not: Metnin biryerinde, dalgınlıkla, "300 milyon çocuk asker" diye yazmışım. 21 Kasım 2007 çarşamba akşamı yazıyı gözden geçirirken, hatayı farkettim. Gerçekte, 300 bin kadar çocuk, 30 kadar silahlı çatışmada asker olarak kullanılmaktadır. Dalgınlıkla yapmış olduğum yanlışı düzeltir, okuyuculardan özür dilerim.- Y. Küpeli

Yusuf Küpeli, Unutulan gün ve gelecek: “Uluslararası Çocuk Günü” ve çocukların durumu üzerine kısa notlar

Militarizmin, savaşların, soykırımların, talanın, sömürünün her türlüsünün egemen olduğu bir dünyada, çocukların, veya insan soyunun geleceğinin umursanmaması sonderece doğaldır...

(...) Önce, 14 Aralık 1954 günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 836(IX) numaralı kararıyla, tüm ülkelerin kurumlarına, çocuklar arasında kardeşlik ve anlaşma günü olarak bir “Uluslararası Çocuk Günü” kabuledilmesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu günün, dünya çocuklarının refahı için düşüncelerin ve eylemlerin üretildiği bir gün olmasını ayrıca istenmiştir... “Çocuk Hakları Bildirgesi”nin ilanedildiği 20 Kasım 1959 ve yine “Çocuk Hakları Üzerine Anlaşma”nın imzalandığı 20 Kasım 1989 günü münasebetiyle, her yılın 20 Kasım günü, “Uluslararası Çocuk Günü” olarak kabuledilmiştir... Ve 2000 yılında dünya liderleri, bin yılın gelişme hedefi olarak, en geç 2015’e dek, HIV/AIDS belasının yayılmasını engellemeyi, dünyanın tüm çocukları için ilk öğrenimi sağlamayı önlerine hedef olarak koymuşlardır…

(...) Clarie O’Kane imzasını taşıyan “Child Rights Situation Analsis” başlıklı ve Kasım 2006 tarihli göreceli uzun rapora göre, 2004 yılında, dünya da milyonlarca çocuk evsizdi. Sahra’nın güneyinde kalan Afrika ülkelerinde, Asya’da, Latin Amerika’da ve Karaib Adaları’nda, 2003 yılı itibariyle, 143 milyon öksüz-yetim çocuk evsiz yaşamaktaydı. Orta ve Doğu Avrupa’da ise 1,5 milyon çocuk evsizdi… Aslında, aynı olayla ilgili gerçek sayılar bu verilerden yüksek olmalıydı. Çünkü...

(...) Sayıları arttıkça kuru istatistiki verilere dönüşen ve özellikle çocuklar ile kadınları kurban olarak seçen insani trajediler sayılmakla bitecek gibi değildir ve Türkiye insanı da bu kötülüklerin dışında kalamamaktadır... UNICEF’in 2006 yılı Türkiye raporuna göre, 2004 yılında ülkede toplam nüfusun yüzde 25,6’sı, yani yaklaşık 18 milyon kişi derin bir yoksulluk içindeydi ve çocukları için yardıma muhtaç durumdaydı. Yine aynı rapora göre, 2002 yılı verileriyle, 6 ile 14 yaş arasındaki çocukların yüzde 4,2’si ve 15 ile 17 yaş arasındaki çocukların ise yüzde 28’i çalışmaktaydı...

 

kaynaklar:

bağlantılı metinler:

Yusuf Küpeli, Yaşananlardan çocuklarla ilgili bazı küçük kareler, ya da geleceğimizi kurşunlarken

Yusuf Küpeli, Demokrasi, faşizm, inanç sömürüsü, Köşk'te türban ve Mango, ve kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine notlar

 

Sokak çocukları toplu intihara kalkıştı

Haliç Köprüsü'ne intihar amacıyla çıkan 7 sokak çocuğu, ikna edilerek kurtarıldı.

Soğukta sokakta kalınca donarak ölen çocuk toprağa veridi

 

Declaration of the Rights of the Child (çocuk hakları deklerasyonu)

Proclaimed by General Assembly resolution 1386(XIV) of 20 November 1959

 

Convention on the Rights of the Child

 

Declaration on Social and Legal Principles relating to the Protection and Welfare of Children, with special reference to Foster Placement and Adoption Nationally and Internationally

 

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu  
ve Pornografisi Konusundaki İsteğe Bağlı Protokol

 

AŞIRI YOKSULLUK NEDENİYLE HER ÜÇ SANİYE'DE BİR ÇOCUK ÖLÜYOR! BU SONUCU DOĞURAN GERÇEĞİN VEYA AYNI MADALYONUN BİR YÜZÜNDE G-8, EMPERYALİST SÖMÜRÜ VE TALAN SAVAŞLARI, DİĞER YÜZÜNDE İSE AÇLIKTAN VE SIRADAN HASTALIKLARDAN ÖLEN ÇOCUKLAR, İNSANLAR, YOKEDİLEN DOĞA VE İNSAN SOYUNUN GELECEĞİ VAR. ACI İNSANİ ÇELİŞKİYİ YANSITAN FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ:

 

 

Unutulan gün ve gelecek: “Uluslararası Çocuk Günü” ve çocukların durumu üzerine kısa notlar

 

Militarizmin, savaşların, soykırımların, talanın, sömürünün her türlüsünün egemen olduğu bir dünyada, çocukların, veya insan soyunun geleceğinin umursanmaması sonderece doğaldır. İnsan soyuna ve doğaya yönelik acımasız bir yıkımın egemen olduğu emperyalist-kapitalist sistemin dünyasında, birtakım sınırlı sayıda insanın ve kurumun iyi niyetli çabalarına karşın, “Uluslararası Çocuk Günü” denen olayın sadece lafta kalacağı anlaşılabilir bir gerçektir. Yine de, acımasız savaşların ve vahşice talanların gölgesinde kalmış bu gün vesilesiyle, insan soyunun gününe ve geleceğine yönelik günahları biraz da olsa anımsayabilmekte yarar vardır. Çünkü, ne olduklarını bilmeden kötülüklere karşı mücadele edebilmek olanaksızdır. En azından, daha fazla insanı tatlı düşlerinden uyandırmak gerekmektedir…

 

Önce, 14 Aralık 1954 günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 836(IX) numaralı kararıyla, tüm ülkelerin kurumlarına, çocuklar arasında kardeşlik ve anlaşma günü olarak bir “Uluslararası Çocuk Günü” kabuledilmesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu günün, dünya çocuklarının refahı için düşüncelerin ve eylemlerin üretildiği bir gün olması ayrıca istenmiştir... “Çocuk Hakları Bildirgesi”nin ilanedildiği 20 Kasım 1959 ve yine “Çocuk Hakları Üzerine Anlaşma”nın imzalandığı 20 Kasım 1989 günü münasebetiyle, her yılın 20 Kasım günü, “Uluslararası Çocuk Günü” olarak kabuledilmiştir... Ve 2000 yılında dünya liderleri, bin yılın gelişme hedefi olarak, en geç 2015’e dek, HIV/AIDS belasının yayılmasını engellemeyi, dünyanın tüm çocukları için ilk öğrenimi sağlamayı önlerine hedef olarak koymuşlardır… Bir Birleşmiş Milletler kurumu olan UNICEF’nin (United Nations Children’s Found) belirttiğine göre, ortaya konan sekiz hedefin altı tanesi doğrudan çocuklarla ilintilidir…

 

Yapıcı insancıl hedefler tesbit edilmesi, çocukların gelecekleriyle ilgili güzel sözler söylenmesi şüphesiz olumludur ama, yapılmakta olan bambaşka birşeydir… Özellikle fosil enerjilere dayalı endüstriler nedeniyle, -başta ABD olmak üzere- dünyanın en zengin ülkeleri, ve gelişmekte olan ülkeler, giderek artan bir hızla içinde yaşadığımız doğanın dengesini bozmaktadırlar. Ortalama ısısı hızla yükselmekte olan dünyamızı, -yaklaşık ortalama beş derecelik bir ısı artışıyla okyanusların dibindeki metan gazının serbest kalması sonucu toptan bir yokoluşa dahi varabilecek- korkunç felaketler beklemektedir. Gelmekte olan yıkımların faturası da, yine, öncelikle ve asıl olarak yoksullara ve en zayıflara kesilecektir... Türlerin ve tarıma elverişli ekilebilir arazilerin yokolduğu, su kaynaklarının kirlenip azaldığı, birkısmı sular altında kalacak ve diğer kısmı ise büyük ölçüde çölleşecek bir dünya da, çocukları nasıl bir geleceğin beklediği ortadadır…

 

ABD’nin Afganistan’da ve Irak’ta süren yıkım harcamalarının iki trililyon dolara ulaştığı bir dünyada, öncelikle çocukları AIDS belasından kurtarmak ve en azından dünyanın tüm çocuklarına ilk öğrenim hizmetini ulaştırabilmek için kim fon ayırır… Biryandan yoksulların daha çok yoksullaştığı, diğer yandan -çok küçük bir azınlık için- lüks tüketimin görülmemiş boyutlara ulaştığı bir dünyada, ortaya konan sözkonusu insancıl hedefler, çocuklar için söylenenler, sadece lafta kalmaya mahkumdur ve zaten öyle olmaktadır… Talan amaçlı emperyalist saldırıların, ve silahlanma yarışının görülmemiş boyutlara ulaştığı bir dünyada, çocukların durumları, aşağıda kısa kısa verilecek örneklerde gözükenden farklı olamaz…   

 

Uluslararası İşçi Örgütü (ILO) Program Memuru Ana Maria Hermosa’nın ifadesiyle, 2002 yılında, 180 milyonu dayanılmaz ağırlıktaki koşullarda olan 246 milyon çocuk işçi olarak kullanılmaktaydı. Bunların 8.4 milyonu, insan ticaretinin, ağır köleliğin, ve diğer yasadışı işlerin kurbanı idiler. Sözkonusu çocukların 73 milyonu, 10 yaşın altındaydı… Bu cansıkıcı istatistiklerin, sadece tesbit edilebilenleri yansıttığını, gerçeğin bundan çok daha ürkütücü olduğunu düşünmek yanlış olmaz.  

 

Clarie O’Kane imzasını taşıyan “Child Rights Situation Analsis” başlıklı ve Kasım 2006 tarihli göreceli uzun rapora göre, 2004 yılında, dünya da milyonlarca çocuk evsizdi. Sahra’nın güneyinde kalan Afrika ülkelerinde, Asya’da, Latin Amerika’da ve Karaib Adaları’nda, 2003 yılı itibariyle, 143 milyon öksüz-yetim çocuk evsiz yaşamaktaydı. Orta ve Doğu Avrupa’da ise 1,5 milyon çocuk evsizdi… Aslında, aynı olayla ilgili gerçek sayılar bu verilerden yüksek olmalıydı. Çünkü, küçük Doğu Afrika ülkesi Ruanda’da 1994 yılında yaşanmış olan ve üç ayda bir milyon insanın vahşice öldürülmesi ile sonuçlanan soykırım olayından geriye 400 bin öksüz-yetim kalmıştı ve 2002 yılında bunların 190 binini hala evsiz barksız ortalıkta dolaşmaktaydılar… (Ruanda katliamı hakkında daha geniş bilgi için bak: Yusuf Küpeli, Soykırımlar, sömürgecilik, ırkçılık ve Batı toplumları; Soykırım suçlamaları ve gerçek soykırımlardan kısa notlar; gaz odalarında öldürülenler, yahudiler, çingeneler, ABD, İsviçre; Belçika, Ruanda katliamı ve Katolik Kilisesi; Latin Amerika, Afrika, Kongo, Angola, kısa kısa diğer örnekler ve Batı’nın üst sınıflarının derin ikiyüzlülükleri...)  

 

Yukarıda adı anılmış olan kişiye ait aynı rapora göre, konutsuz çocukların varlığı hertürlü yasadışı işi, insan ticaretini ve seks köleliğini kolaylaştırmaktadır. Her yıl 1,2 milyon çocuk insan ticaretinin, 5,7 milyon çocuk köle işçilik dahil ağır işciliğin, 2 milyon çocuk ise seks ticaretinin kurbanı olmaktadır… Aslında, kötülüklerle ilgili gerçeğin bu sayılardan fazla olduğu hissedilmektedir. Çünkü, Turkish Daily News’in 04-08-1997 tarihli haberine göre, ILO, dünya da 250 milyon çocuğun çok ağır koşullarda çalıştırıldığını rapor etmiştir… Bu arada, 300 bin çocuğun, -çoğunluğu Afrika ülkelerinde- 30 kadar silahlı çatışmada asker olarak kullanıldıklarını, öldüklerini, öldürdüklerini, fiziken ve ruhen sakatlandıklarını unutmamak gerekir…

 

Çocuklar sadece savaşların değil, -örnekleri Türkiye’de de gözüktüğü gibi- tetikçi olarak cinayetlerin, cepçilikten kapkaça ve hırsızlığın hertürlüsüne dek değişik kriminal işlerin, çete eylemlerinin, ve sokak şiddetinin kurbanı olmaktadırlar… İsveç Çocuk Esirgeme Kurumu (Rädda Barnen) Uluslararası Programı görevlisi Monica Lindvall’ın ifadesiyle, Rio’da (Brezilya’nın en büyük kenti), sokaklarda, her gün 108 kişi ateşli silahlarla öldürülmektedir ve bunların çoğunluğu 15-24 yaş arasındaki erkeklerdir... Bu durumun kanlı bir savaştan farksız olduğunu söylemeye gerek yoktur herhalde.

 

UNAIDS’in 2003 yılı verileriyle, dünyada 34- 46 milyon AIDS hastası vardır. Her yıl 4,2- 5,8 milyon insana HIV virüsü bulaşmaktadır. Ve aynı hastalık nedeniyle yine her yıl 2,5- 3,5 milyon kişi ölmektedir... UNICEF’in 2005 yılı verilerine göre, yetim ve öksüz çocuklar arasında AIDS hastalığı hızla yükselmektedir. HIV virüsü bulaşmış yetim çocukların yüzde 90’dan fazlası Afrika’da yaşamaktadır. Yetim olmadıkları halde AIDS’e yakalanmış çocuklar, yoksul ailelerden gelmektedirler, ve bunlar HIV virüsünü annelerinden-babalarından almışlardır. Aynı rapora göre, 2003 yılı verileriyle, dünyada, 15 yaşın altında yaklaşık 2,5 milyon çocuk AIDS hastasıdır. Kurbanların çoğunluğu kız çocuklarıdır... Sözkonusu trajedinin asıl olarak yaygınlaşan çocuk fuhuşuyla bağlantılı olduğu gün gibi ortadadır...

 

Mart 2003’den beri günde yaklaşık 100 kişinin öldürüldüğü yıkıcı bir ABD işgali altında olan, ve 1991 başından beri ekonomik altyapısı sürekli bombardımanlarla yıkılan Irak’ta da çocukların durumları bir felakettir. Hind al-Safar’ın “Suffer the Children” başlığıyla 16-11-2007 tarihinde Bağdat’tan rapor ettiğine göre, güvenlik sorunları, tıbbi yardımların eksikliği, sağlık servislerinin yokluğu, ilaç yetersizliği, uzman sıkıntısı nedenleriyle çocuk ölümlerinde hızlı bir yükseliş vardır. Irak’a yönelik olarak sürmüş olan 12 yıllık (1991- 2003) ambargo boyunca -ilaç yetersizliği sonucu- alabildiğine yükselmiş olan 0-5 yaş arası çocuk ölümleri, artık günümüzde olan çocuk ölümlerinin çok gerisinde kalmıştır. Mayıs 2007 verileriyle, işgal altındaki Irak’ta çocuk ölümleri, başka bir ülkede görülmeyen düzeyde yükseliş göstererek, 1990 yılına göre yüzde 150 oranında artmıştır...

 

Sayıları arttıkça kuru istatistiki verilere dönüşen ve özellikle çocuklar ile kadınları kurban olarak seçen insani trajediler sayılmakla bitecek gibi değildir ve Türkiye insanı da bu kötülüklerin dışında kalamamaktadır... UNICEF’in 2006 yılı Türkiye raporuna göre, 2004 yılında ülkede toplam nüfusun yüzde 25,6’sı, yani yaklaşık 18 milyon kişi derin bir yoksulluk içindeydi ve çocukları için yardıma muhtaç durumdaydı. Yine aynı rapora göre, 2002 yılı verileriyle, 6 ile 14 yaş arasındaki çocukların yüzde 4,2’si ve 15 ile 17 yaş arasındaki çocukların ise yüzde 28’i çalışmaktaydı.

 

Yine UNICEF’in 2005 yılı verileriyle, Türkiye’de, çok çocuklu aileler ortalamaya göre daha yoksul durumdadırlar, ve aile içinde küçük çocuk sayısı nekadar fazlaysa, yoksulluk okadar artmaktadır. Ve 2003 yılı verileriyle, nüfusun yüzde 28,1’i gıda ve gıda dışı yoksulluğun pençesindedir... İnsani Kalkınma Raporu’na göre, açlık sınırının 1 dolar ve altında olduğu ülkeler, aslında tropikal kuşaktaki ve buna yakın kuşaklardaki ülkelerdir. Uzun ve soğuk kışların yaşandığı kuşakta olan ülkeler ve Türkiye için bu sınır, günde 2,15 ile 4,30 dolar arasındadır. Ve son 20 yıldır ülkede yoksulluk, gelir uçurumları yükselmektedir. Yine İnsani Kalkınma Raporu’na göre, 2000 yılında Türkiye’nin en zengin yüzde 20’sinin tüketimdeki payı yüzde 46,7 iken, en yoksul yüzde 20’nin payı ise yüzde 6,7’de kalmıştır. İçinde olduğumuz 2007 yılının verileri ise, çalışanların ulusal gelirdeki paylarında daha bir düşüş olduğunu göstermektedir. Bu gelişmelerin asıl büyük kurbanlarının ise çocuklar olacağı ortadadır. Ve -Türkiye’de 2015 yılında çalışan çocuk bırakılmayacak gibi bir hedef konmuş olsa da- çalışan çocuk sayısında artış gözlemlenmektedir.

 

Yeni Şafak gazetesinin 08-10-2002 tarihli sayısında yayınlanmış olan, “Türkiye’nin çocuk karnesi çok zayıf” başlıklı habere göre, Türkiye, insani gelişme endeksi açısından dünya da 84ncü sırada yeralmaktadır. Her bebek 1650 dolar borçla dünyaya gelmektedir (Türkiye’nin borçlarının 2002’ye göre ikiye katlanarak 400 milyar doları geçtiği 2007’de, her bebeğin nekadar borçla doğduğunu siz hesaplayın.). Yine aynı yılın verileriyle ülkede 1,1 milyon özürlü çocuk vardır. Bebek ölümleri yüzde 37, anne ölümleri yüzde 53, beş yaşın altında çocuk ölümleri yüzde 52’dir ve her üç çocuktan biri sağlıklı beslenememektedir. Toplam nüfusun yüzde 39,7’si sağlıklı içme suyundan yoksundur. Ülkede 0- 4 yaş arası 2 milyonu aşkın çocuk hertürlü sosyal güvenceden yoksundur. Çalışan çocuklardan 6- 18 yaş gurubunda olanların sayıları 6 milyonu aşmıştır. Egitimin durumu bir rezalettir. Televizyon çocukların öğretmeni gibi olmuştur. Bozuk dilli cıvık kalitesiz programların, şiddet egemen yayınların nasıl bir öğretmen olacakları ise ortadadır...  

 

Radikal gazetesinin 31-12-2006 tarihli sayısında “Türkiye’nin çocuk karnesi zayıflarla dolu” başlığıyla yayınlanmış olan -Çocuk Vakfı kaynaklı- habere göre, Türk ailesi krizin eşiğindedir. Her beş cocuktan biri çalışmaktadır. Ülkede 0- 18 yaş gurubundakilerin yüzde 25’i yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Kırsal kesimden kentlere göçün sorunları arttırdığı, 3 milyon 600 bin ailenin yoksulluk sınırında olduğu, aile içi şiddetin çocukları olumsuz yönde etkilediği aynı raporda yeralmaktadır. Her dört çocuktan biri yoksuldur... Ülkede, 2001- 2005 yıllarında, çocuk suçlarında ve kapkaç suçu işleyen çocukların sayılarında artış olmuştur. Çocuk ölümlerinde, beş yaş altı çocuk ölümlerinde bölgeler arası dengesizlik vardır. Yine ülkede 1 milyon 400 bin korumaya muhtaç kimsesiz çocuk vardır ama, bunlara yönelik sosyal bir sistem yoktur.

 

Ekim 2006 itibariyle, okul öncesi eğitim sonderece zayıftır. Okullaşma orası 6- 13 yaş gurubu için erkeklerde yüzde 92,3, kızlarda ise yüzde 87,2 civarındadır. Bu oranlar bölgelere göre orantısızdır, önemli farklar göstermektedir... Eğitim süresi uzadıkça, özellikle kızların okullaşma oranları düşmektedir. Dünya ortalamasına göre Türkiye’nin 145 bin sınıf açığı vardır. Öğrencilerin yüzde 60’ı, öğrenci sayısı 31 ve daha fazla olan sınıflarda öğrenim görmektedir. İstanbul’un sınıf ortalaması 63 öğrencidir. Dünya ortalaması ise sadece 26 öğrenci olmaktadır. Okullarda şiddet yükselmektedir. Türkiye, üstün yetenekli çocuklarını eğitememektedir... Çoğu ek iş yapmak zorunda kalan ekonomik durumları felaket olan öğretmenlerin ders verdikleri ve kitabın sevilmediği, sevdirilmediği, kitap korkusunun yaratıldığı bir ülkede eğitimin daha iyi olması beklenemez...

 

Çocuk Vakfı kaynaklı olarak Yeni Asya gazetesinde yeralan 03-10-2007 tarihli ve “Türkiye’de çocukların en büyük sorunu yoksulluk” başlıklı haberdeki veriler de, üsteki iki paragrafta varolan verilerden farklı değildir. Bu habere göre de, Türkiye’de her dört çocuktan biri yoksuldur. Yosul çocukların çoğunluğu büyük kentlerde ve köylerde yaşamaktadırlar. Yoksulluk sınırındaki ailelerin sosyal güvenceleri yoktur. Her beş çocuktan biri çalışmaktadır. Çalışan çocukların yüzde 76,9’u tarım sektöründedir. Sokakta çalışan çocukların sayıları artmıştır... Diğer yandan, daha farklı verilere göre, çocuk fuhuşu da hızlı bir yükseliş içerisindedir... Çocuklarla bağlantılı kötülüklerin listesi dramatik biçimde uzayıp gitmektedir. Bu metin kaleme alınırken yayınlanmış olan 20-11-2007 tarihli Radikal gazetesinde çıkan “Bir yalan döngüsü içinde tıkanıyoruz” başlıklı ve Süheyla Pınar imzalı metinde, ailenin, eğitim sisteminin ve TV yayınlarının elinde çocukların yalanla beslendikleri örnekleriyle anlatılmaktadır.

 

“Atın önüne et, itin önüne ot konulan” böyle bir çarpıklıklar sistemi, ancak yalanla beslenerek yaşayabileceği için, yalnız çocuklar değil, sağcısından “solcu”suna dek tüm toplum aslında yalanla beslenmektedir. Fakat yalanın ölüme faydası yoktur; ölüm, yalanın zehiriyle hızını arttırarak gelmektedir.

 

Yusuf Küpeli

20 Kasım 2007

 

 

kaynaklar:

- Children's Rights, International Children's Day 2005, http://www.amnestyusa.org/Children/International_Childrens_Day/page.do?id=1101773&n1=3&n2=78

- Universal Children's Day (20 November 2007), http://www.hrea.org/feature-events/child-rights-day.php

 

- Overview, http://www.unicef.org/crcartoons/

 

- Child Prostitution, The Commercial Sexual Exploitation of Children, http://www.gvnet.com/childprostitution/Turkey.htm

 

- Children First: Eliminating Child Labour, UNICEF Turkey 2006 http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/cp41.html

 

- 250 million children employed under tough conditions, Turkey: 24 percent of childeren between 10-14 years are working, http://users.westnet.gr/~cgian/kidswork.htm

 

- Şafak Timur, Childhood not child's play, Tuesday, November 20, 2007, http://www.turkishdailynews.com.tr/article.php?enewsid=89077

 

- Om barns situation i världen, http://www.quicknet.se/home/q-112004/barn1.htm  

- Over 2 millions children exploited in sex industry around the world, conference, http://www.arabicnews.com/ansub/Daily/Day/041216/2004121621.html

- Barnsoldater, http://www.rb.se/sv/FaktaOmBarn/KrigKatastrof/Barnsoldater.htm 

 

- The Situation, http://www.ovcsupport.net/sw4149.asp

 

- Children: The missing face of AIDS: A call to action (Eng), http://www.assist.st-concordia.de/csc_e.pdf., http://216.239.59.104/search?q=cache:anvFiNAvJrkJ:www.assist.st-concordia.de/csc_e.pdf+situation+of+the+children+in+the+world&hl=sv&ct=clnk&cd=58

Plan for Improving the Situation of Rwandese Children in Difficult Circumstances Nov. 2005; Feb. 2007

 

- REPORT ON BASELINE SURVEY OF CHILD LABOR SITUATION, IN THE STCP PILOT PROJECT AREA, NIGERIA., By Department of Agricultural Economics & Extension, Federal University of Technology, June, 2005, Situation of war-affected children remains `grave and unacceptable'', Special Representative tells Third Committee -- Part 2 of 2., http://goliath.ecnext.com/coms2/gi_0199-3378135/Situation-of-war-affected-children.html

- Children's Housing Rights, New report reveals the abysmal state of housing rights for children, East Timor, http://www.cohre.org/view_page.php?page_id=241

- Child Rights Situation Analysis

Rights-Based Situational Analysis of Children without

Parental Care and at risk of losing their Parental Care

Global Literature Scan

November 2006, http://216.239.59.104/search?q=cache:NvxEhAvbKNMJ:www.sos-childrensvillages.org/images/bvimages/20070226_0832_CRSA_summary_Nov06_.pdf%3Flang%3Den%26site%3DZZ%26hNav%3Dshow+situation+of+the+children+in+the+world&hl=sv&ct=clnk&cd=84

 

- Summary Record of the 702nd meeting: Turkey. 11/02/2002.

CRC/C/SR.702. (Summary Record)
Convention Abbreviation: CRC

COMMITTEE ON THE RIGHTS OF THE CHILD
Twenty-seventh session
SUMMARY RECORD OF THE 702nd MEETING
Held at the Palais Wilson, Geneva,
on Wednesday, 23 May 2001, at 3 p.m.,

 

- Dr. Per Pinstrup-Andersen 2
Director General
International Food Policy Research Institute
Washington, DC,

The Future World Food Situation
and the Role of Plant Diseases

 

- Cyclone Sidr, UNICEF to supply water, medicine and food to millions affected by, http://www.unicef.org/media/media_41817.html

- UNICEF to celebrate 18th anniversary of the Convention on the Rights of the Child, http://www.unicef.org/media/media_41809.html  

 

- Barn och organiserat vċld pċ gatan, http://www.rb.se/sv/Aktuellt/Nyheter/barn_och_organiserat_vald_pa_gatan.htm

- Neither War nor Peace, http://shop.rb.se/Product/Product.aspx?ItemId=4935755

- Universal Children's Day, 20 November, http://www.un.org/depts/dhl/children_day/

- CHILDREN'S DAY, November 20, http://www.betterworldcalendar.com/childrensday.htm

- Evet Deyin, Sonbahar 2005: Yoksulluk Çocukların Sorunu, http://www.unicef.org/turkey/sy16/_gm15.html

- ürkiye`nin çocuk karnesi çok zayıf, http://www.tumgazeteler.com/?a=140256

 

- Türkiye’deki çocukların en büyük sorunu yoksulluk, http://www.tumgazeteler.com/?a=2271259  

 

- Türkiye`nin çocuk karnesi zayıflarla dolu, http://www.tumgazeteler.com/?a=1874238  

- Türkiye'nin çocuk karnesi zayıflarla dolu, 31/12/2006, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=208807

- YOKSULLUK VE SOKAK ÇOCUKLARI*, http://216.239.59.104/search?q=cache:eaxpGq65c68J:www.umutcocuklari.org.tr/arsiv/bildiri/gh_001.doc+yoksul+ve+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fan+%C3%A7ocuklar%2BT%C3%BCrkiye&hl=sv&ct=clnk&cd=4

- FATMA SİBEL YÜKSEK, Yoksulluk, çocuğu sokağa düşürüyor, 19/12/2001, http://www.radikal.com.tr/veriler/2001/12/19/haber_24134.php

- Hakları Çalınmış Çocuklar Raporu/2000, http://www.cocukvakfi.org.tr/calinmis_hak_2000.htm

- Önce Çocuklar: Sokakta Yaşayan ve/veya Çalışan Çocuklar, http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/_cp43.html

- SÜHEYLA PINAR, Bir yalan döngüsünün içinde tıkanıyoruz!, 20/11/2007 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=239309&tarih=20/11/2007    

 

http://www.sinbad.nu/