Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli  http://www.sinbad.nu/ 

 

Türkiye- politika- ekonomi- tarih 

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Kriminalite, hırsızlık, haksızlık

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

Prof. BİRGÜL AYMAN GÜLER ile söyleşi, "Küreselcilik Türkiye'den vazgeçmişlerin programıdır" Küreselleşme adı verilen dünya düzeninin itici gücü, öyle görünüyor ki, transnasyonal şirket diye andığımız, dünya ölçeğinde büyük tekellerdir. Yavru şirketleriyle beraber sayılarının 40 bin civarında olduğuna ilişkin Birleşmiş Milletler rakamları vardır... Küreselleşmeyle beraber tekeller öylesine büyük güçler kazandılar ki, orta büyüklükteki 40 ülkenin milli hasılası kadar cirosu olan şirketlerden söz ediyoruz...

 

Doç. Dr. Birgül A. Güler, Yerel Yönetimleri Güçlendirmek mi? Ademi Merkeziyetçilik mi?

Gerek içeride gerekse dışarıda istenen nedir? İstenen merkeziyetçilik ilkesi korunarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, yoksa merkeziyetçilik ilkesinden vazgeçilerek devlet yapısının ademi merkeziyetçilik ilkesine göre örgütlenmesi midir? Hazırlanan tasarılarda hangi seçenek hedeflenmektedir? Türkiye'nin tercihi bu iki seçenekten hangisi olmalıdır?

 

KAMU YONETIMI TEMEL KANUNU TASARISI ile ilgili analiz ve görüşler:

Birgül A. Güler, DEVLETTE REFORM:

Neoliberal devlet reformu bütçe; personel; merkezi yapı; yerel yönetim olmak üzere dört temel alanda ilerlemektedir. Süreç, asıl olarak Dünya Bankası, OECD, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler'in müdahale alanıdır. IMF'nin b

u süreçteki rolü, "kamu harcamalarının kısılması" baskısında somutlanmaktadır.

Kaya Karan, EGER KAMU YONETIMI TEMEL KANUNU TASARISI YASALASIRSA

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan AKYILDIZ: "Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısını Türkiye Kamu-Sen Olarak bu şekliyle kabul etmiyoruz."

 

Rahmi Yıldırım, DAMARDAN  YOLSUZLUK Koalisyon hükümeti döneminin yolsuzlukları soruşturulurken, “Yolsuzluğun damarına girdik” diyen Başbakan Erdoğan, şimdi yolsuzluk damarından kendi bürokratları çıkınca suskunluğa büründü... Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, “En ahlaklı olan bile nefsine yenik düşebiliyor” diyebildi.

 

Sinbad'ın kısa notu: "Kendi getirdiğimiz adamlar da olsa, yolsuzluk yapanın kafasını koparırız.", ifadesi bir başbakana değil, mafya babasına ait olabilir. "Kafa kopartmak" sözü, yeraltı dünyasının, suçlular dünyasının terminolojisidir ve malesef bu terminoloji Türkiye'de politik iktidarı alabilen güçlerin konumlarını ve düzeylerini mükemmel biçimde yansıtmaktadır.

 

 

Rahmi Yıldırım, KİMİN  MALINI  KİME  VERİYORSUNUZ?

Kendi sektöründe dünyanın 13’üncü büyük işletmesi olan Türk Telekom sözümona satıldı.İlk taksit 1 milyar 637 milyon dolar dolar. Sonraki taksitler de 983’er milyon dolar. Türk Telekom’un geçen yılki kârı ise 1 milyar 700 milyon dolar. Yani adamların her yıl taksit diye ödeyecekleri rakam, Türk Telekom’un yıllık kârı bile değil.

 

+  ATO: Devlet Telekom'da zarar etti

 

+ Güngör URAS, Törkiş Telekom'dan kurtulduk (Elhamdülillah!)

 

 + Telekom'a iptal davası

 bak: Türkiye'den yazarlar, yazılar 

 

Rahmi Yıldırım, ÇİFTE  STANDART  

Kapitalist dünyanın efendileri ABD ve AB, kendi çıkarlarını bütün dünyanın çıkarı olarak zihinlere nakşetmekte güçlük çekmiyorlar; çifte standarttan yana öteki ülkeleri suya götürüp susuz getirecek ölçüde becerikliler. Çifte standartlarını uluslararası arena da kabulettirme gücünden yoksun bağımlı ülkeler ise... Genelgeye göre, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Danıştay, Yargıtay başkanları, üyeleri ve savcıları, tetkik hakimleri, raportörleri, asker-sivil tüm hakim ve savcılar ve diplomatik görevlilere, trafik suçu işlediklerinde trafik ceza tutanağı yazılamayacak. Bu kişiler trafik suçu işlediklerinde, sonunda birileri ölse bile,  polis sadece tespit tutanağı düzenleyecek... Yasa 12 Eylül döneminde çıkmış... Türban söz konusu olduğunda özgürlüklerin genişletilmesi için çaba harcayacak; ama, ceza yasasıyla ifade özgürlüğünü boğmak için elinden geleni ardına koymayacak... Erdoğan, İstanbul Sultanbeyli’de ormanlık arazide gecekondu diye 6 villa yaptırmış, bundan dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırılmış. Ama nasıl olmuşsa bu cezaya karşın önce İstanbul’a belediye başkanı, sonra da Türkiye’ye başbakan olmuş. Geçenlerde televizyonda yayımlanan bir programda, İstanbul Üsküdar’daki evinin de ruhsatsız olduğunu, satıp başka bir ev almak istediğini söylüyor. Ama aynı Başbakan,  sıra siyasi nutuk atmaya gelince, gecekonduculara ve kaçak yapılaşmaya göz yummayacağını, Ankara’da birçok gecekonduyu yıktıracağını söylüyor, “Yok öyle yağma, yok öyle 25 kuruşa 5 köfte” diyor... Maliye Bakanı da elbette geri kalmıyor. Naylon fatura ile hayali ihracat davasından  kurtulabilmek için kendisini affeden bir yasa çıkardıktan sonra bu kez İstanbul Küçük Çamlıca’da kaçak villa yaptırdığı ortaya çıkıyor...

 + Bekir COŞKUN, Kemal Abi evde mi?.. ...yeryüzünde Maliye’yi kazıklamış Maliye Bakanı olarak tek de, kendi iktidarları içinde tek değil...

 

Türkiye'den bir haber: GAZETECİLERİN  SORUNLARINA  DANIŞIKLI  SEMPOZYUM LEGAL Hukuk Dergisi’nin düzenlediği “Basın İş Hukuku” sempozyumu, medya patronları lehine görüşlerin seslendirildiği platforma dönüştü. Sempozyumu düzenleyen derginin yöneticilerinin işveren avukatları oldukları, tebliğ sunan öğretim üyelerinin de gazetecilerin açtıkları davalarda işveren lehine bilirkişi raporu hazırladıkları ortaya çıktı.

 

Rahmi Yıldırım, İNTİHALDE  ULUSAL  KRİTERLER!  

(birinci bölüm) İntihal, sanat, edebiyat, bilim ve basın çevrelerinde, başkasının ürettiği bir yapıtın tümünü ya da bir bölümünü, kaynak belirtmeden  kendine mal etme çabası olarak tanımlanıyor. Edebiyat dünyasında  Kar, Benim Adım Kırmızı ve Beyaz Kale romanları dolayısıyla Orhan Pamuk, intihal ile suçlanan isimlerin başında gelmektedir.  Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Doç. Dr. Ömer Dinçer, Dr.Yalçın Akdoğan, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Dr. Mithat Baydur, Fethullah Gülen ve Can Dündar, intihal tartışmalarında  kulakları sıkça çınlatılan öteki intihalciler.

 

Rahmi Yıldırım, “ROMANTİK”  İNTİHALCİ

(ikinci bölüm) Galiba biraz ayrıntıya girmek gerekiyor. ÇGD’de 2001-2003 döneminde Onur Kurulu’nda görevliydik... İddia çok büyük. ÇGD’nin ‘romantik’ Genel Başkan Yardımcısı intihalle suçlanıyor ve suçlamaya bir yanıt da vermiyor. ÇGD’nin tüzüğünde intihal en ağır meslekî suç ve suskun kalmak mümkün değil. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nu oluşturan 43 yargıç, 2 Nisan 2003 tarihinde Can Dündar’ın intihal suçu işlediğine oybirliğiyle karar veriyorlar. Romantik intihalci, eser sahiplerine 19 küsur milyar lira tazminat ödüyor, üç katına kadar tazminatla ilgili dava da hâlen sürüyor.

 

Fikret Başkaya, Radikal Eleştiri Zamanı

1) Yaklaşık son otuz yılda kendinden menkul, ‘kendi kendini düzenleyen piyasa ekonomisi’, sadece en rasyonel değil, aynı zamanda alternatifsiz, insan doğasına en uygun sistem, velhasıl insanlığın yegâne ufku olarak sunulmak istendi. O kadar ki, hızlarını alamayıp ‘tarihin sonunu’ ilân edecek kadar ölçüyü kaçırdılar...

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Ekonomik Krizin Türkiye Tarımı Üzerine Etkileri Hakkında

Türkiye Tarım Teknolojileri Yönünden Dışa Bağımlıdır

Türkiye Tarımı Destek Beklemektedir

Tarımda Korumacılık Kaçınılmaz

Tarım Gittikçe Önemli Olmaktadır

Yerli Malı kullanımı Küresel Krizin Ülkemiz İçin Yumuşak Aşılmasında Önemli Çıkış Kapılarından Biri Olabilir

Türkiye Tarıma Önem Vermelidir

Rahmi Yıldırım, EMEĞİN ONURU SENDİKALI OLMAKTIR

(...) Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın çıkardığı Basın gazetesinin son nüshasından bu yana geçen zaman diliminde de Deniz Feneri yolsuzluğu, Başbakan’ın Doğan Grubu medyasına yönelik boykot çağrısı, Ergenekon soruşturması ve Aktütün saldırısı dolayısıyla medya profesyonelleri bıktırırcasına “demokrasi mücadelesi” verdiler, düşünce ve basın özgürlüğünden söz etiler. Ne ki, tartışmaların seyri, sözü geçen kavramların ne denli ucuzlatıldığını, çürümüş siyasal yapı ve medya ile yolsuzluk arasındaki simbiotik ilişkiyi, “dördüncü güç” karşısında “beşinci güç” (kavram İgnaciot Ramonet’nin)  gereksinmesinin ne denli ivedilik kazandığını gösterdi...

Sinbat'ın notu: Yukarıdaki başlığı taşıyan yazının Sinbat'a yerleştirildiği 26 Ekim 2008 Pazar günü, TV kanalları, Ankara Shereton Oteli'nin girişinde, -Başbakan'ın da davetli olduğu bir düğünde- fotoğrafçılık görevini yapmaya çalışan Hürriyet muhabirinin, ortada herhangi bir neden yokken, otelin korumaları tarafından acımasızca nasıl dövüldüğünün fotoğraflarını vermekteydiler. Güçlü ve eğitimli korumalar, savunmasız muhabire, anlaşılması zor nefret ve kin duygularıyla, yumruklar ve tekmelerle saldırmaktaydılar. Onlar, kolu kırılmış vaziyette acılar içinde yerde yatan gazeteciyi hala tekmelemekte, üzerinde zıplamaya çalışmaktaydılar... Ve yine aynı günlerde, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün basın özgürlüğü ile ilgili olarak 173 ülke arasında yapmış olduğı sıralamada Türkiye, en sonlarda, 102nci sırada yeralmaktaydı... İktidar yanlısı basın organlarının, Kanal 7' nin kurucularının ve görsel basın organlarında ahlaka uygunluğu denetlemekle sorumlu RTÜK adlı kurumun başkanının adlarının da bulaşmış olduğu Deniz Feneri yolsuzluğu skandalı Türkiye'de örtbas edilmeye çalışılırken; Almanya'da tüm delilleri ile açığa çıkmış bu skandal -iktidarın korkutmuş olduğu- Türkiye basını tarafından artık görmezliğe gelinirken; işkenceciler ve binlerce faili mechul cinayetin katilleri insanların arasında rahatça dolaşırlarken, başbakan, "demokrasi" havarisi rolünü oynamayı sürdürmekteydi ve sürdürmektedir...  www.sinbad.nu

not: Aşağıdaki metin Türkiye toplumunun en önemli sorunu üzerine değil. Ayrıca, yazımın konusu olan yalan da, diğer tüm yalanlar ve uydurmalar içinde en tehlikelisi değil. Ve Baskın Oran özel olarak düşmanım değil... Fakat yine de, tüm uyarılarıma karşın kişiliğime, metinde adı geçen diğer kişiye, ve sonuçta gençlik hareketine yönelik olarak bu ölçüde şımarıkça bir üslupla kaleme alınmış sözkonusu yalan ve aşağılama karşısında sessiz kalamam... Radikal gazetesine yolladığım gecikmiş yalanlamayı burada da yayınlıyorum.

Tekzib veya yalanlama

Radikal gazetesi ilgililerine

(Yalanlamamı kime yollayacağımı bilmediğim için, bu mektubu gazetenin öndegelen bazı köşe yazarlarına yolluyorum. Umarım bana yardımcı olurlar.)

Merhaba,

Mahmut Hamsici adlı yazara ait “Baskın hoca mahpusta ‘gürül gürül’ yatarken” başlıklı ve 04/03/2005 tarihli yazıda benimle ilgili tamamen uydurma ve aşağılayıcı bir öykü anlatılmaktadır. Profösör Baskın Oran’ın “Nerede O Eski Mapushaneler” adlı kitabını tanıtan...

“(...) Dündar Kılıç devrimcilerden nasıl etkilendi?
Eğer anlattıkları doğruysa ki büyük olasılıkla yakıştırmadır, Yusuf, Mülkiye'de bizim sınıftan Yusuf Küpeli, ünlü babalardan Dündar Kılıç'la aynı koğuşta kalmış bir ara. Oturmuş, ona...

Baskın Oran’ın adıgeçen kitabından alındığı anlaşılan yukarıdaki paragrafla ilgili kısa yalanlamamı madde madde aşağıya koyuyorum:

1) Dündar Kılıç ile yaşamım boyunca hiç karşılaşmadım. Ne kaldığım değişik hapishanelerde ve ne de bir başka yerde bu kişi ile hiç karşılaşmadım.

2) Yaşamım boyunca ne hapishanelerde ve ne de bir başka yerde ünlü kişilere yaklaşmadım. Yaşamım boyunca herhangi bir kişiye “abi” diye hitabetmedim. Yukarıdaki paragrafta geçen cıvık üslüp bana tamamen terstir. Sözkonusu adi aşağılağıyı öyküyü uyduran, anlaşılan kendisi ile beni karıştırmış. (yalanlamanın tamamını okumak için tıkla)

Dünya egemenliği peşindeki ABD emperyalizminin yayılma amacıyla II. Dünya Savaşı'nın ardından yaşama geçirmiş olduğu "Marshal Yardımı" programı çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl adım adım ucuz ve güvenlikli kitle ulaşımı politikasından kopartıldığını; demiryollarını ve deniz ulaşımını geliştirmek yerine ülkenin nasıl pahalı ve güvenlikli olmayan karayolu ulaşımını geliştirmeye itildiğini; bu yanlış seçiminin etkisiyle Türkiye'nin nasıl yeniden emperyalist dünyaya sımsıkı bağlandığını; milyarlarca doların halkın cebinden nası fosil enerji tekellerinin ve petrole dayalı endüstrileri kontrol eden ABD merkezli uluslarüstü tekellerin kasalarına aktığını; ve sonuçta ülkenin endüstriyel gelişmesinin nasıl frenlendiğini; iç ve dış politikaların nasıl emperyalist dünyaya bağımlı hale geldiğini daha iyi anlayabilmek için, 17 Mayıs 2007 günü Mehmet Get tarafından Sinbad'a yollanmış olan aşağıdaki bilgileri okumanızda yarar vardır.-Yusuf Küpeli, 2007.05.17

Mehmet Get'in yolladığı ulaşım politikaları ile ilgili bilgiler içeren metni okumak için tıklayın

 

Kaya Karan, Özelleştirmeden Boru Hatlarına, Doğalgazdan Nükleere, Enerji Savaşları Kıskacında Türkiye

(...) Başbakan Tayip Erdoğan törendeki açılış konuşmasında Türkiye’yi güvenli enerji koridoru haline getireceklerini öne sürdü. Güvenli enerji koridoru söylemi ABD’nin enerji politikası söylemiyle örtüşmektedir. Bu söylemin pratik uygulamalarından birisi olan BTC boru hattının Türkiye’nin Politik, Ekonomik ve Stratejik çıkarları ile hiçbir alakası olmadığı gün gibi aşikardır. Başbakanın söyleminin tam tersine bu projenin hayata geçmesi ile birlikte Türkiye, adı KÜRESELLEŞME olan güncel emperyalist programlara daha da bağımlı kılınacaktır...

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, OKS Sınav Sonuçları Ve Eğitimin Genel Durumu

Sorun Eğitim Planlanmasının Olmamasıdır

Başarısızlığın nedeni 'zenci ve beyaz okullar' ayrımı mı

Halen elimizde yeterli istatistikler yok, ancak basına yansıdığı kadar ile

Sınav sonuçları Başarı Dengesizliklerini Ortaya Koymaktadır

OKS Başarısızlığının Nedeni Sosyal ve Ekonomik Faktörlerdir

OKS Sonuçlarının Sosyolojik Yansıması ve Ülkemizin Eğitim Geleceği

Üst konumdaki aile çocukları kazanıyor, diğerleri kaybediyor

“İyi Okullardan” gelenler kazanıyor, diğerleri kaybediyor

Özet olarak

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova’nın Bereketli Topraklarını Korumak Hepimizin Birinci Görevi Olmalıdır

N. Wiener diyor ki “Çevremizi o kadar çok  değiştirdik ki, şimdi bu çevreye uyabilmek için kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor”.

 Toprak Yoksa Ekmek Yok, Ekmek Yoksa Gelecek de Yok!

 Hastahane İnşaatının Olduğu Alan Tarım Arazisidir ve Tarım Arazisine İnşaat Yapılamaz

 

İmzasız ciddi haber:

30 AYLIK AKP IKTIDARI DÖNEMINDE GERÇEKLESTIRILEN 60 AK YOLSUZLUK DOSYASI

 

+ Sinbat'ın soruları: Hepsi bukadarmı acaba? Ekonomisinin ez az yarısı kayıtsız olan bir ülkede olur böyle vakalar deyip boşvermekmi gerekiyor yoksa? AKP yönetimi sırasında ekonomiye girdiği kabuledilen kaynağı belirsiz 8- 10 milyar dolar için, "üzümü ye, bağını sorma" demekmi en doğrusu sizce? Üzümü sürekli yiyenler kimler acaba? "Paranın dini imanı olmaz" diyen başbakanın dersine uygun olarak, "helal olsun, aklı olan malı götürüyor" diyerek bu kişileri takdir etmekmi gerekiyor yoksa? Türkiye toplumunun asıl gündemi eski "bey" yeni "hanım" bir şarkıcının Gnr. Evren dönemindeki avukat sorunu deyip, tüm bu işleri unutmakmı gerekiyor sizce? Ya da, "enseye göre traş, topluma göre yönetim olur", özdeyişine uygun olarak yaşananları kabullenmekmi lazım?

 

Bekir COŞKUN Ekmek arası suikast... bisiklet bilyeli boru namluyu doğrultup tetiğe basacaktı. Sanırım Başbakan’ın bilyenin üzerine basması gerekiyordu... Allah korudu...

 

+ Rahmi Yıldırım, Hangi Süikast Daha Ciddi? Ekmek arası tabancayı çekmek yerine nara atıyor ve yakayı ele veriyor.

 

Rahmi Yıldırım, “SAHTE  TÜRKİYE”

ATO’nun raporu, Türkiye’nin tam bir ‘sahtecilik’ cenneti ... Sahte sigaranın yıllık cirosu neredeyse 1 milyar dolar. ...en kötüsü, ölümlere de yol açması nedeniyle gıda ve ilaç sahteciliği. Türkiye’de gıda üreticilerinin yarısının resmi kaydı bile yok. Örneğin,  5 bin civarında sahte diş hekimi var. ...Türkiye’yi kara para aklamada dünya şampiyonu, uyuşturucu kaçakçılığının üssü ve geçiş rotası ilan etti. Sahte demokrasinin sahte liberalleri, sahte demokratları, sahte müslümanları, sahte kemalistleri, sahte vatanseverleri, sahte solcuları… Ve fakat hakiki faşistleri…

 

Rahmi Yıldırım, BAŞBAKAN’IN “KEMAL ABİ”Sİ

Milletvekili seçilmeden önce, yöneticisi olduğu Al Baraka şirketinde naylon fatura yolsuzluğu yaparak devleti 27.5 milyon dolar zarara uğrattığı gerekçesiyle 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. Ancak, Kemal Bey milletvekili seçildi, Maliye Bakanı oldu.

 

 

Hülya Küçükaras, BILL GATES – MICROSOFT- AKP 

Bilişim ürünleri göze çarpmadan yaşamın her alanında sinsice etkili olurlar... Çalışma, hatta düşünce biçiminiz -siz ayırdında olmadan- o ürünün size öğrettikleri ile yönlendirilir. Ne yazıkki Türkiye'deki bilişimciler mesleğin bu etkisini tartışmaktan ve yansıtmaktan kaçınmaktadırlar... Mikrosoft'un Milli Eğitim Bakanlığı ile ilişkileri Türkiye'ye değil ama, firmaya çok büyük yararlar sağlayacaktır. İhalesiz ve engelsiz bir atakla Türkiye'yi candamarından yakalayan firma... Neden hiçbir ihale yapılmaksızın öğretmen eğitimi Mikrosoft'a bırakılmaktadır?

 

 

Bekir COŞKUN Yanlış adres... (Hürriyet)

Eğer amaç sadece türbansa, bence Çankaya yanlış adres. Başbakanlığa yürümeleri, o mübarek kitabı Başbakan’a vermeleri ve ayetlerin surelerini hatırlatmaları gerekir. Oradan da Meclis Başkanı Arınç’ın kapısına... Çünkü yasama ve yürütmeyi elinde bulunduran, yasaları değiştirmeye gücü olan onlar. Nasıl ki ‘ecnebilerin’ istediği yasaları, önemli kararları, reform(!) dedikleri değişiklikleri bir gecede yapıyorlar, bunu da yapabilirler. Eğer türbanı-mürbanı kullanarak iktidara geldikten sonra, şimdi de yine türbanı-mürbanı kullanarak Cumhurbaşkanlığı’nı ele geçirmek istemiyorlarsa...

 

 

Rahmi Yıldırım, İNANILIR  GİBİ  DEĞİL!  

Aslında  alışılmış şeyler, hiçbir olağandışılık yok; ama, yine de inanılır gibi değil. Yasa böylesine berbat, ama ne Meclis çıkardığı yasanın farkında, ne Avrupa Birliği  yasayı ‘reform’ diye alkışlarken dürüst davranıyor, ne de yasayı ‘tarihi adım, devrim’ diye duyuran gazeteciler yasanın kendilerini cezaevine sokacağından haberdar.

 + Yalçın BAYER TCK’yı bu ülkeye kimler hazırladı

 

 

Rahmi Yıdırım, SOLDA  AB’YE  UYUM!

İşkencenin sürdüğünü kendileri de kabul ediyor, ama sistematik değilmiş! Sistematik olmayan işkence sistematik işkenceden daha kabul edilebilir bir şeymiş gibi. Yukarıda da vurgulandığı üzere, AB süreci işçi haklarının ve sosyal devletin güçlendirilmesini, siyasal demokrasideki eksikliklerin giderilmesini ‘olmazsa olmaz’ görmüyor. Sermaye ulusal çitleri aşıp bütünleşebiliyor; ama emekçi sınıfların güçlerini birleştirmeleri, dayanışma içerisine girmeleri pratikte pek söz konusu değil. Daha acı olanı, emeğin Avrupasını solun ‘Kızıl Elma’sı ilan edenler bu oluşuma  hangi katkıyı verecek ki? Kendisini yenileyip emeğin Türkiyesinde yer edinememiş, seçimlerde yüzde 1 bile oy alamamış çevrelerin  kalkıp ‘emeğin Avrupası’ diye caka satmalarına

 

 

Rahmi Yıldırım, FİKRİ TAKİPTEN İŞ TAKİBİNE

Ekonomi büyümüş ve dünya rekoru kırmış, ama rekor büyüme aç karnına dinlenen bir masaldan ibaret; çünkü, nüfusun üçte biri gerçekten aç ve işsizlik azalmamış. Anlaşılıyor ki, Erdoğan’ın gerçek niyeti ihale takipçilerini açıklamak değil, ‘açıklarım ha’ şantajıyla rehin tutup kendisine hizmet ettirmek ve gündemi yönetmektir... Türkiye Gazeteciler Cemiyeti MİT’e resmi yazı yazarak ajan gazetecilerin listesini sormuş... Başbakan Yılmaz, bir isim listesi gösteriyor, ‘Bakın’ diyor, ‘Bunlar basında çalışan MİT'çiler...’...fikir hırsızı yönetici ve RTÜK’çü üyeler ile birlikte MİT’çi üyenin de üyeliği iade edildi.

 

 

Rahmi Yıldırım, ÖNEMLİ  TÜRKLER,  ÖNEMSİZ  TÜRKLER Devlet Bakanı Beşir Atalay da kısa bir şaşkınlığın ardından sol kolunu havaya kaldırıp korumaya gösteriyor

 

 

Rahmi Yıldırım, ESRA  EVLENİYOR!

Nikâh, İstanbul’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda kıyılacak. Salon çevresinde NATO zirvesini aratmayacak tedbirler alındı ki, civarda oturanlara Allah sabır ve kolaylık versin.

+

Sinbad'ın soruları:

Ne tip ülkelerde bir başbakan veya cumhurbaşkanı çocuğu evlenirken yollar trafiğe kapatılır, damlara keskin nişancılar yerleştirilir, tüm çevre gizli kameralarla gözetim altına alınır, devletin polisi ve gizli servisleri böyle tamamen özel bir iş için seferber edilir, bölgede yaşayan halkın özgürlükleri elinden alınır? Eğer başkan olduğu yıllarda Clinton kızını benzer biçimde evlendirmeye kalkışsa idi, ABD toplumunda ne çeşit tepkiler doğardı? Tayyip Erdoğan'ın patronu W. Bush, tüm gücüne karşın, ABD toplumuna aynı kısıtlamaları getirerek kızlarını evlendirebilirmi? Hangi tip ülkelerde ne çeşit "babalar" çocuklarını bu şekilde politik işporta tezgahının malzemesi haline getirirler? Hangi tip toplumlar verdikleri vergilerle maaşları ödenen ve aslında halkın güvenliğinden sorumlu olması gereken polislerin, başbakanın tamamen özel bir işi için kullanılmalarına, yollarının bu amaçla kesilmesine, özgürlüklerinin ellerinden alınmasına tahammül gösterebilirler? Eğer bir subay, astsubay veya eğitim bakanlığının veya bir başka bakanlığın herhangibir yetkilisi emrindeki resmi aracı eşinin ve çocuklarının özel işleri için kullandırtsa, yasal olarak başına ne işler açılabilir? www.sinbad@sida.nu

 

 

Rahmi Yıldırım, KAMUSAL  ALAN  NERESİ?

Türbanın özgürlük simgesi olduğu savı, propaganda amaçlı bir politik söylemden ibaret ve günlerdir yapılan kamusal alan tanımlarından daha bilimsel bir değeri yok... Bugün iktidardalar ve işsiz dolaşan 5 milyon kişinin, açlık yoksulluk sınırında kıvranan 20 milyon vatandaşın derdine türban kadar değer vermiyorlar. Aslında, dertleri yoksulluğu yenmek olmadığı gibi türban da değil. Bal tutan parmağını yalar yasasını uyguluyorlar, o kadar...devamı

 

 

Rahmi Yıldırım, İŞKENCE VE İKİYÜZLÜLÜK

Irak’tan gelen fotoğraflar birkaç sapığın askerlik hatırası değil, emperyalist işgalin fotoğrafıdır. Emperyalist işgalde ‘çürük elma’ yoktur; işgal, sepetteki bütün elmaları  çürütür... Amerika işkence aleti satmakla kalmadı, nasıl işkence yapılacağını da öğretti.

+

“NE  MUTLU  TÜRKÜM  DİYENE!”

 

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Şiddet ve Eğitim Sitemimiz -1

Son günlerde artan şiddet olayları hepimizi tedirgin etmeye başladı. Ne yazık ki şiddet olayları; yalnız okullarda değil başta

 

BİLİM İNSANLARI DERSLİKLERDEN SONRA ŞİMDİ DE 8 EKİM’DE ANKARA’DA TMMOB MİTİNGİNDE TALEPLERİNİ SÖYLÜYOR  

Demokrasi gerçek anlamını ancak özgür yurttaşların bilincinde bulur ve gelişir. Çağdaş anlamda eğitimin amacı, bilimsel düşünme yetisine sahip, sorgulayıcı, araştırıcı, yaratıcı ve özgür düşünüp karar verebilme bilincine erişmiş bireyler yetiştirmek ve bu taban üzerinde toplumsal gelişmeyi sağlamaktır. Gelişme Endeksinde Türkiye, bu yıl 177 ülke arasında 94’üncü sırada, Okula kaydolma oranı, %68 (177 ülke arasında 111. sırada). Yapılan araştırmalara göre her dört öğrenciden birinin 45 milyon lira ile yaşamak zorunda olduğu, ağırlaşan işsizlik olgusunun gençlerin gelecekle ilgili  

+  

TMMOB- Mitinge Çağrı

 

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Rakı mı sahte, insanoğlu mu sahtekâr?

Anavatanı Irak ve arapçası "arak" olan rakı en az 3000 yıldır Ortadoğu ve Kafkaslar'da üretilmektedir... Tabii sık sık duyduğumuz gibi sahte solcu, sahte dinci, sahte demokrat, sahte hoca, sahte hacı, sahte doktor, sahte dost, diye sahtekarlıklar listesi uzayıp gidiyor. Sahte Aslının Zıddı Değil, Maskelenmiş olandır. ...Ancak bir maskeye razıyız da bazılarının bir kaç maskesi bulunmaktadır. Bir arkadaşım kapısına "maskeni çıkar da içeri gir" yazdırmış.

+

Sahtecilik sınır tanımıyor  

+

Şimdi ne içeceğiz?

 

 

Türk- İş: SATINALMA GÜCÜNDEKİ GERİLEME HARCAMALARA OLUMSUZ YANSIYOR

+ KESK: hükümetin şu anda uyguladığı ekonomik programın, istikrar değil, istikrarsızlık programı 2003 ve 2004 yıllarında kamu çalışanlarının ücretlerinde enflasyona göre yüzde 3, son 10 yılda ise yüzde 14.3'lük gerileme olduğunu belirten  

 

KUTLAMA: ANTİ- EMPERYALİST ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI, SIRADAN İNSANLARIN, ÇALIŞANLARIN BÜYÜK FEDEKARLIKLARI İLE ZAFERE ULAŞABİLDİ. CUMHURİYET AYNI İNSANLARIN EMEKLERİ VE KANLARIYLA KURULDU. ÜLKENİN ÜRETİCİ HALKINI LAYIK OLDUĞU YAŞAM DÜZEYİNE ULAŞTIRMADAN BÖYLEBİR BAYRAMI RUHUNA UYGUN KUTLAMAK MÜMKÜNMÜ? ÜLKEDE GİDEREK DERİNLEŞEN GELİR UÇURUMUNU, AÇLIĞI VE YOKSULLUĞU YOKETMEDEN, CUMHURİYETİN KURULUŞUNU HALKLA BİRLİKTE YÜREKTEN KUTLAYABİLMEK MÜMKÜNMÜ? DEMOKRASİ BİLİNCİNİ YAYGINLAŞTIRIP, DEMOKRASİYE TOPLUMUN TÜM HÜCRELERİNDE İŞLERLİK KAZANDIR MADAN, CUMHURİYETİN VE LAİKLİĞİN GİZLİ- AÇIK DÜŞMANLARINI  ETKİSİZLEŞTİRMEK, CUMHURİYET BAYRAMLARINI RUHUNA UYGUN KUTLAMAK MÜMKÜNMÜ? İŞKENCEYİ VE ŞİDDETİ YAŞAMIN HER ALANINDA YOKEDEMEDEN, ÇOCUKLARA VE KADINLARA GEREKEN DEĞERİ VERMEDEN, LAİKLİK İLKELERİNİ VE MEDENİ KANUNU HİÇE SAYAN VEKİLLERE DUR DEMEDEN, BÖYLE BİR GÜNÜ ANLAMINA LAYIK BİÇİNDE KUTLAMAK OLASIMIDIR? TÜM BÖLGENİN ENERJİ KAYNAKLARINA VE ENERJİ YOLLARINA YÖNELİK ACIMASIZ EMPERYALİST SALDIRI KARŞISINDA SUSARAK, SALDIRGANLARA YARDIMCI OLARAK BÖYLE BİR BAYRAMI RUHUNA UYGUN KUTLAMAK MÜMKÜNMÜDÜR? EZİLEN BÖLGE HALKLARI İLE DAYANIŞMA RUHU İÇİNDE ANTİ- EMPERYALİST BİLİNCİ CANLANDIRARAK BÖYLE BİR GÜNÜ ANLAMINA LAYIK KUTLAMAK OLASIDIR HERHALDE. SİNBAD, EŞİTLİK, DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK BİLİNCİNİN YÜKSELMESİNE VE BÖLGE HALKLARI İLE ORTAK ANTİ- EMPERYALİST MÜCADELE RUHUNUN DİRİLMESİNE YARDIMCI OLMASI DİLEĞİYLE TÜRKİYE HALKININ 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAR.- SİNBAD

 

 http://www.sinbad.nu/