Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

İsrail saldırısının yaratmış olduğu kayıplarının boyutlarının Nazi Almanyası’nın verdirmiş olduğu kayıpların boyutlarına ulaşmamış olması, bunun bir soykırım olmadığını göstermez. Gazze’nin yoksul Filistin halkını -aynen Nazi Almanyası’nın vaktiyle Yahudilere yapmış olduğu gibi- ”Varşova Gettosu” benzeri dar bir alana hapseder, bu halkın dış dünya ile tüm bağlarını kopartır, aynı halkın gıdadan ilaca dek tüm temel gereksinimlerini elde etmesini yıllarca engeller, mal girişlerini denetim altında tutar, ve buna ek olarak belirli zaman aralıkları ile aynı halkın üzerine havadan, denizden ve karadan ateş yağdırırsanız, bu, basbayağı planlı bir soykırım olur…

 

Sözkonusu sistematik soykırımın en korkuncu ise, bilindiği gibi, İsrail’i maddi-manevi yardımları ile yaşatan ABD’nin, diğer Batı’nın ve tüm dünyanın gözleri önünde, 2008 yılı sonunda ve 2009 yılı başında yaşandı. Yaşanmış olan ve henüz bitmeyen bu soykırım, zenginlerin dünyasında sessizlikle karşılandı. Çünkü, Gazze’nin yoksul filistin halkı, -mevcut politik tercihlerinin ötesinde- dünyanın ezilen yoksul halklarının, altta kalmış sosyal sınıfların, emekçi halkların bir parçası iken, bu halkı baskı altında tutanlar, ezip yoketmeye çalışanlar, dünyanın zengin sömürücü elitini, üst sınıflarını, emperyalist güçlerini temsil etmektedirler.

 

(...) İsrail’in 22 gün boyunca havadan, karadan ve denizden uyguladığı olağanüstü şiddet sonucu, Gazze halkının 100 bin tanesi yerinden, yurdundan olmuştur. Aynı halktan, 416 tanesi çocuk ve 106 tanesi kadın olmak üzere 1.314 kişi yaşamını yitirmiştir. Yine aynı halktan 1855 tanesi çocuk ve 795 tanesi kadın olmak üzere 5.320 kişi yaralanmıştır...

(yazının tamamına ulaşmak için tıkla)

bağlantılı metinler:

Türkiye'den İsrail'e nota + Genelkurmay'dan İsrail'e sert tepki

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

 bir yazı & bir çeviri:

 Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

 Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

 Rüyamda görsem, bu satırları yazacağıma inanmazdım...

 O pilotlar Konya'da eğitildi! + "İsrail’li pilotlar Konya’da eğitilmeye devam ediyor"

 

 Bir çeviri ve oniki not

 Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

 Yusuf Küpeli, Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar  

 

 Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine  

 

 İsrail devleti çocukların yaşamlarını söndürüyor

 

 Asıl İsrail yönetimi Hitler'in izinde yürümektedir...

 

 Yusuf Küpeli’nin notu: İsrail’in su savaşları  

 

 Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış

 Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

 

 İsrail'in ırkçı yasası terörün en büyüğü

 

 İsrail’de İsrail vatandaşları bile ayrımcılığa uğruyorlar, aşağılanıyorlar

 

 Shamir: Amerika'yı İsrail yönlendiriyor

 

 Nasrin Hoseini, İsrail yanlısı lobi ABD dışpolitikası için tehdit oluşturuyor

 

 Demokrasi ve terör bahane

 

 

Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

İsrail saldırısının yaratmış olduğu kayıplarının boyutlarının Nazi Almanyası’nın verdirmiş olduğu kayıpların boyutlarına ulaşmamış olması, bunun bir soykırım olmadığını göstermez. Gazze’nin yoksul Filistin halkını -aynen Nazi Almanyası’nın vaktiyle Yahudilere yapmış olduğu gibi- ”Varşova Gettosu” benzeri dar bir alana hapseder, bu halkın dış dünya ile tüm bağlarını kopartır, aynı halkın gıdadan ilaca dek tüm temel gereksinimlerini elde etmesini yıllarca engeller, mal girişlerini denetim altında tutar, ve buna ek olarak belirli zaman aralıkları ile aynı halkın üzerine havadan, denizden ve karadan ateş yağdırırsanız, bu, basbayağı planlı bir soykırım olur…

 

Sözkonusu sistematik soykırımın en korkuncu ise, bilindiği gibi, İsrail’i maddi-manevi yardımları ile yaşatan ABD’nin, diğer Batı’nın ve tüm dünyanın gözleri önünde, 2008 yılı sonunda ve 2009 yılı başında yaşandı. Yaşanmış olan ve henüz bitmeyen bu soykırım, zenginlerin dünyasında sessizlikle karşılandı. Çünkü, Gazze’nin yoksul filistin halkı, -mevcut politik tercihlerinin ötesinde- dünyanın ezilen yoksul halklarının, altta kalmış sosyal sınıfların, emekçi halkların bir parçası iken, bu halkı baskı altında tutanlar, ezip yoketmeye çalışanlar, dünyanın zengin sömürücü elitini, üst sınıflarını, emperyalist güçlerini temsil etmektedirler.

 

Kısacası Gazze’de yaşanmış olanlar, yaşananlar ve yaşanacak olanlar, aynızamanda uluslararası planda basbayağı bir sınıf savaşıdır ve zaten bu nedenle Arap dünyasının üst sınıfları, yönetici eliti, -zengin Batı ile ortaklığını bozmamak için- olayı sessizlikle karşılamakta, hissettirmemeye çalıştığı bir sevinçle olanları izlemekte, Gazze halkının umutlarının kırılmasını beklemektedir. Çünkü, Gazze halkının umutlarının kırılması demek, Arap dünyasının diğer ezilenlerinin, emekçilerinin, yoksullarının özgürlük umutlarının da kırılması, başta olan sömürücü sınıfların iktidarlarının garanti altına alınması demektir. Yaşananların ne  “İslam köktenciliği ve terörizme karşı savaş” ile bir bağı vardır, ne bunlar Musevi-Hiristiyan ortaklığı ile İslam köktenciliği arasında bir savaştır, ve ne de bir başka biçimde din veya kültür savaşıdır…

 

Sorun terörse eğer, bunun en acımasız ve mükemmelini yaşama geçiren ABD-İsrail ortaklığıdır; en gelişmiş silahları üretenler ve silah ticaretinden milyarları kazananlar yine bunlardır. Olay eğer bir din savaşı ise, herşeyden önce ABD-İsrail ortaklığının Suudi Arabistan ve benzeri değişik İslami ideolojilere sahip veya bu ideolojileri kullanarak iktidarlarını biçimleyen devletlerle savaşması gerekir. Fakat sayıları 50’yi aşan halkı müslüman devletlerin bir-ikisi dışında hepsi, ABD ve zengin Batı ile derin ortaklıklar içindedirler; veya daha doğrusu bu devletlerin yöneticileri zengin Batı ile derin ortaklıklar içindedirler. Zaten aynı nedenle, sözkonusu halkı Müslüman devletlerin üst sınıfları, yönetici elitleri tarafından şekillendirilmiş olan İslam Konferası Örgütü, yaşan katlian karşısında bir-iki lak lak etmeminin dışında herhangi somut bir tepki gösterememekte, en azından İsrail’e karşı bir ticari ambargo veya Batı’ya karşı bir petrol ambargosu çağrısı bile yapamamaktadır…

 

Kısacası, Gazze halkının umutlarının kırılması demek, dünyanın diğer ezilen yoksul halklarının da umutlarının kırılması, Irak’ta, Afganistan’da ve dünyanın diğer başka köşelerinde yaşanmakta olan başkaldırıların umutsuzluğa sürüklenmesi demek olacağı için, Başta ABD ve zengin Batı olmak üzere emperyalist dünyanın eliti, siyonist ırkçı Yahudi devletinin gerçekleştirdiği katliama ortak olmaktadır, ve emperyalist merkezler bu devleti açıkça desteklemektedir. Diğer yandan, yine aynı ortaklık içinde olan ve kendi ülkelerindeki ezilen halkların başkaldırı umutlarının kırılmasını bekleyen Arap dünyasının ve diğer Müslüman dünyanın yönetici eliti, sözkonusu katliama -çoğu zaman timsah gözyaşları dökmeye bile gereksinim duymadan- ortak olmaktadır. Onlar da, katledilen Gazze halkının yenilgisi ile birlikte kendi ülkelerinin emekçilerinin, yoksullarının tüm başkaldırı umutlarının sönmesini beklemektedirler…

 

Fakat şüphesiz, sömürenler ve sömürülenler varoldukları sürece isyan sonbulmayacaktır ama, bu isyanın bir dönem için bastırılmış olması, dünyanın üst sınıfları, eliti için -geçici de olsa-rahat nefes aldırıcı bir başarı olacaktır… Zaten aynı nedenle yeni ABD başkanı Obama; derisinin rengi nedeniyle ezilen insanlara tütsülü umutlar dağıtmış olan ABD yönetici elitinin eldiveni Obama; en büyük mali-sermaye güçlerinin ABD dışpolitikasını manupule etmek amacıyla 1920 yılında şekillendirmiş oldukları masonik CFR örgütlenmesinin güvenilir kişilerinden Obama, ağzından dökülmüş olan tüm  “insan hakları” söylemleri ile alay edercesine, ABD tarafından İsrail’e verilmekte olan ekonomik anlamda karşılıksız, veya sadece kan karşılığındaki milyarların miktarını hemen arttırmıştır. ABD halkının vergilerinden elde edilen paraların çok yüklü bir mitarı, ırkçı militarist İsrail devletinin askeri gücününü  daha da arttırabilmesi için bu devlete ödenmektedir. Onlar da, Filistin halkının çocuklarını öldürmekte, okullarını, hastahanelerini, ambulanslarını, camilerini bombalayayıp yıkmakta, yakmaktadır… Ve sonuçta Obama, İsrail’e ödenen paranın miktarını arttırmaya söz vererek, yaşanmakta olan katliamın ortaklarından olduğunu inanılır biçimde sergilemiştir… Çünkü bu bir sınıf savaşıdır; dünyanın zenginleri, emperyalist üst sınıfları ve onların her yöndeki ortakları, aynı saftadırlar; dayanışma içindedirler. Karşılarında ise, Gazze’nin çalışanları, işçileri, emekçileri, aydınları, yoksulları vardır. Bunların ezilip sindirilmeleri demek, dünyanın diğer emekçilerinin, yoksullarının da ezilip -en azından bir dönem için- sindirilmeleri anlamına gelmektedir…

 

Ürkütücü insani trajediler herkesin gözleri önünde yaşanıp bittikten sonra, bu yaşanan insani trajedilerin gerçek derinliklerini yansıtmaktan sonderece uzak istatistiki veriler yayınlamaktan başka iş yapmayan “Birleşmi Milletler” örgütünün, adının “Birleşik Gözlem Bürosu” olarak değiştirilmesi gereken bu rüşvet ve sahtecilik batağındaki ABD tutsağı örgütün verilerini buraya aktararak sözümüzü şimdilik noktalayalım…

 

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, İsrail’in 22 gün boyunca havadan, karadan ve denizden uyguladığı olağanüstü şiddet sonucu, Gazze halkının 100 bin tanesi yerinden, yurdundan olmuştur. Aynı halktan, 416 tanesi çocuk ve 106 tanesi kadın olmak üzere 1.314 kişi yaşamını yitirmiştir. Yine aynı halktan 1855 tanesi çocuk ve 795 tanesi kadın olmak üzere 5.320 kişi yaralanmıştır. Sayıları verilen yaralıların birkısmı ağırdır, ve hastahanelerin bombalanıp yıkılmış, iletişimin olanaksız hale getirilmiş, ilaç ve diğer malzeme yardımlarının engellenmiş olduğu bu koşullarda, muhtemelen, sözkonusu yaralıların önemli bir kısmı da yaşamlarını yitirmişlerdir ama, bu konuda bir veri bulunmamaktadır… Sonuçta, BM verilerine göre, 22 gün içinde Gazze halkının 6.600 ölü ve yaralı kaybı olmuştur. Ölen ve yaralanan çocukların yarısı 14 yaşın altındadır… İsrail tarafından kullanılmış olan tamamen insanlık dışı ve yasaklı fosfor bombaları, anti-personel kara mayınları özelliklerine sahip misket bombaları, ve daha nitelikleri tam anlaşılamamış diğer tamamen insanlık dışı bazı bombalar  hakkındaki bilgileri, Sinbad’da olan diğer bazı yazılardan elde edebilirsiniz…

 

İsrail bombardımanı sonucu yıkılmış olan evlerden, okullardan, hastahanelerden ve vurulan ambulanslardan, okul otobüslerinden, ve diğer insani araçlardan geriye, onbinlerce ton moloz ve başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tetikçisi kimyasal döküntü kalmıştır. Sudan, büyük ölçüde elektrikten, kanalizasyondan, ve diğer alt yapı hizmetlerinden mahrum hale getirilmiş olan Gazze, yaşanamaz durumdadır. Ülkenin yeniden inşası için, herşeyden önce, mevcut onbinlerce ton molozun, yıkıntının temizlenebilmesi gerekmektedir...

 

Vaktiyle Nazilerin, Varşova Gettosu’ndan başlayarak -Nazi garnizonunun olduğu bölge dışında- tüm Varşova kentini baştan sona yıkmış olmaları gibi Gazze’yi yıkmış olan ırkçı faşist İsrail devleti, bu kez de kente yığılmış olan molozların taşınmalarını engellemekte, Gazze’nin kapılarını tutarak ablukasını sürdürmektedir. Bu durum, Gazze halkının yokolmasını istemekle eş anlamlıdır ve bu yoksul halka yönelik soykırımın sürmekte olduğunun en somut göstergelerinden birisidir… Anılan son duruma, arada bombardımanın sürdüğü ve yeni bir saldırı tehtidinin kalkmadığı gerçeğini de eklemek gerekir…

 

Uluslararası platformda sınıf savaşının örneklerin biri, en kanlı ve acımasız biçimiyle Gazze’de sürmektadir. Dünyanın yoksul emekçi halklarının bir parçası olan Gazze halkına yönelik soykırımın sorumlusu, -emperyalist dünyanın bölgedeki tetikçisi konumundaki- ırkçı faşist İsrail devleti değildir sadece. Aynızamanda başta bizzat ABD yönetici eliti olmak üzere Batı’nın yönetici elitleri de aynı katliamdan İsrail kadar sorumludurlar. Arap ve İslam dünyasının işbirlikçi yönetici elitleri de bu sorumluların arasındadırlar…

 

Yusuf Küpeli

yusuf@comhem.se

10 Şubat 2009 

 

http://www.sinbad.nu/