İsrail devleti çocukların yaşamlarını söndürüyor

Anna Wester

Stockholms Fria (Stockholm’ün Özgürü), 5 nisan 2003

Önceki hafta (mart 2003 sonunda), Betlehem’de binlerce Filistinli çocuk, savaşın kurbanı olan yaşıtlarını anmak ve acılarını yansıtmak için bir protesto gösterisi yaptılar. Gösteriden birkaçgün önce Betlehem’de ailesiyle birlikte bir arabanın içinde yolculuk ederken İsrail ordusunun açtığı ateşle katledilen 10 yaşındaki Christine Saadah’ın öldürülmesini protesto edebilmeleri için değişik Filistin örgütleri çocukların eylemlerini birlikte organize etmişlerdi. Christine, son iki gün içinde İsrailli askerler tarafından öldürülen üçüncü çocuktu. Bir gün önce Cenin’de iki küçük oğlan çocuğu vurulup öldürülmüşlerdi. Çocukların protesto gösterilerinin sonderece sakin ve barışçı geçmesine karşın, İsrailli askerler gözyaşartıcı bombalar ve ses bombaları atarak ve askeri arazi araçlarını çocukların ortasına sürerek gösteriyi dağıttılar. Doğal olarak çocuklar gerçek bir korkuya kapıldılar ve bazıları sakatlandılar.

 

İkinci İntifada’nın başladığı eylül 2000’den beri İsrail ordusu 400’ü aşkın Filistinli çocuğu öldürmüştür. İsrailli askerlerin uyguladıkları şiddetin sonucu olarak 500 çocuk sakat kalmıştır ve 200 civarında Filistinli çocuk İsrail cezaevlerindedir. İsrail ordusu sadece çocukların hayatlarını söndürmekle kalmamakta, aynızamanda onların tüm yaşam sevinçlerini ve geleceğe olan inançlarını da yoketmektedir. İsveç ve İngiliz Çocuk Esirgeme Kurumları (Rädda Barnen), İsrail tarafından işgaledilen bölgelerdeki Filistinli çocukların yaşam koşullarını öğrenebilmek amacıyla ocak ve şubat 2003’te 380 Filistinli çocukla görüşme yapmışlardır. Sonuç, nisan 2003’ün ilk haftası içinde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’na bir raporla sunulmuştur. Kısa, şaşırtıcı ama, alabildiğine üzüntü verici acı bir sonuçtur bu.

 

Çocukların tanıklıkları, yaşamlarının güvensizlik, şiddet, korku ve acıyla yüklü olduğunu göstermiştir. Öldürülen diğer çocuklar, hapsedilen yakınları, ev yıkmalar ve okula giderlerken başlarına gelecek olanlar için derin üzüntü duymaktadırlar. Günümüzde Filistin kentlerinde sık sık uygulanmakta olan sokağa çıkma yasakları, çokcukları en sert biçimde vuran silahlardan biridir. Sabahları pencereden dışarıya bakarak sokağa çıkma yasağının olup olmadığını ve dolayısıyla okula gidip gidemeyeceklerini anlama alışkanlığı, çocukların günlük yaşamlarının bir parçası olmuştur. Televizyonun karşısında geçen ev günleri uzun ve sıkıcı olmaktadır. Okula gidebildikleri günlerde onları en çok telaşlandıran olay, daha evlerine ulaşamadan sokağa çıkma yasağının başlayacak olmasıdır. Okula gidiş veya okuldan dönüş yolları, bazan bu okul çocuklarına nişan alan veya hatta ateş eden İsrail ordusu askerleri tarafından sık sık kesilmekte, zaman zaman okul çantaları aranmaktadır.

 

Batı yakasını son kez ziyaret ettiğim 2001 yazından bende kalan aydınlık anı,  karşılaşmış olduğum umut dolu sevinçli çocuklardır. Ağır politik koşullara karşın bu çocuklar, kendilerini adamış büyüklerin saygıdeğer yardımlarıyla zengin içerikli ve sevgi dolu bir yaşam sürdürebiliyorlardı. Ozamandan bu yana aynı çocuklar için çalışma yapmak alabildiğine zorlaştı ve bunda sokağa çıkma yasaklarınında bir ölçüde etkisi var. Kızıl Haç’ın araştırması, çocukların çogunluğunun kendileri için bir gelecek göremediklerini ve derin bir güvensizlik içinde olduklarını göstermiştir. Buna karşın, gelecekleri üzerine fantaziler yaparlarken, çocukların içinde yinede bir umut ve dikkatli bir iyimserlik vardır. Yolları ne ölçüde zorluklarla dolu olsada, özgür bir Filisti’in kurulacağına inanmaktadırlar. Şimdi dünyanın sorumluluğu, İsrail’in bu umudu yoketmesini engellemektir.

 

  türkçesi: Oya Karan ve Yusuf Küpeli

yusuf@comhem.se

http://www.sinbad.nu/