Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar

 

17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksika’ya gidiş

 

Bir anlatıma göre, Latin Amerika halklarının sömürülmelerinde ve toplumsal trajedilerinde baş rollerde olan ABD merkezli United Fruit Company’ye bağlı olarak şeker kamışı üretimi yapan İspanyol göçmeni varlıklı bir çiftçinin, Angel Kastro’nun ikinci eşi Lina Ruz Gonzaléz’den olma Fidel Kastro Ruz, 13 Ağustos 1926 günü doğacaktı. Angel Kastro’nun ilk eşinden iki, aynızamanda ahçısı olduğu söylenen ikinci eşinden ise, aralarında Fidel Kastro’nun ve şu anda Kuba’nın birinci kişisi konumundaki Raúl Kastro’nun da bulunduğu beş çocuğu olacaktı...

 

Terence Cannon, “Revolutionary Cuba” başlıklı kitabında, Lina Ruz Gonzaléz’in ikinci eş olduğundan sözetmemekte, yedi kardeşin de aynı anneden, Lina Ruz Gonzaléz’den olduğu izlenimini verecek biçimde yazmaktadır. “Fidel and Religion” adıyla 314 sayfalık bir kitap olarak basılan Frei Betto-Kastro söyleşisinde Kastro, babasının, İspanya’nın Galicia bölgesinde yaşayan çok yoksul bir köylü ailesinden geldiğini, anlatmaktadır. Baba Kastro, Kuba’ya göç ettikten sonra varlıklı olmuştur. Yine Kastro, Okuma-yazma bilmeyen Lina adlı annesinin kendi çabasıyla okumayı ve yazmayı öğrendiğini, ve inanç sahibi bir Hiristiyan olduğunu söylemektedir. Kastro’nun babasının adının tamamı, Angel Kastro y Argiz olmaktadır. Ve Cannon’a göre Angel Kastro, tutucu politik görüşlere sahip birisi idi...

 

Çok ilerideki yıllarda Şili’de üniversite öğrencilerine nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro, değişik nedenler ve yaşamını etkileyen farklı olaylar arasında şundan da sözedecekti... Babasının zengin biri olmasına karşın, aristokratik varlıklı bir çevre içinde kendisini izole eden diğer zengin aileler gibi olmamışlardı. Yoksulluktan geliyor olmaları nedeniyle asıl sosyal ilişkileri, yoksul insanlarla, yoksul köylülerle, tarım işçileri ile olmuştu. Bu nedenle yoksulların problemleri ile çok küçük yaşlarda tanıştığını, ve onlara herzaman sempati duyduğunu anlatacaktı Kastro...

 

Kuba’nın güneydoğu parçasını boydan boya kaplayan zengin Oriente bölgesinin doğusundaki baba çiftliğine büyüyen Fidel Kastro, aynı bölgedeki ünlü Guantanamo Körfezi’nin 100 km kadar batısına konumlanmış olan Santiago de Cuba’da yatılı bir Roma Katolik okuluna devamedecekti. Ardından, Havana’da yine bir Katolik lisesine devamedecek olan Kastro, 1945 yılında Havana Üniversitesi Hukuk Okulu’na (Hukuk Fakültesi) başlayacaktı. O, 1947 yılında, -büyük yurtsever şair ve yazar- José Martí’nin eserleri ile tanışacaktı. Yoksullara duyduğu sempati, insancıllığı, ve üniversite de kurmuş olduğu ilişkiler sonucu Kastro, inançlı ama, tam şekillenmemiş bir devrimci haline gelecekti. Ve O, 1947 yılında, göçmen Dominikliler ve bazı Kubalılarla birlikte, Dominik Cumhuriyeti diktatörü Rafael Trujillo’yu devirmeye yönelik başarısız bir girirşimin içinde yeralacaktı...

 

Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi Fidel Kastro, Ocak 1948’de şeker değirmenlerini dolaşırken Manzanillo adlı bir ordu yüzbaşısı tarafından vurulup öldürülen işçi önderi Jesús Menéndez’in Havana’da gerçekleşen cenaze alayına katılacaktı. Yine Fidel Kastro, Nisan 1948’de, Kolombia’nın (Colombia) başkenti Bogotá’da yaşanan bir ayaklanmanın içinde gözükecekti... Aslında Kastro, 9 Nisan 1948’de, Bogotá’da El Tiempo adlı gazetede Kolombia Liberal Partisi’nin popüler önderi Jorge Eliecer Gaitán’ı dinlerken, silahlı biri, Gaitán’ı vurup öldürecekti. Sözkonusu siyasi cinayetin ardından, Bogotazo olarak anılan bir halk ayaklanması patlayacaktı, ve Kastro’da bunun içinde olacaktı... Sonuçta Kuba elçiliğine sığınmak zorunda kalan Kastro, üç gün sonra Kuba’ya dönecekti...

 

Yine O, Kastro, aynı yıl (1948) United Fruit  Company’de avukatlık yapan bir adamın kızıyla, Mirta Díaz Balart ile evlenecekti. Kaynağın ne ölçüde doğru bilgi verdiğinden emin olamasam da, yazıldığına göre, kısa birsüre için Kastro, Kubalı halktan ayrı olarak sadece United Fruit  Company çalışanı Amerikalıların yaşadıkları lüks ve zengin Banes kentine yerleşecekti. Burada yaşayanların plajları bile özeldi... Şüphesiz bu evlilik uzun sürmeyecekti; Moncada Kışlası baskınının ardından Kastro hapisten çıktığı zaman, karşılayanlar arasında Mirta Díaz Balart bulunmayacaktı... Kastro, Hukuk Okulu’na başladıktan beş yıl sonra, 1950’de diplomasını alacaktı...

 

Bir yandan avukatlık stajına başlayan Kastro, diğer yandan “Ortodoxos” olarak anılan Kuba Halk Partisi’ne katılacaktı. Kastro, 1951 yılında bir hukuk firmasında çalışmaya başlayacaktı. Vaktinin çoğu, gösterilere katılmış öğrencileri, kömür işçilerini, haldeki sebze satıcılarını dinlemekle geçecekti... Haziran 1952’de yapılması kararlaştırılmış olan seçimlerde, “Ortodoxos” olarak anılan Kuba Halk Partisi’nin adayı olacaktı. O, Havana’dan bu partinin Temsilciler Meclisi adayı olacaktı. Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi, yeniden ülkenin cumhurbaşkanı olmayı planlayan ama, seçimlerde kazanamayacağını anlayan Fulgencio Batista, seçimlerden önce, 10 Mart 1952’de, kansız bir askeri darbe gerçekleştirecekti. Cumhurbaşkanı Carlos Prío Socarrás’ın hükümetini yerinden indirecek olan Batista, seçimleri iptal edecekti...

 

Abel Santamaria ve O’nun kızkardeşi Haydée ile tanışması, Kastro’nun yaşamında bir dönüm noktası olacaktı. Dostları Haydée’i, “Yeye” olarak çağırmaktaydılar... Bir gece Kastro’yu Havana’daki apartman dairesinde ziyaret eden ikili ile Kastro arasında süren uzun konuşmanın ardından, şu konuda fikir birliğine varacaklardı... “Bir ulusun sorunlarının çözümü, ancak devrimci şiddet ile mümkündür...” Ve Abel, böyle bir eylemi yönetebilecek genç bir arkadaşlarının olduğunu söyleyecekti... Bir öğleden sonra Abel’in örgütlediği bir toplantıda Kastro, “anavatanın kurtarılması görevinin bir başka nesle terkedilemeyeceğini”, ifade edecekti.

 

Legal olanakların tamamen yokolduğunu düşünen Kastro, kurmuş olduğu yeni ilişkilerle birlikte, silahlı bir saldırı örgütlemeye başlayacaktı. O, hedef seçeceği askeri kışlaya yönelik silahlı saldırının yaratacağı şok etkisi ile, Batista karşıtı bir toplumsal kalkışmanın olabileceğini düşünmekteydi. Fakat olaylar, düşündüğü ve planladığı gibi gerçekleşmeyecekti. Fakat yine de bu olay, ilerideki silahlı mücadele sürecinin başlangıcı sayılacak, ve sembolik bir önem taşıyacaktı. Kastro ve yoldaşlarının 1956 yılında başlatacakları gerilla mücadelesi, “26 Temmuz Hareketi” olarak anılacaktı...

 

Abel Santamaria, Kastro ile aynı yaştaydı. Bir marangoz dükkanını yöneten babası, Las Villas bölgesindeki Costancia şeker değirmeninde çalışmaktaydı. O, Havana’da üniversite ticaret okulunda eğitim görmekteydi, Kastro gibi “Ortodoxos Partisi” ile bağı vardı, ve apartman dairesini kızkardeşi Haydée ile paylaşmaktaydı. Bu daire, -birçoğu “Ortodoxos Partisi” üyesi olan- radikal gençlerin tartışma merkezi haline gelmişti... İleride Haydée Santamaria, kardeşi Abel’in, Kasrto’nun bir önder olarak önemini, olağandışılığını ilk farkeden kişi olduğunu anlatacaktı...

 

Oriente bölgesinin merkezi, ve ayrıca Kuba’nın en büyük kentlerinden biri olan Santiago de Cuba’da bulunan Moncado Kışlası’na yönelik saldırı, tam bir gizlilik içinde örgütlenecekti. Örgütlediği 125 kadın ve erkek ihtilalci ile birlikte Kastro, 26 Temmuz 1953 günü, ülkenin güneydoğusunda, Oriente bölgesinde bulunan Santiago de Cuba’da, ilk öğrenimini görmüş olduğu bu kentte, sabahın 05:15’inde, Moncado Kışlası’nın askeri barakalarına saldıracaktı... Yukarıda anılmış olan Frei Betto ile söyleşisinde Kastro, toplam 120 kişi civarında olduklarını söyleyecekti... Aynı gün Oriente bölgesinin kuzeybatısındaki Bayamo kentinde de eylem yapılmaktaydı, ve her iki eyleme katılanların toplam sayıları 160 kişi civarındaydı...

 

Askeri deneyimden yoksun ve iyi silahlanmamış bu birlik, birçok hata yapacaktı. Jill Hickson’un anlatımıyla, grubun yarısı barakalar arasında yolunu şaşıracaktı. Saldırıyı gerçekleştirenlerin birçoğu, çatışma sırasında yaşamlarını yitircekler veya tutuklanacaklardı. Fidel Kastro, diğer 18 kişi ile birlikte dağlara çekilmeyi başarabilecekti ama, bunlar da bir hafta sonra yakalanıp tutuklanacaklardı... Santiago de Cuba’nın hemen kuzeyinde Sierra Maestra dağları uzanmaktadır...  

 

Bir anlatıma göre, Moncado Kışlası baskınını gerçekleştirenlerin arasında iki kadın bulunmaktaydı. Grup önce, 24 Temmuz 1953 akşam üzeri, iki otobüs ile, Havana’dan güneydoğuya, Santiago de Cuba’ya doğru yola çıkmıştı. Sözkonusu grup, Santiago de Cuba kentine 20 dakika mesafede olan Siboney plajında toplanmıştı. Burada Kastro, baskına katılacak olanlara, ilk kez, planın detaylarını açıklamıştı. Bu birçeşit intehar saldırısı idi...

 

Aralarında Kastro’nun erkek kardeşi Raúl’un da bulunduğu 120 civarında genç savaşçı idiler. Ellerinde daha çok 22 kalibrelik av silahları vardı. Kastro’nun çocukluğunun geçmiş olduğu, ilk okula gittiği bu yerde, Batista ordusunun bölgesel merkezi garnizonu bulunmaktaydı. Daha önce ifade edilmiş olduğu gibi adını Bağımsızlık Savaşı’nın ünlü generallerinden Guillermo Moncada’dan alan Moncada Kışlası, Oriente bölgesinin en güçlü askeri garnizonunu içinde barındırmaktaydı... Moncado Kışlası’nın bitişiğinde ise, Adalet Sarayı, bir hastahane, ve radyo istasyonu bulunmaktaydı.

 

Anlatılanlar gerçeği tam yansıtıyorsa eğer, saldırıyı örgütleyenler, muhalif politikacı Eduardo Chibás’ın düşünceleri doğrultusunda demokrasiye dönüşe çağrı yapan bir bildiri ilanetmeyi hesaplamışlardı. Kastro’nun planı, ordunun da halkın saflarına katılımı ile, ve halkın güç kullanması sonucu, Batista’nın iktidardan uzaklaşmasını sağlayacak bir uyanışı tetiklemekti. Moncada baskınının halkı bu yönde harekete geçirebileceğini düşünmüşlerdi... Fidel Kastro, “Eğer başarısızlığa uğranacak olsa bile, bu, kahramanca ve sembolik değeri olan bir eylem olacaktır.”, diye not düşmeyi ihmal etmemişti...

 

Sözkonusu grup, başlarında Kastro, saat 05:00 sularında Siboney plajından Moncada’ya doğru yola çıkacaktı. Grupta ikinci kumandan, Abel Santamaría idi. Arabalarla gidiyorlardı, ve ikinci arabada, Abel Santamaría’nın kızkardeşi Haydeé ve O’nun erkek arkadaşı Boris de la Coloma bulunmaktaydı... Kışlalara ilk olarak içinde Kastro’nun bulunduğu araç ulaşacaktı ve Batista’nın askerlerinin ateşi ile karşılaşacaklardı. Baskını yapanlardan 8 kişi hemen orada yaşamını yitirecekti, ve 12 kişi de yaralanacaktı. Aralarında Raúl Kastro’nun da bulunduğu 70’i aşkın isyancı tutsak alınacaktı. Tutuklananlar ağır işkenceye maruz kalacaklardı, ve hatta bazıları öldürüleceklerdi. Bu öldürülenler arasında, Haydeé’nin erkek arkadaşı Boris de la Coloma ve erkek kardeşi, grubun ikinci kumandanı Abel Santamaría’da bulunmaktaydı. Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi, kaçmayı başarmış olan Fidel Kastro, Sierra Maestra dağlarında bir çiftlikte bulunup tutuklanacaktı...

 

Parantez dışı hemen belirtmekte yarar olabilir... Kastro’nun sözkonusu eyleminin politik bir hata olduğunu düşünenler bulunacak olsa bile, bu işin, Moncado Kışlası’na yönelik saldırının, çocuk kaçırmaktan, çocuk rehin almaktan, banka soymaktan, banka soyuyorum derken bilinçli olarak ve korkunç biçimde bir şöförü öldürüp suçun başkalarının omuzlarına yüklenmesini bilerek seyretmekten, polisin denetimi ve gözyumması altında konsolos kaçırıp -bilinçli biçimde yapılamıyacak taleplerde bulunarak- silahsız adamı uyurken öldürmekten, ardından sıkıyönetim komutanlığının ordu içindeki hesaplaşmaya yönelik istemleri doğrultusunda bu cinayeti başkalarının üzerine yıkmaktan, bu ve benzeri daha onlarca moral dışı lanetli kriminal olaydan yüzde yüz açık bir farkı vardır... Kastro ve yoldaşları, birtakım kişisel beklentilerle başka büyük güçlerin iktidar hesaplarına taşaronluk yaparken lanetli kriminal olaylara imza atmış psikopat karakterlerden yüzde yüz farklı gerçek devrimcilerdir; onlar, tüm ruhları ile devrimcidirler. Moncado Kışlası’na saldırılarının politik ve askeri hatalar içeriyor olduğu düşünülecek olsa bile, onlar, devrimci ruhlarına ve ahlaklarına uygun olarak, doğrudan asıl düşmanlarının üzerine, Batista’ya bağlı askeri bir garnizona saldırmışlardır... Zaten halk, Cannon’un anlatımıyla, Kastro ve yoldaşlarını, bu baskın nedeniyle ekstremist radikaller olarak görmeyecekti, onları aşırı uçlardaki gruplaşmalardan ayrı değerlendirecekti...

 

Bilgiler doğruysa eğer, daha sonra yakalanmış olan Kastro, diğerleri gibi işkence görmeyecekti. Ve Kastro’nun yaşamı, Santiago’nun Katolik baş piskoposu Monsenyör Pérez Serantes tarafından garanti edilecekti...

 

“Fidel and Religion” adıyla basılmış olan Frei Betto ile söyleşisinde Kastro, Moncado Kışlası’na yönelik baskını, ve nasıl sağ kalmış olduğunu söyle anlatacaktı... Anlamlarını bozmadan Kastro’nun sözlerini biraz özetleyecek olursak, Kastro, grubun birkısmının öndeki mevzileri, diğerinin daha arkadaki binaları almak için hareket ettiğini, ve iki kola ayrıldığını, söyleyecekti. Kastro’ya bağlı 90 civarında savaşçı girişe saldıracaktı, ve asıl hedefe ancak 60- 70 kişi ulaşabilecekti. Sayıları bin kişiyi aşan askerler, hemen savaş düzenine geçmişlerdi, ve çatışma garnizonun dışında başlamıştı. Bu durum, Kastro ve yoldaşları için sürpriz olmuştu...

 

Pazartesi günü Batista, 70 isyancının öldürüldüğünü ilanedecekti. Kastro’ya göre, muhtemelen bu 70 kişinin hepsi savaş alanında, ve özellikle Pazartesi günü öldürülmemişlerdi. Henüz işkence altındaydılar, ve daha sonra öldürüleceklerdi. İlk dört-beş gün içinde tüm tutsaklara müthiş işkenceler yapılacaktı ve bu süreç içinde öldürüleceklerdi...

 

Daha sonra Kastro ile birlikte yakalanan küçük grup, hemen olay yerinde öldürülebilecekken, tutuklamayı gerçekleştiren teğmenin kişisel insiyatifi ve kararı ile sağ bırakılacaktı. Kastro ve yoldaşlarını yakalayan, faşist düşünce yapısına sahibolmayan genç bir subaydı... İleride, devrimin başarısının ardından, iyiliği Kastro tarafından unutulmamış olan Pedro Sarría adlı bu genç teğmen, yüzbaşı rütbesi ile Devrim Ordusu’na alınacaktı. Pedro Sarría, devrim sonrası Kubası’nın ilk cumhurbaşkanının güvenliğinde sorumlu olacaktı. Ve O, Pedro Sarría, tüm tedavi çabalarına karşın, 29 Eylül 1972 günü kanser hastalığı nedeniyle ölecekti...

 

Savunması sırasında “Tarih benim günahlarımı bağışlayacaktır” diyen Kastro’nun sözleri, etrafında birleşilecek bir program özelliğini taşıyacaktı. Askeri mahkeme, heyecanlı savunmasının ardından Kastro ve yoldaşlarına, 15 yıl hapis cezası verecekti. Kastro ile birlikte Moncado Kışlası baskınına katılmış olan kardeşi Raúl Kastro’da hapse girenler arasında idi...

 

Hapis yaşamı sırasında Fidel Kastro, Batista Kabinesi’den bazı bakanlar tarafından ziyaret edilecekti. Hatta ziyaretçiler arasında Kuba Ordusu’ndan bir Albay bile olacaktı... Aynı günler içinde, ulusal planda bir politik af istemi hızla yükselecekti. Kastro kendisi de, herhangi şartı olmayan bir af olayına olumlu yaklaşacaktı. Sonuçta Batista, 13 Mayıs 1955 günü, Moncado Kışlası baskınına katılanlarla ilgili af yasasını imzalayacaktı. Hükümetin çıkarttığı politik af ile Fidel ve Raúl Kastro kardeşler özgürlüklerine kavuşacaklardı. Yaklaşık 22 ay hapiste kalmışlardı...

 

Kastro, 7 Temmuz 1955 günü, belli başlı politik önderler için açık bir mektup yazacaktı. Mektubunda O, şunları söylemekteydi: “Kuba’yı terkediyorum. Çünkü, barışçı bir mücadele için tüm yollar bana kapanmış durumda... Martí’nin izleyicisi olarak, onlardan herhangi birşey istemeden hakları elde edebilmek için savaşmanın saati gelmiştir, yalvarmaktansa savaşmak gerekmektedir.”

 

Kastro ve yoldaşları, Batista rejimine karşı mücadelelerini sürdürebilmek için aynı yılın yazında Meksika’ya, Mexico City’e gideceklerdi... Meksika’da onları yeni zorluklar ve ayrıca yeni dostluklar beklemekteydi...

 

  onsekizinci bölüm için tıkla                                                                                                                    başlangıç bölümüne dön

 

1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupa’nın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı

 

1 a- Amerika Kıtası’na ilk yerleşimler üzerine kısa notlar

 

1 b- Amerika Kıtası’na ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar

 

1 c- Piri Reis haritası ve Kolomp’tan 71 yıl önce Amerika Kıtası’nın her iki yanını ve Avustralya’yı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar

 

1 d- Binbirgece Masalları’nın kahramanı Sinbad, ve Amerika Kıtası’nın en eski kaşiflerinin Ortadoğu halklarından birileri olabileceği üzerine bir spekülasyon

 

1 e- Doğu’nun zenginliklerine ulaşmalarını sağlayacak yeni yollar arayan Batı’nın Amerika Kıtası’nı keşfi; Kristof Kolomp ve Amerigo Vespucci üzerine çok kısa notlar

 

2- Amerika Kıtası’nın yerli halkının trajedisi üzerine çok kısa notlar

 

3- Kuba’da beyaz adamı dostça karşılayan yerli halkının trajedisi üzerine kısa notlar

 

4- Afrika’dan gelen köleler, ilk isyanlar, ve Kuba halkının uluslaşma süreci

 

5- Bağımsızlık savaşına doğru Kuba’da sınıfların konumları, ABD’nin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kuba’da 1844 ayaklanması

 

6- Çin’in sömürgeleştirilmesi, Kuba’nın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general

 

7- Kuba’nın bağımsızlık savaşının ilk on yılı, 1868- 78

 

8- Dağılanın yeniden toparlanması, José Martí’nin birleştirici rolü, ve “cumhuriyet”e doğru ihtilalin ikinci aşaması

 

9- ABD-İspanya savaşı, Kuba’nın ABD tarafından istila edilmesi, Amerikan askeri diktatörlüğü ve sözde cumhuriyet

 

10- Kuba’nın ABD tekellerinin eline düşmesi, sendikal örgütlenmelerin ve öğrenci hareketlerinin başlayışı

 

11- Machado diktatörlüğü, Kuba Komünist Partisi’nin tarih sahnesine çıkışı, Mella’nın öldürülüşü, büyüyen muhalefet, devrim ve Machado’nun devrilişi

 

Not: kahramanlık ve sahte kahramanlık üzerine birkaç söz

 

12- Devrimci Batista’dan Batista diktatörlüğü yıllarına ve ilerici 1940 Anayasası üzerine notlar

 

13- II. Dünya Savaşı sonrası Truman politikaları içinde Latin Amerika, Rio Paktı, OAS ve ABD’nin uluslararası “polis gücü” olması

 

14- En genel anlamıyla dünyada ve Türkiye’de sosyal devrim, kitlelerden kopuk terör, karşı-devrimci güçlerin bazı provokasyonları ve dezinformasyonları üzerine çok kısa notlar

 

15- Devrime doğru Kuba’da sosyal yaşam, cennet içinde yaşanan cehennem, ve devrimin hedefi üzerine notlar

 

16- ABD servislerinin ve politik karar merkezlerinin sürmekte olan silahlı ayaklanma  ve Kastro üzerine kararsızlığı, ABD yönetiminin Batista ile ilişkileri, CIA’nın ve Dulles biraderlerin bazı işleri üzerine notlar

17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksika’ya gidiş

18- “Kaderine” yelken açan Che Guevara, United Fruit Compan, Guatemala’nın ve Jacobo Arbenz’in trajedisi, Meksika’da kesişen yollar, Alberto Bayo ve askeri eğitim 

 

19- Kastro önderliğinde Kuba halkının devrimi, devrimci savaş sürecinde yaşananlar ve Batista’nın kaçışı

 

19 a- Gramma yolculuğu, karaya çıkış, neden Oriente bölgesi, ve Frank Pais’in ölümü

 

19 b- Sierra Maestra’dan yayılan devrimci yürüyüş, Amerikan basınının yoğun ilgisi, silahlı mücadelenin dönüm noktası, El Cubano Libre, Radio Rebelde, ve 45 örgütün destek bildirisi

 

19 c- Köylü meclisi, Jigüe Savaşı, devrime katılan askeri birlikler, zafere yaklaşırken Washington’un devrimi engelleme entrikası, William Douglas Pawley, ve Batista’nın kaçışı

 

not: William Douglas Pawley’in gerçek kimliği

 

20- Devrim hükümetinin ilk işleri, ABD’nin Kuba’ya acele bir askeri müdahale gerçekleştirmemesi üzerine düşünceler, ve karşı-devrimcilerin cezalandırılmaları üzerine 

 

21- İlk millileştirmeler, Kastro’nun ABD ziyareti, Nixon-Kastro buluşması, ABD ambargosunun başlayışı, Kuba ekonomisini ABD’den bağımsızlaştırma çabaları, Kahire’de Sovyetler Birliği ile ilk temas, sosyalizme yöneliş, ve Komünistlere hakveren Kastro

22- İdeolojik ayrılıkların belirginleşmesi ve liberallerin tasviyesi, Binbaşı Huberto Matos olayı, Camilo Cienfuegos’un ölümü, ve Kastro’ya yönelik bazı suikast planları

23- Mikoyan’ın Kuba ziyareti ile başlayan yeni dönem; ABD merkezli tekellerin ve Kubalı büyük sermayenin millileştirilmesi; ABD’nin ağırlaşan ambargosu, ekonomik sabotajları, ve Kubayı istila hazırlıkları; sosyalist enternasyonal dayanışmanın önemi, ve anti-Sovyet çığlıklar üzerine bir not

 

not: “Soğuk Savaş” yıllarındaki anti-Sovyet çığırtkanlıklar ve “Tam Bağımsız, Gerçekten Demokratik” şiarı üzerine

 

24- Saldırıya geçen Washington; Operation Pluto; Radio Swan; CIA imalatı karşı-devrimci örgütlenmeler; Kuba’dan atılan ABD elçilik görevlileri; Kuba’nın dostlarının gücü; Kuba’da patlayan bombaları; ABD-Kuba diplomatik ilişkilerinin sonlanışı; Domuzlar Körfezi çıkartması ve emperyalizmin Amerika kıtasında ilk yenilgisi; devrimin sosyalist, kendisini ise Marksist-Leninist olduğunu açıklayan Kastro

 

25- Nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro; “Mongoose Operasyonu”; Kuba’yı Latin Amerika’da izole etme çabaları; birleşen ihtilalci örgütler ve Kuba Komünist Partisi’nin yeniden organize edilmesi; U-2 ispiyon uçakları; dünyayı nükleer savaşın eşiğine taşıyan 1962 Füze krizi; pazarlık masasında Türkiye Cumhuriyeti  

 

http://www.sinbad.nu/