PROLETARYANIN DEVRİMCİ ENTERNASYONAL MÜCADELESİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN IŞIĞINDA TÜRKİYE PROLETARYASININ MÜCADELESİNDEN KESİTLER VE 15- 16 HAZİRAN 1970 İŞÇİ DİRENİŞİNİ DOĞRU ANLAMA VE ANMA ÇABASI

Yusuf Küpeli

7- İttehat ve Terakki Partisi’nin iç ve dış politikaları, Balkan Savaşı  ve I. Dünya Savaşı üzerine kısa notlar

 

Özet olarak, Osmanlı donanması üzerinde İngiliz etkisi olmakla birlikte, Osmanlı’nın karacı askerleri Prusyalı subaylar tarafından eğitilmişlerdi. Enver Paşa bir Hindenburg hayranıydı. Hindenburg’un Doğu cephesinde Tananberg’de tek Alman ordusu ile iki Rus ordusuna karşı kazanmış olduğu büyük meydan muharebesini taklit edeyim derken, Allahuekber Dağları’nda 100 bine yakın askeri soğuktan dondurarak ölümlerine neden olacaktı. Hareket Ordusu komutanı, ardından Harbiye Nazırı ve süikaste kurban gittiği sırada hükümetin başı olan Çeçen asıllı Mahmut Şevket Paşa’da -İttihatçı çekirdeğin tamamen dışında olmakla birlikte- Purusyalı hocaların elinde yetişmişti ve büyük bir Alman hayranıydı... Özellikle İttihat ve Terakki Partisi’nin asker kanadı üzerinde derin bir Alman etkisi vardı.

 

Aslında Pan- İslamist II. Abdülhamit’in politikası da Almanya’ya yakındı. Almanya, Berlin’den Bağdat’a ve oradan Basra ve ayrıca İran’a ulaşacak demiryolunun imtiyazını 5 Mart 1903’de Abdülhamit’ten resmen almıştır... İtihat ve Terakki Partisi başlangıçta beli bir denge politikası izlemeye çalışsa da, özellikle İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu bütünüyle yoketme eğilimi, yönetimi Almanya’nın peşinde savaşa sürüklemiştir... Almanya’nın en yakın bağlaşığı Avusturya ile Osmanlı’nın Balkanlar üzerine önemli sorunları vardı ama, o yıllarda Almanya’nın dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’na yaklaşımı İngiltere ve Fransa’nın hesaplarına göre çok daha olumluydu...

 

Rusya’da iktidarı alan Bolşevik Partisi’nin 1918’de yaptığı açıklama sonucu, savaşın başlangıcında, 9 Mayıs 1916’da imzalanan Sykes- Picot Anlaşması ile İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğu’nu daha işin başında nasıl paylaşmış oldukları açığa çıkacaktı. Sonradan aynı antlaşmaya katımış olan Çarlık Rusyası’na nerelerin verileceği, Lenin’in önderliğindeki Bolşevik Partisi’nin açıklamaları ile ortaya çıkacaktı... Ve zaten savaşın bitiminde galip emperyalist güçler Türkleri Anadolu’da çembere alacaklar, tüm limanlarına elkoyarak denize açılma olanaklarını, ekonominin kan damarlarını tıkayacaklardır. Nefes boruları tıkanmış Türkiye toplumuna Anadolu’da bir- iki vilayetin dışında hiçbirşey bırakmayacaklardır ve kalanı da kendi vesayetleri altına almaya kalkışacaklardır.

 

Genç emperyalist bir ülke olarak Almanya’nın cançekişen Osmanlı’ya yaklaşımı daha olumluydu. Geç emperyalistleşmiş Almanya, eski emperyalist İngiltere gibi bir deniz hakimiyetine sahip değildi. Almanya, zenginliklerin asıl kaynağı olan Ortadoğu’ya, Alt Kıta Hindistan’a ve Asya içlerine ancak Balkanlar ve Anadolu üzerinden veya Karadenizin kuzeyinden, Kafkaslar’dan ulaşabilirdi. Kafkaslar ise artık rakibi Büyük Biritanya’nın ortağı konumundaki Rusya’nın denetimindeydi... Sonuçta Almanya için en uygun ortak zenginliklere ulaşan diğer yolu üzerindeki Osmanlı İmparatorluğu idi. Bu ülke için II. Abdülhamit’in Pan- İslamist veya Genç Tükler’in, İttihat ve Terakki Partisi’nin Pan- Türkist politikası farketmiyordu. Çinlilerin söyledikleri gibi, “fareyi yakalaycak olan kedinin rengi önemsizdi.” Önemli olan, Almanya’nın Balkanlar ve Anadolu üzerinden Basra’ya inebilmesi, Hint Okyanusu’na ve Hindistan’a ulaşabilmesi idi. Berlin- Bağdat demiryolu Osmanlı topraklarından geçecekti ve bu nedenle Almanya zaten zayıf olan Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması değil, kendi sataliti olarak yaşayıp bütünlüğünü koruması istemekteydi. Şüphesiz ne zamana dek ve ne ölçüde?..

 

Osmanlı’da iktidarı elegeçirmiş olan pantürkistler ise elde olanı koruma ve dağılanların birkısmını yeniden toparlama ve hatta tüm Türkleri birleştirme düşleri kurmaktaydılar. Fakat pantürkist politikanın yanlışları nedeniyle Balkanlar’da ellerinde kalmış son kaleleri de yitireceklerdi. Hatalı politikaları nedeniyle Makedonya ve Arnavutluk’ta başkaldırılar gelişecekti... Arnavutlar burjuva anlamda millet olamamışlardı; aşiret bağları ağır basmaktaydı ve II. Abdülhamit İslamiyet’i bir tutkal olarak kullanıp bunları elde tutabiliyordu. İttihat ve Terakki Partisi’nin Arnavutları Türkleştirme politikaları, benzin istasyonunda kibrit yakmak kadar ahmakça bir iş olacaktı...

 

Birinci Dünya Savaşı’nın bir provası olan Balkan Savaşı aslında Almanya’nın yolunu kesmeye çalışan İngiltere ve Fransa’nın -Rusya’nın da yardımını alarak- başlattıkları kışkırtmanın ürünü olmuştur... Bundan öncede, Balkanlar’dan ve Almanya’dan uzak tutmak istedikleri İtalya’yı Kuzey Afrika’ya, Osmanlı İmparatorluğu’nun elindeki Trablus’a karşı kışkırtmışlardır... İngiliz sömürgelerine ve pazarlarına gözdikmiş olan Almanya’nın yolunu kesmek amacıyla 1909’da, İngiltere ve Fransa’nın çabaları ile bir Balkan Paktı oluşturulmuştur. Bu pakt ile, Osmanlı İmparatorluğu üzerinde baskı oluşturma ve Almanya ile Osmanlı İmparatorluğu arasına bir duvar örme amacı taşıyorlardı... Rusya, Sırbistan ve Bulgaristan’ı; İngiltere ise Yunanistan’ı ikna edecekti. Sonuçta bu devletleri masaya oturtup zaferden sonra kazançlarını nasıl paylaşacakları konusunda uzlaştıracaklardı...

 

Arnavutluk isyanını bahane yaparak Karadağ/ Montenegro’yu öne sürüp Osmanlı’ya karşı savaşı başlattılar... Zaten Balkanlar’da hiçbirzaman tam denetim altına girmemiş olan küçük Karadağ, 8 Ekim 1912’de Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilanetti. Hemen ardından, tezgahı hazırlamış olan büyük emperyalist devletler Mekadonya’da reformlar yapması için Osmanlı İmparatorluğuna baskıya başladılar. Bunun ardından Balkan Paktı’nın üyeleri de aynı taleplerle sahneye çıktılar ve Karadağ’dan 10 gün sonra Osmanlı İmparatorluğu’na karşı savaşı başlatılar... Bulgar birlikleri İstanbul önlerine dek geleceklerdi. Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşanmakta olan politik kriz, silahlı kuvvetlerin moralini derinden etkilemişti.

 

Makedonya’yı paylaşım konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle savaş sonrası Yunanistan ve Sırbistan Bulgaristan’a karşı birleştiler. Almanya ve Avusturya’dan cesaret alan Bulgaristan, 30 Haziran 1913’de diğerlerine saldırarak II. Balkan Savaşı’nı başlattı. Yeni şekillenmiş olan Romanya, “Büyük Romanya” düşü ile bu ikinci savaşa dahil oldu ve Bulgaristan’a saldırdı... Savaşı kaybeden Bulgaristan Makedonya’daki büyük payını yitirirken, Osmanlı İmparatorluğu Balkan devletlerinin zaaflarından yararlanarak Edirne kentini ve bazı küçük toprak parçalarını geri alabildi... Osmanlı ile Yunanistan arasındaki 1897- 98 savaşından beri İngiliz himayesine geçmiş olan Girit, aynı savaşın bedeli olarak Yunanistan’a verildi. Ve İtalya “geçici olarak” Ege’deki 12 Adaları Osmanlı’dan aldı... Aslında süreç iğme kazanarak birinci büyük emperyalist paylaşım savaşına doğru akmaktaydı. Felaketi ancak Avrupa’nın büyük devletlerinin proletaryası engelleyebilecek güçteydi ama, işçi aristokrasisine dayanan güçlü Batılı sosyal demokrat partilerin ahmakça bir fırsatçılıkla emperyalist patronlarının kuyruğuna takılmış olmaları, felaketi kaçınılamaz hale getirdi.

 

Balkanlar’da, 28 Temmuz 1914 günü Bosna’nın başkenti Sareyevo’da ateşlenen savaş, -çoğu genç- 10 milyonu aşkın insanın yaşamına ve çok büyük bir yıkıma neden olacaktı... Değişik milletlerden proleterlerin ve köylülerim birbirlerini boğazladıkları olaylar 1916 yılına dek Almanya ve bağlaşıklarının yararına gelişiyormuş gibi gözüktü. Almanya, Avusturya- Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan’dan oluşan Merkez Güçleri’nin kaynakları savaşı kazanmaya yeterli değil aslında. Karşı tarafta ise İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Japonya ve Bulgaristan dışındaki Balkan ülkelerinden oluşan İtilaf Devletleri (uzlaşma, uyuşma devletleri) vardı. ABD son anda, Wilson yönetiminde bu ikincilere katılacaktı... Eğer Berlin- Bağdat demiryolu 1919’da değilde, 1914’de tamamlanabilmiş olsaydı, Almanya ile peşinden sürüklenmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun veya Merkez Devletleri’nin belki bir ölçüde savaşı kazanma şansları olabilirdi...

 

Aslında Osmanlı İmparatorluğu tüm ekonomik zaaflarına ve politik yönetimin gerçekçi olmayan bazı ahmakça işlerine, özellikle doğusunda gücü ile orantılı olmayan pantürkist planlar yapmasına karşın, bazı cephelerde önemli başarılar kazanmıştır... “İç hat” durumundaki Almanya’nın genelkurmayı, Doğu’daki Rus cephesinde savunmada, daha güçlü gördüğü ileri endüstriye sahip Batılı devletlere karşı ise saldırıdaydı. Alman yönetimi Osmanlı’yı daha çok Rusya’yı oyalayacak, Doğu Cephesi’ndeki yükünü hafifletecek bir müttefik olarak görüyordu ama, Osmanlı 250 bin kadar can vererek dünyanın en güçlü donanmasına ve ordularına karşı Çanakkale’yi geçilmez yapacaktı... Bilindiği gibi sadece bu cephede ölen değişik milletlerden genç insanların sayıları 500 bin civarındadır.

 

Çanakkale’yi geçilmez yapan Türkler, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın boğazlar yoluyla Karadeniz üzerinden Çarlık Rusyası’na yardımını savaşın sonuna dek geciktirmişlerdir. Böylece bilincinde olmadan Rusya’daki 1917 “Ekim Devrimi”ne yardımcı olmuşlardır. Emperyalist savaşa, hertürlü baskı ve sömürüye karşı proletaryanın önderliğinde başarıya ulaşan Ekim Devrimi, ve ardından kurulan Sovyetler Birliği, Türkiye toplumunun emperyalist işgalin pençesinden kurtulma savaşımlarına ilk ve en büyük desteği sağlamıştır...

 

Tüm dünya proletaryasını derinden etkileyen Ekim Devrimi, doğal olarak Türkiye proletaryasını ve Anadolu’nun emekçi halkını da derinden etkilemiştir ama, bunun duygusallığı aşabilen gerçek anlamıyla bilinçli bir etkileme olabildiğini söylemek olanaksızdır. Ve yine eldeki mevcut verilere göre bu etkinin daha çok Anadolu’da gözüktüğü, İşgal altındaki İstanbul’un daha yoğun olan proletaryasının mevcut politik partilerin etkisi ile farklı bir yol izlediği anlaşılmaktadır... Bunun ötesinde Türkler, Irak’ta güçlü İngiliz ordusunu durdurmuşlar, Bağdat önlerinde komutanları ile birlikte teslim almışlardır. Fakat İngilizler daha sonra savaşın galip tarafı olarak rahatça İrak’a girmişlerdir. Ardından, Şey Mahmut Berzenci’nin önderliğindeki Kürtler’de dahil Irak halkı ayaklanmıştır. Kıraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) tarihte ilk kez havadan uçaklarla Süleymaniye’de Kütlerin üzerlerine zehirli gaz atmıştır...

 

Savaş sonunda sadece Yarı emperyalist despot Rus Çarlığı yıkılıp, 1917 Ekim devrimi gerçekleşmiş değildir. Bu ilk büyük emperyalist paylaşım savaşının diğer sonuçlarından biri, Finlandiya’nın ve üç küçük Baltık ülkesinin bağımsız devletler olarak doğmalarıdır. Ayrıca, Rusya ve Almanya’nın ellerinden kurtulan Polonya bağımsızlığına kavuşmuştur. Avusturya’dan kopan Macaristan Balkanlar’da yeni bağımsız bir devlet olarak doğmuştur. Aynışekilde Çekoslavakya yeni bir devlet olarak şekillenmiştir. Hırvatistan ve Slovenya’nın Sırbistan’a katılmaları ile Yugoslavya (Güney Slavları) devleti/ Kırallığı tarih sahnesine çıkmıştır. İleride, 1921’de Arnavutluk bağımsız devlet olmuştur.

 

Avusturya- Macaristan İmparatorluğu tarihten silinir, Almanya ve Avusturya monarşileri yıkılırken, Osmanlı İmparatorluğu’da İtilaf Devletleri (uyuşma/ uzlaşma içindeki devletler) olarak anılan galip tarafca paylaşılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun silahlı kuvvetleri 30 Ekim 1918’de Limni adasında imzalanan Mondoros Mütarekesi ile silahsızlandırılıp terhis edilmişlerdir. Enver, Talat (sivil) ve Cemal Paşalar ülkeyi terketmişler ve Osmanlı toprakları İngiliz, Fransız, İtalyan güçleri tarafından işgal edilmiştir... Başlayan bağımsızlık mücadelesinin içinde yeralan Türkiye proleteryasını yeni zor günler beklemektedir...

bir önceki bölüm: 6- Türkiye proletaryasının tarih sahnesine çıkışı, Mütareke  yıllarına  dek örgütlenme ve mücadele deneyimleri, İştirakçi Hilmi, Mustafa Suphi, İttehat ve Terakki ve diğerleri  üzerine kısa notlar

bir sonraki bölüm: 8- ABD başkanı Woodrow Wilson’un Türkiye üzerine planları, galip emperyalist güçler tarafından tümüyle yokedilmek  istenen Türkiye ve Mütareke yılları İstanbul’ndaki işçi eylemlerinden bazı örnekler

 PROLETARYANIN DEVRİMCİ ENTERNASYONAL MÜCADELESİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN IŞIĞINDA TÜRKİYE PROLETARYASININ MÜCADELESİNDEN KESİRLER VE 15- 16 HAZİRAN 1970 İŞÇİ DİRENİŞİNİ DOĞRU ANLAMA VE ANMA ÇABASI

 http://www.sinbad.nu/