Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli  http://www.sinbad.nu/ 

Türkiye- politika- ekonomi- tarih  

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Kriminalite, hırsızlık, haksızlık

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

HAVANA (LA HABANA) RÖPÖRTAJI, NAZIM HİKMET'in KENDİ SESİNDEN KÜBA DEVRİM TARİHİ. ANADOLU'dan ve DÜNYAMIZIN DİĞER HALKLARINDAN ÇAĞRIŞIMLARLA KÜBA DEVRİMİ VE KAZANDIRDIKLARI ÜZERİ GERÇEKLER. + Nazım Hikmet'ten bazı şiirler

 

HUGO CHAVEZ'İN 20 EYLÜL 2006 GÜNÜ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULU'NDA YAPTIĞI KONUŞMA (...) Amerikan emperyalizminin hegemonik kurumları insanlığı tehdit etmektedir. Sizi bu tehlikeyle ilgili olarak uyarmayı sürdüreceğiz ve Amerikan halkına ve dünyaya, başlarının üzerinde bir kılıç misali sallanan bu tehdidi durdurma  çağrısında bulunuyoruz. Kitaptan size bazı kısımlar okumayı düşündüm ancak zaman yetersizliği nedeniyle (Chavez, kitabın numaralandırılmış sayfalarını çevirir) sadece bu kitabı övmekle ve tavsiye etmekle yetineceğim. Bu kolay okunan ve çok iyi bir kitap. Eminim ki Sayın Başkan (BM Genel Kurulu Başkanı) bunu biliyorsunuz. Bu kitap İngilizce, Rusça, Arapça ve Almanca yayımlandı. Bence bu kitabı öncelikle okuması gerekenler, ABD'deki kardeşlerimizdir. Çünkü onlara yönelik tehdit tam da kendi evlerinin içinde. Şeytan şu anda evde. Şeytan, şeytanın ta kendisi, şu anda evde. Ve şeytan dün buraya geldi. Dün şeytan buraya geldi. Tam olarak buraya geldi (bu sırada istavroz çıkarır...) ve bugün hâlâ kükürt kokusunu alabiliyorum. Dün,  bayanlar baylar, bu kürsüden, ABD Başkanı, şeytan diyerek söz ettiğim beyefendi, bu kürsüden dünyanın sahibiymişçesine konuştu. Gerçekten Dünyanı sahibiymişçesine! Bence bir psikiyatr çağırmalı ve ABD Başkanı tarafından dün yapılan konuşmayı analiz ettirmeliyiz...

(not: E-posta ile dağıtılan Hugo Chavez'e ait konuşmayı Sinbad'a yerleştiren ve ayrıca yandaki eski komik şeytan tasvirine eklemeleri, montajı yapan Y. Küpeli, şüphesiz şeytana cine ve benzerlerine kesinlikle inanmamaktadır. "...hala kükürt kokusu alabiliyorum.", diyen Chavez'in de şeytana meytana inanmadığı bellidir. Tüm bunlar, Chavez'in konuşması ve sol yandaki -montajlı- şeytan görünümü, hepsi birer şakadır ama, yine de W. Bush politikalarının insan soyu açısından yıkıcılıklarını, kötülüklerini anlatmaya yarayan gerçekçi şakalardır bunlar. Şeytan tüm mitolojilerde ve tek yaratıcılı inançlarda yıkıcılığın sembolüdür. Diğer yandan, “USA ordusunun yeni temel görevi, terörü destekleyen devletlere sadece değeri çok yüksek bir bedel ödetmek değil, bunları tamamen yıkmaktır!”, cümlesi "Bush doktrini" olarak duyurulan metinden alınmadır. Pentagon’un “yeni” askeri doktrinini açıklarken kullandığı “devastation” veya yıkmak, bozmak, mahvetmek sözcüğü köken olarak “Devil”, İblis, Şeytan sözcüğü ile bağlıdır. (bak: Yusuf Küpeli, ”Bush doktrini”, silahlanma, saldırganlık , yıkım ) Ayrıca, Hitler'in üretmeye çalıştığı kan temeline dayalı yeni ırkçı din benzeri bir Evangelizm ile, İsa'nın insancıllığından tamamen uzak tekçi fanatik Evangelist kilisesi ile işbirliğine giden Anglo-Amerikan ırkçılığı, şeytan sembolünü sürekli kullanmaktadır. Yamama Evangelizm "sentezi" sayesinde Anglo-Amerikan ırkçılığını kitleselleştirmeye çalışan ABD merkezli mali-sermaye güçlerinin en üst düzeyde sözcüsü konumunda olan W. Bush, bilinen bazı ülkeleri "şeytani güçler" olarak ilanedebilmekte ve rüyasında "tanrı ile konuştuğunu" idda edecek kadar ileri gidebilmektedir. Bu nedenle Hugo Chavez'in BM Genel Kurulu'nu güldüren "kükürt kokulu" şakasının ve sol yandaki şeytan montajlı şakanın gerçekçi olduklarını ve yerine oturduklarını söylemek mümkündür. Fakat yine de her okuyucu kendisi karar verecektir. Saygılarımla.- Yusuf Küpeli, 02/10/2006)

 

 

Küba Komünist Partisi Dış İlişkiler Komitesi MK üyesi Edeley Santana Stockhol’de konferans verdi

Küba Komünist Partisi Dış İlişkiler Komitesi MK üyesi Edeley Santana, 4 Aralık 2009 günü Stockholm’de düzenelenen konferansta, ülkesindeki ve Latin Amerika’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Kopenhag’da yapılacak iklim konferansına katılmadan önce Stockhol’e gelen Santana, sözkonusu iklim konferansında takınacakları tutum hakkında açıklamalarda bulundu.

(haberin devamı için tıkla)

 

Yusuf Küpeli, KÜBA EKONOMİSİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER VE ALBA ÜZERİNE KISA NOTLAR

Bundan bir yılı aşkın süre önce, 2009 yılı Nisan ayının son haftası ve Mayıs ayının ilk iki haftası boyunca, tam 21 gün Küba’da kalmıştım. Devrimin 50nci yılında yapılan ve yaklaşık bir milyon kişinin katılmış olduğu 1 Mayıs geçitini izlemiştim ...

Küba’nın geleceği ile ilgili olarak ta, “Sözü uzatmadan birşeyler ifade etmek gerekirse, beş-altı yıl içinde Kuba’yı önemli değişikliklerin beklediği söylenebilir.”, demiştim. Birtakım özelleştirmelerin geldiğinden sözetmiştim. Turizm sektörü ile ilgili yeni büyük yatırımlardan bahsetmiştim... “Ne ölçüde doğru bir benzetme olur tam emin değilim ama, günümüzde ekonomik anlamda Kuba’da yaşanmakta olanlarla Sovyetler Birliği’nde 1921- 28 yıllarında yaşanmış olan NEP (New Economic Policiy, veya türkçesi ile Yeni Ekonomik Politika) arasında bir paralellik kurulabilir...”, diyerek Küba’nın sınırlı bir Pazar ekonomisine geçmekte olduğunu yazmıştım...

Artık, aradan bir yılı aşkın bir zaman geçtiktan sonra, dünya basınında Küba ekonomisindeki değişikliklerden, özelleştirmelerden, Brezilya’nın bu konuda Küba’ya yardım teklifinden, hatta Kastro’nun... (metnin devamı için tıkla)

 

 

Onyıllardır ABD emperyalizminin ağır ekonomik-politik ambargosu altındaki Küba halkının dünyanın yoksullarına uzanan yardım eli üzerine bir çeviri... Çeviri, herhangi bir komünist yayınorganından değil, İsveç Protestan Kilisesi’ne ait “Broderskap” (Biraderlik) adlı haftalık yayınorganının 27 Ekim 2006 tarihli 43. sayısından yapılmıştır... Türkiye’nin bazı göreceli geri bölgelerinde, ülkenin en yoksul insanlarının güç koşullarda yaşamakta oldukları bölgelerinde görev yapmaktan özellikle kaçınan birtakım hekimler ve sağlık görevlileri için bu metnin taşıdığı önemin altını -haddim olmayarak- çizmek isterim. Şüphesiz olay aynızamanda sistemin işleyişi, alınan toplumsal kültür, insani sorumluluk duygusu, yüksek bir moral ve ruh hali ile ilgilidir kanımca.- Y. Küpeli

 

Martin Garat, Bolivya’da Kübalı Hekimler

Sağcı güçler ne ölçüde öfkelenirlerse öfkelensinler, yoksullar ancak bu şekilde sağlık yardımı alabilmektedirler. Gerçekte, Küba toplumunun diğer halklara yönelik hekim yardımı, daha birçok Latinamerika, Afrika ve Asya ülkelerinde sürmektedir. Tamamen karşılıksız, bedava hizmet vermelerine karşın, kübalı doktorları istemeyen çevreler de vardır. En zehirli eleştiriler, onların hizmet vermekte oldukları ülkelerin yerli doktorların birkısmından gelmektedir. Martin Garat, kübalı hekimlerin Bolivya’da verdikleri hizmeti Broderskap için rapor etmiştir.

(...) Kubalılar tarafından işletilen El Alto kentindeki Chacaltaya hastahanesine başvurmuş olan Inga López, “Bolivyalı hekimler, kendilerine ödenecek ücretle ilgilenmektedirler sadece.”, demektedir. Yine O, “Bolivyalı ve kübalı hekimlerin hastaya yönelik ilgileri ve tedavi çabaları arasında olağanüstü farklar olduğunu”, sözlerine eklemektedir. Bolivyalıların gözünde, “Kubalılar sıcak ve insancıldırlar. Bolivyalı hekimler ise sadece ödenecek para ile ilgilenmektedirler.”

Carola Valencia, Bolivya’daki devlet hastahanelerinin şefidir. Kendisi de hekim olan bu hanım, meslektaşlarının tavırlarını değiştirmeleri gerektiğini düşünmekte ve şunları söylemektedir: “Tabibler Birliği’nın kübalı hekimlertugayına karşı tavır aldığını görüyorum. Vaktiyle onlara, aynen banada öğretilmiş olduğu gibi, hastahanelerin ticari kurumlar olduğu belletilmiştir. Fakat bizler bu görüşlerimizi değiştirmek zorundayız.” ayrıca bak: Latinamerika & Afrika

  

Tamer Uysal, KÜBA HAKKINDA VE KÜBA'YI GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN BAZI YARARLI BİLGİLER  ABD'de binde 12, Türkiye'de binde 80 olan çocuk ölüm oranlarını binde 6'ya kadar düşürmüş bir ülke. Koruyucu hekimlik dalında çok ileri bir noktada olan Küba'da, ortalama yaşam süresi erkeklerde 75, kadınlarda 77'ye kadar yükselmiştir. Küba'da okuma yazma oranı %100 olup, dokuzuncu sınıfa kadar okumak zorunludur. Oy verme yaşı 16, sendikalaşma oranı yüzde 95'tir. ayrıca bak: Kol ve kafa emekçileri

 

OBAMA FREE THE CUBAN FIVE NOW!!!

 

not: 12 punto ile toplam 10 A-4 sayfası uzunluğundaki bu metnin ve Mısır tarihi ile ilgili 34 sayfalık tamamlayıcı diğer metnin içinde yararlı bilgiler olduğu kanısındayım. Her iki metni de ilginç bulacağınızı sanıyorum.- Yusuf Küpeli

Yusuf Küpeli, MISIR TOPLUMUNUN AÇMAZI, TÜRKİYE’NİN BAŞBAKANI, VE “ÇÖZÜM” SÖZCÜĞÜNÜN ANLAMI ÜZERİNE KISA DÜŞÜNCELER

Bazı tarihi süreçlerde, bazı toplumlarda, yaşanmakta olan çağın ruhuna, toplumsal gelişmişlik düzeyine uygun çözümler bulunamayacağı, geçici de olsa toplumsal kaos süreçleri yaşanacağı gibi, sosyal gelişmenin tersi yönde geriye, geçmişe doğru gidişler de olabilir. Örneğin,...metnin tamamına ulaşmak için tıkla

Önsöz yerine: Tarihçi olmamakla birlikte, tarihe meraklı olan, yıllardır tarihle ilgili kitaplar ve metinler okuyan biri olarak, öğrendiklerimi diğer insanlarla paylaşmak istediğim için, aşağıdaki göreceli uzun metni kaleme aldım. Aşağıdaki 12 punto ile 34 A-4 sayfası tutan bu metin, aslında, türkçe konuşan halkların dilleri ve tarihleri üzerine yazılmış oldukça geniş kapsamlı bir kitabın bölümlerinden birisidir. Kitabın tümü yayınlandığı zaman, zengin kaynak listesi de basılacaktır. Henüz kaynakları yerleştirmemiş olmama karşın, aşağıdaki metnin, ağır, zahmetli bir çalışmanın ürünü olduğunu anlayacağınızı sanıyorum... Mısır’da yaşanmakta olan toplumsal olaylar, Mısır tarihine ilgiyi arttırmış olabileceği kadar, bu yaşananları daha iyi analiz edebilmek için de, kanımca, Mısır tarihi konusunda en azından genel bir fikre sahibolmak gerekmektedir... Mısır tarihini Firavunlar döneminden itibaren en genel hatları ve dış bağlantıları içinde, yeraldığı dünya ile birlikte anlatan, ve daha çok Mısır’da kurulu Türk hanedanlar üzerinde yoğunlaşan bu metnin tümünü okuyacak motivasyonu kendinizde bulursanız, yararlı ve doğru bilgilerle karşılaşacağınız kanısındayım.

İyi okumalar dileğiyle    Yusuf Küpeli, 2013-09-10      metnin tamamına ulaşmak için tıkla

 

Yusuf Küpeli, MISIR’IN KISA GEÇMİŞİ, İSLAMLAŞMASI, FATIMİ MISIR, MISIR’DA TÜRK HANEDANLAR, ZENGİ HANEDANI, EYYUBİ MISIR, MEMLUKLULAR, VE BİR KIPÇAK TÜRKÜ OLAN BAYBARS ÜZERİNE KISA NOTLAR

 

İnsan soyunun en eski dört medeniyetinden biri olan, medeniyet geçmişi beş bin yıl geriye uzanan Mısır’da, İ. Ö. (İsadan Önce) yaklaşık 3 100 yılında medeniyet, ilk hanedan, firavunlar dönemi başlamıştır...

(...) İslamiyet Mısır’a, “Adil, doğru yönetici” anlamında “Rashidun” olarak anılan ilk dört Halife (Muhammed’in vekilleri) döneminde, Sünni İslam dünyasında adaleti ile ün yapmış olan Ömer’in (Ömer ibn al- Hattap, halifeliği, 634- 44) halifeliği yıllarında girmiştir (Şia inancına bağlı olanlar tarafından hiç sevilmeyen Ömer, 644 yılında, Abu-Lu’lu’ah adlı İranlı bir kölenin hançer darbeleri ile yaşamını yitirmiştir...)... Bizans ile yapılan yaklaşık üç yıllık bir savaşın, ve 641 yılında imzalanan bir anlaşmanın ardından...

(...) Fatımi Halifeliği, kurulmakta olan Kahire’nin merkezine, 970 yılında, İslam inancının ve Arap dilinin dünyada en öndegelen eğitim merkezi konumuna yükselecek olan çok büyük bir cami yaptırmıştır. İslam hukuku, teoloji ve Arap dili eğitimi veren al- Azhar adlı bu merkez, bir Şia kurumu olarak 988 yılında faaliyete başlamıştır...

(...) Kahire merkezli Fatımi Halifeliği’ni yıkıp Haçlı ordularının karşısına birleşik bir güç olarak çıkmayı düşünen Nureddin Zengi, 1169 yılında Şirkuh’u, ordunun başında Kahire’ye yollayacaktı. Bu ordu, Türk, Arab ve Kürt askerlerden oluşmuştu... Şirkuh, yeğeni Selahaddin’i (Salahaddin Yusuf ibn Ayyub, 1137/ 38- 1193), neredeyse kolundan tutup sürükleyerek yanında götürecekti. Hiç te katılmak istemediği bu sefer, Tikrit doğumlu ve Şam’da Zengi ailesinin sarayında yetişme Yusuf Selahaddin’in tüm yaşamını değiştirecekti...

(...) Memluk (Mamluk) sultanları arasında en dikkate değer kişilik, ve en çok ünleneni, 1223 Kırım doğumlu bir Kıpçak Türkü olan Baybars’dan başkası değildir. Köle olarak satılmasının, uzun serüvenlerin ve sonderece zor bir yaşamın ardından O, Baybars, 1260- 1277 yıllarında Memluk Devleti’ni yönetecekti... Okullu olmamasına, çocukluktan böyle bir eğitim görmüş olmamasına karşın, sonderece zeki, akıllı ve becerikli bir insan olan Baybars, yaşam okulundan geçerek kendisini yetiştirmiş birisiydi. O, sadece Mısır için değil, tüm İslam dünyası için en değerli yöneticilerden, ve en mükemmel askeri stratejistlerden biri olacaktı...

(...) Çürümüş İngiliz kuklası monarşiye karşı, 23 Temmuz 1952 günü, Cemal Abdul Nasır (1918- 1970) ve diğer 89 ulusalcı subayın kansız müdahalesi gerçekleşecek, Kral Faruk’un yönetimi devrilirken, ülkede cumhuriyet ilanedilecekti...

metnin tamamına ulaşmak için tıkla

Çevirmenin ön notu: Yusuf Küpeli, “ayak öpme gösterileri” ile birlikte yürütülen yalan kampanyası hakkında

(...) Bergoglio’nun görevi, Katolik inancına bağlı yoksul Latin Amerika halklarını ABD dış politikasının ve Wall Street’in hesaplarına uygun olarak yönlendirmektir. Bu nedenle, rolünü iyi oynayabilmek amacıyla O, tutucu Cizvit kimliğini geri plana iterek -hem erkeklerin ve hem de kadınların tarikatı olan ve yoksullara yakın duran- Franciskan (Franciscan) mezhebinin kurucusu St. (Aziz) Francis’in (1181/ 82- 1226) adını almıştır. Rolünü daha iyi oynayabilmek, yoksul halkı aldatarak Washington’a daha iyi hizmetler sunabilmek için O, kameralar önünde ayak yıkama gösterileri yapmaktadır...

 

“Washinton’un Papası”? Papa I. Francis Kimdir? Kardinal Jorge Mario Bergoglio ve Argentin’in “Kirli Savaşı”

yazar: Prof Michel Chossudovsky

Global Research, 14 Mart 2013

türkçesi: Yusuf Küpeli

Vatikan, Papayı seçen Kardinaller Kurulu’nun özel toplantısında (conclave), Kardinal Jorge Mario Bergoglio’yu Papa I. Francis adıyla seçti.

Jorge Mario Bergoglio kimdir?

“Kondor Operasyonu”

Wall Street ve Ulusal Ekonomik Gündem

Wall Street ve Katolik Kilisesi Hiyerarşisi

“Kirli Savaş”: Kardinal Jorge Mario Bergoglio’ya yönelik Suçlamalar

Diktatörler için kutsal ilişki

Katolik Kilisesi: Şili karşıtı Arjantin

“Kondor Operasyonu” ve Katolik Kilisesi

Jorge Mario Bergoglio: “Vatikan’da Washington’un Papası”

Washington’un ve Wall Street’in Papası Vatikan’da?

Yazarın Notu

çevirmenin bilgi notları:

ayrıca bak: Irkçılık, Faşizm

Yusuf Küpeli, Büyük yutsever, anti-emperyalist, demokrat ve bu düşünceleri ile büyük asker Hugo Chavez yaşamını yitirdi

İsveç’in en büyük günlük gazetesi “Dagens Nyheter”in (“Günün Haberleri”) 6 Mart 2013 günü Mexico City’den bildiren muhabiri Erik de la Reguera’nın “Chavez komplocular tarafından zehirlendi” başlıklı haberinin başlangıcında şu satırlar vardır:

“Venezuella’nın ikinci cumhurbaşkanı Nicolas Maduro, ülkenin cumhurbaşkanı Chavez’i zehirledikleri konusunda ‘yabancı komplocuları’ suçlamıştır. Aynızamanda yönetim, ABD’nin Caracas elçiliğndeki askeri ateşeyi yurtdışına atmaktadır.”

Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

Dikkat! Not: Herhangi bir kişi ve kurum ile rekabet halinde değilim ama, açık konuşmak gerekirse, Libya'da yaşananlarla ilgili olarak günlük basında ciddi, çok yönlü, açıklayıcı bir yazı bulabilmek olanaksızdır. Libya ile ilgili aşağıdaki metin, zor bir çalışmanın ürünüdür. Özellikle ikinci bölüm, Libya'da olanları anlayabilmek için önem taşımaktadır. Umarım metni baştan sona okursunuz. Selamlarımla.- Y. Küpeli

 

Yusuf Küpeli, Libya, “İnsan hakları” ve “demokrasi” bahane

 

- Kapitalism, savaş ve kanla beslenen çürümüş sistem

(...) Kısacası, “düzeltici savaş”, bir avuç askeri-endüstri kompleksin, bunlarla ilintili şirketlerin, fosil enerjilere dayalı tekellerinin, başta otomotiv sektörü olmak üzere bunlarla bağlantılı tüm endüstrilerin durumlarını düzeltir, bu endüstrileri bir ölçüde krizden çıkartırken, başta saldırıya uğrayan Libya halkı, Irak halkı, Afgan halkı, Balkan halkları gibi daha birçok halkın felaketi olmuştur, olmaktadır… Şüphesiz bu ölçüde çürümüş bir sitem içinde yalan, ikiyüzlülük, şimdiye dek görülmemiş düzeylere ulaşırken, tüm bu kanlı talanların, katliamların, “özgürlükler” ve “demokrasi” adına yapıldığı iddia edilmektedir. Talancılar, caniler, soykırımcılar, hertürlü insani felaketin mimarları, ortalıkta, “demokrasi” ve “özgürlük” savaşçısı maskeleriyle dolaşmaktadır...

- Afrika, ABD, Çin, AFRICOM, Libya, ve  petrol uğruna Haçlı Seferi

(...) Bilinen dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir Afrika kıtası. Diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt) rezervlerinin yarıdan fazlası yine Afrika kıtasındadır. Ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu kıtadaki yatırımları hızla artmaktadır... Sonuçta, halkı yoksul kendisi zengin Afrika Kıtası’na rakipsiz sahibolabilmek için ABD, Şubat 2007’de, ABD Afrika Kumandanlığı’nı (U.S. Africa Command, AFRICOM) kurmuştur. Başkan George W. Bush, 6 Şubat 2008 günü AFRICOM’un kuruluşunu onaylamıştır... Aslında ABD’nin Afrika’daki askeri varlığı...

(...) ABD’nin Afrika ile ilgili korkularının ve telaşlı saldırganlığının nedeni bellidir... “China’s military presence in Africa and the possibility of path” başlıklı ve 31 Mart 2010 tarihli anonim makalede belirtilen Dünya Bankası raporuna göre, 2001- 2006 yıllarında Çin yönetimi, Sahra-altı Afrika ülkelerinin ekonomik alt yapılarını oluşturabilmek amacıyla, yılda bir milyar dolardan aşağı olmamak üzere toplam 70 milyar dolarlık (ABD doları) yatırım yapmıştır. Bu projelerin yaklaşık üçte ikisi hidroelektrik santralları ve demiryolu projeleri ile ilgilidir...

(...) Diğer yandan Çin, petrol alanlarını ve Çin’in bölgedeki petrol üretim alanını koruması amacıyla, 2007 yılında, Sudan’a bir tabur asker yollamıştır. Bu, Çin’in deniz aşırı bir ülkeye ilk kez asker yerleştirme operasyonudur. Böylece Batı, ilk kez Çin ile karşı karşıya gelmektedir ve anlaşılmış olacağı gibi AFRICOM’un kuruluşunun aynı yıla rastlaması da bir tesadüf değildir... Ayrıca Sudan’a ek olarak Çin, Nigeria’ya ve Angola’ya özel ilgi göstermektedir...

(...) Prof. Michel Chossudovsky’ye göre, Çin, Libya’da önemli bir rol oynamaktadır. CNPC (China National Petroleum Corp.), Libya’nın petrol endüstrisinde merkezi bir role sahiptir. CNPC için Libya’da 400 kişi çalışmaktadır, ve Çin’in Libyadaki işgücü 30 bin kişidir... Libya petrolünün yüzde 11’i Çin tarafından ithal edilmektedir.  Üretim ve araştırma, yeni buluşlar açısından CNPC’nin Libya’da oynamakta olduğu rolü oynayan bir başka şirket daha yoktur, ve bu durumu CNPC’ye Libya’da merkezi bir rol yüklemektedir. Çin’in Libya’daki varlığı ABD yönetimini düşündürtmektedir. Askeri müdahale doğrudan Libya’ya yönelik olmakla birlikte, saldırının gerisinde yatan düşüncelerin başında Çin’i Kuzey Afrika’dan atmak gelmektedir...

(...) Libya, Orta Afrika’ya açılan bir yoldur, veya kapıdır... Libya’nın hemen güneyinde olan, ve coğrafi olarak Libya’nın uzantısı gibi gözüken Çad (Chad), muhtemelen zengin petrol yataklarına sahiptir. Çad (Chad), geleceğin zengin petrol ekonomilerinden birisidir. İçinde petrol-boru hattı olmak üzere Exon-Mobil ve Chevron korporasyonları, Güney Çad (Chad) ile ilgilenmektedirler. Güney Çad (Chad), aynızamanda Sudan’ın -petrol zengini- Darfur bölgesine açılan bir kapıdır... Diğer yandan, -daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi- Çin’de, Sudan ve Çad (Chad) ile yakından ilgilenmektedir. CNPC (China National Petroleum Corp.), 2007 yılında, Çad (Chad) hükümeti ile uzun erimli bir anlaşma imzalamıştır. Bunun yanında, Çad’ın güneybatısındaki petrol ülkesi Nigeria’da, daha önce ifade etmiş olduğum gibi Çin’in önemli yatırımları vardır. Nigeria (Nijerya) sadece bir petrol ülkesi olmayıp zengin uranyum yataklarına da sahiptir ve bu özelliği ABD’nin Nigeria üzerindeki ilgisini yoğunlaştırmaktadır. Daha önce ifade etmiş olduğum gibi, Nigeria’nın güneyinde, Ekvator çizgisinin hemen üzerinde yeralan Sao Tomé ve Principe adalarında, yakın zamanda, stratejik bir ABD askeri hava üssü kurulmuştur...

- “Şeytanlaştırılan” Libya yönetimi ve saldırı, ülkesinin bombalanmasını isteyen “özgürlük” savaşçıları, seyreltilmiş uranyumlu mermiler, yıkılan ülke

(...) Libya’da yaşanmakta olanlar da, Kosova ile ilgili olarak yukarıda özetlenmiş olanların farklı bir düzeyde tekrarından başka birşey değildir... Batı tarafından “özgürlük savaşcısı”, “kurtuluş savaşcısı” gibi tanıtılmaya çalışılan sözkonusu silahlı küçük grupların Libya’da iktidarı alamayacakları sonderece bellidir ama, Libya’ya müdahaleyi başlatmayı başarmışlardır... Nazi propoganda bakanı Joseph Goebbels’in pabucunu dama atacak ustalıkta yalanlarla yüklü bir propoganda saldırısının eşliğinde, 19 Mart 2011’i 20 Mart 2011’e bağlayan gece, yani tam sekiz yıl önce Irak’a yönelik saldırının başlatılmış olduğu günde ve saatlerde, Libya’nın ekonomik alt yapısı, radarları, başkanlık sarayı bombalanmaya başlanmıştır... Aslında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararı sadece “uçuşa yasak bölge” ilanedilmesi ve bunun kontrolü ile ilgilidir ama, saldırıyı başlatanlar BM’yi hiçe saydıkları gibi, kararlarını kendi parlementolarında onaylatma gereği dahi duymamışlardır. Ne Fransa kendi meclisine sormuştur, ve ne de -Nobel Barış ödüllü ve Afrika kökenli- Obama Senato’ya...

(...) “America’s Planned Nucleer Attack on Libya” başlıklı makaleden -kaynakları ile birlikte- öğreniyoruz ki, Libya’ya yönelik savaş planları 20 yılı aşkın süredir Pentagon’un gündemindedir. Ronald Reagan, 14 Nisan 1986’da, Libya’ya yönelik bir seri bombardıman için emir vermiştir. Clinton yönetimi, Monica Lewinsky skandalının zirve yaptığı günlerde, 1997 yılında, Libya’ya yönelik bir nükleer saldırı planlamıştır... Tripoli’nin 60 km kadar doğusunda olan 200 bin nüfuslu Tarhunah kentinde yeraltına inşaedildiği düşünülen bir kimya fabrikasına karşı kullanılmak üzer -Hiroşima bombasının üçte ikisi kadar güce sahip ve toprağın derinliğine işleyen- bir atom bombası, B61-11 taktik nükleer silah, bu kirli iş için hazırlanmıştır. Sözkonusu gizli tehlikeden tam 11 gün sonra ABD yönetimi...

(...) Libya’nın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSL, National Front for the Salvation of Libya), İsrail’de ve ABD’de eğitilmiş...

(...) Libya Muhalefeti İçin Ulusal Konferans (NCLO, National Conference for the Libyan Opposition), Gaddafi’ye yönelik savaşı yöneten asıl gruptur. Merkezi Londra’da olduğuna göre, Libya’ya yönelik savaşı asıl olarak İngiliz dış istihbarat servisi MI6’in ve özel birlikler kumandanlığının yönetmekte olduğu da iddia edilebilir.

(...) “Libya Uğruna Savaşan İslami Topluluk (Cemaat)” veya “Libya İslamcı Savaş Grubu” (Al-Jama’a al-İslamiyyah al-Muqatilah bi-Libya) adlı örgütlenme... (...) El Kaide bağlantılı... metnin tamamı için tıkla         ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Yusuf Küpeli, 1 Mayıs Müfrezesi ile Kuba gezisi 2009

a) ICAP, Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı, 1 Mayıs Müfrezesi, ABD’de hapiste beş Kubalı  ve Kuba gezisi üzerine kısa genel bilgiler

b) ALBA, Camilo Cienfuegos Petrol Rafinerisi ve Kuba ekonomisi üzerine geziden kısa notlar

c) Matanzas, tarla da iş, Devrim Müzesi, Dostluk Evi’nde mükemmel akşam yemeği, müzik ve dans ziyafeti

d) Devrimin 50nci yılında 1 Mayıs kutlaması, ve Kuba ile dayanışma toplantısı

e) Cienfuegos, lüks otel, sanat okulu ziyareti, ve Cienfuegos sokaklarında gezinti 

f) Cienfuegos’da Rafineri işçilerinin mahalleleri, Devrimi Koruma Komiteleri, yeniden iş, Trinidad, poliklinik ziyareti ve Kuba’da tıbbi hizmetler üzerine notlar

g) Santa Clara; savaş ganimeti müze tren; Che Guevara’nın anıt mezarı, anıtı, ve Devrim Tarihi Müzesi; ICAP lokantasında öğle yemeği; Havanaya, kampa dönüş

h) Uluslararası gece,  farklı ülkelerin katılımcılarından yemek örnekleri, müzik dinletileri ve dans gösterileri, Havana’da özgürce geçen son gün, Anneler Günü ve kampta son gece eğlencesi

i) Havana’da otelde geçen beş bağımsız gün, çevrenin adım adım keşfi, Capitol Binası, Santa Maria plajı, Havana turu ve dönüş

+

FOTOĞRAFLAR & açıklayıcı not: Metne ek olarak ayrı ayrı 28 sayfa içinde 322 fotoğraf karesi bulunmaktadır. Aslında, paylaşılanlar 322 fotoğraftan da fazladır. Çünkü, bazı karelerde 2-3 ve hatta daha fazla fotoğraf bulunmaktadır. Mümkün olduğu kadar fazla sahne gösterebilmek için montaj, yamama ile bazı kareler zenginleştirilmiştir. Asıl vaktimi, yorucu dokuz tam günümü, bin civarında, ve belki de daha fazla fotoğraf içinden yerleştirilecek olanları seçmek, açıklayıcı metinleri yazıp fotoğraf karelerine monte etmek, yorgunlukla yapılan hataları düzeltmek, ve bazı kareleri farklı fotoğraflarla zenginleştirmek işi almıştır... Aslında, 16 Mayıs günü geziden dönmüş olmama karşın, farklı nedenler sonucu yazmaya ancak Ağustos ayının ilk haftasında başlayabildim ve 12 punto ile 49 a4 sayfası tutan dokuz bölümlük gezi notlarını 22 Ağustos 2009 günü tamamladım. Buna karşın, fotoğraflarla uğraşma işi, ara vermeden süren yorucu bir çalışma sonucu ancak 31 Ağustos akşamı tamamlanabildi. Yani fotoğraflar, dokuz tam günümü aldı. İstedimki, okuyucu Kuba hakkında daha doğru, daha iyi bir fikre sahibolabilsin... Y. Küpeli, 31 Ağustos 2009

metne ulaşmak için tıkla

Önsöz yerine:

TÜM BÖLÜMLERİ, HERŞEYİ BAŞTAN YAZDIM. ESKİ BİLGİLER YANLIŞ DEĞİLLERDİ AMA, EKSİK VE DÜZENSİZDİLER. BAZI YERLERDE OLAYIN ÖZÜNE ZARAR VERMEYEN TARİH HATALARI VARDI.

 

KUBA TARİHİ İLE İLGİLİ BU KİTAP, ŞİMDİLİK 12 PUNTO İLE 153 A-4 SAYFASI OLDU VE 25 BÖLÜMÜ TAMAMLANDI. TAMAMLANMIŞ OLAN İLK 25 BÖLÜMÜ SİNBAD’A YÜKLÜYORUM. DEVAMINI, KUBA’NIN EKONOMİSİNİ, ENTERNASYONAL DAYANIŞMASINI, GÜNÜNÜ ANLATAN BÖLÜMLERİ YAZMAYA 16 MAYIS’TAN SONRA BAŞLAYABİLECEĞİM... TÜM BÖLÜMLERİN SONUNA DA ZENGİN KAYNAK LİSTESİNİ EKLEYECEĞİM.

 

BU YAZILANLARIN İÇİNDE ÇOK YARARLI BİLGİLER OLDUĞU, VE SOLUKSUZ ZOR BİR İŞ YAPTIĞIM KANISINDAYIM. KUBA’YI ABD POLİTİKALARI İLE BİRLİKTE ANLATMAYA ÇALIŞTIM... ESKİ METNİ OKUMUŞ OLSANIZ BİLE, BUNA ÖZELLİKLE BAKMANIZI, OKUMANIZI SALIK VERİRİM.

 

KİTAPLA İLGİLENEN YAYINEVİ OLURSA, İLGİLİLER BANA 16 MAYIS’TAN SONRA YAZABİLİRLER. 

 

IYİ OKUMALAR DİLEĞİYLE.

 

Yusuf Küpeli

22 Nisan 2009

yusuf@comhem.se

 

Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar

1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupa’nın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı

1 a- Amerika Kıtası’na ilk yerleşimler üzerine kısa notlar

1 b- Amerika Kıtası’na ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar

1 c- Piri Reis haritası ve Kolomp’tan 71 yıl önce Amerika Kıtası’nın her iki yanını ve Avustralya’yı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar

1 d- Binbirgece Masalları’nın kahramanı Sinbad, ve Amerika Kıtası’nın en eski kaşiflerinin Ortadoğu halklarından birileri olabileceği üzerine bir spekülasyon

1 e- Doğu’nun zenginliklerine ulaşmalarını sağlayacak yeni yollar arayan Batı’nın Amerika Kıtası’nı keşfi; Kristof Kolomp ve Amerigo Vespucci üzerine çok kısa notlar

2- Amerika Kıtası’nın yerli halkının trajedisi üzerine çok kısa notlar

3- Kuba’da beyaz adamı dostça karşılayan yerli halkının trajedisi üzerine kısa notlar

4- Afrika’dan gelen köleler, ilk isyanlar, ve Kuba halkının uluslaşma süreci

5- Bağımsızlık savaşına doğru Kuba’da sınıfların konumları, ABD’nin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kuba’da 1844 ayaklanması

6- Çin’in sömürgeleştirilmesi, Kuba’nın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general

7- Kuba’nın bağımsızlık savaşının ilk on yılı, 1868- 78

8- Dağılanın yeniden toparlanması, José Martí’nin birleştirici rolü, ve “cumhuriyet”e doğru ihtilalin ikinci aşaması

9- ABD-İspanya savaşı, Kuba’nın ABD tarafından istila edilmesi, Amerikan askeri diktatörlüğü ve sözde cumhuriyet

10- Kuba’nın ABD tekellerinin eline düşmesi, sendikal örgütlenmelerin ve öğrenci hareketlerinin başlayışı

11- Machado diktatörlüğü, Kuba Komünist Partisi’nin tarih sahnesine çıkışı, Mella’nın öldürülüşü, büyüyen muhalefet, devrim ve Machado’nun devrilişi

Not: kahramanlık ve sahte kahramanlık üzerine birkaç söz

12- Devrimci Batista’dan Batista diktatörlüğü yıllarına ve ilerici 1940 Anayasası üzerine notlar

13- II. Dünya Savaşı sonrası Truman politikaları içinde Latin Amerika, Rio Paktı, OAS ve ABD’nin uluslararası “polis gücü” olması

14- En genel anlamıyla dünyada ve Türkiye’de sosyal devrim, kitlelerden kopuk terör, karşı-devrimci güçlerin bazı provokasyonları ve dezinformasyonları üzerine çok kısa notlar

15- Devrime doğru Kuba’da sosyal yaşam, cennet içinde yaşanan cehennem, ve devrimin hedefi üzerine notlar

16- ABD servislerinin ve politik karar merkezlerinin sürmekte olan silahlı ayaklanma  ve Kastro üzerine kararsızlığı, ABD yönetiminin Batista ile ilişkileri, CIA’nın ve Dulles biraderlerin bazı işleri üzerine notlar

17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksika’ya gidiş

18- “Kaderine” yelken açan Che Guevara, United Fruit Compan, Guatemala’nın ve Jacobo Arbenz’in trajedisi, Meksika’da kesişen yollar, Alberto Bayo ve askeri eğitim 

19- Kastro önderliğinde Kuba halkının devrimi, devrimci savaş sürecinde yaşananlar ve Batista’nın kaçışı

19 a- Gramma yolculuğu, karaya çıkış, neden Oriente bölgesi, ve Frank Pais’in ölümü

19 b- Sierra Maestra’dan yayılan devrimci yürüyüş, Amerikan basınının yoğun ilgisi, silahlı mücadelenin dönüm noktası, El Cubano Libre, Radio Rebelde, ve 45 örgütün destek bildirisi

19 c- Köylü meclisi, Jigüe Savaşı, devrime katılan askeri birlikler, zafere yaklaşırken Washington’un devrimi engelleme entrikası, William Douglas Pawley, ve Batista’nın kaçışı

not: William Douglas Pawley’in gerçek kimliği

20- Devrim hükümetinin ilk işleri, ABD’nin Kuba’ya acele bir askeri müdahale gerçekleştirmemesi üzerine düşünceler, ve karşı-devrimcilerin cezalandırılmaları üzerine 

21- İlk millileştirmeler, Kastro’nun ABD ziyareti, Nixon-Kastro buluşması, ABD ambargosunun başlayışı, Kuba ekonomisini ABD’den bağımsızlaştırma çabaları, Kahire’de Sovyetler Birliği ile ilk temas, sosyalizme yöneliş, ve Komünistlere hakveren Kastro

22- İdeolojik ayrılıkların belirginleşmesi ve liberallerin tasviyesi, Binbaşı Huberto Matos olayı, Camilo Cienfuegos’un ölümü, ve Kastro’ya yönelik bazı suikast planları

23- Mikoyan’ın Kuba ziyareti ile başlayan yeni dönem; ABD merkezli tekellerin ve Kubalı büyük sermayenin millileştirilmesi; ABD’nin ağırlaşan ambargosu, ekonomik sabotajları, ve Kubayı istila hazırlıkları; sosyalist enternasyonal dayanışmanın önemi, ve anti-Sovyet çığlıklar üzerine bir not

not: “Soğuk Savaş” yıllarındaki anti-Sovyet çığırtkanlıklar ve “Tam Bağımsız, Gerçekten Demokratik” şiarı üzerine

24- Saldırıya geçen Washington; Operation Pluto; Radio Swan; CIA imalatı karşı-devrimci örgütlenmeler; Kuba’dan atılan ABD elçilik görevlileri; Kuba’nın dostlarının gücü; Kuba’da patlayan bombaları; ABD-Kuba diplomatik ilişkilerinin sonlanışı; Domuzlar Körfezi çıkartması ve emperyalizmin Amerika kıtasında ilk yenilgisi; devrimin sosyalist, kendisini ise Marksist-Leninist olduğunu açıklayan Kastro

25- Nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro; “Mongoose Operasyonu”; Kuba’yı Latin Amerika’da izole etme çabaları; birleşen ihtilalci örgütler ve Kuba Komünist Partisi’nin yeniden organize edilmesi; U-2 ispiyon uçakları; dünyayı nükleer savaşın eşiğine taşıyan 1962 Füze krizi; pazarlık masasında Türkiye Cumhuriyeti  (devamı için tıkla)

http://www.sinbad.nu/