Yusuf Küpeli, 1 Mayıs Müfrezesi ile Kuba gezisi 2009

 

 

c) Matanzas, tarla da iş, Devrim Müzesi, Dostluk Evi’nde mükemmel akşam yemeği, müzik ve dans ziyafeti

 

Asıl program başlamadan, katılımcıların ezici çoğunluğunun kampa ulaşmış olduğu 26 Nisan günü, program dışı olarak çok küçük bir ücret karşılığında, Havana’nın 100 km kadar (kaldığımız kampın 140km kadar) doğusundaki Matanzas Kentine gidecektik. Atlantik kıyısında derin bir koya kurulmuş olan Matanzas kentinin kilometrelerce uzunluktaki ince doğal kumla kaplı mükemmel plajından denize girecektik... İki saati biraz aşan otobüs yolculuğumuz sırasında, ormanlarla kaplı yemyeşil dağlık bir arazide, bir tepe üzerinde kurulu mola verme merkezinde duracaktık. Değişik tropik meyvaların sularının, kokteyllerinin, kahve ve asitli içeceklerin satıldığı, tuvaletlerin ve hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu bu iki katlı terasa, güzel manzaranın daha iyi seyredilebilmesi için bir de büyük sabit dürbün yerleştirmişlerdi...

 

Plaj sadece kilometrelerce uzun değil, aynızamanda kıyı yoluna dek uzanan 100- 200 metrelik bir genişliğe de sahipti. Suyun başladığı yerden boyu geçen derinliğe ulaşabilmek için, ince kumun üzerinde uzun süre yürümek gerekiyordu. Herşey güzeldi ama, hiç durmayan iri okyanus dalgaları, yüzmeyi, bu olağanüstü güzel ılık suda uzun süre kalmayı zorlaştırıyordu. Kıyıya vuran köpüklü iri dalgalar, surf yapanlar için mükemmel olanaklar sağlıyordu kanımca ama, sözkonusu sporu yapanlara pek rastlayamayacaktık...

 

Kent güzel ve temizdi. Havana’nın eski kentinin dar ara sokaklarının, hatta diğer sıradan sokaklarının bu ölçüde temiz olduklarını söylemek olanaksızdı... Bu güneşli sıcak pazar gününde, sokaklarda, mayoları ile biraz ötelerindeki plaja giden aileler, çocuklar gözükmekteydiler... Kıyı yolunun karşı tarafında kahvehaneler, pastahaneler vardı. Yaşamda, rahatlatıcı, huzur verici bir hava egemen gözükmekteydi...

 

Programın resmen başlamasından bir günsonra, 28 Nisan günü, kahvaltının ardından, saat 07:00’de otobüslere binip, üretim amacıyla, 40- 45 dakika kadar uzaklıktaki uçsuz bucaksız bir tarım arazisine gidecektik (Bu olayla ve diğer gezilerle ilgili fotoğrafları ayrıca sergileyeceğim.).

 

Üzerinde çalışmamız için götürüldüğümüz sonu gözükmeyen kızıl verimli toprak, önceden traktörlerle sürülmüştü. Toplamamız gereken ve şimdi adını anımsayamadığım patates benzeri kökler, toprağın yüzüne doğru çıkmışlardı. Topladığımız yumruları, üzerlerindeki yapışkan kızıl çamurdan kabaca arındırarak öbekler halinde sıralıyorduk. Ve sırayla dizilmiş bu öbekler daha sonra çuvallara dolduruluyorlardı... Doğrusu, -o rutubetli sıcakta- çömelerek iki büklüm yapılan sözkonusu iş, birsüre sonra bayağı yorucu olmaya başlıyordu... Ellerinde eldiven olmadan çalışanların parmakları ve avuçları, kınalanmış gibi kiremit kırmızısı rengini alıyordu...

 

Saat 12:00’de başlayan öğle yemeğine kılı kılına yetişecektik. Aynı iş 29 Nisan günü aynı saatte ve ayrıca 30 Nisan günü saat 14:00’te başlayarak tekrarlanacaktı. İleride bir kez de Cienfiegos’da, farklı tarım alanında, mango ağaçlarının meyvalarını toplamak ve dikime hazırlanan mango fidanlarını yabani otlardan arındırmak için çalışacaktık...

 

Yine 28 Nisan günü saat 14:00’te, ABD-Kuba arasında süren çatışma ile ilgili bir konferans izleyecektik. Sözkonusu konferans hakkında ayrıca bilgi vermeme gerek olduğunu sanmıyorum. Çünkü, Sinbad’a yerleştirilmiş olan “Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar” başlıklı kitabın büyük kısmı, sözkonusu çatışmanın zengin örnekleri ile yüklüdür... Aynı günün akşamı saat 20:30’da ABD’de haksız yere hapse atılmış olan beş Kubalı ile ilgili bir dökümanter izlenecektik... Şüphesiz bunların hiçbiri zorunlu işler değillerdi. Motivasyonu olan dinler, izler, öğrenmeye çalışırdı...

 

Kamp sakinleri için yepyeni bir olay, 29 Nisan günü yapılan müze ziyareti olacaktı. Otobüslerle iki grup halinde kırk kilometre kadar uzaktaki Havana’ya inilecek ve eski kentin sınırındaki Devrim Müzesi ile Güzel Sanatlar Müzesi ziyaret edilecekti. Seçimlerine göre kişiler, dahil oldukları grupla birlikte sözkonusu müzelerden birine gitmekteydiler ama, daha sonra isteyenler kişisel olarak diğer müzeyi de ziyaret edebilirlerdi. Müzeler için küçük bir ücret ödenmekteydi... Müze ziyaretinin ardından en az iki saatlik boş bir zaman kalmaktaydı, ve bu kentin merkezi birtakım yerlerini gezip görebilmek için yeterliydi. Akşama doğru belli saatte aynı yerden kalkacak olan otobüslere yetişemiyenler, ceplerinden taksi parası vererek “Dostluk Evi”ne gelebilirlerdi. Çünkü aynı akşam ICAP’a bağlı dostluk evinde bizler için içkili ve danslı bir akşam yemeği, kültür gecesi, Latin dansları gösterisi, müzik dinletileri örgütlenmişti...

 

Kentte ulaşım için, otobüslerin ve taksilerin dışında, duraklarında dizi dizi bekleyen motosiklet büyüklüğünde ve üç tekerlekli araçlar bulunmaktaydı. Dikkat çekici sarı-mavi boyalı oval bir metalle gövdelerinin arka kısmı, müşterinin oturacağı kısım körüklü paytonlarda olduğu gibi kapatılmış olan bu araçların ön kısımları, motosiklet önü gibi açıktı. En çok iki müşteri taşıyabilen sözkonusu araçlar, sanırım paytonu andırır şekil verilmiş motosikletlerden başka birşey değillerdi ve bunların hepsi sonderece yeni idi. Taksi görevi yapan aynı araçlar, taksi kadar hızlı değillerdi şühesiz... Ayrıca kentte, tek bir atın çektiği geleneksel körüklü faytonlar, ve bisiklet “faytonlar” bulunmaktaydı... Arkasına iki tekerlek monte edilmiş pisikletin bu çift tekerlekli bölümünün üzerine iki kişilik bir koltuk yerleştirilmişti. Sözkonusu koltuğun üstü, körüklü faytonlarda olduğu gibi kapalıydı. Sürücü pedal çevirerek müşterisini taşıyordu. Bu sonderece yorucu bir iş olmalıydı ama, sözkonusu işi yapan çok kişi vardı... Taksi, ve şehir turu yaptıran özel otobüsler ve kentin 15 kilometre kadar dışındaki güzel plaja giden otobüsler dışından, saydığım diğer araçların taşıma fiyatlarını öğrenemeyecektim. Çünkü, bunlara binmeyecektim. Özellikle kişiler tarafından sürülen bisiklet faytonlara binmek istemeyecektim...

 

Ön cepheden fotoğrafını ve yine içinde sergilenenlerden bazılarının fotoğraflarını Sinbad’a yerleştireceğim Devrim Müzesi, Kuba diktatörü Fulgencio Batista’nın (1901- 73; yönetimi, 1933- 44, ve 1952- 59) ikinci yönetimi sırasında kullandığı dört katlı güzel saraydan başkası değildi. Batista, tam 1959 yılına girilirken, yılbaşı gecesi Kuba’dan kaçmıştır... Sözkonusu saray, İspanyol sömürgeciliği döneminden kalmaydı. Dış cepesi sütunlar ve süslemelerle dolu olan, en üst kattaki geniş salonunun tavanında küçük kubbeli bir kule yükselen sarayın içindeki duvarlarda fresklerle (duvar resimleri) kaplıydı. Yüksek tavanlı odalarının duvarları ve tavanları güzel duvar resimleri ile kaplı bu değerli sarayda, devrim sürecinden fotoğraflar, silahlar, polisin kullandığı aygıtlar, önceki iki devrim sürecinden (1868- 78 ve 1895- 98) kalıntılar sergilenmektedir. Batista’nın kullanmış olduğu altın kaplaması süslü 7.65 mm çapındaki Astra marka tabanca ile Kastro’nun kullanmış olduğu büyük çaplı bir tüfekte sergilenenler arasındaydı... Müze de ayrıca, hediyelik eşyalar, haritalar ve farklı dillerde kitaplar satan dükkanlar da bulunmaktaydı...

 

Artan boş zamanda, Türkiye’den gelmiş olan hanım grubu ile birlikte Havana’nın bazı ara sokaklarında dolaşacaktık. Kıyıya yakın bir yere kurulu çocuk parkının karşısında, büyük eski bir binanın üstü açık avlusuna yerleşmiş müzikli bir kahve keşfedecektik. İçinde çiçekler ve palmiyeler olan masalar konmuş geniş yuvarlak avlunun yanlarındaki kapalı alanda, değişik eşyalar, hediyelik mallar satan dükkanlar ve avluya servis yapan bir kahve vardı... İşinin ustası emektar müzisyenlerden Kuba müziğinin güzel örneklerini dinlerken, kahve ve meyva suları içecektik... Kuba’da pek çay bulunmadığını, ve insanların çay içmek gibi bir alışkanlıklarının olmadığını hemen söylemeliyim.

 

Aynı müzenin önünde bizleri bekleyen otobüslere vaktinde yetişecek ve ilk kez göreceğimiz “Dostluk Evi”ne doğru yola çıkacaktık... Eski Havana’dan biraz uzaktaki “Dostluk Evi”, İspanyol sömürgeciliği döneminden kalma güzel bir saray yavrusundan başka birşey değildi. İki yanında arslan heykelleri bulunan sekiz- on basamağın ardından gelen sütunlu taş avlunun gerisinde yükselen devasa kapısından girildiği zaman, önce, yine taş zeminli çok yüksek tavanlı, geniş ve serin bir salonla karşılaşılıyordu. İleride yine 5-6 basamakla çıkılan bir platformdan sola dönülünce, çevresinde çiçekler ve ağaçlar olan, ve sahnesi bulunan çok geniş bir bahçeye gelinmekteydi... Bu saray, hem büyük ziyafetlerin verilebilmesi ve hem de sanırım Kuba için değerli birtakım misafirlerin ağırlanmaları amacıyla kullanılmaktaydı... Eskiden Kuba’nın varlıklı aristokrasisine ait olan bu ve benzeri saraylar, kamulaştırılarak değişik devlet kurumlarına, ve ICAP’a verilmişlerdi. ICAP’ın kontrolunda, bundan başka saray yavruları ve villalar da vardı...

 

Gelmekte olan 1 Mayıs’ın şerefine verilmekte olan akşam yemeği ve yapılacak olan kültürel eylemler, “Dostluk Evi”nin geniş bahçesinde, saat 19:30 sularında başlayacaktı... Yarım dolunay biçimindeki sahnenin karşısına yine aynı düzende dizilmiş olan dörder kişilik masalar, 250 kadar misafiri rahatça ağırlayabilecek sayıdaydı. Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı’nın kırk kadar farklı ülkeden gelmiş misafirlerinin sayıları da yaklaşık bukadardı...

 

Salata ve meyva tabaklarının, her masaya bir büyük şişe Havana Club’ün (ünlü Kuba romu), ve diğer içeceklerin servisi ile gece başlayacaktı. Misafirlerin istemleri doğrultusunda bazı masalar birleştirilecekti... Yıldızlı ılık bir Kuba gecesiydi. Kamp sakinlerinin memnun olmaları için ne gerekli ise o yapılmıştı. Yemek, zengin ritmli bir Kuba müziğinin eşliğinde başlayacaktı...

 

Zamanın geçtiği hissedilmeden gece ilerledikçe, sahneye, canlı renklerle yüklü ulusal giysilerinin içinde değişik müzik ve dans grupları çıkacaklardı. Salsa, ve diğer değişik Latin dansları gösterilerinin ötesinde, akrobasi gösterileri de yapılacaktı. Dans grupları, göz alıcı rengarenk giysileri içinde, ulusal folklorun, derin Afrika etkisi taşıyan Afro-Kuba danslarının en güzel örneklerini sunacaklardı... Ayrıca, misafirler içinde dans müziği çalacaktı, ve isteyen aynı sahnede dansedecekti. Kubalıların ve ayrıca Orta ve Latin Amerikalı misafirlerin yaptıkları salsa ve diğer Latin Amerika dansları ile eşdeğerde dansedebilecek bir yabancı misafir yoktu. Onlar sanki dansederek doğmuşlardı. Müzikle uyumlu tüm hareketleri, gözü okşayan mükemmel bir bütünsellik, eşsiz bir ahenk içinde idi...

 

Güzel bir anı olarak kalacak olan gece, saat 23:00 sularında sonbulacaktı. Ve otobüslerle Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı’na dönülecekti.

 

başlangıç bölümüne dön                                                                                             diğer bölüme git  

a) ICAP, Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı, 1 Mayıs Müfrezesi, ABD’de hapiste beş Kubalı  ve Kuba gezisi üzerine kısa genel bilgiler

 

b) ALBA, Camilo Cienfuegos Petrol Rafinerisi ve Kuba ekonomisi üzerine geziden kısa notlar

 

c) Matanzas, tarla da iş, Devrim Müzesi, Dostluk Evi’nde mükemmel akşam yemeği, müzik ve dans ziyafeti

 

d) Devrimin 50nci yılında 1 Mayıs kutlaması, ve Kuba ile dayanışma toplantısı

 

e) Cienfuegos, lüks otel, sanat okulu ziyareti, ve Cienfuegos sokaklarında gezinti

 

f) Cienfuegos’da Rafineri işçilerinin mahalleleri, Devrimi Koruma Komiteleri, yeniden iş, Trinidad, poliklinik ziyareti ve Kuba’da tıbbi hizmetler üzerine notlar

 

g) Santa Clara; savaş ganimeti müze tren; Che Guevara’nın anıt mezarı, anıtı, ve Devrim Tarihi Müzesi; ICAP lokantasında öğle yemeği; Havanaya, kampa dönüş

 

h) Uluslararası gece,  farklı ülkelerin katılımcılarından yemek örnekleri, müzik dinletileri ve dans gösterileri, Havana’da özgürce geçen son gün, Anneler Günü ve kampta son gece eğlencesi

 

i) Havana’da otelde geçen beş bağımsız gün, çevrenin adım adım keşfi, Capitol Binası, Santa Maria plajı, Havana turu ve dönüş

 
FOTOĞRAFLAR

01) Havana, “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”, kamptan görüntüler, 25 Nisan 10 Mayıs 2009

02) Havana, “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”, kamptaki kültürel faaliyetleren bazı kareler, 25 Nisan- 10 Mayıs 2009

03) Havana, “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”, Türkiye grubundan hanımlarla ve diğer gruplarla Matanzas’a, plaja giderken ve diğer bazı eylemlerden fotograflar.

04) Havana, “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”,  1 Mayıs Müfrezesi 2009 tarlada işte,  25 Nisan- 10 Mayıs 2009

05) Havana, Devrim Müzesi (devrimden önce diktatör Batista’nın başkanlık sarayı),  29 Nisan 2009

06) “Julia Antonio Mella Uluslararası Kampı” sakinleri için ”Dostluk Evi”nde örgütlenen ”1 Mayıs için kadeh kaldırmak” adlı geceden fotoğraflar, 29 Nisan 2009

07) Devrimin 50nci yılında Havana “Devrim Meydanı”nda 1 Mayıs kutlamasından fotoğraflar. İki saat onbeş dakika boyunca alandan duraksız bir milyon kişi geçti. 1 Mayis 2009

08) Havana’dan görüntüler, Martires Parkı yakınlarındaki el işleri pazarı, sokakta öğrenciler, ve Kuba İle Dayanışma Toplantısı (2 Mayıs 2009).

09) Havana, “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”, Cienfuegos’a yolculuktan ve Cienfuegos’dan bazı görüntüler, 3 Mayıs 2009

10) “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”, Cienfuegos’da kaldığımız lüks otel, ve otelin önünden körfezin görünüşü, 3- 7 Mayıs 2009

11) Cienfuegos, “Benny More Sanat Okulu”nu ziyaret, 4 Mayıs 2009

12) Cienfuegos, petrol işçilerinin mahallesi ve “İhtilali Savunma Komiteleri” ile tanışma, 4 Mayıs 2009

13) MANGO FİDANLIĞINDA VE MANGO BAHÇESİNDE ÜRETİME KATKI, Cienfuegos, 5 mayıs 2009

14) Cienfuegos-Trinidad gezisi, 5 Mayıs 2009

15) Cienfuegos Petrol Rafinerisi ve 7 Numaralı Poliklinik ziyareti fotoğrafları. Cienfuegos, 6 Mayıs 2009

16) Cienfuegos-Santa Clara yolundan ve Santa Clara’da “Müze Tren” ziyaretinden fotoğraflar. Silah yüklü tren 28 Aralık günü Santa Clara’ya girerlerken, Che Guevara tarafından elegeçirilmiştir... Santa Clara, 7 Mayıs 2009

17) Che Guevara’nın anıt mezarı, Che Guevara anıtı ve devrim müzesi. Santa Clara, 7mayıs 2009

18) “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”nda Uluslararası Gece, farklı ülkelerin temsilcilerinden yemekler, gösteriler, dans, müzik, Havana, 8 Mayıs 2009

19) “Julio Antonio Mella Uluslararası Kampı”nda son gece, anneler günü kutlaması, ve müzikli eğlence. Havana, 9 Mayıs 2009

20) Havana’dan değişik görüntüler 1, 25 Nisan- 15 Mayıs

21) Havana’dan görüntüler 2, Limana yakın Martires Parkı ve çevresi, 9 ve 14 Mayıs 2009

22) Havana’dan görüntüler 3, körfezin girişini kontroleden Real Fuerza Kalesi Ulusal Müzesi ve içindekiler, 9 Mayıs 2009

23) Havana’dan görüntüler 4, kent turundan kareler, 14 Mayıs 2009

24) Havana’dan görüntüler 5, Real Fuerza Kalesi Ulusal Müzesi’nin en üstteki teras katından karşı kıyı ve Martires Parkı’dan kareler

25) Havana dan görüntüler 6, Mártires Parkı yakınlarından San Fransisko Meydanına ve oradanda Capitol Binası’na yürüyüşün fotoğrafları ve bir sebze-meyva-et pazarı. 14 Mayıs 2009

26) Havana dan görüntüler 7, Eski Havana’dan, rastgele kareler, 10- 14 Mayıs

27) Havana’dan görüntüler 8, Havana’nın Çin mahallesine doğru yürüyüş ve Çin mahallesinden görüntüler, 14 Mayıs 2009

28) Havana dan görüntüler 9, rastgele fotoğraflar, alışveriş yerleri, dükkanlar, ara sokaklar, voodoo, ve Santa Maria plajı. Foto YUSUF, Havana, 10- 14 Mayıs 2009

http://www.sinbad.nu/