Jan Guillou, İsveç'in tüm dünyada tanınan en ünlü yaşayan roman yazarıdır. Aynızamanda politik makaleleri ile de tanınan Guillou'nun romanlarından filmler yapılmıştır ve yapılmaktadır. Güçlü bir tarih bilincine ve politik bilince sahibolan Guillou'dan çevirdiğim aşağıdaki metin, gerçekleri arayacağına "komplo teorileri" üzerine soyut entellektüel gevezelikler yapanlara ve günlük basında W. Bush- Blair rüzgarlarına yelken açan ünlü sürüngenlere sunulur- Y. Küpeli, 2006.08.23

 

- Al- Kaida hakkında yazılan hiçbirşeye asla inanma

 

Not: Bu tarihten kısa birsüre önce, "uçaklar havada uçurulacaktı" yalanı söylenir söylenmez, 10.08.2006 günü, Sinbad'da "YALAN TÜM BATI MEDYASINI KENDİSİNE TUTSAK ETTİ!" başlığıyla kısa bir metin kaleme alıp, oynanan oyunu açıklamaya çalışmıştım. Bunun hemen ardından, 11.08.2006 günü, "'Buyrun cenaze namazına' demeyin" başlığıyla yazdığım ikinci notta, söylenen yalanın nasıl bir ırkçı ideoloji ile yüklü olduğunu kısaca açıklamıştım. Bu notun da ardından, "komplo teorileri" üzerine soyut gevezelikler yapan aydınlara yönelik 15.08.2006 tarihli yanıtımda, "uçaklar havada uçurulacaktı" yalanının Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi toplantısı öncesine rastlatıldığını ve bu çıkartılan kirli gürültü içinde İsrail yanlısı bir kararın BM'den kolayca geçirildiğini anlatacaktım... Yine aynı metinde al-Kaida denen ne idüğü belirsiz örgütün CIA'dan bağımsız düşünülemeyeceğini, sözkonusu örgütün adının bile Batı yakıştıması olduğunu yazacaktım. Sinbad'da basılan diğer başka yazılarımda da, al-Kaida'nın gerçekte varolmadığını belirtmiştim... Şimdi de sizlere tüm bu yazmış olduklarımı doğrular yönde gerçekleri ifade eden isveççe bir metnin çevirisini ulaştırıyorum... İsveç'in yaşayan en ünlü yazarı Jan Guillou, 20.08.2006 tarihli günlük Aftonbladet gazetesinde, "Tro aldrig pċ nċgonting som skrivs om al-Qaida" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Sosyaldemokrat eğilimli Aftonbladet, yaklaşık 8.5- 9 milyon nüfuslu İsveçte basılı gazete olarak günde yaklaşık 1.4 milyon kişi tarafından okunan bir yayın organıdır. Buna, gazetenin internet sayfalarına bakanları da eklersek, Aftonbladet'in hergün yaklaşık 3.8 milyon kişi tarafından okunduğunu söyleyebiliriz... Jan Guillou, aşağıda okuyacağınız yazısıyla "komplo teorileri" üzerine soyut gevezelikler yapan çokbilmiş aydınlara ve basında Bush- Blair çizgisinde yürümeye çalışan sürüngenlere esaslı bir tokat atıyor. O, halktan yana namuslu ve bilinçli bir aydın olarak hiç kıvırtmadan yalana karşı kavgada safını alıyor... "İsveç'in güvenliğini tehdit eden" bir haberi yayınlamış olduğu için gençliğinde birsüre cezaevinde de kalmış olan Jan Guillou'nun söyledikleri önem taşıyor. Çünkü O, sıradan bir roman yazarı olmanın çok ötesinde, derin politik bilince ve aynızamanda tarih bilincine sahip bir yazardır. Jan Guillou'nun yazmış olduğu birseri ajan romanının bütünüyle kurgu olduklarını kimse iddia edemez. Bunlar büyük ölçüde gerçeklere dayalı romanlardır ve bu nedenle de Anglo- Amerikan servislerinin politik amaçlı yalanları üzerine Guillou'dan gelen sözler ayrıca önem taşımaktadırlar. Tüm bunların ötesinde, Jan Guillou'nun "uçaklar havaya uçurulacaktı" yalanları üzerine sözlerinin aynızamanda İsveç'in en güvenilir bazı güvenlik uzmanlarının görüşlerini yansıttığını da düşünebilirsiniz... İyi okumalar dileğiyle- Yusuf küpeli, 23.08.2006

 

 

Al- Kaida hakkında yazılan hiçbirşeye asla inanma

 

Jan Guillou  jan.guillou@aftonbladet.se

 

Basıldığı gün: 20/ 08/ 2006 http://www.aftonbladet.se/vss/nyheter/story/0,2789,874233,00.html

 

İngiliz idari makamları kendi halkına yönelik tehditlerini tırmandırtmayı sürdürüyor. Gazeteciler de bu kampanyaya büyük bir mutlulukla katılıyorlar. İngiliz vatandaşları, asla güvenlik içinde olmadıklarına, Usame bin Ladin’in her an gelip onları kaçırabileceğine inandırılıyorlar.

 

Son olarak, 24 ingiliz teröristinin ilginç şişebombalarla bir seri uçağı uçurmalarına ramak kala tutuklandıklarını öğrendik. Çocuklarının emziğini (biberonunu) -“bomba olarak”- kullanmayı hesaplayan özellikle karanlık (“acımasız”) genç bir çiftin üzerine dikkatler çekildi.

 

İngiliz idari makamları, tüm bu iddiaları için, dolaylı bir kanıt olarak, Londra havaalanlarında birkaçgün sürecek olan bir kaos yarattılar. Birkısım uçuşlar için elbagajlarını yasakladılar. Özellikle uzun uçuşlar için gerekli olan elbagajları engellendi.

 

Son anda idari makamlarca alınan bu tip önlemlerin yardımıyla halk korkunç bir tehditle karşı karşıya olduğuna inandırıldı. Çünkü, herkes kendi kendisine sormalıydı; eğer ciddi bir tehdit olmasa, havaalanları neden böyle cehenneme döndürülsün?  

 

Yukarıda ifade edilen olayın üzerine hercinsten “terör uzmanı” balıklama atladı. İdari makamların ve onlarla birlikte atkoşturan gazetecilerin bulgularının gerçek olduğunu onayladı. Bazıları burada, evimiz İsveçte de bulunan bu tip çokbilmiş gaipten haber vericilerin söylediklerinin en komik (eylenceli) olanlarından biri de, gerçekleşemeyen bu korkunç saldırının gerisinde Usame bin Ladin’in bulunduğu ile ilgili olanlardı. Talihsizlik eseri Aftonbladet’te de böyle bir yazı yayınlandı: “Ördek gibi giden ördek gibi konuşur ve ördek gibi gözükür. –öyle olduğu takdirde onun ördek olma şansı da vardır.”

 

Ekspert bir gazeteördeğinden sözetmiyordu. Kastettiği al-Kaida idi.

 

Bu ördek kanıtındaki büyük kuşkunun görülmesi gerekir. Eğer İngiliz idari makamları, teröristleri, Heathrow havaalanının kayıt kuyruğunda uçağa binmek için beklerlerken patlayıcı dolu şişeler ve diğer herşeyle birlikte tutuklamış olsalardı, anlatılan öyküye inanma eğilimi gösterebilirdim.

 

Buna karşın, büyük olaydan birkaçgün sonra İngiliz polisi, 42 şüpheli ailenin (demek istedikleri Müslümanların) evlerine baskın düzenlediğini, 24 kişiyi tutukladığını ve iki tabancaya elkoyduğunu açıkladı. Bulunan herhangi bir patlayıcı madde yoktu.

 

Eğer polis Stockholm’un Rinkeby (göçmenler yaşıyor- Y. K.) semtinde veya Östermalm (İsveçli aydınlar, sanatçılar, varlıklı kişiler yaşıyor- Y. K.) semtinde benzer biçimde 42 eve baskın düzenlese idi, muhtemelen yine aynı sonuca ulaşır, iki tabanca elegeçirirdi. Eğer polis haince şişebombası planları ile 24 teröristi elegeçirmişse, neden havaalanlarını cehenneme döndürsünki? Eğer şüpheliler kendilerini havaalına atma gününün acil olarak geldiği fikrini şu veya bu nedenle internet ağında sızdırmış olmasalardı süpheli olmayacaklarmıydı?

 

Tüm öykü, “kokarca”nın saldığı leş kokusu gibi kokular yayıyor. Ve sadece iki ay önce İngiliz polisi, benzer bir baskında, herhangi bir suçluyu yakalayamadan ateş edip bir kişiyi öldürdü. Medyalardaki “terörist uzmanları” kendilerini öne çıkartabilmek için daha nelere sarılacaklar ve al-Kaida hakkında şundan bundan neler konuşacaklar.

 

Terörizme karşı savaşta ileriye yönelik büyük adımlar atıldığına toplumlarını inandırabilmek, İngiliz ve Amerikan makamları için herşeyin üstünde en büyük önemi taşımaktadır. Ve onları savaşın gerekliliğine tam anlamıyla inandırmak. Bundan dolayı, narkırmızısı ateşli bir hırsla kendi vatandaşlarını sürekli korkutmakta, tehdit altında göstermektedirler.

 

Korku kaynağı tehditler medyalar için politik anlamlarından çok ticari anlam taşımaktadırlar. İsveç gazetelerinde, İngiliz gazeteciler tarafından aceleyle elde edilip yazılmış olan ve neyin gerçek olduğu bilinemeyen raporların yeraldığını düşünün. Diğer yandan, haritalar, patlayıcı krokileri ve tüm geçmişiyle tehditleri -araştırmacı gazetecilik örneği olarak- üretmek ve satmak daha kolaydır. Ve yöneticilerin politik amaçlı istemi Usame tehdidi ile medyaların ticari amaçlı istemi Usame tehdidi arasında kalmış olan vatandaşların durumları anlaşılabilir.

 

Yine de politik sonuçlar alabildiğine korkutucu olacaktır. Thomas Bodström, İsveç demokrasisini kurtarmak amacıyla demokrasiyi daha da fazla sınırlayabilmek için zorunlu olan yeni kanıtlar elde edecektir. Ya da O’nun alışılmış söylemiyle, yaşamı kurtarmak amacıyla. (Thomas Bodström, ABD- İngiltere esen rüzgarlarla uyumlu olarak İsveçte de polisin yetkilerini arttırmaktan sözeden genç adalet bakanı- Y. K.)

 

Aynızamanda tüm bunlar, George W Bush’un dünyadüzeyinde heyecanlandırıcı bir yoksulluk- sefalet- sıkıntı-acı- yıkım üreten terörizme karşı savaş politikasının bir parçasıdır.

 

Teslim almanın bir zorunluluğu olarak, boyuneğdirmek ve inandırmak amacıyla savaş, sadece değişik muharebe alanlarında değil, aynızamanda evlerimizin içinde verilmektedir. (Yazar, korkutucu terör üzerine medyalarda söylenen yalanlar sayesinde en geniş yığınları Bush politikalarına inandırma ve boyuneğdirme savaşını kastediyor.- Y. K.)

 

Al- Kaida hakkında yazılan hiçbirşeye asla inanma. Böyle bir uluslararası terör örgütü yoktur- o çok önceden dağıtılmıştır.

“Bağlantılar” veya Usame bin Ladin sözcüklerini içeren hiçbir gazete yazısına asla inanma.

“Terör uzmanları”nın yüzde yüz güvenilir kehanetlerine asla inanma- onlar da senin kadar az biliyorlardır. Buna karşın onlar yine de uyduracak birşeyler bulurlar- Usame bin Ladin onları asla tekzip etmeyecektir. (Usame bin Ladin’in nerede olduğu, başına ne geldiği, yaşayıp yaşamadığı belli değildir ve bu nedenle hakkında söylenenlere yanıt veremez demeye getiriyor yazar- Y. K.)

 

Kuşku ve sağlıklı bir güvensizlik günümüzün işe yarayan tek kişisel savunma aracıdır.

 

türkçesi: Yusuf Küpeli

yusuf@comhem.se

23-08-2006

 

http://www.sinbad.nu/