Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar

 

6- Çin’in sömürgeleştirilmesi, Kuba’nın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general

 

Kuba devriminde yeralmış, devrim için savaşmış olan üç Çinli-Kubalı generalin birlik kaleme almış oldukları “Our History is still being written” (“Tarihimiz Halen Yazılmaktadır”) başlıklı kitap, Kubalı-Çinliler konusuna yanıt getirmektedir. Bu generaller, Armando Choy, Gustavo Chui, ve Moisés Sio Wong adlarını taşımaktadırlar. Onlar da aynen dedeleri gibi Kuba’da doğmuş üç Çinlidirler. Devrim sürecinde savaşıp general olmuşlardır. Ardından, Kuba’nın enternasyonal dayanışma politikası çerçevesinde Afrika’da savaşmışlardır. Ve halen Kuba toplumunda önemli görevler yapmaktadırlar... Kuba’da sayıca kalabalık olan Çinli kökenli halk, bu adaya ilk kez 3 Haziran 1847 günü, La Escalera (El Merdiveni) olarak adlandırılan büyük ayaklanmadan hemen sonra ayakbasmıştır...

 

Batı sömürgeciliği Çin topraklarına ilk kez -son hanedan olan- Manchu (Ch’ing) Hanedanı (1644- 1911) döneminde Afyon/ Opium Savaşı (1839- 42) ile girecek ve Çin pazarı üzerindeki egemenliğini kanlı yöntemlerle genişletip sürdürecekti... “Dördüncü İmparator” ünvanıyla ülkeyi 60 yıl yöneterek en geniş sınırlarına ulaştıran ve kendiliğinden tahtı terkeden Hung- li veya Ch’ien Lung (1735- 95) Çin’i en geniş sınırlarına ulaştıran bilge bir kişilikti. Manchu (Ch’ing) Hanedanı’nın bu “Dördüncü İmparator”u, Hıristiyanlığın Çin’de yayılmasını en asgari düzeyine indirmişti. Batı’nın tüccarları ile ilişkileri sınırlamış ve tek ticaret limanı olarak güneydeki Canton/ Kanton’un (Kuang-chou, Guangzhou) kullanılmasına izin vermişti. Buna karşın Batılı tüccarlar karaya ayak basamıyorlar, ticaretlerini açığa demirlemiş gemilerinden yapabiliyorlardı...

 

İleride bu kurallarda gevşeme olacak ve Hindistan’ı sömürgeleştirmiş olan İngiltere’nin tüccarları, Çin’den almış oldukları çayı Hindistan’da pazarlarlarken, Hindistan’dan getirdikleri afyonu (opium) gizlice Çin pazarına sürmeye, halkı bu uyuşturucuya alıştırmaya başlayacaklardı. Dönemin Manchu hanedanından imparator Tao-kuang (yönetimi, 1820- 50) ve hükümeti, afyon ticaretini kesinlikle yasaklayacak, kaçakçılığın ve rüşvetin üzerine sert tedbirlerle gidecekti. Çin yönetimi, halkı uyuşturan bu gizli ticarete müdahale edip İngiliz tüccarlara ait büyük bir parti afyonu Kanton’da tahribedince, İngiliz donanması önemli Çin limanlarını top ateşine tutacak ve buralara asker çıkarttı...

 

Barutu keşfeden Çinlilerdi ama, artık İngiliz toplarının menzilleri Çin toplarınınkinden çok daha uzundu. İngiliz savaş gemiler, Çin toplarının menzilleri dışında kalarak, uzaktan bu ülkenin limanlarını rahatça bombalıyabiliyorlardı... Çin’in yenilgisi ve pazarını Batı sömürgeciliğine açması ile sonuçlanacak olan ilk “Afyon Savaşı” (1839- 42), İngilizlerin yaptıkları gizli afyon (opium) ticaretinin Çin hükümeti tarafından engellenmeye kalkılması ile başlamıştı. Bunun bir de ikincisi olacak, ikinci Afyon Savaşı (1856- 60) Çin için daha da ağır koşullar üreterek noktalanacaktı...

 

Çin yönetiminin yenilgisinin ardından imzalanan 1842 tarihli Nanjing Anlaşması  ile İngiliz tüccarları ilk kez özgürce Çin pazarlarına egemen olacaklardı. Nanjing Anlaşması ile aralarında büyük Shanghai limanının da olduğu beş büyük Çin limanı, İngiliz ticaret gemilerine ve ticaretine sınırsız açılacaktı. Buna ek olarak günümüz’de Hon Kong’un bulunduğu arazi de -mükemmel limanı ile birlikte- İngiliz toprağı haline getirilecekti... Beş yıl içinde diğer büyük Batılı güçlerde Çin ile benzer anlaşmalar imzalayacaklardı. Artık, Çin limanlarında Batı’nın sömürgeci merkezlerinin egemenlikleri başlamıştı. Fakat onlar bununla da yetinmeyeceklerdi...

 

En önemli İngiliz kolonisi haline gelmiş olan Hon Kong’un hemen yanında duran Çin’in önemli limanı ve ticaret merkezi konumundaki Kanton (Canton) limanında, Guangzhou’da, Arrow adlı bir ingiliz gemisinin Çinli yetkililerce gizlice aranmış olmasını bahane yapan Londra, 1856 yılında bu ülkeye yeniden saldıracaktı. İkinci “Afyon Savaşı” (1856- 60) olarak anılacak olan bu askeri müdahaleye, Fransızlar, Ruslar ve artık denizaşırı koloniler elde etmeye başlamış olan ABD’nin gemileri ve askerleri de katılacaklardı. Sonuçta, 1858 yılında imzalanan Tianjin anlaşması ile Çin, 11 büyük limanını daha bu sömürgeci güçlere açmak zorunda kalacaktı. Pekin bölgesindeki Hıristiyan misyonerlerin çalışmalarına tam bir özgürlük tanınacaktı. Çin yönetimi afyon (opium) ticaretini bütünüyle legalleştirmek zorunda kalacaktı... Çin artık Batı’nın emperyalist merkezlerinin ve ABD’nin açık av alanı haline gelmişti. Birsüre sonra bunlara Japon emperyalizmi de eklenecekti...

 

Bu süreç içinde İngilizler, Çin işgücünü kullanarak, Trinidad ve Tobago, Jamaica, Guyana, Barbados gibi kolonilerinde üretimlerini ve kârlarını arttırabileceklerini farkedeceklerdi. Yine aynı süreç içinde İspanya Kırallığı’da, Kuba’nın şeker endüstrisi için Afrikadan getirilen siyah köleler yerine, ucuz Çinli işgücünü kullanabileceğini farkedecekti...

 

Aslıda, 1817 yılında İspanya ve İngiltere, Afrika’dan yapılan köle ticaretini iptal etme, bir daha yapmama konusunda anlaşma imzalamışlardı. Fakat yine de İspanya, imzalamış olduğu anlaşmayı çiğneyerek köle ticaretini gizlice sürdürmüştü. Bu illegal ticaret sırasında İspanyol gemileri çok fazla köle getirmişlerdi ama, yine de bunlar gereksinim duyulan işgücü için yeterli değildi. Sonuçta İspanya Kırallığı’da Çinli işgücünden yararlanma kararı alacaktı...

 

Yukarıda adları verilmiş olan Çinli-Kubalı üç genarelin vermiş oldukları bilgilere göre, ilk “Afyon Savaşı”nın sürdüğü 1841 yılında, Kuba’da 1 milyon 71 bin kişi yaşamaktaydı. Bunların sadec 418 bin tanesi Avrupa kökenli beyaz, 150 bin tanesi ise “mestizos” olarak anılan özgür Yerli/ Indian-İspanyol melezi idi. Geriye kalan 432 bin kişi ise köle statüsünde idi. Sonuçta, köle konumunda olanlarla özgür melezlerin sayıları beyazları geçmekteydi...

 

Daha önce yukarıda kısaca anılmış olan 1844 tarihli kölelik karşıtı büyük ayaklanma, La Escalera (El Merdiveni) adlı başkaldırı, veya “Conspiracy of Ladder” (“Aşamalı Komplo”, “Adım Adım Komplo”, “Basmak Basamak Komplo”) olarak anılan isyan, Çinli işgücünü kullanma düşüncesini yaşama geçirmekte etkili olacaktı. Çünkü, sonderece düşük ücretlerle ve kontratla işçi statüsünde getirilecek olan adya yabancı Çinlilerin, kölelerden daha iyi çalışabilecekleri, ve isyan etmeyecekleri hesaplanmıştı...

 

Yine aynı Çinli-Kubalı generallerin verdikleri bilgilere göre, İngilizlerden esinlenmiş olan İspanyollar, sözkonusu isyanın kanlı biçimde bastırılmış olduğu 1844 yılında, Kuba’ya getirmeyi planladıkları Çinli iş gücü trafiğini yönetebilmek amacıyla, Çin’in güneydoğusunda, Tayvan (Taiwan veya Formosa) adasının tam karşısında bulunan Amoy (Xiamen) limanında bir şirket kuracaklardı. İspanyollar, Kuba’da çalışacak Çinli işçilerle, dört pesos aylık, ve ek olarak yiyecek ve giyecek karşılığında 8 yıllık kontratlar imzalayacaklardı. Bu ücret İspanyollar için sudan ucuz olsa da, zor durumdaki Çinliler için değerli idi. Resmi çalışma belgesi olan sözkonusu kontratlar 70 pesosa satılacaklardı...

 

Yukarıda da ifade edilmiş olduğu gibi, 206 kişilik ilk Çinli işçi grubu, 3 Haziran 1847 günü Kuba’ya ayakbasacaktı... Çinden gelenler, Afrikalı kölelerinde getirildikleri Havana körfezine çıkartılıp barakalara yerleştiriliyorlardı. Bunların kontratları toprak sahibi varlıklı kişilere satılıyordu. Onlar da aldıkları Çinli işçilere köle muamelesi yapıyorlardı...

 

Aynı yıl (1847) bir ingiliz gemisi 365 Çinli işçi daha getirecekti. Bunların birkısmı, 4-5 ay kadar süren yolculuk sırasında ölmüşlerdi. Sonuçta, 1847 yılında Kuba’da bulunan Çinlilerin sayıları 500- 600 kadar olacaktı ve bu sayı zaman içinde artacaktı... Sözkonusu iş belgelerini alan, sekiz yıllık kontratların altına imzalarını atan Çinliler, bu sekiz yılın sonunda ülkelerine dönmeyi, veya Kuba’da özgür iş gücü olarak kalmayı hesaplamışlardı. Fakat “evdeki hesap çarşıya uymayacak” ve Çinliler dönüş bileti için gerekli parayı birtürlü denkleştiremeyeceklerdi.

 

Yine Armando Choy, Gustavo Chui, ve Moisés Sio Wong adlarındaki üç Çinli-Kubalı generalin birlik kaleme almış oldukları “Our History is still being written” (“Tarihimiz Halen Yazılmaktadır”) başlıklı kitapta verilen bilgilere göre, 1848- 74 yıllarında Kuba’ya gemilerle 141 bin Çinli taşınacaktı ve bunların yüzde 10- 15 kadarı yolculuk sırasında yaşamlarını yitireceklerdi. Kabaca bir hesaplama ile, aynı süreç içinde ABD’ye de aynı miktarda Çinli taşınmıştı. Fakat tabii oran olarak Kuba’ya getirilen Çinliler çok daha fazla idi. Çünkü, 1870 yılında Kuba nüfusu 1.4 milyon iken, ABD’nin nüfusu 38 milyon idi...

 

Yukarıda adı geçmiş olan Kubalı tarihçi Hortensia Pichardo’nun 1869 yılı nüfus sayımı verileri, üç generalin 1870 yılı nüfusu ile ilgili olarak vermiş olduğu 1.4 milyon sayısı ile örtüşmektedir. Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi aynı tarihçi, aynı sayımla ilgili olarak, Kuba’da 34.420 Asya kökenli halk olduğunu söylemektedir. Bunların, o tarihte Kuba’da yaşayan Çinliler oldukları anlaşılmaktadır...

 

Generallerin verdikleri bilgilerden kalkarak Kuba’ya getirilmiş olan Çinlilerin sayılarının sayımda gösterilen 34.420 sayısının dört katı olduğu dikkate alınırsa, bunların önemli bir kısmının öldükleri, ülkeden kaçtıkları, veya kaçak bir yaşamı seçtikleri düşünülebilir...

 

Zaten üç Çinli-Kubalı general de, şeker plantasyonlarına ve diğer tarımsal üretim arazilerine sevkedilen ve çok ağır koşullar altında çalışmaya zorlanan dil bilmez, machete (kamış kesmekte kullanılan geniş ağızlı ve tek yanı keskin kılıç boyunda bıçak) kullanmaktan anlamaz bu Çinlilerin birçoğunun, -aynen Afrikalı köleler gibi- dağlara kaçtıklarını anlatmaktadırlar. Bunun yanında, birçok Çinli’de, bu şekilde aşağılanarak yaşamaktansa intehar etmeyi, kendilerini öldürmeyi tercih etmişlerdir... Bu veriler, 1869 sayımı sırasında, Kuba’ya getirilmiş olandan neden dört kez daha az Çinlinin gözükmüş olduğu gerçeğine de açıklık getirmektedir herhalde...

 

Diğer yandan, 1865- 75 yıllarında Çin’den gerçekleşen göç sırasında, 5 bin kadar Çinli’de ABD’den Kuba’ya geleceklerdi. Bunların çoğunluğu, çok ağır koşullarda, ABD’yi boydan boya geçen demiryollarının inşaatlarında kullanılmaktaydılar. Sözkonusu Çinliler, ABD’de karşılaşmış oldukları olağanüstü kötü koşullardan kurtulmak umuduyla Kuba’ya gelmişlerdi ama, Kuba’da da onları yeni zorluklar, farklı ağır koşullar beklemekteydi...

 yedinci bölüm için tıkla                                                                                                                                                başlangıç bölümüne dön

 

1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupa’nın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı

 

1 a- Amerika Kıtası’na ilk yerleşimler üzerine kısa notlar

 

1 b- Amerika Kıtası’na ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar

 

1 c- Piri Reis haritası ve Kolomp’tan 71 yıl önce Amerika Kıtası’nın her iki yanını ve Avustralya’yı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar

 

1 d- Binbirgece Masalları’nın kahramanı Sinbad, ve Amerika Kıtası’nın en eski kaşiflerinin Ortadoğu halklarından birileri olabileceği üzerine bir spekülasyon

 

1 e- Doğu’nun zenginliklerine ulaşmalarını sağlayacak yeni yollar arayan Batı’nın Amerika Kıtası’nı keşfi; Kristof Kolomp ve Amerigo Vespucci üzerine çok kısa notlar

 

2- Amerika Kıtası’nın yerli halkının trajedisi üzerine çok kısa notlar

 

3- Kuba’da beyaz adamı dostça karşılayan yerli halkının trajedisi üzerine kısa notlar

 

4- Afrika’dan gelen köleler, ilk isyanlar, ve Kuba halkının uluslaşma süreci

 

5- Bağımsızlık savaşına doğru Kuba’da sınıfların konumları, ABD’nin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kuba’da 1844 ayaklanması

 

6- Çin’in sömürgeleştirilmesi, Kuba’nın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general

 

7- Kuba’nın bağımsızlık savaşının ilk on yılı, 1868- 78

 

8- Dağılanın yeniden toparlanması, José Martí’nin birleştirici rolü, ve “cumhuriyet”e doğru ihtilalin ikinci aşaması

 

9- ABD-İspanya savaşı, Kuba’nın ABD tarafından istila edilmesi, Amerikan askeri diktatörlüğü ve sözde cumhuriyet

 

10- Kuba’nın ABD tekellerinin eline düşmesi, sendikal örgütlenmelerin ve öğrenci hareketlerinin başlayışı

 

11- Machado diktatörlüğü, Kuba Komünist Partisi’nin tarih sahnesine çıkışı, Mella’nın öldürülüşü, büyüyen muhalefet, devrim ve Machado’nun devrilişi

 

Not: kahramanlık ve sahte kahramanlık üzerine birkaç söz

 

12- Devrimci Batista’dan Batista diktatörlüğü yıllarına ve ilerici 1940 Anayasası üzerine notlar

 

13- II. Dünya Savaşı sonrası Truman politikaları içinde Latin Amerika, Rio Paktı, OAS ve ABD’nin uluslararası “polis gücü” olması

 

14- En genel anlamıyla dünyada ve Türkiye’de sosyal devrim, kitlelerden kopuk terör, karşı-devrimci güçlerin bazı provokasyonları ve dezinformasyonları üzerine çok kısa notlar

 

15- Devrime doğru Kuba’da sosyal yaşam, cennet içinde yaşanan cehennem, ve devrimin hedefi üzerine notlar

 

16- ABD servislerinin ve politik karar merkezlerinin sürmekte olan silahlı ayaklanma  ve Kastro üzerine kararsızlığı, ABD yönetiminin Batista ile ilişkileri, CIA’nın ve Dulles biraderlerin bazı işleri üzerine notlar

 

17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksika’ya gidiş

 

18- “Kaderine” yelken açan Che Guevara, United Fruit Compan, Guatemala’nın ve Jacobo Arbenz’in trajedisi, Meksika’da kesişen yollar, Alberto Bayo ve askeri eğitim 

 

19- Kastro önderliğinde Kuba halkının devrimi, devrimci savaş sürecinde yaşananlar ve Batista’nın kaçışı

 

19 a- Gramma yolculuğu, karaya çıkış, neden Oriente bölgesi, ve Frank Pais’in ölümü

 

19 b- Sierra Maestra’dan yayılan devrimci yürüyüş, Amerikan basınının yoğun ilgisi, silahlı mücadelenin dönüm noktası, El Cubano Libre, Radio Rebelde, ve 45 örgütün destek bildirisi

 

19 c- Köylü meclisi, Jigüe Savaşı, devrime katılan askeri birlikler, zafere yaklaşırken Washington’un devrimi engelleme entrikası, William Douglas Pawley, ve Batista’nın kaçışı

 

not: William Douglas Pawley’in gerçek kimliği

 

20- Devrim hükümetinin ilk işleri, ABD’nin Kuba’ya acele bir askeri müdahale gerçekleştirmemesi üzerine düşünceler, ve karşı-devrimcilerin cezalandırılmaları üzerine 

 

21- İlk millileştirmeler, Kastro’nun ABD ziyareti, Nixon-Kastro buluşması, ABD ambargosunun başlayışı, Kuba ekonomisini ABD’den bağımsızlaştırma çabaları, Kahire’de Sovyetler Birliği ile ilk temas, sosyalizme yöneliş, ve Komünistlere hakveren Kastro

22- İdeolojik ayrılıkların belirginleşmesi ve liberallerin tasviyesi, Binbaşı Huberto Matos olayı, Camilo Cienfuegos’un ölümü, ve Kastro’ya yönelik bazı suikast planları

23- Mikoyan’ın Kuba ziyareti ile başlayan yeni dönem; ABD merkezli tekellerin ve Kubalı büyük sermayenin millileştirilmesi; ABD’nin ağırlaşan ambargosu, ekonomik sabotajları, ve Kubayı istila hazırlıkları; sosyalist enternasyonal dayanışmanın önemi, ve anti-Sovyet çığlıklar üzerine bir not

 

not: “Soğuk Savaş” yıllarındaki anti-Sovyet çığırtkanlıklar ve “Tam Bağımsız, Gerçekten Demokratik” şiarı üzerine

 

24- Saldırıya geçen Washington; Operation Pluto; Radio Swan; CIA imalatı karşı-devrimci örgütlenmeler; Kuba’dan atılan ABD elçilik görevlileri; Kuba’nın dostlarının gücü; Kuba’da patlayan bombaları; ABD-Kuba diplomatik ilişkilerinin sonlanışı; Domuzlar Körfezi çıkartması ve emperyalizmin Amerika kıtasında ilk yenilgisi; devrimin sosyalist, kendisini ise Marksist-Leninist olduğunu açıklayan Kastro

 

25- Nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro; “Mongoose Operasyonu”; Kuba’yı Latin Amerika’da izole etme çabaları; birleşen ihtilalci örgütler ve Kuba Komünist Partisi’nin yeniden organize edilmesi; U-2 ispiyon uçakları; dünyayı nükleer savaşın eşiğine taşıyan 1962 Füze krizi; pazarlık masasında Türkiye Cumhuriyeti  

 

http://www.sinbad.nu/