Yusuf Küpeli, “Demokratik açılım”, “ileri demokrasi”, “barış süreci” denen şeyin ne olduğu  1 Mayıs 2013 günü anlaşıldı

 

Aslında fazla söze, hatta söze gerek yok...  1 Mayıs 2013 günü yaşananlar, TV ekranlarına, günlük basına yansıdı. Başbakan’ın, Vali’nin emrindeki -gaz maskeli- polis güçlerinin attıkları biber gazı bombaları ile istanbul sokakları bir sis bulutu içinde kaldı. Saldırıya uğrayanlar, silahsız sıradan emekci insanlardı.

“Demokratik açılım”, “ileri demokrasi”, “barış süreci” denen şeyin ne olduğu  1 Mayıs 2013 günü anlaşıldı.

Aslında fazla söze, hatta söze gerek yok...  1 Mayıs 2013 günü yaşananlar, TV ekranlarına, günlük basına yansıdı. Başbakan’ın, Vali’nin emrindeki -gaz maskeli- polis güçlerinin attıkları biber gazı bombaları ile istanbul sokakları bir sis bulutu içinde kaldı. Saldırıya uğrayanlar, silahsız sıradan emekci insanlardı. Gaz bombaları evlerin içlerine, sendika merkezlerine, DİSK’in merkezine dek hedef gözetilerek fırlatıldı. Hastahanelere kaldırılanlar arasında CHP yöneticileri ve saylavları da vardı. Bunların ifadelerine göre polis, ambulanslara bile biber gazı sıkmıştı. Bu nefret yüklü düşmanca tavır, polisin nasıl doktrine edilmiş olduğunu açık etmekteydi... İstanbul valisi, kameralar karşısında hiç sıkılmadan ve düşünmeden, saldırgan bir üslupla, yüzdeyüz doğru yapmış olduklarını anlatırken, kafasına isabet eden bir gaz bombası ile olduğu yere yıkılan ve kaldırıldığı hastahane de ameliyat edilip yoğun bakıma alınan kafatası çatlamış ve sağır olma tehlikesi altındaki 17 yaşında liseli bir kız çocuğunun “terörist” olduğunu ilanederek yapılan işin haklılığını kanıtlamaya çalışmaktaydı. Kız silahsızdı ve valinin iddialarına karşın poliste kaydı yoktu. İşsiz kalmış üzgün baba, haklı olarak, “validen önce bir geçmiş olsun demesini beklerdim” diyerek kızının herhangi bir örgüte üye olmadığını anlatmaya çalışmaktaydı... Kaldıki kız çocuğu valinin gerçek dışı olarak iddia ettiği gibi 19 yaşında olsa, ve poliste kaydı bulunsa bile, bunlar kızın kafa tasının çatlatılmış olmasına haklılık kazandırabilirmiydi? Vali, halka, emekci insanlara nefret kusarken, polisin saldırganlığının, acımasızlığının gerisindeki kışkırtmayı da belli etmekteydi. Polis, bu valinin polisiydi; vali bu iktidarın, AKP’nin valisi idi; AKP, ya da siyasi iktidar, uluslararası mali-sermaye güçlerinin iktidarı idi, işçilerin, emekci halkın düşmanı idi... 1977 yılıdaki 1 Mayıs kutlamasına otel çatılarından ateş açarak 36 işçinin ölümüne yolaçan karanlık güçler ile AKP iktidarı aynı safta idi, Başbakan’ın gerisinde aynı karanlık güçler vardı, vardır... “Demokratik açılım”, “ileri demokrasi”, “barış süreci” denen şeyin ne olduğu, başbakan “başkanlık” sistemini getirerek tüm ipleri eline aldığı zaman daha iyi anlaşılacaktır ama, o zaman geç kalınmış olabilir.

Yusuf Küpeli

3 Mayıs 2013

 

BAĞLANTILI METİNLER:

 

İşçilerin günü 1 mayıs

Yusuf Küpeli, İlk gösteriden 121 yıl, ve 1 Mayıs 1977’den 30 yıl sonra 1 Mayıs işçi bayramı ve işçilerin mücadeleleri üzerine kısa notlar

Yusuf Küpeli, PROLETARYANIN DEVRİMCİ ENTERNASYONAL MÜCADELESİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN IŞIĞINDA TÜRKİYE PROLETARYASININ MÜCADELESİNDEN KESİTLER VE 15- 16 HAZİRAN 1970 İŞÇİ DİRENİŞİNİ DOĞRU ANLAMA VE ANMA ÇABASI

Yusuf Küpeli, 15- 16 HAZİRAN 1970 BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ ÜZERİNE KISA NOTLAR

Yusuf Küpeli, İşçilerin ve tüm çalışanların 1 Mayıs birlik ve dayanışma günü, yaşananlar, yalanlar, ve çürüme üzerine kısa bazı notlar

 

Nazım Hikmet'in kendi sesinden  & Nazım Hikmet’in Menderes’i uyaran  şiiri & bir anı   

ayrıca bak:  Kültür

 

http://www.sinbad.nu/