Aşağıdaki TT kaynaklı haber, sadece iş günleri yayınlanan ve Stockholm’de bedava dağıtılan “Metro” adlı gazetenin 8 Ocak 2009 tarihli sayısından olduğu gibi çevrildi. TT, İsveç’in en büyük haber ajansıdır, ve haber doğrudan kaynağından, Gazze’den verilmektedir. Ve yine aynı bilgilerin bulunduğu haber, İsveç’in en büyük günlük gazetesi Dagens Nyheter’in 8 Ocak 2009 tarihli sayısının 8nci sayfasında, TT-REUTERS-AFP kaynaklı olarak yayınlanmıştır.- Y. K.

 

Gazze’de 220 çocuk öldürüldü (bu sayı, 7 Ocak verileri le 8 Ocak tarihli basındandır ve öldürülenlerin sayıları giderek artmaktadır. 11 Ocak tarihli gazetelere göre, öldürülen çocukların sayısı 275 oldu. 13 Ocak'ta 300 oldu. 14 Ocak sabahı verilen TV haberlerine göre, öldürülen çocukların sayısı 311 oldu. Kızılhaç, İsrail'in yakıcı ve yasaklı FOSFOR bombaları kullandığını açıkladı. Peki sonra...Bombardıman durduğun 416 çocuk öldürülmüştü.  Peki sonra...)

Gazze halkının yarısı 18 yaşın altındadır ve yüzlerce çocuk yaşamını yitirmektedir.

+

SAHTE GÖZ YAŞLARI İLE SİYONİST CELLATLARLA SUÇ ORTAKLIĞININ ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

ikili savunma anlaşmaları ve İsaril'e verilen ihalelerin parasal boyutu ortada iken, sahte gözyaşları ile siyonist cellatlarla suç ortaklığının üstü örtülemez !

+

Başka gerçekler de var:

Bu tepkiler, alanlar da İsrail yönetimine karşı söylenenler iyi-hoş, ve vicdan sahibi tüm insanların onayını alacak ifadeler ama, başka gerçekler de var... Başbakan'ın inandırıcı olduğunu, ikili oynamadığını, "tavşana kaç, tazıya tut" demediğini kanıtlaması gerekir. Bu da ancak, İsrail saldırısı başlamadan hemen önce Ankara'da İsrail başbakanı ile yapmış olduğu konuşmayı açıklaması, saldırıyı önceden bilip bilmediğini açığa çıkartması ile mümkündür. İnandırıcı olabilmesi, sözlerinin adamı olduğunu kanıtlaması, İsrail ile yapılan tank modernleştirmesi anlaşmasını, silah anlaşmalarını, Türkiye Cumhuriyeti vergi mükelleflerinin keselerinden İsrail'in kasalarına akacak milyarları durdurması ile mümkündir. Sözlerinin adamı olduğunu kanıtlaması, İsrail savaş uçakları pilotlarının Anadolu içlerinde eğitimlerinin durdurulması, ve İsrail ile yapılmış olan askeri anlaşmaların iptali, tüm gizli anlaşmaların deşifre edilmeleri ile mümkündür. Zaten İsrail dışişleri bakanı da, "Herkes tarafını açıkça seçsin!", diyerek tüm Batı'yı ve Türkiye gibi ülkeleri, meydan okuyan küstahça bir üslupla taraf tutmaya zorlamıyormu? Artık güzel sözlere, gözyaşlarına kanma günleri çok gerilerde kalmıştır. Ahmaklığın da bir sınırı vardır ve insanları aptal yerine koyanlar bunun bedelini ağır öderler. Aynı sözler, generaller ve konu üzerine -Erdoğan'ınkine benzer- konuşmalar yapan eski genelkurmak başkanı için de geçerlidir... Yusuf Küpeli, 6 Ocak 2009

+

Bağlantılı metinler

 

Mayıs ayını gösteren bir takvim yaprağında keşfettiğim bu

bağlantılı linkler

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

İsrail saldırısının yaratmış olduğu kayıplarının boyutlarının Nazi Almanyası’nın verdirmiş olduğu kayıpların boyutlarına ulaşmamış olması, bunun bir soykırım olmadığını göstermez. Gazze’nin yoksul Filistin halkını -aynen Nazi Almanyası’nın vaktiyle Yahudilere yapmış olduğu gibi- ”Varşova Gettosu” benzeri dar bir alana hapseder, bu halkın dış dünya ile tüm bağlarını kopartır, aynı halkın gıdadan ilaca dek tüm temel gereksinimlerini elde etmesini yıllarca engeller, mal girişlerini denetim altında tutar, ve buna ek olarak belirli zaman aralıkları ile aynı halkın üzerine havadan, denizden ve karadan ateş yağdırırsanız, bu, basbayağı planlı bir soykırım olur…

Sözkonusu sistematik soykırımın en korkuncu ise, bilindiği gibi, İsrail’i maddi-manevi yardımları ile yaşatan ABD’nin, diğer Batı’nın ve tüm dünyanın gözleri önünde, 2008 yılı sonunda ve 2009 yılı başında yaşandı. Yaşanmış olan ve henüz bitmeyen bu soykırım, zenginlerin dünyasında sessizlikle karşılandı. Çünkü, Gazze’nin yoksul filistin halkı, -mevcut politik tercihlerinin ötesinde- dünyanın ezilen yoksul halklarının, altta kalmış sosyal sınıfların, emekçi halkların bir parçası iken, bu halkı baskı altında tutanlar, ezip yoketmeye çalışanlar, dünyanın zengin sömürücü elitini, üst sınıflarını, emperyalist güçlerini temsil etmektedirler.

(...) İsrail’in 22 gün boyunca havadan, karadan ve denizden uyguladığı olağanüstü şiddet sonucu, Gazze halkının 100 bin tanesi yerinden, yurdundan olmuştur. Aynı halktan, 416 tanesi çocuk ve 106 tanesi kadın olmak üzere 1.314 kişi yaşamını yitirmiştir. Yine aynı halktan 1855 tanesi çocuk ve 795 tanesi kadın olmak üzere 5.320 kişi yaralanmıştır...

(metnin tamamı için tıkla)

 

Türkiye'den İsrail'e nota + Genelkurmay'dan İsrail'e sert tepki

 

Gazze’de 220 çocuk öldürüldü

 

Gazze’ye yönelik hava saldırısı, ve ardından kara saldırısı, çocuklara büyük zarar vermektedir. İsrail saldırısı sırasında öldürülen 689 Filistinlinin 220 tanesi, yani yaklaşık üçte biri çocuktur. (Bu çevirinin Sinbat’a yüklendiği 9 Ocak günü öldürülen filistinlilerin sayısı 700’ü çoktan aşmıştır ve tabii öldürülen çocukların sayıları da artmaktadır. Kızılhaç’ın açıklamasına göre, annelerinin ölüsünün yanında dört gündür bekleyen dört küçük çocuk, görevlerinden engellenmekte olan Kızılhaç görevlileri tarafından sonunda bulunmuştur. Basın haberlerine göre İsrail ordusu, Kızılhaç yardım konvoylarını dahi vurmakta, Gazze’ye insani yardım girmesini engellemektedir.- Y. Küpeli)

 

Gazze halkının yarısı 18 yaşın altındadır ve yüzlerce çocuk yaşamını yitirmektedir.

 

Çocuklar, anne-babaları ve tüm akrabaları ile birlikte alabildiğine küçük alanlara hapsolmuş durumdadırlar. İsveç Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Ortadoğu bölgesi şefi Sanna Johnson’un ifadesi ile, ailelerinden uzak çocuklar tam bir dehşet içinde büyük bir duygusuzluk içinde beklemktedirler.

 

Birçok uzman, savaşın psikolojik etkileri üzerine uyarılar yapmaktadırlar. Çocuklar ağır ruhsal sarsıntı (trauma) yaşayacaklar ve belki kendilerini asla toparlayamayacaklardır.

 

Yine Sanna Johnson’un anlatımıyla, yaralanan, sakatlanan çocuklar hastahanelere nakledilmelidirler ama, bu kezde, hastahaneye taşındıkları zaman, onlar için ne yatak, ne ilaç bulunmaktadır.

 

Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 56’sı çocuktur. Bunların yüzde 44’ü 14 yaşın altındadır.

 

Bizi aşırı rahatsız eden, ürküten bir olay da, havaların sonderece soğuk olmasıdır. Sanna Johnson’un ifadesiyle, havalar çok soğuk olduğu zaman, özellikle yeni doğmuş olan çocuklar, -yetersiz beslenmenin de etkisi ile- donarak ölme tehdidi altındadırlar.

TT

Türkçesi: Yusuf Küpeli   

 

Bağlantılı metinler:

 

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

“Fakat gerçekte yokedilen, Filistin devleti, buna duyulan umut.”

(...) Gerçek şudur ki, İsrail barış istemiyor...

 

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

(...) “Alman sionist derneğinin daha 1933 yılında Nazi Partisi’ne yazdığı mektupla birlikte sionistlerle nazistlerin işbirliği başladı. Alman sionist derneğinin mektubunda şunlar yazılıydı: ‘(...) temel kural, prensip olarak ‘soy/ ırk’ inancını yerleştirmiş, kurmuş olan bizler de, yahudi gurubunun saflığını koruyabilmek amacıyla, sizler gibi karışık evliliklere, yahudi olanlarla olmayanlar arasındaki evliliklere karşıyız...’

 

derleme ve kısa notlar: 5- 6 Ocak basın haberleri. Öldürülenlerin sayısı 555'i aştı. Fotoğraflar ve diğer haberler... 

 

Hava saldırısı ile birlikte Gazze'ye kara saldırısı, süren katliam... Basın Haberleri derlemesi: Tayyip Erdoğan: Gürcistan'daki tepki Gazze için neden yokAnkara: İsrail'in harekatını kınıyoruz Gazzeli 5 doktor öldürüldü Namaz vakti cami vurdular: 15 şehit İsrail ordusu Gazze’de 4 KOLDAN KATLiAM BM Gazze için toplandı: Sonuç yok ve diğer haberl a

SAHTE GÖZ YAŞLARI İLE SİYONİST CELLATLARLA SUÇ ORTAKLIĞININ ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

 

ikili savunma anlaşmaları ve İsaril'e verilen ihalelerin parasal boyutu ortada iken, sahte gözyaşları ile siyonist cellatlarla suç ortaklığının üstü örtülemez !

 

İsrail savaş makinesinin 27 Aralık'ta Filistin halkına karşı başlattığı vahşi saldırıdan 5 gün önce, yolsuzluk çukurunda debelenen İsrail başbakanı Ehud Olmert Ankara'daydı.  Siyonist başbakanı ağırlayan Tayyip Erdoğan, görüşmenin ardından İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi'ni bombalamasına "sert" tepki gösterdi. Filistinli çocukların bedenleri Konya ovasında eğitilen siyonist pilotların attığı bombalarla parçalanırken, kendisine saygısızlık yapıldığını öne süren AKP şefi, belli ki suçüstü yakalanmanın telaşı içindeydi.

 

Zira siyonist ordu Gazze'ye ölüm saçarken, Türk ordusuna hava ve uzay görüntülü istihbarat sağlayacak sistemin ihalesinin iki İsrail şirketine verildiği açıklandı. 141 milyon dolarlık ihaleyi paylaşan özel şirket Elbit System ile devlet şirketi İsrail Havacılık Sanayi (IAI) temsilcileri, açıklama yaparak Türkiye'ye pazarladıkları mallarının reklamını yaptılar. İhale sonucunun açıklandığı tarih, son pazarlığın 22 Aralık'ta Ankara'da gerçekleşen siyonist şef-Tayyip Erdoğan'ın görüşmesinde tamamlandığına işaret etmektedir.

 

Suçüstü yakalanan Tayyip Erdoğan, açıklamalarla yetinmeyip Suriye, Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan turuna çıkarak, "Filistin halkı için çaba harcıyor" görüntüsü vermeye çalıştı. Ortadoğu turundan bir sonuç çıkmadı elbet, zaten çıkması da beklenmiyordu. Ancak hızla içi boş diplomatik girişimler başlatan Amerikancı Tayyip, Arap kamuoyunda epey takdir toplamış görünüyor. Arap kamuoyunda oluşan bu yanılsama, Tayyip'in becerisinden çok, gerici Arap rejimlerinin utanç verici bir suskunluk içinde bulunmalarından kaynaklanıyor.

Hatırlanacağı üzere Tayyip Erdoğan AKP şefi ve Başbakan sıfatıyla daha önce de İsrail'i "sert" ifadelerle eleştirmişti. Ancak sarf ettiği sözleri yutan Tayyip, her zaman Filistin halkının siyonist cellatlarıyla yakın dost olduğunu kanıtlamayı başardı. Hem dinci gericiliğin başı hem "Müslüman" Filistin halkının cellatlarının dostu olabilen Tayyip, eski şefi Necmettin Erbakan'ın açtığı yoldan ilerliyor. 

 

Türk burjuvazisi ve onun devletinin siyonist savaş aygıtıyla ilişkileri eskiye dayanıyor. Bilindiği gibi İsrail'i ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye olmuştu. Bir dönem gizli yürütülen, sonrasında açıktan sürdürülen ilişkiler, 90'lı yıllarda büyük bir ivme kazandı. Esas olarak iki devletin militarist aygıtları arasında kurulan Türkiye-İsrail ilişkileri bu dönemde ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi alanları kapsayacak şekilde genişlemiştir. Ancak savaş aygıtları arasındaki işbirliği halen belirleyicidir.

 

İki Amerikancı rejim arasındaki ilişkilerin gelişiminde ciddi bir sıçramaya denk düşen 23 Şubat 1996 tarihli "Askeri İşbirliği Anlaşması" imzalandığında, Tayyip Erdoğan'ın yerinde Necmettin Erbakan oturuyordu. O zamanlar Erbakan'ın eteklerinde dolaşan bir mürit olan Tayyip Erdoğan, Washington-Tel Aviv-Yahudi lobisi üçlüsünün de açık desteği ile başbakanlık koltuğuna oturabildi. Bu süreç, Tayyip'in neden ırkçı-siyonist rejime hizmet etmek için uğraştığını da gösteriyor. 

 

Elbette siyonist İsrail'le ilişkiler, baştaki hükümetlerin icraatlarından ibaret değil. ABD-İsrail-Türkiye üçlü "şer ekseni"nin kurulması ilişkilerin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bununla birlikte siyonist rejimle kurulan çok yönlü ilişkileri eleştiren bir hükümet ya da düzen partisi de olmamıştır.

 

İki devlet arasındaki ilişkilerde savaş sanayinin önemi, son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) neredeyse tüm silah ihalelerini İsrail şirketlerine vermesinden de anlaşılmaktadır. Belirtelim ki, İsrail şirketlerine verilen ihaleler işbaşındaki hükümetler tarafından tereddütsüz bir şekilde imzalanmıştır. Üstelik bu ihalelerin bazıları için ortalamanın üstünde fiyatlar da ödenmiştir. Hatta İsrail'in savaş araçları üreten devlet şirketi IAI iflasın eşiğine gelmişken, TSK'nin verdiği 700 milyon dolarlık tank modernizasyonu ihalesiyle kurtarıldığı da sermaye medyasında dile getirilmişti. 

 

Son yıllarda İsrail silah şirketlerine verilen ihalelerin toplamına bakıldığında, Filistin halkının cellatlarına akıtılan paranın 2.5 milyar doları aştığı görülmektedir. 

 

"Hayalet" denilen F-4 savaş uçaklarından 54 tanesi 700 milyon dolara yenilendi. İkinci partide 48 adet F-4 uçağının yenilenmesi için İsrail önce 550 milyon istemiş, ancak ardından fiyatı 360 milyon dolara indirmişti.

M-60 tanklarının modernizasyonu için siyonistlere 687.5 milyon dolar ödendi. Yerden havaya atılan "Popoye-1" füzesinden alınan 110 adet için ödenen toplam rakam ise 500 milyon doları buldu. Ayrıca araçlardan atılabilen "Harpy" füzelerinden 100 adet alınırken, "Ok" füzelerinin ortak yapımı konusunda da anlaşmaya varılmıştı.

 

Washington'dan icazet alındıktan sonra başlatılan sınır ötesi saldırıda TSK, önce "Heron(balıkçıl)" insansız keşif uçakları kiralamış, ardından 183 milyon dolar karşılığında 10 adet uçak siparişi vermiş. 141 milyon dolarlık silah alışverişi ise, Tayyip'in suçüstü yakalanmasını sağlayan son ihale oldu.

 

Görüldüğü üzere Türk sermaye devletinin siyonistlerle suç ortaklığı, bir başbakanın sarf edeceği birkaç sözle örtülebilecek cinsten değildir. Nitekim hem Ecevit hem Tayyip daha önce İsrail'i "soykırım yapmak" ve "devlet terörü uygulamak"la suçlamışlardı. Ancak her iki hükümetin siyonistlerle suç ortaklığı aynen devam etmiştir. Son parti meclisi toplantısında İsrail ile imzalanan ikili anlaşmaların altına imza koyan Tayyip'e, "bu anlaşmalar derhal iptal edilmelidir" diyen muhalefet parti sözcülerine verdiği "siz iktidarda iken ne yaptınız" yanıtı bu suç ortaklığının sürekliliğinin bir itirafdır. Nitekim siyonist şefler de, bu mangalda kül bırakmayan atıp tutmalardan rahatsız  olsalar bile, bu fevri çıkışların iki Amerikancı rejim arasındaki işbirliğini zedeleyecek etkinden yoksun olduğunu çok iyi biliyorlar. Aslında son günlerde "çok demokrat" AKP'nin ard arda gelen  Kürt, Alevi açılımı,Nazım Hikmet, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney gibi sanatçıların iade i itibarları gibi, İsrail'e karşı esip gürlemesi de seçim öncesi Timsahın Gözyaşların öteye bir anlam ifade etmiyor.

 

Irkçı-siyonist rejimin Filistin halkı şahsında işlediği ağır suçlar, barbarlığı temsil eden kapitalist/emperyalist düzenin suçlarıdır aynı zamanda. ABD ile batılı emperyalistler İsrail devletini finanse edip korumaya alırken, Ankara'daki işbirlikçiler ise, siyonist cellatlarla suç ortaklığı yapıyorlar. Bu olgu, anti-emperyalist/anti-siyonist mücadelede, İsrail'in Ankara'daki suç ortaklarını da hedef alacak perspektifle dikkate alınması mukadderdir.

Kaya Karan

9 Ocak 2009

 

 

Mayıs ayını gösteren bir takvim yaprağında keşfettiğim bu -mükemmel- afiş kopyasını, 1980 yılından beri saklıyordum. Altında, ingilizce olarak, K. Nicola, ”Çarmıha gerilmiş barış” yazıları bulunan bu afiş kopyasını, artık kullanma zamanı geldiğine inanıyorum... Saldırgan bir Yahudi ırkçılığı olan siyonizmi, bundan daha sade ve güzel biçimde sembolize edebilecek bir başka çizimin kolayca bulunabileceğini sanmıyorum. Halen içinde olduğumuz 2008 Aralık ayı sonlanır, 2009’a adım atılırken, üç yıldır zaten abluka altında olan Gazze’nin yoksul halkına en modern ölümcül silahlarla vahşice saldıran ve dört gün içinde kadın-çoluk-çocuk 400 kadar insanı öldüren, kenti bir harabeye döndüren, ve saldırısını sürdürmekte olan ırkçı militarist İsrail’in, Nazi Almanyası’ndan ne gibi bir farkı olabilir? TV kanallarından birinde, 35- 40 yaşlarında filistinli bir baba, aynen şunları söylüyordu: ”Ben ne El-Fetih ve ne de Hamas üyesiyim. Sıradan çalışan bir Filistinliyim ve bu akşam beş küçük kızım, uyurlarken roketlerin hedefi olup öldürüldüler… Önce derslerini çalıştılar ve elektrikler kesilince uyumaya gittiler. Ölüm onları uyurken buldu. Ne suçları vardı? Eğer aynı şey beş İsrailli çocuğun başına gelmiş olsaydı, şimdi tüm Batı ayağa kalkar, yeri yerinden oynatırdı…” Bilmem daha söylenecek söz varmı? Sanıyormusunuz ki halklar aptaldırlar, ve ”insan hakları savunucusu” Batı'nın ve küçük yararlar uğruna o merkezlerin yalakalığına soyunmuş olan ”insan hakları savunucusu” birtakım aydınların ve küçük hesaplar peşindeki bazı ”Müslüman” önderlerin ve Arap devletlerinin ihanetlerini, alçaklıklarını, ikiyüzlülüklerini farketmiyorlar. Herşey ortada ve çanlar onlar için çalıyor…- Yusuf Küpeli, 30.12.2008,

 

 

 

bağlantılı linkler:

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

Türkiye'den İsrail'e nota + Genelkurmay'dan İsrail'e sert tepki

 

Rüyamda görsem, bu satırları yazacağıma inanmazdım...

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

 bir yazı & bir çeviri:

 Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

 Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

 Bir çeviri ve oniki not

 Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

 Yusuf Küpeli, Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar  

 

 Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine  

 

 İsrail devleti çocukların yaşamlarını söndürüyor

 

 Asıl İsrail yönetimi Hitler'in izinde yürümektedir...

 

 Yusuf Küpeli’nin notu: İsrail’in su savaşları  

 

 Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış

 Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

 

 İsrail'in ırkçı yasası terörün en büyüğü

 

 İsrail’de İsrail vatandaşları bile ayrımcılığa uğruyorlar, aşağılanıyorlar

 

 Shamir: Amerika'yı İsrail yönlendiriyor

 

 Nasrin Hoseini, İsrail yanlısı lobi ABD dışpolitikası için tehdit oluşturuyor

 

 Demokrasi ve terör bahane

http://www.sinbad.nu/