Yusuf Küpeli, Kürt dili üzerine kısa notlar

(...) Dilbilimcilerin konu ile ilgili olanlarına göre, kürtçe, Hint-Avrupai dil grubu içinde İran dilleri ailesindendir.  Kürt dili, persce (farsca), farsçanın bir biçimi olan dari, paştun, beluci, tacik dilleri ile yakın akrabadır. Aynı uzmanlara göre, günümüz farsçası ve kürtçe, her ikiside köken olarak orta-İran diline dayanmaktadırlar. Eski düalist İran dini Zoroastrinizm’in kutsal kitabı Avesta’nın Part (İ.Ö. 246- İ.S. 224) ve Sasani (224- 651) egemenliği dönemlerinde kaleme alınmış bölümleri bu gerçeğin kanıtları olmaktadır. Kısacası, her iki dilin kökleri de Avesta’nın sözkonusu dönemde kaleme alınmış metinlerine uzanmaktadır…

 

 

Kürt dili üzerine kısa notlar

 

Ortada kesin bir sayı vermeye yarıyacak nüfus sayımı kayıtları olmamakla birlikte, ABD ve Rus kaynaklarına göre, Türkiye Cumhuriyeti nüfusunun yüzde 20 kadarı kürtçe konuşmaktadır.  Bunların yüzde 80 kadarı kırmançi, yüzde yirmi kadarı da zaza (dimli) diyalektini kullanmaktadırlar. Ve bu insanlar, günümüzde, devletin çocuklarına kendi dillerinde eğitim vermesini talep etmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti ise, özel kurslara izin vermiş olmakla birlikte, Kürt dilini ulusal eğitim programı içine almak istememektedir… Bunlar, herkesin bildiği gerçeklerdir.

 

Çocukların beyinlerinin daha sağlıklı gelişebilmesi için, kendi anadillerinde zengin içerikli bir eğitim görmeleri  zorunluluktur. Ayrıca, her bireyin kendi anadilinde eğitim görebilmesi, dilini geliştirebilmesi, en temel insan hakkıdır. Tüm bunların yanında ulus olabilmenin başta gelen ön şartı da ortak bir dile sahibolabilmektir…

 

Dilbilimcilerin konu ile ilgili olanlarına göre, kürtçe, Hint-Avrupai dil grubu içinde İran dilleri ailesindendir.  Kürt dili, persce (farsca), farsçanın bir biçimi olan dari, paştun, beluci, tacik dilleri ile yakın akrabadır. Aynı uzmanlara göre, günümüz farsçası ve kürtçe, her ikiside köken olarak orta-İran diline dayanmaktadırlar. Eski düalist İran dini Zoroastrinizm’in kutsal kitabı Avesta’nın Part (İ.Ö. 246- İ.S. 224) ve Sasani (224- 651) egemenliği dönemlerinde kaleme alınmış bölümleri bu gerçeğin kanıtları olmaktadır. Kısacası, her iki dilin kökleri de Avesta’nın sözkonusu dönemde kaleme alınmış metinlerine uzanmaktadır…

 

Ne ölçüde doğrudur bilemem ama, bazı dilbilimciler, zaza diyalekti ile -kuzeydoğu İran’dan gelip bölgedeki Helen egemenliğini yıkarak kendi devletlerini kurmuş olan- Part hanedanının dili arasında bağ kurmaktadırlar… Konuyla ilgilenenler, gelişme şansı bulamamış bu diyalektin, zaza diyalektinin, köyden köye dahi değişiklik gösterdiğini söylemektedirler….

 

Birtakım göreceli bağımsız beylikleri, ve kısa süreli daha bağımsız ve büyük beylikleri saymayacak olursak, tarih boyunca kendi başlarına bağımsız birleşik bir devlet örgütlenmesi oluşturamamış olan Kürtler, bölgedeki büyük merkezi imparatorluklara askeri hizmet sunarak -artan veya azalan ölçülerde- otonomilerini koruyabilmişlerdir. Bu durumları onların dillerini ve kültürlerini korumalarına da yardımcı olmuştur. Fakat yine de birleşik bir devletlerinin olmayışı, dilin bir merkezden kontrol edilerek geliştirilememesi sonucunu doğurmuştur. Sonuçta, kürtçe denen dilde birliğin oluşması gerçekleşmemiştir.

 

Nasıl zazaca köyden köye bile değişebiliyorsa, en gelişmiş kürtçe olan kırmançi içinde dahi tam bir birlik olmadığı yazılmaktadır... Örneğin, Türkiye’de ve Irak’ın Türkiye sınırına yakın yerlerinde konuşulan kuzey  kırmançi diyalekti ile, Irak’ın İran sınırına yakın bölgelerinde konuşulan güney kırmançi veya sorani diyalekti arasında belirgin farklar olduğu anlatılmaktadır. Bunlar birbirlerini anlamakta çok büyük ölçüde zorlanmaktadırlar… Zaza (dimli) diyalekti konuşanlarla kırmançi konuşanların anlaşmaları ise olanaksızdır…

 

Kısacası, kürtçe de dört büyük diyalekt bulunmaktadır. Bunlar, kuzey kırmançi, güney kırmançi (sorani), zazaki, ve gorani olarak sıralanabilir. Batı İran’da konuşulan Luri diyalekti bazılarına göre İran diline ait olmakla birlikte, bunu da kürtçe diyalektler arasına sayanlar, veya kürtçeden derin biçimde etkilenmiş olarak kabuledenler vardır. Bunların dışında daha başka birsürü alt diyalekt bulunmaktadır… Kısacası, kürtçede birliğin olmayışı, uluslaşma süreci üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Ayrıca, ortak bir eğitim dili oluşturulması işi de zorlaşmaktadır…

 

Farklı sınırlar içinde yaşamakta olan Kürtler arasında yazı dili konusunda da bir eşitsizlik, dengesizlik vardır. Bu açıdan kürt dilinin en çok güney kırmançi veya sorani diyalekti içinde geliştiği söylenmektedir. Zaten Iraklı Kürtlerin dil konusunda hiçbirzaman okadar önemli problemleri olmamıştır. Ve şüphesiz bir de Sovyetler Birliği sınırları içinde, Kafkasya’da yaşamakta olan Kürtler, dillerini, yazı dillerini ve kültürlerini rahatça geliştirebilme olanağına sahibolmuşlardır…

 

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamakta olan Kürtler aynı olanaklara sahibolamadıkları gibi, bundan yaklaşık 20- 30 yıl önceye dek varlıkları dahi inkar edilmiştir. Fakat artık -kapitalizmin bölgede egemen olmasına koşut olarak- sözkonusu engeller Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde de aşılmaya başlanmıştır. Türkiye’de yaşamakta olan Kürtler de, devletin ana dillerinde eğitim vermesini haklı olarak talep etmeye başlamışlardır...

 

Tüm halkların olduğu gibi şüphesiz Kürt halkının da anadilinde eğitim görmeye hakkı vardır. Bu onların en temel insani haklarındandır… Yalnız kanımca sorun, devletin kürtçe eğitim konusunda direnmesinin ötesinde, dilde de henüz tam bir birliğin olmayışındadır. Diğer yandan, kürtçe de birliği devletin sağlamasını beklemek te düştür... Kürt aydınları eğer gerçekten kendi dillerini ve kültürlerini geliştirme konusunda kararlı iseler, geleneksel olarak birilerinden yardım bekleme alışkanlıklarını bırakıp, sorunlarını kendi ellerine almak, bu konuda ciddi çalışmak zorundadırlar…

 

Sinbad.nu/'de konuya bu biçimi ile şimdiye dek girilmemiş olsada, sayfadaki Kürtlerle ilgili değişik metinlerden kişisel düşüncemin yukarıda özetlediğim yönde olduğu sanırım anlaşılmaktadır.

 

Diğer yandan, birçok alanda, özellikle bilimde, felsefede vs. nasıl türkçe çoğu zaman kişinin daha fazla gelişmesi için yeterli olamıyorsa, kürtçe de çok çok daha büyük ölçüde yeterli olamaz. Bu nedenle Kürtler, anadillerini öğrenip geliştirirlerken, mutlaka bölgedeki daha büyük, daha gelişmiş dillerden birisini, ait oldukları parçanın dilini, örneğin farsçayı, arapçayı, veya türkçeyi çok iyi, anadilleri gibi öğrenmek zorundadırlar. Bu onların insan olarak kendilerini daha iyi geliştirebilmeleri için bir zorunluluktur kanımca. Fakat şüphesiz herşeyden önce -Kürt olarak varlıklarını sürdürebilmeleri için- kendi anadillerini geliştirmek, dilde birlik sağlamak zorundadırlar…

 

Yusuf Küpeli

2010.10.14

 

http://www.sinbad.nu/