Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar

 

18- “Kaderine” yelken açan Che Guevara, United Fruit Company, Guatemala’nın ve Jacobo Arbenz’in trajedisi, Meksika’da kesişen yollar, Alberto Bayo ve askeri eğitim 

 

Kastro’nun dünyasından ve yaşamından uzaklarda, daha çok İtalyan göçmenlerin yurdu olan Güney Amerika’nın en güneyindeki devasa coğrafya da, yüksek Patagonya düzlüklerinin sığır çobanlarının ve tango dansının vatanı Arjantin’de, 2 milyon 780 bin 400 kilometre karelik geniş topraklara sahip ülkenin kuzeyinde, ortalarda biryerde bulunan Rosario’da, 14 Haziran 1928 günü, başına geleceklerden habersiz bir bebek doğacaktı. Aile orta sınıfa aitti ama, Anne Celia de la Serna’nın, İspanyol yüksek sosyetesinden geldiği, hatta yakınlarından birisinin ispanya kıralının Latin Amerikadaki temsilcilerinden, valilerinden olduğu söylenmekteydi. Kısacası anne “saf” İspanyol idi ama, baba Ernesto Guevara Lynch, İspanyol- Irlandalı karışımı bir melezdi. Böylece, ailenin beş çocuğundan en küçüğü olarak dünyaya gelmiş olan Che Guevara için de, İspanyol- Irlanda kökenli denilecekti. Şüphesiz kökenin bir anlamı yoktu; önemli olan, insanın düşünsel ve ruhsal yapısı idi. Önemli olan, insanın entellektüel ve ruhsal gelişmişlik düzeyi idi... Rosario’nun kuru iklimi, astımlı olmasına karşın iyi bir sporcu olan Che Guevara’nın sağlığı için elverişliydi...

 

Che Guevara (14 Haziran 1928, Rosario, Arjantin- 9 Ekim 1967, Bolivya), çok daha güneydoğu da, Atlantik kıyısında mükemmel bir doğal limana kurulmuş olan başkent Buenos Aires’te, 1947 yılında, tıp öğrenimine başlayacaktı... Arkeolojiye ve sosyal sorunlara ilgisi, arkadaşı Alberto Granado ile birlikte komşu ülkelere yolculuk yapmasına, yerli halkın yoğun yaşadığı Bolivya ve Peru gibi ülkelere gitmesine, İnka harabelerini dolaşmasına ve ayrıca Arjantin içinde de gezmesine yolaçacaktı...

 

O, Sartre, Neruda, Russel, Freud gibi bazı tanınmış yazar ve düşünürleri okuyacak, ve kendisine göre ihtilalci düşünceler geliştirecekti. Bilindiği gibi bunlardan ünlü Şilili şair Neruda, aynızamanda sosyalist düşünceleri ile; İngiliz düşünürü Russel ise aynızamanda barış için mücadelesi ile ünlü idi. Bir varoluşçu olan Sartre, yazarlığının ötesinde, Cezayir halkının kurtuluş mücadelesine verdiği destekle, ezilen halkların safında durmasıyla, Nobel edebiyat ödülünü reddetmesiyle ünlendiği kadar, ileride Kuba devrimini coskuyla karşılaması ile de tanınacaktı. Ayrıca O’nun, Che Guevara’nın, bir seri önemli Latin Amerikalı romancı ile birlikte türkçeye de yıllarca önce çevrilmiş olan Miguel Asturias’ı severek okuduğu ve okuduklarından etkilenmiş olduğu yazılmaktadır.

 

Türkçeye 1960’lı yıllarda kazandırılmış olan Guatemalalı diplomat ve büyük yazar, büyük entellektüel Miguel Asturias, Guatemala efsanelerini dünyaya tanıtmış olmasının ötesinde, “Kasırga”, “Yeşil Papa” ve “Gözleri Açık Gidenler” adlarındaki destansı üçlemesinde, muz plantasyonlarının nasıl kurulduğunu, muz tröstünün, United Fruit Company’nin halkı nasıl acımasızca sömürdüğünü, nasıl bir politik rejimin şekillenmesine yardımcı olduğunu, ve ilk isyanın nasıl başladığını, ilk gizli sendikaların nasıl şekillendiğini olaganüstü heyecanlandırıcı mükemmel edebi bir dille anlatır... Yanlış anımsamıyorsam, “Gözleri Açık Gidenler”in kimsesiz berber çırağı kahramanı, ustasından öğrendiği ve okuması için yönlendirildiği Fransız ihtilalinin aydınlanmacı düşüncelerinin, özellikle ansiklopedist Denis Diderot’un (1713- 84), bu aydınlanmacılar içinde halka en yakın duran ve materyalist olan Diderot’un etkisinde tüm haksızlıklara başkaldıracak, ihtilalci olacaktır. İlk işi, bir kuşçu dükkanını basıp, tüm kafeslerin kapılarını açarak, kuşları özgür bırakmak olacaktır. Bu sonderece etkileyici sembolik sahnenin ardından O, tehlikelerle dolu halkçı serüveninin kucağına atılacaktır...

 

Haziran 1953’te Tıp Fakültesi’nden diplomasını alan Che Guevara, 7 Temmuz 1953 günü, Buenos Aires’ten kuzeye, Orta Amerika’ya doğru binlerce kilometrelik uzun, çok uzun bir yolculuğa çıkacaktır... Bolivya, Peru, Ekvator, Panama, Kosta Rika, Nicaragua, Honduras, El Salvador, ve derken 10 Aralık 1953’de, uzun süreli bir soluk alacağı Guatemala’ya doğru yola çıkacaktır... Guatemala’ya ulaşmadan önce O, Guevara, Kosta Rika’dan, San José’den (Bu anlatımda San José, Kosta Rika’nın başkenti ama, aynı adla başka kentler de var.) arkadaşı Aunt Beatriz’e yazdığı mektupta, United Fruit Company’nin sömürüsünden ve “Kapitalist ahtapot”un korkunçluğundan sözetmektedir. Bu ifadeler O’nun sosyalist düşüncelerle tanışmış olduğunu gösterdikleri kadar, insani duyarlılıklarını da yansıtmaktadır...

 

Meksika’nın ardından Guevara’nın bu yolculuğunun son durağı, 1 Ocak 1959 günü, Kuba devriminin önemli önderlerinden Camilo Cienfuegos ile birlikte ihtilalci ordunun önünde girmiş olduğu Havana olacaktır. Kastro, Havana’ya 7 Ocak günü girecektir... Guevara’nın Afrika’ya dek uzanacak yolculuğu bundan sonra da sürecektir, ve 9 Ekim 1967 günü Bolivya’da noktalanacaktır...

 

Che Guevara henüz Guatemala’ya ulaşmadan önce, komünistlerin desteğini almış olan yoksul halktan yana ilerici yurtsever Jacobo Arbenz Guzmán (1913- 1971), Guatemala tarihinde gerçekleşen ilk barışçı dönüşümle, uluslararası arenada tanınan demokratik bir seçimle, 15 Mart 1951 günü Guatemala cumhurbaşkanlığına gelecektir. Guatemala yerlisi bir anneden ve İsviçre göçmeni bir babadan doğmuş olan bu sonderece aydın ve yakışıklı insan, bir CIA darbesi ile devrileceği 27 Haziran 1954 gününe dek görevinde kalacaktır... Guzmán, 1935 yılında Guatemala askeri akademisini asteğmen rütbesi ile bitirmiş ve 1937 yılında aynı askeri okula bilim ve tarih öğretmeni olarak dönmüştü...

 

Jacobo Arbenz, 1939 yılında, toprak sahibi varlıklı bir aileden gelen ama, sosyalist düşüncelere sahibolan Maria Cristina Vilanova ile aşk evliliği yapacaktı. Kocasını etkileyen Maria Cristina Vilanova, Şilili komünist önderlerden Virginia Bravo ve yine Salvador politik göçmeni komünist Matilda Elena ile yakın dostluk içindeydi. Bu üçlü, Arbenz ailesinin evinde tartışma toplantıları örgütlemekteydi...

 

O, Jacobo Arbenz, 1944 yılında, diğer bir grup yurtsever ordu subayı ile birlikte diktatör Jorge Ubico’nun devrilmesinde rol oynayacaktı. Darbe halktan kopuk değildi; 23 haziran 1944 günü diktatöre karşı başlamış olan genel grevin ardından, askeri müdahale, 1 Temmuz 1944 günü gerçekleşecekti... Diktatör Jorge Ubico, öğretmenlerin başlatmış oldukları grevin ve göstericilerin üzerlerine askeri birlikleri yollamış, ve -aralarında öğretmen sendikası başkanı Maria Chinchilla’nın da bulunduğu- 200 göstericinin öldürülmesine neden olmuştu. Bu olayın ardından genişleyen protestolara yurtsever subaylar da katılmışlardı. Ve diktatörün devrilebilmesi için kaçınılmaz hale gelen sözkonusu halk destekli askeri müdahalenin ardından, Jacobo Arbenz, Juan José Arévalos’un kabinesinde savunma bakanlığı görevini üstlenecekti. Ve yine bu gelişmenin ardından O, daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi, Guatemala tarihindeki ilk özgür demokratik seçimle, Mart 1951’de, ülkenin cumhurbaşkanı olacaktı...

 

“Dadı” adıyla anılan diktatör Jorge Ubico, 13 yıllık (1931- 44) diktatörlüğü boyunca, -karın tokluğuna köle gibi kullanılan Guatemalalı işçilerin alın terleri ve kanları ile beslenmiş- United Fruit Company’nin en büyük hissedarı Sam Zemurray ile ortak çalışmıştı. Sam Zemurray, Çikita (Chiquita) muzlarını ucuza ABD pazarına sürerek kolayca milyonları kasasına doldururken, Jorge Ubico’da komisyonunu almaktaydı...

 

Diktatör Jorge Ubico, 1930’lu yıllarda United Fruit Company’ye vergi muafiyeti sağladığı gibi, ülkenin topraklarından yüzlerce mil karesini, muz plantasyonları kurması için aynı şirketin emrine vermişti. Diğer yandan ülkenin tek demiryolunu, Atlantik kıyısında tek limanı olan Puerto Barrios’u, elektrik ve telgraf sistemini aynı şirket, United Fruit Company kontrol etmekteydi. Tarıma elverişli toprakların yüzde 72’sini nüfusun yüzde 2’si denetlemekteydi ama, bu toprakların sadece yüzde 12’si işlenmekteydi...

 

Ülkede latifunda sistemi, büyük devasa çiftlikler bulunmaktaydı, ve United Fruit Company’nin muz plantasyonlarında 40 bin işçi, 50 setlik sonderece düşük bir gündelik üçretle günde 10- 12 saat çalıştırılmaktaydı. Kişi başına ulusal gelir ortalamasından bir tarım işçisinin payına, 1950 yılı sayılarıyla, yılda 100 dolardan fazla düşmüyordu. Aslında bu, kölelik düzeninden de kötüydü... İşte Amerikalılar bu şekilde ucuza muz yiyebilirlerken, United Fruit Company’nin kasaları milyarlarla dolabiliyor, ve bundan komisyonunu alan diktatör Jorge Ubico’da kendi “cenneti”nde yaşıyabiliyordu...

 

İdealist bir kişi olan Jacobo Arbenz, başkanlığa seçilmesinin ardından ülkedeki Latifunda sistemine, ve United Fruit Company’nin kazançlarına belirli ölçüde darbe olabilecek bir toprak reformu gerçekleştirecekti. Eşine ait 7 kilometre karelik toprak dahil olmak üzere geniş arazileri toprak reformu kapsamı içine alan Arbenz, ülkenin en büyük toprak sahibi haline gelmiş olan United Fruit Company’nin topraklarının yüzde 85’ini aynı reform paketinin içine sokacaktı. Yine Arbenz, şirketin vergi sorumluluğunu doğru bir düzeye getirecekti. Arbenz’in 200 bin aileyi toprak sahibi yapıyor olması, Washington’da hiç te olumlu karşılanmayacak, “komünist” damgasını yemesine yol açacaktı... Gelişmeden sonderece rahatsız olan Sam Zemurray, Washington’da bulunan dostlarını ve basını alarma geçirmişti. Onlar da, CIA Direktörü Allen Welsh Dulles ile Dışişleri Bakanı olan ağabeyi John Foster Dulles’i ve ülkenin başkanı konumundaki Dwight (David, Davud) Eisenhower’i (1953- 61) devreye sokacaklardı...

 

İşte yukarıda özetlenen devrimci dalga yükselirken, 1953 yılı sonunda Che Guevara, Guatemala’ya ayakbasacaktı... Guatemala’da birsüre yaşamaya karar veren Che Guevara’nın en yakını, American Popular Revolutionary Alliance (APRA) üyesi ve bu örgütün ilk kadın sekreteri olan Perulu ekonomist Hilda Gadea Acosta olacaktı. Arbenz hükümeti için çalışan Hilda, Che Guevara’yı Arbenz hükümetindeki bazı yüksek görevlilerle tanıştırdığı gibi, O’nun sosyalist düşüncelerinin gelişmesinde de etkili olacaktı. Yine Hilda sayesinde Che Guevara, Kastro’nun 26 Temmuz 1953 hareketinden bazı Kubalı politik göçmenlerle, Moncada Kışlası baskınına katılıp ta sağ kurtulabilmiş olan Antonio “Nico” López ile tanışacaktı...

 

George Walker Bush’dan tam 48 yıl önce, “ABD ve ‘hür dünya’ için büyük Haçlı Seferi’ni başlattığını!,” açıkça ilanetmiş olan ABD’nin 34ncü Başkanı ve Normandiya Çıkartması’nın (D- günü) ve Avrupa’daki Müttefik Kuvvetleri’nin komutanı Dwight (David, Davud) Eisenhower’in onayı ile, Dışişleri bakanı John Foster Dulles ve CIA Direktörü olan Allen Welsh Dulles biraderler, 19 Şubat 1954 günü, Jacobo Arbenz’i iktidardan indirmek amacıyla düğmeye basacaklardı... Komploya, -Guatemala’da yaşanmakta olan devrimin Nicaragua’ya da sıçramasından korkan- Nicaragua diktatörü Anastasio Somoza’yı, Guatemala’nın büyük toprak sahiplerini, ve Katolik Kilisesi’ni de dahil edeceklerdi...

 

Arbenz’e yönelik operasyon, 1953 yılında CIA tarafından geliştirilmeye başlanacaktı. CIA, Arbenz’i devirme planına, “Operation Success” (Başarı Operasyonu) adını verecekti. Başkan Eisenhower, sözkonusu operasyon için, gizlice 20 milyon dolar ödenek ayıracaktı. Ve yine CIA, aynı amaca yönelik olarak Nicaragua’da küçük bir hava gücü oluşturacaktı. Sözkonusu hava gücünün pilotları, CIA’ya bağlı amerikalı uçuculardı. Nicaragua’da oluşturulan sözkonusu hava filosu ile birlikte Guatemala’ya yönelik saldırıya katılmaları amacıyla, Honduras’ta, Albay Castillo Armas komutasında CIA’ya bağlı paralı askerlerden oluşan bir güç oluşturulacaktı. Nicaragua’dan havalanan uçaklar Guatemala’nın stratejik mevzilerini ve başkanlık sarayını bombalarlarken, Albay Castillo Armas komutasındaki 200 kişilik özel birlikte Honduras’tan Guatemala’ya girecek, ve işgal operasyonunu başlatacaktı...

 

Arbenz’e yönelik darbeye sözde haklı bir gerekçe bulabilmek için, Washtup Operasyonu kod adıyla planlanmış olan hile gereği, Çekoslavakya’dan satınaldıkları Skoda fabrikası ürünü 2 bin ton piyade silahını ve hafif topu, İsveç bandralı Alfhem şilebi ile ülkenin Atlantik kıyısındaki Puerto Barrios limanına taşıyacaklardı. Sözkonusu şilep, 15 Mayıs 1954 günü Puerto Barrios’a ulaşacaktı... Niyetleri, bu silahları bahane yaparak “Arbenz yönetiminin Sovyetler Birliği ile ortak çalıştığı” yaygarasını kopartmak, ve böylece askeri müdahalelerini haklı çıkartmaktı... Şüphesiz böyle bir ortaklık yoktu... CIA’nın Arbenz’e yönelik darbe planının kod adı, daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi, “Operation Success” idi...

 

Dışarıdan gerçekleşen askeri müdahale, Nicaragua diktatörü Samoza’ya ait, veya daha doğrusu CIA’ya ait kimliksiz korsan uçakların Arbenz’in sarayını ve başkent Guatemala City’i bombalaması ile başlayacaktı. Diğer yandan, Albay Castillo Armas komutasında 200 iyi eğitilmiş yeşil bereli, CIA’ya bağlı paralı askerlerden oluşan kontras gücünü, Honduras sınırından ülkeye sokulacaktı...

 

Sonuçta, yaratmak istedikleri kaosu başaracaklardı... Cumhurbaşkanı Arbenz, 27 Haziran 1954 günü, Meksika Elçiliği’nden sığınma hakkı istemek zorunda kalacaktı. Arbenz, 27 Ocak 1971 günü evinin banyosunda şüpheli bir biçimde ölmüş olarak bulunacaktı... Aslında, devrimden sonra Kastro tarafından Kuba’ya davet edilmişti, ve O Kuba’da yaşamaya başlamıştı ama, kızının Kolombia’da gerçekleşen inteharının ardından geri dönmüştü...

 

Arbenz’e yönelik başarılı CIA darbesinin ardından, -Guatemala’ya yönelik askeri saldırıyı yönetmiş olan- Albay Carlos Castillo Armas’ın özel muhafızı tarafında 1957 yılında vurulup öldürülmesine dek sürecek cumhurbaşkanlığı dönemi başlayacaktı... Küçük Guatemala, yaklaşık 45 yıl sürecek alabildiğine kanlı- işkenceli bir iç çatışma ve dış müdahale sürecenin içine yuvarlanacaktı. Ve sorun halen bitmiş değildir...

 

Eisenhower’in başlatığı Haçlı Seferi’nin ilk kurbanı, yoksul İran halkı, Anglo- Iranian Oil Company’nin (İngiliz- İran Petrol Kumpanyası) denetimindeki ülke petrollerini millileştiren yurtsever başbakan Muhammed Musaddık (1880- 1967) olacaktı. CIA’nın Ortadoğu masası şefi Kermit “Kim” Roosevelt tarafından - İngiliz MI6’in desteği ile- Kıbrıs’tan yönetilen “Ajax Operasyonu” sonucu Ağustos 1953’te Muhammed Musaddık hükümeti devrilirken, ikinci kurban da, 27 Haziran 1954’de iktidardan indirilecek olan Arbenz hükümeti, ve yoksul Guatemala halkı olacaktı...

  

Darbenin başlangıcında Komünist Gençlik örgütü ile birlikte kısa bir süre, iki- üç gün direnmeye çalışan Che Guevara, Hilda’nın yakalanıp tutuklanmasının ardından, Arjantin Elçiliğine sığınmak zorunda kalacaktı. Guevara, kısa süre sonra Meksika’ya, Mexico City’ye geçecekti... Guatemala’da yaklaşık iki yıl yaşayabilmiş, ve yaşamını fotoğrafçılık ve allerji araştırmacılığı yaparak kazanmış olan Guevara, ardından Mexico City’ye gelmeyi başaracak olan Hilda Gadea Acosta ile 18 Ağustos 1955 günü Mexico City’de evlenecekti.

 

Ernesto Guevara De La Serna’nın, kendisinden dört yaş büyük olan 1924 Peru doğumlu bu ilk eşinden, Hilda Gadea Acosta’dan, 15 Şubat 1956 günü, Hilda Guevara Gadea adında bir kızı, Mexico City doğumlu ilk çocuğu olacaktı. Sözkonusu evlilik beş yıl sürecekti. Devrimin hemen ardından Kuba’ya gelecek olan Hilda Gadea Acosta, Guevara’nın bir başka kadına aşık olduğunu görecekti ve evlilikleri sonbulacaktı. Devrime sadık kalacak olan Hilda Gadea Acosta, 1974 yılında Havana’da yaşamını yitirecekti. Guevara’nın bu ilk evliliğinden olan kızı Hilda Guevara Gadea, bir Kubalı ile evlenecek ve 1995 yılında Havana’da yaşamını yitirecekti...

 

Meksika’da yeni ilişkiler geliştirecek, ve Kastro’nun grubuna katılacak olan Che Guevara’nın adının başındaki Che sözcüğü, Arjantin’de ve komşusu Uruguay’da erkek çocuklar için kullanılan bir takma addır. “Arkadaş” anlamına gelmektedir, ve Che Guevara adının türkçesi, Arkadaş Guevara olmaktadır... Bunu farklı biçimde açıklayan birsürü farklı kaynak var ise de, doğrusu kanımca budur. Özellikle Wikipedia adlı sözde ansiklopedinin, ve yine özellikle bunun türkçe biçiminin verilerine güvenmemek gerekmektedir. Arada bazı doğru bilgiler olsa da, çoğu bilinçli yazılmış yalanlar, veya karıştırılmış çalıntı bilgilerdir...

 

Che Guevara Guatemala’da yaşarken, Meksika Körfezi’nin açığında, Kuba’da, Kastro kardeşler ve diğer ihtilalciler henüz hapiste idiler. Che Guevara’nın Meksika’ya geçmesinden birsüre sonra, 13 Mayıs 1955 günü Kuba’da gerçekleşen politik af ile hapisten çıkan Fidel Kastro ve Raúl Kastro kardeşler, mücadelelerini sürdürebilmek, gerilla savaşı konusunda eğitilebilmek amacıyla Meksika’ya geçeceklerdi. Kasım 1955’de Fidel Kastro, güneyden kuzeye doğru ABD’nin doğu kıyısındaki kentleri ziyaret ederek Kubalı göçmenlerle ilişkiler kuracaktı. Amacı, ihtilalci savaş için mali, politik, ve askeri destek sağlamaktı... Meksika’ya ayakbastığı sırada ne parası ve ne de savaşacak adamı vardı ama, Meksika’da askeri okulda öğretmeklik yapan ve İspanya içsavaşı sırasında hava savaşçısı olarak Cumhuriyetçi Ordu’nun safında savaşmış olan Alberto Bayo ile ilişki kuracaktı. Kastro, Bayo’dan Kuba’ya çıkacak ihtilalci gücü eğitmesini isteyecekti...

 

Yaklaşık altı ay sonra, Kastro’nun parası olacaktı. Kuba’da bulunan devrimcilerden, ve Amerika’da yaşayan göçmen Kubalılar’dan gerekenleri sağlayabilmişti. Bayo, Mexico City’nin birkaç mil uzağında bir çiftlik kiralıyacaktı. Burası eğitim alanı olarak kullanılacaktı...

 

Bu bir gizli eğitim olacaktı. İspanya içsavaşı sırasında Cumhuriyetçilerin safında faşist Franko güçlerine karşı savaşmış olan Alberto Bayo (1892- 1967), İleride, 1967’de Havana’da Kuba ordusu generali olarak yaşama veda edecekti. Bayo, aynızamanda birçok kitabı olan bir şair ve deneme yazarı idi. Ayrıca O, batı orta Meksika’da merkezi bir kent olan Guadalajara’da, Guadalajara Askeri Akademisi’nde eğitmenlik yaptığını da söylemişti. İspanya içsavaşının ardından birsüre ortalıktan kaybolan Bayo, daha sonra Meksika’da bir mobilya fabrikası işletmecisi olarak gözükecekti. O, Latin Amerikalı eski ihtilalcilerle, ve Sovyetler Birliği yanlısı bazı Latin Amerikalılarla bağlantılar içerisindeydi. Yani, komünist idi...

 

Aslında hemen parantez dışı belirteyim... Türkçe adını tam anımsayamadığım ama, ingilizce adı “150 Questions for a Guerrilla” olan, gerillan mücadelesi ve gerillaların kendilerinin üretebilecekleri “Molotov Kokteyli” vs gibi basit silahlar, el yapımı patlayıcılar, ve ayrıca “booby traps” (ahmak tuzakları) hakkında soru-yanıt biçiminde bilgiler veren bir Alberto Bayo kitabı, 1960’lı yılların sonuna doğru türkçeye çevrildi. Ne ölçüde doğru, tam veya eksik çevrilmiş olduğunu bilememekle birlikte, o yıllarda bu kitabı hemen okumuş ve biraz düş kırıklığına uğramıştım. Doğrusu düşüncelerimi kimseye açmamış olmakla birlikte, ve şimdi de biraz yanlış anlaşılmaktan çekinerek, o yıllarda bile bu kitabın bana çok basit geldiğini söyleyebilirim. Şüphesiz benim bu kitap hakkındaki kişisel düşüncem, Alberto Bayo’nun değerini asla küçültemez ve zaten askerlik demek sadece bunlar demekte değildir... Ayrıca benim sözkonusu kitap hakkındaki kişisel düşüncem, askerlik konusunda herhangi bir bilgisi olmayanlar için bu kitabın taşıdığı değeri de küçültemez... Çünkü ben, O’nun anlattıklarından çok daha karmaşık yapıda, gelişmiş bazı şeyler ve şüphesiz birtakım askeri taktikler ve teknikler biliyordum...

 

Bu arada yine hemen parantez dışı belirteyim... Çok değişik, hatta tamamen fitilsiz olanları, şişenin kırıldığı yerde ve her koşulda kendi kendisine alev alabilecek olanları üretilebilecek olan “Molotov Kokteylleri”, dönemin Sovyetler Birliği dışişleri bakanının adını taşıyor ve Rus icadı basit bir anti-tank silahı sanılıyor olmakla birlikte, aslında, bunu ilk üretenler ve kullananlar Japonlar olmuşlardır. Ruslar bu silahı, Japonlardan öğrenip almışlar, ve II. Dünya Savaşı yıllarında daha popüler hale getirmişlerdir... Anti-tank silahı derken, bunun çok güçlü bir anti-tank silahı olduğunu sanmamak lazım. Dönemin modern gelişmiş tankları karşısında bir etkisi olamayacak olan “Molotov Kokteylleri”, geçmişin daha ilkel ve zırhları zayıf tankları üzerinde bir ölçüde etkili olmaktaydılar. Özellikle tankların arkalarında bulunan benzin depolarına rastlarlarsa... Tankların en zayıf noktaları, altları, paletleri, ve benzin depolarının bulunduğu arka kısımlarıdır. “Molotov Kokteylleri”, diğer askeri araçlara, hertürlü motorlu araca karşı kullanılmıştır...

 

Devrimci ordunun çekirdeğini oluşturacak kişiler, Mexico City’de toplanacaklardı. Bunların arasında, Kuba’dan kaçabilmiş olan devrimciler, Kastro kardeşlerin devrimci hapishane arkadaşları, diğer göçmenler, bir düzine kadar ülkeye sığınmış olan ekonomik olarak çok kötü durumdaki Kubalılar bulunmaktaydı. Örneğin bunların arasında, ileride devrimin ünlü kumandanlarından olacak olan Camilo Cienfuegos’ta bulunmaktaydı. Camilo Cienfuegos, Moncada Kışlası baskınından kısa süre önce, iş bulma umuduyla gizlice ABD’ye gitmiş kaçak bir işçiydi...

 

Moncada Kışlası baskınına katılmış olan birkısım eski ihtilalci ile birlikte, yaklaşık 80 kişilik bir grup olarak eğitilmekteydiler. Frei Betto ile yapmış olduğu söyleşide Kastro, 82 kişilik bir savaşçı grupla Kuba’ya doğru yola çıktıklarını söylediğine göre, Alberto Bayo tarafından eğitilenler de bukadardı. Şüphesiz bu eğitim, önceden de ifade edilmiş olduğu gibi, Batista servisleri ile ortak çalışan, veya Batista’dan rüşvet alarak peşlerine düşen Meksika polisinden gizli bir işti...

 

Eğitim ne ölçüde gizli olsa da, Batista tarafından ödeme yapılan iki ayrı Meksika polis timi, “26 Temmuz Hareketi” adlı grubun peşindeydi. Bunun yanında Batista, Kastro’yu öldürmeleri için Meksika’ya iki kez kiralık katiller yollayacaktı. Fakat bunlar başarılı olamayacaklardı... Sonunda, Haziran 1956’da, bir gece, Fidel Kastro ve Ramiro Valdés, Mexico City’de tutuklanacaklardı. Moncada Kışlası baskınına katılmış olan Ramiro Valdés, ileride Kuba Komünist partisi’nin başına geçecekti...

 

Yerleri keşfedilmişti... Kastro ile Valdés’in tutuklanmalarının ardından, birkaç gün sonra, diğer kırk kadar yoldaşları daha tutuklanacaktı. Önceki Meksika Cumhurbaşkanı Lázaro Cárdenas’ın araya girmesi, etkili olması sonucu bir ay kadar sonra hepsi serbest bırakılacaktı. Bir yerli melezi olan ihtilalci görüşlere sahip Lázaro Cárdenas (1895- 1970), 1934- 40 yıllarında Meksika Cumhurbaşkanı olmuştu... Raul Kastro ve Che Guevara’da tutuklananlar arasındaydı... Bu arada, 56 bin dolar değerindeki silahları Meksika polisinin eline geçecekti. Muhbir, içlerinden biriydi, uzun süredir Fidel Kastro ile dostluk kurmuştu...

 

Che Guevara, 1955 yılı başında Mexico City’de bir hastahane de hekim olarak iş bulmuştu... Kastro kardeşlerin Meksika’ya ayakbasmalarından birsüre sonra, Haziran 1955’de, Guevara’nın çalıştığı hastahane de, Raúl Kastro ile Che Guevara tanışacaklar ve dost olacaklardı... Mexico City’ye 8 Temmuz 1955 günü gelecek olan Fidel Kastro, kardeşi Raúl aracılığı ile Che Guevara ile tanışacaktı. Düşünceleri uyuşmaktaydı, ve Fidel Kastro’nun ileriye yönelik planları, Che Guevara’yı etkileyecekti... Guevara, başlangıçta, bir hekim olarak Kastronun “26 Temmuz Hareketi” adlı grubuna katılacaktı...

 

Aslında, kendi anlatımı ile Che Guevara, bir bilim adamı olmayı, araştırmacı ünlü bir hekim olmayı düşlemişti hep ama, toplumsal olaylar, haksızlıklar, O’nu farklı bir yola doğru çekeceklerdi... Che Guevara, Kastro ile ilk buluşmasını şu cümlelerle anlatacaktı: “Fidel ile tüm gece boyunca konuştum, ve başlayacak olan keşif operasyonuna hekim olarak katılmaya karar verdim. Gerçekte, tüm Latin Amerika boyunca yaşamış olduğum deneyimlerin, ve Guatemala’da gerçekleşen darbenin ardından, tiranlığa karşı herhangi bir ihtilale katılma konusunda okadar istekli değildim. Fakat Fidel’in olağanüstü biri oluşu beni etkiledi... (...) O’nun iyimserliğini paylaştım...”

 

Bu arada, ileride ihtilal ile ilgili olarak adı sık sık anılacak olan Frank País, 1956 yılında Mexico City’e gelecekti. Santiago de Cuba’da bulunan bir Baptist lisesinde öğretmenlik yapan 21 yaşındaki Frank País, José Martí hayranı bir şair ve müzisyendi. Mexico City’e gelmesinin nedeni askeri eğitim göremek değil, Kastro ile görüşmekti. Başlayacak ihtilal için gerçekleştireceği gizli görevi vardı. O, ihtilalin diğer yanını, devrimin Kuba’daki halk temelini oluşturmakla, kentlerdeki yapılanmayı örgütlemekle görevli idi...

 

Kastro ile yapmış olduğu görüşmenin ardından Frank País, Kastro’nun keşif birliği Kuba kıyılarına ayakbasarken, Santiago de Cuba’da silahlı bir ayaklanma başlatmayı kabuledecekti. Sözkonusu planın amacı, Batista güçlerini Santiago de Cuba’da başlayan ayaklanmanın üzerine çekerek, karaya çıkanların rahat manevra yapabilmelerine olanak sağlamaktı. Ayaklanma ve karaya çıkış için 30 Kasım 1956 tarihi seçilmişti. Fakat olaylar planlandıkları gibi gelişmeyeceklerdi...

 

Sonuçta, 25 Kasım 1956 gününü 26 Kasım gününe bağlayan gece, henüz gün ışımadan, saat 02:00 sularında, Meksika Körfezi’nin güneyinde ve Kuba’nın güneydoğu kıyılarının tam karşısında bulunan Tuxpan limanından, yaklaşık 18.3 metre uzunluğundaki Gramma yatı ile yola çıkacaklardı. Tüm tedariklerini yapmışlardı... Okuyabildiğim metinlerin çoğuna göre,  Gramma yatında 82 savaşçı idiler. Zaten Kastro’da 82 kişi olduklarını söylemektedir... Ernesto Che Guevara’nın yazdığına göre, yola çıkarlarken Fidel Kastro, “1956’da ya özgür olacağız ya da şehit (martyrs).”, diyecekti... Kaynakların çoğuna göre, daha karaya ayak basarbasmaz, 12- 20 kadarı dışında hepsi martyr veya tutsak olacaklardı... Özgürlük için 1959 yılı başına dek ağır bir uğraş vermeleri gerekecekti. Ve şüphesiz mücadeleleri, bundan sonra da değişik biçimler alarak sürecekti... 

                                               ondokuzuncu bölüm için tıkla                                                              başlangıç bölümüne dön

 

1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupa’nın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı

 

1 a- Amerika Kıtası’na ilk yerleşimler üzerine kısa notlar

 

1 b- Amerika Kıtası’na ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar

 

1 c- Piri Reis haritası ve Kolomp’tan 71 yıl önce Amerika Kıtası’nın her iki yanını ve Avustralya’yı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar

 

1 d- Binbirgece Masalları’nın kahramanı Sinbad, ve Amerika Kıtası’nın en eski kaşiflerinin Ortadoğu halklarından birileri olabileceği üzerine bir spekülasyon

 

1 e- Doğu’nun zenginliklerine ulaşmalarını sağlayacak yeni yollar arayan Batı’nın Amerika Kıtası’nı keşfi; Kristof Kolomp ve Amerigo Vespucci üzerine çok kısa notlar

 

2- Amerika Kıtası’nın yerli halkının trajedisi üzerine çok kısa notlar

 

3- Kuba’da beyaz adamı dostça karşılayan yerli halkının trajedisi üzerine kısa notlar

 

4- Afrika’dan gelen köleler, ilk isyanlar, ve Kuba halkının uluslaşma süreci

 

5- Bağımsızlık savaşına doğru Kuba’da sınıfların konumları, ABD’nin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kuba’da 1844 ayaklanması

 

6- Çin’in sömürgeleştirilmesi, Kuba’nın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general

 

7- Kuba’nın bağımsızlık savaşının ilk on yılı, 1868- 78

 

8- Dağılanın yeniden toparlanması, José Martí’nin birleştirici rolü, ve “cumhuriyet”e doğru ihtilalin ikinci aşaması

 

9- ABD-İspanya savaşı, Kuba’nın ABD tarafından istila edilmesi, Amerikan askeri diktatörlüğü ve sözde cumhuriyet

 

10- Kuba’nın ABD tekellerinin eline düşmesi, sendikal örgütlenmelerin ve öğrenci hareketlerinin başlayışı

 

11- Machado diktatörlüğü, Kuba Komünist Partisi’nin tarih sahnesine çıkışı, Mella’nın öldürülüşü, büyüyen muhalefet, devrim ve Machado’nun devrilişi

 

Not: kahramanlık ve sahte kahramanlık üzerine birkaç söz

 

12- Devrimci Batista’dan Batista diktatörlüğü yıllarına ve ilerici 1940 Anayasası üzerine notlar

 

13- II. Dünya Savaşı sonrası Truman politikaları içinde Latin Amerika, Rio Paktı, OAS ve ABD’nin uluslararası “polis gücü” olması

 

14- En genel anlamıyla dünyada ve Türkiye’de sosyal devrim, kitlelerden kopuk terör, karşı-devrimci güçlerin bazı provokasyonları ve dezinformasyonları üzerine çok kısa notlar

 

15- Devrime doğru Kuba’da sosyal yaşam, cennet içinde yaşanan cehennem, ve devrimin hedefi üzerine notlar

 

16- ABD servislerinin ve politik karar merkezlerinin sürmekte olan silahlı ayaklanma  ve Kastro üzerine kararsızlığı, ABD yönetiminin Batista ile ilişkileri, CIA’nın ve Dulles biraderlerin bazı işleri üzerine notlar

 

17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksika’ya gidiş

18- “Kaderine” yelken açan Che Guevara, United Fruit Company, Guatemala’nın ve Jacobo Arbenz’in trajedisi, Meksika’da kesişen yollar, Alberto Bayo ve askeri eğitim 

19- Kastro önderliğinde Kuba halkının devrimi, devrimci savaş sürecinde yaşananlar ve Batista’nın kaçışı

 

19 a- Gramma yolculuğu, karaya çıkış, neden Oriente bölgesi, ve Frank Pais’in ölümü

 

19 b- Sierra Maestra’dan yayılan devrimci yürüyüş, Amerikan basınının yoğun ilgisi, silahlı mücadelenin dönüm noktası, El Cubano Libre, Radio Rebelde, ve 45 örgütün destek bildirisi

 

19 c- Köylü meclisi, Jigüe Savaşı, devrime katılan askeri birlikler, zafere yaklaşırken Washington’un devrimi engelleme entrikası, William Douglas Pawley, ve Batista’nın kaçışı

 

not: William Douglas Pawley’in gerçek kimliği

 

20- Devrim hükümetinin ilk işleri, ABD’nin Kuba’ya acele bir askeri müdahale gerçekleştirmemesi üzerine düşünceler, ve karşı-devrimcilerin cezalandırılmaları üzerine 

 

21- İlk millileştirmeler, Kastro’nun ABD ziyareti, Nixon-Kastro buluşması, ABD ambargosunun başlayışı, Kuba ekonomisini ABD’den bağımsızlaştırma çabaları, Kahire’de Sovyetler Birliği ile ilk temas, sosyalizme yöneliş, ve Komünistlere hakveren Kastro

22- İdeolojik ayrılıkların belirginleşmesi ve liberallerin tasviyesi, Binbaşı Huberto Matos olayı, Camilo Cienfuegos’un ölümü, ve Kastro’ya yönelik bazı suikast planları

23- Mikoyan’ın Kuba ziyareti ile başlayan yeni dönem; ABD merkezli tekellerin ve Kubalı büyük sermayenin millileştirilmesi; ABD’nin ağırlaşan ambargosu, ekonomik sabotajları, ve Kubayı istila hazırlıkları; sosyalist enternasyonal dayanışmanın önemi, ve anti-Sovyet çığlıklar üzerine bir not

 

not: “Soğuk Savaş” yıllarındaki anti-Sovyet çığırtkanlıklar ve “Tam Bağımsız, Gerçekten Demokratik” şiarı üzerine

 

24- Saldırıya geçen Washington; Operation Pluto; Radio Swan; CIA imalatı karşı-devrimci örgütlenmeler; Kuba’dan atılan ABD elçilik görevlileri; Kuba’nın dostlarının gücü; Kuba’da patlayan bombaları; ABD-Kuba diplomatik ilişkilerinin sonlanışı; Domuzlar Körfezi çıkartması ve emperyalizmin Amerika kıtasında ilk yenilgisi; devrimin sosyalist, kendisini ise Marksist-Leninist olduğunu açıklayan Kastro

 

25- Nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro; “Mongoose Operasyonu”; Kuba’yı Latin Amerika’da izole etme çabaları; birleşen ihtilalci örgütler ve Kuba Komünist Partisi’nin yeniden organize edilmesi; U-2 ispiyon uçakları; dünyayı nükleer savaşın eşiğine taşıyan 1962 Füze krizi; pazarlık masasında Türkiye Cumhuriyeti  

 

http://www.sinbad.nu/