Yanlışlıklar komedisi

Taha Kıvanç, 06.03.2003

Amerikan adalet bakanı John Ashcroft'un, yanında FBI direktörü Robert Mueller ve iç güvenlik bakanı Tom Ridge olduğu halde, Senato Adalet Komisyonu önüne çıkıp, "El-Kaide'ye en büyük darbeyi indirdik" dediğini duyduğumda, Üsame bin Laden'in nihayet yakalandığını sandım. Meğer yakalanan Sheikh Khalid Muhammed imiş...

Yakalama, geçen cumartesi (1 Mart), Pakistan'ın Revalpindi kentinde bir baskınla gerçekleşti. Baskına uğratılan ev, kentin emekli subaylarla emekli istihbaratçıların yaşadığı mutena bir semtinde gerçekleşti. Evde biri Pakistanlı üç kişi bulunuyordu. Altında pijama, üstünde atletle yakalanan kişinin Sheikh Khalid Muhammad olduğu anlaşıldı. İlk gelen haberlere göre, Pakistan istihbaratı (ISI), Khalid'i CIA'ye teslim etti; CIA de, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adası üssüne götürdü...

Yakalama olayının gerçekleştiği günden buyana, Khalid'in kimliği ve götürüldüğü yer hakkında çok çelişkili haberler yayımlanıyor. CIA ve ISI'nın ilk verdiği haberlere göre, Sheikh Khalid, bugüne kadar yakalanmış 'en üst düzey' el-Kaide militanı. 11 Eylül uğursuz eylemlerinin planlayıcısı. Ekip şefi Muhammed Atta'nın yönlendiricisi. Bir rivayete göre de, gazeteci Daniel Pearl'ün boğazını kesen de o... İnanırsanız, el-Kaide'nin 1993'teki New York saldırısını planlayan kişi de Khalid imiş...

Adından eminler mi, bilmiyorum, ancak kimliği konusunda değişik söylentiler gazetelere geçti. Kimine göre Kuveytli Khalid, kimi gazetede Yemenli deniliyor. Katarlı diyen de var... En doğrusu, üzerinde taşıdığı 20 kadar pasaportun sahibi ülkelerden herhangi birinin vatandaşı olabileceğini söylemek...

İlk gelen haberler, Khalid'in Amerikalılar tarafından Diego Garcia üssüne götürüldüğü yolundaydı; ancak haberin üzerinden iki gün geçince, Pakistan istihbaratı, "Hayır, hiçbir yere gitmedi, Amerikalılar'da da değil, bizim elimizde ve Pakistan'da" açıklamasını yaptı... Batı basınında, "Kuveyt'e götürüldü", hatta "ABD'ye geldi" türü haberler de çıkmakta...

En ilginç ayrıntıya kendinizi hazırlayın: Sheikh Khalid, aslında, 2002 yılının eylül ayında, yine Pakistan'da, yine bir eve yapılan baskın sırasında öldürülmüştü. Ölüm haberi gazetelere yansıdıktan birkaç gün sonra, aynı gazeteler, "Polis, Khalid'in iki çocuğunu gözaltına aldı" diye haber yaptılar... "El-Kaide'nin 3 numarası" olup olmadığını bilemem, ama Khalid'in "Ölümden dönen terörist" olduğu kesin...

Kendisinden "El-Kaide'nin 3 numarası" olarak söz edilen, ABD'li iki bakan ile FBI direktörü tarafından, yakalanması "El-Kaide'ye indirilen en büyük darbe" olarak ilân edilmiş bir 'İslâmi' terörist'ten ne beklersiniz? Asgari şartlara uyan bir Müslüman olmasını değil mi? Oysa, bir ara Fiipinler'de konakladığı bilinen Khalid, çok farklı bir 'İslâmî terörist' profili çiziyor. Hem de olağanüstü farklı...

Okuyalım: "Filipin istihbaratı, 11 Eylül eylemlerinin beyni olduğu ileri sürülen kişinin, 1990'lar ortasında ülkelerinde yaşadığını, beş yıldızlı otellerde kaldığını bildiriyor. Bir keresinde, sırf bir kadını etkilemek için, çalıştığı büronun üstünden helikopter uçurmuş..." Filipin polis şefi Rodolfo Mendoza, başkent Manila'da kaldığı süre içerisinde, Khalid'in, scuba kursları aldığını, kendisini Katarlı bir zengin gibi tanıttığını söylüyor. İyi eğitilmiş, klas, mükemmel İngilizce konuşan biri...

Mendoza'ya kulak verelim: "Manila'nın beş yıldızlı otellerindeki kafelerde vakit geçirirdi. Bir keresinde, kur yaptığı bir dişçi kadına söz verdiği için, kliniğinin üzerine helikolpterle gelmiş, cep telefonuyla konuşurken aşağıya el sallamıştı." Filipin istihbaratı, Khalid ve yanındakilerin gece kulüpleri ve otel barlarında felekten geceler çaldıklarını da kayda geçirmişler...

11 Eylül eylemcilerinin bir bölümünün de, eylem gününden kısa süre önce, benzer bir zevkü sefa gecesi geçirdikleri ileri sürülmüştü, belki hatırlarsınız...

Bir Amerikan gazetesi, Pakistan kaynaklarına dayanarak, Sheikh Khalid'in bugüne kadar defalarca yakalanmaktan kurtuılduğunu yazıyor. Bazen ölü olarak da kaçtığını biliyoruz zaten. Bir polis, "Bizim varmamızdan birkaç dakika önce sanki buharlaşırdı" demiş...

İlginç! 1993 New York eylemi... 11 Eylül... Daniel Pearl cinayeti... Neredeyse bütün önemli eylemlerin planlama ve uygulaması bir adama mal ediliyor... Adam binbir kimlikli... Bulunduğu yerlere baskın yapılıyor, buharlaşıyor... Ölü ele geçirildiği duyurulduktan altı ay sonra diri yakalanıyor... Ben buna benzer olayları hatırlar gibiyim, ama nereden?

Neyse. Yazdıklarına hep değer verdiğim İngiliz gazeteci Robert Fisk, Independent gazetesinde, olaya farklı bir açıdan yaklaştı. Fisk'e göre, Sheikh Khalid, tıpkı Daniel Pearl'ün ölümünden sorumlu tutularak idama mahkum edilen Sheikh Omar gibi, Pakistan istihbaratının adamı... Nasıl, şaşırdınız mı?

İngiliz gazeteci, halkına ters düşmemek için Irak'a savaş konusunda açıklama yapmak zoruında kalmış Gen. Pervez Musharraf'in Amerikalılara hediyesi olarak görüyor "el-Kaide'nin 3 numarası yakalandı" haberini... Bir Hintli uzman, Amerikalıların Diego Garcia'ya götürdükten sonra mandepsiye bastıklarını anladığını, Khalid'i geri getirdiklerini yazıyor...

Shakespeare'in 'yanlışlıklar komedisi' gibi bir şey yahu...

(Yeni Şafak gazetesinden)

http://www.sinbad.nu/