Tokların -çöpe atılan- artıkları ile beslenmeye çalışan açlar!

ve bir kısa film

 

İnsan nüfusunun yedi milyara yaklaştığı, günde 25 bin kişinin açlık nedeniyle öldüğü, ve açların sayılarının bir milyarı aştığı dünyamızda, sınırlı kaynakların çoğu silahlanmaya, emperyalist yağma savaşlarına harcanıyor. Diğer yandan, yeni temiz enerji kaynakları rahatça bulunabileceği halde, askeri-endüstri komplekslerle iç içe geçmiş, petrolden otomotiv endüsterisine ve bankacılıktan ticarete kadar her alanda devasa yatırımları olan “Yedi Kızkardeşler” gibi enerji tekellerinin tatlı kâr üstü kârları için, fosil enerjilerin kullanılması artan ölçülerle sürüyor, atmosfere karbon salınımı artarak devamediyor. Bu süreçte, sınırlı sayıda birileri kasalarını daha fazla doldururlarken, dünyamız, büyük doğal felaketlere doğru iğmesi artan bir hızla sürükleniyor. Ayrıca aynı süreç, daha da artacak olan açlığı, yeni artan hastalıkları, olağanüstü doğal yıkımları, korkunç bir toplumsal kaosu hazırlıyor.

 

Dünyanın kaynaklarını görülmemiş bir açgözlülükle talan ederek, doğayı ve atmosferi kirleterek insan soyunun çoğunluğunu büyük bir yoksulluğa, hastalıklara, köleliğe, açlığa ve ölüme sürükleyenler, kendi küçük “ütopya” adalarının sınırlarını elektronik ve “hukuki” duvarlarla çevirerek, ve körleşen toplumsal bilinçlerini ve yokolan vicdanlarını tatmin amacıyla ırkçı ideolojiler üretek, yarattıkları felaketlerin dışında kalmaya çalışıyorlar. Fakat şüphesiz, sürdürmeye çalıştıkları ahmakça şeytani (yıkıcı) egemenlik mücadeleleri, tüm dünya ile birlikte onları da yeryüzü cehenneminin “gayya kuyusu”na doğru çekmektedir, kurtuluşları yoktur...

 

Aşağıya yerleştirdiğim link aracılığıyla ulaşacağınız kısa film, tokların sofralarından çöpe giden artıklarla -sokak köpekleri gibi- beslenmeye çalışan insanları bizlere gösteriyor... Henüz toplumsal bir varlık olma ve buna uyumlu bir vicdana sahibolma özelliğini yitirmemiş insanlar için bir tokat etkisi yaratacak olan bu gerçeklik, umarım sizleri birşeyler yapmaya, kötülüklere karşı mücadele etmeye yönlendirir. Dünyamız ve açlar için, gelecekte artan ölçülerle açlığa sürüklenecekler için, bu sürecin gerisinde duran silahlanma yarışını ve savaşları durdurabilmek için motive olursunuz umarım. Dilerim, tüm kötülüklerin anası emperyalist-kapitalist sisteme karşı birşeyler yapabilmek için harekete geçme arzunuz, öğrenme ve dünyayı değiştirme azminiz artar...

 

Sözkonusu kısa film, Şubat 2006’da gerçekleşmiş olan 56ncı Berlin Film Festivali sırasında, kısa filmler yarışmasında, 3.600 yapım arasından görülmeye değer 32 film arasına girmiş, ve en iyi kısa film seçilmiştir.

 

Sonuna dek seyretmeniz yararlı olur. Fazla zamanınızı almaz...

 

Yusuf Küpeli,

4 Aralık 2009

yusufk@telia.com

 

Chicken a la Carte, haksızlığın filmi, tokların cöpe attıkları ile beslenmeye çalışan açlar, tıkla ve sonuna dek izle

 

Yusuf Küpeli Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık

Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının...

 

Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık

 

Bir önceki yılın, 2008’in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının 711 milyar doları, yani yüzde 48’i ABD’ye aittir...

 

Dünyamızın nüfusu yaklaşık 7 milyar iken, ABD’de 300 milyondan biraz fazla insan yaşamaktadır. Dünya nüfusunun yaklaşık 23’te birine sahibolan ABD, dünyadaki tüm silahlanma harcamalarının yüzde 48 kadarını yapmış olarak gözükmektedir. Bir de şüphesiz aynı ülkenin sattığı yüzmilyarlarca dolarlık silah vardır... Bu durum, yeryüzündeki felaketlerin asıl sorumlusunu bizlere işaret etmektedir...

 

Sağlık sigortasından mahrum 30 milyonu aşkın insanın ve bir okadar evsizin ve açın yaşadığı ABD’de, sözkonusu yüzde 48’lik harcamayı kimlerin ödediği ortadadır. Bu harcamanın bedeli sadece ABD vatandaşlarının sırtlarından değil, sömürülen, yoksullaştırılan dünya insanlarının da sırtlarından çıkmaktadır. Artan açlığın, ve sokak köpekleri gibi çöplerden beslenmeye çalışanların sırrı bu gerçekte gizlidir...

 

Askeri harcamalar konusunda farklı kaynaklar -yapılan hesaplama yöntemleri sonucu- biraz farklı sayılar vermekle birlikte, bunlar birbirlerinden çok ta uzak değillerdir. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) Yearbook’un verilerine göre, 1996-97 yılından beri askeri harcamalar sürekli bir artış göstermişlerdir ve bu artış sürmektedir. Sözkonusu artıştaki arslan payı da yine ABD’ye aittir. Daha sofistike silahlar, savaş uçakları, ve yeni füzeler savaş makinelerine katıldıkça, ve özellikle Pasifik’ten Atlantik’e dek uzanan devasa kara parçası veya kullanılan adıyla Avrasya egemenliği üzerine mücadele kızıştıkça, başta ABD olmak üzere Batı’nın askeri harcamaları hızla yükselmektedir. Bu durum, diğer ülkelerin de silahlanma harcamalarını arttırmalarına neden olmaktadır...

 

Brezizinski gibi güvenlik danışmanlarının Hitler’den ödünç alıp geliştirdiği jeoplitik teorilerine göre, Dünya egemenliğinin anahtarını Avrasya egemenliği, Avrasya egemenliğinin anahtarını ise Orta-Asya egemenliği elinde tutmaktadır... Sonuçta, Orta-Asya’nın kaynakları üzerine mücadele kızıştıkça, askeri harcamalar, iğmesi artan bir hızla yükselmektedir... Petrol tekellerinin kışkırttığı Afganistan işgali, Orta-Asya’nın merkezindeki bu ABD saldırganlığı, ABD’nin son birkaç yılda hızla artan askeri harcamalarının başlıca nedeni olmaktadır (Afganistan için bak: Afganistan’ın işgali yedinci yılını, Irak’ın işgali beşinci yılını doldururken, emperyalist planlar, saldırganlıklar, yalanlar üzerine notlar 4) Afganistan’a saldırının çok önceden planlandığı, petrol şirketlerinin manipülasyonları, ve Karzai rejimi üzerine notlar) Afganistan gibi onyıllardır savaş alanı olan ülkeler ve askeri harcamalarını arttırmaya zorlanan hedefteki diğer ülkeler, giderek daha fazla yoksullaşmaktadır... Kaynaklar, insan soyunun refaha kavuşup ilerlemesine, dünyanın felaketlerden kurtarılmasına değil, yıkıma, daha fazla yıkıma harcanmaktadır ve bundan da üç-beş uluslarüstü tekel kazanç sağlamaktadır...

 

ABD’nin Irak ve Afganistan için şimdiye dek yapmış olduğu askeri harcamalar, 1 trililyon doları çoktan aşmıştır. Diğer yandan, Irak ve Afganistan yerle bir olmuştur... Center for Arms Control and Non-Proliferation adlı kurumun 20 Şubat 2008 verilerine göre, dünyadaki tüm askeri harcamaların yüzde 48’i ABD’ye aittir ve bu 711 milyar dolar tutmaktadır. Aynı yılla ilgili olarak 1 trililyon 473 milyar dolar olan toplam askeri harcamaların yüzde 20’si, -ABD’nin peşinden sürüklenmekte olan- diğer emperyalist Batı’ya, Avrupa’ya aittir. Bunları, tüm harcamaların sadece yüzde 8 kadarına tekabül eden bir harcama ile 1.4 milyar nüfusa sahip Çin izlemektedir. Diğerleri ise, devede kulak kalmaktadır... Sadece bu tablo bile, dünyamızda yaşanmakta olan açlığın, yoksulluğun, hastalıkların, yıkımların birinci dereceden sorumlularının kimler olduklarını ortaya koymaktadır...

 

Stockholm International Peace Research Institute’un (SIPRI) 2005 yılı verilerine göre, dünyadaki toplam askeri harcamalar 1 trililyon 464 milyar dolardır- yukarıdaki 2008 verileri, harcamanın arttığını göstermektedir. Bunun (2005 yılı harcamalarının) yüzde 41.5’i, veya 607 milyar doları ABD’ye aittir- 2008 verileri, ABD’nin genel harcamalardaki payının arttığını da göstermektedir. Sözkonusu harcamalarda Fransa’nın payına yüzde 4.5, İngiltere’nin payına ise yine yüzde 4.5 düşmektedir. Yani, NATO üyesi bu iki emperyalist ülke, toplam harcamaların yüzde 9’unu yapmaktadır. Çin’in -2005 verileri ile- bundaki payı sadece yüzde 5.8, ve Rusya’nın payı ise yüzde 4 kadardır- 2008 verileri, bu son anılan iki ülkenin de askeri harcamalarını arttırdıklarını göstermektedir, veya onlar buna zorlanmışlardır. Çin’i ve Rusya’yı sırası ile Almanya, Japonya, İtalya, Suudi Arabistan, ve Hindistan izlemektedir. Bu tablo, askeri harcamaların ağırlıklı olarak emperyalist Batı tarafından yapıldığını, 2005’e göre 2008 yılında tüm ülkelerin harcamalarının arttığını ama, en büyük artmanın ABD’de olduğunu göstermektedir. Görüldüğü gibi ABD’nin askeri harcamaları, tabloda sıralananların tümünün toplamından fazladır. ABD’nin harcamaları hemen hemen dünyadaki tüm askeri harcamaların yarısına eşittir, ve 7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun sadece 305 milyon kadarı ABD’de yaşamaktadır...

 

ABD Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre, 2008 yılı savunma bütçesi 668 milyar dolar olmuştur. 2009 yılı savunma bütçesi, Ağustos ayı hesapları ile 654.7 milyar doları bulmuştur. Nobel “barış” ödüllü ABD başkanı Barak Obama, Afganistan’da savaşı tırmandırtmaya kararlıdır, ve bu nedenle daha şimdiden 2010 savunma bütçesinin 2009 savunma bütçesini aşacağı belli olmuştur... Obama, ABD açısından, işgalci emperyalist güçler açısından işlerin kötü gittiği Afganistan’a 30 bin savaşçı asker daha yollamayı hesaplamaktadır...

 

İyiliğin ve kötülüğün rengi yoktur. İnsan soyuna dost veya düşman olmayı, insanın içinde varolduğu doğaya dost veya düşman olmayı, renk hücreleri, veya hatta gerçekte bilimsel olarak varolmayan “ırk” ayrımları belirlememektedir. İyilik ve kötülük, gerçek hümanizm, hangi sosyal sınıfın safında olduğuna, ezilen, yoksulluğa, açlığa, hastalıklara, savaşlara, ölümlere sürüklenen milyarların safında mı, yoksa dünyanın kaynaklarının yüzde 80’inden fazlasını yutan halk düşmanı üç-beş tekelin mi safında olduğuna bağlıdır...

 

Aynı tekellerin güdümündeki kurumlar, -yığınları aldatarak kendi politikaları yönünde manupule etme amacıyla- Obama’ya ve daha birçok hak etmeyene değişik nobel ödüllerini, ve daha farklı ödülleri dağıtırlar. Böyle bir dünya da, yalanın, ikiyüzlülüğün, “sol”dan sağa politik yelpaze de hertürlü sahtekarlığın önde olması, gündemi belirliyor gözükmesi, sonderece anlaşılır bir gerçektir...

 

Anlaşılmış olacağı gibi, yukarıda sonderece özetlenen askeri harcamalar, yıkım harcamaları ile dünyamız çoktan defalarca cennete döndürülebilirdi. Açlıktan yoksulluğa, hastalıklardan temiz su sorununa, eğitimsizlikten barınma sorunlarına dek tüm sorunlar çözülebilir, doğadaki yıkım ve dengesiz nüfus artışı rahatça durdurulabilirdi.  İnsan soyunun geleceği güvenlik altına alınabilirdi...

 

Bırakın askeri harcamaları, ABD’nin yıllık 8 milyar dolar tutan süslenme, veya kosmetik harcaması, veya Avrupa’nın yılda 11 milyar dolar tutan dondurma harcaması, yine Avrupa’nın 50 milyar dolar tutan sigara harcaması, 105 milyar dolar tutan alkollü içki harcaması, dünyada açları doyurmaya, ve eğitim sorununu çözmeye yeter de artar bile... Buna bir de 400 milyar doları aşan uyuşturucu madde harcamasını, ve yine uzun bir liste oluşturacak diğer zararlı veya tamamen yararsız harcamaları ekleyebilirsiniz...

 

Sorun, ezilenlerin, yoksulların, açların, giderek daha fazla gerçeklerin bilincine varabilmelerinde, yanlış mücadele yöntemleri içinde enerjilerini boşa harcamamalarında düğümleniyor. Ve tabii herşeyden önce, bu gerçekleri şu veya bu ölçüde görme şansına sahibolmuş aydınların, emperyalist merkezlerden herhangi bir kariyer beklemeden, beyin güçlerini ezilenlerden yana kullanmaları gerekmektedir. Aslında, ezilenlerin, açların kurtuluşu, tüm dünyanın da kurtuluşu olacaktır. Şüphesiz bundan sonra da sorunlar sürecektir ama, farklı katagorilerde...

 

Yusuf Küpeli,

4 Aralık 2009

yusufk@telia.com

 

http://www.sinbad.nu/