SİNBAD, YENİ KÖŞK MODASINI TÜM OKUYUCULARINA TANITIR. KÖŞKÜN BEKLENEN SAHİBİNİN YARATACAĞI SANSASYONEL MODANIN ÇOK GİZLİ FOTOĞRAFLARI SİNBAD'IN ELİNE GEÇMİŞTİR. DÜNYA BASININDA İLK KEZ YERALAN BU ÇOK GİZLİ FOTOĞRAFLARIN İLGİYLE KARŞILANACAĞINI UMARIZ. (fotoğraflarla birlikte haberi yayına hazırlayan: Y. Küpeli, 2006.10.21)

Bağlantılı metin: Yusuf  Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı

 

sinbad: minareyi seven imama katlanır

Yeni köşk modasını tanıtmak amacıyla yapılan “SIKMABAŞ KÖŞK” adlı sansasyonel defileden...

Yeni köşk modasının tüm Türkiye’ye egemen olacağı umulmaktadır!

Sinbad

“Şıklığımı harmoniye borçluyum”, diyen sayın başkanın köşk modası tüm İslam dünyasında yeni bir çığır açtı. Ülke halkı için vazgeçilemez örnek olan bu kılık, Ankara’yı dünyanın yeni moda merkezi yaptı. -Sinbad

Sayın başkanın

en sevdiği oyun havası:

 

Nasıra, mayasıla, basura,

Tuttuğumu

satarım

nane-okkaluptus parasına,

Jiletlerim Amerikan malı

doyum olmaz tıraşıma,

Pazar Pazartesi Salı

Köşke sereceğim bir halı,

Uçmasa da halım,

Uçurur götürürüm

‘dini imanı olmaz' mangırları

Nasıra, mayasıla, basura,

Tuttuğumu satarım

bir teneşir parasına

Hop hop hop

                        Sinbad

Şiir-mani aşığı başkanın en sevdiği mani:

Kubbe iki hece, takke iki hece

Ben severim ikizleri takkesiz görünce

Minareden süngüm elimde

Beklerim kubbeleri gündüz gece

                                           Sinbad

 

ulusa sesleniş programından:

“El minaresiyle süngü savaşı olmaz!

Minaresine sahip olamayan,

Anasını alır gider.”

                                  Sinbad

Aşağıdaki yazı 2004 yılında kaleme alındı ama, 23.10.2006 günü gözden geçirilip bazı yeni eklemeler yapıldı. Eklerle birlikte metnin tekrar okunmasında yarar olabilir ve aslında kesinlikle yarar vardır.- Y. Küpeli

Bağlantılı metin: Yusuf  Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı  (metnin tamamına ulaşmak için tıkla)

Kadınları kefen gibi örten kara çarşafın, kafayı ve boynu sımsıkı sarıp sadece yüzün bir bölümünü açıkta bırakan sıkmabaş modasının İslamiyet ile doğrudan bağı olmadığı gibi, hele hele özgürlüklerle uzaktan yakından bağı yoktur. Tam tersine -kadının birinin malı olduğunu simgeleyen- bu tip giysiler, kadınlardan başlayarak tüm toplumu köleleştirmenin ilk büyük adımıdır. Günümüz Türkiye'sinde, kara çarşafın ve türbanın "özgürlüklerin" sembolü olduğunu iddia etmeye kalkanlar, öncelikle nüfusun yarısını köleleştirerek ülkeyi binlerce yıl geriye götürüp tamamen teslim almak isteyen emperyalist güçlerin ajanlarıdırlar, hiçbir değer yargısı olmayan din tüccarı satılık kişiliklerdir, karakter bozukluğu olan tipik psikopatlardır. Bu katagorilerin dışında safca sözkonusu oyuna gelenler varsa eğer, onlarda kör cahillerdir... Türban, kara çarşaf ve benzeri kadın giysileri ile ilgili kurallar, İsa'dan önce yaklaşık 1500'lü yıllarda tarih sahnesinde gözüken ve yine İ. Ö. 1000- 800'lü yıllarda büyük militarist bir güç olan acımasız Asuri İmparatorluğu'nun yasalarında vardı. Bu dehşet verici yasalar, İ. Ö. 1925 yılında tahta oturmuş ünlü Babil kıralı Hammurapi'nin el- kol kesmeyi içeren yasalarından dahi geriydiler. Evli kadınlar için türbanı, benzeri örtünme yöntemlerini veya hatta çarşafı zorunlu kılan Asur yasaları, bölgede kadın- erkek ve diğer toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde bir geriye dönüşü simgelemekteydiler... (...) Yaklaşık 2500 yıl sonra Nineve'nin külleri arasından dönemin en büyük devlet kitaplığına ait 20 bin tablet bulunmuştur... Sözkonusu tabletler birçok bilinmeyen tarihi gerçekle birlikte Asurlular'ın çevresindeki toplumların tarihlerinin anlaşılmasına da yardımcı olmuşlardır. Bunlar, bazı ataerkil (pederşahi) baskıcı kültürlerin, kadınları toplumda en arkaya iten ve bir erkeğin kölesi olduğunu göstermek için onları türban ve benzeri cenderelerin içine sokan modaların Arap ve İslam toplumlarına nereden geldiğini de açık etmektedirler... (...) Evet, İslamiyet'in doğuşundan yaklaşık 1600- 1900 yıl ve günümüzden üç- dört bin yıl önceki katı baskıcı toplumsal kurallar, kadınları ve dolayısıyla tüm toplumu cendereye sokan yaşam tarzları günümüzde yeniden diriltilmeye çalışılmaktadır. Dünya egemenliği peşindeki Washington ve Washington bağlantılı işbirlikçi yerel politik iktidarlar tarafından -toplumların daha kolay köleleştirilip soyulabilmeleri amaçlarıyla- dört bin yıl öncesinin baskıcı militarist Asuri toplumu örnek alınmaktadır... (metnin tamamına ulaşmak için tıkla) 

 

http://www.sinbad.nu/