Fikret Başkaya, Kanla Beslenen Siyonist Devlet

(...) Siyonizm düşmansız yaşayamaz ve eğer gerekirse mutlaka sanal bir düşman yaratır. Siyonistler Hitlerin iktidara geldiği günden emperyalist savaşın sonuna kadar Nazilerin en büyük müttefiki ve destekçisiydi...

(...) Filistin'de gerçekleştirilen etnik temizlik, sürgün ve sürekli devlet terörü, bir dizi yalan, hurafe ve ideolojik söylemle de desteklendi. Birincisi, Filistinlilerin gönüllü olarak yurtlarını terkettikleri yalanıdır. İkincisi, halksız bir toprak, toprağı olmayan bir  halk için sloganıyla ifade edilendir. Üçüncüsü, siyonist İsrail devletinin kuruluşunun uygarlaştırıcı bir girişim olduğu; Dördüncüsü, Filistin halkına yakıştırılan sıfatlarla ilgilidir, buna göre Araplar: “ ilkel, terkedilmiş, yağmacı, talancı, haydut, soyguncu, hileci, yakıp/yıkan, Yahudileri terörize eden, vb. bir topluluktur... Kendi dışındakini bu şekilde tanımlamak her zaman sömürgeciliğin vazgeçilmez/değişmez kuralıdır...

(...) Siyonist devletin varlığı, sürekli çatışma, savaş, şiddet, etnik temizlik, koloniyal yayılma olmadan mümkün değil. [Zira, efsanede Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin vaadedilmiş topraklar olduğu söyleniyor ki,  bu daha fethedilecek çok toprak var demek...]. İşte bu yüzden Siyonist rejim kanla beslenen bir rejimdir. Varlık nedenini her seferinde daha çok öldürmeye, kan dökmeye, yakıp/yıkmaya, tahrip etmeye, ortalığa terör ve korku salmaya borçlu tuhaf bir rejimdir. Canlıların su ile beslendikleri bilinir, sanki  Siyonist rejim bir istisna ve kanla besleniyor. Velhasıl Tuhaf bir ölme/öldürme sarmalı...  

+

Basından:

Gazze’de enkazdan 40 ceset çıkarıldı + Gazze’de canlı yayında trajedi (Filistinli doktor Ebul Eyş, bombalanan evinde 8 çocuğundan üçünü bombalama sonucu kaybettikten...) +  Gazze’de BM okuluna tank ateşi +  İsrail, ateşkes ilan etti ama Gazze'den çıkmıyor +  Suya giden çocuklar füzeyle vuruldu + BM ve medya hedefte +  İsrail, BM Mültecilere Yardım Örgütü görevlilerinin bulunduğu binayı bombaladı + HASTANELER TOPÇU ATEŞİYLE VURULDU + İsrail, basın ve BM binalarını vurdu + Önce sordu, sonra vurdu + İsrail, yaralı dolu hastaneyi ve gazetecileri de vurdu + Mezarlıklar da bombalandı + İsrail ordusu Gazze içinde

+

bağlantılı metinler

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

 

Türkiye'den İsrail'e nota + Genelkurmay'dan İsrail'e sert tepki

 

Rüyamda görsem, bu satırları yazacağıma inanmazdım...

 

 bir yazı & bir çeviri:

 Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

 Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

 

 Bir çeviri ve oniki not

 Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

 

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

“Fakat gerçekte yokedilen, Filistin devleti, buna duyulan umut.”

(...) Gerçek şudur ki, İsrail barış istemiyor...

 

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

(...) “Alman sionist derneğinin daha 1933 yılında Nazi Partisi’ne yazdığı mektupla birlikte sionistlerle nazistlerin işbirliği başladı. Alman sionist derneğinin mektubunda şunlar yazılıydı: ‘(...) temel kural, prensip olarak ‘soy/ ırk’ inancını yerleştirmiş, kurmuş olan bizler de, yahudi gurubunun saflığını koruyabilmek amacıyla, sizler gibi karışık evliliklere, yahudi olanlarla olmayanlar arasındaki evliliklere karşıyız...’

+

SAHTE GÖZ YAŞLARI İLE SİYONİST CELLATLARLA SUÇ ORTAKLIĞININ ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

 

Kanla Beslenen Siyonist Devlet

Fikret Başkaya

 

Siyonist İsrail devletinin yaptığı her katliamın ardından tepkiler yükseliyor. Gösteriler, yürüyüşler yapılıyor, İsrail ve Amerikan bayrakları yakılıyor. İsrail’in koşulsuz destekçileri ABD ve Avrupa lânetleniyor, insanlar Filistin’de ölenler, yaralananlar, evleri yıkılıp aç, susuz, çaresiz kalanlar için ağlıyor... “Konunun uzmanı” medya yorumcuları ve gazetelerin köşe yazarları siyonizmden, koloniyalizmden, emperyalizmden hiç söz etmeden saatlerce konuşup, sayfalarca yazıyor... Televizyon stüdyolarına davet edilen “seçkin dış politika dehaları”  neden sorusunu yok sayıp, nasılla idare ediyor ve derin tahliller yapıyor... Ve İsrail’in saldırıları daha da yoğunlaşarak devam ediyor. Her saldırı, her katliam, her yıkım sanki bir ilkmiş gibi algılanıyor ve öncekileri unutturuyor. Bu tepkiler haklı, insânî ve yerinde lâkin kınamak, lânetlemek, üzüntü duymak, ağlamak, hicâb duymak, Filistin halkının yüzyıllık trajedisine son vermeye yetmiyor, çekilen acılara dermân olmuyor, olması mümkün değil.

 

Spinoza, gül, ağla ama anla[1] demiştir. Zira, anlamak aşmaktır. Filistin halkının binlerce yıldır üzerinde yaşadığı topraklar neden ve nasıl sömürgeleştirildi? Filistin’in Müslüman-Arap halkı neden topraklarından kovuldu? Neden Filistin’de Ürdün’de Suriye’de, Lübnan’da Mısırda mülteci kamplarında yaşıyor ve neden kesintisiz terör, katliam ve vahşete maruz kalıyor? Siyonist devlet ne menem birşeydir, varlık nedeni ve misyonu nedir? Neden sömürgeci/emperyalist ülkeler [ABD, AB ve uzantıları] İsrail’in katliamlarını sadece desteklemekle kalmıyor üstelik onu özendiriyor? Türkiye’de insanlar siyonist vahşetten büyük utanç ve ızdırap duyar katliamları lânetleyip, mahkum ederken TC ne yaptı, ne yapıyor? Hükümet çevrelerinden yapılan açıklamalar ne anlama geliyor. Türkiye’de kaç kişinin İsrail/ Türkiye  arasındaki “stratejik ittifaktan” haberi var? Onyıllardır onuru için mücadele ederken, insanlığın insanlığını da test eden, insanlık suçunu ve ayıbı yüze vuran Filistin halkının dramı nasıl sona erebilir?

 

Siyonizm, ırkçı/şoven bir ideoloji ve politik bir harekettir. Sanıldığı ve iddia edildiği gibi dinle, Yahudilikle ilgili değildir, dolayısıyla Yahudi çoğunluğunu  temsil ve angaje etmiyor. Seçilmiş halk, vaadedilmiş topraklar, vb. gibi bir dizi dinî efsane ve ideolojik söyleme dayanıyor. Kutsal metinlere yapılan gönderme, Hristiyanları ve Yahudileri aldatmayı, onların gözünde koloniyalist/emperyalist yayılmayı, etnik temizliği, katliamları ‘meşrulaştırma’, ‘kabullendirme’  amaçlı ideolojik bir manipülasyondan başka birşey değildir. Irkçı bir ideoloji olan siyonizm, doğası gereği yabancı düşmanlığı üzerine inşa edilmiştir ve başka halklarla bir arada yaşaması bu yüzden mümkün değildir. Filistin halkına yönelik sürekli saldırının, katliamların ve etnik temizliğin gerisinde, siyonizmin bu inkârcı/dışlayıcı/yok sayıcı/yok edici  niteliği yatmaktadır.

 

Dünyanın dört-bir yanına dağılmış Yahudileri bir ülkede toplama projesinin gerisinde, başta İngilizler olmak üzere Sömürgeci/emperyalist güçler ve onların çıkarları vardı. Başka türlü ifade etmek gerekirse, siyonizm, emperyalist amaçlar için araçlaştırılmış, ırkçı/yayılmacı bir politik harekettir. Siyonist rejimin tüm katliamları ‘öz-savunma’, ‘meşru müdafaa’, siyonizme yönelik eleştiri  anti-semitizm, siyonizme karşı direniş de terör sayılıyor. Böylece siyonist İdeoloji ve hareket hem bir tür ‘dokunulmazlık’ kazanıyor hem de ideolojik terör estirme olanağı elde ediyor. Siyonizm düşmansız yaşayamaz ve eğer gerekirse mutlaka sanal bir düşman yaratır. Siyonistler Hitlerin iktidara geldiği günden emperyalist savaşın sonuna kadar Nazilerin en büyük müttefiki ve destekçisiydi... Irkçı Nazilerle, ırkçı siyonistlerin çıkar ortaklığı söz konusuydu. Zira, Aryen ırkın temizliğini öncelikli amaç olarak gören ve saf Almanların [âri ırkın] egemen olduğu bir dünya kurmak isteyen Naziler, başta Yadudiler olmak üzere “kirli ırklardan” kurtulmak, Yahudileri Almanya’dan atmak istiyorlardı. Filistin”de bir devlet kurmak isteyen ve kendilerini seçilmiş halk sayan ırkçı siyonistler de Alman Yahudilerinin göçertilmesi için her yolu deniyorlardı. Oysa Hitler iktidara geldiğinde siyonist harekete katılan Alman Yahudilerin oranı sadece %5 civarındaydı... %95’i dinlerine, kültürlerine sahip çıkarak Almanya’da  yaşamaktan, orada kalarak sivil hakları için mücadele etmekten yanaydı... Yazar ve gazeteci, siyonizmin önde gelen liderlerinden Theodore Herlz boşuna: “Anti-semitler [Yahudi düşmanları] bizim en iyi müttefiklerimiz olacak” dememişti.

   

Filistin'de gerçekleştirilen etnik temizlik, sürgün ve sürekli devlet terörü, bir dizi yalan, hurafe ve ideolojik söylemle de desteklendi. Birincisi, Filistinlilerin gönüllü olarak yurtlarını terkettikleri yalanıdır. İkincisi, halksız bir toprak, toprağı olmayan bir  halk için sloganıyla ifade edilendir. Üçüncüsü, siyonist İsrail devletinin kuruluşunun uygarlaştırıcı bir girişim olduğu; Dördüncüsü, Filistin halkına yakıştırılan sıfatlarla ilgilidir, buna göre Araplar: “ ilkel, terkedilmiş, yağmacı, talancı, haydut, soyguncu, hileci, yakıp/yıkan, Yahudileri terörize eden, vb. bir topluluktur... Kendi dışındakini bu şekilde tanımlamak her zaman sömürgeciliğin vazgeçilmez/değişmez kuralıdır...  İşte bu yüzden Filistinliler mutlaka Filistin'den atılmalıydılar... Beşincisi de, siyonist devletin Yahudilerin Arap tehdidine karşı yürüttükleri soylu bir kurtuluş savaşı sonucu kurulduğu safsatasıdır. Filistinlilerin gönüllü olarak yurtlarını terkettikleri iddiası siyonistlerin  bir uydurmasıydı, dolayısıyla üzerinde durmaya gerek yok.

 

Halksız bir toprak... söylemine gelince, Filistin toprakları siyonistler tarafından sömürgeleştirilmediği dönemde, bölge Osmanlı İmparatorluğundan koparılıp, İngiltere’nin mandası altına girdiği 1917 yılında  orada %98’i Müslüman olmak üzere 1 milyondan fazla insan yaşamaktaydı. Geri kalan %2’yi de Hristiyan ve Yahudi azınlıklar oluşturuyordu. Görece refah içinde yaşayan bir halk söz konusuydu. Şimdilerde Lübnan, Suriye, Ürdün, Gazze ve Batı Şeria’daki kamplarda yaşayan mülteci nüfus 4 milyon civarındadır. Mülteci kamplarındaki bu 4 milyonluk nüfus, Siyonist devletin kuruluşunun ilan edildiği 14 Mayıs 1948 öncesi ve hemen sonrasında yurtlarından kovulan 800 bin Filistinlinin çocuklarıdır... Fakat İsrailli siyonist resmi tarihçilere göre, söz konusu 800 bin nüfus, Arap devletlerinin çağrısı üzerine ülkelerini terkettiler... Siz hiç davet üzerine öz-yurdunu terkeden bir halk biliyor musunuz? Oysa tam tersi söz konusuydu, Filistinliler kendilerine dayatılan savaşın ve katliamların sonucunda vatanlarından sürüldüler...  Filistin devletinin bir “ulusal kurtuluş savaşı” sonucu kurulduğu yakıştırmasına gelince: Böyle iddia her halde kara mizah alanını ilgilendirebilir...

 

Sömürgeci/emperyalist Avrupalılar tarafından ‘Orta-Doğu’ denilen bölge, koloniyalist dönemde hep jeostratejik bir öneme sahip oldu. Fakat sadece koloniyalist kapitalist dönemde değil, tarih boyunca da hegemonya emelleri olan tüm güçlerin gözlerini bu bölgeye dikmeleri boşuna değildir. İngilizlerin Orta-Doğu’da bir Avrupa devleti kurma projesi, daha 1840’lı yıllarda kimi İngiliz dergilerinde yazılmaktaydı. Siyonizmin ‘ruhanî babası” sayılan Theodore Herzl [1860–1904]. Ünlü İngiliz sömürgecilik teorisyeni ve mimarı Cecil Rhodes’a sunduğu siyonist programıyla ilgili olarak: “ Mâlum olduğu üzere, benim programım sömürgeci [colonial] bir programdır. Sizden siyonist projeyi desteklemek üzere ağırlığınızı koymanızı istiyorum.” diyordu.  1895 de yayınlanan Yahudi Devleti adlı kitabında da: “orada [Filistin– F.B.]  Asya’ya karşı Avrupa için bir siper oluşturacağız, orada barbarlığa karşı uygarlığın ileri karakolu olacağız.” diyor.

 

Aslında Siyonist devlet demek, Orta-Doğu’daki ‘Batı devleti’ demektir. Başka türlü ifade edersek, Müslüman-Arap toprağındaki Siyonist İsrail, emperyalizmin/koloniyalizmin o bölgeye taşmış bir uzantısıdır. Siyonist İsrail Devleti demek, Orta-Doğu’daki ABD, AB ve uzantıları demektir. Siyonist rejim emperyalist çıkarlar için vazgeçilmez olduğu için koşulsuz destekleniyor. Bu gerçeği yok sayarak yapılan tahliller, ancak o tahlilleri yapanları ve ahmakları aldatmaya yarayabilir. Koloniyalizm ve emperyalizm kavramları kullanılmadan yapılan ve yapılacak tahlillerin bir kıymet-i harbiyesi olması mümkün değildir. Siyonist rejim sürekli bir çatışma, savaş, terör ve şiddet sarmalı yaratarak, Arap Birliğinin gerçekleşmesini engelliyor, bölge haklarının kendi ayakları üstünde durmasına imkân vermiyor, demokratikleşmenin önünü kapatıyor, bu arada çürümüş, emperyalizmin uşağı otokratik Arap rejimlerinin iktidarına süreklilik kazandırıyor ve bölgeyi saldırıya açık hale getiriyor, vb. Statu quo bu şekilde devam ettikçe emperyalizmin bölgenin kaynaklarını hoyratça yağmalaması mümkün oluyor. Bu yüzden Başta ABD olmak üzere, Avrupa ve uzantılarının Siyonist rejime verdiği desteği, sadece Siyonist lobilerin marifeti saymak büyük bir yanılgıdır. Son tahlilde Siyonist lobilerin varlığı emperyalizmden bağımsız değil. Siyonist devletin destekçileriyle Siyonist lobilerin gerisindekiler aynı odaklar.

 

Eğer herhangi bir şekilde Siyonist İsrail Devleti emperyalizmin çıkarları açısından zararlı hale gelirse, kendisinden bekleneni veremez hale gelirse, anında siyonist lobilerin esamesi de okunmaz hale gelir. Bu yüzden Siyonist devletin varlığı, sürekli çatışma, savaş, şiddet, etnik temizlik, koloniyal yayılma olmadan mümkün değil. [Zira, efsanede Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin vaadedilmiş topraklar olduğu söyleniyor ki,  bu daha fethedilecek çok toprak var demek...]. İşte bu yüzden Siyonist rejim kanla beslenen bir rejimdir. Varlık nedenini her seferinde daha çok öldürmeye, kan dökmeye, yakıp/yıkmaya, tahrip etmeye, ortalığa terör ve korku salmaya borçlu tuhaf bir rejimdir. Canlıların su ile beslendikleri bilinir, sanki  Siyonist rejim bir istisna ve kanla besleniyor. Velhasıl Tuhaf bir ölme/öldürme sarmalı...

 

Durum böyleyken soruyu sorulması gerektiği gibi sormak gerekir. Naif, hanyayı/konyayı bilmekten aciz kimileri, neden ABD, Avrupa ve Birleşmiş Milletler [BM] Siyonist rejimi durdurmak için harekete geçmiyor diye yakınıyor, hayıflanıyor... Eğer siyonist İsrail devletinin ABD ve Avrupa olduğunu bilselerdi, bu tür hezeyanlara ve kuruntulara da kapılmazlardı. Siyonist rejimin neden teknoloji harikası yeni silahları Filistinli kadınlar ve çocuklar üzerinde denediğini de bilirlerdi... BM’ye gelince, söz konusu örgüt İkinci emperyalistler arası savaş sonrasında oluşturulan emperyalist statu quo yu sürdürmek üzere başta ABD olmak üzere emperyalist güçler tarafından oluşturulmuş bir örgüttür. Bu örgütün asıl misyonu, kimi soylu, evrensel, hümanist kavramlara gönderme yaparak ve bazı insancıl denilen [sözde uluslararası] örgütleri de [işte FAO, WHO, UNICEF, UNESCO, vb]  araçlaştırarak, ideolojik mistifikasyon yaratmak, ortalama insanı aldatmaktır. Emperyalizmin çıkarlarının bekçiliğini yapmak, yanılsama yaratmak üzere oluşturulmuş bir örgütten Filistin halkı lehine birşeyler beklemek birşeyi olmadığı yerde aramak değil midir? Bir de hayli zamandır dillendirilen bir uluslararası toplum söylemi var. Şu uluslararası toplum denilen ne menem birşey ve kimlerden oluşuyor? Bu ‘topluma’ kimler dahil dersiniz? Mesela Nijerya, Suriye, Kolombiya, Tayland, v.b. de dahil mi? Aslında uluslararası toplum denilen kolektif emperyalizmin öteki adı, şu bildik ABD, Batı Avrupa ve uzantılarından başkası değil... Bu söylemin de  ideolojik bulanıklık yaratmak üzere peydahlandığında şüphe yok...

 

Türkiye kuruluşunun hemen ardından Siyonist devleti tanıyan [28 Mart 1949] ilk Müslüman ülkeydi. O zamandan beri ne zaman Müslüman-Araplarla emperyalistler arasında bir çatışma çıksa, hep Batılıların safında yer aldı. Sırtını Arap ulusuna, yüzünü emperyalizme çevirdi. Hem bir Batı uydusu ve NATO müttefiki olup, hem de bu tür çatışmalarda emperyalizm karşıtı bir politik duruş sergilemek zaten mümkün değildir. ABD’den “yardım” almak, ancak siyonist rejimle iyi geçinmekle mümkündür. Aradan geçen 60 yılda ‘garp cephesinde yeni birşey yok’... Emperyalizme karşı çıkmadan Siyonist rejimin vahşetine ve aşırılıklarına karşı çıkılamayacağına göre! Üstelik bu utanç verici ‘tercihi’  Türkiye’nin ‘milli çıkarları’ gerekçesinin arkasına gizlenerek savunuyorlar ve bir ‘diplomatik başarı’ olarak da sunmaya çalışıyorlar...

 

Bu yazıda ‘milli çıkar’ denilen safsataya dair açılım yapmamız  mümkün değil. Sadece sınıflı bir toplumda “milli çıkar’ diye birşeyin mümkün olmadığını, olamayacağını, bu tür söylemlerin  birer egemen ideoloji kategorisi olduğunu söylemekle yetinelim. Öyle bir “Türkiye’nin ulusal çıkarı” ki, vahşet, etnik temizlik, katliamlar karşısında sessiz ve tepkisiz kalmayı haklı çıkarıyor... Sanki Filistin halkıyla İsrail arasında bir savaş varmış da, kalıcı bir barışla sorun çözülecekmiş gibi maalesef yaygın bir izlenim de yaratılmış durumdu... Oysa oradaki durum “barış” kavramıyla ifade edilebilir değil. Barış, iki devlet veya iki taraf arasındaki savaşın sonundaki bir ‘uzlaşma’ durumunu ifade eder. Filistin söz konusu olduğunda “barış” kavramı uygun değil. Orada koloniyalist/emperyalist bir işgal, kuşatma ve topraklarından sürülmüşlük durumu var, dolayısıyla sorunun çözümü ancak sömürgeci/emperyalist gücün oradan atılmasıyla mümkün. Velhasıl durum ancak ‘ulusal kurtuluş’ kelimeleriyle ifade edilebilir...

 

Bu tür ideolojik manipülasyonlar, saldıranla saldırıya uğrayanı ‘eşit statüde’ görmek veya aynı zemin üzerinde saymakla ilgili... Biri sizin boğazınızı sıkmaya çalışırken korunma refleksiyle yaptıklarınız şiddet, terör gibi kelimelerle ifade edilebilir mi? Barışla ilgili olarak Romalı tarihçi Tacit, haklı olarak bir çöl yaratıyorlar sonra da ona barış diyorlar[2] [2] demişti...

 

Siyonist rejimin son saldırısı ve vahşet görüntüleri, insanların vicdanını yaralıyor ve haklı tepkilere neden oluyor. Elbette acil yardımları gerektiren acil bir durum söz konusu ve olabildiğince çok yardım için acilen seferber olmak öncelikli ve gerekli ama yeterli değil. Eğer sizin devletiniz Siyonist rejimin en büyük destekçilerinden biriyse, o zaman acil yardımdan başka şeyler de yapmanız gerekecektir. Eğer ağlamak, sızlamak, lânetlemek, vb. bir işe yarasaydı, [daha öncesi de olmakla birlikte] 61 yıllık işgalin, kıyımın ve barbarlığın sonunun çoktan gelmesi gerekmez miydi? Türkiye İsrail’in “stratejik müttefiki”, velhasıl ikisi arasında ‘derin bir uyuşma var. İttifak’ın anlamlarından biri de uyuşmadır ve ancak birbirlerine benzeyenler uyuşabilir...

 

Türkiye İsrail’in en büyük silah müşterisi, İsrail’in hava kuvvetlerinin eğitiminin bir kısmı Türkiye’de gerçekleşiyor. Vücutları bombalarla paramparça olan çocukları, kadınları, Filistinli savaşçıları, her yaştan insanları öldürenlere, topraklarınızda katliam antrenmanları yapmasına karşı çıkmıyorsanız, döktüğünüz gözyaşları ne demeye gelir? Timsah gözyaşları ikiyüzlülüğü ve sahtekârlığı gizlemek için değil mi? Türkiye ile İsrail arasındaki “Güvenlik ve Gizlilik Anlaşması” ne için ve kime karşı? Fakat iki devlet arasındaki anlaşmalar sadece “Stratejik İttifak‘,  ‘Güvenlik ve Gizlilik Anlaşması”  “Askerî Eğitim ve İşbirliği Anlaşmasından” ibaret değil. Onlarca alanda yapılmış onlarca anlaşma var: Turizmden telekomünikasyona, Serbest Ticaret Anlaşmasından, Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasına, vb...

 

Filistin halkının maruz kaldığı yüzyıllık şiddet ve vahşetten kurtulması, topraklarında onuruyla, bağımsız ve özgür yaşaması, başta Müslüman/ Arap halkları olmak üzere, Türkiye de dahil, tüm Orta-Doğu halklarının ortak yürüteceği, tutarlı, kararlı bir anti-kapitalist, anti-koloniyal, anti-emperyalist mücadeleyle mümkün. Fakat Filistin halkının kurtuluşu sadece onun kendi kurtuluşu da olmayacak, Filistin halkının gerçek anlamda kurtuluşu, aynı zamanda tüm bölge halklarının kurtuluşu da olacaktır. Bu yüzden enternasyonalist dayanışma ve işbirliği vazgeçilmezdir. Bunun için de işe öncelikle bölgenin emperyalizm tarafından  araçlaştırılan, çürümüş otokratik Arap rejimlerinin iktidarına son vererek başlamak gerekiyor. Zira altedilmesi gereken düşman sadece emperyalizm değil, kaldı ki, emperyalizm iç-uzantılar olmadan hükmedemez... Velhasıl dış düşman -içdüşman özdeşliği söz konusu. Bunun için de enternasyonalist dayanışmayı ve işbirliğini bir söylem olmaktan çıkarıp, ete-kemiğe büründürmek gerekiyor. Velhasıl radikal olmak gerekiyor ki, radikal olmak demek, sorunları kökeninden ele almaktır denmiştir. Aksi halde oradaki vahşetten hepimiz sorumlu olmaktan kurtulamayız.

 

Bu yazıyı Filistinde öldürülen çocukların anısına Hanoch Levin’den[3] bir dörtlükle bitirmek uygun düşüyor...

 

Sevgili baba, mezarımın üstünde durduğunda

Yaşlı ve yorgun ve çok yalnız,

Ve beni bu toprağa nasıl gömdüklerini gördüğünde

Benden seni affetmemi iste baba.


 

[1] Baruch Spinoza [1632-1677] 17. Yüzyılın önde gelen Hollandalı Filozof

[2] Publius Cornelius Tacitus, [MS: 55-120] Tarihçi-Filozof.

[3] Hanoch Levin [1943-1999] İsrailli şair, yazar, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni. dramaturg.

Sent: Friday, January 16, 2009 11:45 AM

 

Gazze’de enkazdan 40 ceset çıkarıldı

18 Ocak 2009 Pazar http://www.haberx.com/Dunya-Haberleri/Ocak-2009/Gazzede-enkazdan-40-ceset-cikarildi.aspx


AA - Gazze Şeridi’nde bugün enkaz altından 40 ceset çıkarıldı.
     Filistinli doktorların açıklamasına göre, 22 gün boyunca İsrail’in şiddetli bombardımanına maruz kalan kuzeydeki Beyt Lahya ve Cebaliye kasabalarında enkaz altından çıkarılan cesetler arasında çocuklar da bulunuyor.
     Üç hafta süren İsrail bombardımanlarında üçte biri çocuk olmak üzere en az 1245 Filistinli hayatını kaybetti, 5300’den fazla Filistinli yaralandı.
     Gazze’deki insan hakları merkezine göre, ölenlerin yüzde 65’i sivil.
     İsrail, dün gece yarısından sonra ateşi kestiğini açıklamıştı.

Gazze’de canlı yayında trajedi

17/01/2009 http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=917450&Date=17.01.2009&CategoryID=81

Filistinli doktor Ebul Eyş, bombalanan evinde 8 çocuğundan üçünü bombalama sonucu kaybettikten hemen sonra İsrail televizyonunda canlı yayına çıktı


TEL AVİV - Gazze’de binlerin trajedisine her gün yenileri eklenirken, bombardımanda 8 çocuğundan üçünü kaydeden Gazzeli doktorun dramı, İsrail’in Kanal 10 televizyonunun canlı yayınında ekrana geldi.
İsrail’in Tel Haşomer hastanesinde de görev yapan, hastane çevrelerinde çok sevilen ve Kanal 10 televizyonunun, Gazze’deki durum için zaman zaman kendisine bağlandığı Dr. İzzeddin Ebul Eyş’in evi, son canlı yayın bağlıntısı yapılmadan dakikalar önce İsrail ordusunun tank ateşine maruz kaldı. Bombalanan evde 8 çocuğundan 3’ünü kaybeden doktorla bağlantı kurulduğunda, doktor birkaç dakika önce evinde yaşananları ağlayarak, "Yarabbi" çığlıklarıyla aktardı.
Kanal 10 muhabirini de şoke eden canlı bağlantıda, "Şlomi, bunlara ne yaptılar" diye soran doktora, görüşmeyi yapan haber spikeri Şlomi Eldar ne cevap vereceğini bilemedi, sık sık "Senin için yapabileceğimiz tek şey ambulans yollamak... Yerini söyle" diyerek çaresizliğini dile getirdi.
Şlomi Eldar, doktorla daha önce de Gazze’deki durumu aktarmak için canlı bağlantılar yaptığını, ailesinin başına bir şey gelmesinden doktorun hep korktuğunu söylerken, "Biraz önce bağlandık...Evi bombalanmış" demekle yetindi ve doktorun çığlıkları karşısında onu teselli edecek söz bulamadı.
Doktor, ağlayarak Cebaliye’de oturduğu evin yerini aktarırken, Şlomi Eldar, "Bunlara ne yaptılar" diye haykıran doktorun ağıtları karşısında, "Ben devam edemeyeceğim" diyerek, kulaklığını çıkardı.
Daha sonra İsrail’in Erez’deki Koordinasyon ve İrtibat Ofisi, Filistinli ambulanslarla alınarak Erez geçişine getirilen Dr. İzzeddin Ebul Eyş, ağır yaralı 3 çocuğu ve diğer yaralıları, İsrail’deki hastanelere taşıdı.
Ebul Eyş’in saldırıda ağır yaralanan kardeşi de İsrail’e getirildi. Ancak kardeşinin iki çocuğu da tank ateşinde hayatını kaybetti.
Olayın öğrenilmesi üzerine Gazzeli doktorla birlikte çalışan İsrailli doktorlar, Eyş’in İsrail’deki arkadaşları, insan hakları eylemcileri ve gazeteciler, Tel Haşomer’deki hastaneye akın etti.
İsrail ordusu, olayla ilgili ilk araştırmasında, doktorun evinin bulunduğu binanın üzerinden İsrail askerlerine keskin nişancı atışı yapıldığını belirtti. İsrail ordusunun olayla ilgili soruşturmasının devam ettiği kaydediliyor.
Kendisi de Tel Haşomer’deki Şeba Tıp Merkezi’nde ve diğer İsrail hastanelerinde yıllarca çalışan Gazzeli doktorun eşi, birkaç ay önce kan kanserinden ölmüştü.
Tel Haşemor hastanesi Şeba Tıp Merkezi Genel Müdürü Prof. Ze’ev Rothstein, Ynet sitesine yaptığı açıklamada, operasyonun başlamasıyla birlikte Dr. Ebul Eyş’in, kızlarının yanında olmak için Gazze’ye döndüğünü hatırlatarak, "Gazze’de ve İsrail’de çocuklar için çabalayan doktorun trajedisini anlatmaya kelimelerin yetmediğini" söyledi.
Prof. Rothstein, "Keşke uyanıp bunun kötü bir rüya olduğunu söyleyebilsem... Belki Hamas onun evini kullanmış olabilir. Bu, halkın ateşe maruz bırakılmasının saçmalığını gösteren, savaşın en kötü trajedilerinden biri" dedi.
Dr. Ebul Eyş de Şeba Tıp Merkezi’nde, "İnsanlara yardımcı olmayı seven 3 kızım vardı" derken, ölen kızlarını "Onlar barışın neferleriydi" diye tarif etti, "İnşallah bu son olur" diye konuştu.
Filistinli doktorla birlikte çalışan Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırmaları biriminden Dr. Liat Lerner-Geva da "doktorun, bu yaşadıklarından sonra nasıl ayakta durabileceğini bilemediğini" ifade etti. Lerner-Geva, doktorun daha önce İsrail’de olmasına rağmen, savaşın başlamasıyla Gazze’ye çocuklarının yanına gittiğini belirtti ve Pazartesi geri dönmeyi planladığını anlattı. Lerner-Geva, doktorun geçiş izni bulunmasına rağmen, geçiş noktasında kendisine hep zorluk çıkarıldığını, Gazzeli doktorun, İsraillilerle Filistinlilerin birlikte yaşayabileceğine inanan ve bunu uygulamada da gerçekleştiren bir kişi olduğunu dile getirdi. (aa)

Gazze’de BM okuluna tank ateşi

17/01/2009 http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=917440&Date=17.01.2009&CategoryID=81

Gazze Şeridi’nin kuzeyinde İsrail tank ateşine hedef olan BM okulunun, içindeki insanlar kaçarken bir daha tank mermisiyle vurulduğu, saldırılarda 6 Filistinlinin öldüğü bildirildi.

Filistinli sağlık yetkilileri ve görgü tanıklarının açıklamalarına göre, BM Yardım ve Çalışma Ajansı’nın (UNRWA) okuluna ilk tank mermisinin isabet etmesi sonucu bir çocuk ve bir kadının ölmesinin ardından, insanlar çatışmalar nedeniyle sığındıkları okuldan kaçarken yeni tank ateşi altında kaldılar. Görgü tanıkları, insanlar kaçarken açılan tank ateşinde de 4 kişinin öldüğünü kaydetti. Öte yandan, İsrail ordusundan bir sözcü, BM okuluna tank ateşi açılmasıyla ilgili haberleri araştırdıklarını söyledi.
BM’nin Gazze’deki merkezi de perşembe günkü İsrail saldırılarının hedefi olmuştu. Gazze’deki saldırılarda bir başka BM okulunun hedef olması sonucu da 30 kişi ölmüştü. İsrail’in 22 gündür saldırılarını sürdürdüğü kuşatma altındaki Gazze’de yaklaşık 45 bin kişinin BM okullarına sığındığı bildiriliyor. (aa)

İsrail, ateşkes ilan etti ama Gazze'den çıkmıyor

18 Ocak 2009, Pazar http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=805031&title=israil-ateskes-ilan-etti-ama-gazzeden-cikmiyor

İsrail, Gazze'ye yönelik 22 gün boyunca yürüttüğü ve 1.200 insanın ölümüne yol açan saldırıyı dün gece sona erdirdi. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, yaptığı basın toplantısıyla İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısının sona erdiğini açıkladı.

Hedeflerine ulaştıklarını, Hamas'a ağır bir darbe indirdiklerini ve İsrail'e yönelik füze atışlarını ciddi biçimde azaltmayı başardıklarını ifade eden Olmert, İsrail kuvvetlerinin şu an için bölgeden çekilmeyeceğini belirtti. Gazze'de İsrail füzeleriyle katledilen yüzlerce sivil için üzüntüsünü dile getiren İsrail lideri, Gazze halkının düşmanının İsrail değil Hamas olduğunu savunurken, sivil kayıplardan Hamas'ı sorumlu tuttu. Olmert, ateşkes açıklamasını yaparken de tehdit etmekten geri durmadı ve roket atışlarının devamı halinde tekrar aynı şekilde cevap vereceklerini belirtti. İsrail'in tek taraflı ateşkesi önceki gece yerel saatle 02.00'de başladı.

Hamas: Çekilme olmazsa ateşkes olmaz

Ehud Olmert, Gazze'deki saldırılar sırasında hayatını kaybeden 10 İsrail askeri ve 3 vatandaşı için de üzüntüsünü dile getirerek, kalplerinin ölen İsraillilerin aileleriyle olduğunu sözlerine ekledi.

Hamas sözcülerinden Fevzi Barhum, Tel Aviv'in tek taraflı ateşkes ilanının ablukanın ve İsrail saldırganlığının sonu anlamına gelmediğini, direnişi sonlandırmayacaklarını kaydetti. Hamas, Olmert'in basın toplantısından saatler önce yaptığı açıklamada da İsrail'in Gazze'de kalmaya devam ettiği müddetçe direnişi sürdüreceğini duyurmuştu. Hamas yetkilisi Usame Ebu Hamdan, "İsrail ordusunun tek taraflı ateşkes ilan etmesi Gazze Şeridi'nden çekilmesini öngörmüyor ve Gazze'de kalmaya devam ettiği sürece de direniş ve çatışmayla karşı karşıya kalacak." diye konuşmuştu.

İstanbul Topkapı Eresin Otel'de İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından dün düzenlenen "Gazze'de son durum" toplantısında konuşan Hamas sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri de, "Biz ne işgalciyiz ne de saldırganız. Canımız pahasına vatanımızı korumaya çalışıyor, saldırılara karşı direniyoruz." ifadelerini kullandı.

Öte yandan BM Genel Kurulu, Gazze'deki krizi ele aldığı 2 günlük olağanüstü toplantısının sonunda BM Güvenlik Konseyi'nin geçen hafta kabul ettiği 1860 sayılı bağlayıcı kararın uygulanmasını talep etti. BM Güvenlik Konseyi'nin kararında Gazze'de taraflara "derhal ve kalıcı" ateşkes çağrısında bulunuluyor ve ateşkes sağlanmasının ardından İsrail birliklerinin tamamen Gazze'den çıkması isteniyordu. Tel Aviv yönetimi, bağlayıcı olmasına rağmen Güvenlik Konseyi'nin kararına uymayacağını duyurmuştu. Dış Haberler Servisi

İsrail televizyonuna canlı yayında çocuklarının ölümünü anlattı

İsrail'in Gazze'de giriştiği katliamlardan biri önceki gün İsrail televizyonunun canlı yayınlarından birine yansıdı. Bir dönem İsrail'deki Tel Haşomer hastanesinde de görev yapan Filistinli doktor İzzeddin Ebu El Ayş'ın evi Kanal 10 televizyonunun canlı yayınına bağlanmadan kısa süre önce tanklar tarafından vuruldu. 8 çocuğundan 3'ünü kaybeden doktor telefonu gözyaşları içinde açtı. Kanal 10 muhabirini de şoke eden canlı bağlantıda Filistinli doktor, "Şlomi, bunlara ne yaptılar" derken, haber spikeri Şlomi Eldar ne cevap vereceğini bilemedi ve "Senin için yapabileceğimiz tek şey ambulans yollamak... Yerini söyle" diyerek çaresizliğini dile getirdi. Ebu El Ayş, ağlayarak Cebaliye'de oturduğu evin adresini verirken, Şlomi Eldar, doktorun ağıtları karşısında, "Ben devam edemeyeceğim" diyerek, kulaklığını çıkardı. Daha sonra Dr. Ebu El Ayş ve ağır yaralı diğer yakınları, İsrail-Gazze arasındaki Erez sınırından hastanelere taşındı. El Ayş'ın kardeşinin iki çocuğu da hayatını kaybetti. Filistinli doktorun İsrail'deki doktor arkadaşları, insan hakları eylemcileri ve gazeteciler Tel Haşomer'deki hastaneye akın etti.

Suya giden çocuklar füzeyle vuruldu

 TIME \@ "dd MMMM yyyy dddd" 16 Ocak 2009 Cuma http://yenisafak.com.tr/Dunya/?t=16.01.2009&c=4&i=163182

İsrail saldırılarında yaralanıp tedavi için Türkiye'ye getirilen Filistinliler yaşadıkları o vahşet anlarını anlattı. Filistinli yaralılardan Velid El Garabbi'nin babası Muhammed El Garabbi, “Çocuklarım su almak için aşağı indiklerinde füze saldırısı oldu. Velid'den başka bir oğlum da hafif yaralandı” diyerek Gazze'de yaşanan dramı gözler önüne serdi.

ANKARA (A.A)

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavileri süren 8 Filistinli için hekiminden hemşiresine kadar tüm sağlık personeli ellerinden geleni yapıyor. Yaralılarla birlikte Türkiye'ye gelen yakınları ise bir yandan ülkelerinde kalan aileleri için endişelenirken, bir yandan sevdiklerinin iyileşmesini ümitle bekliyor.

Yaralılar içinde en büyük dramı yaşayanlardan biri 19 yaşındaki Ahlam Diyb. Amcasının oğluyla 4 ay önce hayatını birleştiren genç kadın, evlerine isabet eden füzeyle 24 yaşındaki kocası ile birlikte 11 yakınını kaybetmiş. Saldırıda bacağı ve ayağı kırılan Diyb'in iyileşmesi için sürekli dua eden annesi Semire Ebu Matar, yaşadıklarını anlatırken metanetini korudu. "Elhamdülillah iyiyiz. Her şeye rağmen ayaktayız" diyen Matar, şöyle konuştu:

"Kızım ailesiyle otururken evlerinin yakınına bir füze düşmüş. 'Ne oluyor' diye bakarken, ikinci füze kendi evlerine isabet etmiş. Aynı evde eşi, eşinin kardeşleri, kayınpederiyle birlikte 11 kişi öldü. İsrail dört bir yandan saldırıyor. Oturduğumuz Cibaliye Mahallesi'nde bütün evler yıkık. Hiçbir yerde güvende değiliz. Camiye bile gidemiyoruz. Bu nedenle akşam ve yatsı namazlarını aynı anda kılıyoruz. Mahallemizde daha dün 19 kişi ölmüş. Şehitlerimizi toplayamıyoruz."

Kızının Türkiye'ye getirildikten sonra ameliyat edildiğini, bu nedenle ağrıları olduğunu kaydeden Matar, Diyb'in, eşinin ölüm haberini Gazze'deki hastanede aldığını ve dünyasının yıkıldığını söyledi.

"GAZZE'NİN KÖKÜNÜ KURUTTULAR"

Saldırılarda evlerine 3 füze isabet eden, üniversitede fizik bölümünde öğrenim gören 20 yaşındaki Velid El Garabbi, okulunu bitirmesine 1 yıl kala sağ kolunu ve sol gözünü kaybetti.

Filistin ordusunda yüzbaşı olan baba Muhammed El Garabbi, saldırılar sırasında yaşadıklarını anlatırken, 7 çocuğunun en büyüğü olan Velid'in sağlığına tekrar kavuşmasını dört gözle beklediklerini söyledi. Türkiye'ye gelmelerinin üzerinden 2 saat geçmeden kendilerini ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, tüm yetkililere ve hastane personeline şükran duyduklarını belirten El Garabbi, Gazze'de yaşanan dehşeti şu sözlerle ifade etti:

"Bombalar, hem deniz, hem kara, hem de havadan yağıyor. Gazze'nin kökünü kuruttular. Benzeri başka bir yerde görülmeyecek şekilde, tümüyle evleri hedef alıyorlar. Su, elektrik, yiyecek yok. Çocuklarım su almak için aşağı indiklerinde füze saldırısı oldu. Velid'den başka bir oğlum da hafif yaralandı. Hastaneler yaralı ve ölülerle dolu. Yaralılar koridorlarda, yerlerde yatıyor. Hastaneler ihtiyacı karşılamıyor. Hafif olanları tedavi edip, ağır olanları ileri tedavi için dışarıya yolluyorlar. Velid'in ayaklarında da yaralar var. Gazze'de kalsaydık ayağını da kaybedebilirdi. Türkiye'ye gelmemiz bizim için büyük şans oldu. Her seviyede üst düzey ilgi gördük."

El Garabbi, "Saldırılarda fosfor bombası kullanılıp kullanılmadığı" sorusu üzerine, "Ben uzman değilim ama hastanede vücudunun tümü yanmış yaralılar vardı. Düşen füze parçaları birden bire alev alıyordu. Vücudunun yarısı kopan insanlar vardı" diye konuştu.

Oğlu Velid'in moral durumunun sorulması üzerine de El Garabbi, "Okulunu bitirmek istiyor. Ben ona değil, o bana cesaret veriyor" dedi. Ülkesinde kalanların çok zor durumda olduğunu, İsrail saldırılarının devam etmesinden dolayı endişe duyduklarını kaydeden El Garabbi, Gazze'den ancak Kızılhaç görevlileri eşliğinde çıkışlarına izin verildiğini belirtti.

"TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ KALMADI"

Başından kurşunla yaralanan 54 yaşındaki amcası Sabri Halid Eş-Şami'ye refakat etmek üzere Türkiye'ye gelen 22 yaşındaki çevre ve toprak mühendisi Halid Semir Eş-Şami de abluka nedeniyle Gazze'deki hayat şartlarının çok uzun zamandır zor olduğunu ancak saldırıların başlamasıyla buradaki yaşamın tamamen durduğunu söyledi.

Tamircilik yapan amcasının, işinden evine dönerken başına isabet eden kurşunla yaralandığını, sağ kulağın üstünden giren kurşunun mideye kadar ilerlediğini belirten Eş-Şami, hastanın kolunda his kaybı ve duyma sorunu bulunduğunu kaydetti.

"Çocuk, yaşlı, kadın, sivil, asker ayrımı yapmadan herkesi vuruyorlar. Gazze'de taş üstünde taş kalmadı" diyen Eş-Şami, su ve temel gıda maddelerinde sıkıntı yaşandığını anlattı.

Arıtma tesisleri vurulduğu için şehirde çevre kirliliği yaşandığını, kanalizasyon atıklarının denize döküldüğünü ifade eden Eş-Şami, güvenlik nedeniyle Türkiye ve diğer ülkelerden gelen yardımların dağıtımında sorunlar yaşandığını belirtti.

Eş-Şami, Başbakan Erdoğan başta olmak üzere, Türk yetkililere teşekkür ederken, kendilerine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

PSİKOLOJİK TEDAVİ DE UYGULANIYOR

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Metin Doğan, ilk etapta hastaneye getirilen 10 yaralıdan, yanık problemi olan birinin GATA'ya, göğüs problemi olan bir başka hastanın da Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini bildirdi. Hastanedeki 8 hastaya ağırlıklı olarak plastik cerrahi ve ortopedi branşlarından uzmanlarca tedavi uygulandığını anlatan Doğan, açık yarası olanlara pansuman yapıldığını belirtti.

İlk geldiğinde enfeksiyon sorunu olan bir hastanın, tedaviyle durumunun iyiye gittiğini kaydeden Doğan, "Hastalarda fiziksel travmanın yanında psikolojik travma da var. Hem hastalar hem de yakınları psikolojik destek programına alındı. Yaşadıkları ciddi travmanın etkileri devam ediyor" diye konuştu.

Doğan, halkın, Filistinli hastalara büyük ilgi gösterdiğini ve yoğun bir ziyaret talebi geldiğini belirterek, "Sağlık açısından risk bulunması nedeniyle ziyarete izin veremiyoruz. Bu nedenle hastanemizde bir ziyaretçi defteri açıldı. Halkımız duygularını buraya aktarabilir" bilgisini verdi.

"ANCAK 10 HASTA İÇİN İZİN VERİLDİ"

Yaralılarla yakınlarının tercümanlığını yapan TİKA görevlisi Enver Arpa, Gazze'li yaralıları almak için Mısır'a giden uçakta kendisinin de bulunduğunu belirterek, "Uçağımız sabah saatlerinde havaalanına indi. 40-50 hasta için yer ayarlanmıştı ama bize önce 7 hasta verileceği söylendi, daha sonra bu sayı 4'e düştü. Saat 03.30'a kadar bekledik ve sonunda 10 hasta teslim edildi" diye konuştu.

 

BM ve medya hedefte

DIŞ HABERLER SERVİSİ

güncellenme zamanı 16.1.2009

16 Ocak 2009, Cuma http://www.milliyet.com.tr/Dunya/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=dunya&KategoriID=&ArticleID=1047725&Date=16.01.2009&b=BM%20ve%20medya%20hedefte&ver=96

Gazze kentindeki BM merkezi ve medya ofislerinin bulunduğu bina isabet aldı. Medya binası vurulmadan önce İsrail ordusu Reuters’tan Gazze ofisinin koordinatlarını öğrenmiş. İsrail, Hamas’ın 3 numaralı isimi Said Siyam’ı hava saldırısıyla öldürdü

İsrail, Gazze Şeridi’ne düzenlediği operasyonun 20. günününde tanklarla Gazze kentinin içlerine ilerlemeye çalışırken, kentteki BM merkezi, Kızılay ve medya kuruluşlarının binaları vuruldu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un İsrail ziyareti sırasında düzenlenen saldırının ardından, BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) bölgedeki faaliyetlerini askıya aldı. İsrail’in dünkü hava saldırısında Hamas’ın 3 numaralı ismi Said Siyam yaşamını yitirdi.
İsrail’in 27 Aralık’ta başlattığı Dökme Kurşun Operasyonu’nda kara birlikleri ilk kez dün Gazze kentinin dış kesiminde yeni inşa edilmiş olan Tel El Hava Mahallesi’ne girdi. İsrail, içinde 300 hastanın bulunduğu Tel El Hava Hastanesi’ni de füzeyle vurdu.  
Bölgeye düzenlenen saldırılarda, UNRWA binası vurulurken, ajansta çalışan 3 kişi yaralandı. BM’nin bölgede dağıtmayı planladığı yüzlerce ton yardım malzemesinin bulunduğu depoda da yangın çıktı. Saldırı sırasında binada, evlerinden kaçarak BM’ye sığınan yüzlerce Filistinlinin bulunduğu belirtildi. Ajansın sözcüsü Adnan Ebu Hasna, saldırının ardından, “Bütün operasyonlarımızı askıya almaya karar verdik” dedi. UNWRA’nın Kudüs’teki sözcüsü Chris Gunness de, BM binasına, kesin olmamakla beraber, 3 beyaz fosfor bombasının atıldığını kaydetti. 

Hamas’ta yas
İrail ordusunun Gazze kentine girmek için dün en büyük harekâtı başlattığı bildirildi. Kenti havadan ve denizden bombalayan İsrail ordusu, karadan da tankalarıyla Gazze kentinin güneybatısında yer alan ve yeni apartmanlardan oluşan Tel El Hava Mahallesi’ne girdi. Görgü tanıkları, binaların çatılarına yerleşen İsrail askerlerinin apartmanları zorla boşalttığını, erkekleri ailelerinden ayırarak sorguladığını, kadın ve çocukların ise BM’ye sığınmaya çalıştığını söylediler. Hamas militanlarıyla sert çatışmaların sürdüğü saatlerde bir İsrail F-16 savaş uçağı Hamas liderlerinden Said Siyam’ın kaldığı kardeşinin evini bombaladı. Saldırıda Said Siyam’la birlikte kardeşi, oğlu ve kardeşinin karısının da öldüğü açıklandı.   

Barak özür diledi
Gazze’deki krize çözüm bulmak amacıyla Ortadoğu turuna çıkan ve dün İsrail’de görüşmelerde bulunan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, İsrail Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı’na “şiddetli protestosunu ve öfkesini” ilettiğini söyledi. Ban, Savunma Bakanı Ehud Barak’ın, kendisinden özür dileyerek saldırıyı “ciddi bir hata” olarak nitelediğini belirtti. Ban, Barak’ın bundan sonraki operasyonlarında BM binaları ve personelinin zarar görmemesi için daha fazla dikkat gösterecekleri ve benzeri saldırıların tekrarlanmayacağı güvencesi verdiğini kaydetti.
Genel Sekreter ayrıca, Gazze’deki ölü sayısının “dayanılmaz noktaya” ulaştığını da vurguladı ve İsrail’in Gazze operasyonunu sona erdirmesi için gerekli unsurların mevcut olduğunu belirtti.
Gazze’deki uluslararası medya kuruluşlarının bulunduğu Eşşuruk binası da, dünkü saldırılarda isabet aldı. Bu saldırıda, Abu Dabi televizyon kanalı için çalışan bir muhabirin yaralandığı haber verildi.
Eşşuruk binasındaki Reuters haber ajansının bürosunun tam yerinin, İsrail tarafından saldırıdan kısa bir süre önce öğrenildiği kaydedildi. Reuters’ın haberine göre, bir İsrail ordu sözcüsü, patlamadan kısa bir süre önce Kudüs’teki Reuters personeliyle görüşerek, Gazze’deki bürolarının tam yerini öğrendi. Reuters’ın saldırılar başlamadan önce orduya bürolarının koordinatlarını ilettiği ve kendilerine hedef alınmayacakları konusunda teminat verildiği belirtildi.
Yabancı Basın Birliği (FPA), İsrail’den, yabancı medya kuruluşlarının bulunduğu bölgedeki ateşi kesmesini istedi. En az 50 kişinin öldüğü dünkü saldırılarda, Gazze’deki Kudüs Hastanesi ile etrafındaki bazı binalar da vuruldu. İçinde 700 civarında hasta ve yaralı ile Tel El Hava’da İsrail tanklarından kaçanların da bulunduğu hastanenin ön cephesinin bir füzeyle vurularak tamamen tahrip edildiği öğrenildi.

1105 ölü, 5130 yaralı
İsrail’in operasyonunda 20 günde ölenlerin sayısı 1105’e ulaşırken, 5130 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlerden 364’ünün çocuk olduğu belirtiliyor.

 

Gazze'de bugün 50 kişi katledildi

15 Ocak 2009 Perşembe http://yenisafak.com.tr/Dunya/?t=15.01.2009&c=4&i=162937  

İsrail ordusu, Gazze'de gazetecilerin kaldığı ve canlı yayınların yapıldığı El Şüruk Oteli'ni vurdu. Şu ana kadar saldırıda 3 kişinin yaralandığı bildiriliyor.

YENİ ŞAFAK İNTERNET - AJANSLAR
İsrail, Gazze'ye düzenlediği saldırıların 20'nci gününde, medya kuruluşlarının bulunduğu bina ile Birleşmiş Miletler (BM) Mültecilere Yardım Örgütü görevlilerinin bulunduğu binayı bombaladı.

Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre, kentin merkezinde bulunan Eşşuruk binasının tahminen 13. katının güney cephesi bir İsrail füzesi ya da mermisi tarafından isabet aldı.

Saldırıda Abu Dabi televizyon kanalı için çalışan bir gazetecinin yaralandığı kaydedildi. Reuters haber ajansının binadaki bürosunu boşalttığı belirtildi.

İsrail ordu sözcülüğü de haberin araştırıldığını bildirdi. Bu arada Associated Press ajansının haberine göre, bir BM sözcüsü, BM mülteciler ajansının Gazze'deki merkezinin İsrail toplarının hedefi olduğunu duyurdu. Bu binada da yangın çıktığı kaydedildi.

AL ARABIYA FAALİYETLERİNİ ASKIYA ALDI

Al Arabiya televizyonu ise BM'nin Gazze Şeridi'ndeki faaliyetlerini askıya aldığını söyledi. BM mülteciler ajansı da, Gazze'deki merkez binasının İsrail topçusu tarafından vurulduğunu ve binanın alevler içinde olduğunu belirtti.

BM Sözcüsü Chris Gunness, binanın, patladığında oldukça yüksek bir ısı meydana çıkaran üç fosfor bombasıyla vurulduğunun tahmin edildiğini söyledi.

YÜZLERCE KİŞİ İÇİN BİR SIĞINAKTI

Gunness, vurulan binanın İsrail saldırılarından kaçan yüzlerce kişi için sığınak olarak kullanıldığını kaydetti. Gunness bununla birlikte saldırı sırasında içeride kaç kişinin olduğu konusunda bir bilgi vermedi. İsrail ordusu ise olayla ilgili bir açıklama yapmadı.

Öte yandan Reuters haber ajansı ve diğer medya kuruluşlarının bulunduğu bir bina da İsrail güçlerinin hedefi oldu. Saldırıda Abu Dabi televizyonu muhabirinin yaralandığı bildirildi.

Binada İhlas Haber Ajansı personelinin de görev yaptığı öğrenildi.

İSRAİL: REUTERS'I UYARDIK

Gazze kentinde İsrail füzelerinin isabet ettiği uluslararası medya kuruluşlarının bulunduğu Eşşuruk binasındaki Reuters haber ajansının bürosunun tam yerinin, İsrail tarafından saldırıdan kısa bir süre önce öğrenildiği kaydedildi.

Reuters'ın haberine göre, bir İsrail ordu sözcüsünün patlamadan kısa bir süre önce Kudüs'teki Reuters personeliyle, Gazze'deki bürolarının tam yerini öğrenmek üzere görüştü.

Reuters'ın saldırılar başlamadan önce orduya bürolarının koordinatlarını ilettiği ve kendilerine hedef alınmayacakları konusunda teminat verildiği belirtildi.

HASTANELER TOPÇU ATEŞİYLE VURULDU

Öte yandan içinde 500 yaralının bulunduğu Tel Havva Hastanesi ile Filistin Kızılay'ına ait Kudüs Hastanesi de İsrail ordusu tarafından vuruldu. Hastanelerin boşaltılmaya başlandığı bildiriliyor. İsrail topçusunun vurduğu Gazze hastanesinin, Filistin Kızılayına ait Kudüs hastanesi olduğu bildirildi. Görgü tanıkları, mermi isabet edince alevler içinde kalan hastanenin Tel El Hava mahallesinde bulunduğu kaydedildi. Bazı kaynaklara göre, hastanede yaklaşık 500 kişi var.

BM, GAZZE'DE FAALİYETLERİNİ ASKIYA ALDI

BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı, Gazze kasabasındaki faaliyetlerini askıya aldığını açıkladı. Ajans, İsrail topçusunun kuruma ait binayı vurması üzerine bu kararın alındığını duyurdu. İsrail saldırısında üç kişi yaralanmıştı.

GAZZE'DE BUGÜN YAKLAŞIK 50 KİŞİ ÖLDÜ

İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) binasını da hedef aldığı Gazze saldırılarının 20. gününde onlarca Filistinli hayatını kaybetti. Gazze'den açıklama yapan Doktor Muaiye Hassaneyn, “Gazze'nin genelinde bugün en az 50 Filistinlinin can verdiğini” bildirdi. BM ve Filistinli kaynaklar, 27 Aralık'ta başlayan İsrail saldırılarında 1100 civarında Filistinlinin öldüğünü belirtiyor. Bu can kayıplarının yaklaşık yarısını siviller oluşturuyor.

İŞTE SALDIRI SONRASI GÖRÜNTÜLER

 

İsrail, basın ve BM binalarını vurdu

15 Ocak 2009 Perşembe http://www.haberx.com/Kitap-Haberleri/Ocak-2009/Israil-basin-ve-BM-binalarini-vurdu.aspx
Gazze kentinde, Reuters ve diğer medya kuruluşlarının bulunduğu bir bina ile BM Mülteciler Yardım Örgütü binasının vurulduğu bildirildi. Olayın ardından BM’nin, Gazze’deki çalışmalarını askıya aldığı duyuruldu.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR- İsrail Gazze kentinde ilerlemeyi sürdürüyor. Bölgeden gelen son haberlere göre İsrail ordusu Gazze’de medya kuruluşlarının bulunduğu bir bina ile BM Mülteciler Yardım Örgütü binasını vurdu. Olayda birçok yaralı olduğu belirtiliyor. İsrail’de bulunan NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, bölgedeki son durumu şöyle özetliyor:


“İsrail saldırılarının 20. gününe çok ağır girildi. Bugün İsrail kara birlikleri saldırıyı derinleştirdi, BM’ye ait bir bina vuruldu. İnsanlar Gazze kentinden kaçmaya çalışıyor. Kaçamayanlar ve sabahtan itibaren Gazze kentinin içindeki bulunanlar ‘dumandan boğuluyoruz’ diyor. İsrail’in muhtemel bir ateşkes olması durumunda ‘ilerleyebileceğimiz kadar ilerleyelim’ dediği düşünülüyor. Mısır’daki ateşkes görüşmelerden herhangi bir sonuç çıkmış değil. Vurulan binada yaralı gazeteciler olduğu söyleniyor. Ancak bölgeye uluslararası basının girişine başından beri izin vermiyor. Yani şu an orada vurulan Filistinli gazeteciler. Günlerdir olanları zaten onlar aktarıyor. Bu saldırının gözdağı olduğu yorumunu yapabiliriz. Çünkü İsrail’in elindeki silahlar çok milimetreik olabiliyor. Bu binaların ellerinde tek tek koordiantları var, ama bu vurulmayı yanlışlık olarak açıklamak pek doğru olmaz. İçeriden gelen haberlerden de pek memnun değil İsrail. Uluslararası basını engellemesi de buna yönelik. Ben çok da tesadüf olduğunu düşünmüyorum bu saldırının.”

Bu arada BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNWRA) sözcüsü, Gazze’deki merkezlerinin vurulduğunu ve binanın alevler içinde olduğunu bildirdi. Sözcü Chris Gunness yaptığı açıklamada, merkezin binasına kesin olmamakla beraber, 3 beyaz fosfor bombasının atıldığını kaydetti.

Gunness, bu binanın, İsrail saldırılarından kaçan yüzlerce kişi için bir barınak olarak kullanıldığını belirtti. Binada saldırı sırasında kaç kişinin bulunduğunun bilinmediğini söyleyen sözcü, saldırıda 3 kişinin yaralandığını bildirdi.

Öte yandan basına yansıyan bir başka açıklamada, BM’nin Gazze’deki çalışmalarını durdurduğu açıklandı.

Önce sordu, sonra vurdu

15 OCAK 2009 PERŞEMBE http://www.aksam.com.tr/2009/01/15/haber/dunya/238/once_sordu__sonra_vordu.html

Gazze kentinde, Reuters ve diğer medya kuruluşlarının bulunduğu bir bina vuruldu.

Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre, kentin merkezinde bulunan Eşşuruk binasının tahminen 13. katının güney cephesi bir İsrail füzesi ya da mermisi tarafından isabet aldı.

Saldırıda Abu Dabi televizyon kanalı için çalışan bir gazetecinin yaralandığı kaydedildi. Reuters haber ajansının binadaki bürosunu boşalttığı belirtildi. İsrail ordu sözcülüğü de haberin araştırıldığını bildirdi.

Bu arada Associated Press ajansının haberine göre, bir BM sözcüsü, BM mülteciler ajansının Gazze'deki merkezinin İsrail toplarının hedefi olduğunu duyurdu. Bu binada da yangın çıktığı kaydedildi.

ASKERİ SÖZCÜSÜ, REUTERS BÜROLARININ YERİNİ SORMUŞ

Eşşuruk binasındaki Reuters haber ajansının bürosunun tam yerinin, İsrail tarafından saldırıdan kısa bir süre önce öğrenildiği kaydedildi.

Reuters'ın haberine göre, bir İsrail ordu sözcüsünün patlamadan kısa bir süre önce Kudüs'teki Reuters personeliyle, Gazze'deki bürolarının tam yerini öğrenmek üzere görüştü.

Reuters'ın saldırılar başlamadan önce orduya bürolarının koordinatlarını ilettiği ve kendilerine hedef alınmayacakları konusunda teminat verildiği belirtildi.

HASTANEYİ DE VURDULAR

İsrail topçusu, Gazze'deki Filistin Kızılayı'na ait Kudüs hastanesini vurdu. İsrail'in hedefinde BM ve medya var Görgü tanıkları, mermi isabet edince alevler içinde kalan hastanenin Tel El Hava mahallesinde bulunduğu kaydedildi.

İsrail, yaralı dolu hastaneyi ve gazetecileri de vurdu

15 Ocak 2009, Perşembe http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=803895&title=israil-yarali-dolu-hastaneyi-ve-gazetecileri-de-vurdu

Gazze kentine doğru ilerleyen İsrail tanklarının, Birleşmiş Milletler'e ait bir binayı, medya ofislerini ve içinde 500 kadar yaralı bulunan bir hastaneyi vurduğu bildirildi.

GAZZE HASTANESİ YANIYOR

İsrail topçusunun vurduğu Gazze hastanesinin, Filistin Kızılayına ait Kudüs hastanesi olduğu bildirildi.

Görgü tanıkları, mermi isabet edince alevler içinde kalan hastanenin Tel El Hava mahallesinde bulunduğu kaydedildi.

Bazı kaynaklara göre, hastanede yaklaşık 500 kişi var.

BM BİNASINA ÜÇ FOSFOR BOMBASI ATILDI

 Gazze kentine doğru ilerleyen İsrail tanklarının, Birleşmiş Milletler'e ait bir binayı ve medya ofislerini vurduğu bildirildi. BM göçmen ajansına sahip binada yangın çıktığı aktarıldı. BM sözcüsü Chris Gunness, binaya en az 3 fosfor bombası isabet ettiğini düşündüklerini söyledi. Binanın ise İsrail saldırılarından kaçan siviller için bir sığınak olarak kullanıldığı kaydedildi.

Chris Gunness, ayrıca saldırıda en az 3 kişinin yaralandığını belirtti. BM sözcüsü, binada çıkan yangından dolayı yoğun dumandan içeride kimse olup olmadığının da tespit edilmesinde zorlandıklarını kaydetti.

Vurulan BM'ye ait komplekste bir okul, BM merkezi ve BM ofisleri de olduğu kaydedildi. Gunness, saldırıdan sonra çıkan yangında yardım malzemelerinin ve yakıt tanklarının da yok olabileceğini ekledi.

İsrail ordusunun ayrıca Gazze'de aralarında Reuters ajansının da bulunduğu bazı medya kuruluşlarına ait ofisin de bulunduğu bir binayı vurduğu kaydedildi. Saldırıda Abu Dabi merkezli bir kanal için çalışan muhabirin yaralandığı kaydedildi.

El Şuruk Kulesi adlı binanın İsrail tankları mı yoksa uçakları tarafından mı vurulduğunun henüz bilinmediği, binanın 12. katında olan Reuters çalışanlarının ofisi boşalttığı kaydedildi. Bombanın binanın 13. katına isabet ettiği belirtildi.

Binanın 14. katında bulunan Abu Dabi kanalının ofisinde bulunan bir gazetecinin yaralandığı ifade edildi.

İsrail ordusu, olayı araştırdıklarını duyurdu.

BM, GAZZE'DE FAALİYETLERİNİ ASKIYA ALDI

BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı, Gazze kasabasındaki faaliyetlerini askıya aldığını açıkladı.

Ajans, İsrail topçusunun kuruma ait binayı vurması üzerine bu kararın alındığını duyurdu.

BİNLERCE KİŞİ YARDIM İSTİYOR

İsrail ordusu, Gazze kentinin Tel El Hava mahallesinin neredeyse tamamını ele geçirdi.

Gazze'deki yerel kaynakların verdiği bilgiye göre, dün gece yarısı sonrası hareketlenen tanklar, deniz kıyısı mahallede, bir çok evi ve binayı bombalayarak ilerledi ve Tel El Hava'nın merkezine kadar geldi.

Tel El Hava'da Filistinli militanlarla İsrail askerleri arasında çatışmalar yaşandığı belirtilirken, yakınlardaki bir evde bulunan bir Gazzeli, atılan bomba ve füzelerin seslerini duyduklarını ama evlerinden çıkamadıklarını anlattı.

Bir çok Tel El Hava sakini evlerinden kaçıp, mahalledeki BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'nın okuluna sığınmaya çalışırken, binlercesinin evlerinde mahsur kaldıklarını belirtiliyor. Evlerinden çıkamayanlar, yerel radyoları arayarak, kendilerine yardım edilmesini istiyorlar.

Ancak bölgedeki Kızılhaç merkezinin de muhasara altında olduğu, buradaki ambulansların, sivil savunma ekiplerinin hareket edemedikleri belirtiliyor.

Edinilen bilgiye göre, ateş açarak ilerleyen tanklar, Tel El Hava'da bir çok binanın yanı sıra BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansının merkez binasının da bir duvarını vurdu. Ayrıca, İslam Üniversitesi'nin önündeki Telatini caddesi de vurulan alanlardan biri oldu.

İsrail tanklarının, Tel El Hava'da emniyet kuvvetlerine ait binaların hemen önünde oldukları belirtiliyor.

Tankların, Tel El Hava'nın bir diğer tarafında, Kudüs hastanesinin, Barselona parkının bulunduğu yerde oldukları söyleniyor. Kaçan sivillerin bazılarının da Kudüs hastanesine sığındıkları haber veriliyor.

BAN Kİ-MUN: İSRAİL'İN SALDIRILARI ZORBALIKTIR

BM Genel Sekreteri Ban Mi-Mun, İsrail saldırılarının zorbalıktır zulüm olduğunu, ölü sayısının tahammül edilemez noktaya ulaştığını söyledi.

İsrail ordusunun bugün Gazze'de bir BM binasını vurmasının, saldırı sırasında İsrail'de temaslarda bulunmakta olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'u öfkelendirdi. Kudüs'te BM binasına düzenlenen saldırı hakkında açıklama yapan Ban Ki-moon, saldırıdan dolayı İsrail'e "güçlü protesto ve öfkesini ilettiğini" söyledi.

 

Mezarlıklar da bombalandı

15 Ocak 2009 Perşembe http://yenisafak.com.tr/Dunya/?t=15.01.2009&c=4&i=162839  Hamas üyesi aradıklarını bahane edip Gazze'yi yerle bir eden İsrail askerleri mezarlıkları bombaladı.

Hamas üyesi aradığı bahanesiyle okul, ev, cami ayırd etmeden ateş açan, bomba yağdıran İsrail birlikleri artık mezarlıları da bombalamaya başladı. Gazze Şeridi'nde dün iki mezarlık İsrail bombardımanında yerle bir edildi. Ölü sayısının 1000'i geçtiği Gazze Şeridi'nde bombalanan mezarlıkta yakınları gömülü olanlar, olay yerinde İsrail' e lanet yağdırırken çoğu Gazzeli ise ölülerini gömecek mezarlık bulamıyor.

DURUM ŞOK EDİCİ

Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı Jakob Kellenberger, Gazze'deki binlerce yaralı ve yaralıların çektiği acıların "şok edici" olduğunu söyledi. Kellenberger, İsrail'in; uluslararası kanunlar çerçevesinde yardım ve kurtarma görevlilerinin yaralıların olduğu, yardıma muhtaç sivillerin yaşadığı bölgelere giriş izni verme mecburiyetinde olduğunu hatırlattı.

HAMAS ÜNİFORMALARI

Bu arada, Gazze içlerinde ilerleyen İsrail kara birliklerinin, mahalle aralarına sızmak için, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları mensuplarının giydiği üniformalara benzer kıyafetler giydikleri öne sürüldü. Ayrıca askerler, amirlerinin kendilerine hiçbir şeyi şansa bırakmamalarını salık verdiğini ve soru sormadan ateş açmalarını söylediğini de belirtiyorlar.

 

İsrail ordusu Gazze içinde

15/01/2009 http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=917121&Date=15.01.2009&CategoryID=81

İsrail ordusu Gazze içinde ilerliyor. Binlerce Filistinli yollarda

ANKARA - Gazze Şeridi’ne saldırıları 20’inci gününe giren İsrail’in tankları Gazze kentinin içlerine doğru ilerlerken ve Hamas militanlarıyla çatışma haberleri gelirken, Gazze’deki BM merkezinin bulunduğu bina ile medya kuruluşlarının yer aldığı binanın vurulduğu bildirildi.
İsrailli bir sözcünün, ateşkes konusundaki diplomatik çabaların "hız" kazandığı açıklamasıyla birlikte, İsrail Savunma Bakanlığı yetkilisinin görüşmeler için Kahire’ye gittiğinin bildirildiği, Hamas tarafından da Mısır ile ateşkes görüşmelerinde ilerleme sağlandığının açıklandığı sırada, Gazze’den saldırıların şiddetinin boyutunun arttığı haberleri geliyor.
İsrail top ateşinde Gazze’deki Filistin Kızılayına ait Kudüs hastanesi de vuruldu. Yanan hastanede 500 kişinin bulunduğu bildiriliyor.
BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNWRA) sözcüsü, Gazze’deki merkezlerinin vurulduğunu ve binanın alevler içinde olduğunu açıkladı.
Sözcü Chris Gunness, İsrail saldırılarından kaçan yüzlerce kişi için barınak olarak kullanıldığını belirttiği BM binasına, kesin olmamakla beraber, 3 beyaz fosfor bombasının atıldığını kaydetti.
Saldırıda ilk belirlemelere göre 3 kişinin yaralandığı bildirildi.
BM ajansı, saldırılar üzerine Gazze’deki faaliyetlerini askıya aldığını açıkladı.
Yabancı gazetecilerin girmesine izin verilmeyen Gazze’de uluslararası medya kuruluşlarının bulunduğu Eşşuruk binası da bugünkü saldırılarda isabet aldı.
Bu saldırıda ilk belirlemelere göre, Abu Dabi televizyon kanalı için çalışan bir muhabirin yaralandığı haber verildi.

İSRAİL GECE BOYUNCA 70 HEDEF VURDU
İsrail, Gazze saldırıları 20. güne girerken gece boyunca 70 Hamas hedefini vurduğunu açıkladı.
Gece boyunca süren ve sabah saatlerinde de devam eden, havadan ve karadan düzenlenen saldırılarda 11 Filistinlinin öldüğü, 15’inin cesedinin de daha önce vurulan yerlerdeki enkazlardan çıkarıldığı haberleriyle, Gazze’de 27 Aralıktan bu yana ölen Filistinlilerin sayısı 1066’ya yükseldi. Saldırıların başlamasından bu yana ölen İsraillileri sayısının ise 13 olduğu bildiriliyor.

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ
Öte yandan İsrail hükümet sözcüsü, Gazze’de ateşkes sağlanması için Mısır’ın girişimiyle yapılan görüşmelere katılacak temsilcilerinin Kahire’ye gittiğini açıkladı.
Sözcü, bugün özel bir uçakla Kahire’ye giden Savunma Bakanlığı yetkilisi Amos Gilad’ın, Mısırlılarla, planın nihai aşamasının ele alacağını belirtti. Hükümet sözcüsü, İsrail’in, Hamas’ın İsrail’e roket saldırılarına tamamen son vermesini ve Gazze’deki militanlara silah ambargosu uygulanmasını istediğini yineledi.
Hamas tarafından dün gece yapılan açıklamada da örgütün Mısır’a, ateşkes planıyla ilgili görüşlerini ilettiğini bildirilmişti.
Hamas yetkilisi Salah El Berdavil, Kahire’de düzenlediği basın toplantısında, örgütün detaylı görüşlerini Mısır yönetimine verdiklerini belirtmiş, ancak görüşlerine ilişkin ayrıntı vermemişti.
Gazze’nin kontrolünü elinde tutan Hamas, sağlanacak herhangi bir ateşkesin İsrail saldırılarının durdurulmasını, İsrail güçlerinin çekilmesinin tamamlanmasını, sınır geçişlerinin açılması ve Gazze ablukasının sona erdirilmesini içermesini istiyor.

ALMANYA VE FRANSA’DAN ORTAK ATEŞKES AÇIKLAMASI: 
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Gazze Şeridi’nde acilen ateşkes çağrısında bulundular.
Steinmeier ve Kouchner, yaptıkları ortak basın açıklamasında, "silahlı çatışmaların sona erdirilmesi ve Filistin halkının kendi arasında barışması için Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in harcadığı çabaları takdirle karşıladıklarını" belirtti.
İki bakan, "Gazze’de süren şiddet ve büyük insani kriz nedeniyle acilen ateşkes çağrısında bulunuyoruz" ifadesini kullandı.
BM Güvenlik Konseyi’nin 1860 sayılı kararında talep edildiği gibi, tüm sivillerin acılarını dindirmek amacıyla çatışmalara şimdi son verilmesi gerektiğini ifade eden bakanlar, ateşkesin insani krizin aşılması için gerekli olduğuna dikkati çektiler.
Ateşkesin, hem İsrail’in, hem de Gazze’deki halkın güvenliğinin sağlanması konusunda "sürekli ateşkesin" sağlanabilmesi için gerekli şartların yaratılması amacıyla da bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden bakanlar, bunun için hızlı şekilde hareket edilmesinin önemine işaret ettiler.
Steinmeier ve Kouchner, ortak açıklamalarında şu ifadeyi kullandılar:
"Ülkelerimiz, BM Güvenlik Konseyi’nin 1860 sayılı kararı uyarınca sürekli bir ateşkes sağlanması için gerekli olan düzenleme ve önlemleri destekleme konusunda kararlıdır. Bunun için özellikle silah kaçakçılığının önlenmesi ve sınır kapılarının sürekli ve düzenli bir şekilde açık kalmalarının sağlanması gerekmektedir. Geçen günlerde kabul edilebilir çözümlerin geliştirilmesinde önemli ilerlemeler sağlanmıştır."

İSRAİL GIDA VE DİĞER YARDIMLARIN DEPOLANDIĞI BİNAYI VURDU
İsrail askerlerinin hemen tamamına yakının ele geçirdiği Gazze kentinin batısındaki Tel El Hava mahallesinde, BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansının, Filistinliler için gelen yardımların bulunduğu depolarını bombalandı. Depoda büyük bir çıktığı belirtilirken, depodaki un, yağ gibi yiyecek maddeleri ile diğer yardımların yandığı öğrenildi.
Büyük bir alana yayılan BM merkezinde yanan binanın, merkez depo olduğu da bildirildi. Merkez deponun hemen yakınlarında BM yardım ofisinin akaryakıt depolarının da bulunduğu ifade edilirken, buradaki görevliler, yangının bu depolara ulaşmasını engellemeye çalışıyor.
Bölgedeki görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, sadece BM binası değil, Kudüs hastanesi ile etrafındaki bazı binalar da atılan bombalar nedeniyle yanıyor. İçinde 500 dolayında hasta ve yaralı ile Tel El Hava’da İsrail tanklarından kaçanların da bulunduğu hastanenin ön cephesinin bir füzeyle vurularak tamamen tahrip edildiği öğrenildi. Burada 3 kişi yaralanmıştı.
Hastanenin hemen yanı başındaki binada bulunan Filistin Kızılayı görevlileri ve araçları, İsrail tarafı ile koordinasyon sağlayıp vurulan binaya ulaşmaya çalışıyor.
İsrail ordusunun saat 11.00’den 15.00’e kadar çatışmalara ara verildiğini ilan etmesine rağmen, bu süre içinde çok sık aralarla bombardımanın devam ettiği kaydediliyor.
Vurulan Kudüs hastanesine ve burada bulunan görevlilerin telefonlarına ulaşmak mümkün olmuyor.
Gazze’deki teknisyenlerinin hatları tamire çalıştığı, dün akşamdan bu yana birçok mahallede elektriklerin kesik olduğu da öğrenildi. (aa)