İsrail'in ırkçı yasası terörün en büyüğü

İsrail'de İsrailli Araplarla evlenen Filistinli Araplara oturma izni verilmesini yasaklayan yasa, Nazi ırkçılığı sonucunda kurulmuş bir devlette ırkçılığın vardığı boyutu gözler önüne seriyor

19/05/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=187800

İsrail Yüksek Mahkemesi'nin İsrailli Araplarla evlenen Filistinli Araplara oturma izni ve vatandaşlık verilmesini yasaklayan kararı, İsrail'deki faşist eğilimi ve insan hakları ihlallerinin vardığı boyutu gözler önüne serdi. Bu karar, İsrail demokrasisinin ve yargı sisteminin kırılganlığının yanı sıra, ülkede yasaların hukukla ilişkisi olmayan siyasi değerlendirmelerden hareketle çıkarıldığını gösterdi.
İsrail Anayasası, en az dedelerinden birinin Yahudi olduğunu kanıtlayan herkese vatandaşlık veriyor. Fakat bu durum İsrail'de yaşayan Arap asıllı aileleri kapsamıyor ve dolayısıyla, Arap kökenli İsrail vatandaşlarına 10. sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor.
Yeni kararla, Filistinlilerin kendi köylerinden birkaç kilometre uzakta yaşayanlarla evlenmeleri ve 35 yaş altındaki Filistinli erkeklere ikamet izni verilmesi yasaklandı.
Buradaki tehlike, sadece gözle görülür faşist eğilimde değil, aynı zamanda yaşanacak trajedide de saklı. Zira yeni yasa yüzünden ayrımcılıkla karşılaşan binlerce Filistinli çift, boşanmak veya işgal ve ambargo altındaki Batı Şeria ve Gazze'de yaşamak arasında bir tercih yapmak zorunda.

Sadece Yahudi olmadıkları için
İsrail bu toprakların asıl sahiplerine karşı ırkçı ayrımcılığının en çirkinini uyguluyor, hatta Güney Afrika'daki apartehid sistemini bile neredeyse geride bırakıyor. İsrail, Nazi döneminde 6 milyon Yahudi'nin öldürülmesini kullanarak, bu iğrenç suç sebebiyle bütün dünyayı soyup soğana çeviriyor.
Almanya'da Nazi rejiminin ırkçılığının kurbanı olmuş İsrailliler, sadece Yahudi değil de Hıristiyan veya Müslüman Arap oldukları için Arap azınlıklara karşı faşizmin en iğrenç biçimlerini uyguluyor. Yahudi bir İsrailli herhangi bir dinden veya ülkeden istediği kişiyle evlenebiliyor, bunun için hükümetinden destek alabiliyor; ancak Arap asıllı bir İsrailli, sevdiğiyle evlenme hakkı başta olmak üzere birçok temel haktan mahrum bırakılıyor.

'Ortadoğu'nun tek demokrasisi'
İsrail'e manevi ve siyasi desteğin yanı sıra milyarlarca dolar maddi
destek de sunan Batı ise bu devleti Ortadoğu'nun tek demokrasisi olarak görmeye devam ediyor; İsrail'in Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinli Arapları öldürmek ve evlerini yıkmakla başlayan, ekonomik ambargoyla devam eden suçlarını göz ardı ediyor.
Birçok Arap ve İslam ülkesini terör ve insan haklarını ihlal edenler listesine koyan ve aynı gerekçeyle ekonomik ambargo dayatan ikiyüzlü Batı dünyası, İsrail'in bu yeni faşist yasasına da sessiz kaldı. Tıpkı İsrail'in inşa ettiği ırkçı duvarla Batı Şeria ve Gazze'de günlük olarak işlediği suçlara ve gerçekleştirdiği katliamlara karşı sessiz kaldığı gibi...
İsrail Yüksek Mahkemesi'nin eşleri birbirinden ayıracak ve çocukları sokakta bırakacak bu kararı, terörün en şiddetlisi. Ayrıca, Batı'nın deyişiyle Ortadoğu'nun 'tek demokratik ülkesi'ndeki Yahudilerle kanun önünde eşit birinci sınıf vatandaş olmaları öngörülen Arapların gördüğü zulmün de en açık göstergelerinden biri.
İsrail'in Arap vatandaşlarının kendi ülkelerinde büyükelçi, bakan veya subay olması yasaktı. Şimdi, sevdiğiyle evlenmeleri de yasak. Bundan daha beter bir ırkçılık var mı?
(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 15 Mayıs 2006)

 

http://www.sinbad.nu/