Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz! Ya Siz? ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

 

SÖZ BİTTİ! ASLINDA SÖZ BİTTİ!  ADINI NE KOYARSANIZ KOYUN, İSTERSENİZ "III. DÜNYA SAVAŞI" KOYUN, OLAN, BAŞTA ORTADOĞU’NUN HALKLARI OLMAK ÜZERE TÜM EZİLEN YOKSUL HALKLARA VE ULUSLARA YÖNELİK AÇIK SİLAHLI EMPERYALİST BİR SALDIRIDIR! ALANI ADIM ADIM GENİŞLETİLECEK OLAN BU KANLI KÖLELEŞTİRME VE YOKETME OPERASYONUNU SÖZLE DURDURMANIN OLANAĞI YOKTUR! SIRA, SİNENLERE, SESLERİNİ ÇIKARTMAYANLARA DA GELECEKTİR. ONLAR DA TEK TEK YOKEDİLECEKLERDİR... HİTLER’DE ÇEKOSLAVAKYA’YA VE AVUSTURYA’YA SALDIRIRKEN TÜM DÜNYA SUSMUŞTU AMA, SIRA SUSANLARA DA GELMİŞTİ... ABD EMPERYALİZMİ, ÖNCELİKLE SURİYE, İRAN VE SIRASIYLA DİĞER BÖLGE ÜLKELERİNİ SAVAŞA ÇEKEREK PARÇALAMAK, ORTADOĞU, KAFKASLAR, ORTA ASYA VE SONUÇTA AVRASYA ÜZERİNDE TAM BİR EGEMENLİK KURMAK PEŞİNDEDİR. SURİYE’YE VE İRAN’A YÖNELİK PROVOKASYON EYLEMİNDE KULLANILAN ABD MAŞASI SİYONİST IRKÇI İSRAİL DEVLETİ İSE, FİLİSTİN VE LÜBNAN’DA TAM BİR ETNİK TEMİZLİK GERÇEKLEŞTİRME, ÖNCELİKLE LÜBNAN’IN GÜNEYİNDEKİ LİTANİ NEHRİ'NİN SULARI OLMAK ÜZERE BÖLGENİN TÜM SU KAYNAKLARINA ELKOYMA VE SONUÇTA SINIRLARINI NİL’E VE FIRAT'A DEK GENİŞLETME DÜŞLERİ KURMAKTADIR. İSRAİL, 1982 İŞGALİ SIRASINDA DA LİTANİ NEHRİ'NİN SULARINI ÇALMIŞTI... İSRAİL’İN LÜBNAN’DA YÜRÜTTÜĞÜ BOMBALAMA VE KARADAN İŞGAL STRATEJİSİ, ÜLKENİN ÖNCELİKLE SURİYE İLE VE SÜPHESİZ TÜM DÜNYA İLE BAĞLANTI YOLLARINI KESMEYE YÖNELİKTİR. BU DURUM, İSRAİL SALDIRISININ HİZBULLAH İLE SINIRLI OLMAYIP, KALICI  BİR İŞGALE YÖNELİK OLDUĞUNUN VE SIRANIN SURİYE’YE DE GELECEĞİNİN EN SOMUT KANITIDIR... SAVAŞ, YAYILMA EĞİLİMİ TAŞIMAKTADIR... ÖNCELİKLE BÖLGE ÜLKELERİ VE DİĞER BASKI ALTINDAKİ ULUSLAR ACELE BİRARAYA GELMEK, ORTAK POLİTİKALAR TESBİT ETMEK, DİRENİŞİ ÖRGÜTLEMEK ZORUNDADIRLAR. AKSİ TAKTİRDE HALKLARI İLE ARALARINDA OLAN UÇURUM DAHA DA DERİNLEŞECEKTİR. YÖNETİMLERİN BU PASİF TUTUMLARI KISA VADE DE EMPERYALİST SALDIRININ EKMEĞİNE YAĞ SÜRSE BİLE, DAHA UZUN VADE DE HALKLAR GERÇEK ÖNDERLERİNİ YARATACAKLAR VE EMPERYALİST SALDIRIYI MUTLAKA ALT EDECEKLERDİR. ŞÜPHESİZ BU İKİNCİ ALTERNATİF ÇOK DAHA BÜYÜK KAYIPLARLA GERÇEKLEŞECEKTİR AMA, EMPERYALİST SALDIRGANLIK MUTLAKA ALTEDİLECEKTİR... EMPERYALİZMİN GELECEĞİ YOKTUR. ABD VE İSRAİL DEVLETLERİNİN GELECEĞİ YOKTUR. SÖZ BİTMİŞTİR. SÖZÜ ONLAR BİTİRMİŞLERDİR. ZAMAN, YIĞINSAL, ÖRGÜTLÜ, DOĞRU ANTİ- EMPERYALİST EYLEM ZAMANIDIR.- Yusuf Küpeli, 05-08-2006

 

ABD- İSRAİL SALDIRGANLIĞI ÜZERİNE BASINDAN DERLEME: İsrail böyle yok ediyor + İsrail ölüm kusuyor + Ölü sayısı 1000'e yaklaştı + Bunun neresi meşru müdafaa! ve diğer haberler, yorumlar, yazarlar, J. Pilger, H. Mahalli, İ. Karagül vs.

 

- İsrail böyle yok ediyor  +  İsrail ölüm kusuyor  +  Lübnan'da ölü sayısı 1000'e yaklaştı  +  İSRAİL 70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU   +   ölenlerin sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin yaralandığını

 

- Bunun neresi meşru müdafaa!  +  Kana'da çoluk çocuk katliamı  +  'İsrail din-le, Hiz-bul-lah ge-li-yor'  +  1996'da da çocuklar ölmüştü  +  ABDULVEHHAB BEDİRHAN, Kana'nın kaderi, kendini Lübnan için feda etmek  +  Hüsnü Mahalli, Neden Kana?  +  Hayalet köy Kana   +   Yüreğim kanadı  +   KANA, İSRAİL'İN İFLASI  +  İsrail saldırmama sözünü tutmadı  +  RİCE GELİNCE ÖLÜMLER ARTTI   +  Kana karşılıksız kalmamalı, Lübnan, İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne taşıyacak.

 

- Rice'a tersyüz, Hizbullah'a şükran  +  ABD hariç herkes saldırıyı kınadı

 

- Yine siviller vuruldu  +  Etnik temizlik itirafı  +  Sinyora: 1 milyondan fazla kişi evsiz kaldı  +  Çiftçilere füze  +  İsrail Filistin'de yine çocukları öldürdü  +  İsrail Bekaa’yı vurdu: 23 ölü...  +  Petrol sızıntısı uyarısı...  +  Dünya basınından Türkiye'ye petrol sızıntısı uyarısı...  +  İsrail, Osmanlı köprüsünü yıktı

 

- Oluk oluk kan akıyor... İsrail bugün de 30'dan fazla sivili vurdu...  +   Lahud: İsrail, ''açlık savaşı'' yapıyor  +   Savaş suçuna devam 

 

- 24 günlük savaşta İsrail'in en ağır kaybı  +  'Hizbullah gururumuz'  +  Hizbullah, İsrail birliklerini zorluyor  +  Economist: İsrail Hizbullah’ı yenemeyecek  +  Direniş, intikamını alacak  +  Savaş notları...

 

- İslam ülkeleri ayakta: İsrail ve ABD'ye öfke  +  Lübnan'a destek için uyuma  +  Beyazıt'ta İsrail karşıtı gösteri  +  İsrail Brezilya'da da protesto edildi  +  Tahran'da Nasrallah posterleri  +  Uluslararası Af Örgütü'nden dünya genelinde eylem  +  Dört bir yanda protesto  +  Aydınlar: İsrail savaş suçu işliyor (TarIk Alİ / Noam Chomsky / Eduardo Galeano / Howard Zinn / Ken Loach John Berger / Arundhati Roy)  +  Bağdat'ta yüz binlerce Şii İsrail'i lanetledi  +  Elkatmış: İsrail savaş suçu işliyor, "BM, AB SEYREDİYOR"  +  İsrail'in Meclis'te hiç dostu kalmayacak

 

- John Pilger, İsrail'in hamisi emperyalizm

 

- Meydan İsrail'e kaldı, Roma konferansında ateşkes çağrısı yapılamadı. BM, kendi görevlilerinin öldürüldüğü saldırıyı kınayamadı. İsrail'in çıkardığı sonuç şu: Hizbullah'ı yok edene kadar savaşı sürdürme izni aldık  +  Gazze'de acı  +  Okullar kliniğe dönüştürülüyor  +  Simsiyah cesetlerde kimyasal izi  +  Barış gücü intihar olur  +  BM'nin gömüldüğü an...  +  İsrail: Roma'da savaş izni verildi  +  'Aloo İsrail ordusu arıyor'  +  Notlar... (Belçika'da İsrail'e dava: vs.)

 

- Hüsnü Mahalli, Davul, zurna ve saz!  +  Hüsnü Mahalli, Oranlar ve rakamların dili!  

 

- İbrahim KARAGÜL, İşte İsrail'in o korkunç planı!

 

- AYRICA BAK:

Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz! Ya Siz? ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

Kısa bir yorum: Yusuf Küpeli, Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri

Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış  + Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

Nasrin Hoseini, SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR + Yusuf Küpeli’nin notu: İsrail’in su savaşları  

Yusuf Küpeli, İsrail lobisi üzerine rapor hakkında ve ABD’nin Ortadoğu’da yeni politika arayışlarının işaretleri üzerine

Nasrin Hoseini, İsrail yanlısı lobi ABD dışpolitikası için tehdit oluşturuyor

John Mearsheimer'in ve Stephen Walt'in birlikte kaleme aldıkları İsrail yanlısı lobi üzerine raporun ingilizce orjinaline ulaşmak için tıklayın- The Israel Lobby ( John Mearsheimer and Stephen Walt)  

İsrail'in ırkçı yasası terörün en büyüğü

 

İsrail böyle yok ediyor

İsrail böyle yok ediyor

Uzaydan çekilen fotoğraflar, Beyrut'un savaştan önceki ve savaştan sonraki halini gösterdi. 12 Temmuz tarihli Beyrut, başına düşecek bombalardan habersiz (solda). İsrail bombardımanından sonra, 31 Temmuz tarihli GeoEye fotoğraflarında, Beyrut'un aynı bölgesi. Yerleşim yerinden eser yok, binalar yerle bir olmuş...

İsrail'in Lübnan'da yıkıma yol açan saldırıları sürüyor. Son kurbanlar, kamyonlara meyve dolduran 26 köylü oldu

05/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194953

BEYRUT - Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın iki tarafta da daha çok sivillerin telef olduğu 'hava bombardımanlarının' karşılıklı durması çağrısını reddeden İsrail ordusu, Kana katliamı sonrası Baalbek'in 50 km. kuzeydoğusundaki Kaa köyünde kamyonlarına sebze dolduran köylüleri hedef aldı. İsrail uçaklarının fırlattığı dört füze 26 Lübnanlı sivilin ölümüne, 20'sinin yaralanmasına yol açtı. Güneydeki Taibe ve Ayt el Şaab köylerine yönelik hava saldırılarında 7 köylü ölürken, en az 50 kişi enkaz altında kaldı. İsrail dün biri başkent Beyrut'un kuzeyindeki bir mahalle, diğeri ise güneyde bir köy olmak üzere Hıristiyan nüfusu da hedef aldı.
Savaşın 25. gününe girilirken, Nasrallah önceki akşam, Hizbullah'ın El Manar televizyonunda boy gösterip, "Eğer başkentimizi vurursanız İslami direniş de sizin gasp edilmiş başkentinizi vuracaktır" sözleriyle Tel Aviv'i vurma tehdidi savurdu. Ardından ilk kez havayla sınırlı ateşkes önerisini şöyle dile getirdi: "Şehirlerimiz, köylerimiz, sivillerimiz ve altyapımıza saldırılarınızı durdurmaya karar verdiğinizde, biz de İsrail kentleri ya da yerleşimlerine roket atmayız. Karada askere karşı askerle savaşı istiyoruz, buna hazırız."

Hizbullah: Karada savaş
Gerillaların karada İsrail ordusuna azami kaybı verdirdiğini savunan Nasrallah, zayıfladıkları iddiasına, "Hizbullah'ı imha edemezsiniz. Çünkü direniş, klasik bir ordu ya da düzenli bir devlet değildir" yanıtını verdi. Hizbullah lideri, "Çünkü amacımız azami kayıp verdirmek, düşmanın kapasitesini zarara uğratmak, başarıyoruz" dedi. Nasrallah ABD'ye de mesaj verdi: "Sizi temin ederim ki, Lübnan Amerika olmayacak, İsrail olmayacak, Bush ve Rice'ın istediği 'yeni Ortadoğu' için bir üs olmayacak."
Nasrallah'ın Tel Aviv'in vurulabileceği tehdidine 'Lübnan'ın ulusal altyapısını imha ederiz' yanıtını veren İsrail ordusu ise, önceki gece ve dün Hıristiyan bölgeler dahil 150 hedefi bombaladı. Lübnan-Suriye sınırındaki Kaa köyündeki çiftlikte bulunan park yerinde soğutuculu kamyonlara şeftali ve erik yüklenirken atılan dört füze yüzünden çoğu Suriyeli en az 26 kişi ölürken, en az 20 yaralı Suriye hastanelerine kaldırıldı. Suriye resmi haber ajansı ise üçü çocuk, ikisi kadın 23 Suriyeli, toplamda ise 33 kişinin öldüğünü duyurdu. Olay Kana'da çoğu çocuk 54 sivilin öldüğü katliamdan sonra bir defada en çok sivilin öldüğü saldırı oldu.

Hıristiyanlar da hedef
İsrail sınırına 5 km. mesafedeki Taibe köyünde bir evin bombalanması sonucu ise çatışmadan kaçıp eve sığınan 7 köylü öldü, 10'u yaralandı. Sınırdan 2 km. içerideki Ayt el Şaab köyüne hava saldırısında bir bina yerle bir oldu. En az 50 kişi enkaz altında kaldı.

Vakıf kuruluşları yerle bir
İsrail son 24 saatte Beyrut'ta biri Hizbullah'a bağlı görme-işitme engellilerin gittiği üç vakıf okulu ile Emel örgütüne yakın yardım kurumu Rabab Sadr Merkezi'ni vurdu. Güney semtlerinde üç sivil ölürken, kuzeydeki Hıristiyan bölgesi Cuniye ilk kez hedef oldu. Cuniye'de dört sivilin öldüğü, 10'unun yaralandığı kaydedildi. Güneyde Hıristiyan kasabası Mercayun'da iki kadın, doğuda Baalbek'te bir kadın, güneyde Sur'da iki sivil, Kuzay'da bir Lübnan askeri öldü. Lübnan'ı Suriye'ye bağlayan yollardaki Maamelteyn, Madfun, Halat ve Fidar köprüleri de havaya uçuruldu. Bu bombardımanlarda en az dört kişi öldü, 19 kişi yaralandı. Bu saldırıların sekiz araçlık yardım konvoyunun Beyrut'a ulaştığı yolu kestiğini duyuran BM, alarm verdi. Ayrıca Litani Nehri üzerindeki hidroelektrik santralının vurulması bölgeyi karanlığa boğdu. Güneyde cepheyi 20 köye yayan İsrail ordusu tepeleri toplarla dövdü.

Füzeler Tel Aviv'e yaklaştı
Hizbullah dün İsrail'in kuzeyine toplam 190 füze fırlatırken, Lübnan sınırına 75 km., Tel Aviv'e ise 40 km. mesafedeki sahil kenti Hadera'ya üç füze attı. Bu, Lübnan'dan İsrail'e atılan füzelerin şimdiye dek ulaştığı en güneydeki nokta oldu. Hizbullah saldırılarında ayrıca ikisi Arap dört sivil ve üç asker öldü. (Dış Haberler)

İsrail ölüm kusuyor  İsrail, bugün Güney Lübnan'da şimdiye kadarki en yoğun bombardımanını gerçekleştirdi. Lübnan'a sadece bugün öğle saatlerine kadar 4 bin bomba atıldı Lübnan'a destek için uyuma Ölü sayısı 968 Iraklı Şiiler'den Hizbullah'a destek

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/

İsrail ölüm kusuyor

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/11039a.html 

İsrail, bugün Güney Lübnan'da şimdiye kadarki en yoğun bombardımanını gerçekleştiriyor.

Lübnan polisi, İsrail'in bugün bölgeye 250 hava saldırısı gerçekleştirdiğini ve 4 bin bomba atıldığını bildirdi. Bombardımanın şafak vaktinde başladığı ve 7 saat sürdüğü kaydedilirken, saldırıda en çok tahrip edilen yerin de Aytarun köyü civarı olduğu ifade edildi. Polis, sınırdan 5 kilometre içerilere kadar 15 köyün sistematik olarak tahrip edildiğini bildirdi. 14 kişinin yaralandığı bombardıman altındaki bölge daha önce boşaltılmıştı.

İsrail yaptığı açıklamada sınırda tampon bölge oluşturmak istediğini bildirmişti. ·  SUR (İHA)

Lübnan'da ölü sayısı 1000'e yaklaştı

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/11039.html  

Lübnanlı yetkililer, 25. gününe giren İsrail bombardımanlarında ölenlerin sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin yaralandığını belirttiler.

Lübnan hükümetine bağlı Kurtarma Komisyonu, ölenlerin yüzde 30'u 12 yaşından küçük çocuk olmak üzere 880'inin sivil olduğunu, ayrıca 28 asker ve jandarmanın 12 temmuzda başlayan İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini açıkladı.

Lübnan Şii Partisi de, bombardımanda 48 Hizbullah militanıyla Şii müttefikleri Emel örgütünün 7 militanının öldüğünü bildirdi.
Savaşta ayrıca, 4 BM gözlemcisiyle bir BM Geçici Gücü (Finul) üyesi hayatını kaybetti.
Lübnan'daki bilançoya hala enkaz altında bulunanların dahil olmadığı belirtildi.

İsrail ile Hizbullah arasındaki çarpışmalar, 913 bin 760 kişinin de yerinden olmasına yol açtı. Bunların 220 bini Lübnan topraklarını terk etti. 100 binden fazla yabancı ve çifte vatandaş tahliye edildi.

İSRAİL 70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU

Bu arada, İsrail askeri sözcüsü, İsrail savaş uçakları ve helikopterlerinin dün gece Lübnan'da 70'ten fazla hedefi vurduklarını bildirdi.

Sözcü, Beyrut'un güneyinde Hizbullahın faaliyet noktaları, büroları ve silah depoları ile emel örgütünün militan toplama merkezinin hedef alındığını belirtti.

Bu operasyonlardan önce İsrail uçaklarının sivil halkın bölgeyi terk etmesini isteyen broşürler attığını belirten askeri sözcü, Hizbullahın Sur kentinde bir helikopter operasyonunu engellediği açıklamalarıyla ilgili sorular konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

SUR HAREKATINDA 8 YARALI

İsminin açıklanmasını istemeyen bir başka askeri yetkiliyse gün doğumunda Sur kentine yönelik bir komando harekatında, çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Yetkili, operasyon sırasında Hadera bölgesine roket atmak kullanılan füze fırlatma rampalarının da imha edildiğini belirtti.

İSRAİL'E TEHDİT

Öte yandan, Endonezya'da bu sabah düzenlenen gösteride, 160 kadar kişi bir askeri geçit düzenleyerek, İsrail'in İngiltere, ABD ve Avustralya'daki çıkarlarını vurma tehdidinde bulundu.

Endonezya'da kurulu Asya Müslüman Gençlik Hareketi (Amym) üyesi üniformalı gençler, askeri geçit düzeninde yürürken, liderleri Şuayib Didu, hedeflerinin kardeşlerini İsrail saldırılarından korumak olduğunu söyledi.

Şuayib Didu, 72'si Endonezyalı, diğerleri 6 Asya ve Güneydoğu Asya ülkesinden 217 intihar komandosunun İsrail çıkarlarına saldırılar düzenlemek üzere yurtdışına gittiğini açıklamıştı.

·  ANKARA (A.A)

Lübnan'da ölü sayısı 1000'e yaklaştı
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.sabah.com.tr/dun97.html
Lübnanlı yetkililer, 25. gününe giren İsrail bombardımanlarında ölenlerin sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin yaralandığını belirttiler.
Lübnan hükümetine bağlı Kurtarma Komisyonu, ölenlerin yüzde 30'u 12 yaşından küçük çocuk olmak üzere 880'inin sivil olduğunu, ayrıca 28 asker ve jandarmanın 12 temmuzda başlayan İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini açıkladı.
Lübnan Şii Partisi de, bombardımanda 48 Hizbullah militanıyla Şii müttefikleri Emel örgütünün 7 militanının öldüğünü bildirdi. Savaşta ayrıca, 4 BM gözlemcisiyle bir BM Geçici Gücü (Finul) üyesi hayatını kaybetti. Lübnan'daki bilançoya hala enkaz altında bulunanların dahil olmadığı belirtildi.
İsrail ile Hizbullah arasındaki çarpışmalar, 913 bin 760 kişinin de yerinden olmasına yol açtı. Bunların 220 bini Lübnan topraklarını terk etti. 100 binden fazla yabancı ve çifte vatandaş tahliye edildi.
İSRAİL 70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU
Bu arada, İsrail askeri sözcüsü, İsrail savaş uçakları ve helikopterlerinin dün gece Lübnan'da 70'ten fazla hedefi vurduklarını bildirdi.

Sözcü, Beyrut'un güneyinde Hizbullahın faaliyet noktaları, büroları ve silah depoları ile emel örgütünün militan toplama merkezinin hedef alındığını belirtti.
Bu operasyonlardan önce İsrail uçaklarının sivil halkın bölgeyi terk etmesini isteyen broşürler attığını belirten askeri sözcü, Hizbullahın Sur kentinde bir helikopter operasyonunu engellediği açıklamalarıyla ilgili sorular konusunda yorum yapmaktan kaçındı.
SUR HAREKATINDA 8 YARALI
İsminin açıklanmasını istemeyen bir başka askeri yetkiliyse gün doğumunda Sur kentine yönelik bir komando harekatında, çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Yetkili, operasyon sırasında Hadera bölgesine roket atmak kullanılan füze fırlatma rampalarının da imha edildiğini belirtti.
İSRAİL'E TEHDİT
Öte yandan, Endonezya'da bu sabah düzenlenen gösteride, 160 kadar kişi bir askeri geçit düzenleyerek, İsrail'in İngiltere, ABD ve Avustralya'daki çıkarlarını vurma tehdidinde bulundu.
Endonezya'da kurulu Asya Müslüman Gençlik Hareketi (Amym) üyesi üniformalı gençler, askeri geçit düzeninde yürürken, liderleri Şuayib Didu, hedeflerinin kardeşlerini İsrail saldırılarından korumak olduğunu söyledi.
Şuayib Didu, 72'si Endonezyalı, diğerleri 6 Asya ve Güneydoğu Asya ülkesinden 217 intihar komandosunun İsrail çıkarlarına saldırılar düzenlemek üzere yurtdışına gittiğini açıklamıştı.
(AA)

 

Bunun neresi meşru müdafaa!


31 Temmuz 2006 http://www.radikal.com.tr/index.php?tarih=31/07/2006

Lübnan'da dün tek bir saldırıda 37'si çocuk 60 sivil can verdi. Halk BM'yi bastı. Rice 'istenmeyen kişi.' Olmert: Aynen devam
tttttt
Acılı aileler, "Niye çocuklara saldırıyorlar, onların suçu ne?" diyerek isyan etti.

Üç katlı binaya füze
Lübnan'a 20 gündür bomba yağdıran İsrail, en kanlı katliama güneydeki Kana kasabasında imza attı. Kasabaya 50'yi aşkın füze atan İsrail, içinde 100'den fazla sivilin kaldığı üç katlı binayı da yerle bir etti. Binadaki 37'si çocuk en az 60 kişi can verdi.
'Rice gelmesin'
Beyrut'ta toplanan binlerce kişi BM merkezini basıp eşyaları tahrip etti. Lübnan Başbakanı Sinyora, İsrail'den Beyrut'a gitmeye hazırlanan ABD Dışişleri Bakanı Rice'ı "Gelmesin, istemiyorum. Saldırılar bitmeden onunla görüşmem" diyerek reddetti.
Saldırılar sürecek
Rice ise yine ateşkes çağrısı yapmadı. İsrail Başbakanı Olmert: Hedeflerimize ulaşıncaya dek ateşkes söz konusu değil. Kana kasabasındaki ağır olaya rağmen askerlerden ateşi kesmelerini yahut operasyonların tipini değiştirmelerini istemeyeceğim.
 

Kana'da çoluk çocuk katliamı

 

İsrail savaştan kaçan Lübnanlı sivillerin sığındığı Kana kasabasına ağır bombardıman düzenledi. 37'si çocuk en az 60 sivil uykularında öldü. İsrail, kasabanın Hizbullah üssü olduğunu iddia etti. Enkazdan kurtulanlar: Burada Hizbullah değil, sadece siviller var

31/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194452

AYŞE KARABAT

KANA - Lübnan'a 12 Temmuz'dan beri savaş, yıkım ve ölüm getiren İsrail, son 20 günün en kanlı katliamına güneydeki Kana kasabasında imza attı. İsrail'in önceki gece insanların derin uykuda olduğu saatte düzenlediği hava saldırısında 37'si çocuk en az 60 sivil öldürüldü. Dün kurtarma ekipleri yerle bir olan evlerin enkazında kalanları çıkarmaya çabalarken, yine bombardıman başladı. İsrail ordusu, katliamla ilgili sorumluluk kabul etmeyerek, "Hizbullah, kasabayı roket atma üssü olarak kullanıyordu. Biz burasının savaş alanı olduğu ve sivillerin terk etmesi gerektiği yönünde uyarmıştık" dedi. Kurtulanlar kasabada Hizbullah gerillası bulunmadığını söylerken, İsrail'in BM'nin 72 saatlik insani ateşkes talebini reddetmesi nedeniyle sivillerin güvenli kaçışı imkânsız.
Kana'da sivillerin toplu halde saklandığı binalar hedef olurken, en büyük yıkım 100'den fazla kişinin bulunduğu üç katlı binada yaşandı. El Cezire televizyonu, enkazdan çoğu bebek, çocuk, kadın ve yaşlılara ait gecelikli cesetlerin çıkarılmasını iki saatten uzun süre naklen yayımladı. Birçok ev ve cami de tümüyle yerle bir oldu. Cesetler caddeye yan yana dizilirken, enkaza gömülenlerin kolları-bacakları görülüyordu.

'Tanrım çocuklara merhamet et'
Kurtulanlardan İbrahim Şalhub, "Bombardıman o kadar yoğundu ki, yerimizden kıpırdayamıyorduk. Tam kendimi dışarı attım ki, her şey yıkıldı. İçeride ailemin pek çok üyesi vardı. Hiçbirinin kurtulduğunu sanmıyorum" dedi. Muhammed Samay, "Niye bir-iki yaşındaki çocuklara, savunmasız kadınlara saldırırlar? Onların suçu ne?" diye isyan etti. Samay'ın bayılmadan önceki sözleri ise "Sadece İsrail değil, saldırıyı destekleyen Amerika ve Arap devletleri de sorumlu. İsrail direnişçilerle yüz yüze çarpışsın" oldu. Enkazdan ceset çıkaran Muhammed İsmail, "Tanrım çocuklara merhamet et. Savaşçılara diz çöktürmek için çocukları vuruyorlar" diyordu. Kurtulanlardan Muhammed Şalub, binadaki 55 kişiden sadece sekizinin kurtulduğunu belirtti. 13 yaşındaki Nuur Haşim ise binadakilerin yaklaşık 30'unun çocuk olduğunu söyledi.

Sivillerin kaçış yolu vuruldu
Önceki gece Kana'ya 50'den fazla füze attığını ve pek çok evi yerle bir ettiğini belirten İsrail, Lübnan'ın ana uluslararası sınır geçişini de vurup sivillerin kaçışına ağır darbe indirdi. İsrail uçakları dün Lübnan'ın Suriye sınırındaki ana geçiş noktası Masna'yı bombalayınca sadece Arida geçişi kaldı. Birkaç saat mesafedeki Şam'a ulaşma süresi de beş saate çıktı.

Peretz'den soruşturma talimatı
İsrail Başbakanı Ehud Olmert kasabayı 'Hizbullah'ın güvenli sığınağı' diye nitelerken, önce ordu sözcüsü Jacob Dallal "Sorumlu, kasabayı kullanan Hizbullah'tır", sonra Genelkurmay Başkanı Dan Halutz "Köyde sivil olduğunu bilmiyorduk" dedi. En sonunda Savunma Bakanı Amir Peretz'ten, soruşturma açma talimatı geldi. Laik Meretz partisinin lideri Yossi Beilin, "İsrail ordusunun hiçbir açıklaması, masum sivillerin ölümünü kabul ettiremez" derken, Arap vekiller Muhammed Barake ile Ahmed Tibi, hükümetin ABD onayıyla kasten sivilleri katlettiğini söyledi.
Lübnan Savunma Bakanı Elias Murr ise Hizbullah'ın Kana'dan füze fattığı iddiasını yalanlayıp, "İsrail'in ne demesini bekliyorsunuz? 40 çocuğu ve kadınları öldürdüğünü mü söylesin" dedi. (Dış Haberler)

'İsrail din-le, Hiz-bul-lah ge-li-yor'
BM önündeki protesto her kesimden Lübnanlıyı Hizbullah bayrağı altında topladı. 100'den fazla sivilin sığındığı binadan sadece kadın, çocuk ve yaşlıların cesedi çıktı.
FOTOĞRAF: AP


"Allah yukarıda, Nasrallah aşağıda" diye bağırdı Beyrut'taki BM binası önünde toplanan kalabalık. Hem de avazları çıktığı kadar... Binlerce Beyrutlu dün Kana katliamından sonra, meydanda toplandı, Lübnan ve Hizbullah bayraklarını salladı. Meydan, Lübnan'ın genel yapısını yansıtıyordu, yaşlılar, gençler, makyajlı kızlar, başörtülüler, Müslümanlar, Hırıstiyanlar... BM binasının önüne dikilmiş Lübnan askerlerine, yaşlıca bir kadın, bağırıp durdu: "Neden bu Allahsızları koruyorsunuz?" Bazı askerler başlarını önüne eğdi, bazıları yalnızca bakmakla yetindi. Zafer işareti yapmak için elini ileri doğru uzatan ama üçünçü parmağını bir türlü yummayı başaramayan minik bir çocuğa babası, gülümseyerek baktı. Sonra baba oğul bağırmaya başladı: 'İsrail, din-le, Hiz-bul-lah ge-li-yor'.
Taş çatlasın 15 yaşında, gözlerinden açık yeşil ateşler çıkan bir kız, "Allah, Nasrallah" diye bağırırken, ayağını yere hırsla vuruyordu. Bir ara, bir BM bayrağı geçti eline, yakmaya çalıştı, olmadı, parça parça etti. Kalabalık da katıldı ona. Bayrağın neredeyse iplik iplik oluncaya kadar paralanması birkaç saniye sürdü.
'Kana'da ölenlerin çoğu çocuk' haberi geldiğinde Lübnan ve Suriye arasındaki Dabbusiye sınır kapısındaki keşmekeşteydik. Bir önceki akşama kadar, Lübnan'a geçmek için seçeneklerimiz vardı ve Dabbusiye son sıradaydı. Hizbullah'ın Afula'yı vururken kullandığı uzun menzilli füzelerin Suriye yapımı olduğunu iddia eden İsrail, Şam'a mesaj vermek için olsa gerek, Suriye-Lübnan ana geçişini yerle bir etti. Böylece normalde 120 km. olan yolu kullanamayıp epey dolanarak 360 km. gitmek zorunda kaldık. Yol ücretinin on katına çıktığını söylememe gerek yok!

1996'da da çocuklar ölmüştü
Yol boyunca Kana'yı düşündüm.
Orada birbiri ardına tabut biçiminde yapılmış mezarlardan oluşan anıtı. İsrail 1996'da da Kana'daki mülteci kampını vumuş, 100'den fazla çoluk çocuk ölmüştü. O zaman bir BM askeri, bana mezarları gösterirken kendisini tutamayıp ağlamıştı: "Elime doğmuştu, ama parça parça oldu." O asker eminim dünyanın bir yerlerinde, o korkunç anıların tekrarlanıyor olmasının derin üzüntüsünü yaşıyordur.
Arapların bazıları, olan biteni tanımlamak için kullanılan, 'yok kriz, yok çatışma' gibi laflara inat, '6. savaş' diyorlar, 1948'de başlayan İsrail-Arap savaşlarına atfen... Yüzlerce ölü, keskinleşen politik duruşlar, ağır bir tedirginlik, can pazarı ve yüz binlerce mülteci. Bu savaş değilse nedir?
Sabah yola düştüğümüzde, Şam'da bir okulun önünden geçtik. Bahçesinde karton kutular yığılıydı. Okulun içi hortumlarla yıkanırken, savaşın yerinden ettiği mülteciler dışarıda boş gözlerle etrafa bakıyordu. Suriye'ye 200 binden fazla mülteci gelmiş, bir kısmı böyle okullarda kalıyor, bir kısmı akrabalarının yanında. Bazıları da daha önce tanımadıkları kişilerin evlerinde konuk oluyor. Nereye kadar? Bu sorunun cevabını kimse bilmiyor. Lübnan Başbakanı Sinyora'nın Rice'ı kabul etmemesi nasıl büyük çoşku yarattı. Bir Lübnanlıya Sinyora 'iyi yaptı mı, böyle demekle' diye sordum. Şöyle bir yanıt verdi: "İyi mi! İyi değil, çok iyi etti."

Kana'nın kaderi, kendini Lübnan için feda etmek

Kana, başka İsrail katliamlarını önlemek için ikinci kez kendini feda etti. Ateşkes sağlanmazsa, dünya İsrail'den yeni katliamlar istiyor demektir

01/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194477

ABDULVEHHAB BEDİRHAN

Gözyaşı, hüzün ve öfke, savaş suçluları ABD Başkanı George W. Bush, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Britanya Başbakanı Tony Blair'e lanet yağdırmak için yeterli değil. Ne çocukların kasıtlı biçimde öldürülmesi karşısında konuşmanın anlamı var, ne de dünyanın sorumsuz ve vicdansız BM'den iğrenmesinin sınırı...
18 Nisan 1996 ve 30 Temmuz 2006...
Katiller, bir kez daha ilk suçu işledikleri yere dönüp aynı soğukkanlılıkla aynı suçu tekrarladı. İlk katliamdan sonra onlardan hesap sorulmadı, kimse de bu suç için özür dilemedi. İsrailli katillerin Amerikalı kollayıcıları, soruşturmayı engelledi ve suçluların kınanmasının önüne geçti. 'Amerikan ilkeleri'yle çelişen bu ABD işbirliği, daha fazla katliamı teşvik etti.
Kana'nın kaderi, kendini Lübnan'a feda etmek, çocukları, kadınları ve yaşlılarıyla diğer Lübnanlıları başka İsrail vahşetlerinden korumak. 1996'daki katliam, işgalin son bulmasından önceki terörist İsrail saldırılarının sonuncusuydu. Fakat, ikinci Kana katliamının savaşı durdurup durdurmayacağı bilinmiyor. Amerikalı ve İsrailliler, katliamı aşma yolu arıyor. Bu katliam, savaşın bir ayrıntısıydı, kurbanların günahı da evlerinde veya sığınakta bulunmalarıydı. Bu katliam, kasıtlıydı. Katiller orada sivillerin bulunduğunu biliyordu.
Kana'nın kaderi, dünyanın vicdanının uyuşturulduğunun ve satıldığının kanıtını oluşturmak. Bu vicdan etkin olsaydı, İsrail'in sivilleri birbiri ardına öldürmesi engellenirdi.
İsrail'in son katliamına yağan kınamalar ne adaleti sağlıyor ne de kurbanları geri getiriyor. Washington, Kana ve başka katliamların kurbanlarıyla alay edercesine 'sükûnet' talep ediyor. Olmert'se, daha fazla çocuk öldürmek, evleri yıkmak, daha fazla yardım TIR'ını vurmak için,
iki hafta ek süre biçerek sükûnet talebine 'kanmıyor'.
ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes çağrısı yapmasını engellemek için Olmert'in yüzsüzlüğüne ve çağdaş Hitler'in küstahlığına ihtiyaç duyacak. Fakat, böyle bir çağrı önemsiz; asıl önemlisi ateşkes için Amerikan iradesinin bulunması. Kana katliamı Güvenlik Konseyi üyelerini birleştirmek için yetersiz kalırsa, bunun anlamı 'uluslararası toplum'un İsrail'den daha büyük bir katliam yapmasını istemesi olacak.
İsrail'se, bunun son savaş olacağını savunuyor. Aksine, çekişme uzayacak. Dengeler nasıl olursa olsun İsrail, Siyonist terörün bölgeyi kapladığı, kimsenin misilleme hakkını kullanamayacağı bir ortam dayatamayacak.
(Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 31 Temmuz 2006)

Hüsnü Mahalli, Neden Kana? 04 Ağustos 2006  Cuma  http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=48690,,110   Önceki pazar, İsrail uçakları Kana kasabasında bir binaya sığınan Lübnanlıları bombalayarak 63’nü öldürdü ve 87’sini yaraladı.

Ölenlerin 37’si çocuk, geri kalanları da kadın ve yaşlılar.

Tüm dünya boynunda emziği ile ölen çocuğun görüntüsüne ağladı ve vicdanı olan herkes İsrail vahşetini lanetledi.

Oysa bu İsrail’in ne ilk ne de son katliamıydı.

İsrail kurulduğu 1947 yılından bu yana buna benzer onlarca katliam yapmıştı.

İsrail, Nisan 1996’de yine aynı yerde bu kez BM binasına sığınan Lübnanlıları bombalamış ve 109’unu benzer vahşetle öldürmüş 351’ini de yaralamıştı.

İsrail ikinci kez Kana’yı hedef alınca merak edip araştırdım.

İşte size ilginç bilgiler...

Kana Lübnan’ın güneyinde şirin bir kasaba.

Süryani dilinde Kana, ‘Yaşam’ demekmiş.

Kenan dilinde ise Kana ‘Şeker kamışı’ anlamında.

Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşadığı Kana serin mağaraları ile ünlüymiş.

İsa Peygamber, Yahudiler tarafından çarmıha gerilmeden önce onların baskısından bunalınca Kana’ya kaçar, buralardaki mağaralarda saklanırmış.

İsa Peygamber ilk mucizelerini burada gerçekleştirmiş.

Hasta bir küçük kızı iyileştirmiş ve fakir bir çiftin düğününde suyu şaraba dönüştürmüş.

İsa’yı çarmıha gererek ondan kurtulan Yahudi Hahamlar anlaşılan hâlâ İsa’nın peşindeler!

Kana sonrasında dünyaca yapılan eleştirilere İsrail’deki Yahudi Hahamlar tepki gösterdi ve bakın nasıl bir yanıt verdi:

‘’Savaşta ahlaktan söz etmek aptallıktır. Bu tür söylemler ordunun savaşma moralini bozar. Savaşta düşman tarafında oldukları sürece kadın ve çocuklar da öldürülür ve öldürülmelidir.”

Dönelim Kana’ya...

İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, bir Büyük İskender hayranıymış!

Büyük İskender’in ise Ortadoğu bölgesine geldiğinde ilk ayak bastığı yer Kana’ymış ve bölgeyi darmadağın ettikten sonra işgal etmiş.

Anlaşılan Kana’da katliam emrini veren Halutz, İskender’in yaptıklarını 21. yüzyılda yapmak istiyor!


Hayalet köy Kana

 

Yan yana ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta. Ama biraz ürkek mi bakmışsınız? Belki de hep tedirgin yaşadınız...

Kana köyü, artık yaşanan bir yer değil. Sokaklar bomboş, sadece birkaç kedi gördüm. Komşu kasabalarda yaşayanlar da yollara dökülmüş, sığınak arıyor

01/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194521 

AYŞE KARABAT

KANA - Fotoğrafınızı izinsiz aldığım için çok ama çok özür dilerim. Darmadağın olmuş evinizin salonunda, kırılmış tahta bir çerçeveden fırlamıştı. Kana'da, çoğu yaşıtlarınız onlarca kişiye mezar olan eve komşuymuşsunuz. Hemen önünüzde, vadiye bakan tepedeki o ev, yerle bir olmuş şimdi. Öyle bir hal almış ki, adım atmak mümkün değil yıkıntılar üzerinde. Belki de evinizin geniş bahçesinde, birlikte oyun oynadığınız arkadaşlarınız artık yaşamıyor. İsrail füzeleri, komşunuzun evini mezara çevirdi, sizinkini de kullanılmaz hale getirdi çünkü.

Ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta
Çok mu acil çıktınız evden? O yüzden mi kapınız ardına kadar açık? Komşu evlerin çoğu, yarı yıkılmış, bazı evler daha az hasarlı gibi. Ama kasabanız artık yaşayan bir yer değil. Evinizin yarısı yıkılmış. Aileniz, geniş holdeki pencereye bir yatak dayamış. Oysa barış zamanı eminim, anneniz mutfaktan çıkıp, o güzel vadi manzarasına bakarak yorgunluk çayı içiyordu. Yan yana ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta. Belli ki abi kardeşsiniz, kara gözleriniz birbirine benziyor. Ama biraz ürkek mi bakmışsınız ne? Belki de hep tedirgin yaşadınız.
Pembe kurdeleli, mavi-beyaz ayakkabılı kız çocuğu! Kasabanıza, 1996'da yapılan, yine çoğu çocuk 106 insanın öldüğü katliamı hatırlayamayacak kadar küçüksün. Ama sanırım, ağabeyin hayal meyal da olsa anımsıyordu. Kardeşiniz nerede acaba? Evinizin salonunda bir bebek yürüteci var çünkü. Acaba birlikte eğlenir miydiniz, iyi geçinir miydiniz? Ne oynardınız?
Salonunuzda, kaynamış yumurtalar kalmış. Yedi tane. Bazıları yere düşmüş. Eviniz vuruldukça mobilyalar yerlerinden oynamış. Annenizin üzerine özenle dantel örtü örttüğü televizyon büfede duruyor, önüne geçip, çizgi film izlerdiniz, herhalde. Bütün çocuklar gibi, televizyona yakın mı otururdunuz, büyükleriniz "İçine düşme" uyarısı mı yapardı? Salonda, açık bir Kuran-ı Kerim var, koltuğun üzerinde. Belli ki büyükleriniz, Allah'a sığınmaktan hiç vazgeçmemiş. Yatak odasında da duruyor bir tane. Annenizin bitmek üzere olan parfümü yerli yerinde. Kapının arkasında da, büyüklerinizin giysileri asılmış. Annenizin yataklarınızı yapmaya vakti olmamış. Vakti olsaydı, toplardı, eminim. Mutfaktan titiz olduğu belli.
Buzdolabınız boş sayılır. Birkaç tereyağı paketi. Baharatlar, plastik torbalarda dondurulmaya çalışılmış birkaç parça çürümüş yiyecek. Ama elektrik kesik olduğu için kokmaya başlamışlar. Anneniz, sarı plastikten laleler koymuş buzdolabının üzerine. Bulaşık bırakmak istememiş ama sular kesik, ne yapsın? Eviyede birkaç boş bardak, içinde çay kalıntıları. Tencereler açık raflarda üst üste dizilmiş, parlıyorlar. Bir poşette biriktirdiğiniz az miktardaki çöpünüz, karıncalara yem oluyor şimdi. Misafirleriniz de varmış yatılı. Belki de savaştan kaçıp size sığınmışlardı. Bir odanızda yer yatakları var. O oda kapısının önünde de terlik. Vakti mi olmadı misafiriniz terliğin tekini giymeye?
Diğer komşunuzun evi de yok artık. Hani şu tütüncülük yapan komşunuz. Tütünleri kurutmak için astığı ipler sarkıyor. Yanında birkaç oyuncak ve üç tekerlekli bisiklet. Siz de ara sıra oynar mıydınız onlarla?

Topçu ateşine alışmış mıydınız?
İsrail, sivillerin ayrılması için ara verdiğini açıkladı saldırılarına ama sesleri duyuluyordu ben evinizdeyken. Alçaktan uçtuklarında çok mu korkardınız? Peki, topçu ateşi gürültüleri, annenizin yanına mı koşardınız hemen, yoksa alışmış mıydınız?
Komşu kasabanızdakiler yollara döküldü artık. Çok değiller ama, artık ne buldularsa toplamış güvenli olabileceğini düşündükleri yerlere gidiyorlar konvoylar halinde. Savaşın yerlerinden ettiği 1 milyon insanın listesine ekleniyor adları. Beyaz bayraklar sallanıyor araçlarından. Ama kaçışları kolay olmuyor, yollar delik deşik olmuş bombardımandan. Bir aracın zar zor geçtiği çukurlardan geçebilmek için, saatlerce bekliyorlar. Arabalardan akranlarınızın ağlamaları duyuluyor. Ter damlıyor babalarının yüzlerinden. Annelerin bazıları, başörtülerinin ucuyla siliyor gözyaşlarını. Füzeler ve bombalar, göz alabildiğince uzanan muz, hurma ve palmiye ağaçlarını da yok etmiş.
Çocuklar, kaçmayı başardınız mı? Hayatta mısınız?

Yüreğim kanadı

1 AĞUSTOS 2006 SALI http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/agustos/01/d01.html

İsrail'in 10 yıl sonra bir kez daha katliam yaptığı Lübnan'ın güneyindeki Kana kasabasındayız. 37 çocuğun katledildiği sokağa girdiğimizde gözlerimi yerle bir olan evden kaçırmaya çalışıyorum. Evin önündeki çocuk ayakkabıları ise yüreğimi kanatıyor

Metin
Mutanoglu

Gazeteciliğin en zor anlarından biridir belki de çocuk ölümlerini haber yapmak. Bunu maalesef ilk kez bu kadar yoğun yaşıyorum. Tarihe Kana katliamı olarak geçen İsrail vahşetinin ikincisine şahit olacağımı nereden bilebilirdim. İsrail uçaklarının ölüm kustukları Kana'ya doğu harekete geçiyoruz. Burası 24 saat bombalanan Sur kentine 9 kilometre uzaklıktaki bir dağ kasabası. Yaklaşık 25 bin nüfusu olan kasaba, şimdi ölüm sessizliğini yaşıyor.

GÜNAHLARI NEYDİ?

Kasabaya girişimiz de bu sessizliği bozmayacak şekilde oluyor. Araçlarımızdan iniyoruz. Yerle bir olmuş evlerin arasından 60 kişinin feci şekilde can verdiği üç katlı binanın olduğu sokağa doğru hareket ediyoruz. Sadece yabancı gazetecilerin bulunduğu dar sokaktan aşağıya doğu indiğimde karşımda yerle bir olmuş canlı bir heykel gibi duran yıkık binayı görüyorum. Bu binadan tam 60 ceset çıkarıldı. 37'si çocuk. Gözlerimi binadan kaçırmaya çalışıyorum. Olmuyor. Kafamda hep aynı cümle dolaşıyor. 'Hangi günahla öldürüldüler'

AYAKKABILAR VE TERLİKLER

Çocukların çıkarıldığı odaya doğru yöneliyorum. Yıkık odanın içi kumlarla dolu, çocukları içinden çıkardıkları kumlarla. Ey Allah'ım sen büyüksün. Yıkık odanın önünde dün (önceki gün) burada ölen çocuklara ait ayakkabılar ve terlikler var. Bir de kadınlara ve çocuklara ait parçalanmış elbiseler. Etrafta artık vakayı adiye olan bu olayı görüntüleyen kameramanlar ve durumu dünyaya duyuran muhabirler var. Herkeste çaresizlik. Bu mesleğe lanet okumalar.

KANA, İSRAİL'İN İFLASI

Kana'da yaşanan vahşet, İsrail'in saldırgan politikasının iflasını gösteriyor. Cephelerde düşman bulamayan İsrail ordusunun tamamen sivillerin yaşadığı bölgeleri nasılda yerle bir ettiğinin beklide en somut ve en acı resmi Kana. Tam 37 çocuk gece uykularında ölüme yakalandılar. Dün üzerlerinde uçan İsrail uçakları nedeniyle korku içinde oyun oynadıkları sokaklarından, bugün hiç tanımadıkları amcalarının kucaklarında cansız bedenleri taşındı. Haberlerini yapmak da bize kaldı.

Çocuklar orada oynuyordu

Saldırı anında köyde bulunan görgü tanığı Feyad Muhammed, İsrail'in bombardımanı sonucu ölen 37 çocuğun saldırının gerçekleştiği gün vurulan binanın etrafında oyun oynadıklarını söyledi. Çocuklarla konuşup şakalaştıklarını söyleyen Muhammed, gece yaşananlara inanamadığını söyledi. İsrail uçaklarının gece saat 22:30'da yoğun bir şekilde uçuş yaptıklarını anlatan Muhammed, 3 saatlik uçuştan sonra saldırının gerçekleştiğini kaydetti. Muhammed, sabaha kadar uçakların bölgeden ayrılmaması nedeniyle yardıma gidemediklerini söyledi. Görgü tanığı, saat 9'da bölgeye ulaşan Kızılhaç ve sivil savunma ekipleriyle birlikte cesetleri çıkardıklarını söyledi. Katliamda ölen 37 çocuk ise Kana kentine en yakın kent olan Sur devlet hastanesinde defnedilmeyi bekliyor. Ölen çocuklar, yakınları geldikten sonra defnedilecek.

İsrail saldırmama sözünü tutmadı

1 AĞUSTOS 2006 SALI http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/agustos/01/d04.html

İsrail Kana'da yaptığı katliamı ört bas etmek adına saldırılarına 48 saat ara verdiğini duyurdu. Ancak gün boyu savaş uçaklarıyla bölgeyi bombaladı. İsrail hava kuvvetleri, Güney Lübnan'daki Taibe kasabasını vurdu. Güney Lübnan'da da, İsrail askerleriyle Hizbullah arasındaki çatışmalar sürdü. Hizbullah, bir İsrail tankına füzelerle saldırdı. Olayda 3 israil askeri yaralandı. Hizbullah, Kiryat Şimona kentine de roketle saldırdı.

RİCE GELİNCE ÖLÜMLER ARTTI

ABD Dışişleri Bakanı Condozzella Rice'ın Ortadoğu'ya yaptığı her seferinde İsrail saldırılarını biraz daha arttırdı. Rice'ın 25 Temmuz'da yaptığı Ordtadoğu ziyaretine kadar Lübnan'da ölen sivillerin sayısı 400'ü buluyordu. Ancak ziyaret ile birlikte 31 Temmuz'a kadar İsrail saldırılarını yoğunlaştırırken, ölü sayısı da çoğu çocuk 750'yi geçti. Bu arada Kana katliamı sonrasında İsrail yeni bir öneri getirerek, ateşkesten önce uluslararası gücün Lübnan'da göreve başlamasını istedi.

Kana karşılıksız kalmamalı

4 AĞUSTOS 2006 CUMA  http://www.yenisafak.com.tr/d04.html 

Lübnan, İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne taşıyacak.

Lübnan, İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne taşıyacak. Lübnan Dışişleri Bakanı Fawzi Salloukh, İsrail'in Lübnan'a karşı işlediği savaş suçları için mahkemeye başvuracaklarını söyledi. İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıda 37'si çocuk 60 sivil hayatını kaybetti. BM ve AB'nin İsrail'e karşı politika belirlemekte zorlandıkları bir ortamda, Lübnan Dışişleri Bakanı Fawzi Salloukh, Kana saldırısını Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını bildirdi.

CEZASIZ KALMAMALI

Fawzi Salloukh, SANA ajansına yaptığı açıklamada, İsrail'in işlediği savaş suçlarını uluslararası mahkemeye götüreceklerini, Kana'da işlenen "saldırganlık suçunun" cezasız kalmaması gerektiğini söyledi. Salloukh, mahkeme başvurusu Malezya'daki İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantısı sırasında yaptı.

MAVİ HAT UYARISI

İKÖ toplantısındaki konuşmasında, uluslararası toplumun İsrail'e acil ateşkes çağrısında bulunamadığına dikkat çeken Salloukh, İsrail ordusunun bir an önce Mavi Hat gerisine dönmesi gerektiğini söyledi. Lübnan'ın güneyindeki Mavi Hat, İsrail'in Lübnan'a 2000 yılında düzenlediği saldırılar sonrasında BM tarafından belirlenmişti. Batı dünyasının tavrını eleştiren Sallokh, "ABD ve Fransa mevcut krizi çözmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sürecinin işletilmesini erteleseler de, Lübnan halkının bu mahkemeye başvurmasını engelleyemeyecekler" dedi.

·  BEYRUT

 

Rice'a tersyüz, Hizbullah'a şükran

Sinyora, Rice'ı 'Acil ateşkes ve İsrail'in savaş suçları hariç konuşacak konu yok' diyerek reddetti. ABD'li bakan, Olmert'le iki kez görüştü. FOTOĞRAF: REUTERS

Kana katliamı sonrası Rice'la görüşmeyi reddeden Sinyora, Hizbullah'a özverileri için şükran sundu. Rice: Sinyora depresifti

31/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194451

BEYRUT - İsrail'in Kana katliamı sonrası Lübnan'da öfke sel olup taşarken, Başbakan Fuad Sinyora saldırıyı 'savaş suçu' diye niteleyip acil ateşkes talebini yineledi. Kudüs'ten Beyrut'a geçmeye hazırlanan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı "Gelmesin, istemiyorum. İsrail saldırısı bitmeden görüşmem" mesajıyla tersyüz eden Sinyora, "Bu acılı sabahta acil ve şartsız ateşkes ile İsrail'in Lübnan'daki katliamlarına uluslararası soruşturma açılmasından başka görüşülecek bir şey yok" dedi. Sinyora, 'Lübnan'ın egemenliği ve bağımsızlığı için hayatını feda eden Hizbullah'a' şükranlarını da sundu.
İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in 'İşimiz bitmeden çekilmeyeceğiz' sözlerine tepki gösteren Sinyora "Hangi işi bitirecekler? Lübnan'ı yok etmeyi mi? Ölen çocuklardan biri sadece bir günlüktü" dedi. Lübnan Başbakanı, 1996'daki Gazap Üzümleri operasyonuna atfen, "Niye yine Kana'yı seçtiler. Sanırım bu kez nefret üzümleri için" tepkisini gösterip, "İsrail devlet terörü uyguluyor" dedi.

Rice 'ateşkesi' andı ama...
Sinyora, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı arayıp Güvenlik Konseyi'nin acil ateşkes için derhal toplanması talebini kabul ettirip, İsrail'e karşı her hamleyi bloke eden ABD'ye meydan okudu. Beyrut'ta ise toplanan binlerce kişinin bir kısmı BM merkezine saldırıp, 'İsrail'e, ABD'ye ölüm' sloganlarıyla mobilyaları kırdı, personeli bodruma sığınmak zorunda bıraktı. Lübnan, İsrail saldırılarında 19 günde 750 kişinin öldüğünü açıklarken, Hizbullah, İsrail'e "Bu katliamı cezasız bırakmayacağız" dedi.
Kudüs'te alelacele basın toplantısı yapan Rice, Sinyora'nın 'istenmeyen kişi' muamelesi yaptığını örtbas edip, ziyareti kendisi iptal etmiş gibi yaptı: "Sinyora'yla konuştuğumda, nasıl diyeyim, çok depresifti, daha doğrusu, çok duygusaldı, ona gelemeyeceğimi söyledim, çünkü ateşkes için burada çalışmam lazım." Bugün ABD'ye dönecek olan Rice, acil ateşkes çağrısı yapmayıp "Mümkün olduğunca çabuk ateşkes istiyoruz. Mümkün olsa dün de isterdim. Ama önce taraflar anlaşmalı ve belli koşullar sağlanmalı" dedi. ABD'li bakan, 'masum can kayıplarından üzüntüsünü' dile getirirken, İsrail'den sivil kayıplar olmaması için 'olağanüstü özen' istedi.

Olmert: 10-14 gün lazım
Olmert ise, 'pişmanlığını' dile getirse de "Başlıca hedeflerimize ulaşıncaya dek ateşkes için acele içinde değiliz" dedi. "Bu ağır olaya rağmen savunmadan ateşi kesmeleri yahut da operasyonların tipini değiştirmelerini istemeyeceğim" diyen Olmert'in, Rice'a 10-14 güne daha ihtiyaçları olduğunu söylediği belirtildi.
İsrail Nisan 1996'daki 'Gazap Üzümleri' operasyonunda da kaçan 800 sivilin sığındığı Kana'daki BM merkezini vurmuş, 106 sivil ölmüş, 116'sı yaralanmıştı. İnsan Hakları İzleme örgütü, saldırıyı, 'Kana katliamı' diye nitelemişti. Kana'nın Hz. İsa'nın suyu şaraba çevirip ilk mucizesini gerçekleştirdiği yer olduğuna inanılıyor. (Dış Haberler)

ABD hariç herkes saldırıyı kınadı

31/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194449

NEW YORK/WASHINGTON/KAHİRE/ANKARA - İsrail'in Kana katliamına birçok ülke sert tepki gösterdi. BM Güvenlik Konseyi, Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'nın çağrısı üzerine toplanırken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Konsey'den saldırının kınanmasını istedi. Annan, iki tarafın da sorumlu olduğunu, muhtemelen iki tarafın da uluslararası hukuku çiğnediğini söylerken, Fransa da taraflar arasında acil bir ateşkes isteyen bir tasarı sundu.
ABD 'bu trajedinin, sivil kayıplardan kaçınılması yönünde İsrail'in elinden gelen çabayı göstermesi gerekliliğini ortaya koyduğunu' belirtmekle yetindi ancak bir kınama yapmadı. Beyaz Saray sözcüsü Tony Snow, "Ateşkes Lübnan'da güvenliği sağlayacak şartları yaratmalı" diyerek acil ateşkes çağrısında bulunmadı. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicholas Burns ise "Bu trajik bir gün. Kalıcı bir ateşkesin gerekliliğini gösteriyor. ABD yaşananların bir savaş suçu olduğuna inanmıyor" açıklaması yaptı.

Türkiye: Acil ateşkes gerekli
Türk Dışişleri de İsrail'in orantısız güç kullanarak Lübnan'ı büyük bir krizin eşiğine getirdiğini söyleyerek, "Hiçbir sorumluluğu olmayan sivillere yönelik bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi. Dışişleri şu açıklamayı yaptı: "Bölgedeki krizin daha vahim bir hal almasına izin verilmeden acilen karşılıklı ateşkes ilan edilmesini talep ediyoruz."
İlk kınamayı dile getiren Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, acil ateşkes çağrısını yineledi. AB Dönem Başkanı Finlandiya hiçbir şeyin sivilere saldırıyı haklı gösteremeyeceğini belirtti. ABD'yle aynı görüşü paylaşan Britanya Başbakanı Tony Blair da "Bu trajik durum sürdürülemez. BM Güvenlik Konseyi'nden ateşkes kararı çıkarsa bu karşılıklı düşmanlık sona erdirilmeli" dedi. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail'in savaş suçu işlediğini belirtti. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, "Lübnan ve Filistin dünya için ayna görevi görüyor. Siyonist rejiminin gerçek kimliği bu aynada rahatça görülüyor" derken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İsrail'in 'barbarlığı ve uyguladığı devlet terörizminin tüm dünyanın gözlerine önüne serildiğini' söyledi. (Dış Haberler)

 

Yine siviller vuruldu

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=48813,5 

İsrail ordusu, Lübnan'da Hizbullah'a yönelik sürdürdüğü operasyonda bir hafta içerisinde ikinci kez sivilleri vurdu. İsrail uçakları, Suriye sınırındaki Bekaa Vadisi'nde bulunan Kaa Kasabası yakınlarındaki bir çiftlikte, kamyonlara sebze ve meyve yükleyen sivilleri 3 füzeyle vurdu. Olayda 33 kişi yaşamını yitirirken, 20 kişi de yaralandı. İsrail ordu sözcülüğü, çoğunluğu Suriyeli Kürtlerden oluşan sivillerin öldüğü saldırıda, Hizbullah militanlarının silah sakladığı düşünülen 2 binanın hedef alındığını açıkladı. İsrail ordusu, geçen pazar Kana kasabasındaki bir binaya düzenlediği saldırıda da çoğu çocuk 60 sivilin ölümüne yol açmıştı. Güneydeki Taibe kasabasına düzenlenen hava saldırısında da 7 Lübnanlı öldü, 10'u da yaralandı. Sınırdan 2 kilometre içerideki Aita el Şaab köyüne düzenlenen hava saldırısında ise bir bina yerle bir oldu. Enkaz altında, en az 50 kişinin bulunduğu bildirildi.
BOMBARDIMAN YOĞUNLAŞTI
İsraİl, Lübnan'ın kuzey ve doğu bölgelerinde de bombardımanı yoğunlaştırdı. Başkent Beyrut önceki gece aralıksız olarak bombalanırken, doğuda Baalbek, güneyde de Sur ve Taibe kentlerine
hava saldırıları düzenlendi. Saldırılarda 16 sivil yaşamını yitirirken
40 kişi yaralandı. Dün Beyrut'u kuzeye bağlayan 4 ana köprü ve Bekaa Vadisi'nin kuzeyindeki bir elektrik santrali de bombalandı. Hizbullah militanlarının bir İsrail tankını vurması sonucu 3 asker öldü, 2'si de yaralandı. Militanların Maghar, Celile ve Nahariya kasabalarına yaptığı füze saldırlarında ise 2 İsrailli öldü, biri de yaralandı.

Etnik temizlik itirafı

İsrail uçakları dün de 70 ayrı hedefi bombaladı. Bombardımandan kurtulanlar bir zamanlar oturdukları evlerden eşyalarını toplamaya çalışıyor. FOTOĞRAF: AP

'Saldırının ölümcüllüğü İsrail'e saldırma planı olan her ulusun belleğine yazılacak' diyen Olmert'e göre 1 milyon kişinin yollara düşmesi de başarı: Hizbullah'ın güç kaynağı nüfus yerinden edildi

04/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194832

LONDRA - İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Times gazetesi, BBC ve Sky televizyonları, AP ve Reuters ajanslarına bir dizi demeç vererek, Lübnan'a İsrail ordusunun işini görecek bir çokuluslu güç konuşlandırılmasının 'reklam'ını yaptı. Hizbullah'ı destekleyen Şii nüfusu 'terörist' diye niteleyip Lübnan'ın güneyinde etnik temizlik yaptıklarını itiraf eden Olmert, ölüm ve yıkım yoluyla tüm Ortadoğu'ya gözdağı verdiklerini açıkça dile getirdi: Onlar Hizbullah halkıdır, onlar teröristtir.

'Uluslararası güce yol açıyoruz'
Lübnan'ın güneyine muharebe birliklerinden oluşan çok kuvvetli bir uluslararası güç konuşlanıncaya dek saldırmayı sürdüreceklerini tekrarlayan İsrail Başbakanı, bu gücün 15 bin askerden oluşması ve BM'den 1559 sayılı karar uyarınca Hizbullah'ı silahsızlandırma yetkisi alması gerektiğini söyledi. "Giderek daha derine ilerleyip Hizbullah'ı söküp atarak, bölgeyi uluslararası güç için açmaya çalışıyoruz. Onlar gelinceye dek Hizbullah'ın yeniden yapılanma fırsatı bulacağı bir boşluk oluşmamalı" diyen Olmert, Hizbullah'ın altyapısını tamamen çökertip 700 komuta merkezini imha ettiklerini anlatırken, "Lübnan'da Hizbullah'ın güç kaynağı olan nüfusun tamamı yerinden edildi" ifadesini kullandı.

'İsrail'e güç mü, çok esprilisiniz!'
İsrail Başbakanı, "Hizbullah'ın saldırısına uğrarsa uluslararası güç ne yapacak? Bunu onlar söylemeli. Ben sadece güçle işbirliği yapacağımızı söyleyebilirim" dedi. Güce katkı yapmasını umduğu ülkeleri, Fransa, Britanya, İtalya, Avustralya ve Türkiye olarak sayan Olmert, Arap ve Müslüman ülkelerin katkısının önemiyle ilgili soruyu "Çok önemli. Türk askerlerini görmekten mutluluk duyarım. Türk ordusu ve hükümetine çok saygımız var" diye yanıtladı. Times'ın 'Öyleyse tüm eski sömürgeci güçleriniz geri gelecek' dokundurmasını "İsrail'e değil, Lübnan'a" diye karşılayan Olmert, 'Gücü sınırın her iki tarafına da konuşlandırsak' sözüne, "Çok espritüelsiniz. Bunu ciddiye almıyorum" yanıtını verdi.

'Avrupa da Kosova'yı vurmuştu'
İsrail Başbakanı, Hizbullah'ın halkına saldırılarını 'ortalama Britanya vatandaşına en basit yoldan' şöyle anlattı: "Bir terör örgütü kafalarına roket atıyor diye Manchester, Liverpool ve diğer kentlerde 7 milyon Britanyalının 22 gün sığınaklarda yaşadığını hayal edebiliyor musunuz? Böyle vahşi bir saldırıya İsrail kadar yumuşak tepki veren başka bir ülke biliyor musunuz? Tarih bilgim, hiçbir Avrupa ülkesinin İsrail kadar itidalli tepki vermeyeceğini söylüyor. Avrupa güçleri 10 yıl önce Kosova'da tam da ne yapmıştı? Kosova'da ne kadar masum sivil öldürülmüştü? Bu benzetmeler bitmez, ne diyordum ben?"

'Kolektif hafızaya kazıyacağız'
İsrail Başbakanı, Lübnan'da can kayıplarının neredeyse tamamının sivil olmasını şöyle değerlendirdi: "Kimin masum olup kimin olmadığını nereden biliyorsunuz? Beyrut ve Lübnan'ın Hıristiyan bölgelerine hiç saldırmadık. Öldürülenlerin üniforma giymemesi masum siviller oldukları anlamına gelmez. Onlar Hizbullah halkıdır, onlar teröristtir. Bizim ordumuzdaki gibi üniforma giyen terörist hiç gördünüz mü, hayır." Saldırının ölümcüllüğünü, "Verdiğimiz tepkinin şekli, sadece Lübnan halkının değil, İsrail'e füzeyle saldırma planı olan her ulusun kolektif hafızasına kazınacak. Tepkimizin çok çok çok acı verici olacağını bilecekler. Hizbullah, Suriye ve İran, 'İsrail'e füze atmaya değer mi' diye beş kez düşünecek" sözleriyle gerekçelendiren Olmert, Gazze Şeridi için de "İsrail'in tepkisinin tadına yeterince vardıklarını sanmıyorum, en iyisi onlara sorun" ifadelerini kullandı.

'Şebaa müzakere edilmez'
İsrail'in Batı Şeria'nın büyük kısmını ilhak edip sınırlarını 2010'a dek tek yanlı belirleme planıyla ilgili "Sergiledimiz güçle doğacak yeni düzen, Filistinlilerden ayrılma için ortam sağlayacak. Ortadoğu'nun tüm halkları için daha fazla güvenlik, daha iyi fırsatlar sağlayacak yeni yaşam gerçekliğini yaratacağız" diyen Olmert, Lübnan hükümetinin barış planında yer alan işgal altındaki Şebaa çiftliklerinin statüsünün müzakeresini de reddetti.
Lübnan hükümetinin dünkü resmi açıklamasına göre, 12 Temmuz'da başlayan İsrail saldırısında üçte biri 12 yaş altında 900'den fazla Lübnanlı öldü, 3 bini yaralandı. Saldırılar yüzünden yerinden olan Lübnanlıların sayısı 1 milyonu bulurken, bunların yüzde 45'ini de çocuklar oluşturuyor. (Dış Haberler)

Sinyora: 1 milyondan fazla kişi evsiz kaldı

4 AĞUSTOS 2006 CUMA  http://www.yenisafak.com.tr/d05.html  

Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, İsrail saldırısında 900'den fazla kişinin öldüğünü, 3 bin kişinin yaralandığını ve 1 milyon kişinin yerinden olduğunu söyledi. Sinyora, İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) Malezya'da Filistin ve Lübnan ile ilgi yaptığı toplantıya telekonferans aracılığıyla katılarak bir konuşma yaptı. Başbakan Sinyora, konuşmasında, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik 3 haftalık saldırısında kayıpların 3'te birini 12 yaşın altındaki çocukların oluşturduğunu belirtti.

Çiftçilere füze

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/d01.html 

Lübnan'a yönelik bombardımanlarında hedef gözetmeyen İsrail jetleri, Beyrut'taki 4 yardım kuruluşu ile engelliler için açılan 3 okulu yerle bir etti. Köyleri de bombalayan İsrail ordusu, sedece bir çiftlikte 33 kişiyi öldürdü.

İİsrail ordusu Lübnan'ı yakıp yıkmaya devam ediyor. İsrail ordusu dün Beyrut'taki 4 insani yardım kuruluşu ile görme ve işitme engelliler için açılan 3 okulu yerle bir etti. Tonlarca ilaç ve sağlık malzemesi kül olurken, okulların tatil edilmiş olması büyük bir faciayı önledi. Hıristiyanların yaşadığı Beyrut'un kuzeyini de dün ilk kez hedef alan İsrail, aralarında Hıristiyanların da bulunduğu 5 kişiyi öldürdü. Sebze kamyonlarına yönelik hava saldırısında da 33 Suriyeli Kürt işçi hayatını kaybetti.İsrail, Lübnan'ı "tecrit" etmek için, ülkenin kuzeyinden dünyayla bağlantıyı sağlayan 4 köprüyü daha havaya uçurdu. Son kaçış yolu olarak bilinen kuzey kapısının da kapanmasıyla Lübnan tamamen tecrit edilmiş oldu.

KÜRT İŞÇİLERE FÜZE:33 ÖLÜ

İsrail'in, Bekaa Vadisi'nin doğusunda Lübnan'ın Suriye sınırı yakınındaki hava saldırısında ise çiftliklerde çalışan Surileyi 33 Kürt işçinin öldüğü, yirmisinin de yaralandığı bildirildi. Güvenlik kaynakları, Kaa köyü yakınında bir çiftlikte sebze yüklenen kamyonların bombalandığını söylediler. Ölen ya da yaralananlar arasında Suriyelilerin de bulunduğu belirtildi. Yaralıların, Suriye'deki hastanelere sevk edildiği belirtildi.

57 KİŞİ ENKAZ ALTINDA

İsrail hava kuvvetlerinin Lübnan'ın güneyinde bir köye daha düzenlediği hava saldırısında da 57 kişi enkaz altında kaldı. Lübnan resmi haber ajansına göre, sınırdan 2 kilometre içerideki Aita el Şaab köyünde bir bina yerle bir oldu. Burada, 57 kişinin enkaz altında kaldığı bildirildi. Taibe köyüne düzenlenen saldırıda da 17 kişinin sığındığı bir bina vuruldu, çöken evde 7 kişi öldü, 10 kişi yaralandı. İsrail'in üç hafta önce başlattığı saldırılarda şu ana dek çoğu sivil 950'ye yakın kişi hayatını kaybetti.

KARA HAREKATI GENİŞLİYOR

Öte yandan, Lübnan'ı 24 gündür bombalayan İsrail ordusunun, büyük bir kara harekatınıa hazırlandığı belirtildi. İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, orduya, Lübnan içlerine doğru ilerlemeye ve yeni bir hücuma hazır olma emri verdi. Bekaa Vadisi'nin güneyindeki bir hidroelektrik santralinin de vurulmasından sonra Lübnan'ın birçok bölgesinde elektrikler kesildi.

6 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜ

Arap medyası ise çatışmalarda 6 İsrail askerinin öldüğünü duyurdu. Arap televizyonlarına göre, İsrail ordusu dağıttığı bildirilerle güneydeki Nebatiya halkından da kenti boşaltmalarını istedi. İsrail'in Lübnan'da daha içerilere ilerleme kararı, Birleşmiş Milletler'de ateşkes üzerine tartışmaların yoğunlaştığı bir döneme rastlıyor.

'LÜBNAN ABD ÜSSÜ OLMAYACAK'

İsrail'in saldırılarını artırmasına karşılık Tel Aviv'i vurma tehdidinde bulunun Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Lübnan'ın 'yeni Ortadoğu' projesi kapsamında bir Amerikan üssü olmayacağını belirtti. İsrailli bir hükümet sözcüsü ise, Nasrallah'ın Tel Aviv'i vurma tehdidni "budala cesareti" diye tanımladı. ·  BEYRUT

İsrail Filistin'de yine çocukları öldürdü

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/11031.html 

İsrail ordusunun, Filistin'de 2'si çocuk 3 sivili daha öldürdüğü bildirildi.

Filistin hastane kaynakları, İsrail'in bugün sabah Gazze Şeridi'ne bağlı Refah kentine düzenlediği saldırıda 2'si çocuk 3 sivili katlettiğini açıkladı.

İsrail ordusunun tanklarla Refah'ı topa tuttuğu belirtildi. İsrail'in 28 Haziran'dan beri Filistin'e düzenlediği saldırılarda 200'e yakın Filistinli hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. ·  GAZZE (İHA)

 

İsrail Bekaa’yı vurdu: 23 ölü...
Bugün, 17:15 04 Ağustos 2006 Cuma http://www.haberx.com/

Lübnan güvenlik kaynakları, İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarında 23 kişinin öldüğünü açıkladı.

NTV-MSNBC - Lübnan’a yönelik saldırıların 24’üncü gününde İsrail’in bombardımanı yoğunlaştı. Lübnan-Suriye sınırında bir kamyona sebze yükleyen çiftçilerin hedef alındığı saldırıda 23 çiftçi öldü.

İsrail’in, Beyrut’u kuzeye bağlayan 4 köprüyü vurması da, BM’nin yardım çalışmalarını olumsuz etkiledi.

Bekaa Vadisi’nin güneyindeki bir hidroelektrik santralinin de hedef alınmasının ardından Lübnan’ın birçok bölgesinde elektrikler kesildi.

Güney Lübnan’daki sınıra yakın bölgelerde ise İsrail askerleriyle Hizbullah gerillaları arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtiliyor. Arap medyası çatışmalarda 6 İsrail askerinin öldüğünü duyurdu. Hizbullah, son 2 saatte İsrail’e 100’den fazla roket fırlattı. Saldırılarda 2 İsrailli öldü, 1 İsrailli de yaralandı.

İsrail askerlerinin esir aldığı Lübnanlıların görüntüleri de yayınlandı.

DÜN DE 5 SİVİL ÖLDÜ

İsrail savaş uçaklarının gece ağırlıklı hedeflerinden biri de Beyrut’un güneyindeki Avazi semtiydi. Bölgede 30 patlama oldu. İsrail savaş uçaklarına, İsrail savaş gemileri de destek verdi. Saldırılarda 5 sivil öldü.

Ayrıca uçaklar Beyrut’un güneyinde Kuzai semtini de dün gece ilk kez bombaladı. İsrail uçakları saldırılardan önce semt sakinlerinin bölgeyi terk etmesini isteyen bildiriler attı.

İsrail ordusu, doğudaki Baalbek kentini de bombaladı.

Lübnanlı çocuklar okulda yaşıyor

İsrail’in kara harekatı hız kazanırken, Hizbullah’ın karşı saldırıları sürüyor. Dünkü roket saldırılarında 8 İsrailli yaşamını yitirdi.

PERETZ: YENİ BİR AŞAMAYA GEÇİLECEK

İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, Hizbullah roketlerinin 8 İsrailliyi öldürmesi ve onlarcasını yaralamasının ardından, Lübnan’daki kara harekatında yeni bir aşamaya geçeceklerini belirterek, orduya gerekli hazırlıkların yapılması talimatını verdi.

Yeni harekatla İsrail, Lübnan’ın güneyinde kontrol ettiği alanı sınırdan 30 kilometre uzaklıktaki Litani Nehri’ne kadar genişletmeyi amaçlıyor. Ancak planın uygulamaya konması için, İsrail Güvenlik Kabinesi’nin de onayı gerekiyor.

‘BEYRUT VURULURSA TEL AVİV’İ VURURUZ’

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, “Lübnan, yeni Ortadoğu için üslerden biri olmayacak” dedi.

İsrail çokuluslu güce Türkiye’yi istiyor

Hasan Nasrallah, İsrail’in Beyrut’un merkezine saldırması halinde Tel Aviv’i vuracakları tehdidinde bulunurken, hava saldırılarını durdurması durumundaysa kendilerinin de roket saldırılarına son vereceklerini söyledi.

Nasrallah, El Manar ile diğer Lübnan televizyonlarında yayınlanan ve önceden kaydedilmiş konuşmasında, “Eğer Beyrut’u vurursanız İslami Direniş de Tel Aviv’i vuracak, bunu yapabilir” dedi.

Petrol sızıntısı uyarısı...
Bugün, 12:12 05 Ağustos 2006 Cumartesi http://www.haberx.com/

Guardian ve Financial Times gazeteleri, İsrail’in bombaladığı Jiyyeh santralinden sızan ham petrolün durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının Türkiye’ye kadar ulaşabileceği uyarısında bulundu.

(ANKA)-Guardian ve Financial Times gazeteleri, İsrail’in bombaladığı Jiyyeh santralinden sızan ham petrolün durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının Türkiye’ye kadar ulaşabileceği uyarısında bulundu.

İngiliz Guardian gazetesi, İsrail’in Jiyyeh santralindeki yakıt tanklarını vurması nedeniyle Akdeniz’e sızan ham petrolün yarattığı kirliliğin arttığını belirtti. Şu ana kakar 35 tona yakın petrolün denize sızdığının tahmin edildiği belirtilen haberde, bunun Doğu Akdeniz’de görülen en büyük kirlilik olaylarından biri olduğu kaydedildi.

Lübnan’daki turizm merkezlerinin bulunduğu sahillerin kalın bir petrol tabakasıyla kaplandığını aktaran Guardian, Akdeniz’de balıkların yumurtalarını bıraktığı bölgelerin de kirlendiğini belirtti.

80 KİLOMETRELİK KİRLİLİK

Haberde kirliliğin 80 kilometrelik bir sahil şeridini etkilediği ve önlem alınmazsa Kıbrıs ve Türkiye sahillerine kadar ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.

Haberde ayrıca Lübnan ve Suriye hükümetlerinin Ürdün, Kuveyt ve diğer ülkelerden temizlik için yardım talebinde bulunduğu belirtildi.

Financial Times gazetesi de Birleşmiş Milletler Çevre Programı Koordinatörü Achim Steiner’in, bombalamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen sızıntının şimdiden geniş bir sahil bölgesini etkilediği yönündeki sözlerini anımsattı.

1989 yılında Exxon Waldez felaketinde denize 37 bin ton petrol sızdığını hatırlatan gazete, Guardian gazetesinin aksine Lübnan’da sızan petrolün 15 bin ton olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.

ZARAR 200 MİLYON DOLAR

Haberde, Suriye’ye ulaşan kirliliğin önünün alınmaması halinde Türkiye, Kıbrıs hatta Yunanistan’ın bile bu kirlilikten etkilenebileceği ifade edildi.

Financial Times, petrol sızıntısı nedeniyle Lübnan’ın uğradığı zararın en az 200 milyon dolar olarak tahmin edildiğini aktardı.

Dünya basınından Türkiye'ye petrol sızıntısı uyarısı...

05 Ağustos 2006 / Cumartesi http://www.milliyet.com.tr/2006/08/05/son/sondun12.asp
      Guardian ve Financial Times gazeteleri, İsrail’in bombaladığı Jiyyeh santralinden sızan ham petrolün durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının Türkiye’ye kadar ulaşabileceği uyarısında bulundu.
      İngiliz Guardian gazetesi, İsrail’in Jiyyeh santralindeki yakıt tanklarını vurması nedeniyle Akdeniz’e sızan ham petrolün yarattığı kirliliğin arttığını belirtti. Şu ana kakar 35 tona yakın petrolün denize sızdığının tahmin edildiği belirtilen haberde, bunun Doğu Akdeniz’de görülen en büyük kirlilik olaylarından biri olduğu kaydedildi.
      Lübnan’daki turizm merkezlerinin bulunduğu sahillerin kalın bir petrol tabakasıyla kaplandığını aktaran Guardian, Akdeniz’de balıkların yumurtalarını bıraktığı bölgelerin de kirlendiğini belirtti.
     
     80 KİLOMETRELİK KİRLİLİK
      Haberde kirliliğin 80 kilometrelik bir sahil şeridini etkilediği ve önlem alınmazsa Kıbrıs ve Türkiye sahillerine kadar ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.
      Haberde ayrıca Lübnan ve Suriye hükümetlerinin Ürdün, Kuveyt ve diğer ülkelerden temizlik için yardım talebinde bulunduğu belirtildi.
      Financial Times gazetesi de Birleşmiş Milletler Çevre Programı Koordinatörü Achim Steiner’in, bombalamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen sızıntının şimdiden geniş bir sahil bölgesini etkilediği yönündeki sözlerini anımsattı.
      1989 yılında Exxon Waldez felaketinde denize 37 bin ton petrol sızdığını hatırlatan gazete, Guardian gazetesinin aksine Lübnan’da sızan petrolün 15 bin ton olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.
     
     ZARAR 200 MİLYON DOLAR
      Haberde, Suriye’ye ulaşan kirliliğin önünün alınmaması halinde Türkiye, Kıbrıs hatta Yunanistan’ın bile bu kirlilikten etkilenebileceği ifade edildi.
      Financial Times, petrol sızıntısı nedeniyle Lübnan’ın uğradığı zararın en az 200 milyon dolar olarak tahmin edildiğini aktardı.

ANKA

İsrail, Osmanlı köprüsünü yıktı
04 Ağustos 2006 / Cuma  http://www.milliyet.com.tr/2006/08/04/dunya/axdun02.html
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsrail, Lübnan'daki operasyonlarının 23'üncü gününde bu ülkeye bomba yağdırmayı sürdürürken, Lübnan-Suriye sınırı yakınlarındaki Akkar kentinde biri Osmanlı dönemine ait iki köprü İsrail bombardımanında yıkıldı.
İsrail uçakları, dün sabah düzenlenen akınlarda Beyrut'un güneyiyle birlikte, Bekaa Vadisi, Suriye sınırı yakınlarındaki karayolları ve güneydeki Nabatiye dahil 70 kadar hedefi vurdu. İsrail savaş uçaklarının Lübnan'ın güneyindeki Tayibe köyünü bombalaması sonucu aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti.
Lübnan'ın güneyinde de İsrail kara birlikleri birçok bölgede Hizbullah gerillalarıyla çatışmaya girdi, çatışmalarda 4 İsrail askeri öldü, 5'i yaralandı. Hizbullah da dün İsrail'e roket yağdırmayı sürdürdü. Hizbullah'ın İsrail'e attığı 160 roket, 8 İsraillinin ölümüne yol açtı.

900 Lübnanlı öldü
Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, 23 gündür devam eden İsrail saldırısında Lübnan'da 900'den fazla kişinin öldüğünü, 3 bin kişinin yaralandığını ve 1 milyon kişinin yerinden olduğunu söyledi. Sinyora, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Yürütme Kurulu'nun İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki saldırılarıyla ilgili Malezya'da yaptığı toplantıya telekonferans aracılığıyla katılarak yaptığı konuşmada, İsrail'in saldırılarında kayıpların 3'te birini 12 yaşın altındaki çocukların oluşturduğunu belirtti. Fuad Sinyora, "İsrail'in Lübnan saldırısı insan hayatına ve altyapı sistemine büyük bedeli olmaktadır. Ülkemizi tamamen mahvetmiş ve ekonomimizi sarsmıştır" dedi.

 

Oluk oluk kan akıyor... İsrail bugün de 30'dan fazla sivili vurdu...

04 Ağustos 2006 / Cuma http://www.milliyet.com.tr/2006/08/04/son/sondun28.asp
      İsrail bombaları bugün yine savunmasız insanları vurdu, onlarca sivil hayatını kaybetti. Bomba alanını genişleten İsrail, Beyrut'un her yerine ölüm saçtı. Kentin kuzeyindeki Hristiyan mahallesi de bombalara hedef oldu. Hizbullah militanlarıyla çatışan İsrail askerlerinin bugün 5 kaybı var...
      İsrail uçaklarının saldırı düzenlediği, Lübnan-Suriye sınırı yakınındaki çiftlikte ölü sayısı 33'e yükselirken, 20 kişinin de yaralandığı ve Suriye hastanelerine kaldırıldığı bildirildi.
      Lübnan güvenlik kaynaklarına göre, ölü ve yaralılar arasında çok sayıda Suriyeli Kürt de yer alıyor.
      Kamyonlara şeftali ve erik yüklenmesi sırasında saldıran İsrail uçaklarının, 3 roket fırlattıkları bildirildi.
      Bu olay, Kana'da çoğu çocuk 54 kişinin öldüğü katliamdan sonra bir defada en çok sivilin öldüğü saldırı oldu.
      •  İsrail, bir köyü daha vurdu: 50 kişi enkaz altında
     
     İsrail Hristiyan mahallesini de bombaladı

      Lübnan’daki hava saldırılarının kapsamını genişleten İsrail, bu sabah düzenlenen akınlarda Beyrut’un kuzeyini hedef aldı.
      Büyük bölümü Hizbullah gerillalarının kontrolünde bulunan, Şii nüfusun yoğun olarak yaşadığı kentin güney kesimleri, saldırıların başladığı 12 Temmuzdan bu yana havadan dövülüyor. Saldırılarda, Lübnan’ın ve Beyrut’un güneyine yoğunluk veren İsrail’in, Hizbullah’ın etkin olmadığı ve genellikle Hristiyanların yaşadığı kuzey kesimleri vurması şaşkınlık yarattı. Hedef kapsamını genişleten İsrail’in, bu şekilde, Lübnan yönetimi üzerinde baskı kurmaya çalıştığı yorumları yapılıyor.
     
     Lübnan'ı Suriye'ye bağlayan köprüler havaya uçuruldu


      İsrail’in Beyrut ile Lübnan’ın kuzeyini bağlayan otoyoldaki 4 köprüyü vurması sonucu 4 sivilin öldüğü, 15’inin yaralandığı bildirildi.
      Lübnan Kızılhaçı yetkilisi Georges Kettaneh, saldırının ardından tamamen yıkılan Beyrut’un 40 kilometre kadar kuzeyindeki Fidar köprüsünün enkazından 2 kişinin cesedinin çıkarıldığını belirtti.
      Kettaneh, Lübnan’ın kuzeyindeki Madfun köprüsüne düzenlenen saldırıda da 2 sivilin öldüğünü, 7’sinin yaralandığını söyledi.
      Yetkili, Beyrut’un 20 kilometre kadar kuzeyindeki, bir kısmı kullanılamaz hale gelen Cuniye köprüsünde 7, Casino köprüsünde bir kişinin yaralandığını açıkladı.
     
     Şii yardım kuruluşu da bombalandı

      Öte yandan İsrail’in sabaha karşı düzenlediği saldırılarda Beyrut’un güneyindeki 4 Şii yardım kuruluşunun merkezi de yerle bir oldu.
      Bölgedeki AFP muhabiri, bombardımanda biri Hizbullah’a bağlı, görme ve işitme engelliler için açılan 3 vakıf okulunun büyük zarar gördüğünü, Emel hareketine yakın, bodrum katı ecza deposu olarak kullanılan yardım derneği Rabab Sadr Merkezi’ninse tamamen yıkıldığını belirtti.
      Rabab Sadr Merkezi’nin yıkılması sonucu bir korumanın yaralandığı ve bu korumanın enkaz altında 3 kişinin bulunduğunu söylediği ifade edildi.
     
     İsrail bugün de kayıp verdi

      Lübnan’ın güneyinde, bu sabah 3 İsrail askerinin daha öldüğü belirtildi.
      El Arabiya televizyonu, Hizbullah gerillalarıyla çatışan İsrail askerlerinin bir füze saldırısıyla öldüklerini duyurdu. Haberde, olayla ilgili ayrıntılı bilgi verilmedi.
      İsrail polisi, yarım saat içinde İsrail’in kuzeyine 45 füze düştüğünü açıkladı.

      İsrail, dün 12 Temmuzdan bu yana devam eden savaşta en ağır kaybını vermiş, Hizbullah saldırıları sonucu 8’i sivil, 4’ü asker toplam 11 İsrailli ölmüştü.

Lahud: İsrail, ''açlık savaşı'' yapıyor

4 AĞUSTOS 2006 CUMA  http://www.yenisafak.com.tr/11014.html 

Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud, İsrail'in Lübnan'ı taleplerini kabul etmeye zorlamak için halk üzerinde ''açlık savaşı'' yaptığını söyledi.

Lahud yaptığı açıklamada, ''Düşman İsrail'in köprüleri ve yolları bombalamasının amacı, Lübnanlılara uygulanan ablukayı artırmak, halk arasındaki iletişimi kesmek ve halkı açlığa mahkum etmek'' dedi.

İsrail'in bugün köprü ve yollara düzenlediği saldırıları, güneyde çabuk zafer kazanma başarısızlığına bağlayan Lahud, ''İsrail, bugünkü hava saldırılarıyla yerlerinden edilmişlerle mültecilere yardımın götürüldüğü ve ülkeye petrol ürünleriyle gıda malzemelerinin girişinin sağlandığı tek kıyı yolunu kesmek suretiyle, ordunun güneydeki kayıplarını tazmin etmeye çalıştığını teyit ediyor'' dedi.

İsrail'in amacının acil ateşkes isteyen Lübnan'a reddettiği koşulları dayatmak olduğunu söyleyen Lahud, ''Bu İsrail'in Lübnan'a karşı başlattığı bir açlık savaşıdır'' dedi. ·  BEYRUT (A.A)

Savaş suçuna devam

4 AĞUSTOS 2006 CUMA  http://www.yenisafak.com.tr/d01.html 

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Lübnan'ı 23 gündür bombalayan İsrail'in savaş suçu işlediğini tekrarladı. Örgüt, İsrail'in savaş uçakları ile, sivilleri ve beyaz bayrak asarak kaçmaya çalışan kadın ve çocukları öldürmesinin kabul edilemez olduğunu açıkladı

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW), İsrail ordusunun bazı durumlarda Lübnan'da sivilleri bilerek bombaladığı izlenimi edindiğini, bazı saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini bildirdi. Örgütün açıklamasında, Hizbullah güçlerinin Lübnan'da sivillerin arkasına saklandığı yolundaki İsrail'in iddiasının, bu ülkenin sivillerle direnişçileri ayırmakta ''sistematik başarısızlığını'' haklı çıkaramayacağı belirtildi. Örgüt, İsrail kuvvetlerinin savaş uçakları ve ağır silahlarla, çoğu beyaz bayrak asarak kaçmaya çalışan sivil araçlara ateş açtığını da bildirdi.

HEDEF ROKET RAMPALARI

Kara harekatını sürdüren İsrail birlikleri, sınır yakınlarındaki bazı köylerin denetimini ele geçirmek için Hizbullah güçleriyle çarpışıyor. İsrail ordusunun güney Lübnan'ın 11 köy ve kasabasında saldırılarını sürdürdüğü bildirildi. İsrail güvenlik yetkilileri, çoğu sınırın yakınında olan yerleşim birimlerinden sınıra en uzak olanın 6 kilometre mesafede Macdel Zun olduğunu, bazı tankların yüksek yerlerden kontrolü sağlamak için daha da kuzeye yöneldiğini söylediler. Bölgeye gönderilmesi planlanan uluslararası gücün yerleştirileceği 7 kilometre genişliğinde bir bölgeye oluşturmaya çalıştığı belirtilen İsrail ordusu, bu bölgede Hizbullah'ın varlığını yok etmeye çalışıyor. İsrail ordusunun Hizbullah güçleriyle çatışmaya girdiği güney Lübnan'da yaklaşık 10 bin askerden oluşan 6 tugayı bulunuyor. İsrail güvenlik yetkilileri, Hizbullah'ın roket rampalarının yüzde 25'inin bu bölgede saklandığını öne sürüyor.

5 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜ

Hizbullah, son İsrail askeri de Lübnan'dan ayrılana kadar İsrail'le savaşacağını bildirdi. Örgütün başsözcüsü Hüseyin Rehal, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Lübnan'dan bütün İsrail askerleri çekilene kadar ateşkesi kabul etmeyeceklerini söyledi. Bu arada Hizbullah'ın İsrail'e düzenlediği roket saldırısında 5 İsraillinin öldüğü bildirildi. İsrail televizyonları, Lübnan'dan gönderilen füzelerin İsrail'in Akre şehrinde 2, Maalot bölgesinde ise 3 kişinin ölümüne neden olduğunu duyurdu. Öte yandan İsrail savaş uçakları, sabaha karşı Beyrut'un güneyine 3 hava saldırısı düzenledi ve yaklaşık 70 hedefe bomba yağdırdı. İsrail savaş uçakları, sınıra 5 kilometre uzaklıktaki Taybe köyündeki bir evi de hedef aldı. Evde aynı aileden 3 kişi öldü. Cesetlerin halen enkaz altında olduğu belirtildi. ·  BEYRUT

Peretz: Saldırıların bitmesi bize bağlı

İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında 23 gündür devam eden saldırılarında başarı sağlandığını, uluslararası baskının hedeflere tam olarak ulaşılmasına engel olamayacağını söyledi. İsrail'deki Kanal 10 TV'sine açıklamalarda bulunan Peretz, "Askeri operasyonların devamına Avrupa ve ABD'nin baskısıyla karar vermeyeceğiz. Operasyonun seyrine göre karar veririz. Şimdiye kadarki saldırılarımız, bölgenin geleceği için diplomatik taslak hazırlanmasını sağladı" diye konuştu.

Beyrut'u vururlarsa, biz de Tel Aviv'i vururuz!

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail''in Beyrut'un merkezine saldırması halinde, gerillalarının da Tel Aviv'e roket saldırısı düzenleyebilecekleri uyarısında bulundu. Nasrallah, televizyondan yayınlanan açıklamasında, ''Eğer Beyrut'u vurursanız İslami Direniş de Tel Aviv'i vuracak, bunu yapabilir'' dedi. Bu arada, Ürdün Kralı Abdullah, İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki saldırılarının Orta Doğu'da yol açacağı olumsuz sonuçlara ilişkin olarak ABD ve İsrail'e yönelik ciddi uyarılarda bulundu. ''El Rai'' ve ''El Ghad Jordanian'' gazetelerine bugün bir demeç veren Kral Abdullah, İsrail saldırılarının bütün mantık sınırlarını aştığını ve acilen durdurulması gerektiğini vurguladı.

İsrail ordusunun, Hizbullah gerillalarıyla çatışmalarında dünkü askeri kaybının 4'e yükseldiği bildirildi. Bu arada, Hizbullah'ın dün İsrail'in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarında ölen İsrailli sivillerin sayısı 8'e yükseldi.

 

24 günlük savaşta İsrail'in en ağır kaybı

İsrail uçakları Osmanlı yadigârı Akkar Köprüsü'nü yıktı. Köprü Suriye'ye son çıkış noktalarındandı. FOTOĞRAF: AA

04/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194827   

BEYRUT - İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında hava bombardımanı tüm şiddetiyle sürerken, karada da Hizbullah'la sert çatışmalar yaşanıyor. Dün sekizi sivil toplam 11 İsrailli ölürken, bu 24. gününe giren saldırılarda İsrail'in bir günde verdiği en ağır kayıp oldu. İsrail'in saldırılarında ise dört Lübnanlı sivil öldü, altısı yaralandı.
İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, "Yeni bir aşamaya geçiyoruz" diyerek, kara birliklerinin 30 km. kuzeydeki Litani Nehri'ne kadar ilerlemesi için hazırlık yapılmasını isterken, uçaklardan atılan bildirilerle Beyrut'un güneyindeki üç Şii mahallesinin boşaltılması istendi. Önceki gece de İsrail uçakları, Suriye sınırındaki Osmanlı döneminden kalma Akkar taş köprüsünü yıkıp, kuzeyde ve güneyde 70 hedefi bombaladı. Bekaa Vadisi'ndeki Baalbek ve Hermel kentlerine giden yollar kullanılamaz hale getirildi. Nebatiye'de ise bir ambulans hedef oldu. Beyrut'un güneyindeki Şii semti Dahiye'de aralarında bir dini eğitim merkezinin de bulunduğu binalar bombalandı.
10 bin askerden oluşan kara birlikleri ise 11 köy ve kasabayı ele geçirmek için Hizbullah'la çatışıyor. İsrail uçakları karadan kuşattıkları Tayyibe köyüne attıkları füzeyle aynı aileden dört kişiyi öldürdü, altı kişiyi de yaraladı. Enkaz altındaki cesetleri çıkarmak için köye giden Kızılhaç çatımalar nedeniyle bölgeye giremedi.
Çatışmalarda üç İsrail askeri de ölürken, Hizbullah'ın Akre ve Maalot'a attığı füzeler sekiz sivili öldürdü. Son kayıplarla İsrail tarafında 40'ı asker olmak üzere toplam 67 kişi hayatını kaybetti. Hizbullah'ın kayıpları konusunda ise rakamlar çelişkili. İsrail, 300 gerillayı öldürdüklerini, Hizbullah ise 45 kayıp verdiğini öne sürüyor.

Nasrallah: Tel Aviv'i de vururuz
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, da dün televizyondan İsrail'e seslenerek, "Beyrut'u vurursanız İslami Direniş de Tel Aviv'i vurur" tehdidi savurdu. Nasrallah, 'İsrail'in Lübnan'ın sivil bölgelerine yönelik saldırılarını bitirirse, kendilerinin de İsrail'in kuzeyine füze atmaya son vereceklerini' söyledi. (Dış Haberler)

'Hizbullah gururumuz'

Sürekli bombardıman altındaki Lübnan'ın güneyinden kurtarılan yaralılar Beyrut'a naklediliyor. Mısır ordusu, 100 yataklı sahra hastanesi yetiştirme çabasında

04/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194825  

AYŞE KARABAT

Beyaz leblebiye benzer küçük çocukların ayak parmakları. Oysa Sema Sahab'ın, çarşafların altında gözüken ayağının başparmağı simsiyah. Bacakları ve kolları da İsrail bombardımanında yanmış. Lübnan'da yaşı sorulan birçok çocuğun yaptığı gibi, buçuklu söylüyor yaşını, sesi cılız:
- Dokuz buçuk
Kıvırcık siyah saçları Beyrut'taki devlet hastanesinin yatağına yayılıyor. Ayaklarını gösteriyor tek parmağı sarılı eliyle. Nerede yaralandığı sorulunca yine aynı cılız sesle yanıt veriyor:
- Maraki köyü, Sur.
Hastane ziyareti yapan bir televizyon ekibi odaya hızla dalınca, daha da ürküyor. Odanın öbür ucunda duran annesine bakıyor. Kendisine sorulan soru, sözlü sınavda yanıt verememenin sıkıntısını taşıyan çocukların yüz ifadesini yerleştiriyor yüzüne.
- Amerika'ya söyleyeceğin bir şey var mı?
Minik dudakları iyice büzülüyor. Çarşafı burnuna kadar çekiyor. "Bilmiyorum" yanıtı duyuluyor belli belirsiz.

Cılız sesi gürleşiyor
Hastanenin geniş koridoruna çıkıyoruz Sema'nın annesiyle. Karnını elleriyle korumak ister gibi sürekli tutuyor. Hamile.
- Beş çocuğum var. Kayınbiraderim de saldırıda yaralandı.
Hizbullah hakkında ne düşündüğü sorulunca, kafasını arkaya doğru atıyor. Kızı gibi o saate kadar cılız olan sesi gürleşiyor.
- Başımızın tacı. Gururumuz.
Hastanenin başka bir odasında etrafa boş gözlerle bakan bir kadına rastlıyoruz. Sur kentinin Hallusi köyünden. Sabahın erken saatlerindeki saldırıda yaralanmış, Evleri tamamıyla yıkılmış. Çocuğu kalmış enkaz altında.
Hastane yetkilileri, şimdilik kapasitelerinin yeterli olduğunu söylüyor ama, yakınlardaki Arap Üniversitesi'nin giriş kapısında hummalı bir çalışma var: Mısır ordusunun kurmaya başladığı sahra hastanesi. Doktor Eşref Hamida, kuracakları hastanenin 100 yataklı olacağını, 30 doktor ve 20 hemşire ile çalışacaklarını, ortopedi, göz, dahiliye, pediatri uzmanları ve cerrahların hastanede görev alacağını anlatıyor. Arada ameliyathaneyi kurmaya çalışan askerleri ziyaret ediyor. Malzeme taşıyan forklifin yanından ustaca sıyrılıp, bir kenarda yığılı duran malzeme kutularının arasında bir şeyler arıyor. Doktor Eşref'in acelesi var, birkaç saat içinde hastane faaliyete geçsin istiyor.

'Kimse Hizbullah'ı bitiremez'
Beyrut sokaklarında gergin bir bekleyiş var: Bu savaş daha kaç ölü ve yaralı getirecek? Bölgede uzun yıllar BM adına görev yapan Timur Göksel, Hizbullah'ın halkla kaynaşmış bir örgüt olduğunu belirterek, militanlarının sivillerin arasından ateş açıp açmadığı sorusunu şöyle yanıtlıyor:
- Hizbullah militanları köylerin yerlisidir. Muhtemelen silahları da kendi bahçelerine gömülüdür. Köyün yan sokaklarından, mezarlığından ateş ederler. Bu Hizbullah'ın çok güçlü bir hava kuvvetleri olan, düzenli bir orduya karşı yürüttüğü gerilla taktiğidir. Bu taktik araziyi iyi kullanmayı gerektiriyor.
Eğer açık araziye çıkarlarsa, yaşama şansları hiç yok. İsrail ordusu tarafından bulunmaları bir dakika bile sürmez. Karşı taraf yanıt verdiğinde yüzlerce sivil ölür. Ama halk, buna karşı, Hizbullah'a 'Canınız sağ olsun' der."
Devlet hastanesinin başka bir odasında yatan Güney Lübnan'ın Hula kasabasından, baştan ayağa sargılı, Apachi helikopterlerinin eve attığı roket yüzünden kız kardeşi, eniştesi ve üç yeğenini kaybeden Ali Salim de Göksel'i doğrular nitelikte konuşuyor:
- Bu savaş Lübnan halkını birleştirdi. Zafer, Hizbullah'ın. Kimse bitiremez Hizbullah'ı. Ne olursa olsun, Hizbullah'ı destekleyeceğim.

Hizbullah, İsrail birliklerini zorluyor

31/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194450

BEYRUT - İsrail, Lübnan'ın güneyinde kara harekâtını genişletirken, Hizbullah milislerinin sert direnişiyle karşılaşıyor. İsrail, 'Hizbullah'ın ana karargâhı' olduğu gerekçesiyle bir haftadır vurduğu Bint Cebel köyünden önceki akşam çekildi. İsrail ordu sözcüsü, çekilmenin bir plan çerçevesinde yapıldığını ve gerekirse buraya döneceklerini söylese de Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah, "İsrail 19 günlük saldırılarında tek bir askeri başarı bile elde edemedi. Bint Cebel'de de ciddi bir yenilgi aldı" dedi. İsrail, geçen hafta şiddetli çatışmaların yaşandığı Bint Cebel'i ele geçirdiğini duyurmuş ancak daha sonra, 'Tamamen değil' düzeltmesi yapmıştı.

Kara harekâtı genişliyor
Dün hava ve kara ateşiyle desteklenen İsrail birlikleri, Metula bölgesinden sınırı geçip Şii kasabası Haim'i bombaladı ve tanklar Metula yakınında yığınak yaptı. 30 bin yedek askerin eğitimine de başlandı.
Hizbullah İsrail'in kuzey bölgelerini roket yağmuruna tutmayı sürdürürken, İsrail, Hizbullah roketlerinin 330 bin kişinin evlerini terk etmesine, 18 sivilin de ölmesine yol açtığını duyurdu. (Dış Haberler)

Economist: İsrail Hizbullah’ı yenemeyecek

SAAF-İngiltere’de yayınlanan Economist dergisi İsrail’in Hizbullah’ı yenemeyeceğini belirterek

21/07/2006 http://www.saafonline.com/haber_detay.php?haber_id=771

SAAF-İngiltere’de yayınlanan Economist dergisi İsrail’in Hizbullah’ı yenemeyeceğini belirterek taraflar arasındaki savaşın derhal durdurulması gerektiğini belirtti.

İsrail’in son Lübnan saldırılarını, 1982 yılındaki saldırıları ile kıyaslayan Economist, “İsrail’in 1982’deki Lübnan işgali ilk bakışta çok başarılı gibi gözüküyordu; fakat bir müddet sonra Lübnan, İsrail açısından on binlerce Lübnanlının ve İsraillinin ölmesine yol açan bir batağa dönüştü” diye yazdı.

 İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının Hizbullah’ın iki İsrail askerini esir almasıyla başladığını belirten derginin baş makalesinde Hamas ve Hizbullah’ın eş zamanlı olarak İsrail askerlerini esir alması üzerine İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in bunlara karşı sert bir tepki verme kararı aldığı görüşü savunularak şöyle denildi “bununla birlikte İsrail’in hava saldırılarıyla Hizbullah’ı yenme şansı oldukça az görünüyor. 1982 yılında yaşanan işgaldeki başarısızlık da İsrail politikacılarını asker göndererek Lübnan’ı tekrar işgal etme düşüncesinden alıkoyuyor”

İsrail’in Lübnan’a yönelik şiddetli saldırılarının Hizbullah’ın yenilmesine veya Lübnan içindeki konumunun zayıflamasına yardımcı olmadığını belirten haftalık İngiliz dergisi Economist, İsrail saldırılarının Hizbullah’a verilen desteği daha da arttırdığını ifade ederek sorunun tek çözüm yolunun ABD’nin de katıldığı İsrail’le Hizbullah arasında yürütülecek bir diplomatik süreçten geçtiğini yazdı.

Direniş, intikamını alacak

Araplar, İsrail'in Lübnan komplosunu izlerken, sadece Hizbullah intikam peşinde. Direniş savaşı kazanacak, haritalar yeniden çizilecek

03/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194751

ABDULBARİ ATWAN

İkinci Kana katliamının sorumluluğunu sadece İsrail değil, ABD ve Lübnan saldırılarına kılıf sağlayan Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi müttefikleri de taşıyor. ABD yönetimi, sadece Lübnan'ın yerle bir edilip yüzlerce evladının öldürülmesi için İsrail'e yeşil ışık yakmadı. Ateşkes çabalarını engelleyerek ve İsraillileri lazer güdümlü 'akıllı' bombalarla donatarak, bu saldırılara arka çıktı.
Arap liderler, katliamı kınarken sözcüklerini üstün titizlikle seçti. İsrail'le yaptıkları işbirliğinin, ABD yönetimiyle yakınlıklarının boyutunu hesapladılar. Bu yüzden de, İsrail medyasından, 'gerçekçi ve anlayışlı' olduklarına dair övgü aldılar. Bu liderlerin katliamı televizyondan izleyip izlemediklerini, enkaz altındaki çocukların ceset görüntülerini aktaran kanalları kapatıp müzik kanalına geçip geçmediklerini bilemiyoruz.

İsrail'in saldırı doktrini çöküyor
Sadece Lübnan'daki direniş ümmetin meselelerini üstleniyor ve sadece Hizbullah lideri Hasan Nasrallah katliamın intikamının alınacağını vaat ediyor. Nasrallah bunu iktidar, veya şöhret değil, şehitlik istediği için vaat etti. İkinci Kana katliamının şehitlerinin intikamı, Tel Aviv'in veya işgal altındaki Filistin'deki İsrail kentlerinin bombalanmasıyla alınırsa şaşmayız. Direniş, Arap liderlerin tersine ne ABD'den ne de İsrail'den korkuyor.
Tarihi cesurlar yazar, ince hesap sahibi korkaklar değil. Sömürülen ülkeler, BM veya büyük başkentlerdeki dilenmelerle değil, direnişle özgürlüğe kavuşur. İslami direniş, mütevazı imkânlarıyla İsrail'e yanıt vererek tarih yazıyor. Askeri ve psikolojik durum, İsrail'in saldırı doktrininin çökmeye başladığına işaret ediyor. Bunları abartı olsun diye söylemiyorum.

İsrail, Nazi 'onuru'nu tekrarlıyor
Benzersiz bir fenomen olan İsrail, Batı'nın Holokost günahından kurtulma çabasının, Arapların geri kalmışlığının ve emperyalizmin dayattığı yönetimlerin gölgesinde kuruldu. Tablo şimdi değişiyor, Batı'nın günah düğümü İsrail'in azgınlığı karşısında eriyor, ABD'nin emrine amade Arap rejimleri meşruluklarını kaybediyor. Siyonist terörün kurduğu İsrail, devlet terörüyle yıkılacak.
Fakat bu terör, İsrail'e karşı koyan direnişçilerin sahip olduğu meşru savaş iradesine henüz sahip değil. Çeyrek milyon askerin yanı sıra 100 bin milis desteğiyle beslenen seçilmiş Irak hükümeti, hâlâ kontrol sağlayamadı. Afganistan'da Karzai hükümeti, ABD'nin askeri güç ve koruma sağlamasına, farklı ülkelerden yardım almasına rağmen sarayını korumaktan aciz.
Lübnan'daki savaş, bölgedeki en önemli ve tehlikeli savaş. Bölgenin haritası yeniden çizilecek. İsrail ordusu, Marun Ras ve Bint Cbeyl'de çöktü; dünyanın Yahudilere yönelik günahkârlık düğümü, Kana katliamıyla buhar oldu. İsrail, kendi Holokost'unu Lübnan'da yapıyor; savunmasız çocuklar üzerinden Nazilerin 'onuru'nu tekrarlıyor. Belki de bu trajedi, Arap ve Müslümanları bilinçlendirir, Irak'ta işgalin ektiği fitneyi bitirir, ümmetin sorunlarının asıl kaynağı İbrani devleti ve ABD'yle mücadelede birliği sağlar. (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 31 Temmuz 2006)

Savaş notları...

04/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194828

Akdeniz'de çevre alarmı: İsrail'in 13-15 Temmuz'da Beyrut'un 30 km. güneyindeki Ciye Elektrik Santralı'nı vururken, denize 25 m. mesafedeki akaryakıt tanklarını bombalaması sonucu oluşan kirlilik alarm verdirdi. BM Çevre Programı Lübnan'ın 80 km'lik sahil şeridine yayılan 15 bin ton petrolün Suriye kıyılarına ulaştığını duyurup, ateşkes çağrısı yaptı. Hizbullah füzelerinin atıldığı İsrail'in kuzeyinde çıkan orman yangınlarında 1 milyona yakın ağacın yok olduğu belirtildi.
Hizbullah'a desteğe giden Şiilere ABD ateşi: Iraklı Şiiler bugün cuma namazı sonrası Bağdat'ta dev bir Hizbullah'a destek gösterisi düzenlemeye hazırlanırken, gösteriye katılacakları taşıyan bir konvoya ABD askerleri ateş açtı. Mahmudiye'de meydana gelen olayda bir Şii öldü, 16'sı yaralandı. ABD ordu sözcüsü konvoydan askerlere ateş açıldığını söyledi.
Nazilerden kurtulanlardan barış çağrısı: İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi ölüm kampı Auschwitz'ten kurtulanlar, Ortadoğu'daki çatışmaların nefret yarattığını ve insanlığı tehdit ettiğini belirtip, barış çağrısı yaptı.
Gazze'de yine çocuk öldürüldü: 28 Haziran'dan beri her gün Gazze'yi vuran İsrail dün Refah'taki mülteci kampına saldırısında biri 12 yaşında bir çocuk olmak üzere sekiz kişiyi öldürdü, altısı çocuk 26 kişiyi yaraladı. Haziran sonundan beri ölen Filistinli sayısı 160'a ulaştı.
Şaka gizli numara uygulamasını bitirdi: İsrail ordusunun Gazze'de bazı Filistinlilere evlerini yıkmadan önce telefon açması sonrası, 'şaka' olarak benzer aramaların yapılması üzerine numara gizlemeye son verildi. Filistin Başsavcılığı, GSM operatörü Cevval ve Telefon İdaresi PalTel'in 'özel numara' uygulamasını kaldırdı.

 

İslam ülkeleri ayakta: İsrail ve ABD'ye öfke

 

İranlı göstericiler Britanya elçiliğinin tabelasını söktü. Bağdat'ta Bush ve Blair protesto edildi. FOTOĞRAF: AP

Iraklı Şiiler Bağdat'taki gösteride, İsrail ile destekçisi ABD'ye ateş püskürdü. 'Askeriz, Nasrallah'ın çağrısı için hazırız' sloganları atıldı. İran, Endonezya, Bangladeş'te de binlerce kişi sokağa döküldü

05/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194951  

BAĞDAT - Dünyanın dört yanında dün cuma sonrası Tanzanya'dan Birmanya'ya halklar, Lübnan'ı bombalayan İsrail'e karşı meydanlara dökülürken en ilgi çekici gösteri Irak'taydı. Hükümet ortağı radikal Şii lider Mukteda Sadr'ın çağrısıyla yüz binlerce Şii, Bağdat'a akın edip Lübnan'a destek verdi.
Önceki günden beri Basra ve Kerbela gibi Şii kentlerinden gelip Sadr semtini hıncahınç dolduranlar, Hizbullah bayrakları ve örgüt lideri Hasan Nasrallah'ın resimlerini taşıyıp İsrail ve ABD'ye kin kustu. Ortadoğu'da Lübnan'a destek için yapılan en büyük gösteriye Sadr katılmazken temsilcisi Hazım Araci kalabalığa, "1 milyonluk gösteri Lübnan direnişine destektir. İsrail 22 günde Lübnan'ı işgal edemedi. Hizbullah İsrail'i dehşete düşürdü, zira ölümden korkmuyorlar" diye seslendi. Göstericiler, 'Askeriz, Nasrallah'ın çağrısına hazırız', 'Nasrallah'a zafer', 'İsrail ve ABD'ye ölüm' sloganı attı. Göstericiler şehadete hazır olduklarını göstermek için beyaz kefen giydi. ABD Başkanı George W. Bush ve İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i Dracula gibi resmeden afişler taşıyan kalabalık, ABD ve İsrail bayraklarını yaktı. Savunma Bakanlığı, halkın tepkisini paylaşmak için gösteriye izin verdi.
Gösteri öncesi ise çatışma yaşandı. Sadr yanlılarına göre, ABD askerleri Bağdat'a giden göstericilere Mahmudiye'de ateş açıp iki kişiyi öldürdü, 16'sını yaraladı. ABD ordusu ise açılan ateşe yanıt verildiğini duyurdu.

İran'da Britanya elçiliğine saldırı
İran'ın başkenti Tahran'da ise bir grup, İsrail'in saldırılarından sorumlu tuttukları Britanya'nın Tahran Büyükelçiliği'ne saldırdı. Eski sömürge gücü olmasına atfen 'Yaşlı tilki defol' sloganı atan göstericiler binayı taşa tutup tabelasını söktü. Endonezya'nın başkenti Cakarta'da binlerce kişi 'cihat' naralarıyla hükümete 'İsrail'in patronu ABD ile ilişkilerini kes' çağrısı yaptı. Göstericiler hükümetten Hizbullah ile Hamas saflarında çatışacak savaşçı göndermesini istedi. Pakistan meclisi, İsrail'i kınayan kararı oybirliğiyle kabul edip acil ateşkes çağrısı yaparken, Devlet Bakanı Şer Afgan, İsrail'i 'Haçlı seferi' başlatmakla suçladı.
Mısır'ın başkenti Kahire'deki El Ezher Camii'nde cuma namazında 2 bin kişi, 'Hizbullah'ın zaferi' için dua ederken, Müslüman Kardeşler, Assiut'ta 130 eylemcinin tutuklandığını duyurdu. Ürdün'de, İsrail elçiliğine yürümek isteyen 200 protestocuyla polis çatışınca dört kişi yaralandı, 10 kişi tutuklandı. Suriyeli Hıristiyanlar ise kilise ayinlerinde, Hizbullah'ın direnişini övdü. (Dış Haberler)

Lübnan'a destek için uyuma

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/11055.html 

Ortadoğu'daki çatışmalara son verilmesi için Pazartesi günü aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 22 ülkede "uyumama" eylemi yapılarak nöbet tutulacak

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International, Ortadoğu'daki krize acil bir ateşkesle son verilmesi ve savaş mağdurlarına destek verilmesi amacıyla, Pazartesi günü dünya çapında bir "uyumama" eylemi gerçekleştirileceğini bildirdi.

Londra merkezli insan hakları organizasyonu Uluslararası Af Örgütü Amnesty International'ın açıklamasına göre, Pazartesi akşamı 22 ülkede uyumayarak nöbet tutulacak. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Irene Khan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu savaşın insanlara zararı çok büyük. Uluslararası toplumdan acil bir ateşkes yapılmasını istiyoruz. Lübnan ve İsrail'deki siviller ateş altında bırakılamaz" diye konuştu. İngiltere'de İngiltere Başbakanı Tony Blair'ın ofisinin yakınlarında gerçekleştirilecek olan eyleme, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 22 ülke katılacak. Eyleme katılacak ülkeler şöyle; Türkiye, Lübnan, İsrail, ABD, İngiltere, Avustralya, Belçika, Şili, Fransa, Hong Kong, Hindistan, İtalya, Mali, Nepal, Hollanda, Sierra Leone, Slovakya, Slovenya, Güney Kore, İspanya, Tayvan ve Venezüella. ·  LONDRA (İHA)

Beyazıt'ta İsrail karşıtı gösteri
05 Ağustos 2006 / Cumartesi  http://www.milliyet.com.tr/2006/08/05/dunya/dun02.html
ŞENOL DEMİRCİ, DİNÇER ŞEREF İstanbul
İsrail'in Lübnan ve Filistin'e yönelik saldırılar İstanbul'da dün yaklaşık 3 bin kişi tarafından cuma namazı sonrasında protesto edildi. Filistin ve Lübnan'da ölenler için gıyabi cenaze namazı kılan protestocular, ABD ve İsrail bayraklarını yakarak Hizbullah lideri Hasan Nasrallah lehinde sloganlar attı. Cuma namazı sonrası Beyazıt Camii'nden çıkan yaklaşık 2 bin kişilik bir grup, ellerinde Filistin bayraklarıyla tekbir getirip sloganlar atarak meydanda toplandı. ABD ve İsrail bayrakları yakan grup, Filistin ve Lübnan'da ölenler için edilen duanın ardından dağıldı. Fatih Camii'nde de cuma sonrası cami avlusunda toplanan yaklaşık bin kişi, Filistin bayrakları taşıyarak tekbir getirdi.

İsrail Brezilya'da da protesto edildi

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/11040.html 

İsrail'in Lübnan ve Filistin'de sivilleri katletmesi Brezilya'da da protesto edildi.

Brezilya'daki Lübnan asıllıların dün organize ettiği protesto gösterisine katılan savaş karşıtı Brezilyalılar, İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki saldırılarını protesto etti.

Lübnan ve Hizbullah bayrakları taşıyan savaş karşıtları, İsrail ve onun baş destekçisi ABD aleyhine sloganlar attılar.

"Katil ABD" ve "katil İsrail" şeklinde slogan atan savaş karşıtları, İsrail bayrağını da yaktılar.

İsrail'in Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden 950 sivil arasında Brezilya vatandaşları da bulunuyor.

Lübnan'da çoğunluğu çifte vatandaş 70 bin Brezilyalı yaşarken, BM verilerine göre Brezilya'da da Lübnan asıllı yaklaşık 7 milyon kişi yaşıyor.

Brezilya, sadece 2 bin vatandaşını Lübnan'dan tahliye edebildi. ·  SAO PAULO (İHA)

Tahran'da Nasrallah posterleri

5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ http://www.yenisafak.com.tr/d02.html 

İsral'in Lübnan'a yönelik saldırları dün dünyanın bir çok yerinde protesto edildi. En büyük gösteriler ise İran ve Irak'ta düzenlendi.

İsral'in Lübnan'a yönelik saldırları dün dünyanın bir çok yerinde protesto edildi. En büyük gösteriler ise İran ve Irak'ta düzenlendi. İran'ın başkenti Tahran'da, İsrail'in saldırılarını kınamak için binlerce Şii ellerinde Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın posterleri ile yürüdü. Gösteride "İsrail'e ölüm", "ABD'ye ölüm" sloganları atıldı. Yine İran'da bir grup gösterici, İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği önündeki tabelayı söktü ve binayı taşladı. Irak'ın başkenti Bağdat'ta da Şii lider Mukteda Sadr tarafından tertip edilen dev gösteride, İsrail ve ABD karşıtı sloganlar atıldı. Bağdat'ın en büyük Şii semti Sadr'da yapılan gösteri için ülkenin güneyinden Sadr yanlısı Şiiler de başkente akın etti. Ancak Sadr gösteriye katılmadı. Hizbullah lideri Nasrallah'a desteğin ifade edildiği gösteriye katılanlar, "Allah Allah, Nasrallah'a zafer", şeklinde sloganlar attılar. Bu arada, başta Ortadoğu olmak üzere Asya'nın Bangladeş ve Endonezya gibi ülkelerinde de İsrail'in saldırını kınayan gösteriler düzenlendi. ·  TAHRAN

Uluslararası Af Örgütü'nden dünya genelinde eylem
05 Ağustos 2006, Cumartesi
ANKA
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4874025.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1
Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), İsrail ve Lübnan’a “ateşkes” çağrısında bulunmak için tüm dünyada aynı gün sokak etkinliği ve basın açıklaması yapacak.
UA֒nden yapılan açıklamada, gittikçe ciddileşen İsrail? Lübnan çatışmasında sivillerin korunması için tüm taraflara acil ateşkes çağrısı yapıldı. İsrail ve Hizbullah’ın sivillere yönelik saldırıları kınanırken, iki tarafa da “ateşkes” çağrısında bulunmak için tüm dünyada 7 Ağustos Pazartesi günü sokak etkinliği ve basın açıklaması yapacak. Af Örgütü’nün İstanbul’daki eylemi aynı gün
Galatasaray Meydanı’nda akşam 19.00’da gerçekleştirilecek.

Dört bir yanda protesto

23/07/2006 http://213.243.28.21/haber.php?haberno=193742 

İsrail ile ABD, dün Avustralya, Britanya ve Brezilya'da protesto edildi. Sydney'de 10 bini aşkın kişi, tabutlar taşıyıp 'Savaşa hayır' sloganı atarken, çocuklar 'Bebekleri öldürmeyi bırakın' yazılı tişörtler giydi.

Aydınlar: İsrail savaş suçu işliyor

ABD ve Britanya, İsrail'in Lübnan'da savaş suçu işlemesine destek veriyor. Hükümetlerimizin bu suça katkısını teşhir etmek için elimizden geleni yapacağız

04/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194765

TarIk Alİ / Noam Chomsky / Eduardo Galeano / Howard Zinn / Ken Loach John Berger / Arundhati Roy

ABD destekli İsrail saldırısı, Lübnan'ı felç etti, ateşe ve öfkeye boğdu. Kana'daki katliam ve can kayıpları, sadece 'orantısız güç kullanımından' ibaret değil. Uluslararası yasalara göre, bu bir savaş suçu.
Lübnan'ın sosyal altyapısının, İsrail hava kuvvetleri tarafından kasıtlı ve sistematik imhası da savaş suçu.
İsrail'in hedefi bu ülkeyi bir İsrail-ABD vilayeti statüsüne indirgemek.
Bu girişim geri tepiyor, zira dünyanın dört bir köşesindeki insanlar olan biteni dehşetle izliyor. Lübnan'da nüfusun yüzde 87'si şu an Hizbullah direnişini destekliyor. Bu destek Hıristiyan ve Dürziler arasında yüzde 80, Sünni Müslümanlar arasındaysa yüzde 89 oranında. Öte yandan, ABD'nin Lübnan'ı desteklediğine inanan Lübnanlıların oranı yüzde 8.

Saldırı çoktan planlanmıştı
Fakat, İsrail'in bu eylemleri 'uluslararası toplum' tarafından kurulmuş herhangi bir mahkeme tarafından yargılanmayacak, zira bu korkunç suçları destekleyen veya bunlara kayıtsız kalan ABD ve müttefikleri böyle bir şeye izin vermeyecek.
Hizbullah'ı yok etmek için yapılan Lübnan saldırısının çok uzun zaman önce hazırlandığı artık açık. İsrail'in işlediği suçlara, ABD ve onun her daim sadık müttefiki Britanya da yeşil ışık yaktı. Blair, ülkesinde kendisine karşı ezici bir muhalefet olmasına rağmen tutumunu değiştirmedi.

Direnişi destekliyoruz
Lübnan'ın tadını kısa süreliğine çıkardığı barış sona erdi ve felç edilmiş bir ülke unutmayı umduğu bir geçmişi hatırlamaya zorlanıyor. Lübnan'a dayatılan devlet terörü Gazze gettosunda da tekrarlanıyor; 'uluslararası toplum'sa bir köşede durmuş, olan biteni sessizce izliyor. Bu arada Filistin'in geri kalanı, ABD'nin doğrudan katılımı ve müttefiklerinin üstü örtülü onayıyla ilhak edilip parçalanıyor.
Bu vahşetin kurbanlarını ve ona karşı direnenleri destekliyoruz. Hükümetlerimizin bu eylemlerdeki suç ortaklığını teşhir etmek için elimizdeki bütün araçları kullanacağız. Filistin ve Irak işgalleriyle Lübnan'a yönelik geçici olarak 'durdurulan' bombardımanlar sürdükçe, Ortadoğu'da barış da olmayacak. (Yazar/MIT'de dilbilim profesörü/yazar/tarihçi/yönetmen/sanat eleştirmeni/yazar)

Bağdat'ta yüz binlerce Şii İsrail'i lanetledi
04 Ağustos 2006, Cuma
BAĞDAT (A.A)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4869704.asp?m=1&gid=69&srid=3051&oid=1
Irak'ın başkenti Bağdat'ta, İsrail'in saldırılarını kınamak için yüz binlerce Şii gösteri yaptı.

Şii lideri Mukteda Sadr tarafından tertip edilen, bölgede şimdiye kadar yapılan Hizbullah'ın desteklendiği bu en büyük gösteride, ”İsrail'e ölüm”, “Amerika'ya ölüm” sloganları atıldı. Bağdat'ın en büyük Şii semti Sadr'da yapılan gösteri için ülkenin güneyinden Sadr yanlısı Şiiler de başkente akın etti. Ancak Sadr gösteriye katılmadı.

Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah'a desteğin de ifade edildiği gösteriye katılanlar, “Allah Allah, Nasrallah'a zafer”, “Mehdi'nin Ordusu ve Hizbullah birdir” şeklinde sloganlar attılar.

Sadr yandaşları gösteri yerine giden yollara Amerikan ve İsrail bayrakları çizdiler. Böylece göstericiler bayrakları çiğneyerek gösteri yerine gitmiş oldular. Irak televizyonu, Savunma Bakanlığının gösteriye izin verdiğini duyurdu.
DİĞER GÖSTERİLER
Bu arada, Asya ülkelerinde de İsrail'in saldırını kınayan gösteriler düzenlendi. Bangladeş'in başkenti Dakka'da cuma namazından sora bin kadar kişi gösteri yaptı. Gösteride “Kahrolsun İsrail”, “Müslümanları öldürmeye son verin” sloganları atıldı.

Filipinler'de de onlarca protestocu İsrail ve ABD büyükelçilikleri önünde bu ülkelerin bayraklarını yaktılar.
Endonezya'nın başkenti Cakarta'da da Amerikan büyükelçiliği önünde bin kadar kişi gösteri yaptı.

Elkatmış: İsrail savaş suçu işliyor

3 AĞUSTOS 2006 PERŞEMBE http://www.yenisafak.com.tr/10967.html 

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, İsrail'in, Hitler'in yaptığı soykırımının acısını bölgedeki masum insanlardan çıkardığını belirterek, İsrail'in yaptığı devlet terörü için uluslararası savaş suçları mahkemelerini göreve çağırdı.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İsrail'in, Filistin ve Lübnan'a yönelik saldırılarını değerlendirmek üzere olağanüstü toplandı.

Ülkeleri yönetenlerin, yaşanan savaşlardan sonra akıllarının başlarına geldiğini, savaşları durdurmak, insan haklarını korumak, huzur ve barışı sağlamak için bazı teşkilatlar kurduğunu belirten Elkatmış, bunların başında BM'nin geldiğini anımsattı.

Elkatmış, 20.Yüzyılın sonlarında insan haklarının ön plana çıkması ve 21 yüzyılın insan hakları yüzyılı olarak adlandırılmasının,kendilerini ümitlendirdiğini ancak son yıllardaki olaylardan sonra ümitlerinin sona erdiğini söyledi.

Mehmet Elkatmış, ümitsizliğe kapılıp mücadeleyi bırakmanın, insan haklarından geri adım atmanın sözkonusu olmadığını kaydetti.

Bosna-Hersek ve Kosova'da yapılan insanlık dışı uygulamalara, soykırıma, Filistin ve Irak'ta yaşananlara işaret eden Elkatmış, "İnsan haklarından bahsedenlere, bu işin faili olan veya dolaylı yardımcı olan ülkelerin, insan haklarından bahsetmelerini anlamak ve inanmak mümkün değil" diye konuştu.

Elkatmış, insan hakları gündeme gelirken bir yandan da işkencelerin arttığına dikkati çekti.

"BM, AB SEYREDİYOR"

İsrail'in, iki askerinin kaçırılmasını bahane ederek, bütün Ortadoğu'yu kan gölüne dönüştürmesini ve yaşanmaz hale getirmesini, esefle, dehşetle izlediklerini dile getiren Elkatmış, "İsrail'in, Filistin ve Lübnan'da yaptığı devlet terörünü, kanımız donarak seyrediyoruz. Bütün dünya, bu işe çözüm getirmesi gerekli kuruluşlar, BM, AB, kendilerini insan haklarının şampiyonu olarak gösteren ülkelerseyrediyor" dedi.

Elkatmış, Lübnan'daki ölü sayısının 900'e ulaştığını, bu sayının artabileceğini belirterek, böyle bir vahşetin, dünya tarihinde çok nadir görüldüğünü kaydetti. İnsanlığın katledildiğini, insanlığın yaşaması için gerekli olan her şeyin yakılıp, yıkıldığını, geleceğin yok edildiğini belirten Elkatmış, şöyle konuştu:

"İsrail'in yaptığı şunu çağrıştırıyor: Herhalde Hitler'in yaptığısoykırımının acısını, oradaki masum insanlardan çıkarıyor gibi bir izlenimim var.İsrail bunun cezasını günün birinde çekecek.Bu insanlık suçudur.İnsanlık suçu işleyenler, mutlaka cezasını göreceklerdir.Buna sessiz kalan dünyanın diğer ülkeleri, BM, uluslararası kuruluşlar nerede? İsrail asli suçluysa, buna sessiz kalanlar, dolaylı destek verenler de asıl fail kadar suçludur.Acilen ateşkes sağlanmalı.Bu bölgelere insanlara yaşamaları için gerekli malzemeler sağlanmalı.İsrail'in yaptığı devlet terörü ve insanlık suçunun cezasının bulması için uluslararası savaş suçları mahkemelerinin faaliyete geçmesi gerekiyor.Yoksa, İsrail'in duracağı yok, hiçbir uluslararası sözleşmeyi, insanlık prensiplerini, insani değerleri kabul ettiği yok, gözü dönmüş bir şekilde devam ediyor."

Toplantı öncesinde, CHP Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer, gazetecilerin, CHP Milletvekili Nuri Çilingir'in, İsrail'e destek niteliğinde açıklamalarda bulunduğunu belirtmesi üzerine, Çilingir'in,kişisel görüşü olduğunu, kendisini bağlayacağını söyledi.

İsrail'in terör yarattığını, çocukları katlettiğini ifade eden Değer, parti olarak bu olayları kınadığını kaydetti.

Değer, Türkiye-İsrail Dostluk Grubuna üye olduğunu bugün öğrendiğini ve istifa ettiğini bildirdi.

·  ANKARA (A.A)

İsrail'in Meclis'te hiç dostu kalmayacak

3 AĞUSTOS 2006 PERŞEMBE http://www.yenisafak.com.tr/p07.html 

İsrail'in Ortadoğu'da yarattığı terörden sonra Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu'nda istifa fırtınası yaşanıyor. Gruptan 70 vekil çekildi

Bilal
Çetin

İsrail'in Ortadoğu'da estirdiği devlet teröründen sonra 263 üyesi bulunan Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu'ndan, istifa eden edene. Dostluk Grubu üyesi 15 AK Partili ve CHP'lilerin dün istifa etmesiyle İsrail ile dostluğuna son veren vekil sayısı hızla artarken, Meclis'te Türkiye-İsrail Dostluk Grubu'nun lağvedilmesi tartışılıyor. İsrail Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Vahit Kirişçi ise dostluk grubunun lağvedilmesine karşı çıkıyor. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, Dostluk Grubu'nun CHP'li üyelerinin, "Artık dostluğun anlamının kalmadığını gördüğü için" istifa ettiğini bildirdi. AK Parti Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa, istifaları, "Türk toplumunun hassasiyet ve beklentilerine tercüme" olarak değerlendirdi.

Dostluk Grubu'nun AK Parti'li 55, CHP'li 12 ve ANAVATAN'lı 3 olmak üzere şu ana kadar 70 üyesi istifa etti. İşte istifa edenler: AK Parti: Abdullah Torun, Recep Garip, Halil Aydoğan, Kerim Yıldız , Ahmet Yaşar , Eyüp Sanay, Haluk İpek, Said Yazıcıoğlu, Osman Akman, Ali Aydınlıoğlu, Hacı İbrahim Kabarık, Afif Demirkıran, Ahmet İnal, Ali Suçin, Nezir Nasıroğlu, Abdurrahman Anık, Feyzi Berdibek, Vahit Kiler, Bayram Özçelik, Mehmet Daniş, Hikmet Özdemir, Tevfik Akbak, Muzaffer Külcü, Mehmet Yüksektepe, Osman Nuri Filiz, İhsan Merdanoğlu, Şemsettin Murat, Nuri Akbulut, Mücahit Daloğlu, Fahri Keskin, Fatma Şahin, Mehmet Sarı, Hasan Aydın, Fehmi Öztunç, İsmail Soylu, Recep Özel, İnci Özdemir, Mustafa Açıkalın, Mehmet Yılmazcan, Musa Sıvacıoğlu, Sinan Özkan, Mikail Arslan, Muzaffer Baştopçu, Harun Tüfekçi, Orhan Erdem, İbrahim Yılmaz, Mehmet Beşir Hamidi, Selahattin Dağ, Seracettin Karayağız, Enver Yılmaz, Süleyman Gündüz, Suat Kılıç, Selami Uzun, Mehmet Özlek ve Alim Tunç. CHP: İsmet Çanakçı, Yaşar Tüzün, Abdulaziz Yazar, Fuat Çay, Gökhan Durgun, İnal Batu, Oğuz Oyan, Mehmet Yıldırım, Mehmet Kesimoğlu, Atilla Kart, Hasan Ören, Ufuk Özkan. ANAVATAN: Muhsin Koçyiğit, Züheyir Amber, Serpil Yıldız.

İSRAİL HİTLER'İ ARATIYOR

TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı AK Partili Hüseyin Tanrıverdi, İsrail'in Ortadoğu'da başlattığı acımasız ve insanlık dışı saldırılarının Hitler'in zulmünü geçtiğini belirtti. Tanrıverdi, İsrail'in sadece Müslümanları değil, tüm insanlığı vurduğunu ifade etti.

·  ANKARA

 

İsrail'in hamisi emperyalizm

İsrail'in Lübnan ve Gazze'de yaptıkları, Amerikan emperyalizminin uzantısı. Batı medyası da propagandaya teslim oluyor; ne Hizbullah'ın varoluş nedenine, ne de Hamas'ın neden iktidara geldiğine değiniyor

01/08/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194478

John Pilger

Ortadoğu'daki felaket, emperyal tiranlığın neticesi: Gazze'ye yönelik uzun süredir planlanan son saldırı ve Lübnan'ı ABD onayıyla yıkan İsrail operasyonu, Lübnan, Suriye ve İran'da Amerikan kuklalarını iktidara getirmeyi amaçlayan geniş bir kampanyanın parçası. Bu nedenle İsrailli tarihçi Ilan Pappe, "Ödeme günü geldi. Sıra vassalların dara düşen imparatorluğu kurtarmasında" diye yazıyor.
Dilin kötüye kullanımıyla ezeli ikiyüzlülük şeklinde tezahür eden ve emperyal niyetlere eşlik eden propaganda, son haftalarda tepe noktasına vardı. İşgal gücüne bağlı bir İsrail askeri meşru biçimde savaş esiri olarak alıkonuluyor. Ancak bu durum haberlere 'adam kaçırma' diye yansıyınca, daha çok Filistinli sivilin katli fitilleniyor. İsrail askerinin kaçırılmasından iki gün önce iki Filistinlinin alıkonulmasıysa ilgi uyandırmıyor.
Af Örgütü'nün belgelediği gibi, İsrail hapishanelerindeki binlerce Filistinlinin çoğuna işkence yapılması kimseyi ilgilendirmiyor. Kaçırılan asker öyküsü, İsrail'in düzmece biçimde çekildiği Gazze'yi yine işgale yönelik planının sorgulanmasını engelledi. Hamas'ın tek yönlü ilan ettiği 16 aylık ateşkesin önemi, 'İsrail'i tanımaya' yönelik anlamsız tartışmada kayboldu. İsrail'in Gazze'de uyguladığı devlet terörü, dünyanın en yoğun yerleşime sahip bölgelerinden birine 9 bin top mermisi ateşlemesi, uçakların alçaktan uçuşuyla ses patlaması yaratması gözlerden kaçtı.

İsrail'in asıl düşmanı emperyal ABD
Alçaktan uçma emri veren Başbakan Olmert, "Gazze'de kimsenin uyumasını istemiyorum" derken, çocuklar aklına gelmedi. Filistinlilerin de kendilerini savunmak için Kassam roketleri fırlatıp sekiz İsrailliyi öldürmesi, İsrail'in BBC'de kurbanlaştırılması için yeterli oldu.
Washington'da sadece sömürgeci nakaratı duydum, gerçeğe rastlayamadım. Hizbullah'ın 'Suriye ve İran'dan destek' aldığı belirtilip,
bu ülkelere saldırı çağrısı yapılırken, ABD'nin hukuka saygısızlığı rekor kıran İsrail'e sağladığı 3 milyar dolarlık uçak ve silahlardan bahseden yok. Hamas'ın yükselişinin, Filistinlilerin 50 yıldır maruz kaldığı zulme
yanıt olduğu hiç anlatılmadığı gibi, Hizbullah'ın eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un 22 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan Lübnan işgaline direnme amacıyla kurulduğuna da değinilmiyor. İsrail'in yasadışı ve şiddet dolu bir biçimde Filistin'in geride kalan yüzde 22'lik bölümüne müdahale ettiğini, 11 bin evi yıktığını, insanların hastaneye ve okula gitmesini bir duvarla engellediğini dile getiren yok.
'İsrail'in varlığına yönelik tehdidin' uydurma olduğu, tehlikenin Araplar değil de, Siyonizm ve insancıl Yahudiliğin antitezi konumundaki Yahudi devletini koruma altına alan emperyal Amerika olduğu söylenmiyor.
Konunun esası, aslında Filistinlilerin maruz kaldığı adaletsizlik. Avrupa hükümetleri kenarda kaldı, sadece Hizbullah Filistin'in yardımına koştu. Medya iki İntifada sırasında Filistinlilerin çoğu zaman sapan ve taşla yaptığı kahramanca direnişe değinmedi. İsrail'in Batılı barış gönüllüleri Rachel Corrie ve Tom Hurndall'ı öldürmesi, Filistinlileri iyice yalnız bıraktı. BBC'nin bir programında, Maureen Lipman'ın tepki almadan "İsrailliler için insan hayatı ucuz değil, karşı taraf için ucuz" demesine izin verildi.
Lipman'a İsrail'in telef ettiği Gazzeli çocukları göstermeli. Filistinli bir kadının hastaneye gitme isteği bilinçli olarak reddedildiği için İsrail barikatında bekletilen arabanın koltuğunda doğum yapmasını izletmeli. Babanın, buz gibi arazide taşıdığı yeni doğan evladının ölümüne şahit olmak zorunda kalışını izletmeli.
George Orwell'in '1984'te nihai imparatorluğun tanımını çok iyi yaptığını düşünüyorum: 'Durumun sertleşmesi... Yargısız hapsetme, itiraf ettirmek için işkence yapma, insanları topraklarından sürme gibi uzun süre önce terk edilen uygulamalara başvurur. Bunlar yine olağan olmakla kalmaz, kendilerini aydın olarak niteleyen kişiler yapılanlara göz yumar, savunur." (Britanya'da yayımlanan haftalık dergi, 31 Temmuz 2006)

 

Meydan İsrail'e kaldı

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194216

Roma konferansında ateşkes çağrısı yapılamadı. BM, kendi görevlilerinin öldürüldüğü saldırıyı kınayamadı. İsrail'in çıkardığı sonuç şu: Hizbullah'ı yok edene kadar savaşı sürdürme izni aldık

Gazze'de acı: Lübnan'a iki haftadır bomba yağdıran İsrail, Filistin'i de 'ihmal' etmiyor. Kente dün yapılan saldırılarda ölenlerin yakınları gözyaşına boğuldu.
Fotoğraf: Reuters Dış Haberler

Lübnan'da 587 okul sivil halk için ya sığınak ya da klinik haline getirildi. FOTOĞRAF: REUTERS

Okullar kliniğe dönüştürülüyor

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194150

BEYRUT - Lübnan'da bombardıman altındaki kentlerde insani kriz derinleşirken onbinlerce insanın sığındığı okullardaki sınıflar kliniğe çevrildi. Beyrut'ta Amerikan Üniversitesi Hastanesi'nin 50 kişilik sağlık ekibi, su ve elektriğin olmadığı 12 okulda kurulan geçici kliniklerde yaralıları iyileştirmenin savaşını veriyor. Ülke genelinde 587 okul mültecilere sığınak olmuş durumda. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ise yardımların çok az bir kısmının Lübnan'a ulaşabildiğini, insani krizin sona erdirilmesi için çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini söyledi. BM insani yardım koordinatörü Jan Egeland da, mülteci sayısının her gün onbinler halinde büyüdüğünü belirterek, "İnsanlara yardım götürebilmemizin tek yolu ateşkesin sağlanmasıdır" dedi. (Dış Haberler)

Lübnan'daki pek çok ceset gibi 11 kişilik İzzettin ailesinin cesetleri de simsiyah kesmiş. Doktorlar, "Saç, sakal ve bıyıklar yanmamış. Fosfor olsa yanardı" diyor. FOTOĞRAFLAR: DHA

Simsiyah cesetlerde kimyasal iziSimsiyah cesetlerde kimyasal izi

İsrail'in kimyasal silah kullandığına dair yeni bulgular var. Sayda Hastanesi doktorları, İzzettin ailesinin cesetlerini gösterdi. Tuhaf biçimde kararan cesetlerde ne kurşun, ne yanık izi var

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194151

BEYRUT/GAZZE - İsrail'in sivil kayıpları artıran misket bombasından sonra hem Lübnan hem Filistin'in Gazze Şeridi'ndeki bombardımanlarında kimyasal kullandığı iddialarına dair yeni kanıtlar ortaya çıkıyor. Bombardıman altındaki köylerden taşınan yaralılarla dolup taşan Lübnan'ın Sayda kentindeki bir hastanenin morgunda tutulan cesetler fosforun dışında bir kimyasal silah kullanıldığı kuşkusu uyandırdı.
Uluslararası Kızılhaç örgütü denetiminde bulunan Sayda'daki CHS Hastanesi'nin morguna girip cesetleri görüntüleyen DHA, doktorların İsrail'in kimyasal silah kullandığı sonucuna vardıklarını aktardı. Buna göre, 17 Temmuz'da morga getirilen 11 kişilik İzzettin ailesinin cesetleri tuhaf bir şekilde kararmış. Cesetlerin üzerinde ne en ufak bir kurşun yarası ne de yanık izi bulunuyor. Üstelik tümünün saçları, erkeklerin sakalları ve bıyıkları bile yanmamış. Otopsi sonucunda deri altında yanık tespit edilememiş. Dr. Ali Mansur, kimyasal silah olmadan tüm aile bireylerinin aynı biçimde ölmesinin mümkün olmadığını, konvansiyonel silahların atıldığı yerde oluşan yoğun ateşin de saç, sakal ve kılları yaktığını hatırlattı.

Fosfor değil
CHS Hastanesi'nde gönüllü olarak çalışan Paris Üniversitesi'nden Prof. Beşir Cham, İsrail'in insanları kimyasal silahla öldürdüğünden emin olduğunu söylüyor. Cham'ın tespiti şöyle: "Bu kez atılan bombalar daha önce de örneklerine rastladığımız fosfor içerikli kimyasal silahlardan farklı. Fosfor atıldığında vücutta parçalı yanık izleri olur. Ama burada farklı bir durum var. Herhangi bir bomba olsaydı vücudun tamamının kararması mümkün değildir. Çeşitli yanıklar olabilir, hatta ailenin bazı bireylerinin kurtulması bile mümkün olabilirdi, ancak bu ailenin tamamı aynı şekilde ölmüş. Bu kimyasal silah kullanımının kanıtıdır." Üç cesedi laboratuvarda tutup bombalardaki etkin maddeyi araştırdıklarını belirten Cham, "Otopsi sonucu aldığımız örneklerin bazılarını da üniversite hastanelerine yolladık. Etkin maddenin ne olduğu ortaya çıkacak" dedi.

'Test' yazılı plastik
Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud, 16 Temmuz'da İsrail'in yangın bombası ve eti kemiğe dek yakabilen fosfor kullandığını öne sürmüştü. İnsan Hakları İzleme Örgütü de, misket bombası kullanıldığına dair ellerinde fotoğraf olduğunu rapor etmişti.
İsrail'in 25 Haziran'dan beri Gazze'deki bombardımanlarında yeni silahlar kullandığına dair kuşkular var. Gazze Şeridi'ndeki Şifa ve Deyr Balah'taki hastaneye kaldırılan bazı hastalardaki yanıklar doktorları şaşırtıyor. Deyr el Balah'ın 20 yıllık cerrahı Habes el-Vehedi, "Organlarda kesilmeler var. Yanıklar genelde belden aşağıda. Bazı hastaların vucütlarında röntgen cihazlarında görülmeyen ve yanıklara yol açan şeffaf şarapnel parçaları bulundu. Bir hemşire vucüttan çıkarılan plastik bir parça getirdi, üzerinde 'test' yazısı bulunuyordu" dedi. İsrail ordusununu kullandığı kimyasalı tespit etme imkânları bulunmadığını belirten Vehedi, "Bu yeni bir silah. Fosfor, kimyasal ya da bir karışım olabilir. Kesin sonuçların gelmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

'Sağırlaştım, giysilerim gitti'
Fransız 'Medecins du Monde'un Gazze'deki acil müdahale doktoru Regis Garrigues ise misket bombası kullanıldığına dikkati çekiyor. Gazze'de bacaklarından yaralandıktan sonra Şifa Hastanesi'ne kaldırılan 31 yaşındaki Hasan, başına gelenleri "Uçaktan atılan bir bomba patladı. Gerçek bir cehennemdi. Kimyasal madde hissettim. Büyük acı veren bir yanma oldu" diye anlattı. Deyr Balah'ta yatan ve tüm vucüdu yanıklar içinde kalan 17 yaşındaki İsmail Saveferi de, "Gözlerimin önünde parlayan bir ışık gördüm. Sağırlaştım. Giysilerim gitti, acilde gözlerimi açtım" diyor. (dha, afp)

'Barış gücü intihar olur'

ABD'nin İsrail'in ateşkes şartlarıyla Lübnan'a dayattığı barış gücüne katılmaya uluslararası toplum gönülsüz. ABD ile İsrail'in sıkı müttefiki Avustralya bile: Barış olmadan barış gücü göndermek intihar görevi olur

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194149

KUALA LUMPUR/ANKARA/BEYRUT - Batı yanlısı Lübnan hükümetinin İsrail'in durdurulması feryatlarına kulak asmayan ABD, İsrail'in de işgal zahmeti ve askeri kayıplardan kurtaracağı düşüncesiyle hevesle sarıldığı uluslararası barış gücünü Lübnan'a dayatmaya çalışıyor. Ancak önceki günkü Roma konferansının fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından, ne çapta olacağı, nasıl oluşacağı ve hangi şartlarda Lübnan'ın güneyine konuşlanacağı meçhul bu güce pek çok ülke katılmaya yanaşmıyor. Bu konuda en çarpıcı saptama ise ABD'nin başmüttefiklerinden ve İsrail'in Lübnan saldırısının destekçilerinden Avustralya'dan geldi. Malezya'daki ASEAN toplantısında konuşan Avustralya Dışişleri Bakanı Alexander Downer, Hizbullah'ın çekilme vaadi olmadan asker konuşlandırılmasının 'intihar görevi' anlamına geleceğini söyledi:
"Uluslararası barış gücünü intihar görevine göndermenin anlamı olduğunu sanmıyorum. Öncelikle Hizbullah'ın çekilmesi ve bölgenin kontrolünün Lübnan hükümetine geçmesi gerek. Bunlar olmadan barışçı anlaşma yapamazsınız. Ancak barışçı ortam sağlandığında barışgücü gönderebilirsiniz, aksi halde bu onları yıkıma yolladığınız anlamına gelir." Ancak bu şartlarla yeni güce asker vereceklerini belirten Downer, dört gözlemcinin öldürüldüğü BM gücündeki gözlemcilerinin kalacağını, ama 12 barış gücü askerini çekeceklerini söyledi.

'Chirac aşağılık solucan'
Roma'da önce ateşkes, ardından da BM yetkisiyle kurulması şartıyla Türkiye, İtalya ve İspanya yeni güce asker gönderebileceklerini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da NATO gücüne karşı olduğu, çünkü NATO'nun İslam âleminde Batı'nın silahlı kanadı gibi algılandığı mesajını gönderirken, Rupert Murdoch'un sahibi olduğu Britanya'nın en çok satan gazetesi The Sun, Chirac'la uğraşmayı 'Aşağılık solucan' diye niteleyerek sürdürdü.

Gül: Önce Filistin sorunu gelir
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise "Bölgede çatışmalar bitecek, sonra istikrar gücünün gitmesi gündeme gelecek. Henüz sürecin çok başındayız" diyerek Türkiye'nin bu koşullarda yeni güce katkı yapacağının altını çizdi. Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar için Filistin sorununu temel alan kapsamlı çözümden yana olduğunu vurgulayan Gül, Rice'ın "Yeni Ortadoğu'nun zamanı geldi" sözünü şöyle yorumladı: "Bölgede hiçbir şey empoze edilip sağlanamaz. Sürece halklar katılırsa, istikrar gelir. Zorlamalar olduğu için tarihi hataların neticeleri bugün ortaya çıkıyor. Her şey görüş alışverişine dayalı bir fikir birliğiyle yapılmalı."
Mısır Dışişleri Bakanı Ebul Geyt de ateşkes olmadan uluslararası güce katılmayacaklarını söyleyip, "Lübnan topraklarında bulunmayacağız, herhangi bir Arap devletiyle İsrail'in safında olmak Mısır'ın görevi değil" dedi.
Yeni güce Hizbullah'ı silahsızlandırma görevi verilirse, yabancı askerlerin Şii gerillalarla çatışmak zorunda kalıp kalmayacağı başlı başına soru işareti. ABD'nin eski İsrail elçisi Samuel L. Lewis, bunu, "Asker verecek ülkelerde Hizbullah saldırılarını kaldıracak mide olup olmadığı önemli" diye dile getirdi.

Tarih Lübnan bataklığına işaret
Tarih Lübnan'ın yabancı askerler için bataklığa döndüğüne işaret. 1978'te Lübnan'a konuşlanan ve bugün sayısı 2 bine ulaşan UNIFIL'in çatışmaları önleme yetkisi yok. ABD'ye göre, salı öldürülen dört gözlemci dahil UNIFIL'in can kaybı 300. 1982'de FKÖ'yü kovma niyetiyle Beyrut'a dalan İsrail'in çekilişine gözetmenlik yapmak için ABD, Fransız ve İtalyan askerleri gönderilmişti. Ama FKÖ'nün yerini dolduran Hizbullah, 1983'te önce Beyrut'ta ABD elçiliğinde 63 kişiyi, ardından ABD ve Fransız karargâhlarında 300 askeri öldürdü. Bu güç gidince İsrail, Lübnan'ın güneyinde işgali kalıcılaştırdı, ta ki Hizbullah'a yenilip 2000'de çekilinceye dek... (Dış Haberler)

İsrail ordusu, BM gözlemcilerinin uyarılarına aldırmayıp karargâhlarını yerle bir etmişti. FOTOĞRAFLAR: AFP

BM'nin gömüldüğü an...

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194148

AFP - NEW YORK - ABD'nin taş koymasıyla İsrail'e ateşkes çağrısı yapamayan BM Güvenlik Konseyi, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde konuşlu BM geçici gücünün (UNIFIL) dört gözlemcisini göz göre göre öldürmesini bile kınayamadı. Kınama tasarısı, ABD'ye takıldı. Öldürülen gözlemcilerden biri vatandaşı olan Çin'in hazırladığı başkanlık açıklaması, üç kez yumuşatılsa da ABD'nin BM Temsilcisi John Bolton'u geçemedi. Bolton, İsrail'in salı günkü saldırısını anmadan "Konsey BM personeline yönelik her kasıtlı saldırıyı kınar ve kabul edilemez olduğunu vurgular" demekle yetinen üçüncü versiyonu bile reddetti. Üstelik 15 üyenin oybirliğiyle kabulü gereken açıklamanın yaptırımı da yok. Bunun üzerine Çin'in BM Temsilcisi Wang Guangya, ABD'nin İran'a karşı BM kararı çıkarma çabalarına atfen şöyle dedi: "Bunun İran'ın nükleer programı gibi kritik konularda fikir birliğine varma çabalarına etkisi olacak."
BM, yerle bir olan Hiyam'daki gözlem merkezine 17 bomba ve 12 havan topu atan İsrail'i altı saatte 10 kez arayıp uyardığını ve durma sözü aldığını, ama dört havan topunun gözlemevine düştüğünü de rapor etti.
Fiyaskoyda biten Roma konferansı sonrası Ortadoğu diplomasisi Malezya'da başlayan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) forumuna taşındı.

İsrail: Roma'da savaş izni verildi

 

İsrail güvenlik kabinesi bombardımanları artırma kararının yanında 30 bin yedeği askere çağırdı. FOTOĞRAF: REUTERS

İsrail, fiyaskoyla biten Roma konferansından görev çıkardı: Hizbullah yok olana dek savaş yetkisi aldık. Savaş şiddetleniyor

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194147

BEYRUT/KUDÜS - Lübnan için ateşkes çağrısı bile yapamadan fiyaskoyla sonuçlanan Roma konferansını savaşa icazet olarak yorumlayan İsrail, 16 gündür yakıp yıktığı bu ülkeye saldırıları artırdı. İsrail Adalet Bakanı Haim Ramon, "Roma'da Hizbullah Güney Lübnan'dan yok oluncaya ve silahsızlandırılana dek operasyonlarımızı sürdürmek için yetki aldık. Tüm dünya biliyor ki Hizbullah'ın kazanması uluslararası terörün zaferi demek, bu da felaket olur. Daha fazla ateş gücü kullanılmalı" dedi. İsrail ordusu önceki geceden itibaren bombardımanları Lübnan'ın orta ve doğu kesimlerine yayarken, dün toplanan güvenlik kabinesi kara harekâtının sınırlandırılıp hava operasyonuna yeniden ağırlık verilmesi ve daha fazla sayıda yedeğin silah altına alınmasını kararlaştırdı. Kara harekâtının genişlemesine 'dur' denilmesinde güneydeki can kayıplarının etkili olduğu belirtiliyor.

'Saldırı genişlemeyecek'
Yedek askerlerin sayısı 30 bin olarak tahmin edilirken, Savunma Bakanı Amir Peretz, "Bu kararı, olası bir gelişmeye karşı önlem olarak aldık" dedi. Askeri yetkililer, saldırıların önümüzdeki haftalarda da süreceğini, ancak genişlemeyeceğini söylüyor.
Günlerdir güneyde Hizbullah'ın kalesi gösterilen Bint Cebel'e saplanan İsrail güçleri, önceki gece Hiyam'a 400 bomba atarken, doğuda Bekaa Vadisi, Baalbek ve Sayda, güneyde Sur'a füze yağdırdı. Yedi sivil öldü. Lübnan Sağlık Bakanı Muhammed Halife, toplam ölü sayısının 600'ü bulabileceğini söyledi. Yaralılar ise 1847'ye çıktı.
İsrail, kara harekâtında onlarca Hizbullah militanının öldürüldüğünü açıklarken, ordunun performansı sorgulanıyor. Likudlu eski Savunma Bakanı Moşe Arens, "Nasrallah bu işten yara almadan çıkarsa İsrail için yıkım olur" derken milletvekili Ran Cohen, "Lübnan batağına batıyoruz. Hizbullah bizi kendi toprağına çekiyor" uyarısı yaptı. Savunma uzmanları da üç Apache helikopteri ve bir F-16 kaybedildiğini hatırlatıp 'Hizbullah'ın gücünü hesaplayamadık' eleştirisi yöneltti. (Dış Haberler)

'Aloo İsrail ordusu arıyor'

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194144

AP - GAZZE - Lübnan ve Gazze'ye saldırılarında sivilleri de öldüren İsrail ordusu, Gazze'de vuracağı evleri önceden arayıp uyarıyor: "Alooo İsrail ordusu konuşuyor.
Evinizi terk etmek için sadece birkaç dakikanız var."

'İsrail şaka yapmaz'
İki eşi ve 19 çocuğuyla Gazze'de yaşayan Filistin güvenlik görevlisi Ömer El Memluk, uyarı telefonu alanlardan: "Pazartesi 23.30'a doğru, cep telefonumu gizli numaradan biri aradı, evimi terk etmek için birkaç dakikam olduğunu söyledi. Bir arkadaşımın şaka yaptığını sandım. 'Ciddi misiniz?' diye sordum. Karşıdaki ses 'İsrail ordusu şaka yapmaz' dedi ve kapattı." Çocuklarını uyandırıp abisinin evine giden El Memluk, "Beş dakika içinde evden çıktık. 25 dakika sonra vurdular" dedi.
Ancak İsrail'in 'yanlış numara çevirdiği' de oluyor. İbrahim Mahmud pazar gecesi bir kadından benzeri bir telefon alınca 20 dakikada evini boşaltmış. Bir kaç saat sonra aynı kadın arayıp, 'Hata yapılmış. Rahat olun' demiş.

Notlar...

28/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194143

Belçika'da İsrail'e dava: Lübnan asıllı iki Belçikalı, İsrail başbakanı, savunma bakanı ve genelkurmay başkanını 'insanlık suçu işledikleri' savıyla mahkemeye verdi. İsrail saldırıları nedeniyle evleri yıkılan ve tehlikeli şartlar altında ülkeden kaçmak zorunda kalan Ali Abdul-Sater ve eşi Farkad El Husseini, suç duyurusunda bulundu.
Gazze'de üç ölü: İsrail Gazze'ye saldırılarına devam ediyor. Dün 75 yaşında bir kadının yanı sıra 16 ve 23 yaşlarında iki kişi İsrail ateşinde öldü.
Kaide'den tehdit: Kaide'nin iki numaralı ismi Eymen El Zevahiri, El Cezire'de yayımlanan ses kaydında 'Lübnan ve Gazze'ye saldırılar sürerse her yere saldıracakları' tehdidi savurdu. Zevahiri, "Kaide artık tüm dünyayı savaş alanı görüyor. Bu Allah adına bir cihat" dedi.

 

Hüsnü Mahalli, Davul, zurna ve saz!  28 Temmuz 2006  Cuma http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=47929,10,110&tarih=28.07.2006 İsrail'in Lübnan'a saldırısının ikinci gününde sınır bölgesindeki BM Barış Gücü'nün Fransız komutanının kendisine sığınan Lübnanlıları nasıl kovduğunu ve İsrail uçaklarının da yollara dökülen bu Lübnanlıları nasıl bombalayarak çoğunluğu çocuk 23'ünü öldürdüğünü ve 68'inin yaraladığını yazmıştım.

Önceki gün ise 22 ülkenin bakanları Roma'da ateşkesi konuşurken İsrail uçakları BM Barış Gücü gözlemcilerini bombalıyor ve 4'ünü öldürüyordu.

Ama BM'den kuru bir kınamanın dışında 'tıss' yok .

Üstelik Bakan Gül'ün de katıldığı aynı toplantıda İsrail'e 'saldırıyı durdur' diyen de yok.

Çünkü ABD buna izin vermiyor ve müttefiği Avrupalı ülkeler sesini çıkaramıyor.

Tıpkı 2002'de Cenin katliamları sırasında İsrail askerlerinin Hıristiyanlar için en kutsal yer olan Beyt Lehim'deki Meryem Ana Kilisesi'ni bombaladığı sırada sessiz kaldıkları gibi.

Bu gerçekleri görmeden Rice'ın palavra Yeni Ortadoğu'sunu anlamak hiç kolay olmaz.

Ama yine de anlamak isteyenlere işte birkaç bilgi notu:

-1947'de Filistin topraklarını Yahudilere veren ve orada bir İsrail devletinin kurulmasını sağlayan BM'nin ta kendisidir. Ancak aynı İsrail o günden sonra hiçbir BM kararını uygulamamıştır.

Durum böyle olunca acaba hangi mantıkla BM Barış Gücü Lübnan'a gidecek ve ateşkes sağlayacak.

Lübnan saldırısının ilk günlerinde yazmıştım:

'ABD, Lübnan'a göndereceği 'uluslararası güç' ile Hizbullah'ı ortadan kaldırmayı planlamaktadır'.

Şimdi; Türkleri Irak'ta savaş ve cinayet ortağı yapamayan ABD ve işbirlikçileri Türkiye'yi çok daha tehlikeli bir bataklığın içine çekmeye uğraşıyor.

Lübnan'a asker gönderme karşılığında 'PKK Kartı'nı masaya koyuyorlar.

Şimdiden söylüyorum:

''Eğer herhangi bir neden ve hesapla Türkiye oyuna getirilir ve Amerikan planlarının bir parçası olursa her iki alanda hiç kimsenin hayal edemeyeceği kadar sıkıntı ve tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.''

Bana göre bölgedeki ABD ve İsrail planlarının son hedefi Türkiye'dir.

ABD, 1 Mart yenilgisini, İsrail ise 'İslami kökenli' AK Parti'yi asla kabullenemez.

Peki uygulamaya çalıştıkları plan ne?

1-Uluslararası Güç ile Lübnan'ı işgal etmeyi planlayan ABD buradaki Hizbullah'ı tasfiye etmeye uğraşacak. Eğer Türkiye bu gücün bir parçası olursa bu görev Türk askerine de verilecek.

Yani Sünni Türk askerleri, Şii Hizbullah'a karşı kullanılacak. Her tarafı her türlü provokasyonlara açık olan Lübnan'da varın siz düşünün gerisini!

2-Bununla yetinmeyecek olan ABD, Lübnan üzerinden Suriye'ye sataşacak, kışkırtmalarda bulunacak ve gerekirse İsrail'i bu ülkeye saldırtacak.

3-Bu çabasının bir parçası olarak ABD, Şam'da askeri darbe yaptırmaya çalışacak bunu da başaramazsa ülkede Alevi-Sünni çatışmasını kışkırtacak.

ABD ve AB'nin son zamanlarda sık sık Alevi haklarından söz ettiği bir dönemde böyle bir çatışmanın Türkiye'yi nasıl ve ne kadar etkileyeceğini söylememe gerek yok!

Tıpkı Irak'ta Sünni -Şii çatışmasının Irak'taki Türkmenleri ve dolayısıyla Türkiye'yi etkilediği gibi.

Unutmamak gerekir ki; bu çatışmayı ABD işgali başlatmıştır ve ABD sürdürüyor.

Irak'tan gelen haber ve değerlendirmelere bakılırsa katliam şeklinde devam eden Sünni-Şii çatışmanın büyük bölümünde CIA, MOSSAD parmağı ve Amerikan yanlısı bazı Körfez ülkelerinin gönüllüleri ve parası var.

Bir düşünün; Suudi Arabistan yalnız son bir ay içinde ABD, İngiltere ve Fransa'ya yaklaşık 15 milyar dolarlık silah siparişi verdi. Son 60 yıldır yaklaşık olarak bir trilyon dolarlık silah alan Suudiler acaba bunları ne yapıyor?

Aynı Suudiler, 6 aydır İsrail kuşatması altındaki Filistinlilere beş kuruş yardım yapmazken şimdi İsrail'in bombaladığı Lübnan'a 1.5 milyar dolar yardım yapmaya hazır olduğunu söylüyor.

Çünkü yıkılan bir Lübnan, Amerikan müdahalesi için bir gerekçe olacak.

Irak'ın işgal planlarının başmimarı Paul Wolfowitz şimdi Dünya Bankası ile bu ülkeyi işgal etmeye hazırlanıyor.

İşte Rice'in Yeni Ortadoğu'su böyle bir şey...

Yani işgal, yıkım ve her yerde kan.

Hep söyledim; bu İsrail ve ABD için genetik bir sorun.

ABD ve İsrail bu coğrafyanın her şeyinden nefret ediyor.

Bu coğrafya yok edilmediği sürece rahat edemeyecekler.

Yoksa olup bitenleri hangi sağlıklı akıl ve mantık anlayabilir, açıklayabilir ya da kabul edebilir.

Biz 'anlıyoruz ve doğru buluyoruz' diyenlere ise Lübnan ve Filistin'den gelen parçalanmış çocuk cesetlerinin görüntülerini binlerce kez seyrettirilmelidir.

Bu da işe yaramıyorsa o zaman bu kişilere Lübnan'a gönderilmek istenen NATO gücünde görev verilmelidir!

Nasıl olsa çok hevesliler kan görmeye.

Umarım oluk oluk akan Irak, Filistin ve Lübnanlıların kanına Türk kanı da karışmaz!

Boşuna söylenmemiş:

'Anlayana sivrisinek saz, anlamayana Amerikan ve İsrail bombaları az.'

 

Hüsnü Mahalli, Oranlar ve rakamların dili

11.07.2006 http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=46212,,110  

Cumartesi gazetelerinin büyük bölümünde iki önemli haber vardı.

İlk haberin özeti şöyle:

İsrail Maarif gazetesinde yayımlanan bir ankete göre, İsraillilerin % 82’si Hamas liderlerinin öldürülmesinden yana. Aynı ankete göre, -ki bu bilgi Türk gazetelerinde yok-, İsraillilerin %52’si sivilllerin ölümüne neden olsa bile Filistin hedeflerinin bombalanmasını onaylıyor. Ve %53’ü İsrail’in yılbaşında çekildiği Gazze bölgesini yeniden işgal etmesini istiyor.

İkinci haber ise Amerikan Pew araştırma şirketinin Türkiye’de yaptığı bir kamuoyu yoklamasının sonuçları ile ilgili.

Bu yoklamanın sonuçlarına göre Türklerin % 63’ü Filistinillere, %5’i İsrail’e olumlu bakıyor.

Aynı araştırmaya göre, Türklerin % 44’ü Hamas’ın seçimlerden zaferle çıkmasının Filistinliler için olumlu olduğuna inanıyor.

Araştırmayı bir Amerikan şirketi yaptığına göre bu sonuçlara şüphe ile yaklaşılması gerektiğine inanmakla birlikte var olan verilerin ne anlama geldiğine bakalım.

Bir tarafta insanlarının % 82’si öldürmeyi yıkmayı ve yok etmeyi destekleyen bir İsrail, öbür tarafta vatandaşlarının %5’i böyle bir İsrail’e olumlu bakan bir Türkiye.

Özetle Pew araştırmasına göre Türklerin %5’i İsrail’in yıkım ve ölüm politikasına destek veriyor.

Olacak iş değil.

Mademki; bu insanlar İsraillilerin yaptıklarını hoş görüyor o zaman onları sevindirecek biraz daha rakam verelim.

28 Eylül 2000’de dönemin muhalefet lideri Şaron, iki bin askeriyle Akasa Camii’nin avlusuna girerek Filistinlileri kışkırtmıştı.

Bunun üzerine ayaklanan Filistinliler işgale karşı 39 yıllık mücadelerinde İkinci İntifada’yı başlattılar.

İşgalci İsrail ise doğal ve geleneksel olarak bildik yöntemlerle karşı koydu.

Taş atan Filistinli çocuklara İsrail tankları füzelerle karşılık verdi. İsrail askerleri, Cenin Kasabası’na girerek en az bin kişiyi bir günde öldürdü. Dönemin başbakanı Sayın Ecevit dayanamayıp İsraillilerin yaptıklarını soykırım olarak niteledi. Bir yıl süreyle Yaser Arafat’ın konutunu kuşatan İsrail askerleri, dünya televizyonlarının önünde konutun duvarına işedi. İsrailliler bununla da yetinmeyerek Hıristiyanlar için en kutsal yer olan Beyt Lehim’deki Meryem Ana Kilisesi’ni bile bombaladı.

Buna benzer olayları çoğaltabiliriz.

Ancak ben burada sizlere son 5 yılın toplam bilançosunu vermek istiyorum.

Bu süre içinde İsrail askerleri 4420 Filistinli’yi öldürdü. Tabii son hafta öldürülen hariç.

Bu 4420’nin 450’si suikastlarla ...

Örneğin Hamas kurucusu ve lideri 77 yaşındaki ve sakat olan Ahmet Yasin 22 Mart 2004’te namaz çıkışında caminin önünde uçaktan atılan bir füze ile öldürüldü.

4420’nin 282’si kadın, 850’si çocuk ve bebek ve 850’si öğrenci.

İsrail askerleri aynı süre içinde Filistinlilerin 75 bin evini, 359 okulunu,17.836 işyerini, 21 cami ve kilisesini, aralarından itfaiye ve ambulansın bulunduğu 8829 aracı bombaladı ve 200 binden fazla narenciye ve zeytin ağacını yaktı.

Sanıyorum bu rakamlar İsrail’in Filistin halkına ne tür acılar çektirdiğini gözler önüne seriyor. Umarım İsrail’e olumlu bakan %5’lik Türkler durumlarını gözden geçirir ve İsrail karşı her mantıklı ve vicdanlı insanın vermesi gereken tepkiyi gösterirler. Belki bu %5 aslında %2’dir.

Çünkü Pew yetkilileri %3 ‘lük yanılma payını peşinen kabul ediyor.

Ama İsrail’e olumlu bakanların oranı %2 olsa yine de fazla. Çünkü ben onları yalnızca bazı gazete ve televizyonlara yazan ve konuşan birkaç kişiden ibaret olduklarını sanıyordum.

Ama mademki daha fazlalar o zaman onlara Radikal gazetesinden yine oranlı bir haber aktarayım :

“1,4 milyon insanın yaşadığı ve 39 yıldır İsrail işgali altındaki Gazze Psikiyarti Hastanesi Bölüm Başkanı Dr.Muhammed Ebu Sabah’a göre korku ve ümitsizlik akut stres bozukluklarına yol açıyor. İçine kapanma, görme ve konuşma bozuklukları ve çocuklarda güven kaybı had safhada. 15 yaşın altındakilerin %30’ü idrarını kaçırıyor ve binde biri de akıl hastası’’.

Son not, şu anda sürekli bombalanan Gazze’nin yüzölçümü 400 kilometrekaredir ve yaklaşık olarak Bakırköy kadardır!

 

İbrahim KARAGÜL ikaragul@yenisafak.com.tr

İşte İsrail'in o korkunç planı!

4 AĞUSTOS 2006 CUMA  http://www.yenisafak.com.tr/ikaragul.html 

1982 yılında Dünya Siyonist Örgütü'ne bağlı Enformasyon Dairesi'nin İbranice yayın organı Kivunim'de yayınlanan ve Kudüs İbrani Üniversitesi profesörü Israel Shahak'ın İngilizce'ye çevirdiği "The Zionist Plan for the Middle East" (Ortadoğu İçin Siyonist Plan) başlıklı rapor, bugün Müslüman dünyada yaşananların adresini gösteriyor.

"Lübnan'ın tam anlamıyla parçalanıp beş ayrı bölgeye ayrılması içerisinde Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası'nın da bulunduğu bütün bir Arap dünyası için bir örnek teşkil edecektir. Tıpkı Lübnan gibi, Suriye ve Irak'ın da etnik veya dini bölgelere ayrılması şeklinde ortaya çıkacak parçalanması İsrail'in bölge için uzun vadeli amacıdır.

Suriye, bünyesinde barındırdığı etnik ve dini yapılara uygun bir şekilde birkaç bölgeye ayrılacaktır. Kıyı bölgelerinde Şii-Alevi devleti, Halep civarında Sünni bir devlet, kuzey komşusuyla husumet içerisinde olan bir başka Sünni devlet ise Şam'da kurulacaktır. Dürziler ise başta Huran ve Kuzey Ürdün olmak üzere muhtemelen Golan'ı da içine alabilecek şekilde bir devlet oluşturabilirler.

Araplar arasındaki her türlü iç çatışma kısa vadede bizim lehimize sonuçlar doğuracaktır ve Irak'ın da mezhepler çerçevesinde bölünmesi gibi çok daha önemli hedeflere ulaşılması sürecini hızlandıracaktır. Tıpkı Osmanlı yönetiminde Suriye'de olduğu gibi, Irak'ta da etnik ve dini bölgeler şeklindeki parçalanmışlık mümkün gözükmektedir.

Bu çerçevede, üç (veya daha fazla) devlet, Basra, Bağdat ve Musul gibi üç önemli şehir merkezli olmak üzere bir oluşum sergileyecektir. Güneydeki Şii bölgeler, Kuzeydeki Sünni ve Kürt bölgelerinden ayrılacaktır...

Büyük felaket kimi bekliyor?

Küdüs'ün kurtarılması için kurulan ve 57 Müslüman ülkeyi temsil eden İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Lübnan'a saldırının başlamasından 23 gün sonra toplanabildi. O da, dar bir katılımla. Arap ülkelerinin kerhen katılımıyla. Lübnan yakılıp yıkıldıktan sonra. Bir milyon kişi mülteci olduktan, yüzlerce kişi öldürüldükten sonra. Güya ses verdiler, ilk kez bir krize karşı süslü ve gereksiz cümlelerin dışında bir şey söylediler: "Ateşkes olsun!"

Kim duydu? Lübnan duydu mu? Filistin duydu mu? İslam dünyası duydu mu? İsrail umursadı mı? ABD ve İngiltere umursadı mı? Avrupa ve dünya ciddiye aldı mı? Elbette hayır! Mısır ve S. Arabistan gibi, bölgedeki kanlı oyunu hala mezhep rekabeti olarak algılayanlar yüzünden yaşanan bir fiyasko... Birkaç ülkenin iç politikasına göre hareket eden ama temelde ABD/İngiliz emperyal hülyalarına göre kendini konumlandıran bu örgütten kim, ne bekleyebilir? Hiç kimse.. Ama alay konusu olmasınlar, bunu bari yapmasınlar artık!

Beş yıldır dünya tarihini şekillendiren krizler yaşanıyor bu coğrafyada. İKÖ neye çözüm buldu, hangi konuda bir söz söyledi ve tavır aldı? Afganistan ve Irak'ın işgal edilmesine karşı mı? Irak'taki mezhep krizine ve bölünmeye karşı mı? Oturumlarına bakın, gündemlerine bakın! Hemen hepsi ABD'nin, İngiltere'nin dayattığı gündemler oldu. Hemen hiçbir toplantısı, hiçbir gündemi, temsil ettiği insanların sorunları olmadı.

Müslümanlara yönelik işkence kurumsallaştırıldı, İKÖ hiçbir çözüm üretmedi. Yeni sömürge dalgası bizleri adım adım sardı, İKÖ hiçbir şey yapmadı. Bölgedeyi daha da parçalanmaya sürükleyen stratejilere karşı hiçbir şey yapmadı. Etnik ve mezhep çatışmaları çıkaranlara karşı hiçbir şey söylemedi. Adaletsizliklere, özgürlük taleplerinin susturulmasına, fakirliğe karşı bir şey yapmadı.

Ben bu örgütü şimdiye kadar hep, bölgenin enerjisini boşa çıkaran bir yapı olarak gördüm. Bölgesel direnci kıran, adalet ve özgürlük arayışlarının önündeki en büyük engel olarak gözlemledim. Müslüman dünyanın temel sorunlarından hiçbirine çözüm üretemedi. Bir vizyon çizemedi. Aksine haksızlıklara karşı güçlenen direnci eritip bitirdi. Belki de en büyük başarısı burada.

Kuala Lumpur'daki toplantıda konuşulanlar bir ümitsizliği yansıtıyor. İKÖ'nün çöküşünü. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Bugün dokunulmayanlar, yarın bana dokunulmayacak rehaveti içine girmesinler. Aynı tarafsızlık, aynı durum onlara da olabilir'' şeklindeki sözleri bir gerçeği en yalın haliyle ortaya koyuyor. "Korkunç küresel yeni bir yangının, büyük bir felaketin bizleri beklediğini söylemek kehanet olmayacaktır" cümlesi önümüzdeki on yılı işaret ediyor. Ancak İKÖ'nün, bugünkü rejimlerin bu cümleleri algılaması mümkün değil.

Yeni yüzyıla, yeni şartlara, yeni fırsatlara, yeni tehditlere göre yepyeni bir temsil mekanizmasının oluşturulması, yepyeni siyasi, ekonomik, askeri yakınlaşmanın temellerinin atılması gerekiyor. Bölgedeki devletlerin ömürlerinin ne kadar olacağının tartışıldığı bir dönemde, bölgeyi temsil ettiği varsayılan bu örgütün geleceğinin olmayacağı bir gerçek. Çünkü, ülkelerinden, topraklarından, tarihlerinden, kültürlerinden çok saraylarını, altınlarını, Batı bankalarındaki paralarını, yolsuz ve zalim iktidarlarını düşünenler, ABD işgalleri kadar, İsrail saldırıları kadar bu topraklara zarar veriyor.

 

http://www.sinbad.nu/