Profösör Kjell Aleklet,

Petrol Savaşı

Irak halkına  en gelişmiş ve modern silahlarla saldıran ABD ve müttefikleri amaçlarının  Saddam Hüseyin'i devirerek Irak'ta demokratik bir rejimi iktidara getirmek olduğunu açıkladılar. Saddam yönetiminin kitlesel imha silahlarına sahip olduğunu, Al-Qaida'yı destekleyerek dünya barışını tehdit ettiğini iddia ederek Irak halkına karşı tarihte eşi görülmemiş bir saldırı başlattılar. Bu iddia ve yalanlara inanmayarak emperyalistlerin amacının Irak'ın zengin petrol kaynaklarını elegeçirmek olduğunu bilen dünya halkları bu yağma savaşına karşı çıkıyor, onmilyonlar sokaklara çıkarak savaşın durdurulmasını istiyor. Uzmanların çoğunluğu da bu savaşın bir petrol savaşı olduğunu söylüyorlar.

 

Orta doğu uzmanı ve Lund üniversitesi öğretim görevlisi Mariaanna Laanatzaa "ABD ve müttefiklerin Irak'ı yasalara aykırı olarak işgal ederek, ABD ekonomisin içinde bulunduğu bunalımı aşmaya çalıştığını" söylüyor. "Irak'a yapılan saldırının ve savaştan sonra ülkenin yeniden inşasının Irak petrollerinin satışından elde gelirle finanse edileceğini" belirtiyor. Laantazaa,  "Savaştan önce USACE ( the US Army Corps of Engineers) adlı kurum tarafından Irak'ın yeniden inşasına katılmaları için ABD tekellerine ihaleye katılmaları teklifi götürüldüğünü" belirterek şunları söylüyor: "Milyarlarca dolar değerindeki bu ihalelere  teklif verme süresi 11 mart günü doldu. Sonuçlar mart ayının sonunda belli olacak. Amerikan askeri yetkilileri daha savaş başlamadan nelerelerin bombalanacağını savaştan sonra da  işgallerinin gerektirdiği projeleri çok önceden kararlaştırdılar.  ABD ve İngiliz emperyalistleri tarafından yakılıp yıkılan yollar, okullar, hastaneler, binalar su ve elektirik şebekeleri Irak petrollerinden elde edilen gelirlerle yeniden inşa edilecek. Bunun Marsall planından sonra en büyük yeniden inşa projesi olduğu ve maliyetin 100 milyar dolar civarında olacağı söyleniyor. Irak'ın yeniden inşasını ABD tekelleri üstlenerek aşırı karlar elde edecekler. Bush ve yönetimini son seçimlerde destekleyen ve Pentagon'la yakın ilişkisi bulunan tekeller bu yağmadan aslan payını alarak kazançlı cıkacaklar. Houston'da kurulu ve 2000 yılına kadar Dick Chenny tarafından yönetilen İnşaat sektörünün devlerinden Halliburton Pantagon'un mühendislik bürosu gibi çalışıyor. Halliburton'un şubelerinden Kellog Brown & Root Afganistan savaşından sonra Guantanama'daki toplama kampını inşa etti. Bethtel adlı inşaat tekeli de Irak'ı yeniden inşa edecek şirketler arasında olacağı tahmin ediliyor. Ronald Regean dönemindeki savunma ve dışışleri bakanları bu şirketlerin yönetiminde bulunuyorlar. ABD şirketlerinin savaş sonrası Irak'ın inşasını paylaşmaları diğer saldırgan güç İngiltere tarafından tepki ile karşılanıyor. ABD tarafından devreden çıkarılan İngiliz tekelleri Irak'ın ABD firmaları tarafından bölüşülmesini duyuyorlar. Kendilerinin de savaşa katıldıklarını dolayısıyla ihallelerden yarısının kendilerine verilmesi gerektiğini düşünüyorlar. İngiliz inşaat sirketlerinin örgütü, BCCB, Kuveyt savaşından sonra olduğu gibi bu kez de ABD firmalarının en büyük ihaleleri alacağından kaygı duyduklarını açıkladı. Kaygılar daha çok ABD yardım örgütü USAID tarafından yürütülen 6,8 milyar dolarlık bir proje üzerinde odaklaşıyor. ABD yasalarına göre Irak'ta altyapının inşası için hazırlanan projelerin gerçekleştirilmesini ABD firmaları üstlenecek. Buna karşın İngiltere tarafından Irak'ı yeniden inşaa etmek için yapılan yardımlar BM ve AB tarafından kullanılacak. P&O adlı İngiliz firması Umm  Kasr limanının yeniden inşasını talep etti ama bu talep ABD tarafından reddedildi. Buna tepki gösteren ve kendilerinin devredışı bırakıldığını anlayan inşaat firmaları İngiliz Endustri bakanına baskı yaparak devreye girmesini talep ettiler. İngiltere Endustri bakanı Patricia Hewitt Amerikalı yetkililere telefonla İngiliz tekellerinin taleplerini iletti. Basında yer alan haberlerden İngiliz tekellerinin de bu yağmadan ABD tekelerine bağlı çalışarak pay alacaklarını gösteriyor. ABD'ye giderek Bush'la görüşen Tony Blair Irak'ın gösterdiği güçlü direnişin yanında savaş sonrası Irak'ın nasıl yağmalanacağını da tartıştılar. Amerikan tekellerine tanınan ayrıcalıktan rahatsızlık duyan Blair'in BM Irak'ın yeniden inşaasını üstlenmesi gerektiğini vurgulaması Irak'ın yağmalanmasında ABD ve İngiliz emperyalistleri arasınında ciddi bir anlaşmazlık olduğunu gösteriyor."

 
Uppsala Üniversitesi fizik professörü ve petrol uzmanı Kjell Aleklett savaşın bir petrol savaşı olduğunu vurgulayarak bir çöl ülkesi olan Irak'ın petrolu olduğu için ABD, Rusya, Çin ve Fransa'nın ilğisini çektiğini belirtiyor. Avrupanın çeşitli üniversite ve enstütüsünde görevli bilim adamları tarafından geçen yılın ocak ayında kurulan Aspo ( Association for the Study Peak Oil) adlı kuruluşun yönetim kurulu üyesi olan Kjell Aleklett ile savaşı konu alan bir söyleşi yaptık.
 

Kuseyri: Gazetelerde çıkan makalelerinizde ABD ve İngiltere'nin amacının Irak'ın demokratikleşmesi değil petrol yataklarını denetim altına almak olduğunu açıkladınız. Bunu biraz açar mısınız?

 

Kjell Aleklett: Savaşın nedenlerini daha iyi anlamak için biraz geriye bakmak gerekiyor. 70-li yıllarda dünyada büyük bir enerji bunalımı yaşandı. Kriz, ABD'nin 48 eyaletinde bulunan petrol reservlerinin tükenmeye başlamasıyla kendini gösterdi. Çıkartılan petrol tüketicilerin taleplerini karşılamaya yetmedi. Bu durum pek çok kişiyi şaşırttı. Halbuki daha 1940'lı yılların sonunda Huston'daki Shell firmasının şefi ABD'nin petrol üretiminin 1973'te doruğa çıkacağını ve daha sonra giderek düşeceğini tahmin etmisti. Üretim 1973'te değil, 1971 yılında en üst noktaya ulaştı. Ondan sonra petrol üretimini arttırmak için sürdürülen çabalara rağmen 1971'den beri her yıl % 3 oranında düşmeye başladı. Buradan çıkarılması gereken sonuç petrol yatakları tükenmeye başladığı zaman hiç bir şey yapılamayacağıdır. ABD ekonomisinin çok büyük bir biçimde petrol tüketimine bağımlı. Dünyada üretilen petrolun dörte biri ABD'de tüketiliyor. ABD şimdi Saddam'ın dünya barışı için tehdit oluşturduğunu söyleyerek Irak'ı işgal etmek ve petrol yataklarını denetim altına almak istiyor. Aynı şey İngiltere için de geçerli. Onların da petrole ihtiyaçları var. İngiliz dişişleri bakanlığı 2001 yılı aralık ayında Saddam'ın nasıl insan haklarını ihlal ettiğini anlatan korkunç denilebilecek bir rapor yayınladı. Amnesty tarafından hazırlanan rapor da halkı Irak işgaline hazırlamak için İngiltere hükümeti tarafından kullanıldı.

 

Kuseyri: Rusya, Çin ve Fransa, ABD ve İngiltere'nin Irak'a saldırısına karşı çıktılar ve sorunun barışçıl yollarla çözülmesinde ısrar ettiler. Bu ülkeleri böylesi bir tavır alışa iten nedenler nelerdir?  

Kjell Aleklett: Savaş isteyen ülkelerin de barış isteyen ülkelerin de Irak petrollerinde gözleri var. Irak birinci dünya savaşından sonra kalem ve cetvelle yaratıldı, buranın yönetilmesi de İngiltere'ye bırakıldı. O zamanlar buralarda çok büyük petrol yataklarına rastlanmamıştı, ama petrolce zengin olduğu tahmin ediliyordu. Daha sonraları Iraq Petroleum Company, IPC kuruldu ve Irak'ın petrolleri İngiltere, ABD, Fransa ve Hollanda tarafından paylaşıldı. 70-li yıllarda Irak petrolleri millileştirildi. Ama ABD ve İngiltere'nin Irak petrollerine olan ilgisi hiç bitmedi. Kuveyt savaşından sonra Birleşmiş Milletler Irak'a ambargo uyguladı. ABD ayrıca Amerikan firmalarının Irak'la iş yapmalarını yasakladı. ABD'nin bu kararı diğer ülkelerin Irak'la işbirliği yapmasının koşullarını yarattı. Dünyanın en büyük petrol rezervi Suudi Arabistan'dan sonra Irak'ta bulunuyor. Ama Irak'ın en büyük petrol yatağı Rumalia körfez savaşında çok zarar gördü. Irak, China National Petroleum Corporation ile anlaşma yaptı ve bu bölgenin onarımı ve petrol çıkarımı Çin'e bırakıldı. Rusya'nın en büyük petrol şirketi Lukoil de 1997 yılında 3,5 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzaladı. Birleşmiş Milletlerin ambargoyu kaldırmasından sonra Batı Qurnah bölgesinde petrol çıkarma işlerine başlayacaktı. Onun için Vlamidir Putin'in Çin'e giderek yeni lider Hu Jintao ile görüşmesi rastlantı değil. Pekin bu görüşmeden bir kaç gün sonra BM Güvenlik konseyinden "yiyecek için petrol" proğramının uzatılmasını istedi. ABD bunun sadece 6 ay uzatılmasını önerdi ama sonunda geri adım atmak zorunda kaldı. Fransa devletinin Petrol şirketi, TotalFinaElf de Majnoon yataklarında petrol çıkarılması için Irak'la görüşmeler yapıyor. Buradaki petrol rezervi 20-30 giga varil civarında ki burada bulunan petrol ABD'ki tüm petrol rezervlerinin toplamı kadar. Onun için Irak sorununun barışcıl çözümü ABD ve İngiltere'yi buradaki petrol rezervlerinden mahrum bırakacaktı. Fransa, Rusya ve Çin'in  Irak'a karşı askeri işgali Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyinin onayına bağlayarak savaşa karşı çıkmalarının nedeni budur. 

Kuseyri: Rusya ve Çin'in petrol reservleri bu ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor mu?

 

Kjell Aleklett: Irak savaşının Çin açısından önemini anlayabilmak için bu ülkenin büyük bir enerji darboğazında bulunduğunu bilmemiz gerekiyor. 1950 ve 60'lı yıllarda Çin'de bir kaç büyük petrol yatakları bulundu. Ama artık bu yataklardaki petrol oldukça azaldı. Ülkenin ekonomik gelişmesini dışarıdan ithal edilecek petrol olmaksızın olanaksız. Aynı şey ABD için de geçerli. ABD günde 11 milyon varil petrol etmek zorunda ki bu ABD'nin ihtiyaclarının % 60'ına tekabül ediyor. 20 yıl içinde bu miktar günde 20 milyon varile yükselecek. Bu iki ülkenin enerji sorunlarını çözebilmeleri için Orta doğunun petrollerine ihtiyaçları var. Rusya, Çin'i gelecekte önemli bir ticaret ortağı olarak görüyor. Doğu Sibirya'da büyük petrol yatakları bulundu. Rusya'nın Çin'den daha uygun bir petrol ithalatcısı bulması zor. Rusya süper güç olma konumunu kaybetti ama elinde iki güç kart bulunduruyor. Bunlardan biri maça ası yani petrol, diğeri de sinek ası, doğal gaz. Rusya uzun süre enerji kaynakları kendine yeten ve petrol ve doğalgaz ihraç eden ülke konumunu sürdürecek. Gelecekte bu poker oyununda daha bir çok kartın masaya atıldığını göreceğiz. Avrupa ve ABD'nin önünde çok zor bir poker oyunu var. Avrupa tam olarak Irak, İran, Kuveyt ve Suudi arabistan'dan ithal edilecek petrole bağımlı. Son dönemde insancıl amaçla alındığı söylenecek her kararın ardında orta doğu ülkelerin petrolune duyulan ihtiyaç var. Irak gibi bir çöl ülkesinin petrol almaksızın Birleşmiş Milletler gündeminde yer alması mümkün değildi.

 

Kuseyri: Savaştan sonra Irak petrolleri bu ülkeler tarafından nasıl paylaşılacak?

 

Kjell Aleklett: Bu konuda çeşitli senaryolar var. Savaş sonrası petrolun nasıl paylaşılacağı ABD basınında da tartışılıyor. Washington Times gazetesinde Irak petrol anlaşmazlığnın çözümü başlıklı bir makale yayınlandı. Tıpkı birinci dünya savaşı sonrasında olduğu ABD, İngiliz, Japon ve Norveçli şirketlerinin yer aldığı  bir konsarsiyum kurulacak. Yeni kurulacak Irak  petrol  şirketine de % 15 pay verilecek. Bu şirketler petrolden elde ettikleri gelirlerin bir kısmını ülkenin atanmış yöneticilerine vergi olarak ödeyeceker.  

Söyleşi: Murat Kuseyri   kuseyri@telia.com

http://www.sinbad.nu/   

yusuf@comhem.se