Yusuf Küpeli, "Adalet" Türkiye'de bir kadın adıdır

Gerçi artık 35'e bakla bulmak olanaklı olmasa da, bir kara mizah örneği olan "Ne hakla, 35'e bakla!", deyişini ile Türkiye halkı, hak, adalet aramanın mümkünü olmadığının altını çizmek istemiştir... Aslında dünyada da durum pek farklı değildir...

(...) Sorunun büyüklüğüne karşın Kılıçtaroğlu'nun önderlik ettiği "adalet" yürüyüşü, haklı ve doğru bir davranıştır. Sorunlara çare olmasa da, en azından toplumda bir uyanışı, adalet yönünde bir hareketliliği başlatması açısından önemli bir yürüyüştür olan. Böyle yüce bir talep kısa vadeli kariyer hesaplarına, kısa vadeli politik ün kazanma hesaplarına feda edilmezse eğer, bu tip kazançlar için bir araç haline getirilmesse eğer, topluma fayda sağlayacaktır. En azından yargı erkinin yürütmenin tasallutundan kurtarılması ve yasaların doğru biçimde uygulanmasının sağlanması, herkes için sağlanması, toplum açısından büyük bir kazanım olacaktır... Kanımca Kılıçtaroğlu'nun önderlik ettiği adalet yürüyüşü desteklenmelidir!

- Yusuf Küpeli, Führer dedi: "İşte bu kuvvetler ayrılığı denen olay var ya, o geliyor, sizin önünüze engel olarak dikiliyor!"

 

"Adalet" Türkiye'de bir kadın adıdır

 

Gerçi artık 35'e bakla bulmak olanaklı olmasa da, bir kara mizah örneği olan "Ne hakla, 35'e bakla!", deyişini ile Türkiye halkı, hak, adalet aramanın mümkünü olmadığının altını çizmek istemiştir... Aslında dünyada da durum pek farklı değildir... Dünya nüfusunun yüzde 20'sinden azı dünyada üretilen tüm değerlerin yüzde sekseninden fazlasını yutuyorsa, böyle bir dünya da nasıl adalet olabilir? Her yıl trililyonlarca dolar değerinde silahın alıcı bulduğu, daha geçenlerde Suudi Arabistan ile ABD arasında 110 milyar dolarlık bir silah satışı anlaşmasının yapıldığı, Ortadoğu'da onlarca yıldır kanın gövdeyi götürdüğü, daha onlarca ve onlarca ülkede savaşların hiç sonbulmadığı bir dünya da "adalet" sözcüğü ne anlama gelir? Herkesin bildiği örnekler uzar da uzar...

 

Türkiye coğrafyasında binlerce yıldır güçlünün "adaleti" toplumlara egemen olmuştur. Hatta toplumun çoğunluğu bu durumu, güçlünün "adaletini" normal kabuleder hale gelmiştir... Yaklaşık 20 milyon insanın yarı aç dolaştığı bir toplumda olanlanların, yaşanmış trajedilerin hangi biri anlatılabilsin ki? Sözkonusu toplumda darbe yapıp anayasayı rafa kaldıranlar, başkalarını, anayasayı kaldırabilecek gücü olmayanları, anayasayı ihlalden yargılamışlardır... Haksızlık, adaletsizlik, kişilerin çoğunluğunun genlerine dek işlemiştir. Birbirine karşı, eşlerine karşı, "arkadaş" dediklerine karşı haksızlık yapanlar, adaletsizlik yapanlar, yalan söylemeyi normal davranış biçimi haline getirmiş olanlar, para, kariye ve ün uğruna dokuz takla atanlar, elbette güçlünün "adaletini", ya da devlete egemen güçlerin adaletsizliğini normal karşılarlar...

 

Hertürlü haksızlığın, hertürlü adaletsizliğin gerisinde değişik korkular yatar ve korkular arttıkça, adaletsizlikler de artar... "Demokrasi" denen sistemi zamanı gelince inilecek bir tranvaya benzetenler; "Bu kuvvetler ayrılığı denen şey de ne oluyor?", diyerek açıkça dikta rejimlerini savunanlar; yolsuzlukları baskı yöntemleri ile örtbas etmeye çalışanlar, giderek artan korkularının tutsağı olarak adaletsizliği de, yalanı da büyütürler... Kötülükler, yuvarlandıkça büyüyen bir çığ gibi toplumun üzerine çöker... Bu toplum artık Herkül'ün (Heracles'in) temizlemiş olduğu Epeians kralı Augeas'ın ahırlarından daha da, milyonlarca kez daha da kirlidir. Bu ölçüde bir kiri değil Herkül (Heracles), onlarca nesil bile zor temizleyebilir. Aslında toplumun tümünün arınması gerekir ama, böyle bir dünya da bu işin tek bir ülkede olabilmesi, hele pisliğin tam merkezinde olan biryerde olabilmesi zordan da zordur...

 

Sorunun büyüklüğüne karşın Kılıçtaroğlu'nun önderlik ettiği "adalet" yürüyüşü, haklı ve doğru bir davranıştır. Sorunlara çare olmasa da, en azından toplumda bir uyanışı, adalet yönünde bir hareketliliği başlatması açısından önemli bir yürüyüştür olan. Böyle yüce bir talep kısa vadeli kariyer hesaplarına, kısa vadeli politik ün kazanma hesaplarına feda edilmezse eğer, bu tip kazançlar için bir araç haline getirilmesse eğer, topluma fayda sağlayacaktır. En azından yargı erkinin yürütmenin tasallutundan kurtarılması ve yasaların doğru biçimde uygulanmasının sağlanması, herkes için sağlanması, toplum açısından büyük bir kazanım olacaktır... Kanımca Kılıçtaroğlu'nun önderlik ettiği adalet yürüyüşü desteklenmelidir!

 

Yusuf Küpeli

2017/ 06/ 28

 

http://www.sinbad.nu/