Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli  http://www.sinbad.nu/ 

 

Türkiye- politika- ekonomi- tarih  

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

Sinbad'a faşist saldırı... 14 Aralık Salı günü "TT Administrative Contact Role Turk Telekom Bilisim Aglari Dairesi Aydinlikevler 06103ANKARA" aracılığıyla "Sinbad'ın Misafir Defteri'ne aşağıya ekleyeceğim tehdit notu geldi. Notla birlikte üzerine arapça harflerle birşeyler yazılmış ve karşılıklı iki tabanca resmi yerleştirilmiş bir Türk bayrağı vardı. Sinbad'ın bu bölümü birsüre işlemedi ama, hemen tamir edildi ve tüm kodları değiştirildi. Şüphesiz tehdit notu yerinden atıldı. Notu, tabancalı bayrakla birlikte olduğu gibi buraya, ön sayfaya yerleştirmeye çalıştım ama devamını okumak için tıkla

 

Bugün, 10 Ocak 2008, ”çalışan gazeteciler günü”… Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TDGP), yeni yıla girerken, 7 Aralık 2007 günü yolladığı e-posta ile, 23 gazetecinin -meslekleri ile ilgili nedenlerle- değişik hapishanelerde kapalı olduklarını duyurmuş ve bu insanlarla dayanışma çağrısı yapmıştı. Yine TDGP, 27 Aralık 2007 günü yolladığı e-posta ile, yılbaşını içeride karşılayan gazetecilere dayanışma kartı yollanmasını istemişti… Ayrıca, ”Musa’nın Çocukları” kitabının yazarı Ergün Poyraz, 2007 yılının Temmuz ayının son haftasından (27-07-2007) beri tutuklu olarak yargılanmaktadır. Tutukluluk halinin, sanığın kaçma olasılığına ve delillerin yokedilmesi tehlikesine karşı tedbir olduğunu hukukçular daha iyi bilirler. Tutukluluğun nedeni olan basılmış bir kitabın Musa’nın Çocukları”) nasıl yokedilebileceğini anlamak ise olanaksızdır. Fakat bu haksızlığın gerisinde Başbakan’ın, ve hükümetin intikam duygularının yattığını ve olayın yürütmenin yargı üzerindeki baskılarını kanıtladığını anlamak okadar zor değildir… Şüphesiz tüm bunlar, Türkiye’de varolan ifade ”özgürlüğü”nün içler acısı durumunun en somut göstergelerinden sadece bazılarıdır. Aslında, fazla söze de gerek yoktur: Basına, 15 Aralık 2007 tarihli günlük gazetelere yansıyan bilgilere göre, yeni YÖK başkanı profösör, Başbakan’ın, kendisine, ”Aman hoca dikkat et ipimizi çekerler, dediğini söylemiştir. Doğrusu, başbakan ve YÖK başkanı olan kişilerin bile düşüncelerini açıklamaktan bu ölçüde korkutuldukları bir ülkede, ifade özgürlüğü üzerine söylenecek bir söz bulabilmek olanaksızdır. ”Yasal” ve ”demokratik” gözükenin gerisinde ”gulyabanilerin” durdukları ve tüm iktidara sahip oldukları bir ülkede, herhangi bir özgürlükten sözedebilmek olanaksızdır. Fakat yine de ”çalışan gazeteciler günü” kutlanmakta, gün ile ilgili bildiriler yayınlanmaktadır. Önemli olan, ”dostlar alışverişte görsün.” - Yusuf Küpeli, 10-01-2008

 

Yeryüzünün en büyük suç örgütü CIA'in kirli dosyasından sadece bazı örnekler CIA, MOSSAD'LA BİRLİKTE ÇOK BÜYÜK UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI YAPTI

 

'Açım' diye Başbakanlık önünde kafasına silah dayadı...+14 milyon aç + nüfusun yarısı yoksulluk sınırının altında+Açlık sınırı 455 milyon TL

Yaşlı, yalnız ve yoksul

Türkiye, hergün 133 bebek ölüyor- Özgür Politika

Dünya nüfusu 6.2 milyarı aştı..

Sokak çocukları toplu intihara kalkıştı

Haliç Köprüsü'ne intihar amacıyla çıkan 7 sokak çocuğu, ikna edilerek kurtarıldı.

Soğukta sokakta kalınca donarak ölen çocuk toprağa veridi

 

İHD İstanbul: SANSÜRÜN KALDIRILMASININ 95. YILDÖNÜMÜ + EGEMENLER İNSAN HAKLARINA SAYGILI OLMALIDIR

 

İHD İstanbul ve Dev. Maden- Sen: Sivas katliamını unutmadık. Katliamın ardındaki güçler yargılansın.

 

İHD İstanbul ve Mazlum Der: İşkence insanlık onuruna saldırıdır + basında işkence + İ. Kayahan + M. Yılmaz + 12 yaşındaki kız cocuğuna tecavüz

 

İHD İstanbul: Milli Eğitim Bakanı ile ilgili çağrı+diğer duyurular 

 

Bakan'ın genelgesine dava: Çocuklarımıza kardeşliği öğretin

 

Akla zarar, kâbus gibi...

Türkiye'nin en tanınmış ve en eski gazetecilerinin başında geliyorsunuz ve 83 yaşındasınız. Başyazarı olduğunuz günlük gazete, bir eksiğiyle Cumhuriyet ile yaşıt, yani 84 yaşında. Basın haberlerine göre...

 

Tutuklu ve baskı altındaki gazetecilerle dayanışma haberleri: TÜRKİYE CEZAEVLERİNDE 24 GAZETECİ VE YAZAR TUTUKLU BULUNUYOR & POLİS, ÖZGÜR HAYAT VE %52 ÖFKE DERGİSİNİN SORUMLU YAZIİŞLERİ MÜDÜRÜ SİNAN TEKPETEK’İ KAÇIRDI, HIZLA GİDEN ARABADAN ATTI!
 
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformundan
BASINA VE KAMUOYUNA
Gazeteci, yazar Umur Hozatlı, Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan “Gıcık Adamlar!” ve “İyi Baba İş Başı Yaptı!” başlıklı iki yazısı nedeniyle TCK'nin 301. maddesi gereğince iki dava açılmıştı. Umur Hozatlı 301’in 2 ve 3. bendlerine göre 6 ay ceza almış bulunmaktadır.
Tutuklu Gazetecilere Özgürlük!

 

Gazeteci Yazar Hasan Coşar’a & diğerlerine Özgürlük
 
BASINA VE KAMUOYUNA, TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMUNDAN

Hasan Coşar için duyarlılık çağrısı 

 

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformundan

BASINA VE KAMUOYUNA

3 GAZETECİ DAHA TUTUKLANDI & TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 25’E YÜKSELDİ

TUTUKLU GAZETECİ FÜSUN ERDOĞAN’IN MEKTUBUDUR

Basın özgürlüğünü yargılamak isteyenleri yargılayalım

TERÖRLE MÜCADELE YASASI; TOPLUMLA MÜCADELE YASASIDIR

Terörle Mücadele Değil Toplumla Mücadele Yasası

 

 

Yusuf Küpeli, “Vatan satsa bir kişi, anında biter işi”      

Satacak birşeyleri olanlar ve olmayanlar                  

Suçluları gizleyen hile        

“Vatan” dahil satacak şeyleri olanlar, satılanlar ve suçlananlar        

Yeniden “Kiralık bir iktisatçının itirafları” üzerine         

Hrant Dink cinayetini kullananlar ve cinayeti öven klip sahtekarlığı         

“Leyleği kıral seçen kurbağalar”, liberaller ve Mussolini karikatürleri

metnin bütünü için tıkla  ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

Yusuf Küpeli, Hrant Dink cinayeti, yalanlar ve cinayete dayalı tasviye hesapları

- Ahmaklaştıran laf kalabalığı, kurbanı aşağılayıcı ve halkı kışkırtıcı sloganlar üzerine

(...) Tüm bunların ötesinde, “Hepimiz Ermeniyiz” gibisinden duyarsız bir yapmacıklığı savunmak amacıyla TV kameraları karşısında “Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü” diyebilmek...

- Politikacıların fırsatçılıkları, cinayete dayalı politik tasviye hesapları, ve başbakanın “derin devlet” hilesi  üzerine

Bu satırları yazanın düşündüğüne göre, Tayyip Erdoğan’ın tasviye etmeyi hesapladığı “derin devlet” ile yeni MİT Müsteşarı Emre Taner’in -usul dışına çıkarak- 05 Ocak 2007 günü yapmış olduğu açıklamalar... ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

 

UTANÇ VERİCİ KARANLIK CİNAYET ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ!

Gazeteci HRANT DİNK cinayeti, başta tüm yöneticiler, politik iktidar, politik partiler, güvenlik güçleri, medya ve demokrasi yanlısı olduğu iddiasındaki kişiler için utanç verici bir olaydır. Çünkü demokrasi boş gevezeliklerle, adi politik demagojilerle yerleştirilemez... Demokrasi herşeyden önce bir kültür işidir ama, bu kültürün topluma yerleşmesi için öncelikle hukukun işlemesi, kuralların herkese eşit biçimde geçerli olması, ve insanların bunun geçerliliğine güven duymaları gerekir...  

olayla ilgili olarak Agos gazetesindeki ve diğer bazı basın organlarındaki haberlere ulaşmak için tıkla

 

 

Yusuf Küpeli, “Sözde vatandaş”

Doğrusu bazı devlet büyükleri tarafından dillendirilmiş olan “sözde vatandaş” deyişine katılmamak olanaksız... Bu “sözde vatandaş”lar şimdilik sadece kaçıp kurtulmayı, kendilerini gerçekten vatandaş haline getirebilecek bir ülke bulmayı düşlemektedirler... ...Sayıları giderek artan “sözde vatandaşlar” eğer ileride kaçacak bir yer, kendilerine açılacak bir kapı olmadığını düşünmeye başlarlarsa, gerçek vatandaşlar için tehlike çanları çalmaya başlayacaktır. Bankaların kasalarını boşaltanlar, milyarları vuranlar dışarıda, çocuklar içeride

 

Y. Küpeli, Doğal olarak unutulan 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü

1 Mayıs 2008 sabahına polis panzerlerinin sirenleri ve atılan gaz bombalarının sesleri ile uyanan Türkiye toplumunun, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü hatırlamaması çok doğaldır. Daha gösteri, eylem, herhangi bir hareket yokken, sabahın köründe, saat 06:30’da polisin en büyük sendika federasyonlarından birinin, DİSK’in merkezine gaz bombaları...

(...) Ve yine böyle bir ülke de, adresi, yeri, herşeyi gözler önündeki tanınmış bir profösörün, Türk Tabibler Birliği (TTB) genel başkanı Gencay Gürsoy’un, Ankara Tabib Odası genel kurulu için gelmiş olduğu Ankara’da, tam 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, sabahın köründe, sözde “basın yasasına muhalefet” gerekçesiyle kaldığı otel odasından polisler tarafından derdest edilip sorguya götürülmesi sonderece doğaldır.

(...) UNESCO’nun yirmialtıncı dönem Genel Konferası sırasında, 1991 yılında, almış olduğu tavsiye kararına göre, 1993 yılında toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3 Mayıs gününü, Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak belirlemiştir...

(...) Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun 2 Mayıs 2008 günü e- posta ile ulaşan bildirisine göre, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye’de, 24 gazeteci ve yazar hapishanelerdedir. Aynı bildiri de...

(...)Dünya da ve özellikle ve öncelikle ABD işgali altındaki Irak’ta gazeteci cinayetleri sürüp gitmektedir. İçinde olduğumuz 2008 yılının 16 Nisan gününe dek...

Yusuf Küpeli, Dünya basın özgürlüğü gününde gazetecilerin ve ifade özgürlüğünün acıklı durumu üzerine bazı notlar

Birleşmiş Milletler, 1993 yılında, 3 Mayıs gününü, Uluslararası Basın Özgürlüğü Günü olarak ilanetti. Ardından, 1997 yılında UNESCO, aynı günle bağlantılı olarak Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü oluşturdu. Sözkonusu ödül, basın özgürlüğü için çalışmış olan kişilere veya örgütlere verilmek üzere oluşturuldu.

Birleşmiş Milletler’in bu iyiniyetli çabasına ve UNESCO’nun teşvik edici ödülüne karşın, gezegenimizde, ifade, haberleşme ve basın özgürlüğü açısından işlerin daha iyiye değil...

 

Yusuf Küpeli, TV programları ve aile içi cinayetler

İsveçte’de TV kanallarında dayak yiyen, ölümle tehdit edilen, baskı gören kadınlarla programlar yapılmaktadır ama, bunlar daha çok izleyici çekmeye yönelik adi, cıvık, kişilikleri yaralayıcı ve teşhirci programlara dönüşmemektedir. Konuşanın, suçlayanın ve itham edilenin veya edilenlerin kimliklerinin kesinlikle gizli kaldığı programlar yapılmaktadır. Tersinin cezai müeyyideleri vardır zaten... Eger Türkiye’yi yönetenler, iktidarı ellerinde tutanlar, sözkonusu kişisel trajedilerle, bilinçsizlikten ve ağır ekonomik baskılardan kaynaklanan aile içi trajedilerle geniş yığınları oyalayarak kitlelerin dikkatlerini asıl sorunlarından uzaklaştırmak gibi bir niyet taşımıyorlarsa; ahlaksız, cıvık TV programları ile toplumun yozlaşmasına yardımcı olmak ve bu bataklıkta işlerini daha rahat götürmek istemiyorlarsa, insanları ciddiye alarak onların kişilik haklarını, onurlarını koruyacak yayın yasalarını çıkartmak ve uygulanmasını sağlamak zorundadırlar.

 

 

Yusuf Küpeli, İnsanların sağlıklarına ve yaşam haklarına yönelik yolsusuzluklar insan haklarına saldırıdır ve insanlara kendi haklarına sahip çıkma bilinci verilemeden demokrasiyi ve insan haklarını yaşama geçirebilmek olanaksızdır!

Herşeyin pazara çıktığı, tüm insani değerlerin içleri boşaltılarak politik ticaret malzemesi haline getirildiği böyle bir dünyada ve ayrıca özel olarak Türkiye toplumunda, haklılıkları su götürür bazı ağızlarda sakız gibi çiğnenen "demokrasi" ve ayrıca "insan hakları" sözcüklerinin anlamlarını tamamen yitirip aldatma aracı haline geldikleri gözlemlenmektedir. Vaktiyle politik rant sağlamada ön planda olan din ticaretinin, İslamiyet ticaretinin yanında artık "demokrasi" ve "insan hakları" ticareti de artan ölçülerde yerini almaktadır. "Demokrasinin bir araç olduğunu" söyleyen kişinin başbakan olduğu ve kendi arkadaşlarını boğazlayanların ve en önemlisi tamamen ilkel dinsel bir düşünce yapısı ile kendilerine en büyük kötülükleri etmiş ve etmekte olan zavallı bir hastayı "tanrı" mertebesine yükseltenlerin "demokrat" kesildikleri bir ülkede tüm bunlar rahatlıkla anlaşılabilir. Sözkonusu önemli kavramlar içerikleri boşaltılarak demagojinin ve ahlaksızca politik yalanların aracı oldukca, bütünüyle çözümsüz (trajik) bir çöküş kaçınılmaz hale gelecektir. Ve böyle bir ülkede insan hakları örgütlerinin sorumlulukları ve gerçek yükleri sanılandan çok daha büyüktür.-

 

Öldüren  ağrı kesiciler- ABD ve İsveç ilaç tekellerinin ürettikleri bazı ağrı kesici ilaçların her yıl binlerce kişinin ölümüne yol açtığı bildirildi.

 

 

Yusuf Küpeli, Böyle bir Barolar Birliği Başkanını içine sindirenlerin sindiremiyecekleri kötülük ve haksızlık yoktur

Tayyip Erdoğan'ın ve çevresindekilerin eleştirilecek, karşı çıkılacak yanlarını bulmak zor değildir... Barolar Birliği Başkanı'ndan gelen ve ucu ırkçılığa uzanan bir aşağılamayı aklayan mahkemeler, şakalara, karikatürlere ağır cezalar verebilmektedirler. Bu çelişkili kararlar ikiyüzlülüğün, yalanın, görevini kötüye kullanmanın en tipik örnekleridirler...

 

 

Rahmi Yıldırım, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günüydü...

RSF 167 ülkeyi kapsayan bir liste yapmış; gazetecilere yapılan saldırılar, sansür, gazeteciler hakkında yürütülen soruşturmalar ve davalar, yani  ‘basın özgürlüğü’ açısından ülkeleri sıralamış. Türkiye’nin listedeki yeri ise hiç yüz ağartıcı değil, Afrika ülkesi Ruanda ile 113’üncü sırayı paylaşıyor...

 

 

Ege Üniversitesi sosyoloji profösörü H. Neşe Özgen’in yaşamış olduğu acı gerçekleri yansıtan aşağıdaki mektup, Sinbad’a bir öğrenci tarafından yollandı. Bu mektupta yansıtılan gerçekler, laiklik düşmanı işbirlikçi siyasi iktidarın gerçek anti- demokratik yüzünü yansıttığı kadar, bu iktidarın başındaki kişiye açık çek veren bazı Batılı liderlerin Türkiye’ye yönelik hesaplarını da gösteriyor...

 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi olayları için duyuru  'Allah Allah! nidalarıyla iki kere koşarak gelip bina içinde öğrencilere saldırdılar, öğrencileri copladılar, kızları yerlerde sürüklediler, öğretim üyelerini tartakladılar, binanın camlarını kırdılar, biber gazı attılar,  panzerlerle öğrencileri kampüs içinde kovaladılar, öğrencileri ve öğretim üyelerini küfürle tehdit etti ve kendilerine 'ben dekanım, neden bu fakültede bulunuyorsunuz?" diyen Edebiyat Fakültesi Dekanı'na, "ne olursan ol bizi ilgilendirmez!" dediler. Arkasından ellerine coplarını ritmik olarak... 

 

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem

(...) Kuş Gribi mi öldürüyor? Yoksa Bilgisizlik Ve İlgisizlik mi?; Sorun Ne? Sorumlu Kim? Devlet Nerede? Önlem Alınamaz Mıydı?; Her Kafa Sağlıklı Olmadığı Gibi, Her Tavuk Da Hasta Değil (...) Tabii bütün hayvanların hasta oluğunu söylemek yanlış olur. Hükümet ile toplantı yapan bazı çevreler kapalı kümeslerdeki diğer yüz binlerce kanatlının da devlet tarafından parasının ödenmesi koşulu ile yok edilmesini istemektedirler. "ACABA BİRİLERİ BU İŞTEN ZENGİN Mİ OLMAK İSTİYOR?", sorusu akılları terk etmiyor...; Hayvan Hakları İhlali Yaşanmaktadır; Etik Sorun Yaşanmıştır (...) Ancak bu bölgenin insanları dünya için tehlike saçıyorlar diye çukurlara canlı canlı toplatılıp üzerine benzin dökülmez...; Köy Tavuğu Olmadan Nasıl Ekolojik Tarım Ürünü Yetiştireceğiz; Kuş Gribi Konusunda Önlemimiz Var Mı?; Bilinçsiz Kırsal Halen Ne Yapacağı Konusunda Aydınlatılamadı; Hayvanat Bahçesi Yetkililerinin Duyarlılığı Örnek Niteliktedir; Devletin Bilime Verdiği Önemin Yansımasını Yaşıyoruz; Hayvanların Öldürülmesinde Bilim Kuruluşlarının İzni Var mı?; Manisa’daki “Tavuk Aşıları Üretim ve Tavuk Hastalıkları Araştırma Enstitüsü” Neden kapatıldı?; Tarım Kuruluşlarına Peşkeş Mi Çekiliyor?

 + Azzittito [xx(]Güngör URAS, Veterinerlerin sesi çıkmıyor  Azzittito [xx(]

 

Ölümcül hastaya inanılmaz soru

4 Kasım 2009, Çarşamba

milliyet.com.tr

Türkiye günlerdir bir kadının ölümünü seyrediyor. Cezaevinde kansere yakalanan Güler Zere hastalığının son aşamasında... Tedavisinin dışarda sürmesi için gerekli evrak Adli Tıp'tan bir türlü çıkmıyor.

(...) Kızının tedavi için yatırıldığı günden itibaren hastaneden ayrılmayan baba Haydar Zere, tedaviyi yürüten bir doktorun Güler Zere'ye “Dağda kaç kişiyi öldürdün? Dışarıda olsaydın çok sayıda cana kıyacaktın” dediğini duyduğunu, bu konuda da avukatlarının suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

(...) Zere'nin cezasının tecil edilmesi isteği nedeniyle beklenen Adli Tıp Genel Kurulu raporu hala çıkmadığı için hastane mahkum koğuşunda bulunan Zere'nin babası Haydar Zere, ümidinin kalmadığını belirtip, "Artık çocuğumun cenazesini alıp, gitmeyi bekliyorum. Bana sağ vermelerinden artık ümidim kesildi" dedi. Ailenin avukatı Taylan Tanay da, "Göz göre göre cinayet işleniyor. Yaşam hakkı ihlal ediliyor" diye tepki gösterdi.

 

Rahmıi Yıldırım, Çocuklar şefkate muhtaç Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi 1989’da imzalandı. Türkiye, sözleşmeye beş yıllık gecikmeyle 1994 yılında imza koydu. Bunlara ek olarak Türkiye’de çocukların bir de bayramı vardır. Dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olduğu söylenir. 23 Nisan Bayramı dolayısıyla her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce çocuk Türkiye’ye gelip akranlarının bayramını kutlar. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun (SHÇEK) Malatya yuvasında yaşananlar... Siz deyin Nazi kampı, ben diyeyim Iraklı esirlerin işkence gördüğü Ebu Gureyp cezaevi.

(Sinbat'ın özel notu: SEVGİSİZ BÜYÜMÜŞ, SÜREKLİ AŞAĞILANMIŞ KİŞİLER DİĞERLERİNİ DE EZERLER, AŞAĞILAR. BU TİPLERİN EĞİTİLMİŞİ, EĞİTİLMEMİŞİ, DİPLOMALISI, DİPLOMASIZI OLMAZ... YÜREKLERDE SEVGİ VE İLERİYE YÖNELİK UMUT OLMADIKTAN SONRA, ÇOCUKLAR ÜZERİNE İSTEDİĞİN KADAR ANLAŞMA İMZALA VEYA ÇOCUK BAYRAMLARI YAP, PRATİKTE YARARI OLMAZ... BİRİNİN GÜNAHI DİĞERLERİNİN GÜNAHLARINI ORTADAN KALDIRMASA DA, SADECE TÜRKİYE'DE DEĞİL, MALESEF DÜNYA DA EGEMEN OLAN BU TİP DERİN İKİYÜZLÜLÜKTEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİL.  MALATYA COCUK YUVASI'NDA GÖZLER ÖNÜNE SERİLEN GERÇEKLER ASLINDA TÜM DÜNYA DÜZEYİNDE SERGİLENMEKTE OLAN TRAJEDİLERİN KÜÇÜK BİR ÖRNEĞİ... BM AMBARGOSU VE ARDINDAN GELEN ACIMASIZ ASKERİ SALDIRILARLA IRAK'TA 5 YAŞIN ALTINDA BİR MİLYON CİVARINDA ÇOCUĞU ÖLDÜRENLER, MİLYONLARCASINI YETİM BIRAKANLAR, AÇLIĞA VE SEFALETE SÜRÜKLEYENLER VE BUNLARI DESTEKLEYENLER, TÜRKİYE'DE ÇOCUK YUVALARINDA SAHNELENEN TRAJEDİNİN SORUMLULARI İLE AYNI KALIPTAN ÇIKMA TİPLER. HEM DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI NUTUKLARI ATIP VE HEM DE DÜNYADA YAKLAŞIK İKİ MİLYAR İNSANI AÇLIĞA SÜRÜKLEYEN EMPERYALİST POLİTİKALARI ÜRETEN VE YÜZMİLYONLARCA ÇOCUĞU SAYISIZ AÇILARA BOĞANLAR, MALATYA ÇOCUK YUVASI OLAYI KARŞISINDA VİCDANININ RAHAT OLDUĞUNU SÖYLEYEN MALATYA VALİSİ İLE AYNI KALIPTAN ÇIKMA TİPLER... ÇÜNKÜ, SÖZKONUSU TİPLERİN TÜMÜ DE SONDERECE DUYARSIZ VE VİCDANSIZ VARLIKLAR. BU DUYARSIZLIK TOPLUMUN DİĞER BİREYLERİ ARASINDA DA YAYILDIĞI ÖLÇÜDE, YENİ TRAJEDİLER, FELAKETLER YAŞANACAKTIR. ASLINDA HERKES HERŞEYDEN SORUMLUDUR AMA, İNSANLAR SORUMSUZ OLDUKLARINI FARZETTİKLERİ SÜRECE KÖTÜLÜKLER KATLANARAK ARTACAKTIR. SİNBAD)

 

TTB-TMMOB-DİSK-KESK-HAK-İŞ, İnsanlık ayıbına karşı aydınların çığlığı: '123. ölümü durduralım!' (...) İnsani ve hukuki olmamakla, bir tür işkence ve ayrı bir ceza niteliği taşımakta olan bu infaz modeline karşı sürdürdükleri mücadele sonunda son 6 yıl içinde, 122 tutuklu/hükümlü hayatını yitirmiş, 600'ün üstünde tutuklu/hükümlü ise sakat kalmıştır.

Coşkun ARAL, Yine 1 Aralık Dünya AİDS Günü!
Unutanlar için yineleyelim. Her yıl 1 Aralık AIDS’i tanıma, hatırlama ve hatırlatma günü. Her 6 saniyede bir insanın AIDS’e yakalandığı düşünüldüğünde, yılda sadece bir günün bu hastalığı tanımak ve tanıtmak için yeterli olmadığı apaçı... + Dünya'da 40 milyon AIDS hastası var (...) Tüm dünyada ise her 5 dakikada bir insan AIDS nedeniyle hayatını kaybediyor. 2005 yılında 3 milyon kişi yakalandığı AIDS nedeniyle yaşamını yitirdi.

http://www.sinbad.nu/