değerler sistemi içinde olması gerekir.

Tasarı yeniden ele alınırken üç doçentin Başbakan Erdoğan tarafından bizzat çalışmalara katılması istendi. Hukukçulara göre, tasarı bu üç isim tarafından ‘kuşa’ çevrildi; ‘17 Aralık süreci için bu yasa şart’ denilerek, iktidarın arkasına aldığı rüzgarla alelacele Meclis’ten çıkartıldı. Alt Komisyon’daki görüşmeler sırasında CHP’li üyelerin direnmesiyle ancak, tasarıda bazı ‘anti-laik’ maddeler ayıklanabildi. 345 madde, Alt Komisyon’dan geldiği şekilde çok kısa sürede çıkarıldı.

Alt Komisyon’da ‘Bilim Danışmanı’ olarak geçen Sözüer, Özgenç ve Gökçen hakkında kamuoyuna intikal eden bilgiler şöyle:

ÜÇ BİLİM ADAMI

ADEM SÖZÜER:
İÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi... Öğrencilerine karşı yardımseverliği ile tanınıyor. Büyükşehir’de olduğu gibi halen Başbakan’ın danışmanlarından. Aynı zamanda Sabah Gazetesi’nin çıkardığı hukuk dergisinin danışmanlığını yapıyor. Zaman, Aksiyon ve STV’de hukuk konusunda sık sık görüşleri yer alıyor. Çıkar amaçlı suçlarla ilgili 4422 sayılı kanun değişikliğinin mimarı sayılıyor.

İZZET ÖZGENÇ: Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi... Doçentlik sınavında üç kez başarısız olduğu ve İdare Mahkemesi kararıyla bu unvanı aldığı söyleniyor. Başbakan Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde de ‘hukuk danışmanı’ydı. 1994 yılında yaptığı bir konuşmada ‘Doğal hukukun kavramının kaynağını ve dayanağını ‘ilahi mesaj’ olarak açıkladığı’ belirtiliyor. Albayraklar davasında ‘sanık’ olarak sorgulandı. AB’yi sarsan ‘zina’nın Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal etmesine karşın ‘son dakika’da TCK’nın içine girmesi için önerge verdiren ‘bilim adamı’ olarak tanınıyor. Halkın benimsediği dini inançlara aykırı davrananlara hapis cezası getirilmesini ve eğitim öğretim hakkının kullanılması adı altında türbanın serbestisi çabasında bulundu; türbanın engellenmesi halinde ağır cezalar önerdi; ancak kabul ettiremedi. ‘Edebiyat ve sanatta da müstehcenlik bulunduğu’ yolundaki ısrarlı yaklaşımı üzerine CHP’li Komisyon üyesi Orhan Eraslan toplantıyı bırakıp çıkmıştı. Prof. İbrahim Kabaoğlu’nun istifasından sonra yerine Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Hakim ve savcılara yeni yasa ile ilgili olarak hizmet içi eğitim veriyor. Etibank davasına bilirkişiliği tartışma yarattığını gazeteler yazdı.

AHMET GÖKÇEN: Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi. Trabzonlu. Liberal Düşünce Topluluğu’nun yayınladığı ‘TCK. Md.312/2’ adlı bir kitabı bulunuyor...

Ehil eller hazırlamadı

CHP Niğde Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Orhan Eraslan, ‘TCK’nın ehil ellerde hazırlanmadığını’ belirterek şöyle konuşuyor:

‘Anti-laik hükümleri tasarıya sokmamak için büyük çaba gösterdik. Hele türban serbestisi çıkarılmış olsaydı, örneğin Kemal Alemdaroğlu 10 bin yıl yatardı. Tasarının görüşülmesi sırasında bu haberlerin basında posta pulu kadar yer aldığını hatırlatmak isterim. Zina konusunda Başbakan’ı ikna eden İzzet Özgenç’tir, yoksa Başbakan bunu nereden bilsin. Hem Bakan Cemil Çiçek ve hem Komisyon Başkanı Köksal Toptan daha sonra bir şekilde Başbakan’ı ikna ettiler.’

 

http://www.sinbad.nu/