Aşağıdaki 12 punto ile 8 A-4 sayfası tutan metin, 2019 yılının yaz sonunda tamamlanmış ve yayını beklemekte olan geniş hacimli bir kitabın bölümüdür…- Y. Küpeli

Yusuf Küpeli, Kongo (Zaire) veya Kongo-Kinshasa, Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

(...) Lumumba, konuşmasında, “kan, ateş, ve gözyaşlarıyla yüklü mücadelelerinden dolayı mağrur olduklarını” ifade etmiş, ve “köleliğin kendilerine zorla dayatılmış olduğu”, gerçeğinin altını çizmişti. O, “Yasaların beyazlar ve siyahlar karşısında aynı olmadığı”, gerçeğine vurgu yapmıştı. Yine O, “güzel kentlerdeki mükemmel evlerin beyazlar, döküntü kulübelerin ise siyahlar için olduğu” gerçeğinin, ve yaşamın her alanındaki ırk ayrımcılığının altını çizmişti. O, “birçok kardeşinin yokedildiği soykırımların ve hücrelerde rejimle anlaşmayı reddedenlerin başlarına gelenlerin unutulmadığını”, ifade etmişti. Lumumba, “Kongo Cumhuriyeti’nin artık kendi çocuklarının ellerinde olduğunu, birlikte toplumsal adaleti kuracaklarını”, söylemişti... Patrice Lumumba’nın tüm bu güzel sözleri ve aynı konuşmasındaki diğer ifadeleri, başta Brüksel (Brussels) ve Washington olmak üzere emperyalist merkezleri ürkütmüştü.

(...) Dr. Stephen R. Weissman’ın anlatımına göre, Lumumba’ya yönelik askeri darbeye ABD yönetimi, ABD Başkanı’nın başkanlığındaki National Security Council (NSC) dahil olmuştu. Lumumba’nın öldürülmesindeki asıl sorumluluk, 1953- 61 yıllarında ABD başkanlığı yapmış olan Dwight (David) Eisenhower’e ve O’nun yönetimine aitti...

(…) Dr. Weissman tarafından incelenmiş olan dökümanlara göre, Lumumba’nın devrilmesi operasyonunun adı “Project Wizard” (“Büyücü Projesi”) idi. Bunda,  “Project Wizard”da rol almış olan Kongolu liderler, CIA’nın satınalma eylem programı içinde idiler. Sözkonusu görevlilere, yüzbinlerce dolar ve askeri malzeme verilmişti. Ayrıntılara göre, Lumumba, devrilmeden dört gün önce, Kongo cumhurbaşkanı Kasavubu’ya CIA tarafındn ödeme yapılmıştı. Ordu kumandanı Mobutu’ya, hem para ve hem de Lumumba yanlılarına karşı savaşması için silah ve mühimmat verilmişti. Gerçekte satınalınanlar daha fazla idi. CIA, Cumhurbaşkanı Kasavubu ve ordu kumandanı Mobutu ile birlikte, Dışişleri Bakanı Justin Bomboko’ya, mali yardım başkanı Albert Ndele’ye, Senato Başkanı Joseph Ileo’ya, ve işçi lideri Cyrille Adoula’ya el altından ödemeler yapmıştı. Tüm bu kişiler, Lumumba’nın devrilmesinde kendilerine düşen rolü oynamışlardı...

(…)CIA, ancak 11 Şubat 1961 günü Lumumba’nın öldürülmüş olduğunu rapor edecekti. CIA raporuna göre, bu cinayet için yapılan harcama 500 bin dolar idi. Sözkonusu miktar, politikacılara yapılan ödemelerin, silah ve malzeme harcamalarının, ve cinayete bizzat katılanlara verilen paraların toplamı idi... Bundan sonra yaşanacak olan içsavaşta ve bölgesel savaşlarda milyonlar harcanacaktı... O zamanın 500 bin doları, günümüzde çok daha büyük bir değeri ifade etmektedir. Fakat yine de, bir bütün olarak Kongo’nun (Zaire’nin) ve Kongo’nun güneydoğusunda yeralan mineral zengini Katanga’nın (1972’den itibaren adı, Shaba) sahibolduğu zenginlikler gözönüne alınırsa, Kongo halkının köleliğinin, ülkenin sömürge statüsünün sürdürülmesi anlamına gelen bu cinayetin, emperyalist servislerce oldukça ucuza maledildiği söylenebilir…

(…) Emekli polis şefi Gerard Soerte, TV kamerası karşısında, hastalıklı bir sırıtma ile, Lumumba’yı kastederek, önce öndeki iki altın dişini söküp aldığını, söylemekteydi. Dişleri sökülürken, cansız Lumumba hareket eder gibi olmuştu, ve polis şefi bir an için O’nun dirildiğini sanmıştı...

 

Kongo (Zaire) veya Kongo-Kinshasa, Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

Yusuf Küpeli

 

Asırlardır talan edilen, toplumsal yapısı bozulan, halkı yoksulluğa, çatışmalara, büyük çözümsüzlüklere, trajedilere sürüklenmiş olan Afrika, halen olağanüstü yeraltı zenginliklerine, stratejik öneme sahip minerallere, ve tüm bunların yanında büyük yerüstü zenginliklerine, paha biçilmez ormanlara ve su kaynaklarına sahiptir. Afrika, Dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir. Afrika, diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt)  rezervlerinin yarıdan fazlasına sahiptir. Halkı yoksul kendi zengin Afrika’nın en zengin ülkesi de, Orta-Batı Afrika’da, Evator çizgisi üzerinde yeralan ve yüzölçümü itibariyle Afrika’nın üçüncü büyük ülkesi olan eski Belçika sömürgesi (1908- 60) Kongo’dan başkası değildir. Belçika Kongosu (1908- 60), ardından Kongo Cumhuriyeti (1960- 64), daha sonra Demokratik Kongo Cumhuriyeti (1964- 71), ve son olarak Zaire, Zaire Cumhuriyeti adlarını kullanan ülkenin yüzölçümü, 2 milyon 345 bin kilometre kareden biraz daha fazladır...

 

Kongo veya Zaire Nehri olarak anılan ve eski Belçika sömürgesi Kongo- Kinshasa ile eski Fransız sömürgesi Kongo- Brazzaville arasındaki sınırı oluşturan devasa büyüklükteki nehrin hemen kuzybatısında, başkenti Brazzaville ve yüzülçümü 342 bin kilometre kare olan Kongo Cumhuriyeti yeralır. Aynı nehrin güneydoğusunda uzanan, başkenti Kinshasa ve yüzülçümü 2 milyon 345 bin 095 kilometre kare olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti (1964- 71) uzanır. Brazzaville ile Kinshasa adlarındaki başkentler, Kongo Nehri’nin iki yakasında karşılıklı olarak konumlanmışlardır. Sözkonusu iki başkent, bu nehre açılan birer iç limandırlar aynızamanda...

 

Diğeryandan, yine aynı coğrafyanın bir devamı olarak, Kongo- Brazzaville’nin batısında, yüzölçümü 267 bin kilometre kareden biraz daha büyük olan -eski Fransız sömürgesi- Gabon Cumhuriyeti uzanmaktadır. Gabon Cumhuriyeti’nin hemen batısında, Atlantik Okyanusunda, Ekvator çizgisinin üzerinde, -eski Portekiz sömürgesi olan- São Tomé ve Príncipe adaları bulunmaktadır. Resmi adı São Tomé ve Príncipe Demokratik Cumhuriyeti olan ve toplam yüzölçümü bin kilometre kareyi azıcık aşan bu küçük ada ülkesi, 12 Temmuz 1975 günü Portekiz’den bağımsızlığını elde etmiştir... São Tomé ve Príncipe adalarından sözetmemin nedeni, son yıllarda buraya kurulan, ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olan stratejik B-52 bombardıman uçaklarının iniş-kalkışlarına uygun yapıdaki ABD askeri hava üssü ve ayrıca ABD deniz üssü nedeniyledir. ABD, Guinea Körfezi’ndeki bu stratejik öneme haiz üssü sayesinde, sadece -kaynakları itibariyle- çok zengin her iki Kongo’yu ve bunların coğrafi devamı Gabon’u, ve yine aynı körfeze kıyısı olan Nigeria’nın petrollerini kontrol etmektedir. Yine ABD, sözkonusu üsle, aynızamanda tüm Batı ve Orta Afrika’yı, hatta tüm Afrika’yı kontrol edebilecek güce sahibolmaktadır... Şüphesiz ABD’nin Afrika’daki askeri üsleri, São Tomé ve Príncipe’de olanlarla sınırlı değildir. Hem Doğu ve hem de Batı Afrika, -kuzeyden güneye- ABD’nin bir seri askeri üssü ile çembere alınmıştır...

 

Eski Belçika sömürgesi olan Belçika Kongosu (1908- 60), ardından Kongo Cumhuriyeti (1960- 64), daha sonra Kongo Demokratik Cumhuriyeti (1964- 71) veya son olarak Zaire adlarını kullanan bu doğal kaynakları alabildiğine zengin ülke, dünyadaki kobalt (cobalt) minerali (madeni) rezervlerinin yüzde 60 kadarına sahiptir. ABD’nin stratejik madenler (minaraller) katagorisi içine sokarak depoladığı kobalt (cobalt) madeninin alaşımlarından, çok yüksek ısılara dayanıklı gaz türbinleri, jet motorları yapılmaktadır. Sözkonusu mineral, ayrıca, uzay endütrisinde kullanılmaktadır... Zengin kobalt yatakları dışında, Kongo-Kinshasa’da, zengin bakır yatakları, endüstri de kullanılan zengin elmas (diamond) yatakları bulunmaktadır. Aynı ülkede, kimyasal bir elemen olan ve baterilerde, nükleer reaktörlerde kullanılan cadmium yatakları, zengin çinko ve kalay yatakları vardır. Kongo- Kinshasa’nın bir diğer zenginliği, asıl olarak çelik yapımında kullanılan ve gümüş beyazlığında kimyasal sert bir element olan manganese (manganez) yataklarıdır. Yine Kongo- Kinshasa zengin altın ve gümüş yataklarına, zengin uranium yataklarına, ve petrol rezervlerine sahiptir. Kongo’nun coğrafi bir uzantısı olan Gabon’da da zengin uranium rezervleri bulunmaktadır. Herhalde bukadarı, ABD’nin neden -Kongo’nun hemen açığındaki- São Tomé ve Príncipe adalarına  stratejik bir askeri hava üssü kurduğunu anlamaya yeter...

 

Afrika, emperyalist bir çember içindedir. Kongo Cumhuriyeti, ya da Zaire, bağımsızlığını kazanmış olduğu 1960 yılından bu yana, sömürü düzenlerini sürdürmek isteyen emperyalist merkezler tarafından sürekli askeri çatışmalara, politik istikrarsızlıklar içine sürüklenmiştir. Bu ülkede, emperyalist müdahaleler ve kışkırtmalar sonucu yaşanan çatışmalarda, 12 milyonu aşkın insan yaşamını yitirmiştir. Bu, I. Dünya Savaşı sırasında tüm dünyada ölenlerin sayısı kadardır...

 

Kongo- Kinshasa, 30 Haziran 1960 günü Belçika’dan bağımsızlığını kazanacaktı... Belçika hükümeti, önce, Aralık 1959’da başlayacak lokal seçimlerle birlikte beş yıl içinde bağımsızlığa gidecek bir program duyurmuştu. Kongolu ulusalcılar, bu seçimlerin Belçika kuklalarının yerlerine oturtulmaları için bir oyun olduğunu ilanedip, seçimi boykot etmişlerdi. Belçika makamları, boykot eylemini bastırmak amacıyla harekete geçmişlerdi. Stanleyville’de 30 Ekim 1959 günü yaşanan olaylarda 30 kişi yaşamını yitirmişti (Stanleyville, Kongo’nun başkenti Kinshasa’nın 1966’dan önceki adıdır.). Aynı olaylar sırasında, bağımsızlık mücadelesini yürüten ulusalcı partinin (MNC) önderi Patrice Lumumba (1925- 1961) hapse atılmıştı. İkili bir taktik izleyen -Ekim 1958 doğumlu- MNC (Mouvement National  Congolais), türkçe adıyla  Kongoluların Ulusal Eylemi adlı parti, Aralık 1959 seçimlerine katılmış ve yüzde 90’ı bulan bir oy çokluğu ile seçimi kazanmıştı. Belçika hükümeti, Ocak 1960’da, Bruksel’de, tüm Kongolu partilerin katılacakları ve politik değişikliğin tartışılacağı bir yuvarlak masa konferansı örgütlemişti. MNCPatrice Lumumba olmadan bu toplantıya katılmayı reddetmişti. Hapisten serbest brakılan Lumumba, Bruksel’e uçmuştu. Toplantı sürecinde tüm Kongolu partiler, Mayıs 1960’da ulusal seçimlerin yapılmasına, ve 30 Haziran 1960’da ise bağımsızlığın ilanedilmesine karar vermişlerdi.

 

Yapılan seçimleri, Kongo’nun öndegelen ulusalcı politikacısı Lumumba’nın önderliğindeki MNC, diğer partilere fark atarak kazanmıştır. Kongo’nun ilk hükümetini kurma görevi, Başbakanlık görevi, 23 Haziran 1960 günü Patrice Lumumba’ya verilmişti. Cumhurbaşkanı olan Joseph Kasavubu (cumhurbaşkanlığı, 1960- 65), emperyalist merkezlerin kuklası bir karakterdi... Bağımsızlıktan 5- 6 gün kadar sonra bazı askeri birlikler, başlarındaki Belçikalı kumandanların yönetiminde başkaldıracaklardı. Belçika hükümeti, ulusal yararlarını koruma bahanesi ile Kongo’ya askeri birlikler yollamıştı. Bu birlikler, Kongo’nun güneydoğusundaki mineral zengini Katanga bölgesine indirilmişlerdi. Ardından, Belçika’nın desteği ile Katanga’nın etkili kişisi Moiz Çombe (Moise Tshombe, 1919- 69), merkezi yönetime karşı başkaldırıp bölgenin bağımsızlığını ilanetmişti...

 

Bir misyoner okulunda eğitim görmüş ve tüccarlık yapmakta olan -Belçika işbirlikçisi- Moiz Çombe (Moise Tshombe, 1919- 69), Katanga’nın Cumhurbaşkanı seçilmişti... Daha Lumumba iktidarının ilk günlerinde başlatılan sözkonusu Lumumba aleytarı gelişmeler, Washington ve Belçika yönetimleri tarafından bilinçli olarak yaratılan bu politik destabilizasyon, Lumumba’yı en kısa sürede devirebilmeyi hedeflemişti... Sömürgeciliğe duyduğu nefreti ve satınalınamaz bir karakter olduğunu önceden açıkça belli etmiş olan Patrice Lumumba’nın idam hükmü, Washington ve Brüksel gibi emperyalist merkezlerce daha baştan verilmişti.

 

Patrice Lumumba’nın 30 Haziran 1960 bağımsızlık gününde yapmış olduğu konuşmadan bazı cümleleri biraz kısaltarak buraya aktaracak olursak, Lumumba hakkında neden ölüm kararı verilmiş oldunu daha iyi kavrayabiliriz... Hiç te diplomatik olmayan, ve doğrudan beyaz sömürgecileri hedef alan sözkonusu konuşma, özellikle Belçika Kralı’nı çok kızdırmıştı...

 

Lumumba, konuşmasında, “kan, ateş, ve gözyaşlarıyla yüklü mücadelelerinden dolayı mağrur olduklarını” ifade etmiş, ve “köleliğin kendilerine zorla dayatılmış olduğu”, gerçeğinin altını çizmişti. O, “Yasaların beyazlar ve siyahlar karşısında aynı olmadığı”, gerçeğine vurgu yapmıştı. Yine O, “güzel kentlerdeki mükemmel evlerin beyazlar, döküntü kulübelerin ise siyahlar için olduğu” gerçeğinin, ve yaşamın her alanındaki ırk ayrımcılığının altını çizmişti. O, “birçok kardeşinin yokedildiği soykırımların ve hücrelerde rejimle anlaşmayı reddedenlerin başlarına gelenlerin unutulmadığını”, ifade etmişti. Lumumba, “Kongo Cumhuriyeti’nin artık kendi çocuklarının ellerinde olduğunu, birlikte toplumsal adaleti kuracaklarını”, söylemişti...

 

Patrice Lumumba’nın tüm bu güzel sözleri ve aynı konuşmasındaki diğer ifadeleri, başta Brüksel (Brussels) ve Washington olmak üzere emperyalist merkezleri ürkütmüştü. Emperyalist merkezler, Kongo Cumhuriyeti’nin halen gerçekte kimin kontrolunda olduğunu Lumumba’ya en kısa zamanda göstermeye karar vermişlerdi. Kongo’nun (Zaire’nin) politik yaşamında ön planda olan işbirlikçi yerli karakterler vardı. Belçikalı sömürgecilerinin denetiminden tam çıkmamış Kongo silahlı kuvvetleri içinde, emperyalist merkezler tarafından satın alınabilecek çok sayıda kişi bulunmaktaydı... Lumumba, sözkonusu güzel konuşmasında gerçekleri ifade etmiş, özgürlüğe ve adalete duyduğu derin özlemi dile getirmişti ama, kendisine bağlı silahlı bir gücü yoktu. Geniş halk yığınları da O’nun safında idiler ama, O henüz, tüm bu özlemleri gerçek yaşamda savunabilecek silahlı organize bir güce, emperyalist merkezlere direnebilecek bir orduya sahip değildi. Devrimin gerçekleşmesi ve yaşayabilmesi için, halkın desteğini almış silahlı bir güçün, gerçek bir ordunun önemi bir kez daha kendisini göstermekteydi...

 

Kongo yönetimi, Belçika birliklerinin ülkeden atılmaları ve iç düzenin kurulabilmesine yardımcı olunması talebiyle Birleşmiş Milletler’e başvuracaktı. Kongo ordusu, politk gücü yeni ulusal hükümete verebilecek bir aygıt durumunda olmadığı gibi, sivil bürokrasi de eğitimsiz ve deneyimsizdi. Birleşmiş Milletler, Kongo’nun ulusal hükümetine yardımcı olmaktan uzak bir yapıdaydı. Sonuçta, Belçika birlikleri Kantanga’da olan varlıklarını sürdürecekler, ve emperyalist güçlerin desteğindeki karşı-devrimci isyan devamedecekti... Birleşmiş Milletler, Katanga’da başlatılmış olan isyanın bastırılmasına yardımcı olmayı reddedince, Lumumba, emrindeki birliklerin Katanga’ya sevkedilmelerine yardımcı olması amacıyla Sovyetler Birliği’ne başvuracaktı. Aynızamanda O, Lumumba, topluca desteklerini alabilmek amacıyla, Ağustos 1960’da, Bağımsız Afrika Devletleri’ni, o yıllardaki adı Léopoldville olan şimdiki Kinshasa’da, ülkesinin başkentinde toplantıya çağıracaktı. Fakat Kongo’nun (Zaire’nin) ilk Cumhurbaşkanı olan Joseph Kasavubu (1910?- 1969; cumhurbaşkanlığı, 1960- 65), emperyalist merkezlerin adamıydı. O, aynı merkezler tarafından Lumumba’nın eylemleri nedeniyle uyarılmıştı. Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı misyonerler tarafından eğitilmiş olan Kasavubu, Kongo’nun değişik bölgelerinin birtakım lokal otonomilere sahip olmaları gerektiği görüşünü, yani emperyalist merkezlerle uyumlu olarak Katanga’nın ayrılığını savunmaktaydı...

 

Sonuçta, Lumumba’nın bağımsız Afrika devletlerine yapmış olduğu çağrının hemen ardından, 5 Eylül 1960 günü, Cumhurbaşkanı Kasavubu, Lumumba’nın başbakanlık görevinden uzaklaştırıldığını duyuracaktı. Emperyalist merkezler, Kongo (Zaire) ordusu komutanı Joseph -Désiré Mobutu (1930- 1997) ile ülkenin Cumhurbaşkanı Kasavubu’yu Lumumba’ya karşı birleştirmişlerdi. Her ikisi de Katolik misyoner okullarında yetişmiş olan bu karakterler, Joseph -Désiré Mobutu ve Kasavubu ve öndegelen daha bazı politikacılar, yapacakları kirli iş için satınalınmışlardı. Sözkonusu kişiler, emperyalist merkezlerden yüklü miktarda rüşvet almışlardı...

 

Albay Joseph-Désiré Mobutu, 14 Eylül 1960 günü Lumumba’ya karşı askeri darbeyi gerçekleştirecek, ve ardından Kasavubu ile ortak çalışma anlaşması yapacaktı. Ülkenin parlementosu ve uluslararası kamuoyu Lumumba’yı destekleyecekti. Fakat, emperyalist merkezlerin baskısı ve kontrolu altındaki Birleşmiş Milletler Genel KuruluKasavubu’nun yeni hükümetini tanımakta gecikmeyecekti. Birçoğu emperyalist merkezlerin kontrolu altındaki “Bağımsız Afrika Devletleri”, Kongo’da yaşananlar hakkında keskin görüş farklılıklarına sürüklenip bölünmüşlerdi...

 

Başlangıçta, Birleşmiş Milletler’e bağlı birlikler, Lumumba’yı koruma altına alacaklardı. Fakat daha sonra bu durum Lumumba için ev hapsine dönüşecekti. Lumumba, gözaltında tutulduğu evinden 27 Kasım 1960 günü kaçacaktı. O, Léopoldville’den (şimdiki  Kinshasa’dan), ülkenin kuzeydoğusundaki Stanleyville’ye (şimdiki Kisangani’ye) doğru yola çıkacaktı... Stanleyville (1966’dan beri, Kisangani), Lumumba’nın taraftarlarının kontrolu altındaydı... Emperyalist dış istihbarat servislerinin aktif desteği ile Mobutu, askeri birliklerini Lumumba’nın peşine takacaktı. Ve birkaç gün süren kaçıp-kovalamacanın ardından, Lumumba yakalanacak, düşmanlarının ellerine düşecek, hakaretlere uğrayıp hırpalanacaktı...

 

İleride, 1972’den sonra adı Mobutu Sese Seko Koko olarak anılacak olmasına karşın, 1960’lı yıllarda, Joseph –Désiré Mobutu olarak çağrılan darbeci ordu kumandanının, ayrıca Cumhurbaşkanı Kasavubu’nun, ve bunların gerisinde duran CIA’nın ve Belçika servisinin eline düşen Patrice Lumumba, önce, üç aya yakın hapiste tutulacaktı. Hapiste tutulduğu sürece Lumumba’nın güç kazandığı anlaşılacaktı. Sonuçta, Lumumba’nın öldürülmesinin darbeciler ve emperyalist merkezler açısından daha elverişli olacağı kararına varılacaktı…

 

Lumumba, 17 Ocak 1961 günü, canine ödürüleceği Katanga’ya, Washington’un ve Brüksel’in en hain kuklası Moiz Çombe’nin (Moise Tshombe) iktidar alanına yollanacaktı... Lumumba, bindirildiği uçakta işkence görecekti. Aynı uçağa, Lumumba’nın yoldaşları olan Mpola ve Okito adlarında iki yurtsever devrimci insan daha konmuştu. Lumumba, Mpola ve Okito, üçü de, mineral zengini Katanga’da uçaktan indirildikten kısa süre sonra, aynı gün öldürüleceklerdi. Bu, sonderece vahşice bir cinayet olacaktı...

 

Dr. Weissman, 1986- 91 yıllarında, ABD Temsilciler Meclisi Afrika Alt Komitesi kurmay başkanlığını yapmaktaydı, ve arşivdeki dökümanları inceleme hakkına sahipti... ABD hükümetine ait dökümanları incelemiş olan Dr. Stephen R. Weissman’ın anlatımına göre, Lumumba’ya yönelik askeri darbeye ABD yönetimi, ABD Başkanı’nın başkanlığındaki National Security Council (NSC) dahil olmuştu. Lumumba’nın öldürülmesindeki asıl sorumluluk, 1953- 61 yıllarında ABD başkanlığı yapmış olan Dwight (David) Eisenhower’e ve O’nun yönetimine aitti... Hatırlarsanız, İran’ın yurtsever başbakanı Musaddık’a ve yine Guatemala’nın halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e yönelik darbelerin sorumluları da Dwight (David) Eisenhower ile birlikte eski Nazi işbirlikçisi dışişleri bakanı John Foster Dulles ve bu kişinin CIA Direktörü olan küçük kardeş Allen Dulles idi… Demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Patrice Lumumba’nın askeri bir darbe ile iktidardan indirilip vahşice katledilmesi işinde aynı üçlü başrolde idi. Lumumba, bizzat Eisenhower’in gizli emri ile vahşice öldürülmüştü... Belçika polisi de bu canice suçta yardımcı, uygulayıcı rolünde idi...

 

Dr. Weissman tarafından incelenmiş olan dökümanlara göre, Lumumba’nın devrilmesi operasyonunun adı “Project Wizard” (“Büyücü Projesi”) idi. Bunda,  “Project Wizard”da rol almış olan Kongolu liderler, CIA’nın satınalma eylem programı içinde idiler. Sözkonusu görevlilere, yüzbinlerce dolar ve askeri malzeme verilmişti. Ayrıntılara göre, Lumumba, devrilmeden dört gün önce, Kongo cumhurbaşkanı Kasavubu’ya CIA tarafındn ödeme yapılmıştı. Ordu kumandanı Mobutu’ya, hem para ve hem de Lumumba yanlılarına karşı savaşması için silah ve mühimmat verilmişti. Gerçekte satınalınanlar daha fazla idi. CIA, Cumhurbaşkanı Kasavubu ve ordu kumandanı Mobutu ile birlikte, Dışişleri Bakanı Justin Bomboko’ya, mali yardım başkanı Albert Ndele’ye, Senato Başkanı Joseph Ileo’ya, ve işçi lideri Cyrille Adoula’ya el altından ödemeler yapmıştı. Tüm bu kişiler, Lumumba’nın devrilmesinde kendilerine düşen rolü oynamışlardı... Aynı dökümanlara göre Eisenhower,  yapılan operasyonun en üst düzeyde içindeydi. NSC içindeki özel bir grup, CIA direktörü, politik işlerden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı, ve savunma bakan yardımcısı, doğrudan operasyonda rol almışlardı... “Project Wizard” (“Büyücü Projesi”) yürürlüğe konduğunda, Kongo’nun (Zaire’nin) bağımsızlığını kazanalı henüz bir ay olmuştu...

 

Lumumba iktidara geldikten kısa süre sonra Afrika İşleri’nden sorumlu Belçikalı bakan Count d’Aspremont Lynden’in, Katanga’nın başkenti Elizabethville’ye yolladığı özel mesaj, Lumumba’nın iktidardan kesin biçimde hemen indirilmesi gerektiği üzerineydi. Aynı bakan, Lumumba’nın Katanga’da yokedilmesi işinin Moiz Çombe’ye sorulmasını istemişti. Moiz Çombe, Lumumba’nın katledilmesi teklifini tereddütsüz kabuletmişti... Kısacası, Lumumba’nın devrilmesi ve yokedilmesi komplosunda, Washington ve Brüksel tam bir işbirliği içindeydiler... Ayrıca, Britanya (İngiltere) iç istihbarat servisi MI-5’da aynı komplonun içinde yeralmıştı. MI-5, sorunun kökten çözülebilmesi için Lumumba’nın öldürülmesi gerektiği görüşündeydi...

 

Sonderece tehlikeli bir suç örgütü gibi çalışan CIA, aslında, Lumumba cinayetini başlangıçta biraz daha farklı biçimde planlamıştı... CIA’nın Kongo’da (Zaire’de) görev yapan istasyon şefi Larry Devlin’in sonradan anlattığına göre, Devlin, Washington’dan bir mesaj almıştı. Sözkonusu mesajda, “Paris’ten Joe’nin geleceği” bildirilmekteydi. Paris’ten gelen uçaktan inen Joe, daha arabasına yürürken, Devlin, “Paris’ten Joe”nin gerçek kimliğini öğrenecekti. “Paris’ten Joe”, CIA’nın baş teknik subayı Dr. Sidney Gottlieb’den başkası değildi. Teknik uzman Dr. Sidney Gottlieb, beraberinde bir tüp zehirli dişmacunu getirmişti. Görevi, bu zehirli macunu (pastayı) Lumumba’nın banyosuna yerleştirmekti. Lumumba dişlerini fırçalayınca, zehirlenecek ve ölecekti... Sözkonusu komplo, Kastro için yapılan onlarca cinayet planından bazılarını çağrıştırmaktaydı. Fakat sonunda Lumumba, çok daha vahşice ve çok daha tepki uyandıracak biçimde katledilecekti...

 

Belçikalı görevliler, 14 Ocak 1961 günü, Cumhurbaşkanı Kasavubu’ya, Lumumba’nın hiç kurtulamayacağı daha güvenlikli bir yere, Katanga’ya nakledilmesi emrini ileteceklerdi. Darbeci ordu kumandanı Mobutu’da bu konuda hemfikir olacaktı... Cumhurbaşkanı Kasavubu,  Güvenlik şefi Nendaka’ya, Lumumba’yı tedbirli biçimde Katanga’ya nakletmesi emrini verecekti… Lumumba, -daha önce adları verilmiş olan iki yoldaşı ile birlikte- bir uçağa bindirilecek ve 17 Ocak 1961 günü Katanga’ya, bu bölgenin başkenti Elizabethville’ye (yeni adı, Lubumbashi’ye) götürülecekti. Aynı günün gecesi, Lumumba ve iki yoldaşı, Moiz Çombe’nin ve Katanga hükümeti üyelerinin huzurunda işkece edilip öldürüleceklerdi…

 

İşlenmiş olan cinayetin üzerinden dört hafta geçmiş olmasına karşın herhangi resmi bir açıklama yapılmayacak, bu vahşi cinayet gizlenecekti... CIA’nın Kongo’da görevli istasyon şefi Larry Delvin, Kongo yönetimine politik klavuzluk yapmaktaydı. O, Larry Delvin, Lumumba’nın 17 Ocak günü Katanga’ya, yeminli düşmanı Moiz Çombe’nin eline yollanması komplosunu organize etmiş olanlardan birisiydi...

 

CIA, ancak 11 Şubat 1961 günü Lumumba’nın öldürülmüş olduğunu rapor edecekti. CIA raporuna göre, bu cinayet için yapılan harcama 500 bin dolar idi. Sözkonusu miktar, politikacılara yapılan ödemelerin, silah ve malzeme harcamalarının, ve cinayete bizzat katılanlara verilen paraların toplamı idi... Bundan sonra yaşanacak olan içsavaşta ve bölgesel savaşlarda milyonlar harcanacaktı... O zamanın 500 bin doları, günümüzde çok daha büyük bir değeri ifade etmektedir. Fakat yine de, bir bütün olarak Kongo’nun (Zaire’nin) ve Kongo’nun güneydoğusunda yeralan mineral zengini Katanga’nın (1972’den itibaren adı, Shaba) sahibolduğu zenginlikler gözönüne alınırsa, Kongo halkının köleliğinin, ülkenin sömürge statüsünün sürdürülmesi anlamına gelen bu cinayetin, emperyalist servislerce oldukça ucuza maledildiği söylenebilir. Lumumba’yı üç-beş dolara satmış olanlar, O’na ihanet etmiş olanlar, aslında kendilerine, tüm ülkeye, tüm Kongo halkına, hatta tüm Afrika’ya ihanet etmişlerdi…

 

Lumumba, Katanga bölgesinin başkenti Elizabethville’nin (Lubumbashi’nin) havaalanında Katangalı askerler tarafından dövülmüştü. Askerlere, Belçikalı subaylar kumanda etmekteydiler... Lumumba ve yanındaki iki yoldaşı, kendisini Katanga’nın cumhurbaşkanı yapmış olam karşı- devrimci Moiz Çombe’nin ve O’nun kabinesinin kararlaştırmış olduğu yere, Belçikalı ve Katangalı birlikler tarafından korunan Villa Brouwe’ye nakledilmişlerdi.  Aynı gece Lumumba, bir başka konvoy ile birlikte ormana taşınmıştı. Lumumba ve O’nun diğer iki yoldaşı, geniş bir ağaca bağlanmışlardı. İşlenecek cinayeti, Belçikalı subaylar yönetmekteydiler. Moiz Çombe ile O’nun kabine üyeleri, cinayeti izlemekteydiler... Lumumba ve yoldaşları orada hemen öldürülmüşlerdi ama, daha başlarına gelecekler bitmemişti. Ölülerine yapılacak korkunç işlemler vardı...

 

Cinayetin ertesi günü, Katanga’nın içişleri bakanı, Belçikalı polis şefi Gerard Soerte’yi bürosuna çağırmış ve O’na, “Nasıl yaparsan yap ama, ölüleri yok et!”, emrini vermişti. Gerard Soerte ve teşkilattan bir arkadaşı, ölüleri mezardan çıkartıp küçük küçük parçalara aymışlardı. Aynı polisler, Lumumba’nın ve yoldaşlarının küçük parçalara ayrılmış  gövdelerini, işletilmeyen eski bir Belçika maden ocağının yanında, asit içinde eritmişlerdi. Soerte’nin anlatımına göre, bu işlem iki günlerini almıştı. Bu pis işi yaparlarken, içip sarhoş olmuşlardı. Asitte eritme işleminin ardından, kalan parçaları ateşe verip yakmışlardı. Artık ortada herhangi maddi bir iz kalmamıştı ama, yaşanmış olanlanlar, cinayette kullanılmış kişilerin hafızalarında idi. İz siliciler, bu taşınılamaz ağır yüklerini bir ölçüde boşaltmak, birşeyleri itiraf etmek gereksinimi duyacaklardı...

 

Emekli polis şefi Gerard Soerte, TV kamerası karşısında, hastalıklı bir sırıtma ile, Lumumba’yı kastederek, önce öndeki iki altın dişini söküp aldığını, söylemekteydi. Dişleri sökülürken, cansız Lumumba hareket eder gibi olmuştu, ve polis şefi bir an için O’nun dirildiğini sanmıştı... Aslında Lumumba ölmemişti; O, başta Kongo halkı olmak üzere tüm Afrika’nın ve ezilen diğer dünya halklarının hafızalarında yaşamını sürdürmekteydi...

 

İhanetin merkezi Katanga (Shaba), bütünüyle Belçika’ya giden, getirisi Belçika ve ABD merkezli birtakım tekellerin kasalarını dolduran zengin bakırkobalt (cobalt), uraniumaltın, ve gümüş yatakları ile doluydu. Yine Katanga’da, zengin çinko, baterilerde ve nükleer reaktörlerde kullanılan cadmium, daha çok elektronikle ilgili teknolojilerde kullanılan  germanium,  ayrıca yine zengin kömürdemir, daha çok kaliteli çelik yapımında kullanılan manganese, ve kalay gibi mineraller vardı ve vardır... Katanga olmazsa eğer, Kongo ekonomisi çok ağır bir darbe yiyebilirdi. Zaten bu nedenle, Lumumba başbakan seçilir seçilmez, Belçika yönetimi Katanga’ya asker indirmişti. Belçika ve ABD servisleri, satınalmış oldukları Moiz Çombe’yi (Moise Tshombe) isyana teşviketmişlerdi...

 

Lumumba’nın canice öldürülmesinin ardından ülkedeki politik destabilizasyon sonbulmayacaktı... Birleşmiş Milletler güçleri, 1963 yılında, Katanga birliklerini yeneceklerdi. Moiz Çombe, Katanga dışına kaçarak politik göçmen konumuna sürüklenecekti. Kongo’nun işbirlikçi Cumhurbaşkanı Kasavubu, 1964 yılında, Moiz Çombe’yi ülkesine davet edecek ve O’na hükümet kurma görevini verecekti. Halk düşmanı satılık Moiz Çombe, artık yeniden birleşmiş olan Kongo ile Katanga’nın başbakanı olacaktı. Ordu kumandanı Joseph –Désiré Mobutu, 24 Kasım 1965 günü, ikinci bir darbe ile Cumhurbaşkanı Kasavubu ile O’nun cani başbakanı Moiz Çombe’yi (Moise Tshombe) iktidardan indirecekti... Bu tarihten itibaren tüm iktidarı elinde toplayacak olan Joseph Mobutu, 1972 yılında adını değiştirecekti. O, artık, Mobutu Sese Seko Koko Ngbendu Wa Za Banga adını kullanacaktı. Bundan böyle O, kısaca, Mobutu Sese Seko Koko olarak anılacaktı...

 

O’nun bu yeni uzun adı, “Dayanıklılığı ve kırılmazlığı ile tam iktidar sahibi, gerisinde ateşten bir iz bırakarak fetihten fethe koşan zafere susamış savaşcı” anlamına gelmekteydi. Derin bir aşağılık kompleksine sahibolduğu anlaşılan ve aslında bir akıl hastahanesinde tedavi görmesi gereken bu kişi, onyıllarca Kongo’yu (Zaire’yi) yönetecekti. Mobutu Sese Seko Koko, Kongo’dan (Zaire’den) kaçmaya zorlanacağı 16 Mayıs 1997’ye dek, Afrika’nın bu en zengin ülkesini Batı’nın emperyalist merkezlerine soydurtacaktı. O, ülkesini Batılı tekellere soydurturken, aldığı 10 milyarlarca dolar komisyonu yine Batı bankalarındaki kişisel hesaplarına aktaracaktı... Kongo Cumhuriyeti, 1971 yılında, Zaire adını alacaktı...

 

Mobutu Sese Seko, milyonlarca Kongolunun kanıyla ellerini yıkayacaktı... Alçaklığın, ihanetin, emperyalist merkezlere uşaklığın deri rengi ile, pigmentlerle değil, düşünce yapısı ile ve insan karakterinin nasıl şekillenmiş olduğu ile bağı vardı... Emperyalist merkezler, uluslarüstü tekeller, yalnız Afrika’da değil, diğer tüm kıtalarda, aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelerde, -entellektüel olarak- toplumun en geri kesimlerinden gelen ve kişisel yararlarını toplumsal yararın önüne rahatça koyanilen kişileri bulmakta usta idiler. Entellektüel ve ruhsal olarak gelişmemiş bu para ve kariyer tutkunu açgözlü ve anti-sosyal ilkel yaratıklar, “paranın dini imanı olmaz” parolasını kendilerine ilke edinmiş sahte kimlikli kişiler, kullanılmaya en uygunları olanlardı...

 

New York’ta, Harlem’de 7 Mart 1997 günü konuşan Patrice Lumumba’nın oğlu Francois Lumumba, babasını kastederek, “(...) O, CIA’nın planlayıp örgütlediği bir darbe ile 1961 yılında koltuğundan indirildi.”, diyecekti. Şüphesiz CIA bu kirli operasyonunu tek başına yapmamış, satınalmış olduğu ordu komutanı Mobutu’yu, ve Belçikalı subayları kullanmıştı... Lumumba’ya yönelik askeri darbeye ABD yönetimi, ABD Başkanının başkanlığını yaptığı National Security Council (NSC) dahil olmuştu. Lumumba’nın öldürülmesindeki asıl sorumluluk, 1953- 61 yıllarında ABD başkanlığı yapmış olan Dwight (David) Eisenhower’e ve O’nun yönetimine aitti... (bak: Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar http://www.sinbad.nu/darbeler.htm ; 6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü)

 

 

Yusuf Küpeli

 

2019- 09- 22

 

yusufk@telia.com

 

www.sinbad.nu

 

 

http://www.sinbad.nu/