14- Shensi Sovyeti’nin kuruluş öyküsü, aynı sovyetin mimarı Liu Chih-tan’ın serüvenlerle dolu dramatik yaşam öyküsü ve Uzun Yürüyüş başlarken geride bırakılanların başlarına gelenler üzerine kısa notlar

 

Yusuf Küpeli

 

Peki Mao’nun ve diğerlerinin Uzun Yürüyüş biterken ulaştıkları son liman, kurtarılmış adacık, Çin Seddi’nin dibindeki Shensi Sovyeti, kimler tarafından ve nezaman kurulmuştu?.. Kuomintang’ın 1927 yılında gerçekleştirdiği darbenin ve komünist katliamının ardından, Çin’in değişik bölgelerinde ayrı ayrı komünist muhalefet odakları örgütlenmeye başlanmıştı. Bunları en büyükleri, daha önce yazmış olduğum gibi Yangtze Nehri civarında, nüfusun yoğun olduğu Hunan- Anhui- Hupeh gibi bölgelerde kurulmuş olan kızıl alanlardı. Bilindiği gibi 16 Ekim 1934 günü başlayan Uzun Yürüyüş ile ilgili olarak, “Yangtze Nehri’nin güneyinde kalan ve kuzeyden güneyedoğuya doğru sıralanan üç ana kızıl alandan üç farklı yürüyüş kolu harekete geçmiştir.”, diye yazmıştım daha önce. Bu gerçeğe karşın, kuzeydoğu da, Çin Seddi’nin kıyısındaki Shensi’de küçük bir sovyet iktidarı daha 1933 yılında şekillenebilmişti. Büyük Çin Seddi’nin eteklerindeki bu Shensi Sovyeti’nin baş mimarı, yoksul köylülerin sevgilisi, dağlık bölgelerin modern Robin Hood’u ve Whampoa Askeri Akademisi’nin eski öğrencisi Liu Chih-tan’dan başkası değildi...

 

Karmakarışık, sürekli değişimlere uğrayan farklı renkler ve şekillerle dolu kaotik bir yaşama sahibolan Liu Chih-tan, kuzey Shensi’de toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Yani köken olarak bölgenin insanıydı ve güney de, Kanton yakınlarıda kurulmuş olan Whampoa Askeri Akademisi’nin kurslarını 1926 yılında tamamlayarak teğmen rütbesiyle Kuomintang birliklerine katılacaktı...

 

Sözkonusu öğrencilik yıllarında Liu komünist olmuştu ve 1927’de gerçekleşen komünist katliamı sırasında Kuomintang’dan kaçarak Shanghai’de şekillenen gizli komünist hücrelerinde çalışmaya başlayacaktı. Ve ardından, 1928 yılında evinin olduğu bölgeye, Shensi’ye dönecekti. Ertesi yıl güney Shensi’de başlattığı köylü ayaklanması kanlı biçimde ezilecekti ama, ilk kızıl gerilla gurubu da bunların arasından doğacaktı...

 

Liu Chih-tan’ın yaşamı 1929- 32 yılları içinde serüvenlerle, harika kaçışlarla, hilelerle geçecekti. Kafasına ödül konacaktı... Ünü tüm kuzeydoğu da yayılacaktı... Sonunda, 1932 yılı başlarında Liu Chih-tan ve yandaşları, kuzey Shensi tepelerinde -sarımsı çok ince verimli topraklara sahip- 11 bölgeyi elegeçireceklerdi. Komünist Partisi, Liu’nun yönetimine yardımcı olmak amacıyla hemen bu bölgede bir politik büro oluşturacaktı. Yaklaşık bir yıl süren çalışmaların ardından, 1933 yılı başlarında Shensi Sovyeti tüm kurumları, düzenli idari örgütlenmesi ile şekillenmiş olacaktı. Güneydeki büyük Kiangsi (Chiang- hsi, Jiangxi) Sovyeti’nin  programı alınıp Shensi Sovyeti’ne olduğu gibi adapte edilecekti.

 

Shensi komünistlerinin güçleri, daha Mao ve diğer yürüyüşçüler bölgeye gelmeden, 1934- 35 yıllarında belirgin biçimde artacak ve yayılacaktı. Orduları güçlenecek, bölgelerindeki ilişkileri ve konumları dengelenecekti. Bir parti okulu ve yüksek askeri komutanlık kuracaklardı. Komünistler kendi bankalarını ve posta örgütlerini oluşturacaklardı. Olanaklarıyla ilkel paralar ve posta pulları basacaklardı. Feodal beylerin toprakları kamulaştırılıp yoksul köylülere dağıtılacak ve bunlar tekrar üretim kooperativleri içinde birleştirileceklerdi. Bölgede basbayağı işleyen bir sovyet ekonomisi canlanıp gelişmeye başlayacaktı. Komünist Partisi, ilk öğretim de ücretsiz gönüllü öğretmenlik yapmaları için üyelerine çağrı yapacaktı.      

 

Liu Chih-tan, askeri operasyonlarla Shensi Sovyeti’nin sınırlarını güneye, bölgenin başkentine doğru genişletecekti. Bu toprakları, ileride komünistlerin müttefikleri haline gelecek olan general Yang Hu- ch’eng komutasındaki güçlere karşı kazandıkları zaferlerle elde edeceklerdi. Japon işgali yıllarında komünistlerin sloganları olan “Çinliler Çinlilere karşı savaşmayın” propogandası Yang Hu- ch’eng’in komutasındaki askerleri derinden etkileyecek, komünistlere sempati duyan bu ordu Chiang Kai-shek’in tutturmuş olduğu çizginin tam tersine komünistlerle birlikte işgalci Japon ordusuna karşı savaşacaktı...

 

Kızıl köylülerin yardımlarıyla Liu Chih-tan’ın Kızıl Ordu’su içinde varolan haydut/ eşkiya unsurlar temizleyecek ve ordunun askeri disiplini yükseltilecekti... Artık, 1935 ortalarında, Shensi ve batısında -Moğolistan sınırında- yeralan Kansu (Gansu) eyaletlerinde başlangıçta olanın iki misli bir alanı, 22 bölgeyi denetimleri altına almışlardı. Liu Chih-tan’ın komutasındaki 26. ve 27. Kızıl Ordu birlikleri toplam beş bin askere sahibolmuşlardı. Güney de ve batı da bulunan asıl Kızıl Ordu gövdeleriyle radyo teması kurabiliyorlardı.

 

Kısacası, anlatımın daha önceki bölümlerinde tarihleri özetlenmiş olan güneydeki asıl büyük kızıl üsler sürekli artan Kuomintang askeri baskısı altında gerilerler ve Uzun Yürüyüş’ü başlatmaya zorlanırlarken, kuzeyde, Shensi Eyaleti’nde şekillenen kızıl ada ise güçlenerek gelişmekte ve etki alanını yaymaktaydı... Kuzeybatı Çin’de kurulan bu yeni kızıl üssün Sovyet yardımı alabilmek için en elverişli coğrafya oduğunu hatırlamakta da yarar vardır sanırım... Sonunda Chiang Kai-shek, yardımcı/ ikinci başkumandanı maraşal Chang Hsueh- liang komutasında güçlü bir Kuomintang ordusunu üzerlerine yollamak zorunda kalacaktı...

 

Aslında, Kuomintang birliklerinin ikinci başkumandanı maraşal Chang Hsueh- liang’ın da komünistlerle gizli ilişkileri vardı... Sian’da Kuzeybatı Mançurya Ordusu’nun başkumandanı olan bu kişi, ileride, Chiang Kai-shek’i “yeni bir anti- komünist kampanya başlatmak üzere” karargahına davet edip 12- 25 Aralık 1936’da tutuklayacak ve Mançurya’da bulunan Japon Ordusuna karşı komünistlerle ortak “birleşik ulusal cephe” kurulması üzerine protokolü imzalatacaktır. Ömrü pek uzun sürmeyecek olan bu “ulusal cephe”nin kurulması işi, Çin tarihine “Sian Olayı” olarak geçecektir...

 

Hsu Hai- tung komutasındaki 25. Kızıl Ordu 1934 yılı sonbaharında yaklaşık 8 bin askeriyle güney de Honan’da bulunan üssünü terkederek Ekim 1934’de Shensi Eyaleti’nin güneyine dek gelip kamp kuracak ve Liu Chih-tan’ın silahlandırdığı bin kadar kızıl partizan ile birleşecekti. Aynı Kızıl Ordu, bu partizan birliklerinin düzenli orduya dönüşmelerine yardımcı olacaktı. Yeniden organizasyonun ardından sözkonusu kızıl güçler bölgede bulunan ve adı yukarıda anılmış olan general Yang Hu- ch’eng’in güçlerine karşı başarılı savaşlar vermeye başlayacaklardı. Honan’dan gelen sözkonusu 25. Kızıl Ordu, güney Shensi’de bulunan köylüleri de silahlandıracaktı. Aynı ordunun yardımıyla güney Shensi’de geçici bir sovyet yönetimi oluşturulmasının ardından, Hsu Hai- tung, emrindeki 25. Kızıl Ordu ile batıya, Kansu/ Gansu Eyaleti’ne doğru yürüyecekti. Buradan Shensi Sovyeti’ne doğru ilerlerken karşısına çıkan binlerce hükümet askeri ile savaşacak, general Ma Hung-ping komutasındaki iki Müslüman alayını teslim alıp silahsızlandıracak ve beş önemli bölge merkezini zaptedecekti... Daha çok Çin’in kuzeybatı bölgelerinde bulunan Müslümanlar arasından da birçok değerli Marksist, Komünist yetişmiştir ve bunlar Kızıl Ordu saflarında savaşmışlardır. Anti- Japon savaş sırasında Müslümanlar önemli roller oynayacaklardır...

 

Shensi Sovyeti’nin baş mimarı Liu Chih-tan’ın komutasındaki 26. Kızıl Ordu ve 27. Kızıl Ordu ile Honan’dan yola çıkmış olan, Hsu Hai- tung’un emrindeki 25. Kızıl Ordu, 25 Temmuz 1935 günü kuzey Shensi’de  karşılaşacaklardı. Bu relatif küçük üç ordu, 15. Kızıl Ordu adıyla Hsu Hai- tung’un komutanlığı altında birleştirileceklerdi. Liu Chih-tan ise yardımcı kumandan olacaktı.

 

Yukarıda özetlenen gelişmelerin hemen ardından sonderce dramatik bir olay yaşanacaktı... Aynı yılın Ağustos ayı içinde kuzey Shensi’ye Komünist Partisi Merkez Komitesi tarafından vekaleten tam yetki ile donatılmış Chang Ching-fu adlı şişko bir süper parti müfettişi gelecekti. Görünüşü ve sevimsizliği nedeniyle bölgede “Şişko Chang” olarak ünlenecek olan bu genç adam, yanında getirdiği birtakım dosyalarla, yaşamı kavga içinde geçmiş olan ve Shensi Sovyeti’ni kurup genişleten Liu Chih-tan’ı parti çizgisine ihanetle suçlayıp mahkum edecekti. Ve Liu Chih-tan ile birlikte diğer 100 kadar “reaksiyoneri” daha mahkum edecekti aynı süper müfettiş.

 

Süper müfettiş rolündeki Chang Ching-fu’yu büyük Çin Seddi’nin dibine götürüp kurşuna dizme olanağı bulunan Liu Chih-tan, herhangi bir tepki göstermeden tüm yetkilerini devredip Pao An’da bulunan eski sığınağına, mağaralara gidecekti... Keyfi yerinde “Şişko Chang”, -Liu Chih-tan tarafından kurulmuş- Shensi Sovyeti’nde yaşamını sürdürürken, Uzun Yürüyüş’ü tamamlayan ilk ordu gurubu, güneyden, Lin Piao, Chou En-lai, P’end Teh-huai ve Mao Tse Tung ile birlikte bölgeye gireceklerdi. Bu gelişme üzerine, Pao An mağaralarındaki Liu Chih-tan, Ekim 1935’de, delillerin yeniden gözden geçirilmesi için Mao Tse Tung’a ve O’nun politbürosuna başvuracaktı. Yapılan yeni araştırma, “Şişko Chang”ın yetkilerini aştığını ve aslında O’nun bir “reaksiyoner” olduğunu ortaya çıkartacaktı. Sonuçta bu “müfettişler müfettişi” hapis cezasına çarptırılacaktı...

 

Birleşik komünist güçler 1936 başında Sarı Nehri (Hwang Ho veya Huang He) geçerek Mançurya’ya doğru ünlü “anti- Japon” seferlerini başlattıkları zaman, Liu Chih-tan eski kumandanlık makamında sefere katılacak ve büyük başarılar elde ederek “örnek asker” konumuna yükselecekti. İnsanlar O’nun için, “Kim iki ay içinde 18’den fazla bölgeyi zaptedebilirki?”, biçimine konuşmalar yapmaya başlayacaklardı. Bölge köylülerinin kendi oğulları gibi gördükleri bu kişi, Mart 1936’da, güçlü düşman mevzilerine yönelik bir saldırının başındayken ciddi biçimde yaralanacaktı. Ağır yaralandığı sırada O’nun kazanmış olduğu zafer, Kızıl Ordu’nun Sarı Nehri geçmesini sağlayacaktı... Yaralı Liu Chih-tan Shensi’ye geri taşınacak ve orada ölecekti... Haksızlıklara başkaldırmış bu zeki ve cesur kişi, Liu Chih-tan, Wa Ya Pao’ya gömülmüştür ve komünistler devrimden sonra O’nun adını bir bölgeye vermişlerdir. Küçük kızı ise bölge halkının tapınırcasına sevdiği bir çocuk olarak büyütülmüştür.

 

Uzun Yürüyüş ile ilgili anlatımın başlangıcında şunları yazmıştım: “Kızıl Ordu geri çekilirken, Chiang Kai-shek birlikleri tarafından işgal edilecek kızıl alanlarda en yetenekli bazı subaylarıyla birlikte 6 bin kadar askerini gerilla savaşını sürdürmeleri için bölgede bırakacaktır. Ayrıca, yürüyemiyecek durumda olan 20 bin kadar yaralıyı da köylülerin evlerinde gizleyecektir.”

 

“Uzun Yürüyüş’ün Tarihi” adlı kısa anlatımda, yürüyüşün başladığı 16 Ekim 1934’de Kiangsi’de (Jiangxi) geride bırakılanların yaklaşık 30 bin kişi oldukları ve bunların 10 bin kadarını yaralıların oluşturdukları yazılmaktadır. Geride bırakılanların komutanı konumundaki general Chen Yi’de yaralı olanlardan biridir. Bunların üzerlerine ise yaklaşık 100 bin kişilik bir Kuomintang gücü gelmiştir ve Şubat 1935’de geriye sadece iki bin kişilik gerilla birliği ile iki bin kadar yaralı sağ kalabilmiştir. İçinde bulundukları bu koşullarda Chen Yi, bölgenin köylü liderlerini toplayıp onlara sonderece dokunaklı bir konuşma yapmıştır... Chen Yi köylülere şunları söylemiştir: “Lütfen bu yaralı adamları evlerinize alınız. Onlar hepimizin oğullarıdırlar. Sizler için iyi birer oğul, iyi birer damat olabilirler. Kızlarınızla evlenebilirler. Sizler için çalışabilirler, ailenize bir çift el daha katılmış olur. Onların işgücüne sahibolacaksınız ve belki bazıları intikamınızı alacaktır.” 

 

Çin köylüsünün düşünce tarzını yansıtan, Türkiye toplumuna da pek yabancı olmayan ve herhangi bir Yeşilçam melodramında da rastlanabilecek bu etkileyici konuşma karşısında dinleyiciler gözyaşlarını tutamamışlardır. Sonuçta, her yaralı bir eve kabuledilmiş ve mükemmel biçimde gizlenmiştir. Her bir yaralının tedavisi, ilaç masrafları için onu alan eve birmiktar gümüş dolar ve üç pound (3 kere 0.37 kg = 1.11 kg) tuz verilmiştir.

 

Kuomintang tarafından ambargo uygulanan bu bölgede sözkonusu tuz, değeri ölçülemeyecek büyüklükte bir hediye olmuştur köylüler için. Yaralılar bırakıldıktan sonra geriye kalanlar 4 Mart 1935 günü oralardan ayrılmışlardır. Chiang Kai-shek, bu gurubun önderleri için adam başına 50 bin Yuan ödül koymuştur. Aradan beş gün geçtikten sonra, 9 Mart 1935’de geriye sadece 80 savaşçı kalabilmiştir. Bunlar sürekli arazide yatarak, aynı yerde iki gece üst üste kalmayarak ve sürekli dolaşarak Japon istilasının başlayacağı 1937 yılına dek yaşamlarını sürdürebilmişler ve o yıl Kızıl Ordu güçleriyle birleşebilmişlerdir.

 

Geride kalanların, Uzun Yürüyüş’e katılmayanların komutanı general Chen Yi (Ch’en i, 1901- 1972), 1919- 21 yıllarında Çin hükümetinin işçi eğitim programı çerçevesinde Paris’te eğitim görmüş ve çalışmıştır. Chen Yi, 1930- 40’lı yıllarda partinin lider kadrosunda yeralmış, ordu komutanlıkları yapmıştır... Aslında, devrimin ardından Chen Yi, doğu Çin’in en önde gelen kişisi olmuştur. Yine Chen Yi, 1956 yılında partinin politbürosuna alınmış ve 1958’de Zhou Enlai’nin (Chou En-lai) yerine dışışleri bakanlığına getirilmiştir. “Kültür Devrimi” (1966) denen olayla birlikte Politbüro’dan uzaklaştırılmış ve partinin 1969 kongresinde tüm görevlerinden alınmıştır.

 

Eylül 2005

başa dön 

http://www.sinbad.nu/