Yusuf Küpeli, Irkçı Siyonist ve faşist İsrail devletinin Filistin halkını sistematik olarak yoketme ve kalanını anayurdundan kaçırma eylemleri üzerine notlar

 

(...) Albert Einstein ve arkadaşı Hannah Arendet, İsrail devletinin kuruluş aşamasında, 4 Aralık 1948 günü, ünlü New York Times’in editörlerine yazdıkları mektupla, “İsrail’de faşizmin yükselebileceği” konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Onlar, İsrail’de Menachem Begin önderliğinde yeni kurulan “Özgürlük Partisi”nin (Tnuat Haherut), felsefesi ve kullandığı yöntemlerle Nazi ve Faşist partilere benzediğinin altını çizmişlerdir...

 

Prof Michel Chossudovsky, İsrail Askeri Stratejisi: “Onları Tamamen Yoketmek”. Ezici Soykırımın Kanıtları, Gazze’deki Tüm Kesin Ölüm ve Yıkım Verileri  (türkçesi: Yusuf Küpeli)

 

“ (...) Gazze ülkemizin bir parçasıdır ve biz oraya sonsuza dek yerleşeceğiz,... Ardından, Gazze’den kaynaklanan terörü yokedebilme amacıyla, orası (Gazze), egemen İsrail’in bir parçası olacak ve Yahudilerin yerleşimine açılacaktır. Keza bu durum İsrail’in konut krizine rahatlık, çözüm sağlayacaltır.”

ayrıca bak: Filistin Memleketimdir

 

Prof Michel Chossudovsky, Israel’s Military Strategy:”Obliterate Them Completely”. Overwhelming Evidence of Genocide, Precise Data on Death and Destruction in Gaza

Bağlantılı linkler

 

 

Irkçı Siyonist ve faşist İsrail devletinin Filistin halkını sistematik olarak yoketme ve kalanını anayurdundan kaçırma eylemleri üzerine notlar

 

Henüz İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırıları sürerken kaleme almış olduğum bir önceki “ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ” başlıklı yazımda, doğru olarak, saldırının önceden planlandığını ve sahte bir neden üretildiğini yazmıştım. Yine aynı metinde, İsrail saldırısının önemli nedenlerinden birisinin, Gazze Şeridi’nde bulunan ve değeri 4- 5 milyar dolar çivarında hesaplanan, hatta daha fazla olabileceği de düşünülen doğal gaz ve petrol ile ilgili olduğunu ifade etmiştim…

 

Aslında, yukarıdaki son ifademi tamamlamak gerekirse, her yıl ABD’den 3.5 milyar dolar çivarında karşılıksız yardım alan ırkçı siyonist İsrail devleti için 4- 5 milyar dolarlık bir petrolün ve doğal gazın fazla değeri olmadığı düşünülebilir ama, bu, varlığını sürdürme ve toparlanma çabası içinde olan Filistin toplumu için sonderece değerli bir gelir kaynağıdır… İşte ırkçı siyonist İsrail devleti, kuruluşundan bu yana sürdürdüğü kesintisiz saldırı ve yıkım politikaları ile, özellikle ABD’nin tek süper güç konumuna geldiği, dünyadaki güç dengelerinin bozulduğu günlerden itibaren yoğunlaşan saldırganlığı ile, ve bu son saldırıları ile, Filistin halkına nefes aldırmama, toparlanma olanağı vermeme, petrolünü ve diğer kaynaklarını kullandırmama, ve sonuçta bu halkı yapabildiği kadar hızla yoketme, kalanını da anayurdundan kovma çabası içinde olduğunu göstermiştir, göstermektedir… Bu metnin ardından aynı sayfaya yerleştireceğim ve okumanızı özellikle isteyeceğim çeviri, Prof. Michel Chossudovsky’nin “İsrail Askeri Stratejisi: ‘Onları Tamamen Yoketmek’. Ezici Soykırımın Kanıtları, Gazze’deki Tüm Kesin Ölüm ve Yıkım Verileri” başlıklı yazısı, İsrail’in sözkonusu soykırım politikalarını kaynakları ile açıklamaktadır...

 

Sözkonusu saldırgan İsrail ırkçılığının kökleri, Eski Ahit’e (Tevrat) uzanmaktadır...

 

“(...) Eski Ahit’e (Tevrat) göre onlar, yahudiler, ‘seçilmiş’ bir halktır, Kenan (Canaan) ülkesi, ya da kanlı cinayetlerini işlemiş oldukları, ve işlemeyi sürdürdükleri günümüzün Filistin toprakları, onlara ‘adanmış’tır. Böyle düşünenler için hertürlü cinayet meşrudur, ve bu ahmakça yalanların benzerlerini yayan bir başka din kitabı, Tevrat’tan başka bir dini metin daha bulabilmek olanaksızdır. Çünkü Yahudi dini, Eski Ahit (Tevrat) öğretisi, Hiristiyanlık ve İslamiyet gibi tüm insanlığı kucaklayan evrensel bir inanç değildir. Yahudi dini, Eski Ahit (Tevrat), bir aile dinidir, bir aşiret dinidir. Sözkonusu kitapta adı sık sık anılan tek yaratıcı Yehova (Yahweh), sadece Yahudi toplumu içindir, koruyuculuğu, iyiliği sadece onlaradır. Yahudi ırkçılığının, ayrımcılığının temelinde bu gerçek durmaktadır. Kısacası Yahudi dini, tüm insanlık için değil, sadece bir aşiret içindir, kendisini diğer akraba semitik halklardan tamamen ayıran semitik bir aşiret, Yakub’un 12 oğlundan oluşan 12 aile, veya aşiret içindir...” (bak: GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER)

 

Çıkış (Musa’nın İkinci Kitabı) Bap 34’ten bazı cümleleri olduğu gibi buraya aktaralım... “(...) 11 Bugün sana emrettiğim şeyi tut; işte ben, Amori ve Kenanlı, ve Hitti, ve Perizzi, ve Hivi, ve Yebusileri senin önünden kovarım. 12 Gitmekte olduğun memlekette oturanlarla ahdetmekten (bir iş için söz vermek, anlaşmak) kendini sakın, ta ki aranızda tuzak olmasın. 13 Fakat onların mezbahlarını (kurban yeri, kesim yapılan yer) yıkacaksınız, ve onların dikili taşlarını (tapınakları anlamına) parçalayacaksınız, ve onların Aşerlerini (kutsal varlıkları, önderleri anlamına) keseceksiniz... (...) 16 ve onların kızlarını oğullarına almayacaksın... (...) 24 Çünkü senin önünden milletler kovacağım, ve senin hudutlarını genişleteceğim...” (bak:aynı metin )

 

“(...) Yahudiler dışında kalanlar için ölüm emri verilmekte; onların kutsal yerlerinin, kültürlerinin yokedilmesi istenmekte; ve onlarla evlilik yasağı getirilmektedir. Gidilmekte olan Kenan Ülkesi’nde yaşayan başka halklara yönelik olarak soykırım ve tüm kültürü yoketme emri veren, ve evlilik yasağı getiren, sadece bir aşirete, yahudiliğe (Hebrew aşiretlerine) yayılma, sınırlarını genişletme sözü veren bu din kitabında yazılanlara benzer içerikte olan bir başka monoteist din kitabı daha yoktur...” (bak: aynı metin) Bu tip gayriinsani dogmalarla doktrine edilmiş beyinler, kadın, çoluk-çocuk demeden hertürlü cinayeti rahatça işlerler ve en ufacık bir vicdan azabı bile duymazlar. İsrail’in kuruluş aşamasında ırkçı-faşist-siyonist çeteler tarafından basılan Arap köylerinde işlenen korkunç cinayetler, halkı korkutup kaçırma amacıyla ortadan ikiye ayrılmış kurbanların yarım yarım gövdelerini ortalık yerde bırakma eylemleri, sözkonusu vahşetin en somut örneklerindendir. Aynı vahşetin vicdansız efendileri, günümüzde de filistinli çocukları rahatca katletmektedirler...

 

Tevrat dışında başka herhangi bir din kitabında böyle evlilik yasakları yoktur ama, benzer yasaklar Nazi Almanyasında vardı... “ ‘Nurnberg Kanunu’ olarak adlandırılan ve Nazi Partisi’nin 15 Eylül 1935 tarihli Nurnberg kongresinde karara bağlanan Nazi Irk Yasası’na göre, Alman vatandaşlarının öncelikle ve özellikle Yahudilerle evlenmeleri yasaklanmaktaydı... ‘Alman Kanını ve Onurunu Koruma Yasası’ olarak adlandırılan ve beş paragraftan oluşan sözkonusu yasaya göre, bir Alman vatandaşı ile bir Yahudi, veya bağlantılı kana mensup biri arasındaki evlilik kesinlikle yasaklanmaktaydı. Yasanın paragrafları, kararla ilgili ayrıntılarla ile sürüp gitmekteydi... Sözkonusu yasa, 14 Kasım 1935 tarihinde daha ayrıntılı ve karmaşık hale getirilecek, Yahudiliğin tarifi vs. yasaya eklenecekti... ” (bak:aynı metin )

 

Günümüz İsrail toplumunda da Araplar’a yönelik olarak uygulanan benzer evlilik yasakları mevcuttur... Örneğin, Radikal gazatesinin 22 Temmuz 2010 tarihli haberine göre, “Kudüs’te, ‘bekar bir Yahudi erkek olduğunu’ söyleyerek Yahudi bir kadınla cinsel ilişki kuran Arap’a 18 ay hapis cezası verildi.” Aslında karşılıklı rıza vardı ama, erkeğin Arap olduğu anlaşılınca, olay tecavüz sayılacaktı... “(...) Yahudi toplumunun çoğunluğu, Araplarla yapılan evliliklere, özellikle Yahudi kadınlarının Arap erkeklerle evliliklerine karşıdırlar. Ciddi bir araştırmaya göre, İsrail Yahudi toplumunun yarısından fazlası, farklı kökenden gelenlerle yapılan evliliklerin, ‘ulusa ihanet’ ile eş anlamlı olduğuna inanmaktadır... ‘Yahudilik için Ateş’ adını alan ve 2007 yılında 35 erkekle kurulan bir grup, İsrail kentlerinin sokaklarında, Arap erkekleri ile dolaşan Yahudi kadınların avına çıkmaya başlamıştır. Bir başka benzer grup, Arap erkeklerle çıkan Yahudi kızları yakınlarına, ailelerine telefonla ihbar etmektedir. Böylece, Arap erkekleri ile çıkan Yahudi kızları baskı altına alınmaya başlanmıştır. Kiryat Gat’ta, yerel Bedevi erkeklere karşı Yahudi kızların uyarılmaları işi, okul programına alınmıştır. Yine, içinde olduğumuz 2010 yılının Şubat ayında, hükümetin desteği ile, Yahudi kızların Arap oğlanları ile çıkmalarının ve evlenmelerinin engellenmesi üzerine bir kampanya başlatılmıştır...” (bak:aynı metin )

 

Pentagon’un ve NATO’nun Ortadoğu’da ileri karakolu olarak ırkçı faşist militarist İsrail devleti...

 

“ (...) Ülkenin kuruluşu da zaten, emperyalist güçlerden alınan destekle birlikte dehşet verici kanlı katliamlara, silahsız Filistin-Arap halkını zorla kendi topraklarından göçettirme politikalarına, acımasız bir etnik temizlik ve soykırım politikasına dayanır. Bu süreç içinde yaklaşık bir milyon insan yerinden, yurdundan edilmiştir. Nazi Almanyası’ndan öğrenilen kanlı yöntemler, geliştirilerek Filistin-Arap halkına karşı uygulanmıştır... İlginçtir, Yahudiliğin yaklaşık üç bin yıl önceki tarihihde de, bölgenin (Kenan ülkesinin) yerli halkına karşı benzer yöntemler uygulanmıştır; ve bunlar, utanmazca, Eski Ahit’in (Tevrat) Genesis (Tekvin, Yaradılış) adlı ilk bölümünde yeralmıştır, kaydedilmiştir...” (bak:aynı metin )

 

Karl Marks, “Yahudi Sorunu Üzerine” (“On the Jewish Question”) adlı kitapçığında, “(...) Çünkü, Yahudi dininden bütünüyle ve inkar edilemez biçimde vazgeçmeden politik kurtuluşu elde edebilirsiniz ama, politik kurtuluş insan olarak kurtuluşun (insani kurtuluşun) kendisi değildir...”, demektedir. Yine O, (...) Son tahlilde Yahudilerin kurtuluşları, insan olarak Yahudi dininden kurtuluşlarındadır...”, demektedir. Ve Marks’ın konu ile ilgili analizlerini, “(...) Yahudilerin sosyal kurtuluşları, toplumun Yahudi dininden kurtuluşundadır.”, cümlesi ile noktalayıp, kitapçığını sonlandırmaktadır. (bak:aynı metin )

 

Böylece o, Marks, sözkonusu aşiret dininin insan zihnini ve ruhunu zehirleyen, kişileri evrensel insani değerlerden kopartarak canavarlaştıran ve kendi varlığına ihanet eder hale getiren özüne dikkati çekmiştir. Bu dinden kurtulmadan devlet olunabilir ama, özgür insan olunamaz. Sonuçta, İsrail yönetimini onaylayan yahudiler, kendi zehirli ideolojilerinin tutsağıdırlar; çevreleri ile birlikte kendilerini, geleceklerini zehirlemekte ve adım adım felaketlerine doğru yürümektedirler...

 

Yahudi dininin ürünü kör bir canavarlığı, ırkçı-siyonist yahudi devletini -petrol zengini- Ortadoğu’da kullanılabilir bir silah olarak gören ve ayrıca bu oyunla anti-semitik suçlarını, cinayetlerini örtbas etmeye çalışan Batı’nın emperyalist merkezleri, ırkçı-siyonist İsrail’in kuruluşuna çanak tutmuşlar ve kısa tarihi boyunca İsrail ile suç ortaklığı yapmışlardır. Onlar, İsrail’i NATO’nun ve Pentagon’un bir ileri karakolu olarak görüp kullanmışlar ve korumuşlardır... İsrail yönetimleri zaman zaman Batı’nın, ABD’nin ortadoğu politikaları ile ters düşse de, Nil’den (Nil dahil) Fırat’a (Fırat dahil) devasa büyük bir İsrail düşü kursa da, Batı olmadan, Pentagon olmadan varlığını sürdüremeyeceğini bilmektedir. Süveyş’den Basra’ya uzanan, kuzeyde Antakya’yı içine alarak Suriye, Irak’ın büyük bölümü, Ürdün ve Lübnan toprakları ile büyük bir İsrail düşü kuranlar, ırkcı bilincinin derinliklerine işlemiş dört bin yıllık korkuları ile daha da vahşileşip canavarlaşmaktadırlar. Kendilerini diğer insanlardan ayıranlar, diğerlerini aşağılayıp onları öldürme ve varlıklarına elkoyma hakkını kendinde bulanlar, korkusuz özgür vatandaşlar olamazlar. Onlar, dipsiz paranoid korkuların tutsağıdırlar aynızamanda...

 

Aslında, herkesin bildiği büyük bilim insanı Albert Einstein ve arkadaşı Hannah Arendet, İsrail devletinin kuruluş aşamasında, 4 Aralık 1948 günü, ünlü New York Times’in editörlerine yazdıkları mektupla, “İsrail’de faşizmin yükselebileceği” konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Onlar, İsrail’de Menachem Begin önderliğinde yeni kurulan “Özgürlük Partisi”nin (Tnuat Haherut), felsefesi ve kullandığı yöntemlerle Nazi ve Faşist partilere benzediğinin altını çizmişlerdir. Ve aynı partinin, önceki terörist, aşırı sağcı, şövenist Irgun Zvai Leumi’nin devamı olduğunu vurgulamışlardır... Onlar, sarsıcı bir örnek olarak, silahsız insanların, çocukların, kadınların ve erkeklerin vahşice katledilmiş olduğu Arab köyü Der Yassin (Deir Yasin) örneğini vermişlerdir... 10 punto ile iki A-4 sayfası tutan ve 27 Yahudi aydını tarafında imzalanan mektupları, içinde daha birçok dramatik gerçeği barındırmaktadır...

 

Eski bir yazımdan alıntı yaparak Deir Yasin katliamı hakkında biraz bilgi vermem gerekirse... “(...) Irgun ve Stern adlı iki terörist sionist çete, silahlandırılmış ve zırhlarla kaplanmış araçlarıyla, 9 Nisan 1948 Cuma günü sabahın erken saatlerinde, Jarusalem’in (Kudüs) 5.5- 6 km kadar batısında konumlanan ve 1945 yılı sayımına göre 610 kişilik nüfusa sahip olan Deir Yasin köyüne saldırmışlardır. Silahsız sivil köylülerin yaşadığı Deir Yasin’e saldıranlar, modern silahlarla donatılmış 3 000 kişiden oluşmaktaydı. Cumartesi gününe dek sarkan, 13 saat süren katliama İngiliz birlikleri sadece seyirci kalmışlardır. Kızıl Haç olay yerinde 254 ölü sayabilmiştir ama, bazı raporlara göre öldürülenler 256, diğerlerine göre ise 300 kişidir... Bilinçli olarak dehşet saçmak, insanları korkutup bölgeden kaçırtmak amacıyla cinayetler vahşice işlenmiştir. Gövdeler ikiye ayrılmış, bazı organlar dışarıya çıkartılmıştır... Öldürülenlerin 25 tanesi 10 yaşın altında çocuklardı ve bunların arasında 1, 2, birsürü 4 ve 5 yaşında olanlar vardı... Deir Yasin, aynı yıl yokedilen ve adları -bu kısa metne sığmayacak kadar- çok uzun bir liste oluşturan yüzlerce köyden sadece birisidir. Benzer vahşi cinayetler diğer köylerde de işlenmiştir...

 

“İleride, 1967 yılından itibaren değişik bakanlıklarda bulunduktan sonra, aşırı sağcı Likud (“Birlik”) partisinden 1977 yılında İsrail’in 6ncı başbakanı olacak olan ırkçı faşist görüşlerin şampiyonu sionist Menachem Begin, katliam sırasında Irgun veya ITZL olarak adlandırılan çeteye komuta etmekteydi. Ruhu da görünüşü kadar çirkin olan bu kişi, 1978 yılında Nobel Barış Ödülüne “layık” bulunacaktı. Böylece sözkonusu kişi, bakanlıkları ve başbakanlığı ile İsrail devletinin terörist yapılanmasını gözler önüne sererken, aldığı sözkonusu ödülle ise, bu ödülün nasıl birtakım kirli politik konspirasyonların aracı olduğunun, ve emperyalist Batı’nın bazı ünlü kurumlarının derin ikiyüzlülüğünün en somut kanıtı olacaktı...

 

“Yitzakh Shamir, aynı saldırıya katılmış olan Stern veya Lehi çetesine komuta etmekteydi. Çetenin adı, 1940 yılında bu örgütü kurmuş olan Avraham Stern’den gelmektedir... Katliamlarda başarılı sözkonusu ikili (Begin ve Shamir), İsrail’in politik ayaşamında da başarılarını birlikte sürdüreceklerdi. Yitzakh Shamir, Mart 1980’de Begin’in kabinesinde dışişleri bakanlığına atanacak ve Ekim 1986’da aşırı sağcı Likud iktidarı ile ülkenin başbakanı olacaktı... Begin, Shamir ve benzeri karakterlerle temsiledilen İsrail yönetimleri, sürekli katliamlara uğrattığı yoksul Filistin halkının yurtsever örgütlerine, saldırdığı Lübnan’ın yurtseverlerine, “usta hırsız evsahibini bastırır” örneği, “terörist” sıfatını takma kurnazlığını gösterecekti...- Yusuf Küpeli” (bak:Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar + Deir Yasin katliamı ve bu köye saldırıyı gerçekleştiren çeteler hakkında )

 

Günümüzde Likud Partisi tüm gücü ile Binyamin Netanyahu’yu desteklemektedir; ve O’da, Deir Yasin katliamının baş aktörü Menachem Begin’in izinde Filistin halkına yönelik soykırım politikalarını sürdürmektedir... Tekrarlamak gerekirse, Menachem Begin’de aynen Binyamin Netanyahu gibi -1967 yılında- Likud Partisi’nin desteği ile İsrail’in başına geçmişti...

 

Bu gün (19- 08- 2014), bu satırlar yazılırken, birkaç gündür durmuş olan İsrail saldırıları yeniden başlamıştır. Ve haydut devletlerin egemenliğindeki dünya Filistin halkına yönelik acımasız soykırımı seyretmektedir...

 

Yusuf Küpeli

19 Ağustos 2014

 

yusufk@telia.com

 

 

İsrail Askeri Stratejisi: “Onları Tamamen Yoketmek”. Ezici Soykırımın Kanıtları, Gazze’deki Tüm Kesin Ölüm ve Yıkım Verileri

Death Toll Exceeds that of “Cast Lead”, 2008-2009

By Prof Michel Chossudovsky

Global Research, August 03, 2014 (03 / 08 / 2014) http://www.globalresearch.ca/israels-military-strategyobliterate-them-completely-overwhelming-evidence-of-genocide-precise-data-on-death-and-destruction-in-gaza/5394678

Region: Middle East & North Africa

Theme: Crimes against Humanity

In-depth Report: PALESTINE

Türkçesi: Yusuf Küpeli

 

İsrail’in Times’ına göre, Filistinlilere yönelik soykırım, “Yeni Normal” oldu.

 

İsrail’in Times’ındaki yazıya göre, mevcut kesin koşullar altında “Soykırım Olabilir”; çünkü, bu “terörist” Filistinlilere yöneliktir ve onlar “yokedilebilirler”.

 

Netanyahu hükümeti tarafından yapılan formülasyona göre, “amaca bağlı başarı” uğruna masum siviller dahil olmak üzere teröristlere yönelik soykırım politikası yaşama geçirilebilir.

 

Doğası gereği toptan yoketmekten başka alternatifi olmayan bir düşman ile uğraşırken başka ne yapılabilir?

...

 

Politik liderler ve askeri uzmanlar sürekli sükuneti sağlayacak hedefe yönelik başarıya giden tek yolun soykırımdan geçtiğini saptarlarsa eğer, bu hedefe bağlı başarı makul karşılanamaz mı?

“ (See The Times of Israel: Genocide is Permissible “to Achieve Responsible Goals?”  Global Research, August 01, 2014 / The Times of İsrail’e bak: “Hedefe bağlı başarı”ya yönelik Soykırım hoşgörülebilirmi [makul karşılanabilirmi]?)

Lesley Bravery tarafından tozlu raflardan dikkatlice seçilerek gurup gurup toplanmış olan diğer bilgiler, İsrail askeri stratejisinin temelindeki amacı, ki bu, soykırım ile bütünleşen “tümüyle yoketme stratejisi”ni açığa çıkartmaktadır.

 

Askeri seferin ayrılmaz tamamlayıcı parçası olan bonbardımanlar vasıtasıyla siviller öldürülürken temel amaç, Filistin ekonomisini yıkmak, halka ait kurumları kökünden kazımak, ve halen hayatta kalmış olanlar için yaşamı dayanılmaz ve imkansız hale getirmektir.

 

Bonbardıman kanpanyaları ve bombalamalar için yaşam alanları seçildi. İnsanların evleri olan binalar, tahribedildi veya zarara uğratıldı.

 

Okullar, hastahaneler, klinikler hedefteydi.

 

Keza bonbardıman, elektrik, su ve kullanılır kılınan su alt yapısını hedef aldı.

 

İfade edilmemiş hedef olan soykırım, Filistin halkına yöneldi.

 

Filistinlilerin Anayurtlarından Kovulmaları

 

Düşlere kapılmayalım. Siyonist Devlet’in merkezi amacı, Filistin halkını yurdundan kovmak ve bölgesel yayılmadır.

 

İsrail parlementosu Knesset içindeki güçlü sesler, hükümete, Filistin halkını kovması ve yerine Yahudileri yerleştirmesi yönünde çağrıda bulundular. (Knesset sözcü yardımcısı Moshe Feiglin’in duyurusundan):

 

“İsrail Savunma Güçleri’nin (IDF) ateş gücü ile hedeflerin ‘yumuşatılması’nın ardından, başka araştırmaya gerek kalmadan tüm elverişli araçları kullanarak askerlerimize yönelik tehditleri askariye indirdikten sonra, IDF (İsrail Savunma Güçleri), Gazze’yi bütünüyle işgaleder... Gazze ülkemizin bir parçasıdır ve biz oraya sonsuza dek yerleşeceğiz,... Ardından, Gazze’den kaynaklanan terörü yokedebilme amacıyla, orası (Gazze), egemen İsrail’in bir parçası olacak ve Yahudilerin yerleşimine açılacaktır. Keza bu durum İsrail’in konut krizine rahatlık, çözüm sağlayacaktır.” (Moshe Feiglin quoted in Ali Abunimah, Expel Palastinians, Populate Gaza with Jews, Says Knesset Deputy Speaker, July 28, 2014 / Ali Abunimah, Moshe Feing’den doğrudan aktardı, Knesset Yardımcı Sözcüsü, Filistinlileri kovup Gazze’yi Yahudi yerleşim alanı yapacağını söyledi, 28 Temmuz 2014)

 

“Daha Büyük Üsrail”in temelindeki öncüler: “Gazze ülkemizin bir parçası ve biz oraya sonsuza dek yerleşeceğiz.”

 

Batı’nın suç ortaklığı

 

Batı’nın liderleri sadece suç ortağı değil, aynızamanda elleri de kanlı.

 

Bu dikkatlice hazırlanmış İsrail askeri saldırısı, Pentagon ve NATO tarafından düzenlenmiştir. O, liberal jeopolitik ve ekonomik dallara, kollara sahiptir. (Son ifade edilen olay, bu metnin çalışma alanını aşar.)

 

İsrail’in askeri aktiviteleri, Washington’un Ortadoğu’da İsrail’e komşu Arab devletlerini küçük parçalara ayırma stratejisi ile bağlantılıdır, desteklenmektedir. O keza, ABD-NATO-İsrail üçlüsünün İran’a yönelik savaş planları ile ilgili yol haritasının bir parçasıdır. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının zamanlaması, Doğu Avrupa’nın silahlandırılarak militarize edilmesi ve Rusya’ya yönelik acımasız savaş tehdidi ile aynı döneme rastlamıştır.

 

İsrail’in savaş suçlarına “Yüzsüzce Sahte İlgi” 

 

“Washington Ortak Bakışı”, İsrail’in savaş suçlarına yüzsüzce sahte ilgidir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nı (State Department) gölgede bırakan Dış İlişkiler Meclisi’ne (CFR, Council on Foreign Relations) göre, başbakan Netanyahu’nun içtenlikli ifadesi, “askeri çatışmalara karşı olmasıdır”. CFR’e göre Netanyahu, “kendi kontrolunda olmayan olayların acımasızlığı altındadır”. İsrail’in savaş suçlarının kurbanları, kendi ölümlerinden sorumlu olduklarını söylemişlerdir. “Politik olarak eyleme zorlanmış” olan Netanyahu, “Sağlam ve güvenilir” birisidir; O, barışı arzulamakta ve barış için çaba harcamaktadır. O, haksızlığa uğramış, kurban edilmiş bir portredir. (Çevirmenin parantez dışı notu: Anlamış olacağınız gibi, CFR’in Netanyahu ile ilgili gerçek dışı sözleri, özünde, bir kara mizah örneğidir. Gerçekte Netanyahu, NATO’nun yasadışı faşist örgütlenmesi Gladyo’nun İsrail kolunun başındaki sonderece acımasız bir karakterdir... Y. K.)

 

Soykırım “Yeni Normal”dir

 

Sırasıyla, üstü kapalı biçimde ve belirli koşullar altında “soykırımı hoşgören (kabuledilebilir gören)” Amerikan medyası da “Yeni Normal”i benimsemektedir. Wall Street Journal’a göre çözüm, bütünüyle yoketme ve/ veya Filistinlileri anayurtlarından kovmaktır.

 

Neler oduğu üzerine Gazzeliler ne düşündü? Seçim gecesi kesinlikle anlamış olmalılar ki, şimdi yaşamları geçici olarak tam bir kaos devleti içindedir. Yaşam umudu olarak yosulluk ve acı ile atılan çığlıkları; geleceği olmayan çocukları ummak. Sağ kalabilmek için mücadele etmek, sağ kalınırsa başka bir beklentisi olmadan yaşamak. (Professor Thane Rosenbaum, WSJ. July 21, 2014 [21 Temmuz 2014], vurgu olarak eklendi)

 

Michel Chossudovsky

3 Ağustos 2014

 

türkçesi: Yusuf Küpeli

18 Ağustos 2014

yusufk@telia.com

 

Filistin İnsan Hakları Kampanyası’ndan Leslie Bravery tarafından derlenmiş bilgiler

 

Auckland, New Zealand (Yeni Zellanda)

 

(Çevirenin notu: İsrail saldırısının soykırım olduğunu kanıtlayan aşağıdaki bilgiler, saldırıların 7 Temmuz 2014 günü başladığı düşünülürse, anlamış olacağınız gibi, sadece üç haftalık verilere dayanmaktadır. Bundan sonra da karadan-havadan-denizden saldırı ve yıkım sürmüş ve ölü sayısı iki bini epeyce aşmıştır. Ezici çoğunluğu sivil olan kurbanların en az yarısını çocuklar ve kadınlar oluşturmaktadır. Yaralı sayısı ise on bini çok aşmıştır ve birçoğu yıkılmış hastahaneler yetersiz olduğu için, ölü sayısı daha da artacaktır... Ve daha fazla yaşam alanı yıkılmıştır... Bu satırlar yazılırken İsrail saldırıları geçici olarak durmuştur ama, Gazze yaşanamaz durumdadır ve saldırılar her an yeniden başlayabilir ve başlayacaktır. Bölge de ve dünya da Siyonist-Faşist İsrail’in saldırılarını durdurabilecek bir güç çıkmazsa eğer, Filistin halkı yokedilinceye, veya tümüyle anayurdunu terkedinceye dek bu saldırılar acımasızca sürecektir... Bu çeviri bitip tamamlandıktan bir gün sonra, 19 Ağustos 2014 günü İsrail saldırıları yeniden başlamıştır...- Yusuf Küpeli)

 

Öldürülen Filistinliler: 1372 (315 çocuk, 166 kadın ve 60 yaşlı)

 

Yaralanan Filistinliler: 7680 (2307 çocuk, 1529 kadı ve 287 yaşlı)

 

Tamamen yıkılan binalar: 5238

 

Yaşanamaz ölçüde tahribolan binalar: 4374

 

Tahribedilen hastahalenel ve sağlık merkezleri:

 

13 hastahane ve 10 klinik

 

34 sağlık olanağı olan yer kapanmıştır

 

12 ambulans tahrib olmuştur

 

Aralarında bir eczacının, dört sağlık memurunun, bir yardımcı eczacının, bir labaratuar görevlisinin ve bir kan bankası çalışanının bulunduğu 38 sağlık personeli yaralanmıştır

 

İsrail hava saldırıları sırasında bir hemşire ve bir hükümet yöneticisi yaşamını yitirmiştir

 

800 göçmeni ve kilisenin dışına taşınmaları olanaksız 29 engelli çocuğu misafir eden Gazze’deki Roma Katolik Kilisesi, hava bombardımanı nedeniyle yaralar aldı

 

Bir kez daha İsrail, Filistin ve uluslararası medyaya hizmet sunan büroları hedef aldı

 

245 bini aşkın insan zorla yerlerinden edildi

 

1 700 000 insan (Gazze şeridinin iç nüfusu [son hesaplara göre bu nüfus aslında 1.8 milyonu oldukça aşmıştır- Y. Küpeli]), elektrik, su ve kullanılmaya uygun hale getirilen su alt yapısının yıkımından etkilendi.

 

 

Prof Michel Chossudovsky, Israel’s Military Strategy:”Obliterate Them Completely”. Overwhelming Evidence of Genocide, Precise Data on Death and Destruction in Gaza
 

Bağlantılı linkler

Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz! Ya Siz? ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

Yusuf Küpeli, GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

bir yazı & bir çeviri:

Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

 

Bir çeviri ve oniki not

Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

http://www.sinbad.nu/