Elimde Kanıt Olup Olmadığını Sormuştunuz Sayın Büyükelçi, İşte kanıt.

Yazdır

E-Posta

 

Yazar Naomi Klein    (http://www.teori.org/ sitesinden alınmıştır.)

Çarşamba, 08 Aralık 2004 http://www.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=121&Itemid=42

Sayın Bay Johnson; 26 Kasım tarihinde basın danışmanınız Guardian'a aynı gün köşemde yer alan bir cümleye itiraz eden bir mektup yolladı. Cümle şöyleydi: "Irak'taki ABD kuvvetleri ve Iraklı vekilleri sivil hedeflere yönelik saldırılarını artık gizlemekle uğraşmıyor, cesetleri saymaya cüret eden herkesi (doktorlar, din adamları, gazeteciler) alenen ortadan kaldırıyorlar." Burada özellikle üzerinde durulan ifade "ortadan kaldırıyorlar"dı.

Mektupta iddiamın "asılsız" olduğu söylenip Guardian'dan ya yazımı geri çekmesi ya da "bu çok ciddi suçlamanın kanıtını" sunması isteniyor. ABD elçiliği görevlilerinin, yabancı bir ülkenin bağımsız basınında açıkça yer aldığına çok sık rastlanılmaz, bu sebeple mektubu fazlasıyla ciddiye aldım. Ancak; suçlamanın çok ciddi olduğu hususuna katılsam da yazıyı geri çekmek gibi bir niyetim yok. Bunun yerine, işte istediğiniz kanıt.

ABD güçleri, dört Blackwater çalışanının dehşet verici şekilde öldürülmesine misilleme olarak Nisan ayında Felluce'yi abluka altına aldı. Operasyon başarısızlıkla sonuçlandı, şehir tekrar direnişçilerin eline geçti. Geri çekilmenin sebebi, yüzlerce sivilin öldürüldüğüne dair gelen raporların galeyana getirdiği halkın kuşatmaya karşı ülke genelindeki ayaklanmasıydı. Bu bilgiler üç ana kaynaktan geldi: 1) Doktorlar. USA Today 11 Nisan'daki haberinde şöyle geçiyordu: "Ölülerin sayıları ve adları şehrin civarındaki dört büyük klinikten ve Felluce merkez hastanesinden alınmıştır " 2) Arap televizyon habercileri. Doktorlar ölü sayısını bildirirken bu istatistiki bilgileri El Cezire ve El Arabiya kanalları insan yüzüne büründürdü. Her iki kanal da bağımsız kameramanları vasıtasıyla ciddi şekilde yaralanmış kadın ve çocukların görüntülerini Irak'ın ve Arap dünyasının geneline yaydı. 3) Din adamları. Irak'ın önde gelen din adamları gazeteci ve doktorlardan gelen sivil kayıplara dair raporları dikkate alarak saldırıyı lanetleyen ateşli hutbeler verdiler. Cemaatlerini ABD güçleri aleyhine çevirip ABD kuvvetlerinin geri çekilmesini sağlayan ayaklanmaları tetiklediler.

ABD makamları, geçen Nisan'daki kuşatma esnasında yüzlerce sivilin öldüğünü inkâr edip bu raporların kaynaklarına sözlü saldırıda bulundu. Örneğin, silahsız bir "üst düzey Amerikan subayı" geçen ay New York Times'a verdiği demeçte, Felluce merkez hastanesini "bir propaganda merkezi" olarak niteledi.  Ancak en ağır sözler Arap TV kanalları için söylendi. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e Felluce'de yüzlerce sivilin öldürüldüğünü bildiren El Cezire ve El-Arabiya haberleri hakkında soru sorulduğunda verdiği cevap, "El Cezire'nin yaptığı haince, tutarsız ve affedilemez birşey..." şeklinde oldu. Geçtiğimiz ay ABD askerleri Felluce'yi tekrar kuşatma altına aldılar - ancak bu sefer saldırıda yeni bir taktikleri vardı: geçen sefer halkın dikkatini sivil kayıplar üzerine çeken doktorları, gazetecileri ve din adamlarını ortadan kaldırmak.


Doktorların ortadan kaldırılması

ABD deniz piyadeleri ve Irak askerlerinin ilk büyük operasyonu doktorları yakalamak ve tesisi askeri denetim altına almak için Felluce merkez hastanesine düzenlendi. New York Times, "hastane ilk hedeflerden biri olarak seçildi çünkü Amerikan ordusu hastanenin ağır kayıplara dair söylentilerin kaynağı olduğuna inanıyor" şeklinde bir haber geçip "bu sefer Amerikan ordusu isyancıların en etkili silahlarından birine karşı koymak ve bunu susturmak için kendi enformasyon savaşını yürütmeye niyetli" diye bildirdi. Los Angeles Times bir doktorun, askerlerin doktorların dış dünyayla iletişimini engellemek için hastanedeki cep telefonlarını çaldığına dair söylediklerini aktardı.

Ancak bu sağlık emekçilerine yapılan saldırıların en kötüsü değildi. İki gün öncesinde hayati öneme sahip bir ilk yardım kliniği ve bitişiğindeki tıbbi malzeme dispanseri bombalanarak yerle bir edildi. Klinikte çalışan Dr. Sami al-Jumaili bombardıman sonucu 15 doktor, dört hemşire ve 35 hastanın hayatını kaybettiğini söyledi. Los Angeles Times, Felluce merkez hastanesi müdürünün şehir merkezindeki geçici tıp merkezinin yerini merkez vurulmadan önce Amerikalı bir generale söylediğini bildirdi.

Klinik ister kasıtlı ister kaza sonucu vurulmuş olsa da etkisi aynı oldu: Felluce'li birçok doktor savaş bölgesinden uzaklaştırıldı. Dr. Jumaili'nin 14 Kasım'da Independent'a söylediği üzere "Felluce'de tek bir cerrah bile yok."  Çarpışma Musul'a kaydırıldığında da benzer bir taktik uygulandı: ABD ve Irak güçleri, şehre girerken ilk önce el Zaharawi Hastanesi'nin kontrolünü ele geçirdiler.

Gazetecilerin ortadan kaldırılması

Geçen ayki Felluce kuşatmasının görüntüleri, sadece ABD askerleriyle birlilte hareket eden ("embedded") muhabirlerden geldi. Bunun sebebi Nisan ayındaki kuşatmayı sivil bakış açısından yansıtan Arap gazetecilerin etkili bir şekilde ortadan kaldırılmış olmalarıdır. El Cezire'nin belirsiz bir süre boyunca Irak'ta haber yapması yasaklandığından dolayı bölgede hiç kamerası yok. El-Arabiya'nın Felluce'de bağımsız bir muhabiri var, Abdülkadir el Saadi, ancak 11 Kasım'da Amerikan güçleri onu yakalayıp kuşatma süresince göz altında tuttu. Al-Saadi'nin göz altında tutulması Sınır Tanımayan Muhabirler ve Uıuslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) tarafından kınandı. IFC, "Abdel-Kader Al-Saadi'nin sadece işini yapmaya çalıştığı için gözünün korkutulduğu olasılığını göz ardı edemeyiz" dedi.

Bu, Irak'taki gazetecilerin bu tür tehditlerle ilk defa karşı karşıya kalışları değil. Amerikan güçleri Nisan 2003'te Bağdat'ı işgal ederken Amerikan Merkezi Komutanlığı bağımsız (un-embedded) tüm gazetecilerin şehirden ayrılmasını istedi. Bazı gazeteciler kalmakta ısrar etti ve en az üçü bunu canıyla ödedi. 8 Nisan'da bir Amerikan uçağı El-Cezire'nin Bağdat'taki bürolarını bombaladı, muhabir Tarık Eyyüp hayatını kaybetti. El-Cezire'nin elinde büroların konumunun koordinatlarını Amerikan Kuvvetlerine bildirdiğine dair kanıt mevcut.

Aynı gün bir Amerikan tankı Filistin oteline ateş açtı; İspanyol Telecinco kanalından José Couso ve Reuters'den Taras Protsiuk hayatlarını kaybettiler. Üç Amerikan askeri, Couso'nun ailesinin açtığı ve Amerikan Kuvvetlerinin Filistin Otelinde gazetecilerin bulunduğunu çok iyi bildiğini ve savaş suçu işlediklerini iddia eden bir davayla karşı karşıya.


Din adamlarının ortadan kaldırılması

Doktorların ve gazetecilerin hedef alınması gibi Felluce'deki cinayetlere karşı şiddetli hutbeler veren din adamlarının bir çoğu da hedef alındı. 11 Kasım'da Yol Gösterme ve Dava için Büyük Birlik (Supreme Association for Guidance and Daawa ) lideri Şeyh Mehdi el Sümeyde tutuklandı. Associated Press'e göre "El Sümeyde ülkenin Sünni azınlığına, Irak hükümetinin Felluce saldırısını durdurmaması durumunda sivil başkaldırı yapmaları için seslendi". AP, 19 Kasım'da Amerikan ve Irak güçlerinin önde gelen Sünni camilerinden Azamiye'de Ebu Hanife'ye baskın düzenlediğini, üç kişinin öldüğünü ve 40 kişinin tutuklandığını ve Felluce kuşatmasına karşı çıkanlardan biri olan cami imamının da tutuklananlar arasında bulunduğunu bildirdi. Aynı gün Fox News, Amerikan askerlerinin Suriye yakınlarındaki Kaym kasabasında bulunan bir camiye de saldırdığını bildirdi. Haberde tutuklamalar "Felluce saldırısına karşı çıkanlara missilleme" olarak tanımlandı. Ayrıca geçen haftalarda Mukteda El Sadr'la ilişkili iki Şii din adamı da tutuklandı; AP'ya göre "her ikisi de Felluce saldırısının aleyhinde konuşuyordu".

Amerikan Merkez Komutanlığı'ndan General Tommy Franks "Ölü sayımı yapmıyoruz" dedi. Soru şu: "Ölüleri saymak için ısrar edenlere - hastalarının öldüğünü bildirmek zorunda olan doktorlara, bu kayıpları belgeleyen gazetecilere, bu ölümleri kınayacak din adamlarına - ne oluyor?

Irak'ta kanıtların da desteklediği üzere bu aykırı sesler toplu göz altılardan hastane baskınlarına, medya yasaklarından açıklanmayan fiziksel saldırılara kadar bir dizi yöntemle sistematik biçimde susturulmaktadır.

Sayın Büyükelçi, hükümetiniz ve Iraklı vekilleriniz Irak'ta iki ayrı savaş yürütüyor. Biri, Irak halkına karşı ve bu savaşta yaklaşık 100.000 kişi öldü. Diğeri ise tanıklara karşı yürütülen savaş.

Çeviren: Evren Dağlıoğlu

http://207.44.245.159/article7414.htm

kaynak: aciksite.com

 http://www.sinbad.nu/