Yusuf Küpeli, Yalanın gölgesinde insan kanı ile yazılan politikalar

(...) İlginç olan, “gevezelik” olarak tanımlanabilecek yorumlar sırasında, Suriye muhalefetini temsileden bir konuşmacı, sözkonusu bombalamaların, içinde olduğumuz ayın ortasında Washington’a gidecek olan başbakanın, Tayyip Erdoğan’ın elini güçlendireceğini, rahatca ifade etti. Doğrusu Suriye hükümeti, kendilerine karşı düşmanca davranan Tayyip Erdoğan’ın elini güçlendirmek için mi bu bombalamaları yapmıştı? Hem’de Washinton’un Moskova’ya yaklaştığı ve Moskova ile birlikte Suriye için uluslararası bir konferans toplanmasını kabulettiği sırada Suriye hükümetinin böyle kirli bir işe kalkışmış olmasının ne anlamı olabilirdi?.. Yalan sırıtmaktaydı...

 

bağlantılı metinler:

 

 

Yalanın gölgesinde insan kanı ile yazılan politikalar

 

Dün (2013.05.11) öğleden sonra bir sınır kasabasında patlayan bombalar sonucu 46 masum insanın yaşamını yitirmesi ve yüzü aşkın kişinin yaralanması olayi, TV kameralarında ve yazılı basında tüm ayrıntıları ile anlatıldı. Aci olayın hemen ardından, politik hesaplara dayalı yalanlar ve gerçekte “gevezelik” olarak tanımlanabilecek bitmeyen yorumlar başladı. Dışişleri bakanı ve başbakan, gecikmeden Suriye hükümetini suçladı, olanı onların yaptığını iddia etti...

 

İlginç olan, “gevezelik” olarak tanımlanabilecek yorumlar sırasında, Suriye muhalefetini temsileden bir konuşmacı, sözkonusu bombalamaların, içinde olduğumuz ayın ortasında Washington’a gidecek olan başbakanın, Tayyip Erdoğan’ın elini güçlendireceğini, rahatca ifade etti. Doğrusu Suriye hükümeti, kendilerine karşı düşmanca davranan Tayyip Erdoğan’ın elini güçlendirmek için mi bu bombalamaları yapmıştı? Hem’de Washinton’un Moskova’ya yaklaştığı ve Moskova ile birlikte Suriye için uluslararası bir konferans toplanmasını kabulettiği sırada Suriye hükümetinin böyle kirli bir işe kalkışmış olmasının ne anlamı olabilirdi?.. Yalan sırıtmaktaydı...

 

Başbakan Tayyip Erdoğan “kalpten”miş süsü vererek sonderece “duygusal” konuşmalar yapıyor, çocukları, anneleri ağzına alarak toplumu Suriye hükümetine karşı kışkırtıyor, Suriye’ye yönelik askeri bir müdahale için kamu oyu hazırlamaya çalışıyor. O, sadece Türkiye kamu oyunu değil, aynızamanda NATO’yu ve ABD’yi de Suriye’ye yönelik bir istila operasyonuna ikna etmeye çalışıyor. Bunun ne derin bir ikiyüzlülük ve tüm bölgeyi ateşe verecek tehlikeli bir oyun olduğunu söylemeye bile gerek yok. Sen bir yandan ülkeye “barış” getirmekten, “demokratikleşme”den sözedeceksin, diğer yandan tüm bunların birinci dereceden düşmanı olan bölgesel bir savaşın kışkırtıcılığını yapacaksın... Başbakan’ın yaptığı savaş kışkırtıcılığı, O’nun asıl niyetinin savaş ortamında tüm muhalefeti ezmek ve diktatörlük yolunda sağlam adımlar atmak olduğunu açıkça belli ediyor... Şüphesiz bölgesel bir savaşın başka çok tehlikeli sonuçları da olacaktır...

 

Suriye’de ölenler ve sınır kasabasında patlayan bombalar sonucu yaşamını yitiren Türkiye vatandaşları için timsah gözyaşları döken, sahte çığlıklar atan başbakan, başka ülkelerden gelen hastalıklı kriminal unsurlarla dolu kökten dinci Suriye muhalefetini silahlandırırken, bunlara ülkenin sınırlarını açarken, aynı kiriminal unsurlara Türkiye sınırları içinde eğitim verilmesini sağlarken, olanlardan, dökülen masum kanlarından sorumlu olduğunu düşünmemektemidir acaba? Aralarında birlik dahi sağlayamayan bu kökten dinciler, okullara saldırmakta; dini temizlik adına çocukları, masum insanları katletmekte; para için insanları rehin almakta; dehşet verici infazlar gerçekleştirmekte, kelleleri kesmekte; son verilere göre de zehirli gaz kullanmaktadırlar. Bu gazı onlara ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanının adamlarımıdır?; yoksa, başbakanın ortakları arasında yeralan Katar veya Suudi Arabistan monarşilerimidir?

 

Suriye için sahte gözyaşları döken başbakan, ABD’nin Irak’a müdahalesini alkışlarken, ABD askerleri için dua ederken, bu ülkede yaşamını yitiren bir milyonu aşkın masum insan için, yerinden yurdundan edilen dört milyonu aşkın Iraklı için, yağmalanan müzeler, toplumsal zenginlikler ve yıkılan ülke için hiç üzüntü duymamışmıdır acaba? O’nun tüm bu insani felaketler için herhangi bir duyarlılığı olmadığı, Irak’ta halen her ay dört-beş kez patlayan ve her defasında onlarca, yüzlerce masum insanın canını alan bombaların baş sorumlularından Haşimi’ye kucak açmış olmasından bellidir. Başbakan, Irak’ta patlayan bombaların gerisinde duran Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın en yakın ortağıdır ve Irak’ta ve Suriye’de yaşananların baş sorumlularındandır...

 

İlginç bir gerçek daha var... Sınır kasabasındaki patlamaların üzerinden daha 24 saat bile geçmeden polis, dokuz kişiyi tutuklamıştır. İçişleri bakanının açıklamalarına göre bunlar, Suriye istihbaratı ile bağlantılı bir terör örgütünün üyesi olan Türkiye vatandaşlarıdır... İyi hoş ta, polis bu kişileri önceden tanımasa, aynı terör örgütünün içinde Türk servisleri de olmasa, olayın hemen ardından failler nasıl böyle hemen bulunabilirler? Sanki herşey, politik bir amaca yönelik olarak Türk servislerinin de bilgisi ve dahli ile planlanmış ve birlikte hazırlanıp sahneye konmuştur. Önceden hazırlanmış olan senaryo, ölümlerin hemen ardından timsah gözyaşları ile birlikte sahneye konmaya başlanmıştır... Bu tip sahnelemeler daha önce de yaşanmıştı... Yakalananlar arasında olayın planlayıcısı da varmış, patlayan arabalardan birisinin plakası biliniyormuş, bu işte Suriye muhalefetinin dahli yokmuş vs... Suriye muhalefeti denen şey, sanki, sakalı gül suyu kokan masum müslümanlardan oluşmakta...

 

Suriye muhalefetinin Ürdün’de ABD ve İngiltere ajanları tarafından eğitildiği basın organlarına defalarca yansıdı. Aynı muhalefetin elemanlarının Türkiye’de eğitildikleri de biliniyor... Fransız servisleri de işin içindeler- I. Dünya Savaşı’nın ardından Suriye Fransız mandası idi... Bunlar çok özel bigiler değil... MOSSAD’dan CIA’ya, MI-6’den Fransız ve Türk servislerine dek hepsi Suriye muhalefetinin içindedir... Eğer siz sınır kasabasındaki patlamayı önceden bilmiyor idiyseniz, olayın içinde değil iseniz, Suriye muhalefetinin bu olay karşısında masum olduğundan nasıl bukadar emin olabiliyorsunuz?

 

Ortadoğu halkları, onyıllardır karanlık emperyalist bir tezgahın kurbanı olmakta ve birbirlerine vurdurularak özgürlükleri yokedilmekte, ulusal servetleri talan edilmektedir. Malesef, “barış” ve “ileri demokrasi” yalanları ile Türkiye halkını ve birkısım aydını aldatabilen Türkiye hükümeti de, bu karanlık emperyalist tezgahın oyuncuları arasındadır. Suriye halkına ve hükümetine karşı savaş kışkırtıcılığı yapan, Suriye’de ve Irak’ta terör guruplarını destekleyen bir hükümet, ülke için barışın ve demokrasinin mimarı olamaz...

Aslında gerçek sonderece açık ama, ruhunu şeytana satmış birtakım “yorumcu” kılıklı yalanlancıların gevezelikleri kafa karıştırıyor...

 

Yusuf Küpeli

12 Mayıs 2013, Pazar

yusufk@telia.com

 

bağlantılı metinler:

Yusuf Küpeli, Führer dedi: "İşte bu kuvvetler ayrılığı denen olay var ya, o geliyor, sizin önünüze engel olarak dikiliyor!"

Yusuf Küpeli, Savaşa hayır!

Yusuf Küpeli, Yangın yayılırken

Anglo-Amerikan askeri ekseni: Arab Dünyası’nda ve Basra Körfezi’nde Kontrolu Sağlama Amacıyla Batı, Geçmişin Kutsal İttifakına Dönüyor

Yusuf Küpeli, “Demokrasi” mavalı ve İran’a ve Suriye’ye yönelik saldırının gerisinde duran emperyalist düşler üzerine